Kûy a Spî

25 Kasım 2016

TI QAY WÎYENÎ ? (Sen niye gülüyorsun)

 

Mehdi ÖZSOY'un  DÎWAN'ından

(Kırdki Şiiri) alıntı olarak aktarıyorum.

 

                                             (Mehdi Özsoy)

 

 

 

                                   MEHDÎ ÖZSOY

 

 Mehmed Mehdi Özsoy kimdir? 

Şiirini yayınlamadan önce kısa bir portresini sizinle paylaşayım. 

1944 yılında Palu'da dünya'ya gelir. Babası M.Zeki Efendi,Annesi Fatma hanımdır. 

Mehmet Zeki Efendi (1910-1978),  Şeyh Hasan Naqi Septi'nin 3.oğlu Feyzullah Efendi'nin (1890-1915) tek çocuğudur. Feyzullah Efendi'nin eşi 1925'te idam edilen Şeyh Said Efendi'nin kızı Faqide hanımdır. 

Feyzullah Efendi erken vefat edince eşi Çan Şeyhlerinden Şeyh Celaleddin Efendi'le evlenir. 

Şeyh Celaleddin 1925'te istiklal mahkemesinde idam edilen 47 kişilik listenin içindedir. 

Mehdi Özsoy'un annesi Fatma hanımda aslen Kealxsi'li olup,  Fatma hanımın annesi ve nenesi Emina- Asiya hanım Şeyh Şerif Kelaxsinin kız kardeşidir. 

Mehdi Özsoy, ismini etkisinde kaldığı Şeyh Said'in küçük kardeşi Şeyh Mehdi efendiye atfen verilmiştir. 

Şeyh Mehdi Efendi filozofi,siyasi ve aydın kişiliğiyle tanınan bir Kürd şahsiyetidir. 

Liceli Fehmi Bilal onun için "Zeka şaşkını" tanımını yapmaktadır. 

Mehdi Özsoy, daha çocukluğundan beri şiir,edebiyat ve sanata ilgisinin olduğunu bölgede herkes bilirdi. 

Bu çalışmalarını hepsini kaleme alarak, tüm notları eşine bırakmıştır. 

Mehdi Özsoy vefatından sonrada sağ olsun çocukları tüm bu bilgi ve belgeleri toparlayarak dil bilimci Roşan Lezgin'e teslim etmiştir. 

Sağ olsun Roşan Lezgin bu kıymetli çalışmaları DÎWAN şeklinde gerekli düzenlemeleri yaparak kitaplaştırmıştır.

Mehdi Özsoy, edebi ve şiirleri yanında çok iyi bir ressam olduğunuda hatırlatmak istiyorum. 

Çünkü ressam yönünü kimse fazla bilmez. 

Çok iyi hatırlıyorum ? 1969,70'li yıllarda ben daha ilkokula giderken merhum babasıyla bize misafirdi. 

Okulda bize resim ödevi verilmişti. 

Mehdi Özsoy o gün bana bir resim çizmişti hala o çizim gözlerimin önünde bir film şeridi gibi duruyor. 

Mehdi Özsoy'un kitabındaki şiirleri okuduğunuzda ağırlıklı olarak ulusal bilinci ,yurtseverligi, direnişi,işlemektedir. 

Bunun yanında bölgede halkı sömüren Ağa,Bey,Şeyh kısaca zulüm ve baskı yapan sınıflara karşı bir isyanı vardır.

 Eserlerindeki ana tema'da Ehmed-Xane'den tutun,Cigerxun,Liceli Fehmi Bilal'in ruh ve felsefesini sentezini görürsünüz.

Mehdi Özsoy'la ailece bir hukukumuz vardı. 

Babası M.Zeki efendi merhum babamın kirvesiydi. 

Çolige geldiğinde babamın vazğecilmez misafiriydi. 

Mehmet Zeki Efendi çok kültürlü ve yurtsever bir insandı. Vefatından 1 veya 2 yıl evveldi hastaydı ve evimizde kalıyordu. Bana dediki ! beraber yavaş yavaş yürüyerek Beritanlı Abdullah Kantoz'un oğlu  Dr.Rodi (Hacı) Demirkapı'nın muayenehanesine gidelim,dedi. 

Çok iyi hatırlıyorum muayenehanesi şuandaki genç caddesi üzerinde bulunan belediye işhanının karşısındaydı.  Muayenehane'ye girdiğimizde Dr.Rodi Kürdçe Mehmet Zeki Efendiyi görünce elini öperek,  

Vay Mame..mee,
Ape mee... dostu bawe me 

O davudi sesiyle sevinci ve ilgisi hala kulaklarımda çınlıyor.

Mehdi Özsoy,  ulusal meseleden uzak, sırf kişisel yaşamı peşinde koşan Şeyh Bey,Aga ve mellaların da korkulu rüyasıydı. 

Onun şiirdeki sözleri toplum içindekı yaşamlarını teşir ediyordu. Şeyh Mehdi'nin şiirinden ve sözlerinden yakın akraba çevresi ve ailesinden rahatsız olanlarda vardı. 

Ama o doğrularından taviz vermeyen bir yürekti.

Ruhu şad olsun onurlu bir o kadarda gururlu güzel insan.

 


TI QAY WÎYENÎ? adlı Kırdki/zazaki bu

 şiirini diwanından alıntı yaparak paylaşıyorum.

 selamlar

 

                                                                Orhan Zuexpayıc 

 

 

 

 ***************************************

 


TI QAY WÎYENÎ?




Heywax kirdow, wax birawo, hêwax!
Ti kutkûn vergû r’ bî balate w lax
Bîn lingûn girdûn pilaz û pilax
Heq tu bermayîş, ti qay wîyênî?
Ti citêr dewûn, guryêr bacarû
Hedêf derdûn û bestê zincîrû
Pê bêbextî û gulûn, xincîrû
Hê xortûn kişên ti hê wîyênî!
Lîng tu terknayê, dêst tu deqnayê
Darb tu rîm û guwîn hê feteqnayê
Zaf pîr û xort tu hê xeneqnayê
Hêwaxo kirdow, ti qay wîyênî?
Ayin g’ heq waştû bî hedêf zulmû
Dêrd pyûr nîn vatiş pê qalûn kilmû
Pê vatê şêxûn, malûn, nîm-îlmû
Guryêr, citêr kîrd, heq xwu nîyênî!
Hêwaxo kirdow, oy hawar, hawar!
KîrdMistûn78 û Botî79 w Zîktê80 w Kavar81
Ma bî purt û muy, dêrd îz bî şûnvar
Heq tu bermayîş, ti qay wîyênî?

 

78Mistûn:Mistan, nameyê yew eşîra kirdan o.Warê înanminitiqaya Kirdaneyî de,mîyanê Licê
û Dara Hênî de yo.
79Botî: Botî yan zî Botîyan, nameyê yew eşîra kirdan o.Warê înanminitiqaya Kirdaneyî de,mîyanê
Licê û Dara Hênî de yo.Merkezê înan dewa Bawan a. (Dewleta tirkan kerda “Yeniyazı”)
80Zîktê: Zîktê, nameyê yew eşîra kirdan o.Warê înan minitiqaya Kirdaneyî de, mîyanê Licê û
Dara Hênî de yo. Zemanêk koçerî kerda la dima bîyê akincî.
81Kavar: Kavar, nameyê yew eşîra kirdan o.Warê înanminitiqaya Kirdaneyî de,mîyanê Licê û
Dara Hênî de yo.



Ey kîrd Govderî82 w Varardî83 û Azî84
Ti Hûmay kên, bes, hûn ra warzî
Sê însûnî b’eşk heq xwu biwazî
Bê heq û bê bar ti hê wîyenî!
Gêl zazûn Ekrag85, Sêraçûr86,Wunî87
Qaçaxçîyê nyîb şima çi wenî?
Nûn mîrd mewîrên, şima cew wenî!
Pê în vatê mi zaf hêr wîyênî!
Gêl zazûn Xeylûn88, Xêydmemî89 û Parsî90
Hel îz şima r’ vac hal şima persî
Gûn hal wilat se b’, şima g’ bitersî?
Biraw Zuvêric91 ti qay wîyênî?

 

82Govdere: Beynateyê Çewlîg û Palî de nameyê yewmintiqa û yew eşîra kirdan o. Çend dewê
Govdereyî nê yê:Miyalûn, Pakûnî, Suwarûn, Zuexpa, Pul,Tunz,Dual, Zuvêr, XeylûnêCêrî, Xeylûnê
Corî, Xeydmem, Ardurek, Kirûn ûMirye.
83Varard: Verard,Çewlîg de nameyê yewmintiqa yo.Çend dewêmintiqaya Verardî nê yê:Musîyûn,
Çolîyek, Şînek
84Az: Az, hemnameyê yewdewe yo hemzî nameyê yeweşîra kirdan o.Warê na eşîre der û dorê
Çewlîgî yo. Rîwayet beno ke eşîra Botîyan,Mistan,Murtezan û Azî yew babî ra yê. Babîyê na eşîre
zemanêk merkezê nê her çar eşîran Bawan ra aqityayo şîyo weverê RoyêMuradî.
85Ekrag: (dewleta tirkan kerda Burgudere)Mintiqaya Govdereyî de yew dewa Palî ya.
86Sêraçûr: (dewleta tirkan kerda Güllüce) Yew dewa Palî ya.
87Wun: (Beyhan) nameyê yew nehîyeya Palî ya.Mîyanê Palî û Dara Hênî de manena.
88Xeylûn: (dewleta tirkan kerda Küçükçaltı)Mintiqaya Govdereyî de yew dewa Palî ya.
89Xêydmem: (dewleta tirkan kerda Gemtepe)Mintiqaya Govdereyî de yew dewa Palî ya.
90Pars: Parsîyan (dewleta tirkan kerdaKırkbulak), nameyê yew dewa Palî ya.
91Zuvêr: Nameyê yew dewa Palî ya (dewleta tirkan kerdaAkbulut).

 

 

 

13 Kasım 2016

BU FOTOĞRAFTAKÎ KÖY VE COĞRAFYA'YI DR SAÎD ÇÜRÜKKAYA NIN ANISINA KÖYÜ OLDUĞU ÎÇÎN ANLATMAK ÎSTÎYORUM ?




 

 DR . SAÎD ÇÜRÜKKAYA'NIN ANISINA

 

 




            ÇOLÎG (BÎNGÖL) , ÇILKANÎ ( YENÎKÖY) KÖYÜNDEN MANZARA ?

 


Dr Said Çürükkaya'nın köyüdür.  

 

Kürdçe ismi Çılkani, Türkçeleştirilmiş ismiyle Yeniköy'dür. 

Çılkani Kürdçe (Kırk-kaynak) anlamına gelmektedir.

Ayrıca fotoğraftaki ovanın ismide halk arasında Deşte- Çılkani olarak bilinir.  

Çılkani köyü'nün oluşum (inşaa) hikayesine kısaca değinmek istiyorum. 

1960 lı yılların başında Guewdere mıntıkasında bulunan üç köydeki toprak kayması riskinden dolayı devlet tarafından ,tahsis edilen arazi sonucu oluşturulan yeni bir yerleşim beldesidir.

Guewdere mıntıkasındaki bu köyler halk arasındaki Kırdki isimleri (Dual,Tunst ve Pul) köyleridir. 

Çılkani köyü, Türkçeleştirilmis ismiyle Yeniköy olarak bilinip,bu üç köyün insanlarından oluşur.

Bu köyler dışında yine Guewdere mıntıkasından bu üç köye komşu ve akrabalık ilişkisi olan büyük ve küçük Züver köylerinden ailelerde sonradan yerleşmişler.

Ayrıca, Annesi Şeyh Said efendinin kızı ,baba tarafından Şeyh Said efendinin amcası Şeyh Hasan Efendi'nin torunu olan M.Zeki Efendi'nin çocuklarıda bu köyde ikamet etmekteydiler. (Bugünkü BDP Çolig mebusu Hişyar Özsoy'un) baba ve amcası,

Köyün temeli 1960'li yılların başında atılmış olup,1960 li yılların sonunda bitirilerek yerleşime açılmıştır.

 

******************

 

Yeniköyü oluşturan (Dual,Pul veTanzut)  eski yerleşim birimide günümüzde Çolig/yamaç mıntıkasında bulunmaktadır. Bu köylerde de ikamet eden azda olsa aileler halen vardır. 

Bu köylere komşu olan, ve benimde mensup olduğum ve halk arasındaki Kırdki ismi Zoxpa (Zuexpa) olan köyünün arazisi bu üç köyden daha vahşi olmasına rağmen idari olarak Palu'ya bağlı olduğu için KOVANCILAR ilçesinde kendilerine arazi tahsis edilmişti. 

O dönemin muhtar olup, 90 yaşın üstünde ve halen hayata olan H.Hamit Gülaç köylüleri o güzelim ova'ya nakli için ikna edemedi.

Kısaca köy halkı sonradan kendi imkan ve çabalarıyla Palu ovasını değil,  Çolig ve çevresini tercih ederek , köy oluşturdukları gibi, bazı köylerde de hatırı sayılır nüfusu vardır. 

Yeniköyün fotoğrafında görülen ve kıvrılarak aktığı vadi ve dağlardan akan su ise  Çeme Murad'ır. Murad Nehri nin karşı yakasındaki o kadim coğrafyasındaki belli başlı köyler Valer,Modan ve Dik köyleridir. 

Bu coğrafya Biçar-tenkil hareketinde toplu katliamların yapıldığı Zıkte bölgesine ait olan bir cografyadir.

Kürd tarihinde 1926-1927 yılları bölgede sürgünlerin yaşandığı,toplu katliam ve köylerin yakıldığı halk arasındaki Kırdki olarak ifade edilen (Sêra vêşayi) köylerin yıkıldığı,yakıldığı yıl olarak anılır. 

Hemşerimiz Sosyolog Yusuf Ziya Döğer'in Peçar Tenkil hareketi olarak bu olayları kitaplaştırdı.  Valer,Şemsan,Gırnos köyleri ve komşu Guew köyü bu kadim cografyada toplu katliamlarla başlıca anılan köylerdir. 

Bu coğrafyadan Valerli Hacı Sadık Bey,Modanlı Feqi Hesen,Gırnoslu Selim Ağa (Kolos Ağa),Vazenanlı Emer Ağa başta olmak üzere birçok direnişçi ve şehadete ulaşmış değerli insanlar çıkmıştır. 

 

Yeniköy fotografındaki ova'nın karşısındaki yüksek dağ silsilesi nin eteklerinde ve arka tarafı yerleşim yerlerinde Tawz,Zikte,Yeqki,Mıstan,Murtezan ve Botyan aşiretine bağlı köyler bulunmaktadır.  

Kürd direnişçisi Yado o yüksek dağın arka tarafında Botyan mıntıkasında sehadete ulaştığı, eşi Telli hanım ise dağın görünen etek köylerinde Kırdki ismiyle Ulyan köyünde şehadette ulaşmıştır. 

Telli hanımın torunları yakın dönemde nenelerinin şehadete ulaştığı yerde mezarını inşaa ettiler. 

Yado olsun, Bidlis ayaklanmasının lideri Melle Selim Dımıli'de köken olarak bu coğrafyadan olduğunu'da hatırlatmak istiyorum. 

**************************

Dr.Said Çürükkaya'nın fotoğraftaki o yüksek dağların doruk ve kuytularında ayak izleri vardır. 

Bu coğrafyada Türk devletinin 30 bin kişilik operasyonlarını boşa çıkarmış ve zorlu anlar yaşatmış modern,donanımlı ve eğtimli bir gerilla komutanıydı. 

Hüseyin Turhallı'nın,  Dr Said Çürükkaya'nın anısına kaleme aldığı gerilla anılarının 2,3 bölümdeki  yaşandığı alan  işte bu fotoğraftaki coğrafyadır. 

 

Çeme Murad, 1925 hareketi ve sonrası Türk ordusu tarafından adetta hayat damarları kurutulmuş, cayır cayır yakılan köyleri ,çoğu yaşlı kadın,ihtiyar demeden kurşunlandığı ve acımasızca süngülendigi,parçalanmış cesetlerin sağa sola savrulduğu o katliamlara ikinci defa tanıklık yapıyordu. 

 

Öncesi, yani 1915'de  Palu ve Darehenide Ermeni katliamında da Çeme Murad adetta kan ağlıyordu, sözü budefa yeni misafirleri Kürdlerdi. 

Kısaca , 

 

Dr Said'in şehadettinin anısına bu coğrafya yı kısa ve eksikte olsa size anlatmaya çalıştım. 

Selam ve saygılarımla ,

Orhan Zuexpayıc










7 Mart 2016

( Akdağ "Ko-spi nin " efsanevi yiğit direnişçisi Akrak'lı Ömer-e Zerr )






                         (Araştırma ve Înceleme)

ŞEYH SAÎD HAREKETÎNDE BÎR DÎRENÎŞÇÎNÎN PORTRESÎ

( Akdağın "Ko-spi nin " efsanevi yiğit direnişçisi Akrak'lı Ömer-e Zerr )

                    






        MÎYALAN KÖYÜNDEN KO SPÎ'NÎN MANZARASI


                                        

Kuo Sıpye
Ax Kuo Sıpye "Ak Dag "
Gönül dağım,
Gurur kaynağım, ana kucağım
Küllenmis baba ocağım
Sana söz veriyorum
Bir gün mutlaka dönüp,
Eteklerine kapanacağım

               

                  Müjdat Bilgin




Ömer-e zerr ın yaşadığı,mevzilendiği baba evide tıpkı Kelaxsi gibi KO SPI'nin eteğindedir.
Şeyh Şerif'in dostu, komşu köylüsü hemde dava ve silah arkadaşıydı.
Ko Spi tarih boyunca hep yigit ve efsanevi direnişçilerin kutsal mekanı olmuştur.
Dağlar kendi gibi insan yetiştirir derler ya, bu yiğit ve cesur yürekli insanların yetişmesinin
gizemi,  KO SPI nin tılsımında saklıdır.
Tarih boyunca Kelaxsi ve Akrag defalarca devlet tarafindan yakılıp,yıkılıp,insasızlaştırılmıştır tıpkı yakın dönemde olduğu gibi,
Kelaxsi 1980 darbesinde Kurdistanda yakılan ilk köy ünvanına sahiptir.
Müjdat Bilgin'in şiirdeki o duygularını çok iyi anlıyorum ve anlamada veriyorum.
Şeyh Şerif ve ailesinin o kadim coğrafyada,Kelaxside  "Ocağı tüttürülsün, küllensin ve bahçeleri güllensin." dileğiyle ,

Ömer e zerri anlatmaya çalışacağım.


***************

Umer-e zerr i yaşlılarımız, Şeyh Said hareketinin direnişçilerini anlatırken ismini sık sık duyuyordum.
Ama kendisi hakkında yazılı kaynak olarak yanlız Dr.Sıraç Bilgin'in şahsi sitesi (Bilgin.nu) da kısada olsa övgüyle bahs edilmisti.

2015 subat ayında çıkan Şeyh Şerif ve 1925 hareketi adlı kitabında da ilave bazı detaylar daha eklemiştir.

Umere-Zerr in hayat hikayesini yazmamda beni motive eden değerli ağabey ve aynı zamanda Umer-e zer'in köylüsü olan Hasan Fehmi Kara olduğunu hatırlatmak isterim.

Umer Ağa'yı yazarken elimde yazılı kaynak olmadığı için, sağolsun Hasan Fehmi Ağabey başta olmak üzere  annesi ve büyüklerinden edindiği bilgileri sınırlıda olsa bana aktardı.

Bu bilgiler dışında bende iletişim araçları sosyal medyadan faydalanarak Umer Ağa'nın köylüleri,muhtarı,ailece yakın ilişkileri olan akrabalarına ulaşmaya çalıştım.

Bu çalışmam tahminen 2,3 ay sürdü. Malesef Kürd insanlarının yazılı tarih sınırlı olduğu  bu çalışmamda ağırlıklı sözlü tarihten oluşuyor.

Birde Kürd toplumundaki ulusal bilincin zayıflığı,tarih bilimini oluşturan kurumların,yazılı kaynakların olmayışı,kısaca alt-yapısı oluşmadığı için yaşadığımız zorlukları sizde tahmin edebiliyorsunuz.

-Bu tür yazılarımda belge ve söze dayalı tüm doneleri yazıda kayıt altına alarak kaynak oluşturmaya çalışıyorum.

 Bu bilgiler eksik,yanlış,taraflıda olabilir.

 Önemli olan bu yazıları tartışarak,eleştirerek doğru ve rafine bilgilere ulaşmaktır.

 -İnsanlık tarihinin her devrinde  ,kahramanlık hikayeleri, masallar, efsaneler yöreden yöreye
  dilden dile aktarılmış, bunların birçoğu yazılmadığı için unutulmuş,
  ancak stran ve deyirlere konu olanlar  günümüze kadar
  gelebilmiştir.

- Bende tüm anlatılanlar,kısada olsa yazılanları eksik,yanliş ve taraflıda olsa kayıt altına almaya
  çalışıyorum.

  Bu calışmamı yayınladıktan sonra yapılan eleştiriler,doğru ve ek
  bilgiler başta olmak üzere katkı
  sunacaklarada şimdiden teşekkür ederim.

  Tüm bu bilgileride sonradan kayıt altına alıp, yazılı kaynak olarak
  kalıcılaştıracağım.

*****************************


EKRAGLI UMER-Î ZERR- Π ÎYÎ TANIMAK ÎÇÎN KÖYÜ AKRAK ,COĞRAFYASI, TARÎHΠ VE KO SPÎ'YÎ SÎZE BÎRAZ TANITMAK ÎSTÎYORUM ?




      KO SPI ( Şarık)

( Kürd Mitolojisinde , Şarık u Şıvon'nun efsanesi ,diğer Kürd efsanelerinden farklı bir aşk hikayesi değildir. Onların hikayesi Mezopotamya coğrafyasının kalbi sayılan Ko Spi'nin o ihtişamlı görüntüsünü,(feyzini) bereketini,doğasındaki o zenginliğini anlatır.)




Akrag köyü 1925 hareketinin önderi Şeyh Said'in babası Şeyh Mahmud Feyzı ,
Kürd aydın,yazar ve siyasetçisi Dr.Sıraç Bilgin'in ,
HDP eş başkanı olan Selhaddin Demirtaş'ın dayılarının köyüdür.

Bölgede gerek devlet otoritesi gerekse çevredeki yerleşim birimlerinin  baskılara karşı mağduriyet yaşayan ailelere sahiplenmiş ,asi ve dik duruşlarıyla tanınan bir köy olduğunu aşagıdaki tarihi olaylardan dolayı söyleyebilirim.

Köyün etimolijisi hakkındada da şu bilgilere ulaştım.

Ermeni yazar Hovsep Hayreni’nin  uzun uzadıya anlattığı ( Yukarı Fırat Ermenileri 1915 ve Dersim adlı eserinde) Akrag kelimesi ile ilgili dip notunu aynen aktarıyorum.

“Akrag’ın orijinal adı Akarag’dır, ki Ermenice çiftlik, mülk, toprak anlamına gelir.
Türklerin dilinde bu isim genel olarak Ekrek, Kürt ve Zazaların dilinde Akirek ve Akirege olmuş.
Bileşik isim örneklerinde ise daha çok ‘-kirek-‘ şeklini almıştır.”

Yine,Index-anatolicus Türkiye yerleşim birimleri envanterinde ise aşağıdaki bilgileri akatarıyorum.

Burgudere köy - Palu - Elazığ
1928 K: Hünekrek
E1902 Epr: Hnakarag [ Erm "eskiçiftlik" ]
20. yy başında Ermeni yerleşimi.

Türkçelestirilmiş ismi Burgudere olan köy, Osmanlı kayıtlarında Hünekrek, orjinal ve otantik ismi Ermenice Hnakarag bilgilerine ulaştım. Hnakarag Ermenice "eski çiftlik" anlamına gelmektedir. 20.yy başna kadar Kelaxsi,Akrag,Hun başta olmak üzere özellikle Palu merkezde yoğun bir ermeni nüfusu yaşamaktadır. Örneğin Kelaxsi köyünde Ermeni ismiyle anılan arazilerin yine Akrag köyünün etimolojisi başta olmak üzere birçok coğrafik oluşumlarda ermenice isimleri görebiliyoruz. 


Akrak köyü Xarpet/Palu ilçesine bağlı Ko Spi eteğinde doğa harikası bir köydür.
Köy bölgede hiç bir aşirete bağlı olmadığı gibi kendi başına buyruk bir köy olduğu bölgede herkes tarafından bilinir.
Köy halkının bölgede tarihten gelen bir mirasla gerek ekonomi ve ticari,gerek sosyal ve siyasi alandaki nüfuzuyla halk arasında "Aşir" olarak tanımlanan bir köy olarak kabul görür.
Bu konuyu biraz açmak istiyorum.

Köyün Kürd ulasal davası ve tarihi bakımdan önemi hakkındaki bazı bilgiler,


Kürd tarih ve siyasetiyle ilgili olan insanların yakinen bildikleri Şeyh Said Efendi'nin dedesi
Şeyh Ali Septi (1786-1871) yılları arasında yaşamıştır.
Palu bölgesine gelirken Akrak köyünde ilk evliliğini yapar.
Şeyh Ali Septi'nin en büyük oğlu Muhammed Nesih (1835-1873), üçüncü oğlu Mahmud Feyzi efendi Şeyh Said'in babası ( 1835-1895) tarihleri arasında yaşamıştır.
Bu bilgilerden hareketle Şeyh Ali Septi 1830'lu yılların başında Akrag ve Kelaxsi çevresine geldigi döneme tekkabül ediyor.

Bu konuda, Şeyh Hasan Palewi'nin hayat hikayesini yazarken babası Şeyh Ali Septi ve Akrag köyü hakkında şu tarihi bilgileri not olarak aktarmıştım.

* Şeyh Ali Efendi, Diyarbakır/Bismil Çılsutun köyünde doğmuştur.
  Nakşibendi tarikatının Halidî kolunun feyzine intisap ederek, tarikat edebiyle amele başlamıştır.
  Şeyh Ali Septi'den evvel de Hakkarili Seyyid Taha-i Nehrî aynı tarikata intisap etmiştir.
* Şeyh Ali Efendi icazetini aldıktan sonra kendi köyüne değil, Palu çevresine tarikatını yayması için
  görevlendirilir.
* Palu çevresinde o dönemde hüküm süren Karacimşit beyler Şeyh Ali Efendi'nin yerleşmesine
  müsade etmezler.
* Şeyh Ali Efendi o dönemlerde gelir KO SPI'nin "Akdağ" eteğindeki Palu'nun "AKRAGE DÎEZUN"
  köyü ile Dareheni'nin Palu sınırına yakın Kelaxsi köyüne sığınır.
* Şeyh Ali bölgeye geldiğinde bekardır.
* Ekrag köyünde (Key YIBUN) ailesinden Ayşe Hanım'la evlenir.
* Ayşe Hanım'ın annesi de Kelaxsi köyünden Ali Hoca'nın kız kardeşidir.
* Ali Hoca, Kürd direnşsçisi Şeyh Şerif Kelaxsi'nin dedesi olan Hasan Hoca'nın abisidir.
* Kelaxsi ve Ekrag köylerinin baskıları sonucu Şeyh Ali Septi'nin Palu çevresinde kalmasına
  müsade edilir.
* Şeyh Ali Efendi'nin ikinci eşi de Melekan Şeyhlerinin atası sayılan Malle KAL ailesinden Esma
  Hanım'dır.
* Şeyh Hasan Efendi'nin annesi de Esma hanımdır.
* Şeyh Ali'nin tüm çocukları Esma Hanım'dandır. Yanlız bir oğlu, Şeyh Muhammed Nasih Efendi
  eşi Ayşe Hanım'ın oğludur.




       Ko Spi  ( Şarık'ın doruğu)


***************************

Kürd siyasetçi,aydın ve yazarı Dr.Sıraç Bilginin anneside bu köydendir.
Dr.Sıraç Bilgin 1925 direnişi Şeyh Şerif ve Şeyh Hüsen üzerine yazdığı kitabının 165 sayfasında dayıları Şerif ve Xelil Ağalar'ın 1925 hareketine aktif katılırlar.Ayrıca ´Akrag köyünde harekete büyük katılım da olur.
Köyden harekete katılan Mesur ve  yegeni Halil Wasmunun Seyitxan Kurij'a verdiği röportajda sadece Xarpet merkezi isgal edilirken Akrag'lı (6) direnişçi şehadete ulaşır.

Bu direniş ruhuna karşı köyden devlet yanlısı çeteler'de modern ismiyle köy korucularıda çıkar.
Îki dayısınında kayın biraderi olan Akraglı Hüso kurduğu çetelerle direnişçilerin izini takip eder. Hüso aynı zamanda Şerif ve Xelil Ağaların daha çocuk yaşta olan kızkardeşleri Ayşe hanımla'da evlidir.
Kısaca ailece bu çeteyle iç içe akrabadırlar.

Derler ya, "Ağacın kurdu ağacın içinde olmazsa ağac çürümez." , sözü boşuna değildir.

Hüso ve çetesi o kadar acımasız ki hem iki damadını hemde Şeyh Hüsen Kelaxsinin yakalanması ve öldürülmesi için birçok planlar kurar.
Böyle zalim bir çete başı aynı zamanda bölgedeki tüm direnişçi ailelerede kök söktürüyordu. 
Şeyh Hüsen Efendi iki yeğeni Şeyh Abdulhamid Kelaxsi ve Vinyerinli Hacı Enver Baynon dönemin iki fedakar ve yiğit direnişçisini bu çete başını infaz etmek için görevlendirir, 
Bu çetebaşına Palu köprüsü cıvarında  pusu kurararak cezalandırırılar.
Ve bölgedeki insanlar artık rahat nefes alır hale gelirler.

Abdulhamid Efendi bu cezalandırmadan sonra Akrage giderek bu çete başının eşi Ayşe hanımıda yanına alarak Ko Spi nin doruklarına çıkar.

Ayşe Hanımla nikahları kıyılır ve artık iki yoldaş iki heval elde silah dağlarda gerillacılık,yaklaşık 20 yıl'da Rojava Kurdistanında sürgün yaşamı onların kaderini çizer.

*********************

HDP es genel başkan yardımcısı Selhaddin Demirtaş'ta Palu/Akrak köyünün yeğenidir.
Selhaddin Demirtaş tıpkı baba tarafı ve dayıları gibi 1960/1970'li yıllarda Diyarbakıra köyde yaşanan feodal bazı olaylardan dolayı Diyarbakira göç ederler.
Baba tarafı Palu/Hatek "Atik" , anne tarafı Palu/Ekreg,Akrag "Burgudere köyündendirler.


*********************



                Ko Spi'nin eteğindeki Akrag Köyünden  bir manzara





Köyün coğrafyası ,ekonomi ve ticari yaşamı ile ilgili bilgiler,






1980 lerde Akraklı  (Mêhlêy Vêlû) Sanatkar Kadınlarımızın Topraktan yaptıkları 

 

 

Çanak Çömlek İşlerinden bir kare...(Xêl, dêzâ)



Akrag köyü Palu/Dareheni demiryolu hattının  içinden geçtiği Murat nehirinin kenarıında bir köydür. Doğa harikası yeşiliği,şelalleri ve en önemliside heybetli,asi duruşu ve bir o kadarda kibirli olan KO SPI'nin eteğınde tarihe tanıklık yapan bir köydür.
Köyün asıl ismi sanatıyla yaptığı imalatlarla bölgede daha iyi tanınıyor.
Bu yüzden köyün ismi bölgede Akrage - Diyezun olarak tanınır.
Akrag köyü bölgede çanak çömlek sanatıyla , Kırdki, ( Xêl, Dêyzâ "Güveçlik" ,merı "testi" ) sanatıyla bilinen kadim bir beldemizdir.

Akrag'de çanak çömlek için ham madde olarak  kullanılan iki çeşit toprakla bulunmaktadır.  Bunlardan birincisi (sur) adı verilen normal kırmızı kil, öteki de (gor) adı verilen beyaz, talk (3MgO 4SiO2H2O) görünümde, parıldayan, sabunumsu, sertçe bir topraktır.
Yapılan işlerde iki ölçü gor, bir ölçü sur kullanılmaktadır.
Köyün yerleşkesinde şu mahalleler bulunmaktadır.

Mehle Ağu,
Mehle nenu,
Mehle vılan,
Beş dılav,
Mehle corî,
Kıl dıvık,
Rı kas olmak üzere "7" mahallesi bulunur.

Ayrıca Akrag'da şu kabileler (bağır)vardır. Wasmunu,Husenun,Fılun,Silemunun,Melhusenun,Yıbun daha başkalarınıda sayabiliriz.

1990'larda Akrag köyüne devlet baskı yaparak korucu yapmak ister. Köy halkı silah almaz ondan dolayı karakol yaparlar. 29 Ekim 1992 de gerilla bu karakolu imha ederek köyde o dönemde boşaltılır.
KO SPI ve çevresinde tarihten günümüze kadar gerilla direnişçilerinin üss olarak kullandığı stratejik bir coğrafyadır. KO-SPI nin doruğunda rivayete göre Büyük iskender gelip,karargah kurar. Günümüzde, doğa harikası bu köy yapılan barajın altında kalarak cazibesini yitirmiştir.

Bölgede üç tane Akrag köyü vardır. Qerebegan,Çolig merkez ve Palu/Hun akrag ı,
Akreg köyünün coğrafik,tarihi,ekonomik  ve sosyal yapısıyla ilgili bu bilgiler sanırım yeterlidir.



**********************


ÖMER-ZER'IN YAŞAMI VE AÎLESI HAKKINDA DERLEDÎĞÎM BÎLGÎLER ?



Ömer-Aga nam-ı değer Umer-e zerr aslen Akrage/Diezun köyündendir. Ailesi Ekregin üstünde de Ko Spi eteğindeki Mehle Vılunda ikamet etmektedir. Umer Ağa kabilesine köyde Beraki Molla Hüseyinzadeoğullari olarak anılır. Ailenin Paludaki nüfus kayıtlarında kırmızı kalemle işaretli olarak gözükmektedir.
Devlet kayıtlarında kırmızı işaretler veya çizgıler mecazi olarak yasaklı,zararlı ve tehlikeli anlamındadır.

Annesinin adi Zelihadır. Lakabı'da halk arasında Umer Ağa Zel'dir. Annesinin köydeki otoriter ,yiğit yapılı tam bir cemaat kadını olduğu hala anlatılır. Zaten Ömer Ağa'nın annesiyle tanınması ve anılması da bundandır.

Ömer Ağa hakkında sağolsun köylüsüde olan Hasan Fehmi Kara ağabeyin bana gönderdigi bilgileri daha iyi anlaşılması için hiç dokunmada sizinle paylaşıyorum.


Ömere zerr'in,

Biri kız, biri erkek iki çocuğu var. Kızın adı Xatun, oğlanın Halit’tir. Harekette öldüğü zannedilen bir  amcazedeside 1960’lı  yılların başında  ABD’de ölümüyle ortaya çıktı.  Vasiyeti doğrultusunda   bir miktar parası  Ömer Ağanın  kızı ile oğluna verilmek  üzere Palu/Ekrek köyü adresine  ulaştırıldı.  Ömer Ağa,  Çarlık dönemindeki  Rus  ordusunun  Bingöl’ün bugünkü adıyla şeref meydanına  geldiğinde  bunlara karşı savaşan  Milis kuvvetlerinden oluşan Alaya yüzbaşı rütbesiyle katılıyor  ve Alay, Rus güçlerine    ağır kayıb verdirerek geri püskürtülüyor.  Bu Alayın sevk ve idaresini Alay Komutanı olarak Kelaxsı’lı Şeyh Şerif  yapıyor.  

Ömer e Zerr'in iki ermeni kız çocuğunu himayesi,
 
Ömer Ağa, akıllı  bilgili ve hümanist  biridir. 
1915 Ermeni felaketi sırasında biri küçük, diğeri  yetişkin İki kız çocuğunu kıyımdan kurtarıyor.
O günün olağanüstü  koşullarında kurtardıklarına bir zarar gelmesin diye  Büyüğüyle şeklen evlenme durumunda kalıyor.
Küçük kıza da  Müslüme  adını vererek” Evladımdır “diyor. Şeklen  evlendiği  kızı , geniş bir araştırma sonunda erkek kardeşlerinin Suriye/ Halep’e sağ ulaştıklarını öğreniyor  ve   bizat kendisi götürüp kardeşlerine teslim ediyor.
Böylece şeklen olan bu evlilik bitiyor.
Ömer Ağa da köyüne dönüyor.Müslüme adını verdiği kızı da  kendi evinde büyütüp  Kelaxsı’lı biriyle evlendiriyor ve  eşi ile ailesini  sıkı sıkıya tembih ediyor “kızıma en ufak bir yanlışlığınız olursa  elimden kurtulamazsınız “ diyor.

(HFK)

*******************************

Ömere zerr'in evlatlık kızı Müslime Kelaxside Key Mıstun ailesinden Hasan ile evlendirilir.
Bu evlilikten 4 erkek 2 kız çocuğu olur.
Xece isminde bir kızı halen Xarpete sağ olduğu yine annesinin evlendiiği aynı kabileden Ömer ile evlendirilir.
Aileden edindiğim bilgilerde Kığı Ermenilerinin sürgün ve katliam yolunda götürülen kafileler içinde bu iki çocuğu Ömer Ağa Akrağ yakınlarında hayatlarını kurtarır.
Müslime nin hayata olan kızı Xecehan ile  iletişime geçmek istedim.Malesef yaşanan bu trajedilerden bıraz da ürkek ve çekingen olduğu için bilgi vermekten imtina etti.
Bu konuda detaylı ve sağlıklı bilgi aktaramıyorum.


****************************


ÖMERE ZERR'IN 1925 HAREKETÎNDEKÎ KONUMU  VE ŞEHADETÎLE ÎLGÎLÎ BÎLGÎLER



Ömer'e zerr 1925 Şeyh Said hareketinde Şeyh Şerif Kelaxsinin en yakınında bulunan efsanevi direnişçi ve yigit bir komutandır.

Xarpet cephesindeki yenilgilerden sonra Ömer Ağa geri çekilmede Kurdistan dağlarında gerillacılık "partizan" savaşı verir.

Bu konuda Akrág köyünde yapılan bir toplantıda Hasan Fehmi Kara'nın annesine atfen derlediği bilgileri aşağıya aktarıyorum.

Haber geldi diyor; “Ekrek’te yukarı mahalle de (mehle vılun, Ko spiye yakın) toplantı yapılacak, toplantıya Çabakçur (Bingöl)’dan Yadin Paşa ve Daraheniden (Genç) yusuf Ağa (Göker)adamlarıyla yapılacak toplantıya katılacaklar.”

Gelecek misafirleri ağırlamak için Ömer Ağa’nın talimatı doğrultusunda hayvanlar kesilir, hazırlıklar yapılır, gelenler karşılanır.

Toplantının gündemi Suriye’ye mi geçmek yoksa Bölge’de kalarak
partizan savaşı mı yapmak olduğudur?

Gündeme geçmeden önce böyle yiğit insanın Annesi Zerrê hanım merak edilir, misafirlerin talebi üzerine Ömer Ağa, annesini topluluğun huzuruna getirip oturtur.

Kürt geleneği gereği Zerrê Hanıma hediye olarak etrafı altınlarla süslenir.

Daha sonra ülkede kalarak partizan savaşı yapma kararı alınır.
Yemeğe başlanmadan bir tatsızlık yaşanır.

Yadin Paşa Ömer Ağa’ya hitaben bir SES (vukuat) çıkarmadan Ekrek’ten ayrılmayacağını söyler.

 Ömer Ağa’nın cevabı ;“ benim köyümde çıkaracağın sesi duymamam lazım, bunun içinde köyü hemen terk eder.

 Murat nehrinin kuzeyine geçeceğim.

Çabakçur mıntıkası sayılan……Köyden (ismini hatırlayamadım ZERR.) başlar Çan’a kadar her köyde ses çıkartacağım” der.

Bunun üzerine; Yusuf Ağa, Yadin paşa’ya çıkışır, otur oturduğun yerde akıllı ol.

Ömer Ağa ,İsterse bizi agirlamadan,hizmet etmeden gönderebilir bizi burdan” der.
Yusuf Ağa’nın akıllı ve yapıcı yaklaşımıyla tatsızlık giderilir.


İkinci anekdot da şöyle ;

Asker Ömer Ağa’nın mahallesini (Mahle Vılun) basar, Ömer Ağa’nın kendilerine teslim edilmesini mahalleliden ister aksi taktirde yakma, yıkma, hayvanlarını öldürme, eş ve çocuklarını rehin alarak götürme dahil olmak üzere her türlü işkence yapacaklarını söyler.

Köylü yalvarır yakarır, “Ömer Ağa’nın yerinin Akdağın mahalleye bakan yüzünde olduğunu bunu herkesin bildiğini, yerinin gizli olmadığını tarafınızca da bilindiğini” söyler.

Bu son açıklamaya sinirlenen komutanın talimatı doğrultusunda asker, eşiyle öküzünü önüne katarak yolla konulur.

Dürbinle köyü izleyen Ömer Ağa Az sonra yol keser, askerleri silahlarıyla beraber teslim alır.

Komutanlarına kızar, azarlar bu defalık af ediyorum bir daha görmeyelim sizi buralarda der.

Ko spi’nın bağrında büyüyen Ekrek’in bu yiğit insanı Çabakçur’un Çan ve Fafran mıntıkasında Savaşçı güçlerin teslimi için devletçe Şeyhlerin kadın ve çocukları esir alınır.

Esir alınanları kurtarma baskınlarında Ömerê Zerre (Ömer Ağa) vurulur ve hayatını kayip eder.

Mezarı Bingöl’ün Fahran köyündedir.

Nur içinde yatsın.

(HFK)

****************************


ÖMER-E ZERR HAKKINDA DR.SIRAÇ BÎLGIN'ÎN ŞEYH ŞERÎF ŞEYH HÜSEN ÜZERÎNE
YAZDIĞI KÎTABIN 144 SAYFASINDA ÖMERE ZER'IN ŞEHADETÎNÎ ALINTI OLARAK AKTARIYORUM ?



1926 yılınin sonbaharında Türk devleti Çan Şeyhlerinin eş ve çocuklarını sürgüne göndermek için toplamya ,gözaltına almaya başladılar. Çan Şeyhlerinden zaten 5 kişi istiklal mahkemsinde idam edilmiş, aile tesbih taneleri gibi bölgede dağılarak kendilerini korumaya çalışıyordu.

Kitabın 143 sayfasını aktarıyorum.

Türk ordusunun hedef aldığı aileler Çan şeyhleriydi. Yado,Hüseyin Begon ve Akrag gurubu başında Ömer e zerr harekete geçerek Faxronda ordu ile çatışmaya girerler. Türk ordusu fazla direnmeden bu çatısmadan çekilir. Bu çatısmada Çan Şeyhlerinden Şeyh Hasan nın genç oşlu Şeyh Atik ile Akrag'lı yiğit direnişçi lider Ömere zerr bu (1926) çatışmada şehid olurlar. Bu çatısmada Yado'da yaralanır.

 Züvyerli direnişçi Şahin El Cındun , bu catışmada bakın çu bilgileri aktarmıştır.

Biz Çan Şeyhlerinin çocuklarını kurtardıktan sonra Ekrag köyünde Umi Zerr ın  ailesine taziye ye gitme kararı aldık. Doğru Ekraga gittik. Bir bahçede oturduk. Oradan aileye haber gönderdik ve defin işlemlerinin ertelenmesini istedik. ( Not : mezarı halen fahran köyündedir) Umer Ağa nın anası Zerre yiğit yapılı , tam bir cemaat insanı idi. Kendisi gelip kafileyi ziyaret etti. Bahçeye girişte " Selamun aleyküm ey şexler,ey begler,ey ağalar,ey direnişçiler (mahkumlar). Ömer Ağa öldü, ama siz hepiniz birer Umer Ağasınız,dedi. Ve orada oturup taziye törenini yönetti.


Son söz olarak,



Ömere zerr, memleketimde yiğitligi mertliği ve hümanist kişiliğin sembolü olarak anılır.
Ömer e zerr i anlatabilmek için Çeme Muradı, Ko Spi'yi  ,zirvesindeki türkçelestirilmiş ismiyle Iskender tepesini, Guele Marununu bilmek oranın  havasını solmak gerekir.
Tarihe tanıklık yapmış,bölgedeki Osmanlı beylerine karşı direniş ruhuyla karşı çıkmış,
Kürd ulusal mücadlesine önderlik yapan,Şeyh Ali Septi ailesini koruyan,kolayan evlilik kurumuyla dayı-yegen akrabalıkları olan ve  Ko Spı nın bağrından çıkmış Umer e zerr,

Ruhun şadolsun, Ko Spi nin Kartalı efsanevi direnişçisi,

Ruhun şadolsun Kürd halkının yigit, fedakar ve güzel insanı,



Selam ve saygılarımla




                                                                   Orhan Zuexpayıc

31 Ocak 2016

BÎNGÖL ESKÎ BELEDÎYE BAŞKANI SELHADDÎN KAYA DÖNEMÎNDE BAŞKANLIK SÎSTEMÎ ÜZERÎNE YAŞANAN BIR ANEKDOTUN ANATOMÎSÎ ?




Bu anekdotu yazmadan evvel , anekdotun anlaşılması için kısaca Selhaddin Kaya ve Sabri Börü hakkında kısa bazı bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum.


Selhaddin Kaya ,

 

1989-1994 döneminde Çolig'de (Bingöl) Belediye Başkanlığı yapmıştır. 

Görev yapttığı dönemde başta yaptığı hizmetler olmak üzere kurum içindeki personel arasındaki tarafsızlığı,disiplini başta olmak üzere bölgede Kürd sorunu üzerine kendisine özgü fikri çıkışlarıyla tanınan bir şahsiyettir. 

Selhattin Kaya,meslek gelenegi (diplomasi) başta olmak üzere , Dış işleri Bakanlığında çalıştığı dönemlerde Bagdat (IRAQ),Telaviv (ÎSRAIL) ve Londra (ÎNGILTERE) deki Büyük elçiliklerde idari ataşelik yapmıştır. Bağdata görev yaptiğı dönemlerde Kürd sorunu,tarih ve siyasete olan ilgisinden dolayı Güney Kurdistana ziyaretlerde bulunmuştur. 

Bu devletlerden ikisinin Ortadoğuda olması, Îngiltereninde bu bölgedeki Emperyalist hedeflerinden dolayı, bu devletlerin tarihi,politik,diplomatik ve konjüktürel durumlarını çok iyi bilen, entellektüel bir birikime sahipti. 

Îngilizceyi çok iyi bildiği için yabancı basını özellikle Îngiliz basınını çok iyi takip ettigini biliyorum. 

Kürd sorunundaki duyarlılığı ve birikiminden dolayı bölge başta olmak üzere Metrapollerde düzenlenen bir çok panel -konferanslarında davet edilen ve ilk akla gelen müdavim katılımcılarından biriydi.

12 Eylül darbesi tarafından politik kimliginden dolayı görevine son verillmiştir.








                          

              Selhattin Kaya Bingöl eski Belediye Başkanı





Sabri Börü ,

1984-1994 yılları ararsında yaklaşık 10 yıl Çolig'de (Bingöl) teknik işlerden sorumlu Belediye Başkanlığı görevini yürütmüştür. 

Sabri Börü 1984-1989 tarihleri arasında ANAP'tan Belediye Başkanı olan amcazadesi M.Sıdki Börü döneminde göreve getirilmiş, sahada yapttığı çalışmalar,tarafsızlığı ve çalıskanlığıyla bilinen bir şahsiyettir. 

Bu nedenle 1989 yılında Selhaddin Kaya SHP'den belediye başkanı olunca yakın çalısma kadrolarında bazı değisşklikler yapmıştır. 

Sabri Börü'nün çalışkanlığı ve aktif çalısmalarından dolayı görevde kalmasını istemiştir. 

Sabri Börü, düşünsel olarakta modern ,girişimci-liberal fikirleri olan ele avuca sığmayan afacan davranışlarıyla isminden söz ettiren bir kişiliğe sahipti.

SHP içindeki bazı çevreler görevden alınmasını isteselerde , Selhaddin Kaya inisiyatifini kullanarak Sabri Börü'le 5 yıl başarıyla çalıstılar.




                               Sabri Börü eski Bel.Bşk Yrd




********************


BAŞKANLIK SÎSTEMÎ ÜZERÎNE YAŞANAN ANEKDOTUN  ANATOMÎSÎ



1990 yılının Haziran ayında Belediye Başkan Yardımcısı Sabri Börü Ankara'ya görev icabı görevlendirilir. 

Cumhurbaşkanı Turgut Özal Çankaya köşkünü o dönemde kapısını  halka açıyor. 

  Îlk kabule yaklaşık 400 kişi katılır. 

Bu katılımcıların içinden biride Sabri Börü'dür.

Sabri Börü yakinen tanıdığım biri olduğu için girişken,espirili yönü gelişkın, yeri geldiginde sözünü esirgemeyen bir kişilige sahipti. 

Çankaya köşkünde demek bir firsatını bulup, Turgut Özal' yaklaşır. 

Ve şu sorularını esirgemeden sorar ?  

Sayın Cumhurbaşkanım ! sizin görev süreniz bitmeden ABD'deki gibi başkanlık sistemi geçilmesi lazımdır,deyince ! 

Özal bu gibi konular üzerinde çok düşünmek lazımdır,cevabini verir.

Ve devamla önce sistemin değişmesi lazım , ancak bunların önce meclisten sonra halkoylamasından geçmesi lazım,diye cevap verir. 

Sabri Börü bu defa Türkiyenin cesur bir başkana ihtiyacı var sözleri üzerine ! 

Özal o zaman başkanı meclis degil, halkIn seçmesi gerekir,der. 

Sabri Börü bu defa gerekirse sistemde değişmeli sözüne ! 

Turgut Özal başını sallayarak adetta onaylarcasına cevap verir. 

O dönemde Çolige yansıyan  bu bilgilerden de o cesur kişininde sayın Cumhurbaşkanım sizsiniz , der ?  Sabri Börü,

Sabri Börü 'nün bu çıkışı üzerine basın ve medya kuruluşları o dönemde kamera ve fotoğraf makinalarıyla flaşları patlatıyorlar. 

Sabri Börü ile Turgut Özal arasında yaşanan bu diyalogu ertesi gün birkaç gazeteden baş sayfa ve büyük puntolarla veriyorlar. 

Sabri Börü adetta Türkiye'nin gündemi değiştirir ve başkanlık sistemi konuşulur.

Medya ve basın Sabri Börü'nün SHP'li bir Belediyede Başkan Yardımcısı olarak görev yapttığını öğrenir. 

O dönemde SHP genel başkanı Erdal Inönü, genel sekreter ise Deniz Baykal'dır.

Medya ve basın tabi bu demeçleri gazetelerinde paylaşırken, başkanlık sistemini öneren hemde SHP'li bir belediyedeki görevliden gelmesi konusunu çok işledi. 

SHP ve CHP de sürekli hizipçi kligi temsil eden dönemin genel sekreteri Deniz Baykal derhal devreye girdi.





****************

Çok iyi hatırlıyorum gazeteler hala Bingöle gelmemiş, bu olaydan habersizdik.

Belediye'nin üst katında o dönemde dinlenme,restaurant ve kafeterya işlevini gören bölümde oturuyorduk. Selhaddin Kaya'nin sekreteleri o dönemde cep telefonu olmadığı için makam telefonunu Selhaddin Kaya'ya yönlendirdiler.

Sekreteler bağlantıyı kurarken SHP genel sekreteri Deniz Baykal'ın hatta olduğunu'da söylediler. 

Selhaddin Kaya ile Deniz Baykal arasında kısaca şu konuşmalar geçti.

Deniz Baykal, Sabri Börü'nün sizin yardımcınızmı ?

Selhaddin Kaya , evet ?

Deniz Baykal , haberiniz varmı? yardımcınız Ankara'nın kalbinde bomba gibi demeçler verdiğini ?

Selhaddin Kaya ? Hayır cevabını verdi.

Deniz Baykal, siz uyuyuromusunuz, sizin memurunuz,yanınızda çalışan ne cüretle gelip, böyle bir demeç verir.

Ve olayı devamla Selhaddin Kaya'ya cok detaylı aktardı.

Deniz Baykal , adetta çıldırmış  ! demekki hızını almadı derhal bu şahıs hakkında soruşturma başlat ya görevine son ver, veya görev yerini degiştir talebinde bulundu anladığım kadarıyla,

Selhaddin Kaya, verdiği cevap,

Sayın Baykal Belediye'de şuanda yaklaşık 300 civarında çalışanım vardır.

Çalışanlarımın tümü benim gibi düşünmek zorunda değildir.

Kimsenin siyasi fikir ve düşüncelerine ipotek koyamam, ve benim görevimde degildir.

Ben şuanda Bingöl belediye baskanıyım.

Bana çalışan ve işini iyi bilen kim olursa olsun ben onunla çalışırım.

Kisşlerin fikir ve zikirleri beni ilgilendirmiyor.

Kısaca bu temelde Deniz Bayka'a cevap verdi.

Belli- ki bu cevaplar Deniz Baykal'in hoşuna gitmedi, ve Sabri Börü'le ilgili bir işlem yapmayacağını anladı.

 

Selhaddin Kaya kısaca inisiyatifini, partiye değil kendisinin kullanacağını net bir şekilde ifade etti.

Deniz Baykal'ın hoşuna gitmedigi için telefonu erken kapadı.

Bu olaydan sonra yaklaşık 4 yıl daha Sabri Börü aynı görevini layıkıyla yapmaya çalışttı.




 

 

Son söz olarak,

Selhaddin Kaya Çolig Belediye başkanlığı döneminde yaptığı hizmetler başta olmak üzere, tarafsız ve disiplinli kişiliğiyle saygı uyandıran bir şahsiyetti.

Belediye Başkanlığı döneminde yapttığı asfalt şantiyesi, şehirin su ihtiyacı olan Kürük projesini hayata geçirip, pratik adımlar atan,

Yapttıği yeşil alanlarla şehire derin bir nefes aldıran,

Sehir içi ulaşım ve taşıma sorunlarını tasfiye ederek hat-dolmuşlarını devreye koyduğu,  trafik sinyalizasyon sistemi o dönemde yeteri işlevi olmasada kurması,

Şehirin temizliği için merkezi yerlere ilk defa kurduğu çöp konteynerleri,sokaklardaki bidonlarlar başta olmak üzere,

1991 körfez savaşında güney-kurdistandaki Kürdlere organizeli ve planlı yaptığı (10) kamyonluk insani yardım,

1991 yıllında Çolig'de yaklaşık (50) cıvarında belediye başkanının yaklaşık 4-5 gün ağırlayarak Kürd konferansı organize etmesi,

Bölge belediyelerinde ilk bilgisayar ağını kuran, sosyal ve kültürel alandaki çalışmaları başta olmak üzere bir çok başarıya imza attı.

Belediye Başkanlığını devr ederken muhalefete olmasına rağmen yarattıığı öz kaynaklarla geniş bir bütçe oluşturdu.

Personel alacakları olmadığı gibi,belediyeyi borçsuz devr etti.

Detaylara girmeden kısa başlıklarla hizmetlerini özetledim.

Selhaddin Kaya gibi şahsiyetlerin toplumsal ve siyasal olaylardaki çıkışları tarihi önemde olduğu için kaleme aldım.

Bu gibi siyasi olaylarla partisine karşı yaptığı çıkış başta olmak üzere, geçenlerde yine kısaca askeri tank ve zırhlı araçların şehirde yeni dökülen asfalt yolun üzerinden geçişine izin vermemesi ,bir duruştur. 

Acaba , Çolig ve çevresininde yakın dönemde bu duruşu sergileyen,cesur çıkış yapan,kendine öz güveni olan ,inisiyatif kulanabilen Belediye başkanları  varmı? demeden geçemiyorum.

    Selam ve saygılarımla




  Orhan Zuexpayıc





















































29 Eylül 2015

ŞEYH SAÎD HAREKETÎNDEN BÎR PORTRE (PALU'LU ŞEYH TAHÎR EFENDÎ)

               ( Araştırma ve Înceleme )


     ŞEYH SAÎD HAREKETÎNDEN BÎR PORTRE

                      (PALU'LU ŞEYH TAHÎR EFENDÎ)






                                               KÜRD RU-SPÎ'SI ŞEYH TAHÎR AKAR



         Şeyh Tahir Akar'ın yaşam hikayesinden bazı kesitler ?




- Şeyh Tahir Efendi'nin yaşam hikayesini daha evvel yazdığım için detaylara fazla girmeyecegim.
- Şuanda  yaşadığı birkaç anekdot ve yeni ve ek bilgilerle ikinci defa tanıtmak istiyorum.
- Şeyh Ali Septi ailesinin seceresinde Şeyh Tahir Akar efendi babasının adı Şeyh Mahmut Feyzi Efendi'nin       (1838-1895), dördüncü oğludur.
- Şeyh Tahir Efendi (1879-1970) yılları arasında yaşamıştır.
- Ailesi eşi ve çocuklarından tutun torunlarına kadar secerede çok detaylı bilgiler vardır.
- Bu detaylara girmeyeceğim.
- Şeyh Tahir Akar üç evlilik yapmış olup, bu evliliklerinde 4 erkek sekiz kız çocuğu vardır.
- Şeyh Tahir'in çocuk ve torunları diyebilirim ki çoğu Kürd sorununda ıdeoljık- politik kimlige sahiptir.
- Şeyh Tahir'in ailesinde Kürd (siyasi) kamuoyunca tanındığı için sadece iki ismi size tanıtmak istiyorum.

1-) Şeyh Tahirin torunu ve Şeyh Fahreddinin oğlu Muhammet Tahir Akar şuanda Diyarbakır  AKP Îl Başkanlığı yapmakta olup, meslegi avukatır. 

- Ayrıca TRT 6'te Kırdki (zazaki) proğramlarda geçmişte medatörlük yapmıştır.

2) Rabia Ekinci Şeyh Tahir Efendinin kızı olup, Liceli avukat Tahsin Ekinci'nin eşidir. 

- Tahsin Ekinci Kontrgerilla tarafından 1990 konseptinde (Çiller ,Güreş ve

  Ağar) şehid edilen Liceli avukat Yusuf Ekinci ve  Kürd siyasetçi eski TÎP

  Diyarbakır Milletvekilli Dr.Tarık Ziya Ekinci'nin kardeşidir.



********************

- Şeyh Tahir hakkında kısa bir iki not yazmak gerekirse, 1925 hareketine katılan direnişçi
   komutanlarındandır.
- Yine Osmanlı-Rus savaşına katılmış Solhan/Şeref meydanında milis yüzbaşısi olarak  Darehenili Îsmail
   Göker'in Milis Alay komutanı emrinde görev yapmıştır.
- Ayrıca Îsmail Göker ile Şeyh Tahir aynı zamanda bacanaktırlar.
- Şeyh Tahir'in ikinci eşi Küpar ağalarından Emine hanımdır.


- Şeyh Tahir Efendi: Alim ve fakih bir zattır.
- Genelde bir at üzerine kitaplarını yükler ve köy köy gezerek fıkhî meseleleri halleder, seyyar kadılık
  yapardı.
- Siyasi meseleleri iyi takip ederdi.  Kıyamda Genç, Lice ve Hanî cephe komutanlığını yürütmüştür.
- Şeyh ailesi Trakya ya  sürgün edildiğinde Şeyh Tahir Efendi’nin kahvehanede akşam haberleri dinlendikten
  sonra millete siyasi yorumlar yaparak gündemi değerlendirdiği söylenmektedir.
- Şeyh Efendi’nin tüm bu özelliklerinin yanında beste yapma özelliği de vardı.
- Melayê Cezeri’nin birçok şiirini bestelemiştir.

- Kürd aydını ve Şeyh Said'in katibi Liceli Fehmi Bilal Şeyh Tahir için zeka 

  şaşkını,küçük kardeşi Şeyh

- Mehdi Aygören içinde zeka taşkını tesbitinde bulunmuştur.



- Şeyh Tahir Trakya'da sürgündeyken pozitif bilime çok önem verdiği için , 1940'lı yıllarda alkol kullanan
  Alevi kökenli bir Matematik öğretmenini kendi evine davet ederek Matematik dersi aldığını,
  Şeyh Tahir bu öğretmene bazen ihtiyaci halinde alkol aldığını,neden alkol aldığını söyleyenlere ben ondan
  ilim ögreniyorum,cevabını veriyordu.

 Oğlu Fahrettin Akar'ın Malmısanıj'la yapttığı röportajdan aktarmaktadır.


***********

Şeyh Tahir'in sürgünde yaşadığı bir anekdot, Bu anekdotu kadim aile dostumuz Hüseyin Çelik'e atfen aktarıyorum.


- Şeyh Tahir ve ailesi 1933 yılında Elazığ/Palu-Hoşmat köyünde meskun olduğu dönemlerde Xarpet Valisi
  Cemal Bardakçı döneminde Trakya'ya sürgüne gönderilir.
- Sürgündeyken memleketen bir Kürd yurtseveri onu ziyarete gider.
- Şeyh Tahir ile misafiri birgün çarşıya çıkarlar. Mahallenin çocukları o dönemde yaklaşık 65,70 yaşlarında
   olan Şeyh Tahir'in peşine takılırlar.
- Şeyh Tahir çocukları çok sever ve onların sevinmesi için bazen onlara şeker ve bisküvit vererek sevindirir.
- Tabi çocuklar demekki  ! büyüklerinden ve çevreden  almış oldukları bilgi veya tembihlerle Şeyh Tahir'in
   arkasında koro şeklinde bağırararak Kürd....Tahir , Kürd Tahir diye tempo tutarark arkasına takılırlar.


 - Tabi çocukların bu hareketlerinden Kürd yurtseveri olan misafir çok darılır, çocuklara şiddet uygulamak
    ister.
- Şeyh Tahir misafirine müdahale eder aman... aman... cocuklara sakın birşey söyleme, ben onları çok
  seviyorum.
- Onlar zaten benim hakkımda kötü ve yanlış birşey söylemiyorlar ki ? Doğru söylüyorlar ben Kürd Tahir'im.

- Şeyh Tahir misafirine dönereek ya ... bana Kürd değilde ,  Türk Tahir deselerdi ben ne yapardım ?


**************

- 1957 yılında Abdul-Melik-Fırat Demokrat Partiden Milletvekilli olur.
- Şeyh Tahir'de o dönemlerde ağırlıklı Bingöl,Elazig ve Diyarbakır üçgenleri içinde yer alan bölgeleri adetta
  bir Kadı görevi yaparak toplumsal olayları çözen bir konumdaydı.

- Bunun yanında Toplumun ulusal,dini konularda bilinçlenmesi üzerinde büyük bir etkisi hala
  konuşulur,durulur.
- Kısaca bir iki numune vermek gerekirse, sohbetlerine yakinen tanık olduğum dönemin Bingöl Belediye reisi
  Selhaddin Kaya'ya atfen Şeyh Tahir'le ilgili hafızamda kalan bilgileri sizinle paylaşayım.

- Köyde ilkokulu bitirdikten sonra Lise ve yüksek öğrenim görmek istiyordum.
- Merhum babam o dönemlerde muhafazakar ve çıkar ve menfaatleri peşine düşen bazı şeyh,beylerin
  çevredeki propagandalarından dolayı sistemin okularına halk arasında (Mektep Kemal )Atatürkün okulu'na
   beni göndermek istemiyordu.
- Annem ise ısrarlıydı çünkü onun kız kardeşi o dönemde Diyarbakırdaki çocuklarını okula gönderiyordu. -
- Babamın talebi ise beni medreseye gönderip, melle (seyda) olmamı istiyordu.
- Özellikle'de o dönemde bölgede meşhur olan SÎÎRT/Tillo medresesine gitmemi istiyordu.
- Çok iyi hatırlıyorum, Şeyh Tahir Miyalandaki evimize misafirlige gelmişti.
- Annem benim okul durumumu Şeyh Tahir efendiye aktardı.
- Ve babamın ikna edilmesi için düşünce ve yardımlarını istedi.
- Şeyh Tahir Efendi babama dönerek ? M.Ali şuanda bölgemizde cok sayıda FEQÎ, Melle ve Seydalar
   vardır.
- Halen bölgemizde birçok medresede bu konuda Feqi yetiştiriyolar.
- Bizim Kürdlerin  yanlız Lise,Üniversitede okuyan insanları azdır.
- Bizim bu okulara gönderecek insanlara ihtiyacımız vardır.
- Bizim geleceğimiz,bizim bilinçlenmemiz,dünyayı tanımamız,siyaset  ve diplomasi yapmamız ve dünya
  milletleri  içinde yer almamız için Üniversiteye giden dünya'ya açılan,dünya'yı okuyabilen insanlara ihtiyacimiz
  vardır,der.

- Ve babamı böylece okula gitmem yönüde ikna eder.
- Selhaddin Kaya'nın Üniversiteye gitmesini Şeyh Tahir Efendi sağlar.
- Malumunuz Selhaddin Kaya Çolig'de o dönemlerde Üniversiteye giden sayılı kişlerden biridir.
- Bürokraside çalışmıs,diplomasi konusunda uzman olduğu gibi, Kürd siyasetinde Çolig'in yetiştirdigi
  degerli ve saygın bir şahsiyettir. 


**********

- 1957 yılında Abdulmelik-Fırat Demokrat partiden milletvekilli olur.
- Birgün amcası Şeyh Tahir'e bir teklif götürür ve derki ? amca sen bir kadı gibi köy,köy geziyorsun.
- Kürd toplumunu dini ve ulusal konularda bilinçlendiriyorsun, ağırlıklı olarakta Çolig coğrafyasında
   bulunuyorsun gel seni Çolig Müftülüğünde VAAZ kadrosu var senin tayinini oraya yapayım.
- Hem ekonomik olarak rahat edersin, hemde görevin icabı daha rahat ve çekinmeden işini kolaylıkla yaparsın.
- Şeyh Tahir efendi bu öneriyi kabul eder.

- O dönemde Çolig milletvekilli olan Şadilli asiretine mensup, DEP/Okçiyan köyünden olan  Mustafa Nuri
  Okçuoğlu ile Dersim kökenli olan eski Çolig mebusu Feridun Fikri Düşünsel  ile beraber Çolige ziyarete
  gelirler.
- Bu iki milletvekili hem dost hemde hukukçu kimligi olan şahsiyetlerdir.
-Nuri Okçuoğlu Mustafa sonradan yargıtay üyeliğine kadar çıkmış,Îsmet Înönüye yakın çizgisi olan biriydi.
- Sanırım Kürd siyasetçi Avukat A.Zeki Okçuoğlununda yakın akrabasıdır.

- Bu iki eski mebus Çolig'in o dönem müftüsü olan merhum Abdullah TUTAL'ın misafiri olurlar.
- Merhum müftü efendiyi Çolig  halkı kullandıgı ( Kurre Kerre) kelimesiyle çok iyi tanırlar.
- Malumunuz Abdullah Tutal'da  M.Nuri Okçuoglu gibi  Şadilli aşiretine mensuptur.

- Şeyh Tahir Efendi duyar müftü efendinin Ankara'dan gelen iki bilinen misafiri gelmiştir.
- Müftülükte o dönem görevli olan  Seyda,Melle Said Başbaydar'da o dönem adetta  Şeyh Tahir'in postası
   gibi sürekli beraberdir.
- Melle Said aslen Sancak/mezracik köyünden olup, Bekiran aşiretine mensuptur.

- Mezracık köyünde aynı zamanda Şadilli aşiretine mensup ailelerde vardır.
- Şeyh Tahir  Molla Saide derki ! çantamı al beraber müftünün evine gidelim,der.


Şimdi bu olayı Molla Said Başbaydara atfen aktarmak istiyorum.


- Müftünün aşağı çarşıdaki evine gittik.
- Müftünün kapısını çaldık.
- Müftü davetsiz misafir olarak ikimizi görünce bizi içeriye buyur etti.
- Îçeri girdiğimizde Îsmet Inönü ve Atatürk'ün iki yakın dostu bu zatlar oturuyorlardi.
- Müftü'de bizimle beraber Şeyh Tahir'in yanında düğmesin illikliyerek içeri girdi.
- Şeyh Tahir'in amiri olmasına rağmen, yaşı, ilmi bilgisi  ve direnisci kimligi yanında Şeyh Ali Septi ailesi ve
  Şehid Seyh Said Efendinin kardeşi olmasından dolayı Müftü Abdullah Tutal , Şeyh Tahire karşı çok
  saygılıydı.
- Bu saygıdan dolayı olsa gerek iki Kemalist zat müftünün bu nezaket ve saygısından dolayı Şeyh Tahir
  onların dikkatini çeker.
- Bu iki zat müftüye dönerek bu yaşlı zatı bize tanıştırırsan sevinirz,derler.
- Müftü efendi ! em eder..., küm... eder. Nasıl anlatmaya çalışmak için eveler geveler.
- Şeyh Tahir müftü efendinin zorlandığını görünce, şu çıkışı yapar.
- Derki ! Müftü efendi müsade edersen ben kendimi bu iki zat-ı muhteremlere taktim edeyim.
- Ve Şeyh Tahir efendi başlar ve derki ! gördügünüz bu yaşlı adam siz iki Kürd kökenli mebusun yıllarc
   hizmetini ettiginiz ve onlar tarafından milletvekilli olarak taltif edildiginiz Înönü ve Atatürkün Kurdistandaki
  baskı ve zülümlerine karsi çıkan Şeyh Said Efendi'nin kardeşidir.
- Şeyh Tahir'in bu sözleri adetta oda da şok etkisi yaratır.

- Müftü'nün yemek ziyafetinden sonra Şeyh Tahir ve Molla Said evden ayrılıp,çarşıda kahvehaneye giderler. - Şeyh Tahir , Molla Said'e (Kurdo) olarak hitap ederdi.
- Ve derki ! Kurdo bana bir beyaz kağıt ve kalem getirip, istifamı yaz.
- Bende efendi hayırdır ne oldu. Şeyh Tahir KURDO ben şimdi istifa etmesem bu iki zat beni Ankara'dan
  jurnaliyerek yine görevden alırlar.
- O yüzden ben bu iki zata erkekligi bırakmadan,istifa edeceyim,dedi.
- Şeyh Tahir'in böylece daha bir yılı dolmadan VAAZ'lık hikayesi böylece sonlanır.

****************

Son söz olarak ,


 - Tarihe mal olmuş saygın bir aileden gelmenin ötesinde direnişçi ve ilmi derinligi olan Şeyh Tahir efendinin
  yaşadığı bu anekdotları sizinle paylaştım.
- Bu yaşananlarda tarihi bilgilerin yanında, Kürd RU-SPÎ'si Şeyh Tahir gibi fazla bilinmeyen şahsiyetleri
  azda olsa size anlatmak istedim.
- Bu bilgiler kaybolmadan ve ders çıkarılması gereken bilgilerdir.
- Kendi şahsi çıkarlarına esir olmadan, toplumun bilinçlenmesi için ömrünü harcayan Şeyh Tahir ve onun
  sohbetlerine tanıklık yapan Seyda Melle Said Başbaydarı rahmetle anıyorum.
- Belki bu yazımda tartışma ve yorumlarada Şeyh Tahir Akar'ın tornu Muhammed Tahir Akar konu olabilir.
- Bu konuda da kısa bir açıklama yapayım.
- Malumunuz bundan 4,5 ay evvel 7 Haziran secimlerinde Şeyh Said ailesinin Hınıs,Piran ve Palu kollarını
   kapsayan aile bireylerinin hakkında detaylı bilgiler aktardım.
- Kısaca kendisindende bahs etmiştim.
- Şeyh Tahir'in torunu Diyarbakıra seçim öncesi AKP tarafından getirilip, il başkanı yapılması tesaddüfü
  değildir.
- Bu konu analiz edilmesi ve üzerinde durulması Kürd sosyolojisi için çok önemlidir.
- Muhammed Tahir Akar'ın hem Azadi Însiyatifi çevresinde  görünmesi (yer alması),hem AKP'de ikbal
  araması, düşündürücüdür.
- Sanırım inisiyatifin AKP'ye kanalize edemedigi,başaramadığı için il başkanlığı görevini hala yürütmektedir.
- Zaten Azadi inisiyatifin birazda ulusal/islami bir motifle ortaya çıktı.
- Inisiyatif içinde yer alan kadrolar Kurdistanda geçmişte farklı dini örgüt,çevre başta olmak üzere Kürd
  siyasi hareketlerindende şahsiyetler vardı.
- AKP ve HDP'ye mesafeli duruşu ve çıkıslarıyla Kurdistanda toplantı ve geziler düzenlediler.
- Înisiyatif içindeki çekişmeler AKP ve HDP'ye kanalize etme dışında bağımsız bir çizgide nicel olarak, azda
  olsa oluştu.
- Bu Înisiyatifin çıkışını,yaptıkları toplantı ve organizasyonlarla bazı guruplar basamak olarak kullanıp,
  geçmişte yer almadıkları ve mesafeli durdukları siyasi oluşuma yamanarak milletvekilli olanlarda oldu.
- Bu konuda inisiyatifin içinde karşılıklı yazılan tartışma ve makalelerde bu yaşananları öğrendik.  

   Selam ve sagılarımla ,

Orhan Zuexpayıc

 

 

15 Temmuz 2015

MEHMET HAYRÎ DURMUŞUN MEZARI'NIN HÎKAYESÎ VE BABASI ÎSA DURMUŞ ?








                                   
                                          ÎSMAÎL BEŞÎKÇÎ HOCANIN ZÎYARETÎ



Daha ülkedeyken Çoligi dışardan ziyaret eden siyasi kimlikli dost ve arkadaşlar sık sık misafirliğimize gelirlerdi.

Bu arkadaşlarla ülkedeki silahlı mücadele ve Kürd ulusal meseleleri üzerine yoğun tartışma ve sohbetlerimiz olurdu.

 Bu arkadaşların istisnasız tümü Mehmet Hayri Durmuş'un şahsında Çolig şehitliğinde şehadete ulaşan tüm şehitlerin mutlaka mezarlarını ziyaret ederlerdi.

Tabi,Mehmet Hayri Durmuş'un şehitlikteki ailesine ait ,demir citlerle örülmüş o mütevazi mezarlığı ençok ziyaret edileniydi.

PKK dışında PSK,KDP veya diğer Kürd oluşumlar içinde yer alan herkesin ilk ziyaret ettigi mekandı.

Mehmet Hayri Durmuş'un gerek Partinin kuruluş çalısmaları ,gerekse zindan direnişindeki duruşu,azim ve kararlılığı ile bıraktığı miras tüm Kürd ulusuna mal olmuş bir degerdi.

Belki cümlelerle iyi ifade edemiyebilirim. 

O partiler üstü bir devrimciydi,desek yerinde bir tesbitir.

Mehmet Hayri Durmuş 14 Temmuz 1982 tarihinde ölüm orucunda şehadete ulaşmıştı.

Şuanda fotoğraftaki o mütevazi  mezarlık şehadeten  yaklaşık 9 yıl sonra 1991 tarihinde inşaa edilmişti.

1991 yılının sıcak bir yaz günüydü.

Ankara'dan gelen bir misafiri Çolig'de ağırlıyordum.

Mehmet Hayri Durmuş'un o zaman özensiz sadece taşlarda ismi soyadı yazılı bulunan mezarını yine ziyarete gitmiştik.

O gün Îsa amca çimento ve kumu bir pikap'la getirmiş,  mezarın yanı başında yalınız indiriyordu.

Hummalı bir çalışmayla yeni mezarı o gün tek çalışanıydı.

Misafir arkadaş , Îsa amcanın o hummali çalışmasını uzaktan usulce kısa bir süre süzerek seyr edip,duygulanmıştı.

Îsa amcayla ilişkimiz baba evlat ilişkisi gibiydi.

Küçük kızı Ayten yaklaşık iki yıl Belediye'de aynı serviste beraber çalıştık.

Îsa amca bazen daireye uğrar koyu sohbetlerimiz olurdu.

Îsa amcanın eşi Lütfiye hanım vefat etmiş kızı ile beraber yanlız kalıyordu.

Îsa amca yaşlıydı, bakıma ihtiyacı olduğu için evlenmek istiyordu.

Kızı Ayten babasının evliligine şiddetle karşı çıkıyordu.

Îsa amca bana birgün dediki ! 

Orhan ! bizim bu Ayteni ikna et ben evleneyim.

Îsa amca'nın yaşlı ve hizmete muhtaç olması gibi gerekçeleri öne sürerek,

Ayteni ikna etmeye çalıştım.

Neticede , Îsa amca Adaklı ilçesinden orta yaşlı bir bayanla evlendi.

Bir çocuğu  dünya'ya geldi.

Îsa amca çocuğunada Mehmet Hayri'ye atfen Hayri ismini taktı. 

 

 *******************

 

 

 

                                    Hayri Durmuş'un mezarı

 

 

Ülkeden sürgün olduktan kısa bir süre sonraydı.

Îsa amca ağır hastalıklar geçirip, bir ayağı kesildikten sonra vefat etti.

Îsa amca sabırlı,metanetli ve beş vakit namazını mümkün olduğunca camide kılan mütedeyyín bir insandı.

Kendisiyle çok anılarım vardır.

Bu anıları illerki günlerde hafızamın yettigi kadar kaleme dökmeye çalışacağım,

Bugün Mehmet Hayri Durmuş'un şehadettinin 33 yıl dönümüdür.

Büyük ölüm orucu direnişinde yaşamını adayan büyük devrimci önderler Kemal Pir, Mehmet Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek şahsında tüm devrim mücadele şehitlerini saygıyla anıyorum.

Ruhları şad olsun,

 

                                                                    Orhan Zuexpayıc

16 Haziran 2015

Şêx Fexrî Bukarkî Hakkında Röportaj: Orhan ZUEXPAYIC






     
              MEDENÎ BUKARKÎ

Şêx Fexrî Bukarkî Hakkında

Röportaj: Orhan ZUEXPAYIC
Şêx Fexrî Bukarkî'nin yaşam öyküsünü Serbestî sitesinde yayınlamıştım. Bu araştırma ve incelememin hikayesi çok uzun olduğu için yazmayacağım.
Gazeteci Cüneyt Alphan'la internet üzerinden iletişime geçtim. Kendisine Şêx Fexrî Bukarkî'nin yaşam öyküsünü yazmak istediğimi anlattım ve yardımlarını istedim. Sağ olsun, bana Şêx Fexrî'nin torunu Medeni Bukarki ile ilişkimi sağladı.
Sayın Medeni Bukarki, adı gibi medeni davranış göstererek ihtiyacım olan bilgileri benimle paylaşacağını ve Şêx Fexrî konusunda bana yardımcı olacağı sözünü verdi. Böylece bu röportajı yaptım.
* * *
Kek Medeni, önce kısaca sizi tanımak istiyorum.
Şêx Fexrî Bukarkî'nin oğlu merhum Şêx Şîrîn Efendî'nin oğluyum. Diyarbekir ve çevresinde Şêx Şîrîn'in ailesi yakın döneme kadar "Seyrek" soyadını taşıyordu. Qamişlî Şêxlerinde bizim soyadımız dışında örneğin "Cengiz", "Öngören" ve başka soyadları da vardır.
Ailemize biçilen veya yakıştırılan bu soyadlarından rahatsız oluyordum. Qamişlî Şêxleri, malumunuz Kurdistan'da "Bukarkî" ismiyle anılırlar. Geçen yıl Diyarbekir'de yerel mahkeme kararıyla ailemin asıl anıldığı "Bukarki" soyadını kazanarak nüfus kayıtlarına tescil ettirdim.
Malumunuz, Şêx Fexrî dört evlilik yapar. Babamın annesi Hevêdan aşiretinin reisi Hacı Zübeyir Ağa'nın kızı Dilşa Xanim'dır.


Dedeniz Şêx Fexrî'yi, inanıyorum ki yazdığım yazıdan sonra herkes artık tanımaya başladı. Babanız Şêx Şîrîn Efendî'yi de bize kısaca anlatır mısınız?




Dedem Şêx Fexrî'nin şehit edildiği dönemlerde ailemiz de batıya Kütahya'ya sürgün edilir. Babam Şêx Şîrîn 1930 doğumlu olup, o dönemde daha 3-4 yaşlarındadır. Babamın amcası Şêx Nûredîn'in oğlu, Şêx Mîsbeh babamı ve ailesini Kütahya sürgününden firar ettirerek memleketlerine dönerler. Babam Şêx Şîrîn daha çocuk yaştayken ailesi tarafından değil de uzun süre dedem Şêx Fexrî'nin yakın dostları tarafından yaşamı adeta koruma altına alınır. Şêx Mîsbeh o dönemde yönünü Binxet'e, Suriye Kurdistanı'na verir. Şêx Mîsbeh, Şêx Abdurrahim ile 1937 yılında Dersim direnişine destek vermek için ülkeye dönüş yapan grubun içindedir. Bu grup Bismil sınırları içinde pusuya düşürülerek şehadete ulaşır. Şêx Mîsbeh üzerine Kürd dengbêjlerinin stranları da vardır.
Kısacası, babamın yaşamı uzun bir hikayedir. Şêx Şîrîn, 05.08.2000 tarihinde Ankara'da hastanedeyken vefat etti. Babamın mezarı şu an dedelerinin mekanı olan Qamişlî köyünde meftundur. Babamın resimdeki silahlı Kürd giysileriyle bulunan fotoğrafı 1950'li yıların sonunda dağlardayken Pasûr'un bir köyünde çekilmiştir. Kısaca babam hakkında bu bilgileri verebilirim.                                                                             
   

                                                                                                                      ŞEYH ŞÎRÎN BUKARKÎ (Şeyh Faxri'nin oğlu)





Babanız Şêx Şîrîn nerede ikamet ediyordu? Ayrıca babanızın Kürd sorunu ve son silahlı mücadeleye bakışı hakkında bilgi verebilir misin?



Babam Şêx Şîrîn, Pasûr'un Bênîn (Karaağaç) köyünde Kanîya Dere'de kurmuş olduğu çiftlikte 2000 yılına kadar ikamet ediyordu. Şêx Şîrîn, tıpkı babası gibi cesur ve çevrede sevilen biriydi. Bismil'in Dicle nehrinden tutun ta Solaxan, Gênc'e, Çemê Murad'a kadar toplumsal sorunlarına derman olmuş bir kanaat önderiydi. Daha önce de bahsettiğim gibi bir çok haksız uygulamalara da tabi tutulmuştu. Hatta sizin yöreden, Solaxan'dan bir örnek vermek isterim. 6 Kasım 1982 askeri anayasasına babam karşı propaganda yaptığı için, Solaxan'ın bazı işbirlikçileri babamı Bingöl sıkıyönetimine şikayet edip, Solaxan'da ceza evine attırdılar. Uzun uğraşlar sonucunda 18 günde dışarı çıkarabildik.
Babam Şêx Şîrîn'in Pasûr (Kulp) mıntıkasındaki evine sürekli gerillalar ziyaretine giderlerdi. 1996 yılında bir itirafçının ifadeleri sonucunda yardım yataklıktan 66 yaşındayken tutuklayıp, 3 yıl 9 ay ceza verdiler. Uzun uğraşılar sonucu verilen hukuk mücadelesinden dolayı cezası Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nde bozularak, tahliye edildi.
Babam bu ceza öncesi de defalarca çevredeki karakollar tarafından gözaltına alınıp, işkencelerden geçirilirdi. Pasûr ve Licê çevresindeki tüm insanlar babamın yaşadıklarına tanıktır. Kısaca babam Türk devletinin kırmızı çizgileri arasındaydı.
Şêx Şîrîn, açıkça söylemek gerekirse, heybetli duruşu, cesareti ve Kurdistani sevdasından dolayı babası Şêx Fexrî'nin misyonuna sahip bir şahsiyetti.
Babamdan dolayı Licê ve Pasûr başta olmak üzere, Çewlîg bölgesindeki bize bağlı olan kesimlerin sorunlarını ben gider çözerim. Örneğin geçen sene Solaxan'da iki aile arasında çıkan kavga sonucunda iki kişi yaralanmıştı. Babamı seven bu ailelerin arasındaki husumeti duyunca hemen arabulucu olup barıştırdım. Ayrıca bizim bölgede de elimden geldiğince babamın vazifesini yapmaya çalışıyorum.
Solaxan'da babamın etkili olduğu çevre olarak Pasûr sınırına yakın olan Tutel, Qameran, Hovît, (Gênc) Qale istasyonu ve çevresindeki köy ve mezraları sayabiliriz.


Dedeniz hakkında yazdığım yazıda sizin bilgileriniz dışında Kürd kaynaklarından elde ettiğim bilgiler de vardı. Bu konudaki düşüncelerinizi almak istiyorum.


Doğrudur, gerçekten dedem hakkındaki kapsamlı araştırmanız ve benim dışımda elde ettiğiniz kaynaklardan dolayı size çok teşekkür ederim. O bilgilerden dolayı dedemi daha farklı ve zengin bilgilerle sayenizde tanıdım.


Medeni Bey, dedeniz Şêx Fexrî üzerine yazdığım araştırma yazısında şehadetine ve elbiseleriyle defnedilmesi olayında bilgi eksikliği nedeniyle fazla değinemedim. Bu konuda sizin düşünceleriniz almak istiyorum.


Dedem Şêx Fexrî ve arkadaşlarının mücadelesi 1933 yılının Ekim ayına kadar devam etmiştir. Pasûr'un Hevêdan bölgesinde Godernê köyünün alt tarafında Şikefta Ganikê mağarasında Badikan ve Xiyan milislerinin öncülüğünde Diyarbekir, Çewlîg, Mûş ve Silîvan'dan gelen askeri birlikler tarafından kuşatıldılar. Uzun çatışmadan sonra dedem ve 17 arkadaşı şehadete ulaşmış, 3 arkadaşı da kurtulmuş. Daha sonra cenazeleri Hazro'da bulunan Girê Cirît tepesindeki mezarlığa, üzerindeki kanlı elbiseleriyle toplu bir şekilde gömüldüler.
Dedemin bir alim olduğunu ve asla hurafe olmadığını belirtmek isterim. Bazı çevreler dedemin mezarının üzerine taş tutturulmadığını söylüyor. Babam Şêx Şîrîn'in vasiyetidir. Babamın üzerine ne türbe ne de bir mezar yapmayın. Ne zaman ki Kürd halkı özgürlüğünü elde ettiği zaman laikiyle bir anıt mezarı o zaman yapınız.
Hazro'dan birkaç değerli dost benden izin alarak etrafına duvar örüp çit yapmak istediklerini belirtiler, ben de yapın dedim.



Kek Medeni, babanızın bu vasiyeti biliyor musunuz bana neyi hatırlattı? Mela Mustafa Barzanî'nin de sade ve gösterişsiz bir mezarı vardır. Mela Mustafa'nın da vasiyetini muhakkak biliyorsunuz. “Mezarım pêşmerge mezarından yüksekte olmasın, pêşmergeler olmasaydı ben de olmazdım, benim varlığımın sebebi pêşmergelerdir" demiş ve "üzerinde kır çiçekleri açan mezarı" sadeliğin, fedakarlığın, davaya bağlılığın ve inancın bir sembolü olduğunu hatırlatmak isterim.


                                                                                                                                        
                                                                                                                                           ŞEYH FAXRÎ BUKARKÎ
                                                                                                                                                  

Mela Mustafa Barzanî'nin vasiyeti ile benim babam Şêx Şîrîn Bukarkî'nin babası Şêx Fexrî'nin mezarı hakkındaki mukayeseniz için çok teşekkür ederim. Bu belirlemeniz doğrusu beni çok duygulandırdı. Mela Mustafa'nın bu vasiyeti mütevazilik ve asaletinin bir tezahürüdür.*

__________
*Okuduğunuz röportaj daha uzundu. Kısaltarak verdik. (Zazakî.Net)