Kûy a Spî

30 Kasım 2011

Şeyh Said hareketinde direnişçi kadınlar


Şeyh Said hareketinde direnişçi kadınlar


"Şêr şêre çi jine, çi mêre -Aslan aslandır, dişi veya erkeği olmaz-" Kürd Atasözü

Şeyh Said hareketinde, hareketin önder kadrolarından 47 kişi Diyarbakır İstiklal Mahkemesi’nde idam edilirler. Asıl idam ve katliamlar hareket bastırıldıktan sonra Elazığ'da devam ettirilir. Ben, bu yazımda Şeyh Said hareketinde duruş, tavır ve fedakarlıklarıyla isimleri anılan kadınlarımızın yaşadıkları ve günümüzde sıkça dile getirilen anekdotları sizinle paylaşmak istiyorum. Amaç tarihimizde yaşanan bu olayların belleğimizde tazeliğini korunması için bir beyin jimnastiği yapmaktır.

GÜLNAZ XANIM
Muş’a getirilen kesik başlar...
Kürt ulusalcılarının başucu eserlerinden, Kürt şairi Seyda Cigerxwin’in yazdığı "Şêr şêre çi jine, çi mêre" isimli destana mevzu olan sahne; Musa Bey’in kızkardeşi Gülnaz Hanım’a psikolojik zulüm yapmak maksadıyla, kesik başlar jandarma karakolunda yere dizilir ve ’tanıyor musun?’ hikâyesiyle davet edilir... Gülnaz Hanım vakur bir edayla içeri girer, ellerinin tersi belinde, kesik başlara yaklaşır... Ayağıyla İzzet Bey’in kafasını iter: "Bu benim kardeşimin oğludur!"... Sonra ikinci kesik kafayı ayağıyla iter: "Bu da benim oğlumdur!"... Üçüncü kesik kafaya gelince, mahzun bir şekilde mırıldanır: "Buna yazık olmuş, hizmetkâr-askerdi!" Ve başta kumandanları olmak üzere orada bulunanlara çalımla döner: "Berxa nêr, ji bona kêr-Erkek kuzu kesilmek içindir!" der... Ve oradakilerin buz tutmuş sükûtu içinde, aynı vakur ve çalımlı eda ile çıkar gider!

Şeyh Said hareketinde yaşanan Gülnaz hanımın bu tavrı Kürd yazılı kaynaklarında sıkça bahs edilen bir olaydır. Baytar Nuri, Kurdistan Tarihinde Dersim adlı eserinde bu konuyu anlattığı gibi, Gülnaz Hanım’ın torunlarından olan Hoyti aşiret reisi Hacı Musa Beg'in torunu IBDA-C lideri Salih Mirzabeyoğlu da yaşam öyküsünü anlatırken, haklı olarak ve övünerek nenesi sayılan bu Kürd kadınından bahseder.(1)

TELLÎ XANIM
Şeyh Said hareketinde Kürd kadınlarından Yado'nun eşi Telli Hanım'ın öyküsü de ayrı bir trajedidir. Telli Hanım'la ilgili Yado'nun yaşam öyküsünde çok ayrıntılı bilgiler sunduğum için tekrarlamak istemiyorum. Telli de kısaca eşi Yado'nun sürgün dönüşünde Çapakcur çevresinde gerillacılık yaparken rivayet odur ki Darahıni/Genç mıntıkasındaki günümüzde Ulyan köyü "Çevirme" cıvarında Türk asker ve Kürd çeteler tarafından kuşatılır. Yaralı olan Telli Hanim eşi Yado'ya adeta yalvarır ’bana kurşun sık ki askerin eline düşmeyeyim!’ Yado, eşi, can yoldaşı olan Telli Hanım’ın bu isteğini çaresizce ama çaresizce yapıyor. Hem de çok yakınlarının yanında bu trajedi yaşanıyor. Ülkede bu trajedi'nin öyküsünün kılamı "deyiri" vardır. Klamlarımız boşuna söylenmemiştir. Her klamın yaşanmış bir öyküsü vardır.

DERDÊ MÎRO
1925 hareketi bastırıldıktan sonra Çapakcur beylerinden Şeyh Ali Bey'in eşi olan Derde Mîro ayaklanma esnasında birçok yakınını yitirir. Ayaklanma sonrasında üç oğlu İstiklal Mahkemesi’nde idama mahkum edilirler. Faik, Said ve İbrahim adındaki bu üç evladının idam kararları verilmeden hakim, Derde Mîro'ya bir oğlunun serbest bırakılabileceğini, bunlardan birini seçmesini ister. Derde Mîro kararsızdır. Her üç oğlunu da sevmektedir. Küçük oğlu İbrahim altı aylık evli bir gençtir. Diğer evlatlarını da seven Derdê Mîro'nun küçük oğluna daha çok acıdığını gören mahkeme üçününde idamına kararı verir.

İdamlar infaz edilirken, önce İbrahim'i dar ağacına çekerler ve sonra diğerlerini. İdam edilenler arasında yakın akraba çevresinde birçok kişi daha vardır. İdamları hiç göz yaşı dökmeden izleyen Derde Miro, her üç oğlunu idam sehpasından kendi elleriyle indirir ve tüm parasını harcayarak bu evlatlarını kendi elleriyle mezara gömer. İdamlarda yaşanan bu olaylar hızla yayılır. Derdê Mîro köyüne dönerken köylüleri, çevre köylerdekiler bu duruma hayıflanırlar; onun evlatlarının arkasından ağlamamasını yadırgarlar. Derde Mîro ise onlara şu cevabı verir:
"Gerek ço ver dışmenid qehr xwi belı mekır - Düşmanın önünde kendi kahrın belli etmemek gerekir."(2)

SARÊ EREBÛN
Seyh Said hareketi bastırıldıktan sonra direniş gösteren bazı efsane isimlerin aile, eş ve çocuklarına baskı, zulüm ve tutuklamalar yapılır. Bu hakaretin mağdurlarından biri de Guewdere Xeylanı/Kebir köyünden Sarê Erebun'dur. Sarê'nin eşi Yib Sel Erebun ve kardeşi Hes Tem Silemun Türk askerlerinin hedefleri arasındadır. Özellikle Sarê'nin kardeşi bu direnişçilerden en dikkat çeken kişiydi. Xeylan köyü kuşatılır; Sarê'nin eşi ve kardeşi yakalanmaz. Sarê ise saklanmak için Xeylan-Parsiyan arasında Kerkat Dağı’na çekilir.

Asker dağın etrafını kuşatarak Sarê’yi esir alınıp, Palu-Elaziğ istikametine doğru yola çıkarır. Sarê Murat Nehri'nin güzergahında askerin baskı, zulüm ve ahlak dışı hakaretlerine maruz kalır. Sarê'nin tutsak alınmasındaki amaç eşi ve kardeşinin teslim olmasıdır. Sarê, eşi ve kardeşine düzenlenen tuzağın bilincindedir. Esir alınan gurubun içinde rivayetlere göre Miyalanlı Far Şem Silemun'da bulunmaktadır.

Sarê tutsakların ve askerlerin içinde haykırarak ’ben Çeme Murad'a artık gelin olmak istiyorum’, dercesine, ilkbaharın o azgın ve heybetli suyuna, Züwer-Tanzut arasındaki Arye Wus "Yusuf'un değirmeni" bulunduğu mevkide adeta düğüne gidercesine kendini bırakır. Cesedi, 30-40 km sürüklenerek Gülüşkür Köprüsü’nde suların çekilmesiyle aylar sonra ortaya çıkar.

İşte, bu öykülerle büyüdük. Kürd kadınları fedakardır; Kürd kadınları çilekeştir; Kürd kadını direngendir. İşte yazdıklarım bunların isbatıdır.

Selamlarımla.
Orhan Zuexpayıj

29 Kasım 2011

(CEMÎLE XANIM-SADÎYE TELHA'NIN EŞÎ)




ŞEYH SAÎD HAREKETÎNDEN BÎR KADIN PORTRESÎ



                        ARAŞTIRMA VE ÎNCELEME

           ŞEYH SAÎD HAREKETÎNDEN BÎR KADIN PORTRESÎ
                (CEMÎLE XANIM-SADÎYE TELHA'NIN EŞÎ)


"Parayla olan yaşamın güzelliği biter. Ancak yurtseverlik ve bilgi ile olan

 yaşamın güzelliği bitmez.”

                                                                   Rewşen Bedirxan

                                     
 - Kürt kadınının, Kürtlerin özgürlük mücadelesinde her zaman kahramanca yer tutuğunu çok iyi biliyoruz.
 -Tarihte olduğu gibi bugünde Kürt kadını haklı davasında efsaneler yazıyor.
- Dünya kadın hareketine örnek olacak fedakarlık örnekleri sunduğuna tanığız.
- Leyla Qasımlar,Zarife,Yado'nun Tellisi bu sembollerden birkaçıdır.

- Cemile Xanım'ın yaşam öyküsü Çolig merkezden 1925 direnişiyle başlayan, Suriye Kurdistanı olarak
  adlandırılan bin-xet'e sürgün macerası,ülkeye dönüş,Erzurum ve Sıvasta gözetim ve cezaevi süreci  ile
  Hicaz'da (Arabistan) nihayetlenen bir trajedinin tutanağıdır.

- Cemile Xanım'ın yaşam öyküsünü yazarken temel kaynaklarım her zaman olduğu gibi yine aile bireylerinden
  yola çıktım.
- Bu öyküyü yazarken Cemile Xanım'ın torunu Zekai Ademci ilk bilgi kaynağımdır.
-Ikinci bilgi kaynağım ise Cemile Xanım'ın eşi Sadiye Telha'nın ilk eşinden olan Rıza Beyin oğlu ve aynı
 zamanda dedesinin ismini taşıyan Sadin bey'dir.
- Sağ olsunlar, Cemile Xanım hakkında eksikte olsa istediğim bilgileri, bildikleri kadarıyla bana aktardılar.
- Ayrıca Cemile Xanımı yakinen tanıyan ve kısa sürede olsa  eltisi olan,Feqide Elçi'nin yıllar önce bana
  aktardığı bir anekdotuda bu yazıda bulacaksınız.
- Feqide Xanım'ında ailesi 1925 hareketinin Manisa sürgünüydü.


- Çolig coğrafyasında çıkan bir çok kadınının Kürd özgürlük mücadelesi içinde kahramanca mücadele
  verdiğine tarihimiz tanıktır.
- Bu kadınların bircoğunun öyküleriyle büyüdük.


- Bu kadınlarımızdan yaralı bir halde askerin eline geçmemek için eşine kendisini öldürmesini isteyen
  Yado'nun Telli'si,

- Yine Xeylan'lı Sare Erebun hareket içinde yer alan eşi ve kardeşinden dolayı Türk askerinin eza ve zulmüne
  uğrayan ve buna dayanamayıp kendini bir uçurumdan Çeme Murad'ın o azgın sularına bırakarak
  özğürleşmesini mi?


- Yine yakın dönemde Çoligin direnişçi Kürd kadınlarından,

- Betül Cici "Sorgul"   İstanbul'da metrapol faaliyetlerinde yakalanıyor.
- Aleyhine verilen ifadelerden dolayı aranan biridir.

-Yakalandığında, yapılan bütün işkencelere rağmen ifade vermemekle beraber kim olduğu hakkındada
  polis'e bilgi vermemiştir,deyim yerindeyse sorgucular onu çözemediği için ,Polis teşkilatı TV lerde günlerce
  resmini yayınlayarak tanıyanlardan yardım istediler.

-Babası Kerem Cici TV'de kızını tanıyınca Çoligden Istanbul'a gidip, yüzüne duruyor, “kızımdır“ diyor.
-Buna rağmen ismini ve kimliğini kabul etmiyor.
- Başka ifadelerden dolayı tutuklanıyor.

- Adı şanı fazla duyulmamış,ön planda olmayan isimsiz bir kahramandı.
- Kadın direnişinde bence bir sembolü temsil ediyor.





                                                Yado ayakta solda, Sadin e Telha sagda 
                                        ( Xoybun toplantisi esnasında Celadddet Bedirxan,Menduh Selim ile 
                                          beraber çektikleri fotoğraf )


***********************************


-1995 yIlInIn ilk baharInda Dersim'in kutsal mekanı " Düzgün baba" cıvarında Çoligin asi kızı Yıldız
  Durmuşu mu anlatsam ?
- Hayri Durmuş ve Hüseyin Durmuşun kız kardeşiydi.
- Kürt özgürlük mücadelesine onurlu bir kimlik bırakarak, yaralıyken ele geçmemek icin kendi bombasını
  kendinde patlatarak şehitlik mertebesine ulaşıyor.

****************************************************

- Çolig coğrafyasında işte bu direnişçi,otoriter kadınlardan biride Cemile Xanım'dır.
- Cemile Xanım Şeyh Said hareketinin hem sanığı  hem tanığı olan acıların,zorlukların çilekeş sürgün
  kadınıydi.
- Bin Xet'e sürgüne 1926 yılların başında uzun yürüyüşle Çolig'den ta..... Suriye Kurdistanına 600 km'lik
  kafile içinde eşi Sadiye Telhay'la beraberdir.

- Xoybun cemiyetinin 1927 yılındaki toplantısında Kürd heyeti içinde Cemile Xanım tek bayan olarak katılır.

- Cemile Xanım'ın eşi Sadiye Telha,Yado ve Ahmed Sever(akrabası) ile Şal û Şapık ile çektikleri asker
 giysili fotoğrafları Xoybun cemiyeti toplantısı dönemine tekabül eder.

- Cemile Xanım üzerine Çolig'de halk arasında Zazaca/Kırdki söylenen elime geçen kısa bir şiiride
  hatırlatmak istiyorum.

Fistuna sur şala sia,                         

Çarşîye cêrid bê emuna

Tı vun-i meleké ezmuna


Rındiye ye dinyad gerawa,

Nie sıpiwa ne siawa

Tı vun melekê azmuna,


Qume'ye ze kawağa

Çarşîye cerid yo zazawa/Kırda

Nome-ye Cemilê El şak a,


- Çolig'de halk arasında Cemile Êl - Şak güzelliği,endamı , uznun saçları ,nuran-i yüzü ile dilere destan bir
  kadındı.
- Ve zazaca/Kırdki milli kıyafetleri ile Lübnan Beyrut  Bumedyn beldesinde Xoybun toplantısına girdiğinde
  de  şok yaratmıştı.

- Şair Osman Sabri 60 yıl sonra Cemile nin güzelliğini anlatırken,

 "ah ah dile mın ew çı jıne bedew"  der,

 

-  Bu sözler yılar önce arşivimde not almıştım.

 


******************************************************


                CEMÎLE HANIMIN YAŞAM ÖYKÜSÜ 


- Cemile Xanım 1925 Şeyh Said hareketinden evvel daha 16 yaşındayken Cibran aşiretine mensup,
  Sadiye Telha'nın ikinci eşi olarak evlenir.

-Cemile Xanım anne tarafından Speni baba tarafından Wusfan köyündendir
- Bu iki köyde Az aşiretinin coğrafyasında yer almaktadır.
- Ailesinden aldığım bilgilere göre Cemile Xanımn ailesinin şuandaki soyadları Elkatmıştır.
- Bir amcasının oğluda o dönemde aşağı-çarşıda Süleyman Elkatmış( Key Guyenun) olduğunu
  hatırlatmak istiyorum.
- Şeyh Said hareketi bastırıldıktan sonra Cemile Xanım ve eşi Sadin e Telha Suriye Kurdistanına giderler.
- 1927 yılında Xoybun cemiyetinin ilk toplantısına Cemile Xanım eşiyle beraber katılır.
- Suriyede Sadiye Telha'nın kızı olan Gülşah ailesinin anlatımlarına göre Yado tarafından kaçırılır.
- Aile ve çevrenin baskısıyla Yado'dan alınan kızı yine sürgünde olan Çan Şeyhi Mustafa Korkutata'nın
  oğlu Şeyh Niyaziyle evlenir.
- Sürgünde eşi vefat edince , Gülşah hanım Suriyede Dareheni/ Şemsan köyünden olan Melle Hüsen'le
  evlendrilir.
- Cemile Xanım çıkarılan af kanunuyla ülkeye dönüş yaparak Karlıova/Azizan köyüne yerleşirler.
- Cemile Xanım'ın eşi Sadin Ağa yapılan bir ihbar sonucu Xoybun cemiyetinin bildirileri kendisine ait olan
  bir bastonun gizli bölmesinde bulunur.
- Bu bildirilerden dolayı devlet yargılar cezaevi ve sürgün hayatı başlar.
- Bu bastonu, torunu Zekai'nin anlatimiyla yillarca annesi tarafindan saklandigi,daha sonra Kürd sehidi
  merhum Avukat Şakir Elçi'nin ricasi üzerine kendisine verıldiğini söyledi.
- Sadin Ağa 7 yıl Erzurum sürgününden sonra,Sıvas yarı açık cezaevine gönderilir.

- Cemile Xanım'da bu süreçte evini alıp Sivas şehirine yerleşir.
- O dönemde Sadin Ağa yarı-açık cezaevinden dolayı hafta sonları evine gelip ailesinin yanında kalıyor. -Cemile Xanım'ın sürgün ve cezaevi süreçlerinde iki kız çocuğu olur.
- Büyük kızı Faqide Xanım Cibran aşiret liderlerinden Ahmet Bey'in (Sever) oğlu Sabri beyle evlenir.
- 1949 yılındaki ilk Varto depreminde vefat eder.
- Küçük kızı Ayten Xanım'da Çolig'de Bitlis kökenli  esnaf olan Mehmet Ademci ile evliydi.
- Bu kızını yakinen tanımakla beraber yakın dönemde vefat etiğini hatırlıyorum.


- Sadin Ağa Haziran 1942 tarihinde Sıvas cezaevindeyken,Milli şef Îsmet Înönü cezaevine gider.

- Sadin-e Telha Kürd giysileriyle Înönün dikkatini çeker.

- Înönü sorar kimdir bu,der.

- Kim olduğunu ögrenince kullandığı uslup,bu iti asın,der.

-Ve ertesi gün Sadin Ağa keyfi idam edilir.



- Cemile Xanım eşinin idamından sonra Çolig aşağı çarşıya gelip, yerleşir.
- Bu süreçte ilk evliliğini Hacı Cemal Elçi'le yapar.
- Bu evliliği hakkında Hacı Cemal Elçi'nin oğlu Kasım Elçi bana anlattığı bir anekdotu hala hafızamdadır.
- Kasım Elçi daha çocuktum.
- Cemile Xanım anneliğim sayılırdı.
- Çok güzel,uzun saçlı nurani bakışlı ve endamlı bir bayan olmakla beraber çok akılı,bilgili ve otoriter
   bir kadındı.
- Bilgi ve birikimi ile görmüş geçirmiş bir bayan profilini sohbetlerinde his ediyordum.
- Annemden ziyade biz çocuklarla o ilgileniyordu.
- Cemile Xanım'dan övgüyle bahs ederek anlata anlata bitiremezdi.
- Cemile Xanım ikinci evliliğini Kuertew'li Hacı Tayyip Beki'le yapar.
- Bu evliliğini torunu Sadin bir hüle evliliği olarak yaptığını bana aktardı.
- Gerekçe olarak o dönemlerde sözde dul bir bayan kendi başına Hac'a gidemezdi.
- Mutlaka çok yakın bir akrabası veya  biriyle nikah yaparak gitmesi gerektiğini bana aktardı.
- Hacı Tayyip'le olan evliligi Hac faraziyesini yerine getirmek içindi,
- Cemile Xanım'ın torunu s ayılan Sadi Bey Çolig'de okul okurken aşağı çarşıda Cemile Xanımın
  evinde kaldığını söylüyordu.
-Cemile Xanım hiçbir zaman eşi Sadin-e Talha'nın ailesinden ilişkisini koparmadı.
- Dedemin anısına müthiş bir saygısı vardı.
- Cemile Xanım kızlarıyla zazaca konuşurdu.
- Benimle'de hep Kurmanci konuşurdu.
- Cemile Xanım bir defada Sadin Ağa'nın oğlu Rıza Beyle'de Hicaza giderler.
- Hicaz dönüşü Suriye/Halep'te Çolig cıvarından sürgüne giden Ermenilere misafir olurlar.
- Torunun anlatımıyla Ermeni komşuları ile Kürd ilişkilerini tartışırlar.
-  Ermeni komşuları ile Rıza Bey ve Cemile Xanım'la sıcak iliikilerinin olduğunu söylüyordu.
- Rıza Bey ile anneliği olan Cemile Xanım arasında fazla bir yaş farkı yoktu, o yüzden Cemile Xanım'a
  babam hitap ederken "Buke-Gelin" diye hitap ederdi.
- Ayrıca, Cemile Xanım bana'da "bıro" diye hitap ederdi.
-Cemile Xanım'in torunu 1959 ile 1967 yılında Çolig'de okuduğunu söyledi.
- Cemile Xanım en son 1970 yılında Hicaz'a gidip orada vefat etmiştir.
- Mezarıda Arabistanda olduğunu belirtmek isterim.


     CEMÎLE XANIMIN XOYBUN CEMÎYETÎNDE YAŞANAN BÎR ANEKDOT ?

-Cemile Xanım ile ilgili Xoybun cemiyetinde yaşanan bir anekdotu aktarayım. Cemile Xanım'ın bir dönem eltisi olan Feqide Xanım komşumdu. Bazen sohbetlerine katılır,adeta 1925 hareketinin ayaklı bir kütüphanesiydi.
- Babası Malle Şeş gışt oda 1925 hareketinde Manisa sürgünüydü. Feqide Xanım'da müthiş zekası, ayrıca olayları anlatırken nüktedan bir söylemle yorumlardı.
-Feqide Xanım'a atfen Cemile Xanım'la yaşanan o tarihi sohbeti size aktarayım.

********************************************************

- Cemile Xanım 1927 yılında Suriye'de sürgündeyken Xoybun cemiyetinin bugünkü Lübnan'ın
 Bumeydn beldesindeki ilk toplantısına katılır.
- Toplantıya sürgündeki Kürd aydınlarından Bedirxan ailesi,Haco ailesi,Şeyh Said hareketinde yer almış
  Ahmed Sever "Cibranlı Xalid bey'in kardeşi",Liceli Fehmi Bilal,Yado ve Sadiye Telha gibi
  Kürd direnişçileride katılır.
-Toplantıya o dönemde Ermeni Taşnak parti delegasyonu ile dışarıdan gözlemci statüsünden birçok
 şahsiyete  katılır.
- Ermeni Taşnak partisi delegeleri içinde birkaç bayan üyede bulunmaktadır.
  Kürd aydınlarıda kendi aralarında istişare ederek yabancı gözlemciler aramızda var.
- Bu toplantıya yabancı misyonerlere mesaj vermek için,biz Kürdlerde birkaç bayanla toplantıya iştirak
  etmemiz gerekir,derler.
- Kürd aydınları en uygun gördüğü bayanda oturuşu,kalkışı,güzeligi ve endamıyla Cemile Xanımı toplantıya
   katılmasını sağlarlar.
- Cemile Xanım toplantı başlamadan evvel sigarasını çıkarıp yakmak isterken yabancı bir misyoner nezaketen durumu fark eder.
- Cemile Xanım'dan erken davranarak Cemile Xanım'ın sigarasını yakar.
- Kürd direnişçisi Yado Paşa yaşanan bu durumu görür.
- Kürd deger yargıları,örf adetlerinin muhazafakar oluşundan dolayı hemen reaksiyon göstererek ,Cemile
  Xanım'ın eşi Sadiye Telha'nın yanına gider.
- Eşi ile yabancı delagason arasında yaşanan bu olayı anlatır.
- Sadiye Telha'ya derki Cemile Xanım'a söyleki bu davranışlarına dikkat etsin.
- Burada birçok Kürd aydını ve sıradan insanlar vardır.
- Bu insanlar yarın öbür gün bizimle bu konu hakkında konuşmasın.
- Ve Cemile Xanım'da havalara girmesin, bu şımarıklığınıda bıraksın,der.
- Feqide Xanım bu olayı Cemile Xanim'a atfen aktarırken şunuda söylemeyi ihmal etmedi.
- Cemile Xanım bu toplantıyı ve sigara olayınıda övünerek anlatırdı.
-Feqide Xanım'da Cemile Xanımı anlatırken öve öve anlatmayı ihmal etmezdi.


SONUÇ;

-Tarihten,Kürd kadını; cesaretiyle, mücadeleci kişiliğiyle, otoriterliğiyle, sosyalliğiyle ön plana çıktığını ifade
 eden Cemile Xanımı burada anlatmaya çalıştım.
-Cemile Xanım gibi Kürd kadınları ulusal ve siyasal tüm meselelerle ilgili katkıları unutulmamalıdır.
-Bu çalışmamda Kürt davasında yer alan bir kadının mücadelesinin gelecek kuşaklara aktarılması umuduyla yaptım.
- Cemile Xanımın yaşadıkları, Kürd halkının içinde bulunduğu ızdırap verici durumdan kurtulması için bir Kürt kadının verdiği onurlu duruşun ve asaletin de öyküsünü yansıtmaya çalıştım.
- Son söz olarak devlet güçleri Alişer'in eşi Zarife'nin kapısına birgün dayanır.
- Kocan nerede diye sorunca şu tarihi cevabı verir.

" Şêr şêre loo şêr şêre. ha jin ha mêrê! "


Selam ve saygılarımla, 


Orhan Zuexpayıj




************************************************

 

         " TARÎHÎ BÎR VESÎKA "

SADÎYE TELHA'NIN MAHKEME KARARIDIR


Cemile hanım'ın eşi Sadiye Telha'nın ölüm  cezasına çarptırılmasına dair karardır. 

-Bu karar Malmısanıj tarafından Vate dergisinde birkaç fotoğrafla beraber yayınlanmıştır.


   "  TC Resmi Gazete 8 Haziran 1942 Sayı 5126  "


  Çapakcur'un Azizan köyünden Talhaoglu Sadi (diğer adıyla Sadullah)Kalkan'ın ölüm cezasına çarptırilması hakkında ,


Karar No .: 1294


Türkiye Cumhuriyeti topraklarından bir kısmını Hükümetin elinden çıkarmak için cemiyet kurmak ,çete teşkil etmek ve yağmurcuk köy halkının eşya ve hayvanlarını gaspetmekten suçlu Çapakcurun Azizan köyünden Talha oğlu Sadi (diğer adı Sadullah) Kalkan'ın ölüm cezasına mahkumiyeti hakkında Sıvas Ağır Ceza Mahkemesinin 1103 esas ve 1674 karar sayılı ilamiyle tasdik olunan ölüm cezasının infazına Teşkilatı Esasiye  kanununun 26 . maddesine tevfikan karar verilmiştir.


3.6.1942







25 Kasım 2011

Bingol Şewiti

Bingol Şewiti

Orhan Zuaxpayıc /" Zeki Yıldız'ın anısına" Kürd edebiyat ve romancısı Mehmet Uzun bakın Kürd dengbejlerin tarifini şöyle yapıyor:

"Insana, insanlığa bir dil,kimlik,tarih,benlik,bellek veren ses,nefes; insani,insanlığı ,insanı anlatan,çağlar boyu, zamanlar boyu,kesintisiz bir çağlayan haline getiren kaynaktır" der.
Bir dil yara bağlarsa… "Kürd dili" İniltileri duyulmaya başlanır. İnceden inceye bir sızı bırakır… Taa o dağların orta yerine gömülmüş, acıların ve yasakların arasından hissedilir. Sonra birileri çıkar gelir. Sırtlarında abaları, ellerinde asaları ve yanlarında sözlerini doldurdukları heybeleriyle… Tarih taşırlar. Zordur o tarihi taşımak. Hele de asırlar boyu o yükü omuzlarından hiç indirmeden taşımak daha da zor...
Evet..Dili yara bağlayan veya yasak bir dilin anlatıcılarıdır, dengbejler. Bugün Kürd halkı, dilinin, kültürünün tarihi gercekliğinin çağımıza taşınmasında, Dengbêj lerine borçludurlar.Kürd kültürü, söz (Klam) , şarkı (stran) , hikaye, folklor ve kılık kıyafet yönü ile çok zengin vede çok güçlü bir temel taştır. Kürd ler bu temel taş niteliğindeki kültürlerini, Dengbêj ler sayesinde omuzlayıp büyük bir itina ile koruyup günümüze taşıyabilmişlerdir.

Bîngol şewitî mij dûman e
Megrî, megrî dayê megrî
Zekî kuştin ber malan e
Zeman xirab em têda ne


Bingol şewitî mij dûman e
Megrî, megrî, dayê megrî
Esker ketin nav gundan e
Zeman xirab em tê da ne


Va ! qomandan, bê îman e
Megrî, megrî, dayê megrî
Millet topkir, bi copan e
Zeman xirab, em têda ne


Çolig "Bingöl" stranları veya deyirleri denilince akla ilk gelen kuşkusuz "Bingöl Şewiti mıj dumane" stranıdır. Bu stran PKK'nın ilk kadrolarından Zeki Yıldız'ın anısına bestelenip,söylenmiştir. Stranı besteleyen Kürd sanatçısı,dengbej Zozan olduğu söylenir. Stran ağıt şeklinde bestelenmesine rağmen Kürdler dikkatimi çekiyor ;eğlence ve etkinliklerde halay çekerek söylerler. Hemen hemen tüm etkinliklerde, Kürd sanatçılarının dile getirdiği bir strandır. Doğrusu anlamakta zorluk çekiyorum. Ağıt olarak söylenen bu stranın içeriği özünden,ruhundan saptırılarak eğlence ve düğünlerde söylenmesinden hicap duyuyorum. Şiwan'ın Halepçe stranından Kürdler hangi mesajı alıyorsa, bence Bingöl Şewtide onu görmelidirler.

Bingöl Şewti stranı'nı Zozan bestelemesine rağmen Rençber Eziz'in kendi tarz ve sesiyle söylemesi insana ruh ve heycan veriyor. Bingöl şewiti "Bingöl yandı" ağıdı Büyük Kürd şairi, Ehmedê Xani'nin Mem û Zin adlı eserinin filme çekilmiş halinde,"ki bu filmde öldürülen Kürd aydını Musa Anter'in payı büyük" kına sahnesinde çok güzel söylenmiştir.Bu stran Kürd ulusal bilinçlenmesinde sanaat ve kültüründe bu kadar önemsenmesimdeki amaç ,öyküsünde yatan fedakar ve bir o kadar kahraman şahsiyet olan Zeki Yıldız'dır.
Zeki Yıldız aslen Karakoçan/Dêp Qumık Türkçelestirilmiş ismiyle Yenikaya köyündendir. Qumık köyü coğrafik konumu itibariyla Bingöl/Kuruca "Gazik" köyüne sınır olup, köy halkının ,sosyal ,ticari,siyasi,ekonomik ilişkilerinin ağırlığı genelde Bingöl iledir. Qumık köyünden Durmuş,Yıldız, Alınak, Ayık ve Karahan soyadlarını taşıyan ailelerin çoğu Bingöl'de yaşıyordu. Qumık köyündeki tüm bu aileler, Kürd ulusal bilinçlenmesinde gençleri diyebilirimki tümü aktif olarak anti-sömürgeci Kürd yapılanmaları içinde yer alıyorlardı.

Ulusal bilinçlenmede yer almalarında Hayri Durmuş, Zeki Yıldız'ın mücadele ve yaşamlarının etkisi belirleyici olduğunu ,söyleyebiliriz. Zeki Yıldız'ı Bingöl'de sanaat okulunda okurken tanıdım. Ben o dönemlerde ortaokula giderken Zeki Yıldız sanaat okulu'nun lise son sınıfına gidiyordu. Yine köylüsü Hayri Durmuş Bingöl Lisesi'nin Fen bölümü birincisi olarak Hacettepe Tıp fakültesini kazanmıştı.

Şah Hüseyin Durmuş, Hayri'nin küçük kardeşiyle'de aynı sınıfta okuyorduk.Şah Hüseyinde çok zeki, başarılı ve sınıf birincisiydi. Hayri Durmuş , kardeşi Şah Hüseyin ve Zeki Yıldız mütevazi, ağırbaşlı olmaları yanında boy ve endamları hiç unutulurmu? Kartal bakışlı Yado'nun mesken tutuğu ve mevzilendiği güzergâhtaki uzun boylu asil ve bir o kadar da asi olan meşe ağaçları bu yiğitlerin korunağı değilmiydi?

Bingöl Lisesinin salonunda başarılı öğrencilerin resimleri ve isimleri hala hafızamdadır. Fen bölümünden Hayri Durmuş ile Beritan aşiretine mensup Selhattin Sarıdağ ikiside Tıbbiye-yi kazanmışlardı. Edebiyat bölümünde de Zihni Karaaslan birinci olarak Erzurum Edebiyat fakültesini kazanmıştı. Sonradan dışarıdan hukuk fakültesini bitirerek avukat oldu. Zeki Yıldız'da okulda çok başarılı ve zeki bir öğrenciydi. Hafızam beni yanıltmıyorsa sanaat okulunu bitirdilten sonra Ankara'da yüksekokul "teknik öğretmenlik" bölümünü kazanmıştı.

Zeki Yıldız 12 Eylül darbesinde dağa çıkan ilk kadrolardandı. Zeki Yıldız'ın gerillacılık yaptığı dönemlerde yakın mücadele arkadaşı Hüseyin Aydoğmuş hoca anılarını bazen bize anlatırdı. Hafızamda kalan bu anıları mutlaka yazmaya çalışacağım. Zeki Yıldız , Bingöl ve çevresinde özellikle Akdağ "Ko Spi" eteğinde bulunan Kelaxsi köyü'ile olan ilişkileri halende anlatılır. Özellikle yaşlı olan kesimlerle diyalogları ve tarihi duyarlılığı olan yurtsever insanlar üzerinde iz bırakmıştı.

Zeki Yıldız'la sanaat okulunda beraber okuyan ve sonradan şehid olan M.Sıddık Bilgin'nin babası Abdülaziz efendi' ile Kelaxsi köyünde yakın dostluk ilişkisi kurar. Zekı Yıldız Abdülaziz efendiyi o kadar etkilemişti-ki,sohbete bize anlata, anlata bitirmezdi.
Zeki Yıldız Bingöl ve çevresinde 2 yıla yakın gerillacılık yaparken 23 ağustos 1981 de kendi köyü Qumık civarında şehadette ulaşır. Çok iyi hatırlıyorum bu çatışma'da bir askerde ölür. Zeki'de böbrek hastalığı vardı. Böbreği sürekli taş ürettiği için ,sürekli sancı ve ızdırapla yaşıyordu. Şehit edilmeden evvel hastalığı bakım ve tedavi gerektirdiği için de köyüne yakın alanda gerillacılık yapıyordu. Evli ve çocuklu olan Zeki Yıldız'in eşi halen Almanya'da yaşamaktadırlar.

Zeki Yıldız fakir ve dar gelirli bir aile çocuğuydu. Babası erken vefat ettiğinden, 6 kardeşlerin en büyüğüydü. Aynı zamanda ailesinin geçimiyle'de gerilla'ya gitmeden evvel sorumluydu. Zeki'nin şehadetinden sonra annesi ve yetim kalan küçük kardeşleri sefalet içinde yaşamlarını sürdürdüler. Son dönemlerde ayağı aksak olan Zeki'nin küçük bir kardeşi bilinçsizce sakal ve külahlı bir şekil alarak tarikata girmişti.

Zeki'nın davasından " bi haber" habersiz bu tuzağa düşen küçük kardeşi acaba hangi duygularla katılmıştır, bilmem. Ama,Zeki'nin eşine olayı anlatınca; evet biliyorum.Yanlızlık,fakirlik, sahipsizlik, ilgisizlik ve en önemliside ailenin yaşadığı travmanın bir sonucudur,dedi !

Maalesef Kürd ulusal bilinçlenmesinde bilinen birçok değerli ailenin çocukları, böyle düşürülmüştür. Istanbul'da Sinagok eylemini yapan aşırı dinci örgütün planlayıcısi Azad Ekinci'de bunlardan biri değilmiydi? Azad'ın babası İdris Ekinci Bingöl Belediyesinin önünde herkesçe bilinen ülkücü ve MHP'liler tarafından şehid edilmişti.
Selim Çürükkaya gayri resmi tarih başlıklı bir yazısinda Zeki Yıldız ve ailesi hakkında bakın ne yazmıştır.
"Zeki Yıldız ile tanıştım Sesiz, ağırbaşlı, yakışıklı bir gençti. Saçları kumraldı, sağ gözünün akı üzerinde küçük kahverengi bir leke vardı. Ankara Yüksek öğretmen okulunda öğrenciydi. Evine misafir olarak gitmiştim. Bir apartmanda oturuyorlardı. Babası ölmüştü, üvey bir annesi, beş altı kardeşi vardı. Hiçbir gelirleri yoktu aileden kimse çalışmıyordu. Zeki hem okuyor hem de aileye bakıyordu. Evlerinde kocaman bir radyo vardı. İkindi vakti Erivan radyosunu açtı "Salıho lo" yu dinleyince ağladım."

Sonuç, Bingöl şewitî stranı sözüyle, müziğiyle bir isyan çığlığı, bir ağıttır. Rençber Eziz ve Zozan gibi dengbejlerde Bingöl şewti'yı söyleyen, sesiyle ruh ve heycan vererek ahenk kazandırıp, canlı hale getirenlerdir. Stranlarımızın tümünün bir öyküsü vardır. Bu öykülerde Aşk, coğrafya, tarih, dünya ve hayatı kültürü gizemli bir kimliğe ve kişiliğe büründürerek anlatır.



Yazıyı yazan kişiye katıldıgım bir nokta bu stranda halay çekilmesi gerçekten çok acı.... Tüylerim ürperir bu stranı dinlediğimde.

24 Kasım 2011

(MODERN KÜRD SEKBANI HÜSEYİN AYGÜN)


DERSÎM TARTIŞMALARI ÜZERİNE


"Envai milet xwedan kıtebın
Kurmanç jı tené be hesébın.
"

"Dünyadaki tüm milletlerin kitapları, edebiyatları ve okur-yazarlıkları vardır. Bu durumun tek nasipsizleri ise Kürtlerdir."

Ahmed-e Xani/Kürd Filozofu


Dersim mebusu Hüseyin Aygün genel seçimler öncesi NTV'de Oğuz Haksever'in konuğuydu. Kemalist bilim adamı Ergün Baybars'ın da bulunduğu tartışma programında Hüseyin Aygün Dersim'le ilgili pot üzerine pot kırıyordu.

CHP'nin gözüne girmek, Dersim mebusu olmak, Kemalistlerden aferin almak için Kemalistlerden daha fazla Kemalist söylemlerde bulundu.

- Türk Resmi-İdeolojisinden bile daha ileri giderek Kürd değerleri ve şehidleri olan Seyyid-Rıza ve Baytar Nuri'yi tabiri caizse küçümsemeye ve hiçlestirmeye çalıştı.

- İ.Sabri Cağlayangil bile anılarında Seyyid Rıza'nın idam sehpasindaki dik duruşundan etkilenirken, Hüseyin Aygün adeta Seyyid Rıza'yı küçük düşürmeye çalışıyordu.

- Hüseyin Aygün programda bakın neler dedi ! kısa başlıklar şeklinde özetleyeyim;

*Cumhuriyetin kuruluşunu Dersimliler memnuniyetle karşılamışlar.

*Cumhuriyet döneminde okullar Dersimde vardı. Tüm aşiretler hücum ederek çocuklarının Türkçe öğrenmesini istemişler.

* 1917 yılında Erzincanda Rusları temizlemek için Dersimliler savaşıp, 500 cıvarında Dersimli şehit düşüyor. Bu konuda'da Kazım Karabekir Paşa'yı referans gösteriyor.

* Dersim, Şeyh Said hareketinde devletin yanında yer alıyor. Bu konuda'da referans olarak Karer'li Mehmet Efendiyi referans alıyor.

* Seyit Rıza için Baytar Nuri Dersim generali ünvanı kullanmış, bu söz Baytar Nuri'nin(saçmalıkları) hezeyanlarıdır.

* Seyyid Rıza Dersim'in önderi değil olsa olsa kendi aşiretinin lideridir.

*Dersimliler Seyyid Rıza'nın liderliğini kabul etmez. Dersim'de herkes kendi lideri ve ağasıdır.

- Hüseyin Aygün ne oldu da 4,5 ay içinde fikirleri değişti ve Dersim'le ilgili şu açıklamaları yaptı.

- Aygün, Dersim olaylarının sorumlusu olarak devleti ve dönemin iktidarı CHP’yi sorumlu tuttu.

- Dersim katliamının sorumlusu CHP’dir.

- Aleviler, Atatürk’le Hazreti Ali’nin fotoğraflarını yan yana asıp kendini kandırmasın!”

- Dersim 1938 ve Zorunlu İsyan’ ile ’0.0.1938, Resmiyet ve Hakikat’ kitaplarının yazarı Aygün, resmi tezlerin gerçekleri yansıtmadığı görüşünü yıllarca savunan biriydi.

-Hüseyin Aygün geçmiştede zazaca/Kırdki dili üzerine birçok makalelerini okudum. Dersim'de yaşayan biri olarak Dersim tarihi ile ilgili radikal çıkışları olan biriydi. Dersimdeki avukatlar içinde ön planda olanıydı.

- Dersim'de DTP'nin adayını ancak Hüseyin Aygün'le devirebileceğini CHP çok iyi hesapladılar.

- Türk sol örgütleri de Kürd sorununa olan duyarsızlığı ve aymazlığından dolayı yanına alıp, Kamer Genç ve Hüseyin Aygün'ün partisi ve Seyyid Rıza'nın katili olan CHP'ye oy verdiler.

***

- Hüseyin Aygün'ün dönemsel olarak fikir değiştirip, Seyyid Rıza, Baytar Nuri şahsında Dersimlieri küçük düşürmesi, Atatürk, Kazım Karabekir ve Kemalist Karerli Mehmed Efendi'nin anılar kitabını referans göstermesi kişiliğini zaten ortaya koyuyor.

- Karerli Mehmet Efendi'nin yaşam öyküsünü ailesinden aldığım bilgilerle bundan 6 yıl evvel yazmıştım.

- Ailesi (Anılar) kitabını sonradan hazırlayıp, yayınladılar. Kitabın bir nüshasi bana gelince hiç soluk vermeden okudum.

- Ailesinin bana aktardığı bilgiler ile kitaptaki bilgiler arasında çok ciddi tezatlar olduğunu gördüm.

- Karerli Mehmet Efendi'nin yaşam öyküsünü yazdığıma doğrusu pişman oldum.

- Bu konuda Karerli Mehmet Efendi'nin ailesine cevap niteliğinde de cevap verdim.

- Bu eleştirilerim Karer-BİNLOM sitesinde de yayınlandı.

- Mehmet Efendi, kitabında Baytar Nuri'yi küçük düşürüp, dönemin Elazığ mebusu İttihat ve Terrakici Rumeli göçmeni Memduh Şevket Esendal gibi ırkçı-şoven ve kafatasçı birini göklere çıkaran Kemalist bir kişiliktir.

- Karerli Mehmed Efendi kişilik olarak Varto tarihi'nin yazarı M. Şerif Fıratın bir versiyonudur.

***

- Hüseyin Aygün'ün kişiliğini daha iyi anlamak için Kürd tarihinde yaşanan bir anekdotu aktarmak istiyorum.

- Bu anekdot Musa Anter'in Hatıralar kitabı'nın ilk cildinde yazılıdır.



- Kürd aydınlarından Celaddet Bedirxan ile Dr. M. Şükrü Sekban İstanbul'da iki dost ve dava arkadaşıdırlar. Kader, ikisini de Kürdlük davasından dolayı birbirinden ayırmış, farklı coğrafyalara sürgüne mecbur etmiştir.

- Celaddet Bedirxan ağırlıklı olarak Suriye Kurdistanında, Dr. M. Şükrü Sekban'da Irak ve Awrupa'da sürgün yaşar.

- Şükrü Sekban Awrupa'da Fransa ve Almanya'da sürgündeyken Kürdler üzerine broşür şeklinde "Fransızca" bir kitap yazar.

- Kitapta, Mehmet Şükrü Sekban "Kürdler Türktür" tezini savunur. Oysaki Sekban İstanbul'da Kürd Teali Cemiyeti'nin finansörü ve önde geleni, yine Suriye'deki Xoybun Cemiyeti'nin kurucu başkanı olarak nasıl olurda fikirlerinden bu kadar keskin dönüş yaparak vaz geçer.

- Bazı Kürd kaynakları Şükrü Sekban'in eşi Çerkez kökenlidir. Türk vatandaşı olan Çerkez eşi sürgüne dayanamaz. Şükrü Sekbanı zorlayarak bu kitabı yazdırır. Belki af edilir hesabını yaparak ülkeye dönüş yapmak düşüncesindedirler.

- Musa Anter ise Şükrü Sekban'a atfen şunu söyler ! Doktor Almanyada sıkıntı ve üzüntüden dolayı sürgünden verem tedavisi oluyordu. O dönemde Kürdler üzerinde büyük baskı ve zulümler vardı. Kürdlerin dünyada bir dostu olmadığı gibi kimsede tanımıyordu. Bende hastahanede aldatmaca olan Kürdler-Türktür tezini yazarak belki Türklerin biraz zulümü azalır, Kürdler rahat bir nefes alır diye yazdım. Başkada bir niyetim yoktur,der.

- Sonra çıkarılan af kanunuyla Şükrü Sekban Türkiye'ye geri döner.

***

- Şükrü Sekban sürgün dönüşü Suriye'ye arkadaşı olan Celaddet Bedirxan'ı ziyarete gider.

- Celadet, arkadaşı Dr. Şükrü'yü Şam'da bir Arap lokantasına götürür. Celadet meşhur "patlıcan kebabını" ısmarlar. Yemek demek ki ! Dr. Şükrü Sekbanın çok hoşuna gider.

- Şükrü Sekban bir ara arkadaşı Celadet'e dönerek, bu yemeğin adı nedir diye sorar !

- Celadet doktora derki ! bu yemek patlıcanlı kebabtır, ama sen kabak diyebilirsin.

- Şükrü Sekban bu söze çok içerlenir, ve derki ben anladımki arkadaşım Celaddet bu sözüyle benim Almanya'da yazdığım kitabı kast ediyor.


SONUÇ,

- Hüseyin Aygün, madem biliyordun katil kim (CHP), O halde ne işin var orada?

- Gerçekten son söylediklerine inanıyorsan, ve inandırıcı olmak istiyorsan, Dersim'in kökünü kazan anlayışı temsil eden CHP'den derhal istifa etmelisin.

-Seçim öncesi söylemelerindeki o Kemalist saçmalıklarının da bir özeleştirisini yaparak halkından özür dilemelisin.

Eğer bunları yapmıyorsan,

- Nasılki ! Kürd - Türk olmuyorsa ve Kard Kurd sesleri tarihin çöplüğüne atılmışsa,

bunu iyi bilmelisinki !

- Munzur baba gözelerinden doğan o berrak ve süt rengi Munzur suyunu akışını tersine çevirmek nasılki mümkün değilse,

- Dersim üzerinde oynanan oyunları boşa çıkarmak "makus talihi" tersine çevirmek mümkündür.

Selam ve saygılarımla,

23.11.2011

23 Kasım 2011

ERMENÎ HACIK SARIYAN


ERMENÎ HACIK SARIYANLA KADERÎMÎZ AYNIYDI


"Memleket isterim

Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;

Olursa bir şikâyet ölümden olsun.

Cahit Sıtkı TARANCI



"Medeni insan, kendi kanından ve dilinden olmayan insanla dost olabilen insandır."

 

Bu söz Hacık Sarıyan ile olan tanışıklığımız,dostluk ve güveni bana anımsattı.
Îkimizde aynı coğrafyada ortak kaderi paylaşan kadim halkların
çocuklarıydıık.
Hacik Sarıyan'la yolumuz askerlikte kesişti.
O Amed kökenli bir Ermeni, Ben Çolig'li bir (Kırd) Kürd'üm.
Hacık'la ilk görüştüğümde bana ,Diyarbekir Ermenisi olduğunu söylerken, yaklaşımı biraz
ürkekçe ama bir o kadar da dostçaydı.
Ben yaşamımda bu tür ilişkilere çok değer veririm.
Hele mağduriyet çektiğini bildiğim,yaşayan
veya yaşamayan tüm değerler benim için kutsaldır.


***************************************************************

Hacik'la yaşadıgımız öykü,
Askere geldigimizin (1982) ilk aylarında,tabur olarak atış
poligonuna gitik.
Her askerin nişangah tahtasına (5) atış yapma hakkı vardı.
Benim atışlarım nizami kurallar ve silaha olan tutkumdan dolayı
çok iyiydi.
Taburun nişancılığında ilk üçe girmiştim.
Tabur komutanı bu başarımı Kürd olduşum için hazm edemiyordu.
Sen kaç asker öldürdün, kaç nolu mağaradan geldin gibi
Kürdlere bilinen o ağır hakaretlerini sürdürdü.
Hızını alamayarak atış esnası ve sonrasında fiziki hakaret
etmeye başladı.
Pişman olmuştum,keşke karavana (boş) atış yapmadığıma hayıflanıyordum.
Ama,Ahmet Arif'in 33 kurşun şiirindeki "vurun ulan,vurun,ben kolay ölmem",sözü hatırladığımda, iyiki nişancılığımla Türk komutanını çıldırtmışım,demektende kendimi alamıyordum.

Bu defa atış sırası arkadaşım Hacik Sarıyan'a ait guruba gelmişti.
Hacik nizami yatarak G-3 tüfeğini omuzuna koyarak nefesini tutup,nişan almaya başladı.
Ama bir taraftanda benim yaşadıklarımı sanki düşünüyordu.
Komutan emir veriyor ,herkes nişan alıp tetiğe basıyor,ama Hacik
tetiğe basamıyordu.
Komutan oğlum niye tetiğe basmıyorsun,derdin nedir anlatsana?
Hacik lal olmuş,yüzü kızarıp ter basıyordu. O zarif kalbi, yufka
yureğiyle,
Hacik gibi hisli insanlar değerlidir,onları anlayamaz böyle taş yürekli
kalpsiz komutanlar,
Komutan Hacik'in ailesinin çektiği acıları,acıtılan yürekleri
bilmeden baskın kişiliğini dayatıyordu.
Komutanın ısrarlı sorularına rağmen,Haciktan çıt
çıkmıyordu.
İnsanlar karşısındakilerden pozitif enerji almazlarsa dilleri tutulur,
bakısları solar diyiyorlar ya ,Hacik'in da öyleydi.
Hacik ,komutanın bana hakaretlerini görmüş olacak ki,korku ve güvensiz bir ruh hali içinde olduğu her halinden belliydi.

Hacik nişanci değil ,aksine silah ve şiddete karşı hümanist biri olduğu her halinden belliydi.

Çolig'den sicil dosyamın askere gelmesiyle
suçum,teröristliğim komutanlarımızın nezdinde artık tescilenmişti.
Elazığ sıkıyönetim askeri mahkemesinde devam eden mahkemem başıma dert olmuştu.
Tabur'un Astsubayı tıfıl Ramazan derdik, 600 kişilik askeri birliğin
sabah içtimasına gelir gelmez bir hınçla,
Orhan Kaya ve Azad Sağnıç silahlarıyla ön tarafa çıksınlar dedi.
Azad, merhum Kürd aydın ve siyasetçisi Feqi Hüseyin'in
oğlu,halen HAK-PAR parti meclis üyesidir.
Bizi taburun önüne çıkarıp,siz sivilde suç işlemiş teröristlersiniz deyip,
başladı hakaret etmeye ve elimizdeki G-3 eğitim silahıyla,
yerden süründürerek egosunu tatmin etmeye çalışıyordu.
Azad Sağnıç'ı apar topar askerden alıp götürdüler.
Azad'ı bir daha göremedim,aldığım duyumlar
Istanbul sağmancılar cezaevine götürülmüştü.
Bende başıma geleceklerden habersiz tevekkül içinde
beklemeye başladım.
Elimdeki silahı tıfıl Ramazan alarak,Çavuş statümü iptal etiler.
Artık sakıncalı bir piyade olarak askeri kışlada terhis oluncaya
kadar herşeyden muaftım.

**************************************

Askerde Hacik ve diğer gayri müslüm (Rum,Yahudi,Ermeni) arkadaşlarala artık dost olmuştuk.
Sabah kahvaltılarını bazen özel hazırladıklarında mutlaka beni çağırırlardı.
Hacik, başladı ailesinin hayat hikayesini anlatmaya;
Sarıyan ailesinin tümü 1915 tehcir olaylarında, Diyarbekir'den tesbih taneleri gibi tehcire
tabi tutulurlar.
Aile bireylerinin çogu o dönemde kafileler halinde Suriye Dera-zor mıntıkasına sürülür.
Hacik'in dedesi o dönemde genç bir delikanlı olarak Diyarbekir'de Çerkez kökenli
Iskenderpaşa ailesi tarafından korunur.
Iskenderpaşa ailesi bu ermeni gencin kimliğini yıllarca saklayarak ancak korumayı
başarır.
Tehcir sonrası Ittihat-ı Terraki dönemi sona erince,
Genç Sariyan Iskenderpaşa ailesinden müsade isteyerek,Istanbul'a gitmek ister.
Iskenderpaşa ailesi gerekli kolaylığı sağlayarak Sariyan'i Istanbula gönderirler.
Sariyan ailesiyle Iskenderpaşa ailesi arasındaki dostluk ve vefa borcu yıllarca devam
eder.
Hacik Sarıyan ailesi istanbul'da Iskenderpaşaların torunu Avukat Reşit'le ,sıcak aile bağları
halen devam etmektedir.

*******************************************************

Sabıkalı Diyarbekirin gayri müslim çocuğu Hacik Sarıyan'la öykümüz
tarihe bir yolculuktu,
Coğrafyamız ortak olmakla beraber ,o güneş ki doğuşuyla geçmişte vaftiz ederdi topraklarımızı.
Orjinal isimlerimizdi, Surp Luys (Ermenice kusal ışık),Silbüs u Tari (Kürdçe)
Mitolojiye göre bu kardeş dağlardan silbus (Ermenice) aydınlığı ,tari (Kürtçe) karanlığı
temsil etmektedir.
Bu dağlara birgün mutluluk ve barış gelir.dilegiyle,


Orhan Zuexpayıj

HACI KOLOS AĞA

HACI KOLOS AĞA





"Dengbej,Sesizliğin sesidir,çağların çığlığıdır.Aidiyet duygusunun ,dünün bugünkü sözcüsüdür."




-Bu araştırma ve inceleme ve tarih içeren yazılarımın kalıcı olduğunun bilincindeyim.
-Bu tür yazılarımda belge ve söze dayalı tüm doneleri yazıda kayıt altına almaya
 çalışıyorum. Bu bilgiler eksik,yanlış,taraflıda olabilir. Önemli olan bu yazıları
 tartışarak doğru ve rafine bilgilere ulaşmaktır.

-Bu tarihi bilgiler mutlaka rafine
 edilecektir.Bunu kalıcı bir esere dönüştürmek niyetindeyim.

 -İnsanlık tarihinin her devrinde  ,kahramanlık hikayeleri, masallar, efsaneler yöreden yöreye dilden
 dile aktarılmış, bunların birçoğu yazılmadığı için unutulmuş, ancak yazılanlar günümüze kadar gelebilmiştir.
-Memleketim Çoligde, gelmiş geçmiş soy soy (Ermeni,Kürd) insan topluluklarının ve bireylerin sevinçli,
acılı, sevdalı, ölümlü stranlar(deyirleri) söylenir, öyküleri ve anıları anlatılır ve dinlenirdi.
Ancak bu stranlara mal olmuş önemli birçok kişi yazılmadığı için unutulmuş gitmiştir.
Hacı Kolos bu önemli değerlerden biridir.

************************************************************

-Şeyh Said hareketinin direnişçi kahramanıdır,Hacı Kolos,
-Dengbej Ehmedê Berti'nin Yado üzerinde besteledigi stranda ,Kolos Ağa'yı ilk kez bu stranda duymuştum.
-Kürd tarih kitapları ve araştırma yazılarında hep Girnoslu Hacı Selim Ağa olarak geçer.
-Stranlarda ve Çolig yöresinde ise Kolos Ağa olarak bilinmektedir.
.
-Ehmedê Berti'nin strandaki Hacı Kolos'la ilgili söyledikleri,

-"Meho tû çêwe mêrê çê çê bıxewıte." (Mehmet yigit ol yigitce mücadele et )anlamını taşır.
-Mehmet Şeyh Said hareketinde Yado'nun yanında bulunan"Meh Evd'dır"
- "êle tû nızani dı imdada meda iro disa Heci Kolos bavê Mirzo tê"
-Biliyormusun bugün yine  imdadimıza,Hacı Kolos Mirzo'nun babası geliyor.
- Yado'nun şehadet yeri Kolos Ağa'nın köyüne yakın bir mevkidedir.
- Yado'da köken olarak bu bölgedendir, (Zıkte aşiretinden) Çolige göç etmiştir.
- Ehmede Berti stranındaki bu cümlede Hacı Kolos ile Yado'nun dost, arkadaş ve
  yoldaş olduğunu anlatmaya çalışıyor.

Ayrıca, Yado Hacı Kolos Ağa'dan medet bekliyor.
-Yine Dengbej Miro (Mir Sabri Ertuğrul'un) Çolig'de akrabası Êli Beg'in kahvesindeki bir başka stranında
 Kolos Ağa isminin geçtiğini,hatırlıyorum.
-Miro'nun stranında ,Hacı Kolos'la beraber Yado,Sadinê Telho,Çöylekli Hüs Wasmun'un isimleri geçmekteydi.
-Kime sorduysam , ismini duydum ama kim olduğunu bilmiyoruz cevaplarını aldım.
-Hacı Kolos kimdir nerelidir?
Önemli bir şahsiyet olmalı ki ismi stranlarada yansımıştır.
-Ismini duyan siyasi kimlikli ve tarihe ilgi duyan hemşerilerimin çoğuna sordum.
- Hacı Kolos hakkında bilgi sahibi değilerdi.Hemde yakın köylerinden ve çevresinden  olmasına rağmen.
-Kimse çıkıp,bu şahsiyet hakkında azda olsa köyü,aşireti ve ailesi hakkında bilgi veremedi.
-Elimdeki tek bilgi,strandaki ismiydi.
-Ta ki ! Şeyh Tahir'in oğlu Şeyh Fahreddin'nin röportajını okuyana kadar.
-Hacı Kolos'un nereli ve kim olduğunu bu roportajdan öğrendim.

-Işte ben bu şahsiyetlere isimsiz kahraman diyiyorum.
-Yaşamını, tüm zorluklara rağmen Kürt halkının mücadelesine veren,
-Yaklaşık 10 yıl gerillacılık yapan,kendisi ve ailesinin yaşamını riske sokmaktan çekinmeyen,
  kendisi ile ilgili hiç hesap yapmayan bu fedakar insan isimsiz kahraman olmasında kim olsun?


**************************************************************************

HACI KOLOS KÎMDÎR YAŞAM ÖYKÜSÜNDEN KESÎTLER

-Hacı Kolos asıl ismi Hacı Selim olarak bilinir. Aslen Dareheni'nin(Genç) Zıkte aşiretine mensup
  "GIRNOS" Türkçelestirilmiş ismiyle "Kepçeli" köyündendir.
- Kolos Ağa ile Valerli Kürd şehidi Hacı Sadık Beg'in köyleri ayrı olsada yakın akrabadırlar.
-Hacı Kolos babası Hurşat olup,şehadet tarihi 1934 yılı olarak mezarında yazılıdir.
- Yine Haci Kolos'un küçük kardeşi Hacı Mustafa Gırnos Şeyh Said hareketinin
  önemli komutanlarındandır.
-Hacı Kolos ve kardeşi Mustafa Ağa ,Şeyh Said hareketinin öncü kadroları içinde yer alırlar.
-Dareheni yönetimini ele geçirip,Şeyh Said hareketinin başkenti (PAYTAKT) yapan ekibin içinde,
 Feqi Hesen (Aradici-Fehimoğlu)),Şeyh Said (Fırat),Heci Sadık(Ataoğlu),Ismail Ağa (Göker),
 Kolos Ağa (Aşçıoğlu) ilk akla gelenlerdir.

-Şeyh Said hareketi bastırılıp öncü kadroların önemli kesimi yakalanır. Diyarbakır Istiklal
 mahkemesinde sembolik yargılanarak idam edilirler.
-Hacı Kolos ,kardeşi Mustafa Ağa,Ömere Faro,Yado,Şeyh Tahir gibi şahsiyetler yıllarca
 Ko Spi,Çotela,Şerafeddin,Gomak,Kalbadin,Sere Spi,Dorşin,Kerê Şeytun,Berbihiv dağlari
 başta olmak üzere zorlu Kürd coğrafyasında direniş gösteririler.
-Hacı Kolos ve kardeşi Mustafa Ağa başta yakin akrabaları ve çevreden insanlar gurup oluşturarak gerillacılık yaparlar.

PEÇAR TENKÎL HAREKETÎNDE ZIKTE AŞÎRETÎ VE KOLOS AĞA

-Peçar tenkil hareketi,Şeyh Said hareketinden sonra direniş gösteren guruplara yönelik olarak
 düzenlenir. Ama hareketin kapsamı içinde bulunan coğrafyadaki aşiretlere karşı toplu katliamlar gerçekleştirilir.
-Hareketin birinci dereceden komutanı, o dönemde Albay olan General Mustafa Muğlalıdır.
- Peçar tenkil hareketinin detaylarına fazla girmeyeceğim.
- Botiyanlı Ömere Faro'nun yaşam öyküsünde hareketle ilgili önemli detayları yazmıştım.
- Tenkil hareketinde özellikle Mıstan,Botyan,Murtezan ve Zıkte bölgesi ençok katilama uğramışlar.
-Zıkte aşireti ileri gelenleri topyekün Şeyh Said'in yanında yer almalarından dolayı bazı köylerde toplu katliamlar yapılır.
-Kolos Ağa ve kardeşi Mustafa Ağa'nın köyü ve yakın çevresi hepsi aktif gerillacılık yapmış olduklarından,
 devletin toplu katliam yapacaklarının bilincindedirler.
- Köy halkı komple ,çoluk,çocuk yaşlı demeden köylerini boşaltarak dağlara sığınırlar.
--Kolos Ağa'nın köyü Gırnos başta olmak üzere komşu Şemsan ve Dinasor  köyleri arasındaki
  üçgende coğrafik yapısı itibariyla,dağları,vadileri ve ormanları bu insanlara sığınak olur.
-Bu üç köyün coğrafyası Çeme Murad'a  paralel dağlar arsındaki vadi ve
  geçitlerin çokluğu birçok labirentlerden(dolambaç) oluşmaktadır.
 HACI KOLOS HAKKINDAKÎ YAZILI KAYNAKLAR VE ŞEHADETÎ

1) Vate dergisinde (Kırdki) yayınlanan ve Malmisanıj'ın Şeyh Tahir'in oğlu Fahreddin Akar'la yapmış olduğu röportaj da ,
 Hacı Kolos hakkında söylediği kısa parağrafı aktarmak istiyorum.
-Sürgünden döndükten sonra 1948 yılıydı. Babam bir seyahate çıkalım dedi. Kalkıp birçok köyü dolaştık.
  Babam dostları ve tanıdıklarıyla görüştü.
- Kürtlerin ünlü kumandanı Hecî Kolos'un köyü olan Girnosi'ya gittik.
- Şêx Seîd Olayı'nda Hecî Kolos çok yardım etmişti. Girnos köyünde kardeşlerini ziyaret ettik.

2)Varto tarihi adlı kitabın 183 sayfasında Şerif Fırat Şeyh Said hareketi başlamıştı.
 Şeyh Abdullah Melekana bağlı olarak ,19 şubat 1925 tarihinde Solhan aşiret reisi Mehmet Eli Çeto ve Girnoslu Hacı Selim (KOLOS),
 Şerafettin dağlarını aşarak Karlıova Hasanova köylerine gelmiştiler.

3)Hemşerim Mehmet Aydar'ın  "Huzursuz Topraklar" adlı kitabının 621,720,721 ve daha birçok sayfada Hacı Kolostan bahseder.
 Istiklal mahkemesi tutanaklarına atfen, M.Aydar kitabında önemli bir parağrafı aktarmak istiyorum.
-Ihtilal konseyi gibi Dareheni (Genç) şehri, Valirli Hacı Sadık Bey,oğlu Rıza,Modanlı Feqi Hesen ve Gırnoslu Hacı Selim Ağa (Kolos aga) nın
  maiyetinde silahli ikiyüzü aşan savaşçıyla gelerek, silah patlatmadan şehir teslim alınır.

4) Hesen Hişyar Serdi anılar kitabının 196 sayfasında -Şeyh Serif'in Harput cephesi komutasında
  ,yardımcısı Alay komutanı Zıkteli Selim Ağa (Hacı Kolos) ile beraber yönetiğinden bahs eder.
5) Ilhami Aras (Adım Şeyh Said) adlı kitabının 60 sayfasında Melekanlı Şeyh Abdullah'ın bölgesinde,
   Solaxi aşiretinin reisi Mehmet Ali,Girnoslu Hacı Selim(Kolos Ağa) Ömeran ve Meneşkurt aşiretlerinden bahs eder.
    Bu aşiret reisleri 29 Şubat günü Şerafeddin dagğarindakı Cibranlıların oturduğu Hasanova köyüne geldiklerinden bahs eder.

 -Kısaca Hacı Kolos hakkında araştımacı,tarihçi Mehmet Bayraktan
  tutun,birçok yazılı kaynakta ismi sık,sık geçmektedir.

     ************************************************************

-Hacı Kolos'un şehadeti hakkında Doğru Haber gazetesi muhabiri Mehmet Baran'ın Zıkte aşiretine  mensup,
 Abdullah Öğütle yaptığı röportajda önemli anekdotlar aktarılmaktadır.
-Hacı Kolosun ailesi ve köyü hakkında Abdullah Ögüt bakın neler söylüyor.

 Görnoz Köyü Şeyh Said Efendinin kıyamına tam destek verdiği köylerden bir köydür.
Özellikle Şeyh Said Efendinin şehadetinden sonra ,yıllarca dağlarda gerilla savaşı veren ağaların köyü olarak bilinir.
Efendinin asılmasından sonra on yıla yakın bir mücadele sürecini başlatıp ,sürdürenlerin kimi öncüleri bu köyden çıkmıştır.
Hacı Mustafa ve abisi Hacı Selim ( Kolos Ağa ) gibi. Başındaki fesini bırakmamakla ünlenen Hacı Selim, Kolos Ağa ismiyle müsemma olmuştur.
Abdullah Öğüt Hacı Kolos'un mezarı ve şehadeti hakkında şu bilgileri aktarmaktadır.

BAŞI KESİĞİN MEZARINDAYIZ

Köyün ortasında bulunan mezara yaklaşıyoruz. Mezar taşında “Hurşat oğlu Selim AŞÇİOĞLU Ö. 1934” diye yazılı.
Gerilla mücadelesini sürdüren ve 1934 yılında “Derê Sotek” çatışması diye bilinen çatışmada can veren bu köyden bir mücadelecinin kabri burada başsız yatıyor.
Askerler o dönemde mücadele edenleri etkisiz hale getirince, halkın gözünü korkutmak ve sindirmek için, başlarını kesip beraberlerinde götürüyorlardi.
Her bir kellenin kulağından delerek tespih taneleri gibi ipe geçirip Çabakçur’da, merkezi yerlerde günlerce asılı bırakarak teşhir ediyorlardi.
Kokular çevreye rahatsızlık verince de ,verilen emirle birkaç nefer kelleleri toplayarak şehir dışında bir çukurda üzerine benzin dökmek suretiyle yakıliyordu.
İşte bu mezar taşında ismi yazılı mücadeleci kişinin de sadece başsız cesedi burada gömülmüştür.
 Başı ise kim bilir bu toprakların hangi çukurunda benzin dökülerek yakılmıştır.


- Kolos ismi üzerine farklı bir görüş daha tesbit ettim. Abdullah Öğüt başındaki fesi bırakmamakla bu ismi aldığını yazar.
Konuyla ilgili Çolig'de yaptığım araştırmadada, Şeyh Burhaneddin Bilgin'in (Kelaxsili) ,Kolos'un anlamını dost ve yakın bir arkadaşıma şöyle ifade etmiştir.
-Kolos Şeyh Said hareketindeki meşur direnişçlerin başlarına taktıkları kalpak ve benzeri başlıklara verilen isimdir.
-Sadiye Telha,Yado ve Tayyip Ali Mütevellizade'nin başında da bu kalpakların olduğunu fotoğraflarından
 göremekteyiz.
- Kolos ayrıca Kürdlerde isim olarakta geçmişte kullanılmıştır.. Said-i Nursi'nin bir amcasının adı da Kolostur.


- Hacı Kolos'un şehid edildiği "Dere Şotek" mezrası, Koçsırtı (Dinasor) köyüne bağlıdır.
- Stratejik bir coğrafya'ya sahip olan bu mezra ile Hacı Kolos'un Girnos köyü komşudur.
- Kolos Aga'nin Şeyh Said'in kaderide tıpkı Alişer,Şahan Ağa,Hüs Wasmunu,gibi yüzlerce kahramanın cesedi üzerinde tahribat yapılmıştır.
- Başı ve kulağı cesedinden koparılarak şehire teşir edilmek üzere götürülür.
- Dönemin komutanı tarafından "kellesi istenilen" Kolos Ağa'nın üzerine
  bestelenen stranlar boşuna söylenmemiştir.

********************************************************************************

-Kolos Aga  yazılmadı fakat anlatıldı,stranlardada söylendi.
-Şu iyi bilinmeli, toplumsal hafıza bir gün döner gizli saklı olan ne varsa vurur,celladı da,katilide
 sesiz kalan ve izleyenide,ateşi yakanıda vurur.
- Son dönemlerde Şeyh Said hareketinin yaşanan olayları tanıkların dilinden yapılan röportajlardan
  önemli bilgi ve anekdotlar bizim çalışmamızıda kolaylaştırıyor.

    Sonuç olarak, Peçar tenkil hareketinin gazabına uğrayan coğrafya kan ağlıyordu.
-Insanlar tevekkül içinde ağıtlar,çığlıklar ,doğasi  erd u azmanıyla Türk ordusunun ateşiyle yanıp,kavruluyordu.
-Çeme Murad, Cotela dağının dili olsaydi da yaşanan zulümü anlatsaydı.
-Bir sonraki yazım Şeyh Said hareketinin Dareheni Valisi şehid, Modanlı Feqi
 Hesen'in anlatacağım.
- Modanlı Feqi Hesen'in fotoğrafı,yaşamı ile ilgili yazılı kaynaklar ve yakın akrablarının dilinden
  derlediğim bilgilerde buluşmak üzere,

   Selam ve saygılarımla,

                                                            Orhan Zuexpayıj

(DAREHENÎ VALÎSÎ FEQÎ HESEN)

( ARAŞTIRMA VE ÎNCELEME) ŞEYH SAÎD HAREKETÎNDEN BÎR PORTRE (DAREHENÎ VALÎSÎ FEQÎ HESEN)

22 Ağustos 2011 Pazartesi, 02:06 tarihinde Orhan Kaya tarafından eklendi
         ( ARAŞTIRMA VE ÎNCELEME)

         ŞEYH SAÎD HAREKETÎNDEN BÎR PORTRE

             (DAREHENÎ VALÎSÎ FEQÎ HESEN)



"Dar li ser koka xwe héşin dibe, mirov ser zımané xwe."
  İnsan dili, tarihi ve kültürü üzerine inşa olur.

                                            Vate verinun/Kürd Atasözü


   FEQÎ HESEN ÎCÎN DERLEDIGîM BÎLGÎ KAYNAKLARI HAKKINDA  KISA BÎR
  DEĞERLENDÎRME

- Şeyh Said hareketinin direnişçi portresi Feqi Hesen, nam-ı değer Hasan
  Fehmi'nin (Aradici-Fehimoğlu) yaşam öyküsünü anlatmaya çalışacağım.
- Bu yazı ağırlıklı olarak araştırma ve incelemeye dayalı derlediğim sözlü, yazılı bilgi ve belgelere dayanmaktadır. Eksik, yanlış, taraflı bilgi ve değerlendirmeler olabilir. Bu bilgilerde mutlaka rafine edilmeldir.
- Feqi Hesen üzerine yazılı Kürd,Türk kaynaklarını çok inceledim
- Özellikle Mehmet Bayrak'ın özge yayınlarında çıkan (1925 Kürd Ulusal Demokrati hareketi adlı kitabı) başta olmak üzere,Mehmet Aydar'ın ( Huzursuz Topraklar) adlı kitabındada Feqi Hesen hakkında ayrıntılı bilgilere ulaştım.
- Özellikle Mehmet Aydar'ın kitabını incelediğimde, değerlendirmelerinin taraflı olduğunu, anti-Osmanlıca ve Kurdi bir yaklaşım içinde bulunduğunu söyleyebilirim.
- Aydar'ın değerlendirmeleri genellikle  dönemin Türk basını ve Îstiklal mahkemesi savcılarının hatıratlarından pek farklı değildi. Tamamen Cumhuriyetçi ve Kemalist resmi-ideoloji'nin değerlendirmeleri ile aynı parallelde olduğunu söyleyebilirim.

**********************************************************

- Bu yaklaşımı  şöyle izah edebilirim. Çünkü birey hangi milletin dili,
  kültürü ve kimliğiyle edinmişse, hayata ve olaylara o milletin gözüyle bakar. Hele o kişide Mehmet Aydar'sa  söylenecek sözde yoktur. 1980 askeri darbesinin oluşturdugu danışma meclisinin
  Çewlik üyesi birinin değerlendirmelerinin bu temelde olması şaşırtıci olmazsa gerek.

1980 darbesinin mimarlarının gözbebeği Mehmet AYDAR devletine hizmette kusur etmediği gibi,kendi halkına bakışıda darbecilerinkinden pek farklı değildir.

-Kemalist yazarların kaynaklarından edindiği resmi bilgileri pazarlamaya çalışmış, Şeyh Said hareketinde tanınmış birçok şahsiyetide kendince devletle ilişkilendirerek onları teşhir etmeye çalışmıştır.Sanki kendisi hizmet etmiyormuş gibi bir yaklaşım sergilemiştir.O dönemin şartlarında teşhir ettiği insanların  tarihini hesaplamadan içine  düştükleri gafleti,kendisi günümüzde daha modern ve akıllıca yapmıştır.
- Danışma meclisinin tutanaklarını inceleyin ,TBMM kürsüsünde ençok konuşarak popülüst davranan  Aydar ilk sıradadır. Aydar'ın Kürdlerin hayrına bir laf söylediğine rastlayamazsınız. Günümüzdeki Kamer Genç'in 1980 li yıllarının versiyonudur.

- Mehmet Aydar Cewlikten, Kamer Genc Dersimden darbecilerin çıkardığı iki Kürd/Kırd türevidir.
- Mehmet Aydar'in elbette Feqi Hesen ,Şeyh Said ve hareketin öncü kadroları hakkında iyi şeyler
  yazmasi düşünülemez. Ilham aldığı (referansları) istiklal mahkemesi savcısının hatıratları,Behçet Kemal'in
  kitabı ,M.Şerif Fırat'ın TBMM tutanakları ve o dönemin Türk basını ağırlıklı kaynaklarıdır.
***************************************************************
- Feqi Hesen hakkında  resmi-ideolojiye yakın kaynaklarıda irdeledim. Benim yararlandığım esas kaynaklar (sözlü) birinci dereceden Feqi Hesen'nin yakın aile ve  dost çevresidir.

- Ayrıca, Feqi Hesen ailesini yakinen tanıyan,uzun süre köyünde babası din adamı olarak görev
  yapan, Mıstan aşiretinin ulemasından Hafız Efendi'nin torunu Molla Mehdi efendi'nin oğlu eski
  Amed mebusu Abdulbaki Erdoğmuş yine referans kaynağımdır.
- Abdulbaki Erdoğmuş'un Mahzun Mezopotamya adlı eserinde sayfa 92,93 de, Îstiklal mahkemesi ve Feqi Hesen hakkında önemli bilgiler aktarmaktadır.
Bu bilgiler dışında ,Şeyh Said hareketinin direnişçi ve öncü kadroları hakkında Îstiklal mahkemesi ve Türk basınında
  yazılan ifadeler değerlendirilmelidir. Bu ifadeleri dönemin Türk basınının hangi koşullarda yazdığınıda iyi bilmek gerekir.Dönemin özellikle muhalif Türk basının başına gelenler tam bir felaketir.

- Böyle baskıcı,ırkçı-şoven, totaliter tek partili Kemalist sistemin taraflı,  Kürdü küçük düşürücü,red ve inkara dayalı politikalarını gözardı etmemek gerekir.

-Mısırlı Dr Fehmi Şinavi'nin dediği gibi"Kürdler  Islam ümetinin yetimleridir."belirlemesi tam yerinde bir deyimdir."  Kürdlerin o dönemlerde ne bir dostu ne destekçisi,ne diplomasisi,nede örgütlenmesi olgunlaşmadan bastırılmıştır.

- Feqi Hesen,Şeyh Said ve diğer öncü kadroların ifadeleri değerlendirilirken, o günkü nesnel koşuları iyi bilmek gerekir.
- 1925 deki siyasal konjüktür, Kürdlerin durumu ortadayken kendiside aslen Zıkte kökenli olan Mehmed Aydar'ın yaklaşımı çok düşündürücüdür. Mensup olduğu ve doğduğu coğrafyanın insanları tebdil-tenkil hareketi ve toplu katliamlar olurken,"kendine yabancılaşmış, taraflı resmi-ideolojinin borazanlığını yapması kendi kişiliğini ele vermiştir.
- Üzülerek ifade edeyim Dare Heni belediye reisi Abdurrahim Ariç Modanlı Feqi Hesen'in ailesinden sayılır. Geçen yıl ilçenin merkezinde yapılan bir parka Muhsin Yazıcıoğlu adını takmıştır.Stokolm sendromu içinde olan başkanın bu fiili ailesinden bu zatların(Feqi Hêsen,Sadık Begê Valeri,Ömer'ê Faro nun kemiklerini sızlatmıştır.Oysaki bu kahramanlar  o coğrafyada yaşanan zulüme ve haksızlığa karşı şehadete ulaşmışlardır. Muhsin Yazıcıoğlu ise bu şehitlerimizi idama götüren mantıgın ve anlayışın tetikçisidır.

- . Beni mazur görün,okuyucularıda tenzih ederim ,bu tip Kürdleri izah eden bir atasözümüz var ; "Kuçıké meye, Lé hewşa xelké dıawite".

 Kürd direnişçi ve öncü kadrolarının iletişimde,basında ve yaşamın diğer alanlarında yaşadıkları zorluklarını görmek gerekir. Bu koşullarda Kürd direnişçilerinin başına gelen ve onurlu duruşlarıyla cesurca,,celatına ipini çektirmeden korkusuzca şehadete ulaşmışlardır. Bu insanlardan biride Feqi Hesen'dir. Hemde idama giderken ön sıradaydı.


      ***********************************************************************

 MODANLI FEQÎ HESEN KÎMDÎR ?


-Feqi Hesen aslen Zıkte aşiretine mensup olan Modan ,Türkçeleştirilmiş adıyla "Meşedalı" köyündendir.Îstiklal mahkemesi tutanaklarında Hacı Süleyman oğlu Feqi Hesen Fehmi 35 yaşında olduğu yazılıdır. Aile çevresinde edindiğim bilgilerden 1886 doğumlu,harekete 39 yaşında olduğu söylendi.
-Feqi Hesenin üç erkek kardeşi ikide kız kardeşi vardır. Kardeşleri Mahmut ve Said  Osmanlılar döneminde Yemen savaşına gidip,bir daha dönmediler.
-Feqi Hesen'nin geriye kalan diğer kardeşide Osmanli askerlerince Bitlise
 götürülüp,sehid edilir. Feqi Hesen bu kardesinin şehadetinde askerde  olduğu söylenir.
-Dare Heni malumunuz 1900'lu yıllarin başında Bitlis vilayetine bağlı bir ilçeydi.Feqi kardeşinin götürülüp,şehid edilme öyküsü kısaca değinmek istiyorum. Osmanlıların Ittihat-ı Terraki döneminin ırkçı,şoven baskıcı dönemiydi. Bitlisten bir müfreze Modan köyüne gider. Müfrezenin başındaki subay köyde bir bayan "Zeynep" isminde sarkıntılık girişiminde bulunmak ister. Köyde müfrezenin bu gayri insani ve ahlak dışı girişimine Feqi Hüsenin kardeşi karşı koyarak müfreze cezalandırılır.
-Bidlisten gelen başka bir kalabalık müfreze sorgulama adı altında Feqi Hesenin kardeşini götürüp kurşuna dizerler. Feqi Hesen askerlik dönüşü kardeşinin izini, Bidliste takip eder. O dönemin yönetimi kendisine bilgi vermez,yalnız yerel halktan edindiği bilgilerden kurşuna dizildiğini öğrenir,mezarının yerini tesbit edemeden köyüne geri döner.
****************************************************
- Feqi Hesen medrese eğtimini o dönemde kendi köyünde görür. Modan köyü,Valer,Şemsan,Şin,Muradan gibi köyler, cumhuriyet öncesi medrese tedrisatinın  yapıldığı büyük ve merkezi köylerimizdi.
- Feqi Hesen kendi köyünde 80 talebesi olan medresede eğitimini alır.
- Feqi Hesen nin M.Tayip,M.Ali ,Amine ve Asima adında toplam dört çocuğu vardır.
- Feqi Hesen'in M.Ali oğlundan Enver Fehimoğlu "Aradici" torunudur. Ailenin
   Cumhuriyet hükümetinin taktığı soyadı olan  "Arinci yi",Enver dedesinin şehadetine atfen
  "Fehimoğlu" olarak değişmiştir..


ŞEYH SAÎD HAREKETÎNDE FEQÎ HESEN VE  HAKKINDA YAZILANLAR

-Şeyh Said Efendi 12 Ocak 1925 günü Çan köyüne gider.Burada yaptığı toplantıdan sonra Simsor ve Çabaxcur kasabasına uğrar. Daha sonra Şeyh Said Efendi Çapakxcur ovasındaki Dik köyü,ve akabinde murat nehiri kıyısındaki  Kürük "Kumgeçit" köyüne uğrar.Bu köyler Zıkte aşiretine mensupturlar.13 Ocak 1925 günü Kürük köyündeki toplantıya Feqi Hesen,Hacı Sadık Valer ve diğer aşiretlerin temsilcileri başta olmak üzere büyük katılım olur.
-15 Ocak 1925 te Şeyh Said Darê Heni merkeze gelir.Darê Heni'de  Yusuf Ağa (Göker),Hacı Mehmet Ağa ,Sadık Bey Valer ve Feqi Hesenle hareketle ilgili istişare ederler. Şeyh Said Dare Heni'de Ismail Ağa'nın"Göker"  misafiridir.
-21 Ocak tarihinde Şeyh Said Efendi ,Modan ve Valer köyüne uğrar. Modan'da Feqi Hesen,Valer'de Sadık Beyin misafiridir. Ayrıca Girnoslu Hacı Kolos'ta bu istişarede bulunmaktadır.
-12 Subat 1925 günü Piran'da patlak veren harekete, Dare Heni Valisi olarak Feqi
  Hesen atanır. Diyarbakir alınıncaya kadar Dare Heni geçici  paytaxt ilan edilir, Ziraat bankasindaki devlet parası Feqi tarafından güvenceye
  alınır.Feqi Hesen'nin katipliğinede Liceli Tahir efendi görevini tekrar sürdürür.
-Şeyh Said Efendi'nin katibide bu dönemde Liceli Fehmi Bilal Efendidir.

**********************************************************************

-Istiklal mahkemesi tutanaklarında Feqi Hesen yargılanırken ,Vali olarak tam yetkili 40 gün görevde kaldiğını beyan eder. Mahkeme heyeti Feqi Hesen ile Şeyh Said yüzleşmesinde verdiği ifadede, ben isyana iştirak etmedim demiyorum. Herkes hissesine düşeni yaptı. Isyana beni teşvik edende Şeyh Said efendidir,beyanında bulunmuştur.
- Feqi Hesen ifadesinin devamında esir edilen askerlerin iaşesini sağladığını,Şeyh Said'in gönderdiği emirleri istenilen yerlere ulaştırdığını söyler.
-Feqi Hesenle o dönemde Çapaxcur kaymakamlığını atananan Çan'lı Şeyh
 Ibrahim arasında telğraflarla muhabere tutanakları mevcutur.
- Feqi Hesen o dönemde Dare Heni Valiliğine,Çanlı Şeyh Ibrahim,Capaxcur Ka-
  ymakalmığına,Palu Kaymakamlığınada Musyanlı Derviş Bürçün efendi atanır.
- Palu Kaymakam yardımcılığına'da Xeylanli "Yib Sel Erebun" yapar. Derviş
  Bürçün hayataykende halk sohbetlerinde 27 gün Palu kaymakalığı yaptığını
  sürekli vurgulardı.


*****************************************

-Feqi Hesen  mahkemede ,Şeyh Said üzerinde itimatsizlik uyandırdığım gerekçesiyle görevden azledilerek Yusuf Ağa "Göker" yerime atanmıştır.
-Feqi Hesen bu göreve atanmadan evvel, Çanli Şeyh Hasan ile Darê Henili Yusuf Ağa bu göreve talip olduklarını ,mahkeme tutanakları ile sözlü bazı kaynaklarda beyan edilmiştir.
-Feqi Hesen mahkemede görevden azledilmenin temel gerekçesi olarakta ,Darê Heni vergi memuru Tayyip Ali Mütevvelizadenin babası Ismail Efendiyi haps ettiğini, Şeyh Said bunu duyunca beni görevden alarak Yusuf Ağa'yı atamıştır  beyanında bulunmuştur. "Mehmet Aydar'ın kitabı Sayfa 632,715)

- Dare Heni hakimi Bursalı Ismail Hakı Bey'in mahkemeye sunduğu ifadesinde ,Sadık Bey ve Feqi Hesen'in hareketin ileri gelenleri olduğu ,Darê Heni alındığında bu iki şahsiyetin silahlı güçleriyle beraber geldiğini söyler.
- Istiklal mahkemesi heyetinin Feqi Hesen hakkındaki kanaat ve görüşü ,kısaca   idam edilmesi yönündedir.
-28 Haziran 1925 tarihinde Feqi Hesen ve 47 arkadaşı Diyarbakırda idam edilerek şehadete ulaştılar.
-Feqi Hesen ve arkadaşları Idam edilmeden evvel, gazeteci Behçet Cemal'de    Istiklal mahkemesince Diyarbakıra davet edilir.  Behçet Cemal Şeyh Said isyanı adlı kitabında Feqi Hesen hakkında şu tesbitlerde bulunur.

"Mahkûmlar, cezaevi avlusuna, oradan da bahçeye çıkarıldılar…
İsyanın ideologlarından Feqı Hesan, en öndeydi Darağacına önce o gidecekti. "


*********************************************************

Diyarbakir mebusu Abdulbaki Erdogmuş babası Modan köyünde tedrisat yapmış, çocukluğu bu köyde gecmiş, Mıstan aşireti ülemasından, Hafız Efendi'nin torunudur. Abdulbaki Erdoğmuş’un ‘Mahzun Mezopotamya’ adlı kitabında, Feqi Hesen’den şöyle bahseder:

“Yine hareketin fikri ve siyasi öncülerinden biri olarak Faki Hasan’ı sayabiliriz. Hakkında yazılı belge ve bilgilere sahip olmasak da, Zazalarca çok önemsenir ve hareketin perde arkası siyasilerinden biri olarak bilinir.

Genç’te dava vekili (avukat) olarak hizmet gören Faki Hasan; beyefendiliği ve aydın kişiliği ile hareketin en önemli şahsiyetlerindendir. Şeyh Said’in daha önce gerçekleştirdiği bölge ziyareti sırasında Zıkte Aşiretinin kalbi sayılan Modan köyünde Faki Hasan’a da misafir olduğu, Ankara’daki gelişmeleri değerlendirdiği bilinmektedir.

 Faki Hasan, halk arasında güvenilir, saygın ve sözü dinlenir biri olduğu kadar, devlet ve ordu yetkilileri ile de iyi ilişkiler içerisindeydi. Genç yönetimine el konurken, hiçbir çatışma ve direnişle karşılaşılmamasında Faki Hasan’ın büyük rolü olduğu söylenir.

 Şeyh Said tarafından Genç yönetiminin kendisine teslim edilmesi, bugünkü adıyla Vali tayin edilmesi, ilmi ve ahlaki kişiliği yanında, adalet vasfı ile şekillenen saygın kişiliği sebebiyledir.

 Valilik döneminde tutuklu bulunan devlet ve askeri yetkililere karşı adil tutumu ve iyi davranışları, hâlâ da büyük bir övgü ile anlatılır.

Yöre halkı tarafından bir saldırıya uğramaması için, askeri komutanlardan bir kısmını kendi kontrolündeki Kürük köyüne yerleştirmiş ve yakın adamları ile koruma altına almıştır. Gerçekten de hiçbirine zarar verilmeden yeniden yönetimi ele geçiren devlet yetkililerine teslim edilmiş ve görevlerine geri dönmüşlerdir.

 İlk idam edilenler arasında yer alan Faki Hasan, adil kişiliği kadar İstiklal Mahkemesinde ve idama götürülürken gösterdiği cesaret, günümüze kadar anlatılarak aktarılmıştır.” SHF:92

*************************************************************************

 -  Feqi Hesenin mensup olduğu Zıkte aşireti basta olmak üzere, Modan köyü ve çevresi yakın döneme kadar hatta halende, Türkçülük,MHP ve BBP (Muhsin Yazıcıoğlu) düşüncesine sahip olan örgütlü bir beldedir.
-Darê Heni Belediye reisi Abdurrahim Arin, Feqi Hesen ailesine yakın biri olarak  bunların başında gelmekte ve Feqi Hesen'in mirasına çok uzak duran bir kişidir.

- Zıkte mıntıkasında Kürdçe medrese tedrisatı yapmış saygın din adamlarını yetiştiren bu beldemizde bugün Türkçülük yapan kendi aidiyet kimliğini red eden ,egemen ulusun kimliği ile kendini ifade edenlerle dolu olduğunuda berlitmek isterim.

- Zıkte'nin eskiden merkezi sayılan Şin köyünden Bilal Efendi,Şemsan'lı Molla
 Aziz, Molla Abdullah Valer, Molla Fevzi Valer, yine yakın dönemlerde zazaki mevlid
  yazan Molla Mehemede Muradun,Molla Abdurrahim Asutay , Valer ve Kürük
 köylerinde yıllarca Kürdçe tedrisat yapmış,bu beldelerden yetişen yüzlerce  din adamı vardır.

Bunun dışında çevremizde saygınlığı olan onlarcasınıda saymak mümkündür.

***********************************************************


Son söz olarak,

-Şeyh Said'in katibi Liceli Fehmi Bilal  edebi bir eserinde "Fabl" yaparak  Kürdlere sitem edercesine bakın neler anlatmaya çalışıyor.

-Balta her defasında ağaca vurdukça,yani ağacı kestikçe, ağaç aaahhh,aaahh diye feryad edermiş,
- Baltayı vuran sen ne feryad edip duruyorsun ? Böyle, istediğin kadar bağır, ben seni keseceğim demiş.
- Ağaç ona ben sana feryad etmiyorum ki,benim feryadım beni kesen elindeki baltayadır.
-Çünkü onun sapı bendedir. Beni feryadıma ve canımın yanmasına sebep budur,demiş,

       "Ağacın kurdu içinden olmazsa ,ağaç çürümez. "

  Bir sonraki araştırma ve inceleme yazım, Şeyh Said hareketinin en yaşlı ru-spisi ve direnişçisi  Kürd şehidi Valerli Hacı Sadık Bey'in "Ataoğlu"nun portresinde buluşmak üzere,

Selam ve saygılarımla,

                                                                                                       Orhan Zuexpayıj

VALERLÎ HACI SADIK BEY'ÎN YAŞAM ÖYKÜSÜ


                                    ARAŞTIRMA VE ÎNCELEME

 ŞEYH SAÎD HAREKETÎNÎN EN YAŞLI DÎRENÎŞÇÎSÎ VALERLÎ
  HACI SADIK BEY'ÎN YAŞAM ÖYKÜSÜ; VE SONRASI ZIKTE
                AŞÎRETÎ ÜZERÎNDE OYNANAN OYUNLAR !




   “Ormandaki tüm sesleri dinle. Ağaçları izle, hayvanları ve  tüm yaşayan şeyleri... Kitaplarda öğrendiklerinden fazlasını bulacaksın.”

                                                                                Kızılderili reisi Joe Coyhi


-Valerli Hacı Sadik Bey hakkındaki bu çalısmamda bir araştırma ve inceleme olduğunu hatırlatmak isterim.
-Bu çalışmamda Îstiklal mahkemesi tutanakları,dönemin sözlü ve yazılı hatıratları başta olmak üzere ,Sadık Bey'in torunu Muhiddin Aydar'ın konuyla ilgili yazdığı yazılardaki anekdotlar ana kaynaklarımdır.
- Ayrıca Şeyh Said hareketine katılan önemli şahsiyetlerin yakın çevresinden iletişimle edindiğim bilgileri harmanlayarak konuya zenginlik katmaya çalıştım.Bu çalışmamda eksik ve yanlış bilgiler olabilir.
-Bu konuda katkı sunan ve gerekli düzeltmeleri yapacak olan kişilerin duyarlılığına şimdiden teşekkür ederim.

**************************************************************************

-Şeyh Said hareketinin en yaşlı ak sakallı tavizsiz direnişçisi, inancına ve akidesine bağlı bir dava adamıydı Valerli Hacı Sadık Bey ,
- Hacı Saddık Bey Îstiklal mahkemesi tutanaklarında belki 60 yaşın biraz üstünde gösterilmiştir. Hareketin tanıkları ve sanıkları başta olmak üzere, günümüze kadar anlatılanlardan 75 yaşına dayanmış ak sakallı ,yaşlı bir Kürd direnişçisi ve ru-spisidir.
-Doğrusu Hacı Sadık Bey'in beni hayrete düşüren dik duruşu,kendisine olan güveni ve inancı yanında ,yaşının çok ilerlemesine rağmen Kurdistan dağlarını mesken tutmasıdır. Bu fedakarlığı yaşı ve direnişinden dolayı  Kürdlerin Ömer Muhtarı demek yerindedir.
-Derler ya ! bir insanın neyi nasıl gördüğü,nereden ve niçin baktığıyla belirlenir. Valerli Sadık Bey Kurdistanın özğürlügü ve inancı için kurtuluş ve özgürlük  yolunun ,Ko Spi,Çotela,Çawreşler,Kara.cehenemlerde olduğunu görüyordu.
-Mezopotamya coğrafyasında bunu bilmek için tarihi bilmek gerekir.
- Kürd halkının özğürlüge giden yolu dağlarda yüceldi.Dağlar hep onları korudu, bazen o vahşi doğası ve iklim değişikliklerine zaiyat verselerde.
-O yüzden  bizi red ve inkar edenler, Kürdler hep dağ halkı,dağlılar olarak tanımlandı. Dağ ve Kürdler özdeşleşti.
- Sadık Bey hareketin bastırılmasından sonra kısa sürede olsa dağa çıkışı, bana Molla Mustafa Barzani'yi hatırlatı.

*******************************************************************

-Molla Mustafa Barzani 1914 yılında daha 12 yaşındayken, ağabeyi Abdulselam Barzani Osmanlı yönetiminin (Ittihat-ı Terraki) yönetimine karşı o dönemde Kürdler için ulusal ,kültürel ,yönetsel bazı taleplerde bulunur.Bu taleplerden dolayı idam kararı verilmiştir. O dönem Abdulselam Barzani yine işbirlikçi Kürdlerin komplosuyla yakalanarak Osmanlı yönetimine teslim edilir , ve Musul şehirine götürülür.
-Musul Valisi Diyarbakırlı Kürd Süleyman Naziftir. Musul şehirinin en işlek meydanında darağacını kurmuş,büyük bir Kürd ve Arap kalabalığı ,Şeyh Abdülselam Barzani'in idamını izlemek için akın akın meydanı doldurmaya başlar. Bu kalabalığın içinde o dönemde 12 yaşında olan Molla Mustafa Barzanide, ağabeyinin idamını ibret ve  tevekkül içinde seyreder. Molla Mustafa o gün o meyadanda kararını verir ve derki ,Kürdlerin özgürlük mücadelesi ancak dağları mesken tutarak sağlanabilir.O gün dağa çıkar, ta.... ki 1979 yılındaki vefatına kadar.

-Güney -Kurdistan parçamızın özgürlüğü, dağlarımızın bize bir armağanı değilmidir.Dağların dorukları ve kutsallığıda buradan geliyor.

**************************************************************************************

 Hacı Sadık Bey ve ailesi hakkında kısa bilgiler,

-Hacı Sadık Bey, Zıkte aşiretinin reisi olup,Dare- heni ilçesinin Valer (Çaytepe) köyünden Hacı Hüseyin beyin oğludur.
-Valer nahiyesi ,Zıkte aşireti'nin günümüzde merkezi beldesidir. Hacı Hüseyin bey dönemin eğtimli (Rüştiye) okumuş varlıklı bir kanaat önderiydi.

 - Hacı Sadık Bey iki evliydi. Ilk eşi Înci hanım ,aslen Dare-heni Yeğki aşiret beylerinden (Göker) ailesinden olup, Valer nahiyesinde ikamet ediyordu. ikinci eşi Fatma hanım Zıkte'nin Cansor köyünden olup, Valer nahiyesi Murad nehrinin karşı kıyısında bulunan Dik köyünde ikamet ediyordu.
 -Fatma hanımdan ,Atik,Ahmet ve Perişan isminde üç cocuğu vardı.

 -Înci hanımdan çocukları Îbrahim,Rıza,Şefika,Zehra,Rabia hanımdır.
 Rabia hanımı oğlu komşumken bir iki defa ziyaretine gittim. Babası Hacı Sadık Bey'den dolayı kendisine müthiş bir saygım vardı. Rabia hanım çok mütevazi ,dönemin baskı ve zorluklarını bilen biri olarak kısada olsa olayları ürkekçe anlatıyordu. Tabi anlatıkları üzerinden çok uzun yıllar geçtiği için hafızamda tutamadım.
- Ayrıca,Dik köyündeki Mustafa Bey'in Hacı Sadık Bey'in oğlu veya yeğeni olduğunu teyyid etiremedim.Sadık Bey'in torunu (Muhiddin)yazısında oğlu olduğunu yazmıştır. Sadık Bey'in belki aile bireyleri hakkında eksik ve yetmezliklerim olabilir. Bu konuda anlayış göstermenizi,konu hakkında katkı sunanlara şimdiden teşekkür ederim.

*****************************************************************

ŞEYH SAÎD HAREKETÎNDE HACI SADIK BEY

-Şeyh Said Efendi harekete başlamadan evvel Çapakcur,Dare heni hattında yaptığı toplantılarda ziyaret ettiği önemli şahsiyetlerin başında ,Zıkte aşiret reisi Hacı Sadık Bey gelmektedir.
  Dare-heni hattında nüfuzu en güçlü olan şahsiyet Hacı Sadık Bey'dir.

-Hacı Sadık Bey hareket başladığı zaman ,Dare-heni ilçesinin kontrolünü ele geçiren Hacı Kolos,Ismail Ağa,Yusuf Ağa,Feqi Hesen gibi Kürd yönetim kadrosu içinde ön sıralarda yer almıştır.
- Şeyh Said'in Diyarbakır cephesinin en yaşlı direnişçisidir. 70 yaşın üzerinde olmasına rağmen oğlu Rıza ile birlikte yer almıştır.

Sadık Beyin Diyarbakır kuşatmasında Zıkte aşiretinin Vazenan köyünden Emer Ağa (Em Heyd) en yakınında olan biriydi.

 Emer Ağa'nin oğlu Feqi (hacı) Mahmut Becerikli'nin babası Emer Ağa'ya (Em Heyd) atfen bana anlattığı bir anekdotu size anlatayım.

 Diyarbakır kuşatmasında başarısız olduktan sonra Hani ilçesine doğru çekildik. Sadık Bey en güvendiği kişi olduğum için beni yanımdan hiç ayrılmazdı. Sadık Bey yaşı çok ilerlemiş,belki 75 yaşına dayanmış, bir gözüde (Kördü) görmüyordu.
-Elindeki Ingiliz marka Filinta silahına çok düşkün olduğu gibi savaşçı bir ruhu vardı. Türk ordusuyla bu hatta karşılaştık. Sadık Bey o yaşına rağmen nişan alıp,Türk askerlerinin bulunduğu mevzilere doğru ateş ediyordu. Ben o zaman 25 yaşlarında bir gençtim.
-Sadık Bey bu çatısmalarda bana diyiyordu ki hedefi vurdum mu ?Tabi kendisi iyi göremiyordu.
 Benim gözlerim dürbün gibiydi. Eğer ben deseydim Sadık Bey sen hedefi vurdun çok seviniyordu.


  -Şeyh Said ve Sadık Bey , hareket bastırıldıktan sonra Dare heniye (Başkente) geldiklerinde istişare yaparlar. Şeyh Said bin- xet'e gitmekten yanadır.Feqi Hesen ülkede kalarak adeta idam edilmeyi göze alırken, Hacı Sadık Bey oğlu Mustafa , damadı Yusuf Ağa (Göker)ise gurup kurup ,gerillacılık yaparak dağda direniş göstermeyi tercih ederler.

   Hacı Sadık Bey, hareket bastırılırken gurubuyla birlikte Karlıova mıntıkasındaki Çawreş,Kara cehenem (Kızılağaç,Aynik,Sağnis) mıntıkasına çekilirler.Hacı Sadık Beyin liderliğini yaptığı direnişçi gurup ,bir defasında Türk ordusuyla girdiği ilk çatışmada  subay ve askerlerden 7 kişiyi esir alırlar. Guruptakiler bu askerlerin üzerindeki eşyalar alındığı gibi kendilerine iyi muamelede yapmazlar. Esirler Sadık Bey'in yanına götürülür,esirlerin halini görünce guruba, bize emanet olan esirlere böylemi davranılır. Hacı Sadık Bey 4,5 gün geçmeden Türk ordusuyla karşı karşıya gelip çatışmaya girerler. Bu çatışmada esirler zarar görmesin diye silahlarını alıp,esirleri serbest bırakırlar.

-Hacı Sadık Bey Türk ordusuyla girdiği ikinci çatışmada sağ ele geçirilir. 
-Hacı Sadık Bey harekete katılan diğer direniççiler gibi tutuklanarak istiklal mahkemesine götürülür.

-Bu mıntıkada yıllar sonrada Yado,Hüs Wasmunu,Arif Faris ve Kanireşteki Cibranlı Kamil Bey ve daha bir çok yiğit Kürd direnişçilerin mekanıydı. Arif Faris (Ayçiçek) ve Yusuf Ağa'nın(Göker) şehid edildikleri alandır. Bu şehidlerin ziyarları (ziyaretğahları) buradadır.

-Kanireş mıntıkasındaki Çawres ve Kara-cehenem bölgesindeki Kürd gerilla gurupları içinde, o dönemde Şeyh Şerif'in yeğeni Hacı Enwer Baynun ve Yusuf Ağa (Göker) in kardeşi Ali Ağa'da vardı. Ali Ağa bu çatışmadan,kaçıp kurtulur. Hacı Enwer bu olaya çok üzülür. Ölünceye kadar sohbetlerinde ağabeyi şehid olurken Ali Ağa'nın direniş göstermemesine hayıflanıyordu.


SADIK BEYÎN ÎSTIKLAL MAHKEMESÎNDEKI DURUŞU VE ŞEHADETÎ HAKKINDA KISA NOTLAR

Sadık Bey, Îstiklal mahkemesindeki duruşmada gerek kendisine gerek Şeyh Said'le birlikte yapılan yüzleşmede kısaca hareketin ve amacının doğru olduğunu, bugünde olsa yine harekete katılacağını,pişman olmadığını ısrarla söyler. Gerek Hacı Sadık Bey ve gerekse çocukları Dik köyünde ikamet eden Mustafa Bey ile Valerde ikamet eden oğlu Rıza hareketin içinde olup Diyarbakır kuşatmasında da aktif yer alırlar.

  Valerli Sadık Bey ve arkadaşları ,Diyarbakır Hasan Ağa hanında tutuklu olduğu dönemde, mahkeme kararı öcesi  bir Türk subayı onu ziyaret eder.Bu  subay Kanireş Çawreşler,Kara-cehenem mıntıkasında esir alınıp,serbest bıraktığı subaylardan biriydi.
Bu subay belki vefa borcunu ödemek,belkide devletin politikasıda olabilir,fakat Hacı Sadık beyi davadan caydırmaya,pişmanlık duygusu ile ikna etmeye ve en acı ve ağır olanıda ,Şeyh Said aleyhinde bugünkü modern kavramla itirafçı etmek için çabalar.

  Valerli Sadık Bey'in belki bıraktığı subay veya kim olduğunu bilmediği bu şahısa verdiği cevap oldukça düşündürücüdür.Kürdler bu sözleri çerçeveleyip evine asmalıdırlar. Subay ile Hacı Sadık bey arasındaki konuşmayı yine Zikteli olan Hacı Aziz'in (Eziz Şem)'e atfen aktarmak istiyorum.

    Eziz Şem harekete Sadık Bey'in gurubunda Kanireşte bulunmuş,çatışmada sağ ele geçirilmiştir.
  Hacı Sadık Bey'le beraber Istiklal mahkemesinde yargılanmadan evvel Hasan Paşa hanındaki hücrelerimiz karşı,karşıyaydı.
    Cezaevi koridorunda derinden bir çift ayak sesi duyuldu.Adım,adım ilerleyen bu ses , Hacı Sadik Bey'in bulunduğu hücrenin önünde kesildi. Bir ses "Burası komutanım" ve seslendi,Valerli Hacı Sadık'a seslenen bir askerdi.

   Hemen yerimden fırlayarak koğuş kapısındaki gözetleme deliğinden baktım. Hacı Sadık Bey'in bulunduğu hücrenin kapısında üniformali bir asker duruyordu. Üniformalı'yı getiren er uzaklaşmıştı. Kulak kabartığım halde konuşmaları duyamıyordum. Kısa bir süre Sadık Bey'in haykıran sesi Han'ı sarmıştı.
-"Bak komutan bana dediğini biliyormusun?Bana şerefsizliği teklif etiğini farkındamısın? Dün çiğnenen Anadolu'yu ,dinimizi ve değerlerimizi birlikte kurtarırken kahramandık ! Şimdi tarafınızdan ayaklar altına alınan inançlarımızı savunurken hain olduk,öylemi ? ve benden;arkadaşlarıma ihanet etmemi,aldatılmış olduğumu,söylememi istiyorsun.
-Bana şerfsizliği teklif ediyorsun ! Ama unutma komutan,gün gelecek! Bu toprağın çocukları bizi anlayacak. Bize duacı oldukları gibi haklılığımızı savunacak ve alkışlayacaklar. Bunu görür gibi oluyorum der. Ve "ŞEREFSÎZCE YAŞAMAKTANSA,BENDEN GÎDECEK BÎR AVUÇ KAN'DIR.TÜKÜRÜRÜRM BEN O KANA ! Biz Şeyh Said'le el ele verdik,sözleştik.
-Hiç bir güç bizi sözümüzden döndüremez,işin ucunda ölüm olsa dahi."

 Hacı Sadık Bey'in mahkeme ve hücredeki duruşu çok netti. Îdam ilmiğini boynuna geçirmekten korkmayan Hacı Sadık Bey'in bu vakar duruşunu, keşke onu ziyaret eden Subay ve celladın dili veya kaleminden anlatılsaydı da okusaydık.


 Bu subay ,Istiklal mahkemesinin tüm duruşmalarına katılarak,idam kararı açıklandığı gün ortadan kaybolup,sır'a kadem basar.

***********************************************************

ZIKTE AŞÎRETÎNÎN BU ŞEHADETLER SONRASI DAĞILMASI,  ÎKTIDAR KAVGASI


-Hareketten sonra, Dik köyünde ikamet eden hanımı Fatma hanım ve iki çocuğu Kayseri iline sürgüne gönderilirken, Valerdeki eşi Înci hanım ve çocuklarına dokunulmaz. Bu işin sırını torunu Muhiddin Aydar,Hacı Sadık Bey'in idamından sonra aşiret reisliğine getirilen oğlu Rıza Bey'in öldürülmesinde saklıydı,demektedir.

- Bu olayı bugüne kadar takip ettiğim kadarıyla henüz açıklamadı. Acaba müdahlemi edildi, kendisine sebebini bilmiyorum.  Bu işin sırını bölgede duyarlı olan aileler çok iyi biliyorlar. Kürdlerin tarihi bir yarası olan bu sırları Dare heni,Çolig ve Kürd halkından saklamak bence haksızlık olur. Bu tarihi yaraya bir neşter vurmak gerekir.
-Rıza Bey (Ataoğlu)nun öldürülmesi hakkında yerel kaynaklardan edindiğim bilgiler.
- Zıkte aşireti üzerinde ,Türk devleti Peçar tenkil hareketiyle coğrafyayı adeta yerle bir ederler. Birçok köyde toplu katliamlar olur.
- Murtezan,Botyan,Kavar,Mıstandan başlayarak Zıkte mıntıkasında katliamlar doruk noktasına ulaşır.
-Örneğin, Zıkte'nin Guev ve Sayer köylerinde 76 kişi ,Valerde 33 kişi toplu katliamla şehid edilirler.  Şemsan,Gırnos,Seyfan ve diğer köylerdeki irili ufaklı katliamları dıkkate alırsak, bin rakamının üzerinde sadece Zıkte aşireti şehid vermiştir.
- Peçar tenkil hareketi kısa bir süre olmasına rağmen,
Zıkte coğrafyası dağlar ve vadileriyle adeta çıkılmaz bir labirent gibi korunaklı olmasaydı,Zıkte aşiretinde belki genç yaşlı bir tek insan bırakmazlardı.
- Îşte zulüm ve katliamların olduğu bu dönemlerde ,Sadık Bey'in oğlu Rıza bey, babasının şehadetinden sonra aşiret reisliğine getirilir. Rıza bey'in reisliğe getirilmesinde dayılari Yeğki aşiretinin (Gökerler)  büyük pay sahibi oldukları söylenmektedir.


-Sadık Bey'in Dik köyündeki eşi çocuklarıyla sürgüne gönderilirken, Valerdeki eşinin büyük oğlu Rıza Bey'in aşiretin başına getirilmesi tesaddüf değildir.Rıza Bey bu ilişkileri devletin baskıları sonucunda ,eski deyimle (Çete huqumat) modern deyimiyle koruculuğu kabul eder.
-Kürd hareketı bastırıldıktan sonra bir çok köyde bu çeteler türemiştir. Zıkte bölgesinde en önemlileri olanların başında Rıza Bey ile Cansur köyünden Malle Kek ilk akla gelenlerdir.
-Riza Bey 1931 yılında Kürd direnişçisi Zıkte/Cansorlu köyünden Abdullah Heci Ehmed (Akdemir) tarafından öldürülür. Yine Cansorlu Çete Huqmat Malley Kek  ise Vazenanl Emer Ağa (nam-ı değer Em Heyd) tarafından cezalandırılır. Zıkte aşireti ve çevredeki çeteler ve askerler bir yıl sonra aşiret reislerini öldüren Kürd direnişçisi Abdullah Heci Ehmedi 1933 yılında şehid ederler.
-Abdullah Heci Ehmed'in eşi ve küçük çocuklarıyla beraber ,yaşanan bu trajediler ve baskılar sonucu Lice ilçesinde yıllarca yaşamak zorunda kalırlar.Abdullah Heci Vazenanlı Emer Aganin da  yegenidir.
-Zıkte aşiretinin başına o dönemlerde daha 12 yaşlarında olan Sadık Bey'in küçük oğlu Ibrahim Ataoğlu getirilir.


ZIKTE AŞÎRETÎNÎN GÜNÜMÜZE KADAR DEVLETLE OLAN ÎŞBÎRLÎĞÎ,SEÇÎM ÎTTÎFAKLARI VE KORUCULAŞTIRILMASI

- Tarihte, Zıkte aşiretinin en çok baskı,katliam ve zulüm görmelerine rağmen (U) dönüşü yaparak devletin saflarına geçmelerinin tarihi bir geçmişi vardır. Yukarıda kısaca yaşanan olgulardan hareket edersek konuyu daha iyi anlamış oluruz.
-Türk devleti ,Zıkte aşiret reisini Kürd ulusal davası ve inancı için idam etmiştir. Oğlu Rıza Bey ise davasından korkarak devletin baskı ve vaadleriyle saf değiştirip Çete huqmat olunca ,babasının yoldaşları tarafından öldürülür. Kürdlerde bu trajedilerin örnekleri çoktur.
- Binbaşı Kaso,Reyber,Bedirxanilerin Yezdanşeri,Emine Perixanenin kardeşi bunlardan bazılarıdır.
- Kürd tarihinde her Bedirxani'nın bir Yezdanşeri veya Şeyh Said'in Binbaşı Kasoları olmuştur.
- Îbrahim Ataoğlu daha 12 yaşında bir çocuk olduğunu düşünürsek,işte böyle bir psikolojik (korku)ortamında ruhsal şekilenmesi oluşur. CHP'nin tek-partili ve totaliter baskısı Kurdistanı kasıp,kavurur.
-Ibrahim Ataoğlu'nun dayıları Yegki aşireti  Göker ailesi Demokrat Parti ile ilişkiye geçerek, yılarca bu yelpazede siyaset yaptılar. Said Göker DP ve AP den iki dönem milletvekilli oldu. Kardeşi Halil Göker yıllarca Dare heni Belediye reisliğini yaptı.
-Gökerler dışında ,Kurdistanda birçok Kürd yurtsever aile DP'ye davet edilerek siyaset yapmalarına olanak sağlanmıştır. Örneğin Abdul-Melik Fırat,Remzi Bucak,Ağri ilinden Halis Özürk,Ameden Mustafa Ekinci örneklerini verebiliriz. Bu aileler hem direnişçi hemde isyan sürgünleri olan yurtsever ailelerdir.

*************************************************************
-Bir hatırlatma yapmak gerekirse yakın dönemde Göker ve yakın aile çevresinin ,Kürd sorununda  çoğunluğunun duyarlı olduğunuda belirtmek isterim. Aktif siyasetin içinde yeralmasalarda MHP-BBP gibi ucube partilere mesafe koydular.
-Göker ailesinin seçimlerdeki oy deposu kuşkusuz yeğenleri olan Ibrahim Ataoşluydu.
-Îbrahim Ataoğlu o dönemlerde Îl Mecis üyeliğiyle yetinirdi.
-Göker ailesinin en büyük destekçiside kuşkusuz Zıkte aşiret reisi olan yeğenleri Îbrahim Aataoğluydu.
-1960'lı yılların sonları 1970'li yılların başında şehire yerleşen Îbrahim Ataoğlu birdenbire AP yavrusu olan MHP ( ülkücü) partiye sempati duymaya başlar.
-Tabi bu dönemde dayıları ,Göker ailesinin ileri gelenleri bu aşırı uc parti MHP'den uzak dururken ,yeğenleri Îbrahim Ataoğlu ve oğlu Kazım Ataoğlu bu partinin savunucuları oldular. mensup oldukları aşiretin gençlerinide bu Türkçü ve ırkçı partiye kanalize etiler.
- Tabi 1975 ortalarında Ataoğlu ailesini buraya kanalize eden sebebler nelerdir?Acaba devletin bilinmiyen bir gücümü(derin devlet) devreye girdi. Bu konu irdelenmelidir.


**************************************************************************


- PKK nin yanlış politikaları sonucu Bucak ve Jirki aşireti devletin derin güçleri tarafından nasıl koruculaştırıldılar,bunu devletin ve Kürd kaynaklı belgelerde görmek mümkündür..
-Zıkte aşireti ,MHP' ye angaje olurken PKK hareketi hala ortaya çıkmamıştı.
-Yani Bucak ve Jirki aşiretini, Zıkte aşiretiyle aynı kategoriye koymak yanlış olur.
-Çünkü Zıkte aşireti MHP ile kontağı kurarken,JIRKi aşireti o dönemde KDP ve Molla Mustafa
 Barzani'ye yakın bir aşireti.Bucak aşiret ileri gelenleride ulusal meselede duyarlıydılar.
-Örneğin Faik Bucak KDP-T kurucusu,Mustafa Remzi Bucak yurd dışında Kürd ulusal davasının bir diplomatı gibi çalıştığı için aşiretin mensupları,sürekli sürgüne tabi tutuluyordular.
-Bingölde 1977 Belediye seçimlerinde Ibrahim Ataoğlu ve oğlu Kazım Ataoğlu,  aktif çalışarak, Hikmet Tekin'in reis seçilmesini sağladılar.

- Hikmet Tekin'in babası Aziz Dılan, Dare heni'de yıllarca Tahsildarlık (Quncilcilik) yaptı.
  Ibrahim Ataoğlu'nun dostlukları biraz Dare heni'ye dayanır.

-Hikmet Tekin öldürüldükten sonra ,Ataoğlu ailesi 80 darbesi sonrasında MHP'de siyaset yapmayı bıraktılar. Kazım Ataoğlu bu süreçte istikbali ANAP,DYP,REFAH ve AKP'de gördü.
-Çolig'de üç dönemde milletvekilliği yaptı. Ama aşiretin gençlerinin bir kısmı MHP ve BBP'yi yine desteklediler. 1985 yılında çıkan koruculuk sisteminde de aşireti silah aldı.

-Son 20 yıldır devletin paramiliter gücünü koruculuk sisteminin desteğiyle artık, Göker ailesini (Yeğki aşiretini) siyaseten devre dışı bırakarak, Zıkteliler seçimlerde kendi içinden çıkardıkları adaylarla güçlerini ıspatladılar.

- Zıkte aşiretinde bazı duyarlı aileleri ve gençleri görmek mümkündür. Ama aşiretin ağırlığı beyleri yani reisleri tarafından dinlenen kesim,Türkçü,kafatasçi MHP ve BBP teşkilatları içinde yer aldılar.
-Bugün Çolig ve çevresinde korucu sayısı en fazla olan aşirettir. Ve bu korucuların tamamı istisnasız seçimlerde ve günlük yaşamda şuan reisleri olan Kazım Ataoğlu'na balıdırlar.

-Zaten son seçimlerde Kazım Ataoğlu AKP'den aday edilmeyince, yapmış olduğu bir açıklamada küskün olmadığını şu sözlerle perçinlemiştir.
“DEDEM ŞEYH SAÎD'LE BÎRLÎKTE İDAM EDİLDİ, YİNE BU DEVLETE VE BAYRAĞA KÜSMEDİM”

Bu sözleri dedesi SadIk Bey'in Türk subayına dediği şu cümleyi bana hatırlatı..

  Bana şerfsizliği teklif ediyorsun ! Ama unutma komutan,gün gelecek! Bu toprağın çocukları bizi anlayacak. Bize duacı oldukları gibi haklılığımızı savunacak ve alkışlayacaklardır.

-Ama ,Kazım Ataoğlu ,dedesinin bu sözlerini ne anlayabildi,ne savunabildi. Bilakis dedesinin tam karşısında durdu.

-Kazım Ataoğlu dedesinin mirasına sahip çıkmaz,fakat ne yazık ki bu mirası halen yemektedir.

Koruculuğu,Çete Huqmat ve itirafçılığı kabul etmeyen ak sakallı Sadık Bey'in o duruşundan, torunu Kazım Ataoğlu'nun ibret alması gerekirdi.

************************************************************

- Dare- Heni reisi Modanlı Abdurrahim Arıciyi ,AKP'den aday eden ve seçtiren Kazım Ataoğludur.
- Belediye reisinin,  Dare- heni  merkezindeki parka Muhsin yazıcıoğlunun ismini takması,
  Ataoğlu'nun muhakak bilgisi dahilindedir.
- Kazım Ataoğlu'nun yanında ne Şeyh Said, ne de dedesi Hacı Sadık Bey'in, Muhsin Yazıcıoğlu kadar değeri yoktur.
- Türk ırkçısı,kafatasçı bu adamın ismi Şeyh Said'in ,Sadık Bey'in kemiklerini sızlatıyor.
- Ben Zıkte denilice Valerli Hacı Sadık,Modanlı Feqi Hesen,Gırnoslu Kolos ve kardeşi Mustafa Ağa,Vazenanlı Em Heyd, yakın dönemde Ibrahim Incedursun,M Emin Becerikli (Kendal) gibi şehidleri tanırım.
- Bu inançlı Kürd şehidlerinin mezar yerleri bile yoktur. Türk-ırkçı,şoven ve kafatasçı fikirlerin arkasından giden Zıkteli Kürd keklikleri,(kakıbolar)çocuklarına iyi miras bırakmıyorlar.


SONUÇ, Bu araştırma ve incelemeye dayalı yazımda Zıkte aşiret reisi Hacı Sadık Bey'in yaşam öyküsünü anlatırken, ailesi ve aşiretinin büyük çoğunluğu, onun o dik,sağlam ve inançlı duruşuna  helâk  getirdigini ,olgularla analiz etmeye çalıştım.
-Yaşamı, yaşayışı ve duruşu kendi halkından olmayanların, edindikleri yabancılaşma psikolojisi ile ulusal kimlik ve kültürlerine burun kıvırıp küçümsedikleri için, o halkın sorunlarına da ilgi duymazlar.
-Bu yazımda olaya Kurdistani bakmaya çalıştım.
-Kürd tarih,kültür ve siyasetinin olaylara başkalarının bakış açısı ve mantalitesiyle değil, kendi halkımızın perspektifinden bakmamızı sağlayacak tek yol "kendimiz olmak"dır.
-"Kendimiz olmak" ise asimilasyona direnip dilimizi ve kültürümüzü bilmektir, şehidlerimize ve kahramanlarımıza sahip çıkmak bunları yazıp anımsatmak ve yaşatmakla ancak mümkün olur.

Çünkü "Nezani bindesti ye, Zanin Xelasiye (rizgariye)"
sözüyle yazımı noktalarken bir sonraki araştırma ve inceleme çalışmam,Zıkte/Vazenanlı Emer Ağa'nın (Em Heyd)  yaşam öyküsüdür.
-Halk arasında adil davranışları ve haksızlığa karşı baş eğmeyen, Kürdlerin Koçerosu olarak'ta bilinen Şeyh Said hareketinin direnişçisidir.
-Yaşamı boyunca baskı,zulüm,ihanet ve işbirlikçilğin üzerine şiddetle karşı koyan prototip renkli bir Kürdür.
- Selam ve saygılarımla,

         Orhan Zuexpayıj


 KONUYLA ILGILI YORUMLAR
------------------------------------------------------------- :




  • Mehmet Zeki Gökel merhaba orhan bey yazınızı ilgiyle okudum.. fakat yusuf (gökel) ağanın şeyit düştügü olayda bir eksiklik gördüm.hacı enverin anlatısındaki ali ağa (gökel) yani yusuf ağanın kardeşi o çatışmada bulunmamıştır.çünkü yaşça küçük bir insandı o zamanlar bize büyüklerimizin anlattığına göre o çatışmada olan kişiler şunlardı yusuf ağanın eniştesi mustafa ataoğlu mehmet ağa (gökel) sabri özce (sabşerif) ahmet sönmez ve ismini bilmedigimiz bir çok güzel insan vardı yusuf ağa öldükten sonra bilesilahı elinden bırakmamış sab şerif onu sırtlayarak taşımış.bir tepeye kadar getirmiş.ve elinden silahı amcası oğlu mehmet ağa (gökel) ey mubarek şu silahı bırak diyerek sıkı sıkı tuttuğu o silahı elinden almış ve orada gömmüşlerdir saygılarımla
  • Mehmet Zeki Gökel kek orhan yazınızda muhittin aydar ın mustafa bey in valerli hacı sadık beyin oğlu olduğunu ama bunu teyit ettiremediynizi yazmışsınız evet mustafa bey hacı sadık bey in amcası oğlu mahmut beyin oğludur mahmut bey in vefatından sonra valerli hacı sadık bey mahmut bey in hanımı fatma hanımla evlenir fatma hanımdan 3 çocuğu olur atik ahmet ve perişan hanım ilk eşi inci hanımdır gökel lerdendir valerli hacı sadık bey in inci hanımdan olan çocukları riza bey fatma hanım şefika hanım ibrahim bey rabia hanım 1 veya 2 kızı daha var isimlerini hatırlayamıyorum.yazınızda muhittin aydarın yazılarını kaynak gösterdiyiniz bir çok olayda eksiklik var saygılar
  • Maaruf Ataoğlu Tabi Dare Heni ve zıkti Aşiretinin bilinmiyenleri oldukça fazladır. Örneğin dezaları olan (Heder Hej ) Ailesi ile ilgili kısmı eksiktir. Rahmetli Güllü Xala yani Babamın xalasının anlattıklarına göre Kendisi ve Abisi Mahmedi beg kaçıp bınxete gitmişler. Bir süre bın xette kalmışlar fakat Fransızlar orada bilinen Ailelerin çocuklarını yakalayıp T.C ye teslim ediyormuş bu nedenle Kendisi ve Abisi Mahmedi oradan Beyruta kaçmışlar ve yıllarca beyruta kalmışlar. Daha sonra Annesi zıktili olan Xalifanlı şex Ahmed bir çözüm buluyor ve 1936 yılında 250.000 lira Karşılığında Mal Müdürü ile anlaşarak şu anda Karlıova ilçesine bağlı olan Hacıyanda onları nufusa yazılmamış gariban bir çobanın oğlu olarak nufusa farklı bir kimlikle kaydederler. Bu para o dönemde Reşat altın karşılığında bir kısmı borç alınır ve yıllar yılı babam ile amcam tarafından ödenir. Güllü xala 1988 yılında istanbulda vefat etti. Yaklaşık 90 yaşlarındaydı. Bana anlatıkları doğrultusunda ben Beyrutta gittim ve orada o mahalede yaşıyan diyarbakırlı vartolu bazı ailelerin çocuklarıyla tanıştım. Maalesef zazakiyi bilmiyorlar Arapça ve Fransızca konuşuyorlar amma zaza olduklarını ve dedelerinin göç ederek oraya geldiklerini biliyorlar. Ayrıca Zıkti aşiretinin (Kepçeliköy) Gırnos başta olmak üzere Zıktiyiji mıntıkasından çok büyük göç verildiği Karlıova, Erzurum Karayazı, Diyarbakırın Kayapınar ve Mardin nin Kızıltepe ilçesinde çok sayıda akrabalarımızın olduğunu ve bir kısmının 1915 Ermeni tehciri esnasında osmanlı yönetimine de karşı koydukları için çeşitli ayak oyunlarıyla göçe zorlandıklarını büyüklerimizden öğrenmiştik. Örneğin bizim Karlıovadaki nufus kaydımız osmanlı döneminde nufusa yazılmamış çoban bir adamın oğlları olan Babam ve Amcam dan daha ötesi yok. Hatta yıllar yıllı korkuyla yaşamışlar ve bu durumu bilen aileler bunu her hususta onlara karşı kullanmışlar. Yaşamları boyunca hakikati devlete anlatmakla onları sindirmişlerdir. Bizim ailemiz İttihatı teraki ve onun devamı olan CHP ye ve özelikle İsmet inönüye mesafelidirler hatta düşmandırlar. Bu nedenle herkes Demokrat partili veya Adalet partilidir.Bu nedenle klasik solculuk bizde suçtu. Bunun anlamı ise CHP ye ve İsmet inönü nün Zıkti aşiretine yaptıklarıydı.Tabi gönül arzu ederdiki oturup bunları yazabilmektir amma henüz böyle bir fırsatım yok. Ümit ederimki yaşam bize bunları yazacak fırsatı verir bizde büyüklerimizden duyduğumuz buna benzer tarihi yaşanmışları ileriki nesillere aktarma şansını buluruz. Sizin bu duyarlı ve yurtsever davranışını takdirle karşılıyorum ve çok saygı değer buluyorum. Sevgilerimle