Kûy a Spî

15 Ocak 2017

49'LAR HAREKETÎNDEN SAÎD BINGÖL'ÜN YAŞAM HÎKAYESÎ





Said Bingöl, ailesinin çileli yaşamı o daha doğmadan sanki onun kaderini belirleyen yolun taşlarını da döşemişti.

Evet....  Şaban köyünden başlayan, Ruha,Amed,Istanbul Çolig,Ankara ve Xarpete nihayetlenen çileli bir yaşamdan bahs ediyorum.
Said Bingöl bu zorlu yaşamı azmi,iradesi doğru bildiği ve inandığı yolda kimseye ödün vermeyen bir kişiliğiyle hemde yanlız başına ayakta durmayı başaran biriydi.







Said Bingölü anlatmaya çalışırken bilgi dağarcık 'kaynaklarım' kuşkusuz önce aile bireyleridir.
Çocukları, Baran ve Rojbin sağolsunlar merak ettiğim tüm bilgileri bana detaylı aktardılar. Bunun yanında kendisini uzun süre yakinen tanıdığım,sohbetlerine defalaraca katıldığım, Xarpete her uğradığımda mutlaka kendisini bürosunda ziyaret ettiğim bir şahsiyetir.
Siyasete olan ilgimden dolayı sohbetlerinden feyiz aldığım, genelde sohbet ve tartıştığımız konuların  ana temasıda  Kürd siyaseti,tarihi üzerineydi.
Bu sohbetlerden önemli gördüğüm hatıratlarıda sizinle paylaşacagım.
Said Bingöl üzerine Kürd yazılı kaynaklarında yazılan makale ve röportajlarıda taradım.
Bu bilgilerdende faydalandığımı belirtmek isterim.

Awrupa'ya mülteci olarak çıkmadan 1,2 hafta önceydi.
Xarpete kendisine veda niyetiyle ziyarete gitmiştim.
Bana sürgün yaşamının zorluklarını o gün anlatmıştı.
Çok iyi hatırlıyorum Elazığ'da yakinen tanıdığı ,
Beritan aşiretinden Kürd siyasetçi Orhan Demirbağ Îsveçe mülteci olarak yeni gitmişti,bana ondan bahs etmişti.
Orhan Demirbağ sürgün psikolojisini yaşadığı zorlukları ülke özlemini Said abeye demekki yansıtmıştı.
Said Bingöl zorlukları bilen çileli yaşamdan gelen tecrübesini sentezleyerek bana moral verircesine üzülmemem için anlatıyordu.
Faili meçhul cinayetlerden dolayı, Çoligi terk etmemin doğru olduğunu ısrarla bana söyledi.
Said Bingöl sanırım 2008 veya 2009 yıllarıydı.
Yıllarca görmediği ve Kürd ulusal mücadelesine aktif katılan kızı Baran Awrupa'ya çıkmıştı.
Sağlık sorunları olmasına rağmen kızını kısa süreliğinede olsa özlem gidermek için isviçre'ye ziyaretine gelmişti. 

Isviçrede hemşerimiz olan Hüseyin Cici kendisini ziyarete gider.
Sohbet esnasında benim ismim geçer.
Said abe benimle iletişim kurmak ister.
Hüseyin Cici arkadaşım ve hemşerim sağolsun, hemen telefon açarak ,
Said abe yanımda seninle konuşmak istiyor,dedi.
Said abeyle hal hatır sorduktan sonra tabi sağlık sorunlarını biliyordum.
Almanya'ya davet ettiğimde ,sizi çok görmek  istiyorum.
Benim akrabalarım,dayılarımın çoğuda Almanya da  ama sağlık sorunlarım el vermediği, ve kısa bir süreliğine geldiğim için gelemiyorum,dedi.
Ve son görüşmemiz oldu.


SAÎD BINGÖL'ÜN ÇOCUKLUK YAŞAMI VE AİLESİ HAKKINDA BİLGİLER ?



Said Bingöl kimlik bilgilerine göre 5 Aralık 1934 RUHA doğmuştur.
Aslen Çolig / Puex mıntıkası Şaban köyünden Alan kabilesinden Mehmed/FERHUN'un oğludur.
Said Bingöl'ün nenesi yani FERHUN'un eşi Cevahir hanım ise RAMAN kabilesindendir. Dönemin çok dirayetli ve modern bir kadın prototipidir.
Cevahir'in ikisi erkek (Direh,Mehmet),ikisi kız (Emine,Ayşe) dört çocuğu vardır.
Direh Çolig/Kurudere köyünden Halil kızı/Gülüzarı kaçırıp, Xoşkar "SANCAK"  mıntıkasına götürür.
Raman kabilesi bu olaydan dolayı Direh ve dört arkadaşına pusu kurarak öldürürler.
Cevahir hanım bu olaydan dolayı çocukları ,yeni gelin olan genç Gülizar hanımı ve amcazadeleri olan Hacı Şerif ile birlikte RUHA (URFA) şehrine göç ederler.
Mehmet 17 yaşına gelir ve töre gereği orada Gülizar'la Mehmeti evlendirirler.
Bu evlilikten Said Bingöl dünya'ya gelir.
Yani Said Bingöl'ün Annesi Kurudere "Derezua"  köyünden Gülüzar hanımdır.
Babasını daha dört yaşındayken hastalıktan dolayı kaybeder.
Said Bingöl evin tek çocuğudur.

Ruha'da kaldıkları dönemde Said Bingöl'ün babası inşaat işçiliği yapar.
Mehmet'in ölümünden sonra aile RUHA'dan Diyarbakıra göç ederler.
Diyarbakır'da küçük bir ev kuruyorlar.
Cevahir hanım torununu hem Kuran okumaya gönderirken aynı zamanda okula vermeyide ihmal etmez.

Said Bingöl ilk okulu Diyarbakır/Alipaşa mahallesinde Ismet Paşa ilkokulunu birincilikle bitrir. Orta ve lise bölümünün birleştirildiği  Ziya Gökalp te okur.
1955 yılında Îstanbul Îktisat fakültesine başlar.
Tabi bu dönemde Kuran Kerimide okumayı ihmal etmez.
Kızı Baran'ın aktardığı bilgilerde babasının özel günlerde mutlaka ölülerine Kuran okumayı'da ihmal etmezdi.
Said Bingöl , Emin Elçi'nin kızı Fitnatla evli olup, dört kız, iki oğlu toplam altı çocuk babasıdır.
Üç çocuğu doktor,iki çocuğu mühendis ve bir çocuğuda Eczacıdır.



SAÎD BINGÖL VE 49'LAR HAREKETΠ ÎLE ÎLGÎLÎ TUTUKLANMASI ?



Kürd ulusu özellikle Dersim soykırımından sonra yaklaşık 20 yıl Kurdistanda sesizlik süreci yaşar. Adetta yaprak kıpırdamaz.
1959'lu yıllarda DP döneminin iktidarda olduğu dönemdir. 
Güney Kurdistandaki Barzani hareketinin verdiği ruh ve heycan, Kuzey kurdistandaki gençlerde bir hareketlenme başlar.
Türk derin devleti bunun bilincindedir.  Kürdlere gözdağı vermek için ilk etapta bin kişi üzerinde Kürd ögrenci ve aydin kitlesini tutuklamak ve infaz etme düşüncesindedir.
Ama , Awrupa ve dünyadaki baskılara dayanacak güçleri ve hesap verirlikte yaşayacağı sıkıntıyı dikkate alır.  Diplomatik bir kararla 50 Kürd aydın ve öğrencisini yakalayıp,Harbiye hücresine tıkarlar.

Bu 50 kişiden Emin Batu Mardinli ve hukuk fakültesi ögrencisidir.
Harbiye hücrelerindeki olumsuz koşulardan dolayı ölünce davadaki kişi sayısı 49 olarak kalır.
Bu rakam Kürd tarihinde 49'lar hareketi olarak yerini alır.
Bu listenin içinde o dönemde Iktisat fakültesi öğrencisi merhum Said Bingöl'de vardır.


Bu dava önceden planlanmış, kişilerin  çoğu bilinçli olarak seçimi yapılarak derin devlet aklının bir planıdır.
Bu uygulamalar 1923 Türk devletinin günümüze kadar olağanüstü dönemler adı altında Kurdistanda hala uyguladığı yöntemlerdir.

Said Bingöl'de o dönemde Iktisat fakültesinde okurken aktif örgütlenme ve siyasi faaliyetlerde bulunur.
1959 yılında Mustafa Barzani Sovyetlerden Iraka döndüğü döneme tekabül ediyor.
Kerkük'te Türkmenler ile Kürdler arasında olaylar çıkıp,birçok Türkmen katl ediliyor.
O dönem CHP Niğde mebusu ve general kökenli Asım EREN 'de bir önerge meclise sunar.
Bu önergde Türkiyede can/soydaşları kardeşleri Irak Türkmenleri için  kendi Kürdlerine misilleme hakkıni kullanarak katledecekmi ?

Bu önerge başta olmak üzere , yine o dönemde Musa Anter'in ileri yurt gazetesindeki KIMIL yazısından dolayı, Ankara ve Istanbul'daki Kürd ögrencileri hükümeti protesto etmek için telgraflar çekerler.
Said Bingöl'de bu ögrencilerin arasında yer alanlardandır.
Buna ek olarakta Said Bingöl Diyarbakır öğrenci yurdunda kaldığı dönemde edindiği tecrübelerle Bingöl yüksek öğrenim öğrenci derneği kurmak falliyetleride dosyasına eklenir.
Ayrıca, dönemin Diyarbakir belediye reisi Adnan Menderese fahri hemşerilik ünvanı verilmeside çekilen bu telgrafta  protestoların içinde yer alan konuların başında gelır.

49'lar davasında Çolig'den merhum Said Bingöl dışında,
Zeynep köyünden T-KDP genel sekreterligi yapan şehid Said Elçi,
Dareheni/Ulyan köyünden hala Duhokta hayata olan Dr. Faik Savaş tutuklu yargılanırken,
orduda o dönem subay ,binbaşı rütbesinde merhum Şeyh Mehemed Bilgin'de  tutuksuz yargılanmıştır.
Hatta 1960 darbesinin MBK üyelerince ordudan ihraç edilmiştir.
Bu bilgileride okuyucularımın biligisıne sunmak  istedim.
Said Bingöl yaklaşık 1 yıl 4 ay harbiye hücre ve cezaevi süreci yaşar.
O dönemde Said Bingöl'ün geniş bir aile çevresi yoktur.
Yakın akraba ilişkileride hiç yoktur.
En yakını yaşlı bir annesidir.
Annesi bir süre sonra oğlunun zindanda olduğunu öğreniyor.

Annesi memlekete, oğlu Istanbul harbiye hücrelerinde,
Gülizar hanım oğlunu görmek için Istanbula gider.
O dönemde Çolig'in yerli ailelerinden Emin ELÇÎ ailece  Istanbulda ikamet ediyordular.
Gülizar hanım Emin Elçigile misafir oluyor.
Said Bingöl , daha sonra tesaddüf mi diyelim Emin Elçi nin kızı Fitnat hanımla 1966 da evlenir.  
Gülizar hanım oğlunu hücrede görüşüne gider ve gardiyanlarla sıkıntı yaşar.
Çünkü Türkçe bilmediği için oğluyla Kırdki/zazaki konuşunca gardiyanların engeline takılır.
Said Bingöl, gardiyanara dönerek benim annem Türkçe bilmiyor , ta memleketen gelmiş ,ben onunla kendi ana dilimle konuşmazsam nasıl onu ikna ederim onu , diye çıkışıyor.
Ve ondan sonra görüştürüyorlar.

SAÎD BINGÖL'ÜN  CEZAEVΠ SONRASI YAŞAMI ?



Cezaevinden çıktıktan sonra okulun son döneminde tutuklandığı için, sınavlara girerek derslerini verip,
okulunu bitirir.
Said Bingöl öğrencilik dönemlerinde okulun yanında harçlığını çıkarmak içinde gündelik işlerde de çalışıyormuş. Çünkü Said Bingöle para gönderen baba,kardeş,amca veya herhangi bir yakını yoktur.

Diplomasını aldıktan sonra askerlik sorunu çıkar.
Yedek subay olarak Izmir'de öğretmenlik yaparak askerliğini tamamlamış, Annesi yanlız olduğu için ,
annesi ile birlikte Izmir'de ev tutarak beraber kalmışlar.
Askerlik yaptığı okulda bir dönem HEP genel başkanıda olan Fehmi Işıklar'da o dönemde aynı okulda olduğu için orada tanışıp,birlikte çalışırlar.

Askerlik dönüşü, Said Bingöl iktisatçı olduğu için Devlet Planlama Teşkilatında 1960 lı yılların ortalarında işe başlar.
O dönem kendisinden Doğu Anadolunun Sosyo ekonomik yapısına ilişkin istatistiki bir rapor
hazırlamasını isterler.
Said Bingöl detaylı bir rapor hazırlar.
Bu rapor devletin nezdinde adetta bir Kürd raporu olarak algılanır.
Said Bingöl'ün müdürü iyi bir insanmış Raporuda oldukça begeniyorda.
Raporun ana teması tabiki Doğu Anadolunun yani Kurdistanın  temel sorununun etnik kültürel sorun olduğunu analiz eder.
Müdürü , kendisini çağırarak çok titiz çok temiz ve nesnel bir rapor hazırlamışsın., ama seni işten çıkarmak zorundayım,der.
Çünkü üsten karar öyle gelmiş, senin geçmiş sicilinede baktık.
Artık burada çalışman mümkün değildir.
Said Bingölü adetta Ankara'da  aylarca işsiz dolanıyor.
Ve iş bulamıyor.
Çünkü geçmişi bir engel olarak hep karşısına çıkıyor.

Said Bingöl o dönemde yönünü Elazığ'a veriyor.
Keban barajı ve Karayollarında benzer işler buluyor.
Oradaki yöneticilerde geçmşini öğrenince  işten çıkarıyorlar.
Daha sonra Elazığ un fabrikasında muhasebecilik işi kısa bir süreliğine buluyor.
Bu görevinden de istifa ederek adetta yemin ederek devlet işlerinde çalışmamaya karar verir.


Said Bingöl vefat edinceye kadar serbest  Muhasebecilik bürosunu açip, (Mali Müşavirlik) mesleğini icra eder.

Hişar Ağaoğlu ile SMMO  oda seçimı icin beraber Elazığa gitmiştik.
Said Bingölü bürosunda ziyaret etmiştik.
Bizi o  gün hem ağırladı, hemde Kürd ulusal mücadelesi,tarihi ve tabi Çolig'in siyasi dokusu üzerine epey sohbet etmiştik. 

SAÎD BÎNGÖL'ÜN BELEDÎYE BAŞKANI VE MÎLLETVEKÎLLÎ OLMA TEŞEBBÜSLERI ?



Said Bingöl 1969 yılında bağımsız olarak Çolig'de başkan adayı olur ve seçimi kaybeder.
Bu seçimi Faik Ertuğrul kazanır.
Said Bingöl aday olma gerekçesini çocuklarına şu cümlelerle ifade etmiştir.
Cezaevinden çıkmıştık. Kürd halkına kendimizi göstermemiz,anlatmamız gerekiyordu.
Halkımız , bizim korkmadığımız,yılmadığımızı bilmeleri gerekiyordu.
Sadece kendimizi tanıtmak varolduğumuzu göstermek için yapılan bir girişimdir.
Yoksa bende kazanmıyacağımı biliyordum.

Said Bingöl 1977 yılında tekrar bu defa CHP'den ön seçimlere katılır.
Kızının ifadelerine göre babasına genel merkezden liste başı sözü verilir.
Babam bunu kabul etmez.
Çünkü merkezden aday olanlar merkezin adamı olmak zorundadırlar.
Ön seçime girmeyi tavsiye eder.
O dönemi yaşayan biri olarak ön seçimde Sait Bingöl ,Avukat Süleyman Ertuğrul ve Dr.Hasan Celalettin EZMAN aday adayı oldular.
Çok iyi hatırlıyorum  CHP'nin Çolig'de o dönemde oy deposu KIGI ilçesiydi.
Kığı'da o dönem fazla göç olmamıştı.
CHP nin bir mebusu adetta çantada keklikti.
Doğal olarak Kığı'da delege sayısıda epey fazlaydı.
Bu seçimde delege ve partide ağırlığı olmayan Avukat Süleyaman Ertuğrul'un , Said Bingöl adına feragat edilmesi yönünde baskı oluşturdular.
Süleyman vazgeçmeyince , Sait Bingöl ile Hasan Ezman başa baş yarıştılar.
Avukat Süleyaman aldığı cüzü oyla Said Bingöl'ün kazanmasına engel oldu.
Tabí, o dönemde Said'in kişiligi,mücadele gelenegi ve adaylığı kazanmasını istemeyen bazı feodal çevre ve aşiretler de vardı .
Onlarda  bazı delegeleri etkileyerek Hasan Ezmana yönlendirdiler.
Bu seçimde çok cüzi bir oyla başarısızlıkla sonuçlandı.

1986 ara seçimde Çolig'deki tek milletvekilli için SHP'den aday olmuştu.
ANAP tan Mahmut Sönmez,DYP'den Hüsamettin Korkutata rakipleriydi.
Bu seçimin canlı tanığı olduğum ve aktif olarak Said Bingöle ailece çalışmıştık.

Çünkü , M.Sıddık Bilgin'in amcası Çoligde Milletvekilli ve senatörlükte yapan Mehmet Bilgin otelde değilde bizim evde konaklıyordu.
Sıddık Bilgin'in cenazesini o dönemde Suwerandaki karakol bahcesindeki  mezardan çıkaran ve Türk kamuoyunun gündemine sokan SHP'li mebuslar Cüneyt Canver ve Ali Ihsan Elgin'di.

Mehmet Bilgin SHP'ye vefa borcunu ödemek icin istanbuldan kalkıp, gelip Said Bingöle destek olmuştu.
Ama , kardeşi Burhaneddin Bilgin'de o dönemde aksi bir tavırla yeğenini öldüren anlayışın iktidarda olduğu, ANAP'ı desteklemişti.

Bu davranışı, Mehmet Bilgini epeycede üzmüştü. Bu olayda tarihe not düşsün diye yazdım.

ANAP ve Özal'in revaçta olduğu bu dönemde devletin tüm kaynaklarını seferber edip, Istanbul'dan Bedrettin Dalanı bille getirilerek boy gösterisi yaptılar.
Said Bingöl'ün o dönemde çok iyi hatırlıyorum.
Bugünkü kültür parkı mitingdeki konuşmasında Kürd sorunu,bölgede yaşanan olağanüstü hal uygulamaları,merhum Sıddık Bilgin'in şehadetiyle ilgili çok sert  konuşmuştu.
Devlete adetta bir mesaj vermişti.

Ayrıca, Said Bingöl  Kığıdaki mitinge o dönem Aydın Güven Gürkan genel başkanıyla katılır.
Aydın Güven Gürkan Elazığ Percenc li bir göçmen  çocuğudur.
Liberal ve Almanya'da doktora yaptığı için Awrupaya dönük sosyal demokrat fikirleri olan modern bir kişilikti.
Ve Kürd sorununa da cok mesafeliydi.
Said Bingöl Kığı mitinginde de Kurdistandaki uygulamalar,Kürd sorunu üzerine devlete çok ağır ithamlarda bulunur.
Ve Aydin Güven Gürkan miting sonrası, Said Bingöl'e dönerek ,

Sait bey umarım seçilirsiniz.
Bu yapmış olduğunuz konuşma sonucu kesin tutuklanırsınız.
Ve sizi Kenan Evren bile kurtaramaz. der.


****************

Yıl 1990 HEP'in kurulma sürecidir.
Said Bingöl , yeni kurulacak olan Kürd partisi silahlı mücadeleyi tasfiye etmek için mi kurulmuş yoksa,
Silahlı gücün onayı varmı !  ona göre davranalım yakın çevresine , der. Ona silahlı mücadeleden gelen milisin partinin desteklendiğini ve tasfiye veya kenara itme olmadığını öğrenir.
HEP Elazığda kuruluşunu destekler.
Îlk toplantılarını kendi bürosunda yapar.
Hatta kısa süreliğine büroyu parti yeri olarak gösterir.
Teşkilatı bir zat kendisi kurup ,yönetir. Ve sonra devreder.,

HEP Elazığ'da ilk teşkilatı 1991 yılında kurma sürecinde Kürd siyasetçi Orhan Demirbağ'a naklen
bu bilgileri aktarıyorum., 

Ben  o zaman 27 yaşındaydım. Toplantı Said abenin bürosunda Avukat Piltan Erdoğan, Av Hasan Akkuzu ,Hasan Fehmi Kara başta olmak üzere birçok arkadaş bu toplatıya katılmıştık. 
Said abe yaşça benden çok büyük olmasına rağmen Il başkanlığına beni önermişti, bende sizin gibi abelerimiz varken nasıl olur. 
Nekadar kabul etmememkte direndimse, Said abenin baskıları sonucu kabul ettim. 
O kadar mütevaziydi ki ben il başkanı olunca oda, il sekreteri olarak bana sahip çıktı. 
Ve daha sonra gelen genç arkdaşlara teşkilatı bıraktı. 
Said Bingöl sürekli fikrine başvurduğumuz, önerileri bizim için yol göstericibir ağabeyimizdi. 
Ayrıca Ankara'ya iki delege tesbitinde de yine Said abenin önerisiyle ben ve Hasan Fehmi Kara görevlendirildik.


Erdal inönü,  SHP ile HEP'in 1991 seçim ittifağında Elazığa gider.
Said Bingöl ile arasında şu konuşmalar geçer
Bu bilgileri oğlu Rojbinden naklen aktarıyorum.

Said Bingöl sorar ? kuracağınız birleşecek olan bu parti Kürd meselesine ve Kürd halkına klasik CHP ve devlet politikası olarakmı bakacak, yoksa Kürd halkını kabul edip resmi sistem dışımı görecek diye sorar Inönü'ye,
Inönü derki ..!  Sait Bey tamamen farklı açıdan ve kürtleri tanıyacak şekilde olacaktır, politikamız der.
Said Bingöl  bunun üzerine destek vereceklerini söyler.
Said Bingöl Kürdler 1990 sonrası legal parti oluşumlarından sonra , 
hep Kürd parti ve yurtsever adaylarını desteklemiştir.
Düzenin partilerine hep mesafe koymuştur.


              SAÎD BINGÖL ÎLE ÎLGÎLÎ BÎR ANEKDOT'UM


1990 lı yılların başında , Said Bingöl'ün kızı Baran gerilla saflarına katılır.
Zaten 49'lar kimliği başta olmak üzere,çocuğunun mücadeleye katılması ve yakın akraba çevresi ve hemşerileri ile olan sıcak ilişkilerinden dolayı sürekli takip ve kontrol altındaydı.
Çok iyi hatırlıyorum 1996,7 yılının sıcak bir yaz günüydü.
Elazığ'da kent palas arkasındaki bürosuna öğleden sonra saat 2 cıvarında ziyaretine gitmiştim.
Benden yaklaşık 1,2 saat evvel qırık türkçesi  ve her halinden belli Çolig diksiyonuyla konuşan biri bürosuna gider.
Said Bingöl ile arasında konuşma o qırık Türkçeyle başlar.
Ve Said'i bir nevi tehdit eder.
Senin kim olduğunu,ne dolaplar çevirdigini ve bir çocuğunun gerilla da olduğunu biliyoruz, der.
Tabi , Said yılların tecrübesi olarak bu kişinin gözdağı amaçlı gönderildiğini biliyor.
Aralarındaki bu kısa konuşmalardan sonra, bahsi geçen kişi bürodan ayrılır.
Demmekki o anda Said Bingöl'ün Çoligden gelen bir akrabası tesaddüf büroya gelir.
Said yaşadıklarını bu akrabasına aktarır.
Ve akrabası hemen tahmin eder.
Ve derki ! Said buraya gelirken sokakta sizin  Şaban köyünden Bekir, halk arasında da Beko (Bek Xeyrun) ile karşılaştım,der.
Said abeye fiziğini tarif eder ve aynı kişi olduğunu ögrenir.
Beko ismindende analşıldığı gibi Kürd mitolojisinde kötü adam olarak tanımlanır.

 SAÎD BÎNGÖL'ÜN OĞLU ROJBÎN'ÎN AKTARDIĞI BÎR ANEKDOT



Biz küçükken tabi bu olay sanırım 1985 falan olacak,
Elazığ'dan, Bingöl e giderken kardeşim ve bende oyuncak kaleşnikof  boynumuzda asılıydı.
Yolda kimlik kontrolu esnasında asker oyuncak silahı görüp,
Bizi sevip büyünce ne olacaksın diye sordu?
Kardeşim hemen otobüsün koridoruna uzanıp, kaleşnikofun tetiğine basıp "terörist" olacam dedi.
Asker ,babama dönüp şimdiden çocukları alıştırmışsın der.
Babam da askere "Tabii ki olmasıda gereken  bu" deyip cevap verdi.


SONUÇ;


Said Bingöl ,

Çolig'de Kürd davasındaki mücadelesi ve meşaketli yaşamından dolayı  yazılması gereken önemli sahsiyetlerden biriydi.

Fötr şapkası,duruşu ve halkla iç içe özellikle Kürd davasına
duyarlı olan kişilerin taktir ettigi şövalye ruhlu bir sahsiyetti,

Komşu Xarpete ikamet etmesine rağmen özellikle yazın hafta sonlarında hemen hemen heray 1,2 defa Çoligi ziyaret etmeyi ihmal etmezdi.

Yakın akrabası olan Islah Bulmuş'un kahvesi başta olmak üzere, Avcılar kulübüne ait kahvehane karşı karşıya olmakla beraber onun meskeniydi.

Sohbetlerini Çoligliler bilir kahveye gelirken enaz 3,4 masa birleştirilirdi.

Adetta , geniş bir daire oluşturularak bazen 20,30 kişiyi bulan kitleyle sohbetleri insanı cezb ediyordu.

Özellikle Kürd davasında duyarlı olan aileler ve gençlere çok değer verirdi.

Sohbeti elbette kırdki/zazaki diliyle olmakla beaber ağırlıklı Kürd siyaseti ve tarihi üzerineydi.

O bir halk adamıydı ,
devlet nezdinde hep sakıncalıydı....
küçüğe küçük,büyüğe büyük mütevazi bir duruşu vardı.

Ruhu şad olsun , güzel insan ,


ORHAN ZUEXPAYIC

1 Ocak 2017

ALÎRIZA SEPTÎOGĞLU ÎLE ÎLGÎLÎ HATIRATLARIM ?



                    







    ALÎ RIZA SEPTÎOGLU'NUN 1991 YILINDA TBMM YEMÎN TÖRENÎNDE ÇEKÎLEN FOTOSU




Alirıza Septioğlu, Kürd kökenli ama Türk siyasetinde renkli bir kişilik olarak tanınır.
Kendisini yakinen birebir tanıma firsatım olduğu için sohbetlerimizde tanık olduğum anekdotları önemli ve değerli gördüğüm için sizinle paylaşmak istedim.

Kısaca, Alirıza Septioğlu kimdir ?

1913 yılında Palu'da doğar. Babası Şeyh Sadin efendi/ dedesi Şeyh Hasan efendidir. Annesi Çan Şeyhlerinden Şeyh Mustafanın kızı Halime hanımıdır. Şeyh Mustafa 1925 hareketinde yer almış yaklaşık 25 yıl bin xete Suriye Kurdistanı ve Şam'da sürgün hayatı yaşamıştır.

Alirıza Septioğlu'nun iki amcası Şeyh Alirıza (küçükefendi), Şeyh Şerif efendi 1925 Şeyh Said hareketinde devlet tarafından Palu'da  katl ederek şehadete ulaşırlar.

Şeyh Alirıza Septioğlu mektepli bir siyasetçi olmadığı gibi qırık bir tükçesi ve Palu diksiyonuyla konuşan mizahi ve yaptığı hicivlerle tanınan bir siyasetçiydi.

Medrese eğtimini ağırlıklı olarak aile bireylerinden almış, zaten dedesi Şeyh Hasan ve babası Şeyh Sadin efendi yıllarca Palu müftülüğü yapmış alim insanlardı.
Îlkokul diplomasınıda 1960'li yılların başında dışarıdan  almıştır.
Belediye başkanları seçiminde okuryazar ve ilkokul diploması şartı arandığı için böyle bir yola başvurmuştur.
1963-1969 yılları arasında Palu belediye başkanlığı yapmıştır.
Belediye başakanlığı öncesinde de babasının manifatura dükkanını işletiyordu.
Değişik dönemlerde 2 defa bağımsız,3 defada DYP milletvekilliği yapmış olup evli 5 erkek 1 kız olmak üzere 6 çocuk babasıdır.
Septioğlu bağımsız mebus olmasıda, Demirel tarafından listede kendisine yer vermediği için tepki olarak aday olurdu.
Palu ve cevresinde Septi ailesinin etkinligi ve Alirıza Septioğlunun çevresinde sevildigi ve karizması birleşince, Demirele mesaj olsun diye büyük oy patlamasıyla iki defada bağımsız mebus oldu.
Demirel onun  gücünü bildigi için sonraki seçimlerde sürekli listenin başında ona yer veriyordu.

*******************


ALÎRIZA SEPTÎOĞLUYLA TANIŞMAMLA ÎLGÎLÎ BÎLGÎLER ?



-Merhum Septioğluyla ilk karşılaşmam,

1979 yılının ilkbaharıydı.
Şeyh Said efendinin oğlu Şeyh Selhaddin vefatı nedeniyle Palu'ya babamla taziyeye gitmiştik. Şeyh Selhaddin defin edildikten sonra Palu merkeze geri dönüp, taziye Alirıza Septioğlunun evinde kurulmuştu.
Îlk defa Alirıza Septioğlunu evinde sohbetlerine tanık oldum.

- Îkinci buluşmamız ,

  1986 yılı ara seçimlerde Çolig'de dayısı sayılan Hüsameddin Korkutatada
  aday olmuştu. O seçimlerde destek amacıyla gelmişti. O seçimlerde ANAP
  adayı Mahmut Sönmez SHP adayı 49'laradan merhum Said Bingöl'dü.
- Merhum babamla samimi dost oldukları için kahvehanede sohbetlerine
  katıldım.
- Tabiki Çoligdeki sohbet Kırdki/zazakiydi.  Septioğlu çok iyi Kurmancide
   biliyordu.
- Ama hepiniz malumu türkçesi çok qırık ve konuşmakta epeyce zorlandığı
  herhalinden belliydi.
- Septioğluyla 3.görüşmem,

1990 yılının Ocak-Mart ayları arasında yaklaşık üç ay diyebilirim ki !  herhafta TBMM kendisiyle görüştüm.

ALÎRIAZA SEPTÎOĞLUYLA ANKARADA ARAMIZDA GEÇEN ANEKDOTLARI AKTARMAK ÎSTÎYORUM ?



Ankara'ya üç aylığına çalıştığım kurum tarafından TODAÎE(Türk Orta Doğu Amme Îdare Enstitüsüsü) meslek geliştirme kurs ve seminerlerine katılmıştım. 
TBMM kurs yerime çok yakın olduğu için siyasete olan ilgimden dolayı herhafta sonu ziyarete gidiyordum.
Ziyaret ettiğim insanların içinde çok iyi hatırlıyorum Îbrahim Aksoy,Nureddin Yılmaz, Çolig mebusu Îlhami Binici gibi isimlerde vardı.
TBMM bu dönemde ilk uğrak yerim kuşkusuz Alirıza Septioğlunun odasyıdı.
Îçeri girdiğimde sekreteri Alirıza Bey içerde dedi ! Kim olduğumu sorup ,direk beni Septioğlunun huzuruna aldı.
Îçerde iki kişi oturuyor,konuşma Türkçe Xarpet gakkoş şivesiyle konuşuyorlardı.
Septioğlu bana önerek yegen hoş geldin dedi! bende Kırdki/zazaki cevap vererek selam verince duraksadı.
Kırdki/zazaki cevap vererek seni tanıyamadım yegen dedi ! köyümü,babamı tanıtıktan sonra, vay.... benim dostumun oğlu gel seni öpeyim,diyerek misafirlerine beni tanıştırdı.
Misafirlerine dönerek işte bu gencin köyü,aşiret ve çevresi  benim sağlam ve samimi insanlarımdır.
Xarpete eğer bana bir yanlışlık veya zarar gelirse bu gencin yakınları,köyü ve çevre köylerden binlerce silahlı insanı hep yanımda bulurum.
Diyerek,  iki Xarpetli gakkoşa bir nevi gözdağı verdi.
Xarpetli iki misafiri müsade isteyip gidince ikimiz baş başa kaldık.
Sohbetimiz anadilimiz zazacayla yapıyorduk.

DYP muhalefete olduğu için ihale,işe alınma tayin işleri olmadığı için Şeyhin fazla ziyaretcisi yoktu.

1990 yılı Kurdistanda silahlı mücadelenin en yoğun dönem olduğu için Septioğluna dedimki !  Kürd sorununa duyarsızlığını,hep menfaat çıkar ilişkisi olmaz deyip ? eleştirdim.

Bana bir anekdotunu aktardi.
Ben Kürd sorununda duyarsız değilim ?
Merhum Said Elçi benim arkadaşımdır,dedi.
1970 li yılların başıydı ,merhum Said Elçi beni bir defasında Ankarada ziyarete gelmişti. Sanırım arandığı dönemdi ve son görüşmemiz olmuştu. Maddi olarakta bayağı sıkıntı içinde olduğunu bana söyledi. Septioğlu o dönemde ay başında aldığım maaşın tümünü merhum Said Elçi'ye verdigini bana aktarmıştı. Şehadettinide hayıflanarak anlatı.

Bu konuşmalarımız esnasında da sık sık Çolig,Guewdere ,Siwan mıntıkalarına Av'a geldiğini aktardı.
Septioğlu iyi bir avcıydı aynı zamanda.
Çevrede birçok dost ve tanıdığının olduğunu söyledi.
Ama en çok  övgüyle bahs ettigi kişi, Dr.Sıraç Bilgin'in babası bir isyan sürgünü ve direnişçisi merhum Abdulhamid Bilgin efendiydi.

Abdulhamid Efendi ile Aliriza Septioğlu'nun anne tarafından dedesi Şeyh Mustafa Çanevi ile beraber 1925 hareketi sonrası  Bin-Xet Suriye Kurdistanında 20 yılın üzerinde beraber sürgün hayatı yaşamış iki dost insandırlar.Abdulhamid efendiye müthiş bir saygısı olduğunu anlata ,anlata bitiremedi.


Abdulhamid efendiyle sık ,sık ava gittiğini bana anlatı.
Hatta bir anekdota aktardı.
Dediki ! Çolig Pakuni köyünde Mari (Dişi) bir keklik vardı ve çok güzel ötüyordu.
Nam-ı çevrede  tüm avcılar tarafindan duyulmuştu.
Benle Abdulhamid efendi bu kekligi sahibinden almak için evine gittik.
Ne kadar para isterese istesin satın alacaktık.
Pakunili adam bu kekligi Çan seyhlerinden Şeyh Arife söz vermişim,dedi !
-Şeyh Arif bölgede Derviş  ve keramet sahibi bilindiği için köylünün ona olan
 manevi bağlılığından dolayı ,  vermek istemedi.
Abadulhamid efendi köylüyü ikna etti ve dediki !
Şeyh Arif avci (seydar) degil sana epey bir para bırakırız.
Şeyh Arif gelirse ona bu parayla bir keçi alıp, verirsin.
Ve kekligide bize verdiğini söylersen bize ses çıkarmaz,dedi.
Ve kekligi o şekilde satın aldık.

Septioğlu , Ankaradayken bana herhafta sonu mutlaka geleceksin ve benim misafirimsin,derdi. Sırf anadilimizi seninle konuştuğumda kendimi rahat his ediyorum,dedi.
Ayrıca seninle sohbetimizde cografyamızdan,bölgemizden,tarihten ve siyaseten yaptıgımız konuşmalar ile moral buluyorum,diyiyordu.
Kısaca üç ay hemen hemen her hafta sohbetlerimizde çok anılarını anlatı.

Ankara'dan Çolig döndükten sonra yaklaşk 1 yıl  geçmişti.
O dönem daireden bir arkadaşım Agit Arıkız Ankara'da milletvekili olan kaynı Kazım Ataoğlunu mecliste ziyaret eder.
Kazım Ataoğlu ile beraber Septioğlunu ziyaret ederler.
Ataoğlu eniştesini Septioğluna tanıştırır ve Çolig belediyesinde çalıştığını söyler.
Septioğlu Belediye ismini duyunca duraksar,  ve Agite dönerek Orhan Zuexpayıc ne yapıyor epeyce benden bahs eder.
Agit Çoligde dairede beni ziyarete geldiğinde, Septioğlunun benden epeyce övgüyle bahs ederek selamlarını iletti.


******************



ALÎRIZA SEPTÎOĞLU ÎLE ÎLGÎLÎ HALK ARASINDA KONUŞULAN ASLINDA YAŞANILAN FIKRALARI SÎZÎNLE PAYLAŞAYIM ?


Bu fikraların hepsi yaşanılmış , Palu ve Xarpete Alirıza Septioğlu üzerine söylenmektedir.  Yüksek lisans yapan Îlyas Kayaokayın saha çalışması yaparken , derlediği bu fikraları ilginç bulduğum için sizinle paylaşıyorum.
Bu fikralara dokunmadan Septioğlunun diksiyonuyla aktarmak istiyorum.

 Îlk fikra ?

Septioğlu,  90'lı  yılların  başlarında  milletvekili  iken  bir  gün  mecliste  şöyle  bir teklifte bulunur:
- Tunceli'ye ilahiyat fakültesi açalım. Böylece muhtemel bir mezhep
   çatışmasının önüne geçmiş oluruz.
- O zamanlar Tunceli milletvekili Kamer Genç, bu teklife şiddetle karşı çıkar:
- O ilahiyat fakültesini asıl Palu'ya kurun siz.
- Merhum ,Septioğlu kürsüden şöyle cevap verir:
- Oğlum Kamer! Palu'nun her evi ilahiyat fakültesidir.
- Ben senin hoşuna gitsin diye bu teklifi yapmıştım.

***************
Îkinci fikra ?

Septioğlu’nun  Meteorolojiden  Sorumlu  Devlet  Bakanlığı  sırasında  hava  durumu tahmini pek tutmuyor.
Ondan sonra meteoroloji işleri genel müdürü çağrılıyor diyor:
- Oglım hele gel bu kadar yapirsin bize boşuna şemşiye taşittiriysin bizi ıslatiysin bu kadar
cihazla başa çıkamiysin.

Biz bunu köyde bir keçiyle hallediydik.
- Sayın bakanım nasıl olur
- Bak yavrum keçi kuyruğunu havaya tikti mi hava açıyır, hafif indirdi mi rüzgarlı oliyir, tam indirdi mi yağmur geliyir.


**************************
Üçüncü fikra

Septioğlu, 

Meteorolojiden  Sorumlu  Devlet  Bakanı  olunca  bölgede  büyük  sevinç yaratmıştır. Kutlamak için bir temsilci seçerek Ankara’ya bakanı kutlamaya göndermişlerdir. 
Temsilci kutlamada bakana sorar. 
Efendim, Şıhım siz bakan oldunuz da ne bakanı oldunuz?
Şıh  düşünür,  “meteoroloji”  dese  köylü  anlamaz,  onun  anlayacağı  dilden  konuşmak  lazım.

- Derki !
- Kar, yağmur, dolu, rüzgâr, fırtına, sel her ne olursa bunlardan ben sorumluyum.
- Kutlama biter temsilci köye döner;  köy halkı merakla sorar;
- Şıh ne bakanı olmuş? 
- Temsilci sevinçle söyler;
- Şıh bakan değil Allah’a yardımcı olmuş.
- Kar, yağmur, dolu, rüzgâr, fırtına,  sel her ne olursa  Şıh’dan sorulurmuş.


********************
Dördüncü fikra

Septioğlu ile ilgili “şillope” fıkrası hemen herkesin bildiği bir fıkradır.

Palu’dan , Septioğlu’nu bakanlığı döneminde arayıp havanın nasıl olacağını sormuşlar.
Septioğlu önüne gelen hava  tahmin  raporlarında  havanın  karla  karışık  yağmurlu  olduğunu  görünce  yanındaki sekreterine yönelerek: 
“Yaz kıjım bugün hava şillope” demiş.

Silope Kirdki/zazaki bir kelime olup, karla karışık yağmur anlamına gelmektedir.

******************

Beşinci fikra

Rahmetli  bir  gün  Arabistan’a  gider  Demirel  babayla,  Demirel  baba  şıhı  şıhla tanıştırırken;

“Sayın Septioğlu’da bizim şıhımızdır” der kendilerini karşılayan şıha...
Tabi şıh bizim Şıh’a çok

kıymet verir şıh olduğu için... Bir ara sohbet ederken Arap şıhı sorar:
“Efendi kaç kadın var?” Şıh;
“Bir” der.
Bunu duyan Arap şıhı;

“Bu nasıl şıhlık? Bende tam
dört var” der...

Bizim Şıh başlar yapıştırmaya:
“Karı dört de yardımcın kaç tenedir.”


**************



Merhum Septioğlu üzerine kitap,doktora tezi ve birçok yazılı kaynak yazıldı, çizildi.
Kimse onun Kürd sorununa bakışı,düşüncesi ,iç dünyasi hakkında fazla bir şey yazmadı.
Çünkü onu yazan kesimler Kürd çevreleleri olmadığı gibi öyle bir dertleride yoktu.
Septioğluda ,Kürd sorununa hep mesafeli bir duruşu olduğuda bir gerçektir.


Düşünebiliyormusun, iki öz amcası Palu'da katledilerek şehid oluyor.
Baba ve amcası katliamdan kendilerini kurtarmak için halk içinde saklanıyorlar.
Annesinin babası Şeyh Mustafa Çanevi sürgün hayatı yaşıyor.
Öz dayısı Şeyh Nusreddin Tekman/Şuşar'da şehadete ulaşıyor.
Yine babasının öz amca kanadı Xınıs Şeyhleri topyekün idam,katliam,sürgün yaşadıklarını uzatmadan hatırlatmak istiyorum.

Özet olarak söylersek ailesinin maddi mirasından beslenirken manevi mirasına sahip çıkmadı.
Ve öyle bir ortam yaratiki çocukları ve bundan sonraki nesiler dil ve kültürlerini zaten konuşmuyorlar,aidiyetlerinden gittikçe uzaklaşıp, kimlik bunalımı  görmek mümkündür.
Çocuklarının hiçbirinde ulusal ruh ,Kürdi düşünce yoktur.
Ailenin Palu kanadını yazdığım çalışmamada M.Zeki Efendi'nin aile bireylerini çıkardığınızda diğer kesimler Kürd meslesine mesafelidirler.

Benim anlatımlarım onun Kürd sorununa yaklaşımı, ve tutumuyla ilgili kendisiyle birebir yaşadıklarımı mümkün olduğunca nesnel anlatmaya çalıştım.

SONUÇ,

Septioğlu, yaşanmış olan fikralarda ve  benim sohbetlerinden edindiğim fikirlerden şunu söyleyebilirim.

Türk siyaseti ,

Palu ve Xarpet cevresi onun ,olaylara hazır cevaplılığı, nüktedanlığı,iyi niyet ve en önemliside Qırık Türkçesi ve Palu şivesiyle ençok ön plana çıkmaktadır. 

Kürd siyaseti,

Septioğlunu ençok Leyla Zana ve Abdulmelikfırat'ın yemin törenlerinde rejime ve resmi ideolojiye yaptıkları çıkışlarla TBMM başkanı olarak uzlaşmacı ve yapıcı kişiliğiyle  tanıdılar.

Bunun yanında bana aktardığı anekdotlarda edindigim bilgileri iç dünyası olarak ele aldığımızda,

Said Elçi ile olan ilişkileri başta olmak üzere Abdulhamid Bilgin gibi isyanin genç bir direnişçisi ve sürgünü ile olan ilişkileri ve samimi itiraflarınıda Sosyolog ve Psikologların bilimsel tez konusu olduğunu söyliyebilirim.

Selamlarımla,



Orhan Zuexpayıc

29 Aralık 2016

Hîvik û Hîlal’ın öyküsüdür.



               


                      Fotoğraftakiler , Oturanlar soldan sağa , Memduh Selim, Celaddet ve Kamuran
                      Bedirxan kardeşler. Ayaktakiler sol başta Yad Mehmud Ebas sağ başta Sadiyê Talha




                       
Gerçek olaylardan yola çıkarak bu öyküyü kurguladım.
Öykü de, akraba olup da biribirini tanımayan iki kurd kızının dramı ve trajedisi durur.
Okurken bir acı çığlıktır gelir seni bulur ve okurken; seni senden uzaklaştırır ve dağların esintisine  bırakır.
Bazen seni 1925 li yılların o humalı atmosferine ve bazen de gurur ve asalete karşılaştırır.
Her Kürdün hikayesidir  böyle başlar ve böyle biter.
İkisinin kişiliğine damga vuran da farklı fay hatları, yaşam tarzı ve kültür farkıdır. Kendilerine yabancılaşan ve tarih bilinçten yoksunluktur.
Boşuna atalarımız dememiştir, "her aj lı ser koka xwe şin dıbe."
Yıllar sonra akaraba olan ve kendilerine yabancılaşan bu ki genç kızın yolları,
zindan da kesişir.
Hikaye, farklı kültür ve ideolojilerden gıdasını alan bu iki kızın hikayesidir.
Zindan zindan içinde ve onların hikayesi de bir nevi, kendi hikayemizdir.
Bir taraftan akraba olmaları, bir taraftan da kendi gerçeklikleriyle buluşması da o zindan vesile olur.
Aynı coğrafyanın insanı ve aynı havayı solumuşlardır.
Ama biribirilerine de yabancıdırlar.
Nereden bilecekler Sediyê Telhê kimdir.
Nereden bilecekler dedelerinin aynı aşiretten ve Cıbran-Seyhsuvaroğullarından olduğunu. Kaderleri aynı ve yaşamları farklı renk almıştır bir kez. Kadere mi ağlayasın gerçekliğine mi? Evet, kaderleri aynı olmasına rağmen yaşamları da farklı ve yabancılaşmadır.
Yıllar sonra da olsa olgunlaşan, sarsıcı ve bir o kadar da trajedik olan bu öyküye;
Hîvik û Hîlal adını koydum ve takmadır.
Hîvik, Kürdce Hilal anlamına gelir. Ve aynı zamanda  da dedelerini temsilen günümüzde yaşayan bir karekteri de temsil eder.


Hilal, 

yıllarca ailesi ve dedelerinin yaşadıklarından habersiz ve kendine de yabanılaştırılmış, uydurma fikirlerle özünden uzaklaştırmış karekteri temsil eder.
Hilal, Balkan göçmeni bir babanın Çolıg de tanınan Kürd kökenli bir ailenin kızıyla evliliğinden dünya'ya gelir. Aynı zaman da babası geçmişte ırkcı-şoven ve nasyonalist bilinen o parti de mebuslukta yapmıştır. Ideolojik olan bu evlilik uzun sürmez ve Hilal anesinin kucağın da yeniden yönünü  Colıga veririr ve  dayılarının yanına yerleşerek ora da hayatını sürüdürür. Hilal büyür ve yıllar sonra da üniversite sınavlarına girere ve kazanır.
Üniversiteyi kazanmasıyla birlikte bu kez dayı ve ane yönünü  Metrapolle veririr ve Coligdan uzaklaşırlar.
Revaçta ve sayılı okullardan birini kazanmıştı, Hilal. O, artık geleceğin gazeteci adayı ve araştırmacı gözüyle dünyaya bakan biriydi.
Mesleki eğilim ve sahip olduğu düşünce, gün geçtikçe onu cevabı verilmemiş soruların peşine düşürür. Sorgulayıcı yanı ön plana çıkar ve artık Hilal, başka bir Hilaldır.
Dedesinden başlar ve kendi kendine de sorarar; ben kim im? Kim olduğunu öğrenince de bocalar, ve kendisiyle hesaplaşma dönemi başlamıştır. Dedesini tanıdıkça merak ve arayışı da hızlanır. Hikaye dedesinin hikayesi ve kendisinin de öz be öz gerçeğidir. Kaynak çok, googleye girerer bloglardan edindiği bloglara girer ve o bloglardan biri de Zuexpayıc.blogspottur. Oraya ulaştığın da adetta şok yaşar.
Yıllardır arayıp ta bulamdığı hazinesine ulaşmıştır.
Yaşadıklarını ve bulduklarını kendi okul arkadaşlarıylan da paylaşır.
Ve heyecanla bir fırsatını bulup Zuexpayıca ulaşmayı da tasarlar.
Arayıştır ve arayış ta insanın kendisini bulamsını sağlar.
Okudukça sarsılır. Hem dede ve ninesini tanıdığı için şanslı ve hem de gurur kaynağı olmuştur dede ve ninesinin hayat hikayesi. Tarejidir okuduğu, destandır sürdürdüğü, acımasızlıktır ve vijdan muhasebesidir yaptıkları.
Mesleğini sürdürür. Görev yapttığı ajansa daha da bağlanır ve aktif görevler de bulunur.
Bir proje kapsamında bağlı bulunduğu ajans tarafından Kurdistana gider. Okuldan hemşeri ve Kürd kökenli öğrencilerle ilişkilidir. O geliş gidişlerin birin de polisin eline düşer ve örgüt üyeliğinden  tutuklanır.
Bir kez adı manşete taşınmıştır, Hilalin. Artık ona anası ağlasın. Manşet üstüne manşet ve teşhir edidikçe edilir. Bu kez de cezaevi süreciyle birlikte yargılanma süreci başlar.

Hîvike gelelim.


Kürd kızı Hîvik, aristokrat bir aileden gelmedir.
1925 hareketinde aşireti ve ailesi topyekün harekete katılır. Hareket içinde öncü kadroları, onlarca şehadeti olan bir ailenin mensubudur.
Kürd ulusal davasına hizmetleri yadsınmaz.
Bu 1925 ten günümüze kadar da duruşların da zikzak olmamış ve vakurlu duruşlarını hep korumayı bilmişlerdir. Hîvik böyle bir ortamdan gelir. Ailesinin yaşadığı trajedileri bilen biridir. Derken var olan bu yapının için de yer alır ve dağ kadrosuna katılır. Belki de başka bir alternatif olmadığı için katılmıştır. Olsaydı hiç kuşku yoktur ki Hilal gibi yabancılık taşımaz ve dedesinin hatından taviz vermezdi.
Acı, öfke, cesaret, umut  var olan aile bağıyla oluşur, şüphesiz. Tarih bir mirasdır ve o mirasa sahip olanlar yol alır. İnsan öyküleridir dinlediğimiz.
Derken Hilalın başına gelen Hîvikin da kaderdîr ve onun da başına gelir. Dağ kadrosunun radikal kararıyla Hîvik, eylem için metropole  gönderilir. Eylemi gerçekleştirdikten sonra da sağ yakalanır.
Ceza: Idam ve ömür boyu caza…
Hîvik û Hilal'ın tesaddüfî karşılaşmasının bir kısa anlatımıydı bu yazı.
Biri ömür boyu ceza almiş bir hükümlü ve biri de geçmişine kafa yoran ve kendini bulmaya çalışan genç bir üniversite öğrencisi dir.
O öğrenci de yargılanmakta olan bir tutukludur. Şimdi ikisi de aynı cezaevin de ve aynı koğuşu paylaşmakta.
Evet, biribirine akraba ve akrabalıklarını cezavin de öğrenen bu iki kişinin hazin hikayesi ne kadar düşündürür bilinmez, ama kafa yormaya değerdir.
Geçmişi olmayanın geleceği hiç olmazmış. Hilali, Hilalden uzaklaştıran hangi korku, baskı ve endişelerdi acaba? Her şey bir giz ve sır olarak olarak o ana kaldı.



Hayat bu... öykülerimizin içinde gizli ve sinsi eller malesef biliyoruz çogu zaman. Saklıyor,saklanıyor,yasaklanıyor ve itiliyoruz bir köşeye,

Bu öyküde de acıların,gelgitlerin,kendisiyle hesaplaşmaların ,dışlanmıslıkların ,mecbur bırakılmışlıkların satır aralarında rahatlıkla görebiliyoruz.

Gelde önüne geç, hiçbir şey gerçeklerin önünde duramaz´.

Selamlar,


Orhan Zuexpayıc

 

Not ,bu öykünün redektesinde emeği geçen Weli Sabriye arkadaşa da teşekkür ederim.

 

11 Aralık 2016

ŞEYH SAÎD AÎLESÎNÎN PALU KANADI HAKKINDA BÎLGÎLER

                                              (ARAŞTIRMA VE ÎNCELEME)
                               ŞEYH SAÎD AÎLESÎNÎN PALU KANADI VE 1925
                               HAREKETÎNDEKÎ KONUMLARI HAKKINDA
                               DERLEDÎGÎM  BÎLGÎLER ?





   ŞEYH SAÎD EFENDÎ


Şeyh Said ailesinin Palu kanadını iyi anlaşılması için ,

Şeyh Said hareketinden evvel,Kurdistanda başkaldırı yapan Bedirxan Paşa ailesinin düşürüldüğü durumu kısaca sizinle paylaşayım.

Bohtan Mirlerinden, Bedirhan Paşa nın oğlu Murat Bey'in ailesinin sistem tarafından bölünmüşlügünü  üç kısa başlıkla bakın nasıl tarif ediyor.

Bedirxan hareketi bastırıldıktan sonra,


1) Bedirxani ailesi malesef üçe bölündü.

Bir kısmımız memur, anti-politik,Osmanlı saraylarında Paşa ( Osman Paşa- Ali Şamil paşa-Hüseyin Ali Paşa) olanlar ,

Vali olanlar (Şam valisi Salip bey),

2) Ailenin bir kısımı Kürdlüklerini sürdürdü.

Yeğenlerim Kamuran-Celaddet bunlardandı, bundan dolayı hep sürgünde yaşadılar.

3) Aileden bir kısımda Atatürke yamanarak, 

Milli Eğtim bakanı(Vasfi Çınar) oldu. Çınar soyadınıda Atatürk onlara işbirlikçiliklerinden dolayı layık görerek takmıştır. 

Tarihçi , Cemal Kutay Türkiyenin en koyu Kemalistlerinden olup,Bedirxani ailesindendir.

Bu açıklamalardan sonra Şeyh Ali Septi ailesinin Palu kanadını açmak istiyorum.


*******************



                                ŞEYH SAÎD EFENDÎ

   


Şeyh Said ailesinin Palu kanadını anlatmak için elimdeki secere bilgilerini önce sizinle paylaşayım ki !  konu daha iyi anlaşılsın, düşüncesindeyim.


Şeyh Ali Septi Efendi (1786-1871) yılları arasında yaşamıştır.
Îlk evliliğini Palu/Ekrag köyünde Ayşe hanımla yapmıştır.
Bu evliliğinden Muhammed Nesih Efendi olmuştur.
Muhammed Nesih efendi (1835-1873) soyu devam etmemiştir.
Îkinci evliligini ise Bongılan/Melekan Şeyhlerinden Esma hanımla yapmıştır. Şeyh Ali Septi'nin soyu bu evlilikle günümüze kadar devam etmektedir.
Şeyh Ali Septi'nin bu evliliğinden Ibrahim (KUDO) efendi daha 6 yaşındayken vefat etmiştir.
Mahmud Feyzi Efendi (1838-1895)  yaşamış olup, Şeyh Said efendinin babasıdır.
Hasan Naki Efendi (1843-1918) yaşamıştır. Ali Rıza Septioglunun dedesidir.
Hüseyin Zeki efendi (1848-1914) yılları arasında yaşamıştır.
Ayrıca Şeyh Ali Septinin iki kızı vardır.
Secere bilgilerine göre Amine isimli kızı Melekanda kiminle evlendigi belirtilmemiş, Fatma ismindeki kızı ise evliligi hakkında bilgi yazılmamıştır.

Şeyh Ali Septi hazretlerinin çocuklarından Mahmud Feyzi Efendi, Şeyh Said efendi daha çocuk yaştayken Palu'dan göç edip şuanda Erzurum/Xınıs-Kolhisar beldesinde nakil yapmışlardır.
Buraya göç ederken Palu/Qaylık köyü yani günümüzde Sultan kıbesi civarında kısa bir süre kalmış, daha sonra Kanireş soğukçeşme Guldar mezrası olmak üzere enson Kolhisara yerlemişdir.
Tabi günümüzde Şeyh Mahmud Feyzi ailesinden Şeyh Said efendinin 3.oğlu Şeyh Selhaddin Efendi Erzurum/Tekman'da ikamet etmektedirler.
Ayrıca, Karayazı ilçesi Hacıbayram köyünün mülkiyetini Şeyh Said Efendi alıyor.
Ailenin bir kısımıda orada ikamet ediyordu.
Daha sonra Erivan'dan gelen muhacir Kürdler bu köy yerleştirilmiş, arazi ve hayvancılık ortaklaşa kendilerine bırakılmıştır.


*********************


ŞEYH ALÎ SEPTÎ AÎLESÎNÎN PALU KANADI ÎLE ÎLGÎLÎ DETAYLI AÇIKLAMALAR ?



Şeyh Ali Septi hazretlerinin Palu'da ikamet eden iki oğlu soylarını devam ettirmiştir.

1)  Hasan Naqi efendi  (1843-1918) ,
2) Hüseyin Zeki Efendi (1848-1914) yılları arasında yaşamıştır.


HASAN NAQÎ EFENDI HAKKINDA DERLEDÎĞÎM BÎLGÎLER ?


Şeyh Hasan Naqi Efendi için bundan 4 Iil evvel çok detaylı bir araştırma inceleme çalışması yayınlamıştım.
Şeyh Hasan Naqi efendi uzun süre Palu müftülüğü yapmıştır.
Ittihatı-tarraki nin gazabına uğrayarak bölgede uzun süre halk tarafından korunmuştur.
1914 yıllında Bidlis hareketinin lideri Molla Selim ile Şeyh Hasan Efendi iki samimi dost siyasi olarakta  ittifak ve istişare ve arkadaş olduğunu,torunlarının verdiği mülakat ve röportajlardan görebiliyoruz.
şimdi ailesi hakkındakı bilgileri biraz daha detaylandırayım.

Hasan Naqi Efendinin 6 erkek,6 kız çocuğu olmuştur.

Şeyh Hasan efendi 6 evlilik yapmıştır.

1) Uhi ağalarından Zeynel Ağa kızı Solmaz . Karakoçan Şadilli
    aşiretinden.
2) Çanlı Şeyh Ahmet kızı Halime ,
3) Kudret ,
4) Güllü - Beyhanlı (Hun'lu)
5) Rabia
6) Sabriye 

Şeyh Hasan Naqi'nin 6 erkek çocuğu vardır. Kısaca onlarlara ilgili bilgileri aktarayım.


1)Seyh Alirıza (Küçük efendi),
2)Mehmet Şerif Efendi , ailesinin soyu ağırlıklı günümüzde Karlıova/Sağnis köyünde ikamet ediyor.Soyadları Deniz'dir.
3)Feyzullah efendi ,genç yaşta vefat edip, tek oğlu Mehmet Zeki efendi olup,
    Çolig mebusu , Hisyar Özsoyun dedesidir.
4) Abdulkadir Efendi,Şair,Yazar Hüsameddin Septioğlunun babasıdır. Xarpet
      eski baro başkanı Rüstem Septioğlunun dedesidir.
5)Sadi efendi,Alirıza Septioğlunun babası olup, uzun süre Palu müftülüğü
   yapmıştır,
6)Muhammed Tevfik efendi,

Kız çocukları ,

1)Sıddıka, Palu beylerinden Iskender ile evlenmiştir. 49'lar davasında yargılanan Feyzullah Demirtaş'ın (Karacimşit ailesinden) nenesidir.
2)Hayriye , Melekanlı Atik efendi,Uhi'li Resul Ağa,Kersi Şeyhlerinden Şeyh
  Abdullah
3)Zekiye,Çanlı Şeyh Fahreddin Korkutata,
4)Rabia, Şeyh Alirıza efendi Xınıs,
5)Yümniye, Şeyh Zülküf Akar Dareheni,
6)Şeyh Diyaddin oğlu Mahmut Imre

********************

Palu kanadından Şeyh Ali Septinin en küçük oğlu Hüseyin Zeki efendinin ailesile ilgili bilgiler. ?

Hüseyin Zeki efendi Palu'da Zelo hanım isminde bayanla evlilik yapar.
Bu evliliğinden  2 kız 2 erkek çocukları olur.

1) Şeyh Hamza (1882-1917) yılları arasında yaşamıştır. Iki evliliğinide Karlıova/Xalifan Şeyhleriyle yapmıştır.

Şeyh Hamza efendi Kürdler tarafından 49'lar davası olarak bilinen tutuklulardan Şahabettin Septioğlunun dedesidir.

2)Şeyh Mehmet Taha efendi , Palu beylerinden Fadli Demirtaş'ın kızı Gülfirozla evlenmiştir.

Seyh Hüseyin Zeki'nin,

 kızların evlilikleri

1) Esma - Solhan Şeyhlerinden Hacı Halit oğlu Molla Emin Eminoğulları
2) Zühre - Şeyh Hasan Ef.oğlu Şeyh Abdulkadir Ef.


*******************

1925 ŞEYH SAÎD HAREKETÎNDE PALU ŞEYHLERÎNÎN YAŞADIKLARIYLA ÎLGÎLÎ DERLEDÎĞÎM BÎLGÎLER ?




Yukarıda , Palu kanadını oluşturan Şeyh Said ailesi ile ilgili bilgiler kısada olsa aktarmaya çalıştım.

1925 hareketinde ailenin Xınıs kanadı başta Şeyh Said Efendi olmak üzere, kardeşleri ,çocukları kısaca topyekün hareketin içinde aktif yer aldılar.
Şeyh Said efendi başta idam edilirken , Şeyh Bahaddin Melik-Fırat'in dedesi Xınıs müftüsü evinde,Şeyh Diyaddin efendi Irana Bin-Xete giderken,Şeyh Abdurrahim 1937'de Bismilde şehadete ulaştılar.
Ailenin diger önemli şahsiyetleri ise sürgün, sınır dışına çekilme,diplomatik ve siyasi faaliyetler olmak üzere çok büyük bedeller ödemiştir.
Bu konu detaylı anlatıldığında kitaplar dolusu yazılacak bilgi ve kaynaklar vardır.


Palu kanadı yaptığım araştırma ve incelemede 1925 hareketine Xınıs kanadı gibi aktif rol almamıştır.
Buna rağmen aile bireyleri 1925 hareketinin amcazadeleri,yegenleri Şeyh Said ailesi ve önder kadro olması münasebetiyle onlarda kendi payına düşen bedeli öderler.
Detaylarını aşağıya aktaracağım.

Örneğin, Palu kanadı sürgün ve mecburi iskana tabi tutulmazlar.

*******************

Şeyh Hasan Efendinin kızı Sıddıka hanım Palu beylerinden Iskender Beyle evlidir.
Iskender bey'in torunu 49 davasından yargılanan hukukçu Feyzullah Demirtaştır.
Iskender bey ailesi ise asırlar boyu Palu'da hüküm sürmüş Karacimşit bey ailesindendir.
Aile Palu ile Kovancılar arasında Sekrat köyünde ikamet ediyordu.
1.Dünya savasi yıllarinda Osmanlılar burada karargah kurmuştur. Atatürk Inönü bu köye gelip, Karacimşit beylerine konuk omuşlardır.
Feyzullah Demirtaş Palu da  Şeyh Ali Septi ailesinin 1925 hareketinde yaşadıklarını (Palu-Mırdasi Hükümdarları) kitabının 97 sayfasında bakın şu bilgileri aktarmaktadır.

************************

Şeyh Hasan Efendinin büyük oğlu Alirıza (küçük) efendi,
 1925 hareketiyle alakası olmadığı,tarafsız kaldığı halde Gülüşkür köprüsünde kurşuna dizilerek şehid edilir.
Bu olayda Palu beylerinden Necip Paşa'nin oğlu Rüştü bey,
Şeyh Sami hazretlerinin oğlu Mecit efendinin oğlu Sadettin bey,
O dönem Palu belediye başkanı olan Zabunzade Cavit efendi kurşuna dizildiler.
Karacimşit ailesinden Rüştü bey oğlu (Necip bey),
Ibrahim bey yine Karacimşit ailesinden oğlu Abdullah Demirtaş (1950-1954) yılları arasında DP Elazığ milletvekilligi yapmış,kurşunlanarak yaralanmışlardır.
Palu'da aslında kurşuna dizilenlerin listesi uzundur. Sadece öne çıkan isimlerden birkaçını yazdım.

***************

Şeyh Hasan Efendinin 2.büyük oğlu Şeyh Şerif ise harekete direk destek verdiği için Palu'da şehid edilir.
Şeyh Serif Çan Şeyhlerinden Sabite hanımla evli olup,  ailesi günümüzde Karlıova/Sağniste ikamet etmektedir.
Çolig'de Şeyh Feyzullah Deniz (Şeyh Hasan)  Şeyh Şerif'in torunlarındandır.
Kürd ulusal davasında yakinen tanıdıgım ilmi ve siyasi birikimi olan bir şahsiyet olarak hatırlatmak istedim.

Şeyh Hasan Naqi efendinin çocuklarından Seyh Sadi efendi tanınmış siyasetçi  Alirıza Septioğlunun babasıdır.
Şeyh Sadi efendi Çan Şeyhlerinden Şeyh Mustafa'nın kızı Halime hanımla evliydi.
Şeyh Mustafa 1925 hareketinde ailesi büyük bedeller ödemiştir.
25 yıl Rojava Kurdistanı ve Şam'da sürgün hayatı yaşamıştır.
1950 yılındaki Demokrat parti afından yararlanarak ülkeye dönüş yapmıştır.

Şeyh Sadi efendinin torunu Şeyh Zülküf Görür ün bana akatardığı bilgiler şunlardır. 
1925 hareketinde dedesi Şeyh Sadin ve kardeşi Seyh Abdulkadir efendi 1925 sonrası daşlarda silahlı olarak kısa sürede olsa mücadele ettiklerini bana yıllar önce  aktarmıştı.
Bu bilgileri araştırma ve inceleme çalışmalarımda teyyid ettiremedim.

*********************


Palu Şeyhlerinin Türk siyasetiyle ilgili yakın döneme ilişkin  kısa bir değerlendirmem ?



Palu Şeyhlerinden Türk siyasetinde en renkli siması kuşkusuz Alirıza
Septioğludur.

Palu belediye başkanlığından tutun 5.dönem AP,Bağımsız ve DYP mebusluk yapmıştır.
Renkli bir kişilik onunla ilgili 1990 yılında yaklaşık 3 ay Ankarada çok yakın ilişkilerim vardı.
Illerki günlerde Alirıza Septioğlunu anlatırken bu anekdotlarımıda sizinle paylaşacağım.
Alirıza Septioğlunun oğlu Faruk Septioğlu bir dönem AKP'de mebusluk yaptı.
Alirıza Septioğlunun oğlu Muhammed, yegeni Atik, amcazadesi sayılan Giyaseddin Özsoy uzun yıllarca Palu belediye başkanlığı görevini yürütüler.

Şeyh Alirıza Septioğlu'nun çocukları son seçimlerde birbirilerinin aleyhinde farklı partilerde siyasete yapmaya çalıştılar. 
Muhammed MHP'den ,Feyzi CHP'den, Faruk yine AKP den listeye girmek istediler.
Yine Giyaseddin Özsoy'un oğlu hakkeza AKP den aday adayı oldu.
Hepsi diskalifiye oldular.

 Palu Şeyhlerinin Kürd siyasetindeki rolünede kısaca değinmek istiyorum ?

Palu Şeyhlerinden Kürd siyasetinde 49'lar davasında Mehmed Said Efendinin oğlu Şeyh Sehabettin efendi yargılandı.
Şeyh Şahabeddin efendi Xalifan Şeyhlerinin yegenidir.
Daha sonraki dönemlerde Kürd siyasetine hep mesafeli durdu.
Bir dönemde MSP Elazığ senatör adayı oldu.
Seçimi çok az bir oyla kayb etti.

Şeyh Hasan/Şeyh Feyzullah/Şeyh M.Zeki efendi/Şeyh Mehdi efendi nin oğlu Hişyar Özsoy günümüzde BDP Çolig mebusudur.
Diğer amcaları ve çocukları Kürd sorununda çok duyarlıdırlar.
Tabi M.Zeki Efendi ve çocuk ve torunlarının bu duyarlılıkları konusunda kısaca düşüncelerimi aktarmak istiyorum.

M.Zeki Efendi'nin annesi (Faqide)Şeyh Said Efendinin kızıydı.
Babası ,Şeyh Feyzullah efendi hareket öncesi vefat ettiğinden annesi Çan Şeyhlerinden idam edilen Şeyh Celaleddin efendiyle evlendi.
Mehmet Zeki efendi ise iki evlilik yapar.
Îlk evliligi Alirıza efendi (küçük efendi) nin kızı Fatma hanımdır.
Fatma hanım'ın babası Palu Gülüşkür köprüsünde şehid edilmiştir.
Îkinci evliligini Kelaxsi Şeyhlerinden sayılan Fatma hanımla evlenir.
Fatma hanım Kelaxsili Şeyh Şerif'in yegenidir.
Mehmet Zeki Efendi ağırlıklı sosyal,kültürel ve politik ilişkileri dayıları sayılan Xınıs Şeyhleri, Kelaxsi Şeyhleri  kuşkusuz önemli bir etkendir.
M.Zeki Efendi ve çocukları uzun yıllar evi Çolig/Tanzut köyü, cocukları hakeza Züver,Çılkani yani DR.Said Çürükkaya'nın köyünde ikamet ettiklerinden bu coğrafik ve sosyal ilişkiler onları amcazadeleri sayılan Palu Şeyhlerinden ayırmaktadır.

Kürd sorununa yaklaşımları ve duyarlılıkları çok fazladır.
Örneğin Palu Şeyhlerinin yeni nesileri,gençleri Kurmanci/Kırdki dilini bilmezler.
Evlerinde Türkçe konuşurlar büyük çoğunlukla,Ama M.Zeki Efendi'nin tüm yeni nesil gençleri anadil,kültür sosyal yaşamda tarihi köklerine çok daha bağlıdırlar.

Şeyh Şerif'in Sağnis kanadında ise çocuklarından Şeyh Mustafa'yı yakinen tanıdığım için çok iyi bir Kürd yurtseveriydi.
Yakın dönemlerde de ise Şeyh Hasan Denizin oğlu  Feyzullah efendi Kürd siyasetinde çok birikimli ve aktifti.
Merhum Şeyh Feyzullah ile yakın ilişkilerim vardı, rahmetle anıyorum.


PALU ŞEYHLERÎ ÎLE AMCAZADELERÎ XINIS ŞEYHLERÎ ARASINDAKÎ ÎLÎŞKÎ HAKKINDA KISA BÎR DEĞERLENDÎRMEM ?



Şeyh Ali Septi'nin Palu ve Xınıs kanadından birçok kişiyle ilişkim vardır. Zaman zaman yazışmalarım olduğu gibi fikirlerinide alıyorum.
Örneğin Xınıs Şeyhleri Kürd ulusal davasında Palu Şeyhlerinin önemli bir kısımı çok duyarsız olduklarını, sistemle daha barışık bir ilişki içinde oldukları yönündedir.
Zaten günlük yaşamları,sosyal ve politik ilişkilenmelerde bu realiteyi görebiliyoruz.

Örneğin, Şeyh Said'in küçük kardeşi Seyh Mehdi sürgün dönüşünde Palu ve çevresindeki beldelerde uzun süre yaşadı.
Palu'da 1965 li yıllarda o dönem Kürd sorununu tüzügüne ve azda olsa duyarlılığı olan TIP teşkilatını kurmak ister.
Îlk karşı çıkan yakın amcazadeleri ,yani Şeyh Hasan ve Hüseyin efendinin çocuk ve torunları olduğu yöredeki siyasetle uğraşanlar çok daha iyi bilirler.
TIP teşkilatını Palu'da kurulmasına müsade etmezler.

Yine, merhum Şeyh Said efendinin oğlu Şeyh Selhaddin efendi hayatayken  heryıl Palu ve çevresine yılda 1,2 kez sefer düzenlerdi.
Tabii Karabegan,Guleman,Palu ve çevresindeki özelikle Guewdere ve diger Kürd köylerini ziyaret ederdi.
Misafir kaldığı yerlerde cami veya ev ortamlarında sohbet toplantıları yapardı.
Hem Kurmanciye hemde Kırdki/zazacaya hakim bir dili olduğu için sohbetlerini genelde Kürdçe yapardı.
Hatta zazaca yazılı ilkler arasında eseri olan kişilerden biridir.
Şeyh Selhaddin Palu çevresinde geniş bir mürid kitleside vardır.
Bölgede ağırlığı olan bir din adamı ve ailesinin saygınlığından dolayıda vefat ederken de vasiyeti üzerine inşaa ettiği caminin hemen yanı başında defin edilir.

Şeyh Selhaddin Palu'ya gidişlerinde binlerce kişi onu karşılar. 
Adetta köyler beldeler izdiham yaşanır , halk yarışa girerek kendi köylerine davet ederlerdi.
Tabi bu ilgi ve kalabalıktan Türk devleti cok rahatsız oluyordu.
Palu'da bir dönem müftülükte yapan A.Rıza Septioğlu'nun babası merhum Şeyh Sadi efendi devlet yetkilisi (kaymakamlığa) giderek bizim bu kalabalıkla ilişkimiz yoktur , diye rahatsızlığını bildirdiği yönünde görüşler vardır.
Zaten torunları hemde üç kardeş aynı anne ve babadan olan kişiler ,son seçimlerde (AKP-MHP-CHP) sistemin sadık üç partisinide siyaset yaptıkları bunun kanıtıdır.

Kısaca, devlet aile içinde doku uyuşmazlığını o kadar derinleştirmişki ! terapisi mümkün olmayan bir hastalık haline gelmiştir.


BU ÇALIŞMAMDA ÖNEMLI BAZI SOSYOLOJÎK TESBÎTLERE DÎKKATÎNÎZÎ ÇEKMEK ÎSTÎYORUM ?



Şeyh Ali Septi'nin ailesi nin aile,sosyal,politik ilişkilerini irdelediğimde Örneğin Şeyh Hasan Naqi ilk evliliğini Ohi beylerinin kızı (Şadillli) Solmaz hanımla yapıyor.

Çocuklarının çoğu bu eşindendir.
Bu ailenin Şeyh Said hareketinde olumsuz rolünü çok iyi biliyoruz.
Ohili Necip Ağa 1925 hareketinde Kürd direnişçilerini Çolige kadar takip ederek çatıştılar.
Hakeza Dersim hareketinde de aynı rolü oynadılar.


Yine kızı Sıddıka hanım Karacimşit ailesinden iskender beyle evliligi,
Palu beyleri doğrudur sistemle barışık, Osmanlılar döneminde bölgeye yerlestirilmiş, elde ettikleri imtiyazları bir gerçektir.

Alirıza Septioğlu'nun eşi örneğin Küçükağailerden Ferit bey'in kızıdır. Bu ailede Karacimşit ailesine yakın olup,   Hüngüvet köyü onların tasarrufuna veriliyor. Aile bu köyün sahibidir.

Ama 1925 hareketinde Türk askeri Karacimşit ailesinden  Feyzullah Demirtaş ın kitabında belirttigi isimlerden anlaşıliyorki enaz 7,8 kişi kurşuna diziyor. Yine Zabunagiller aileside sistemle barışık bu ailedende hakeza öldürülenler oluyor.

Tüm bu bilgilerden şu tesbite bulunoyurum.
Paludaki Karacimşit beyler, Ohi (Karakoçan) beyleri ile Şeyh Ali ailesi arasında evlilkten dolayı sosyal ilişkileri elbette önemli bir etkendir.

Türk devletinin Osmanlılar döneminde bölgeye getirilip yerleştirilen bu aileride yeri geldiginde tarafsız veya sesiz kaldıkları halde kurşuna dizmekte tereddüt etmiyor.

Bu örnekleri yazmamdaki gaye, Palu beyleri tarafsızlıktan dolayı bedel öderken.
Ohi Beyi Necip Ağa ise harekete aşiret ve silahlı gücüyle aktif  karşı koyduğu için bir dedikleri iki olmuyordu.
Devlet onların bu aktivitelerinden dolayı zarar vermediği gibi çokta imtiyazlar tanımıştır.



SONUÇ OLARAK,



Şeyh Ali Septi ailesinin Kürd tarihinde hep Xınıs ,Tekman kanadı haklı olarak yazıldı çizildi.
Palu kesimi belki Kürd sorununda fazla aktif yer almadıkları için yazılmadı.
Kürd siyasetinden çok Türk siyasetiyle anıldılar.
Bu konuda Kürd kamuoyu yeteri kadar bilgi sahibi olmadığı görüşündeyim.
Bu çalısmamda Palu Şeyhleri'nin 1925 ve sonrası dönemlerdeki siyasi ,tarihi konumlarıyla ilgili derlediğim bilgileri sizinle paylaştım.

Özet olarak  şunu söyliyebilirim. 

Kürd soylu ailelerinde (Bedirxani,Şeyh Said ailesi,Cemilpaşalar,Çan Şeyhleri,) bu listeyi uzata bilirim.

-Sistem bu aileleri öyle bir dumura uğratmışki !

-Ailenin bir kısımı değer yargılarına,tarihine kültürüne bağlı olup,haklı Kürd siyaseti ve ulusal davasında yeralan,

-Bir kısımı, sistemle bütünleşip beslenen ve hatta asimle olan ,

-Bir kısımı kimliğine sahip çıktığı gibi, Kürd sorununa mesafeli durup, dini
 motifleri kullanarak yaşamlarını sürdürenler,

Malesef, kategorik bu derin ayrışmaları görebiliyoruz.

Osmanlı ve Türk sisteminin gazabına uğrayan Şeyh Ali Septinin torun ve çocukları Şeyh Said efendi,amcası Şeyh Hasan efendi,Şeyh Abdurrahim,Şeyh Mehdi ,Şeyh Tahir  (V.B),

gerçek torunları onların haklı davasına sahip çıkanlardır.

Biylolojik olarak torunları olup,  ancak dedelerinin haklı davalarını savunmayıp,uzak duran,karşı çıkan , miraslarından beslenenler onların torunu olamaz.
Palu Şeyhlerinde malesef ağırlıklı bu kesimden oluşmaktadir.


Eksik,yanlışlık ve taraflı edindiğim bilgiler konusunda tüm uyarı ve düzenlemelerde yardımcı olanlara şimdiden teşekür ederim.


Orhan Zuexpayıc



Kaynaklar :

1) Seyh Ali Septinin seceresi ile ilgili yazili kaynaklar,
2)Feyzullah Demirtas'in Palu (Mirdasi Hükümdarlari) kitabi.
3) Aileden ve bölgeden edindigim sözlü bilgiler.

25 Kasım 2016

TI QAY WÎYENÎ ? (Sen niye gülüyorsun)

 

Mehdi ÖZSOY'un  DÎWAN'ından

(Kırdki Şiiri) alıntı olarak aktarıyorum.

 

                                             (Mehdi Özsoy)

 

 

 

                                   MEHDÎ ÖZSOY

 

 Mehmed Mehdi Özsoy kimdir? 

Şiirini yayınlamadan önce kısa bir portresini sizinle paylaşayım. 

1944 yılında Palu'da dünya'ya gelir. Babası M.Zeki Efendi,Annesi Fatma hanımdır. 

Mehmet Zeki Efendi (1910-1978),  Şeyh Hasan Naqi Septi'nin 3.oğlu Feyzullah Efendi'nin (1890-1915) tek çocuğudur. Feyzullah Efendi'nin eşi 1925'te idam edilen Şeyh Said Efendi'nin kızı Faqide hanımdır. 

Feyzullah Efendi erken vefat edince eşi Çan Şeyhlerinden Şeyh Celaleddin Efendi'le evlenir. 

Şeyh Celaleddin 1925'te istiklal mahkemesinde idam edilen 47 kişilik listenin içindedir. 

Mehdi Özsoy'un annesi Fatma hanımda aslen Kealxsi'li olup,  Fatma hanımın annesi ve nenesi Emina- Asiya hanım Şeyh Şerif Kelaxsinin kız kardeşidir. 

Mehdi Özsoy, ismini etkisinde kaldığı Şeyh Said'in küçük kardeşi Şeyh Mehdi efendiye atfen verilmiştir. 

Şeyh Mehdi Efendi filozofi,siyasi ve aydın kişiliğiyle tanınan bir Kürd şahsiyetidir. 

Liceli Fehmi Bilal onun için "Zeka şaşkını" tanımını yapmaktadır. 

Mehdi Özsoy, daha çocukluğundan beri şiir,edebiyat ve sanata ilgisinin olduğunu bölgede herkes bilirdi. 

Bu çalışmalarını hepsini kaleme alarak, tüm notları eşine bırakmıştır. 

Mehdi Özsoy vefatından sonrada sağ olsun çocukları tüm bu bilgi ve belgeleri toparlayarak dil bilimci Roşan Lezgin'e teslim etmiştir. 

Sağ olsun Roşan Lezgin bu kıymetli çalışmaları DÎWAN şeklinde gerekli düzenlemeleri yaparak kitaplaştırmıştır.

Mehdi Özsoy, edebi ve şiirleri yanında çok iyi bir ressam olduğunuda hatırlatmak istiyorum. 

Çünkü ressam yönünü kimse fazla bilmez. 

Çok iyi hatırlıyorum ? 1969,70'li yıllarda ben daha ilkokula giderken merhum babasıyla bize misafirdi. 

Okulda bize resim ödevi verilmişti. 

Mehdi Özsoy o gün bana bir resim çizmişti hala o çizim gözlerimin önünde bir film şeridi gibi duruyor. 

Mehdi Özsoy'un kitabındaki şiirleri okuduğunuzda ağırlıklı olarak ulusal bilinci ,yurtseverligi, direnişi,işlemektedir. 

Bunun yanında bölgede halkı sömüren Ağa,Bey,Şeyh kısaca zulüm ve baskı yapan sınıflara karşı bir isyanı vardır.

 Eserlerindeki ana tema'da Ehmed-Xane'den tutun,Cigerxun,Liceli Fehmi Bilal'in ruh ve felsefesini sentezini görürsünüz.

Mehdi Özsoy'la ailece bir hukukumuz vardı. 

Babası M.Zeki efendi merhum babamın kirvesiydi. 

Çolige geldiğinde babamın vazğecilmez misafiriydi. 

Mehmet Zeki Efendi çok kültürlü ve yurtsever bir insandı. Vefatından 1 veya 2 yıl evveldi hastaydı ve evimizde kalıyordu. Bana dediki ! beraber yavaş yavaş yürüyerek Beritanlı Abdullah Kantoz'un oğlu  Dr.Rodi (Hacı) Demirkapı'nın muayenehanesine gidelim,dedi. 

Çok iyi hatırlıyorum muayenehanesi şuandaki genç caddesi üzerinde bulunan belediye işhanının karşısındaydı.  Muayenehane'ye girdiğimizde Dr.Rodi Kürdçe Mehmet Zeki Efendiyi görünce elini öperek,  

Vay Mame..mee,
Ape mee... dostu bawe me 

O davudi sesiyle sevinci ve ilgisi hala kulaklarımda çınlıyor.

Mehdi Özsoy,  ulusal meseleden uzak, sırf kişisel yaşamı peşinde koşan Şeyh Bey,Aga ve mellaların da korkulu rüyasıydı. 

Onun şiirdeki sözleri toplum içindekı yaşamlarını teşir ediyordu. Şeyh Mehdi'nin şiirinden ve sözlerinden yakın akraba çevresi ve ailesinden rahatsız olanlarda vardı. 

Ama o doğrularından taviz vermeyen bir yürekti.

Ruhu şad olsun onurlu bir o kadarda gururlu güzel insan.

 


TI QAY WÎYENÎ? adlı Kırdki/zazaki bu

 şiirini diwanından alıntı yaparak paylaşıyorum.

 selamlar

 

                                                                Orhan Zuexpayıc 

 

 

 

 ***************************************

 


TI QAY WÎYENÎ?




Heywax kirdow, wax birawo, hêwax!
Ti kutkûn vergû r’ bî balate w lax
Bîn lingûn girdûn pilaz û pilax
Heq tu bermayîş, ti qay wîyênî?
Ti citêr dewûn, guryêr bacarû
Hedêf derdûn û bestê zincîrû
Pê bêbextî û gulûn, xincîrû
Hê xortûn kişên ti hê wîyênî!
Lîng tu terknayê, dêst tu deqnayê
Darb tu rîm û guwîn hê feteqnayê
Zaf pîr û xort tu hê xeneqnayê
Hêwaxo kirdow, ti qay wîyênî?
Ayin g’ heq waştû bî hedêf zulmû
Dêrd pyûr nîn vatiş pê qalûn kilmû
Pê vatê şêxûn, malûn, nîm-îlmû
Guryêr, citêr kîrd, heq xwu nîyênî!
Hêwaxo kirdow, oy hawar, hawar!
KîrdMistûn78 û Botî79 w Zîktê80 w Kavar81
Ma bî purt û muy, dêrd îz bî şûnvar
Heq tu bermayîş, ti qay wîyênî?

 

78Mistûn:Mistan, nameyê yew eşîra kirdan o.Warê înanminitiqaya Kirdaneyî de,mîyanê Licê
û Dara Hênî de yo.
79Botî: Botî yan zî Botîyan, nameyê yew eşîra kirdan o.Warê înanminitiqaya Kirdaneyî de,mîyanê
Licê û Dara Hênî de yo.Merkezê înan dewa Bawan a. (Dewleta tirkan kerda “Yeniyazı”)
80Zîktê: Zîktê, nameyê yew eşîra kirdan o.Warê înan minitiqaya Kirdaneyî de, mîyanê Licê û
Dara Hênî de yo. Zemanêk koçerî kerda la dima bîyê akincî.
81Kavar: Kavar, nameyê yew eşîra kirdan o.Warê înanminitiqaya Kirdaneyî de,mîyanê Licê û
Dara Hênî de yo.



Ey kîrd Govderî82 w Varardî83 û Azî84
Ti Hûmay kên, bes, hûn ra warzî
Sê însûnî b’eşk heq xwu biwazî
Bê heq û bê bar ti hê wîyenî!
Gêl zazûn Ekrag85, Sêraçûr86,Wunî87
Qaçaxçîyê nyîb şima çi wenî?
Nûn mîrd mewîrên, şima cew wenî!
Pê în vatê mi zaf hêr wîyênî!
Gêl zazûn Xeylûn88, Xêydmemî89 û Parsî90
Hel îz şima r’ vac hal şima persî
Gûn hal wilat se b’, şima g’ bitersî?
Biraw Zuvêric91 ti qay wîyênî?

 

82Govdere: Beynateyê Çewlîg û Palî de nameyê yewmintiqa û yew eşîra kirdan o. Çend dewê
Govdereyî nê yê:Miyalûn, Pakûnî, Suwarûn, Zuexpa, Pul,Tunz,Dual, Zuvêr, XeylûnêCêrî, Xeylûnê
Corî, Xeydmem, Ardurek, Kirûn ûMirye.
83Varard: Verard,Çewlîg de nameyê yewmintiqa yo.Çend dewêmintiqaya Verardî nê yê:Musîyûn,
Çolîyek, Şînek
84Az: Az, hemnameyê yewdewe yo hemzî nameyê yeweşîra kirdan o.Warê na eşîre der û dorê
Çewlîgî yo. Rîwayet beno ke eşîra Botîyan,Mistan,Murtezan û Azî yew babî ra yê. Babîyê na eşîre
zemanêk merkezê nê her çar eşîran Bawan ra aqityayo şîyo weverê RoyêMuradî.
85Ekrag: (dewleta tirkan kerda Burgudere)Mintiqaya Govdereyî de yew dewa Palî ya.
86Sêraçûr: (dewleta tirkan kerda Güllüce) Yew dewa Palî ya.
87Wun: (Beyhan) nameyê yew nehîyeya Palî ya.Mîyanê Palî û Dara Hênî de manena.
88Xeylûn: (dewleta tirkan kerda Küçükçaltı)Mintiqaya Govdereyî de yew dewa Palî ya.
89Xêydmem: (dewleta tirkan kerda Gemtepe)Mintiqaya Govdereyî de yew dewa Palî ya.
90Pars: Parsîyan (dewleta tirkan kerdaKırkbulak), nameyê yew dewa Palî ya.
91Zuvêr: Nameyê yew dewa Palî ya (dewleta tirkan kerdaAkbulut).

 

 

 

13 Kasım 2016

BU FOTOĞRAFTAKÎ KÖY VE COĞRAFYA'YI DR SAÎD ÇÜRÜKKAYA NIN ANISINA KÖYÜ OLDUĞU ÎÇÎN ANLATMAK ÎSTÎYORUM ?




 

 DR . SAÎD ÇÜRÜKKAYA'NIN ANISINA

 

 




            ÇOLÎG (BÎNGÖL) , ÇILKANÎ ( YENÎKÖY) KÖYÜNDEN MANZARA ?

 


Dr Said Çürükkaya'nın köyüdür.  

 

Kürdçe ismi Çılkani, Türkçeleştirilmiş ismiyle Yeniköy'dür. 

Çılkani Kürdçe (Kırk-kaynak) anlamına gelmektedir.

Ayrıca fotoğraftaki ovanın ismide halk arasında Deşte- Çılkani olarak bilinir.  

Çılkani köyü'nün oluşum (inşaa) hikayesine kısaca değinmek istiyorum. 

1960 lı yılların başında Guewdere mıntıkasında bulunan üç köydeki toprak kayması riskinden dolayı devlet tarafından ,tahsis edilen arazi sonucu oluşturulan yeni bir yerleşim beldesidir.

Guewdere mıntıkasındaki bu köyler halk arasındaki Kırdki isimleri (Dual,Tunst ve Pul) köyleridir. 

Çılkani köyü, Türkçeleştirilmis ismiyle Yeniköy olarak bilinip,bu üç köyün insanlarından oluşur.

Bu köyler dışında yine Guewdere mıntıkasından bu üç köye komşu ve akrabalık ilişkisi olan büyük ve küçük Züver köylerinden ailelerde sonradan yerleşmişler.

Ayrıca, Annesi Şeyh Said efendinin kızı ,baba tarafından Şeyh Said efendinin amcası Şeyh Hasan Efendi'nin torunu olan M.Zeki Efendi'nin çocuklarıda bu köyde ikamet etmekteydiler. (Bugünkü BDP Çolig mebusu Hişyar Özsoy'un) baba ve amcası,

Köyün temeli 1960'li yılların başında atılmış olup,1960 li yılların sonunda bitirilerek yerleşime açılmıştır.

 

******************

 

Yeniköyü oluşturan (Dual,Pul veTanzut)  eski yerleşim birimide günümüzde Çolig/yamaç mıntıkasında bulunmaktadır. Bu köylerde de ikamet eden azda olsa aileler halen vardır. 

Bu köylere komşu olan, ve benimde mensup olduğum ve halk arasındaki Kırdki ismi Zoxpa (Zuexpa) olan köyünün arazisi bu üç köyden daha vahşi olmasına rağmen idari olarak Palu'ya bağlı olduğu için KOVANCILAR ilçesinde kendilerine arazi tahsis edilmişti. 

O dönemin muhtar olup, 90 yaşın üstünde ve halen hayata olan H.Hamit Gülaç köylüleri o güzelim ova'ya nakli için ikna edemedi.

Kısaca köy halkı sonradan kendi imkan ve çabalarıyla Palu ovasını değil,  Çolig ve çevresini tercih ederek , köy oluşturdukları gibi, bazı köylerde de hatırı sayılır nüfusu vardır. 

Yeniköyün fotoğrafında görülen ve kıvrılarak aktığı vadi ve dağlardan akan su ise  Çeme Murad'ır. Murad Nehri nin karşı yakasındaki o kadim coğrafyasındaki belli başlı köyler Valer,Modan ve Dik köyleridir. 

Bu coğrafya Biçar-tenkil hareketinde toplu katliamların yapıldığı Zıkte bölgesine ait olan bir cografyadir.

Kürd tarihinde 1926-1927 yılları bölgede sürgünlerin yaşandığı,toplu katliam ve köylerin yakıldığı halk arasındaki Kırdki olarak ifade edilen (Sêra vêşayi) köylerin yıkıldığı,yakıldığı yıl olarak anılır. 

Hemşerimiz Sosyolog Yusuf Ziya Döğer'in Peçar Tenkil hareketi olarak bu olayları kitaplaştırdı.  Valer,Şemsan,Gırnos köyleri ve komşu Guew köyü bu kadim cografyada toplu katliamlarla başlıca anılan köylerdir. 

Bu coğrafyadan Valerli Hacı Sadık Bey,Modanlı Feqi Hesen,Gırnoslu Selim Ağa (Kolos Ağa),Vazenanlı Emer Ağa başta olmak üzere birçok direnişçi ve şehadete ulaşmış değerli insanlar çıkmıştır. 

 

Yeniköy fotografındaki ova'nın karşısındaki yüksek dağ silsilesi nin eteklerinde ve arka tarafı yerleşim yerlerinde Tawz,Zikte,Yeqki,Mıstan,Murtezan ve Botyan aşiretine bağlı köyler bulunmaktadır.  

Kürd direnişçisi Yado o yüksek dağın arka tarafında Botyan mıntıkasında sehadete ulaştığı, eşi Telli hanım ise dağın görünen etek köylerinde Kırdki ismiyle Ulyan köyünde şehadette ulaşmıştır. 

Telli hanımın torunları yakın dönemde nenelerinin şehadete ulaştığı yerde mezarını inşaa ettiler. 

Yado olsun, Bidlis ayaklanmasının lideri Melle Selim Dımıli'de köken olarak bu coğrafyadan olduğunu'da hatırlatmak istiyorum. 

**************************

Dr.Said Çürükkaya'nın fotoğraftaki o yüksek dağların doruk ve kuytularında ayak izleri vardır. 

Bu coğrafyada Türk devletinin 30 bin kişilik operasyonlarını boşa çıkarmış ve zorlu anlar yaşatmış modern,donanımlı ve eğtimli bir gerilla komutanıydı. 

Hüseyin Turhallı'nın,  Dr Said Çürükkaya'nın anısına kaleme aldığı gerilla anılarının 2,3 bölümdeki  yaşandığı alan  işte bu fotoğraftaki coğrafyadır. 

 

Çeme Murad, 1925 hareketi ve sonrası Türk ordusu tarafından adetta hayat damarları kurutulmuş, cayır cayır yakılan köyleri ,çoğu yaşlı kadın,ihtiyar demeden kurşunlandığı ve acımasızca süngülendigi,parçalanmış cesetlerin sağa sola savrulduğu o katliamlara ikinci defa tanıklık yapıyordu. 

 

Öncesi, yani 1915'de  Palu ve Darehenide Ermeni katliamında da Çeme Murad adetta kan ağlıyordu, sözü budefa yeni misafirleri Kürdlerdi. 

Kısaca , 

 

Dr Said'in şehadettinin anısına bu coğrafya yı kısa ve eksikte olsa size anlatmaya çalıştım. 

Selam ve saygılarımla ,

Orhan Zuexpayıc










7 Mart 2016

( Akdağ "Ko-spi nin " efsanevi yiğit direnişçisi Akrak'lı Ömer-e Zerr )






                         (Araştırma ve Înceleme)

ŞEYH SAÎD HAREKETÎNDE BÎR DÎRENÎŞÇÎNÎN PORTRESÎ

( Akdağın "Ko-spi nin " efsanevi yiğit direnişçisi Akrak'lı Ömer-e Zerr )

                    






        MÎYALAN KÖYÜNDEN KO SPÎ'NÎN MANZARASI


                                        

Kuo Sıpye
Ax Kuo Sıpye "Ak Dag "
Gönül dağım,
Gurur kaynağım, ana kucağım
Küllenmis baba ocağım
Sana söz veriyorum
Bir gün mutlaka dönüp,
Eteklerine kapanacağım

               

                  Müjdat Bilgin




Ömer-e zerr ın yaşadığı,mevzilendiği baba evide tıpkı Kelaxsi gibi KO SPI'nin eteğindedir.
Şeyh Şerif'in dostu, komşu köylüsü hemde dava ve silah arkadaşıydı.
Ko Spi tarih boyunca hep yigit ve efsanevi direnişçilerin kutsal mekanı olmuştur.
Dağlar kendi gibi insan yetiştirir derler ya, bu yiğit ve cesur yürekli insanların yetişmesinin
gizemi,  KO SPI nin tılsımında saklıdır.
Tarih boyunca Kelaxsi ve Akrag defalarca devlet tarafindan yakılıp,yıkılıp,insasızlaştırılmıştır tıpkı yakın dönemde olduğu gibi,
Kelaxsi 1980 darbesinde Kurdistanda yakılan ilk köy ünvanına sahiptir.
Müjdat Bilgin'in şiirdeki o duygularını çok iyi anlıyorum ve anlamada veriyorum.
Şeyh Şerif ve ailesinin o kadim coğrafyada,Kelaxside  "Ocağı tüttürülsün, küllensin ve bahçeleri güllensin." dileğiyle ,

Ömer e zerri anlatmaya çalışacağım.


***************

Umer-e zerr i yaşlılarımız, Şeyh Said hareketinin direnişçilerini anlatırken ismini sık sık duyuyordum.
Ama kendisi hakkında yazılı kaynak olarak yanlız Dr.Sıraç Bilgin'in şahsi sitesi (Bilgin.nu) da kısada olsa övgüyle bahs edilmisti.

2015 subat ayında çıkan Şeyh Şerif ve 1925 hareketi adlı kitabında da ilave bazı detaylar daha eklemiştir.

Umere-Zerr in hayat hikayesini yazmamda beni motive eden değerli ağabey ve aynı zamanda Umer-e zer'in köylüsü olan Hasan Fehmi Kara olduğunu hatırlatmak isterim.

Umer Ağa'yı yazarken elimde yazılı kaynak olmadığı için, sağolsun Hasan Fehmi Ağabey başta olmak üzere  annesi ve büyüklerinden edindiği bilgileri sınırlıda olsa bana aktardı.

Bu bilgiler dışında bende iletişim araçları sosyal medyadan faydalanarak Umer Ağa'nın köylüleri,muhtarı,ailece yakın ilişkileri olan akrabalarına ulaşmaya çalıştım.

Bu çalışmam tahminen 2,3 ay sürdü. Malesef Kürd insanlarının yazılı tarih sınırlı olduğu  bu çalışmamda ağırlıklı sözlü tarihten oluşuyor.

Birde Kürd toplumundaki ulusal bilincin zayıflığı,tarih bilimini oluşturan kurumların,yazılı kaynakların olmayışı,kısaca alt-yapısı oluşmadığı için yaşadığımız zorlukları sizde tahmin edebiliyorsunuz.

-Bu tür yazılarımda belge ve söze dayalı tüm doneleri yazıda kayıt altına alarak kaynak oluşturmaya çalışıyorum.

 Bu bilgiler eksik,yanlış,taraflıda olabilir.

 Önemli olan bu yazıları tartışarak,eleştirerek doğru ve rafine bilgilere ulaşmaktır.

 -İnsanlık tarihinin her devrinde  ,kahramanlık hikayeleri, masallar, efsaneler yöreden yöreye
  dilden dile aktarılmış, bunların birçoğu yazılmadığı için unutulmuş,
  ancak stran ve deyirlere konu olanlar  günümüze kadar
  gelebilmiştir.

- Bende tüm anlatılanlar,kısada olsa yazılanları eksik,yanliş ve taraflıda olsa kayıt altına almaya
  çalışıyorum.

  Bu calışmamı yayınladıktan sonra yapılan eleştiriler,doğru ve ek
  bilgiler başta olmak üzere katkı
  sunacaklarada şimdiden teşekkür ederim.

  Tüm bu bilgileride sonradan kayıt altına alıp, yazılı kaynak olarak
  kalıcılaştıracağım.

*****************************


EKRAGLI UMER-Î ZERR- Π ÎYÎ TANIMAK ÎÇÎN KÖYÜ AKRAK ,COĞRAFYASI, TARÎHΠ VE KO SPÎ'YÎ SÎZE BÎRAZ TANITMAK ÎSTÎYORUM ?




      KO SPI ( Şarık)

( Kürd Mitolojisinde , Şarık u Şıvon'nun efsanesi ,diğer Kürd efsanelerinden farklı bir aşk hikayesi değildir. Onların hikayesi Mezopotamya coğrafyasının kalbi sayılan Ko Spi'nin o ihtişamlı görüntüsünü,(feyzini) bereketini,doğasındaki o zenginliğini anlatır.)




Akrag köyü 1925 hareketinin önderi Şeyh Said'in babası Şeyh Mahmud Feyzı ,
Kürd aydın,yazar ve siyasetçisi Dr.Sıraç Bilgin'in ,
HDP eş başkanı olan Selhaddin Demirtaş'ın dayılarının köyüdür.

Bölgede gerek devlet otoritesi gerekse çevredeki yerleşim birimlerinin  baskılara karşı mağduriyet yaşayan ailelere sahiplenmiş ,asi ve dik duruşlarıyla tanınan bir köy olduğunu aşagıdaki tarihi olaylardan dolayı söyleyebilirim.

Köyün etimolijisi hakkındada da şu bilgilere ulaştım.

Ermeni yazar Hovsep Hayreni’nin  uzun uzadıya anlattığı ( Yukarı Fırat Ermenileri 1915 ve Dersim adlı eserinde) Akrag kelimesi ile ilgili dip notunu aynen aktarıyorum.

“Akrag’ın orijinal adı Akarag’dır, ki Ermenice çiftlik, mülk, toprak anlamına gelir.
Türklerin dilinde bu isim genel olarak Ekrek, Kürt ve Zazaların dilinde Akirek ve Akirege olmuş.
Bileşik isim örneklerinde ise daha çok ‘-kirek-‘ şeklini almıştır.”

Yine,Index-anatolicus Türkiye yerleşim birimleri envanterinde ise aşağıdaki bilgileri akatarıyorum.

Burgudere köy - Palu - Elazığ
1928 K: Hünekrek
E1902 Epr: Hnakarag [ Erm "eskiçiftlik" ]
20. yy başında Ermeni yerleşimi.

Türkçelestirilmiş ismi Burgudere olan köy, Osmanlı kayıtlarında Hünekrek, orjinal ve otantik ismi Ermenice Hnakarag bilgilerine ulaştım. Hnakarag Ermenice "eski çiftlik" anlamına gelmektedir. 20.yy başna kadar Kelaxsi,Akrag,Hun başta olmak üzere özellikle Palu merkezde yoğun bir ermeni nüfusu yaşamaktadır. Örneğin Kelaxsi köyünde Ermeni ismiyle anılan arazilerin yine Akrag köyünün etimolojisi başta olmak üzere birçok coğrafik oluşumlarda ermenice isimleri görebiliyoruz. 


Akrak köyü Xarpet/Palu ilçesine bağlı Ko Spi eteğinde doğa harikası bir köydür.
Köy bölgede hiç bir aşirete bağlı olmadığı gibi kendi başına buyruk bir köy olduğu bölgede herkes tarafından bilinir.
Köy halkının bölgede tarihten gelen bir mirasla gerek ekonomi ve ticari,gerek sosyal ve siyasi alandaki nüfuzuyla halk arasında "Aşir" olarak tanımlanan bir köy olarak kabul görür.
Bu konuyu biraz açmak istiyorum.

Köyün Kürd ulasal davası ve tarihi bakımdan önemi hakkındaki bazı bilgiler,


Kürd tarih ve siyasetiyle ilgili olan insanların yakinen bildikleri Şeyh Said Efendi'nin dedesi
Şeyh Ali Septi (1786-1871) yılları arasında yaşamıştır.
Palu bölgesine gelirken Akrak köyünde ilk evliliğini yapar.
Şeyh Ali Septi'nin en büyük oğlu Muhammed Nesih (1835-1873), üçüncü oğlu Mahmud Feyzi efendi Şeyh Said'in babası ( 1835-1895) tarihleri arasında yaşamıştır.
Bu bilgilerden hareketle Şeyh Ali Septi 1830'lu yılların başında Akrag ve Kelaxsi çevresine geldigi döneme tekkabül ediyor.

Bu konuda, Şeyh Hasan Palewi'nin hayat hikayesini yazarken babası Şeyh Ali Septi ve Akrag köyü hakkında şu tarihi bilgileri not olarak aktarmıştım.

* Şeyh Ali Efendi, Diyarbakır/Bismil Çılsutun köyünde doğmuştur.
  Nakşibendi tarikatının Halidî kolunun feyzine intisap ederek, tarikat edebiyle amele başlamıştır.
  Şeyh Ali Septi'den evvel de Hakkarili Seyyid Taha-i Nehrî aynı tarikata intisap etmiştir.
* Şeyh Ali Efendi icazetini aldıktan sonra kendi köyüne değil, Palu çevresine tarikatını yayması için
  görevlendirilir.
* Palu çevresinde o dönemde hüküm süren Karacimşit beyler Şeyh Ali Efendi'nin yerleşmesine
  müsade etmezler.
* Şeyh Ali Efendi o dönemlerde gelir KO SPI'nin "Akdağ" eteğindeki Palu'nun "AKRAGE DÎEZUN"
  köyü ile Dareheni'nin Palu sınırına yakın Kelaxsi köyüne sığınır.
* Şeyh Ali bölgeye geldiğinde bekardır.
* Ekrag köyünde (Key YIBUN) ailesinden Ayşe Hanım'la evlenir.
* Ayşe Hanım'ın annesi de Kelaxsi köyünden Ali Hoca'nın kız kardeşidir.
* Ali Hoca, Kürd direnşsçisi Şeyh Şerif Kelaxsi'nin dedesi olan Hasan Hoca'nın abisidir.
* Kelaxsi ve Ekrag köylerinin baskıları sonucu Şeyh Ali Septi'nin Palu çevresinde kalmasına
  müsade edilir.
* Şeyh Ali Efendi'nin ikinci eşi de Melekan Şeyhlerinin atası sayılan Malle KAL ailesinden Esma
  Hanım'dır.
* Şeyh Hasan Efendi'nin annesi de Esma hanımdır.
* Şeyh Ali'nin tüm çocukları Esma Hanım'dandır. Yanlız bir oğlu, Şeyh Muhammed Nasih Efendi
  eşi Ayşe Hanım'ın oğludur.




       Ko Spi  ( Şarık'ın doruğu)


***************************

Kürd siyasetçi,aydın ve yazarı Dr.Sıraç Bilginin anneside bu köydendir.
Dr.Sıraç Bilgin 1925 direnişi Şeyh Şerif ve Şeyh Hüsen üzerine yazdığı kitabının 165 sayfasında dayıları Şerif ve Xelil Ağalar'ın 1925 hareketine aktif katılırlar.Ayrıca ´Akrag köyünde harekete büyük katılım da olur.
Köyden harekete katılan Mesur ve  yegeni Halil Wasmunun Seyitxan Kurij'a verdiği röportajda sadece Xarpet merkezi isgal edilirken Akrag'lı (6) direnişçi şehadete ulaşır.

Bu direniş ruhuna karşı köyden devlet yanlısı çeteler'de modern ismiyle köy korucularıda çıkar.
Îki dayısınında kayın biraderi olan Akraglı Hüso kurduğu çetelerle direnişçilerin izini takip eder. Hüso aynı zamanda Şerif ve Xelil Ağaların daha çocuk yaşta olan kızkardeşleri Ayşe hanımla'da evlidir.
Kısaca ailece bu çeteyle iç içe akrabadırlar.

Derler ya, "Ağacın kurdu ağacın içinde olmazsa ağac çürümez." , sözü boşuna değildir.

Hüso ve çetesi o kadar acımasız ki hem iki damadını hemde Şeyh Hüsen Kelaxsinin yakalanması ve öldürülmesi için birçok planlar kurar.
Böyle zalim bir çete başı aynı zamanda bölgedeki tüm direnişçi ailelerede kök söktürüyordu. 
Şeyh Hüsen Efendi iki yeğeni Şeyh Abdulhamid Kelaxsi ve Vinyerinli Hacı Enver Baynon dönemin iki fedakar ve yiğit direnişçisini bu çete başını infaz etmek için görevlendirir, 
Bu çetebaşına Palu köprüsü cıvarında  pusu kurararak cezalandırırılar.
Ve bölgedeki insanlar artık rahat nefes alır hale gelirler.

Abdulhamid Efendi bu cezalandırmadan sonra Akrage giderek bu çete başının eşi Ayşe hanımıda yanına alarak Ko Spi nin doruklarına çıkar.

Ayşe Hanımla nikahları kıyılır ve artık iki yoldaş iki heval elde silah dağlarda gerillacılık,yaklaşık 20 yıl'da Rojava Kurdistanında sürgün yaşamı onların kaderini çizer.

*********************

HDP es genel başkan yardımcısı Selhaddin Demirtaş'ta Palu/Akrak köyünün yeğenidir.
Selhaddin Demirtaş tıpkı baba tarafı ve dayıları gibi 1960/1970'li yıllarda Diyarbakıra köyde yaşanan feodal bazı olaylardan dolayı Diyarbakira göç ederler.
Baba tarafı Palu/Hatek "Atik" , anne tarafı Palu/Ekreg,Akrag "Burgudere köyündendirler.


*********************



                Ko Spi'nin eteğindeki Akrag Köyünden  bir manzara





Köyün coğrafyası ,ekonomi ve ticari yaşamı ile ilgili bilgiler,






1980 lerde Akraklı  (Mêhlêy Vêlû) Sanatkar Kadınlarımızın Topraktan yaptıkları 

 

 

Çanak Çömlek İşlerinden bir kare...(Xêl, dêzâ)



Akrag köyü Palu/Dareheni demiryolu hattının  içinden geçtiği Murat nehirinin kenarıında bir köydür. Doğa harikası yeşiliği,şelalleri ve en önemliside heybetli,asi duruşu ve bir o kadarda kibirli olan KO SPI'nin eteğınde tarihe tanıklık yapan bir köydür.
Köyün asıl ismi sanatıyla yaptığı imalatlarla bölgede daha iyi tanınıyor.
Bu yüzden köyün ismi bölgede Akrage - Diyezun olarak tanınır.
Akrag köyü bölgede çanak çömlek sanatıyla , Kırdki, ( Xêl, Dêyzâ "Güveçlik" ,merı "testi" ) sanatıyla bilinen kadim bir beldemizdir.

Akrag'de çanak çömlek için ham madde olarak  kullanılan iki çeşit toprakla bulunmaktadır.  Bunlardan birincisi (sur) adı verilen normal kırmızı kil, öteki de (gor) adı verilen beyaz, talk (3MgO 4SiO2H2O) görünümde, parıldayan, sabunumsu, sertçe bir topraktır.
Yapılan işlerde iki ölçü gor, bir ölçü sur kullanılmaktadır.
Köyün yerleşkesinde şu mahalleler bulunmaktadır.

Mehle Ağu,
Mehle nenu,
Mehle vılan,
Beş dılav,
Mehle corî,
Kıl dıvık,
Rı kas olmak üzere "7" mahallesi bulunur.

Ayrıca Akrag'da şu kabileler (bağır)vardır. Wasmunu,Husenun,Fılun,Silemunun,Melhusenun,Yıbun daha başkalarınıda sayabiliriz.

1990'larda Akrag köyüne devlet baskı yaparak korucu yapmak ister. Köy halkı silah almaz ondan dolayı karakol yaparlar. 29 Ekim 1992 de gerilla bu karakolu imha ederek köyde o dönemde boşaltılır.
KO SPI ve çevresinde tarihten günümüze kadar gerilla direnişçilerinin üss olarak kullandığı stratejik bir coğrafyadır. KO-SPI nin doruğunda rivayete göre Büyük iskender gelip,karargah kurar. Günümüzde, doğa harikası bu köy yapılan barajın altında kalarak cazibesini yitirmiştir.

Bölgede üç tane Akrag köyü vardır. Qerebegan,Çolig merkez ve Palu/Hun akrag ı,
Akreg köyünün coğrafik,tarihi,ekonomik  ve sosyal yapısıyla ilgili bu bilgiler sanırım yeterlidir.



**********************


ÖMER-ZER'IN YAŞAMI VE AÎLESI HAKKINDA DERLEDÎĞÎM BÎLGÎLER ?



Ömer-Aga nam-ı değer Umer-e zerr aslen Akrage/Diezun köyündendir. Ailesi Ekregin üstünde de Ko Spi eteğindeki Mehle Vılunda ikamet etmektedir. Umer Ağa kabilesine köyde Beraki Molla Hüseyinzadeoğullari olarak anılır. Ailenin Paludaki nüfus kayıtlarında kırmızı kalemle işaretli olarak gözükmektedir.
Devlet kayıtlarında kırmızı işaretler veya çizgıler mecazi olarak yasaklı,zararlı ve tehlikeli anlamındadır.

Annesinin adi Zelihadır. Lakabı'da halk arasında Umer Ağa Zel'dir. Annesinin köydeki otoriter ,yiğit yapılı tam bir cemaat kadını olduğu hala anlatılır. Zaten Ömer Ağa'nın annesiyle tanınması ve anılması da bundandır.

Ömer Ağa hakkında sağolsun köylüsüde olan Hasan Fehmi Kara ağabeyin bana gönderdigi bilgileri daha iyi anlaşılması için hiç dokunmada sizinle paylaşıyorum.


Ömere zerr'in,

Biri kız, biri erkek iki çocuğu var. Kızın adı Xatun, oğlanın Halit’tir. Harekette öldüğü zannedilen bir  amcazedeside 1960’lı  yılların başında  ABD’de ölümüyle ortaya çıktı.  Vasiyeti doğrultusunda   bir miktar parası  Ömer Ağanın  kızı ile oğluna verilmek  üzere Palu/Ekrek köyü adresine  ulaştırıldı.  Ömer Ağa,  Çarlık dönemindeki  Rus  ordusunun  Bingöl’ün bugünkü adıyla şeref meydanına  geldiğinde  bunlara karşı savaşan  Milis kuvvetlerinden oluşan Alaya yüzbaşı rütbesiyle katılıyor  ve Alay, Rus güçlerine    ağır kayıb verdirerek geri püskürtülüyor.  Bu Alayın sevk ve idaresini Alay Komutanı olarak Kelaxsı’lı Şeyh Şerif  yapıyor.  

Ömer e Zerr'in iki ermeni kız çocuğunu himayesi,
 
Ömer Ağa, akıllı  bilgili ve hümanist  biridir. 
1915 Ermeni felaketi sırasında biri küçük, diğeri  yetişkin İki kız çocuğunu kıyımdan kurtarıyor.
O günün olağanüstü  koşullarında kurtardıklarına bir zarar gelmesin diye  Büyüğüyle şeklen evlenme durumunda kalıyor.
Küçük kıza da  Müslüme  adını vererek” Evladımdır “diyor. Şeklen  evlendiği  kızı , geniş bir araştırma sonunda erkek kardeşlerinin Suriye/ Halep’e sağ ulaştıklarını öğreniyor  ve   bizat kendisi götürüp kardeşlerine teslim ediyor.
Böylece şeklen olan bu evlilik bitiyor.
Ömer Ağa da köyüne dönüyor.Müslüme adını verdiği kızı da  kendi evinde büyütüp  Kelaxsı’lı biriyle evlendiriyor ve  eşi ile ailesini  sıkı sıkıya tembih ediyor “kızıma en ufak bir yanlışlığınız olursa  elimden kurtulamazsınız “ diyor.

(HFK)

*******************************

Ömere zerr'in evlatlık kızı Müslime Kelaxside Key Mıstun ailesinden Hasan ile evlendirilir.
Bu evlilikten 4 erkek 2 kız çocuğu olur.
Xece isminde bir kızı halen Xarpete sağ olduğu yine annesinin evlendiiği aynı kabileden Ömer ile evlendirilir.
Aileden edindiğim bilgilerde Kığı Ermenilerinin sürgün ve katliam yolunda götürülen kafileler içinde bu iki çocuğu Ömer Ağa Akrağ yakınlarında hayatlarını kurtarır.
Müslime nin hayata olan kızı Xecehan ile  iletişime geçmek istedim.Malesef yaşanan bu trajedilerden bıraz da ürkek ve çekingen olduğu için bilgi vermekten imtina etti.
Bu konuda detaylı ve sağlıklı bilgi aktaramıyorum.


****************************


ÖMERE ZERR'IN 1925 HAREKETÎNDEKÎ KONUMU  VE ŞEHADETÎLE ÎLGÎLÎ BÎLGÎLER



Ömer'e zerr 1925 Şeyh Said hareketinde Şeyh Şerif Kelaxsinin en yakınında bulunan efsanevi direnişçi ve yigit bir komutandır.

Xarpet cephesindeki yenilgilerden sonra Ömer Ağa geri çekilmede Kurdistan dağlarında gerillacılık "partizan" savaşı verir.

Bu konuda Akrág köyünde yapılan bir toplantıda Hasan Fehmi Kara'nın annesine atfen derlediği bilgileri aşağıya aktarıyorum.

Haber geldi diyor; “Ekrek’te yukarı mahalle de (mehle vılun, Ko spiye yakın) toplantı yapılacak, toplantıya Çabakçur (Bingöl)’dan Yadin Paşa ve Daraheniden (Genç) yusuf Ağa (Göker)adamlarıyla yapılacak toplantıya katılacaklar.”

Gelecek misafirleri ağırlamak için Ömer Ağa’nın talimatı doğrultusunda hayvanlar kesilir, hazırlıklar yapılır, gelenler karşılanır.

Toplantının gündemi Suriye’ye mi geçmek yoksa Bölge’de kalarak
partizan savaşı mı yapmak olduğudur?

Gündeme geçmeden önce böyle yiğit insanın Annesi Zerrê hanım merak edilir, misafirlerin talebi üzerine Ömer Ağa, annesini topluluğun huzuruna getirip oturtur.

Kürt geleneği gereği Zerrê Hanıma hediye olarak etrafı altınlarla süslenir.

Daha sonra ülkede kalarak partizan savaşı yapma kararı alınır.
Yemeğe başlanmadan bir tatsızlık yaşanır.

Yadin Paşa Ömer Ağa’ya hitaben bir SES (vukuat) çıkarmadan Ekrek’ten ayrılmayacağını söyler.

 Ömer Ağa’nın cevabı ;“ benim köyümde çıkaracağın sesi duymamam lazım, bunun içinde köyü hemen terk eder.

 Murat nehrinin kuzeyine geçeceğim.

Çabakçur mıntıkası sayılan……Köyden (ismini hatırlayamadım ZERR.) başlar Çan’a kadar her köyde ses çıkartacağım” der.

Bunun üzerine; Yusuf Ağa, Yadin paşa’ya çıkışır, otur oturduğun yerde akıllı ol.

Ömer Ağa ,İsterse bizi agirlamadan,hizmet etmeden gönderebilir bizi burdan” der.
Yusuf Ağa’nın akıllı ve yapıcı yaklaşımıyla tatsızlık giderilir.


İkinci anekdot da şöyle ;

Asker Ömer Ağa’nın mahallesini (Mahle Vılun) basar, Ömer Ağa’nın kendilerine teslim edilmesini mahalleliden ister aksi taktirde yakma, yıkma, hayvanlarını öldürme, eş ve çocuklarını rehin alarak götürme dahil olmak üzere her türlü işkence yapacaklarını söyler.

Köylü yalvarır yakarır, “Ömer Ağa’nın yerinin Akdağın mahalleye bakan yüzünde olduğunu bunu herkesin bildiğini, yerinin gizli olmadığını tarafınızca da bilindiğini” söyler.

Bu son açıklamaya sinirlenen komutanın talimatı doğrultusunda asker, eşiyle öküzünü önüne katarak yolla konulur.

Dürbinle köyü izleyen Ömer Ağa Az sonra yol keser, askerleri silahlarıyla beraber teslim alır.

Komutanlarına kızar, azarlar bu defalık af ediyorum bir daha görmeyelim sizi buralarda der.

Ko spi’nın bağrında büyüyen Ekrek’in bu yiğit insanı Çabakçur’un Çan ve Fafran mıntıkasında Savaşçı güçlerin teslimi için devletçe Şeyhlerin kadın ve çocukları esir alınır.

Esir alınanları kurtarma baskınlarında Ömerê Zerre (Ömer Ağa) vurulur ve hayatını kayip eder.

Mezarı Bingöl’ün Fahran köyündedir.

Nur içinde yatsın.

(HFK)

****************************


ÖMER-E ZERR HAKKINDA DR.SIRAÇ BÎLGIN'ÎN ŞEYH ŞERÎF ŞEYH HÜSEN ÜZERÎNE
YAZDIĞI KÎTABIN 144 SAYFASINDA ÖMERE ZER'IN ŞEHADETÎNÎ ALINTI OLARAK AKTARIYORUM ?



1926 yılınin sonbaharında Türk devleti Çan Şeyhlerinin eş ve çocuklarını sürgüne göndermek için toplamya ,gözaltına almaya başladılar. Çan Şeyhlerinden zaten 5 kişi istiklal mahkemsinde idam edilmiş, aile tesbih taneleri gibi bölgede dağılarak kendilerini korumaya çalışıyordu.

Kitabın 143 sayfasını aktarıyorum.

Türk ordusunun hedef aldığı aileler Çan şeyhleriydi. Yado,Hüseyin Begon ve Akrag gurubu başında Ömer e zerr harekete geçerek Faxronda ordu ile çatışmaya girerler. Türk ordusu fazla direnmeden bu çatısmadan çekilir. Bu çatısmada Çan Şeyhlerinden Şeyh Hasan nın genç oşlu Şeyh Atik ile Akrag'lı yiğit direnişçi lider Ömere zerr bu (1926) çatışmada şehid olurlar. Bu çatısmada Yado'da yaralanır.

 Züvyerli direnişçi Şahin El Cındun , bu catışmada bakın çu bilgileri aktarmıştır.

Biz Çan Şeyhlerinin çocuklarını kurtardıktan sonra Ekrag köyünde Umi Zerr ın  ailesine taziye ye gitme kararı aldık. Doğru Ekraga gittik. Bir bahçede oturduk. Oradan aileye haber gönderdik ve defin işlemlerinin ertelenmesini istedik. ( Not : mezarı halen fahran köyündedir) Umer Ağa nın anası Zerre yiğit yapılı , tam bir cemaat insanı idi. Kendisi gelip kafileyi ziyaret etti. Bahçeye girişte " Selamun aleyküm ey şexler,ey begler,ey ağalar,ey direnişçiler (mahkumlar). Ömer Ağa öldü, ama siz hepiniz birer Umer Ağasınız,dedi. Ve orada oturup taziye törenini yönetti.


Son söz olarak,



Ömere zerr, memleketimde yiğitligi mertliği ve hümanist kişiliğin sembolü olarak anılır.
Ömer e zerr i anlatabilmek için Çeme Muradı, Ko Spi'yi  ,zirvesindeki türkçelestirilmiş ismiyle Iskender tepesini, Guele Marununu bilmek oranın  havasını solmak gerekir.
Tarihe tanıklık yapmış,bölgedeki Osmanlı beylerine karşı direniş ruhuyla karşı çıkmış,
Kürd ulusal mücadlesine önderlik yapan,Şeyh Ali Septi ailesini koruyan,kolayan evlilik kurumuyla dayı-yegen akrabalıkları olan ve  Ko Spı nın bağrından çıkmış Umer e zerr,

Ruhun şadolsun, Ko Spi nin Kartalı efsanevi direnişçisi,

Ruhun şadolsun Kürd halkının yigit, fedakar ve güzel insanı,



Selam ve saygılarımla




                                                                   Orhan Zuexpayıc