Kûy a Spî

25 Ağustos 2012

ŞEYH ŞEMSEDDÎN BUKARKÎ


 
ARAŞTIRMA VE İNCELEME
ŞEYH SAÎD HAREKETİNDEN BİR PORTRE
( FARQÎNLİ ŞEYH ŞEMSEDDİN BUKARKÎ )



Tu Şemseddin î roja dîn û milet,
Jı Qamîshlo rabe pir bi hîmet,
Belê zanım ku qahra te chi doje,
Were cergê neyaran pê (bısoje) bıjoje.


SEYDA CÎGERXUN

(Sen Şemseddinsin inancınla milletinle
Qamışlo, sen bütün gücünle kalk
Biliyorum ki gücün nelere muktedir
Gel düşmanların ciğerini yak, cehennemi yaşat
)


Yukarıdaki dörtlük Seyda Cigerxun'un Şeyh Şemseddin Bukarki üzerine yazdığı bu sözler "Diwan (1) agır û brusk-rupel 93." eserinden alıntıdır.


‘Şehadet şerefi’

Şêx Semseddin'in esir düşmesine ilişkin yakın dönemde kürd basınına çarpıcı açıklamada bulunan torunu Adnan Cengiz (Bukarki), “Aslında dedem ilk esir düştüğünde aile Hevedan begleri ve Cemil Paşazade’nin girişimleri sonucu idamdan onu kurtarmak için devletten söz alıyor. Bunu aile, Şêx Şemsettin’e aktarıyor. Şêx Şemsettin ‘Beni şahadet şerefinden mahrum edemezsiniz’ diyerek kabul etmiyor” dedi.

- Şeyh Şemseddin Bukarki Efendi bir kürd ru spisdir. Kürdlük davasında Şeyh Said hareketinden başlayarak, hareketin bastırılmasından sonra da ailesi, kardeşleri ve yakın akrabaları tesbih taneleri gibi Anadolu'nun farklı şehirlerine sürgüne gönderilirler.
- Sürgünü red ederek Kurdistan'da kamp ve karargah kurararak uzun süre gerilla savaşı veren kardeşi Şeyh Mehmet Tevfik'in oğlu kürd direnişçisi ve kahramanı Şeyh Faxri Bukarki,
- Şeyh Said'in kardeşi Şeyh Abdurrahim Efendi'nin 1937 yılında Bismil yakınlarında kurulan pusuda şehid olan gurubun içinde yer alan Bukarki şeyhlerinden Şeyh Şemseddin Efendi'nin kardeşi Şeyh Nureddin Efendi'nin oğlu Şeyh Misbah Efendi,
- Şeyh Şemseddin Efendi'nin kardeşi Şeyh Nureddin de hareket bastırıldıktan sonra Elazığ'da İstiklal Mahkemesinde şehadete ulaşan önemli şahsiyetlerden birkaçıdır.




- Bukarki ailesi Şeyh Şemseddin Efendi'nin kürdlük davası için yaktığı meşaleyle büyük bedeller öder. Türk devleti tüm mal varlıklarına el koyar ve köylerini yakar, yıkar bu da yetmezmiş gibi tüm mallarını devlet cebren müsadere eder ve ganimetmiş gibi hazineye devreder.
- Bukarki ailesine yapılan zulüm ve ödetilen bedeller anlatmakla bitmez.
- Bu yapılanları anlıyorum, bu da yetmiyormuş gibi bazı türk tarih yazıcılarının ve gazetecilerinin başta Şeyh Şemseddin Efendi ve idam edilen 47 arkadaşı için yazdığı hain, isyankar ve yobaz türünden alçakça hakaretler içeren yaftalamalar yutulur cinsten değildir.
- Türk tarihçileri ve araştırmacıları Şeyh Şemseddin Efendi ve arkadaşları için yazdıkları bu iftiralara kimleri referans olarak alıyorlar, bunu kısaca hatırlatayım.

* En çok başvurulan referans İstiklal Mahkemesinin savcısı Ahmet Süreyya Özgeevren'in "Anılar" kitabıdır. Bu zat Mustafa Kemal'e yakın biri olarak Kurdistan'da aldığı rüşvetlerle büyük servetler edinmiştir. Rivayet odurki aldığı yüksek rüşvetler sonucu 1925 ve sonrasında Kurdistan'da altın onun sayesinde kara borsa olmuştur. O dönem CHF mebusu olan Şeyh Îbrahim Arvasi bu konuda önemli bilgiler nakletmektedir.

* Behçet Cemal İstiklal Mahkemesi yargılamaları başladığında devlet tarafından bilinçli Diyarbekir'e gazeteci olarak gönderilir. Mahkeme sürecinin tanığı olarak tüm bilgileri çarpıtarak anılarını yazar. Bu kişi İttihat ve Terraki'nin üç paşasından Cemal Paşa'nın oğludur. Gazeteci Hasan Cemal'in'de amcasıdır.
* Metin Toker, İsmet Paşa'nın damadı olan bu şahsın yazdıklarının hepsi çarpıtmaca ve kürdleri küçük düşürücüdür.

- Bu üç şahsın kürdleri övmesi, kürdler için doğruları yazması düşünülemez. Çünkü bu şahısların bilgi derledikleri kaynakları ve yıllarca cumhuriyetin bekçileri oldukları iddiasıyla kürdlere karşı çirkefleşmelerini, alçakca hakaretlerini okurların taktirine bırakıyorum.
- Ama üzülerek ifade edeyim ki bazı kürd tarih araştırmacılarının da araştırma ve incelemelerinde bilerek veya bilmeyerek aynı kişileri kaynak göstermeleri ve etki altında kalmaları düşündürücüdür.

***

- Tarihi araştırma ve incelemelere olan ilgimden dolayı kendi tarihini yazmayan kürdlerin tarihinin ne tür iftiralara maruz bırakıldığını, türlerin ırkçı/kafatasçı gazetecilerinin, diplomatlarının, generallerinin, paşa çocuklarının ve damatlarının yazdıklarından biliyorum.
- Bir kürd bireyi olarak bu kaynaklara inanmak saflık olduğu kadar felakettir.
- Çünkü, kürdler, kaybedilen, çarpıtılan ve tarih vandalistlerinin gazabına uğrayan tarihlerini arıyorlar.
- Benimkisi de biraz bu yalan ve taraflı kaynaklara alternatif sayılacak kendi kaynaklarımızdan aktardığım sözlü ve yazılı anlatımlardır.
- Örneğin bu araştırmamda da Seyda Cigerxunun yazdığı şiir, Şeyh Şemsedddin'nin torunlarından sözlü ve yazılı olarak elde etiğim bilgiler, ilaveten kürd tarihi üzerine araştırma ve inceleme yapan şahsiyetlerden edindiğim bilgiler benim başlıca kaynaklarımdır.


ŞEYH ŞEMSEDDÎN HAKKINDA YARARLANDIĞIM KAYNAKLAR

- Şeyh Şemseddin hakkında ilk ve temel kaynağım hiç kuşkusuz aile çevresidir. Şeyh Şemseddin Efendi'nin yeğeni, aynı zamanda Şeyh Faxri Efendi'nin torunu ve siyasi kimligi olan Medeni Seyrek (Bukarki), Şeyh Şemseddin Efendi'nin torunu olan Şeyh Eşref'in oğlu Adnan Cengiz'in (Bukarki) verdiğı bilgiler asıl kaynaklarımdır.
- Ayrıca Bukarki ailesinden Mücahit Can'ın yazdığı makale, kürd araştırmacısı İbrahim Sediyani'nin araştırma ve inceleme yazıları.
- Kürd tarihiyle ilgili diğer araştırma ve inceleme yazılarını da tarayarak, taraflı ve tarafsız yazılanları bir bütün olarak ele alıp, rafine ederek yararlanmaya çalıştım.
- Şeyh Şemseddin Efendi üzerine söylenen kaside ve ilahiler dışında, Seyda Cigerxun'un divanından kürd şehidi Şeyh Şemseddin Bukarki için yazdığı methiyesi insana ruh ve heyecan veriyor.


ŞEYH ŞEMSEDDÎN'İN HAYAT HİKAYESİ VE AİLESİ HAKKINDA KISA BİLGİLER

- Şeyh Şemseddin Efendi aslen Farqin/Qamışlo köyünde dünyaya gelmiştir. Babasının adı Şeyh Yusuf Efendi'dir.
- Şeyh Yusuf'un, M.Tevfik, Şemseddin, Nureddin, Seybetullah ve Mehmed Mehdi adında 5 oğlu vardır. Ayrıca Rukiye Hanım adında bir kızı vardır.

- Şeyh Şemseddin Bukarki üç evlilik yapar. Bu evliliklerinden Şeyh Heybetullah, Şeyh Fevzi, Şeyh Mazhar adlarını taşıyan üç oğlu olur.
- İstiklal Mahkemesi kayıtlarında idam edildiği tarihte 60 yaşında olduğu yazılıdır. Yaşı vasıtasıyla yapılan hesaplamadan anlaşılacağı gibi Şeyh Şemseddin Efendi'nin doğum tarihi 1865 yılına tekabül etmektedir.
- Şeyh Şemseddin Efendi'nin annesi Fatma Sofi Hanım'dır.
- Şeyh Şemseddin Efendi, medrese eğitimini seydası ve babası Şeyh Yusuf'tan almıştır. Babası Şeyh Yusuf'ta Altunakar ailesinden Şeyh Kasım ve yanındaki ulemalardan ders almıştır.
- Şeyh Kasım aynı zamanda Şeyh Yusuf'un da seydası olup, Şeyh Kasım Altunakar Şeyh Yusuf'a halifelik icazetini veren zattır.
- Şeyh Şemseddin Bukarki'nin şehadetinden sonra oğlu Şeyh Heybetullah Efendi ailede uzun süre söz sahibidir. Şeyh Heybetullah'ın vefatından sonra da oğlu Şeyh Eşref Cengiz bu etkinliğini yakın dönemde vefatına kadar sürdürmüştür. Şeyh Eşref 1980 öncesi milletvekili seçiminde Diyarbakır'dan bağımsız aday olarak büyük bir oy patlamasıyla meclise milletvekili olur.


ŞEYH ŞEMSEDDÎN EFENDİ'NİN HAREKETE KATILIŞI VE ŞEHADETİ HAKKINDA DERLEDİĞİM BİLGİLER

- Şeyh Şemseddin Bukarki, Şeyh Said hareketinde Silvan, Hazro, Kulp ve kısmen de Lice cephesinden sorumlu kürd komutanı ve direnişçisidir. Kürd tarih araştırmacıları 1925 hareketinin bu cephesi hakkında bugüne kadar yeterince detaylı bilgiler aktarmamışlardır.
- Şeyh Said Efendi'nin Şeyh Şemseddin'le ilişkilenmesi, cephe sorumlusu olarak görev vermesi, bunun yanında hareket esnasında bir araya gelmeleri hakkında bugüne kadar bir şey yazılmadı.
- Şeyh Şemseddin Efendi'nin torunu Medeni Seyrek (Bukarki), babası ve amcalarından edindiği bilgilerde, Şeyh Said Efendi'nin kuryeler aracılığıyla Şeyh Şemseddin'e harekete katılması önerisinde bulunduğu bilgisini nakletmektedir. Şeyh Şemseddin Bukarki hiç tereddüt etmeden
harekete iştirak etmiştir. Bukarki ailesi sonraki yıllarda da Şeyh Said ailesinin direnen aile bireyleriyle beraberce ve ortak hareket eder. Her iki aile komple sürgüne hem de farklı şehirlere tesbih taneleri gibi dağıtılırlar.
- Bukarki ailesi de Şeyh Said ailesi gibi Kurdistan'ın farklı coğrafyalarına dağılarak kaldığı bölgelerde kürd halkının bilinçlenmesine katkıda bulunmanın yanında ilim ve irfan yaymışlardır. Kürd halkının bu kadim ailesine türk devleti tarafından 13 farklı soyadı verilmek suretiyle aile adeta parçalanarak unutturulmak istenmiştir. Bu kasıtlı parçalanmışlığı Şeyh Said ailesinde de görmek mümkündür. Şeyh Said Efendi'nin hiçbir kardeşinin soyadı aynı değildir. Örneğin aile "Fırat, Akar, Bilgin, Aygören" soyadlarıyla bölünmüştür.
-Şeyh Şemseddin Efendi'nin torunu Medeni Bukarki'nin bana aktardığı bilgilerde Şeyh Said Efendi'nin Silvan/Qamışlo köyünde Şeyh Şemseddin Efendi ile ilk defa bir araya
geldiği belirtilmektedir. İkinci görüşmeleri ise hareket başladıktan sonrada Silvan ve Hazro arasında bulunan Kaniya Sulhê'de (sulh çeşmesi, yani barış çeşmesi ) gerçekleşmiştir.

Araştırmacı yazar İbrahim Sediyani, Şeyh Said hareketine dair araştırma yazılarınsa Şeyh Şemseddin Bukarki ile ilgili şu bilgileri aktarmaktadır;

Amed ovasının Qamîşek (Gevendere) köyünde ikâmet eden Şeyh Şemseddîn Huweydanî`ye, bu esnâda Şeyh Sâîd`in, hâin bacanağı Binbaşı Qâsım tarafından ihânete uğradığı ve Amed`e doğru getiriliyor olduğu haberi iletilir iletilmez Şeyh Şemseddîn Efendi, bir cengâver gibi kuvvetlerini rejim askerleri üzerine sevkeder. Fırka Kumandanı Cemil Câhid`in emri altında bulunan askerî kıt`alar ile Farqîn ( Silvan ) yakınlarında çok şiddetli bir çatışmaya girişir. Bekîran ve Reşkotan aşiretleri, Élîh ( Batman ) Köprüsü`nde fırkanın bir alayını bozguna uğratırlar. Silvan`ın diğer Kürt kuvvetleri de, fırkanın diğer kıt`alarını kuşatarak, esir almaya az kalmışken, gecenin basması ve şiddetli bir yağmur yağması sebebiyle, nizam ve intizamdan yoksun olan Kürt kuvvetlerinin civar köylere dağılmasından istifade ederek, fırka kıt`aları kendini toparladı ve ertesi gün yeniden şiddetli bir savaşa girişti. Neticede Şeyh Şemseddîn de tutuklandı ve Şeyh Sâîd ile birlikte yargılanmak ( ! ) üzere Diyarbekîr İstiklâl Mâhkemesi`ne getirildi.

- Şeyh Şemseddin Bukarki nin esir düşmesinden sonra devlet ve Cemilpaşa ailesiyle ilişkisi iyi olan Hevedan beglerinin ileri geleni Münir Bey (Şeyh Şemseddin in kız kardeşi Rukiye hanımla evlidir) ve Cemilpaşa ailesi beraberce Şeyh Şemseddin Efendi'yi idamdan kurtarmak için rüşvetçi Savcı Sürreya'yı devreye sokarlar. Savcı, İsmet Paşa'yı ikna edemez. İsmet İnönü, Şeyh Şemseddin'in mutlaka idam edilmesiyönünde talimat verir.
- Şeyh Şemseddin Bukarki'nin torunu Adnan Cengiz, verdiği mülakatta dedesi Şeyh
Şemseddin'in affedilmesine dair yapılan teklifi "Beni Şeyh Said ve arkadaşlarıyla birlikte şehadetten kimse alıkoyamaz" diyerek kabul etmediğini belirtmektedir. Îbrahim Sediyani, Şeyh Şemseddin Efendi'nin Huweydani aşiretine mensup olduğunu yazmış, gerçeğinde Şeyh Şemseddin Bukarki herhangi bir aşirete mensup değildir. Bukarki ailesinin kürd coğrafyasında çok köklü ve geniş bir aile olduğunu belirtmek isterim. Bukarki ailesi hakkında detaylı bilgileri Şeyh Faxri Bukarki hakkında yazdığım araştırma ve inceleme çalışmamda bulabilirsiniz.

- Şeyh Şemseddin Bukarki 47 arkadaşıyla beraber Diyarbekir İstiklal Mahkemesi'nin cellatları tarafından 27 haziran 1925 tarihinde idam edilerek şehadete ulaşırlar.


ŞEYH ŞEMSEDDÎN'İN CENAZESİNİN YILLAR SONRA TESLİM EDİLİŞ HİKAYESİ

- Şeyh Şemseddin Efendi'nin kız kardeşi (Mala)Hevedan ailesinin ileri gelenlerinden Münir Beg'le evli olan Rukiye Hanım'dır. Hevedan begi ile Diyarbekir'deki Cemilpaşa ailesi arasında yakın dostluk ve akrabalık ilişkisi vardır. Rukiye HanIm'ın bir kızı kardeşi Şeyh Şemseddin Bukarki'nin oğlu Feyzi ile diğer bir kızı da Cemilpaşalardan Cevdet Bey'le evlidir. Cevdet Bey Denizli'de sürgündeyken yerel bazı gerici -ırkcı-şoven kesimler tarafından şehid edilir. Cevdet Bey, Zınar Silopi (Kadri Cemilpaşa) ve Ekrem Cemilpaşaların amcası olup, hukuk eğitimi almış bir kürd aydınıdır. Cemilpaşaların aile reisi Mustafa Bey, Atatürk'ün çok yakın ve samimi bir dostudur. Mustafa Kemal, 1917'li yıllarda Farqin'de görev yaparken Diyarbekir'de defalarca Cemilpaşa ailesine misafir olur. Ekrem Cemilpaşa anılarında bu konuda önemli bilgiler aktarmaktadır.
- Rukiye Hanım, eşinin etkisiyle nüfuzunu kullanarak kardeşleri Şeyh Şemseddin ve Şeyh Nureddin Bukarki kardeşleri büyük miktarda altın vererek kurtarmak ister. Ancak, Şeyh Şemseddin bu teklife karşı çıkar arkadaşlarıyla beraber şehadet onuruna erişirler.
- Rukiye hanım yıllar sonra kardeşlerinin cenazelerini yine dönemin Diyarbekir valisi Nizameddin Bey isminde bir şahısa yüklü miktarda rüşvet vererek teslim alır.

Şeyh Şemseddin Bukarki'nin torunu Adnan Cengiz (Bukarki) bu olaya dair 29.06.2012 tarihinde DİHA muhabiri Erdoğan Altan'a verdiği bir mülakatı aktarıyorum;

Cemilpaşazade ve Hevedan ailesi

Şêx Şemsettin’in torunu Adnan Cengiz, ancak 1928 yılında çıkan bir afla birlikte ailenin nüfuslu insanları devreye koyarak cenazeleri almaya çalışır. Bu konuda Rukiye hanımın büyük bir çaba içinde olduğunu söyleyen Cengiz, şunları aktardı: “Rukiye Hanım Bismil’in ve Diyarbakır’ın en zengin ve güçlü ailelerinden biri olan Hevedan ailesinin gelinidir. Hevedan ailesi ise devlet yetkilileri ile araları iyi. Bir de Hevedan ailesi ile Cemilpaşazade ailesi akraba sayılır. Bu iki ailenin de devlet bürokrasi üzerinde etkileri büyüktür. Bu iki aile aracılığıyla devlet yetkililerile ilişkiye geçılir Başta Ankara olmak üzere Diyarbakır’da vali üzerinde baskı kuruluyor. En sonunda Diyarbakır Valisi cenazeyi gizli kalması şartı ile vermeyi kabul ediyor.”

Ailenin, Rukiye Hanım ailesi aracılığıyla Diyarbakır Valisi’ne o dönem bir küp altın verdiği aile büyükleri tarafından sürekli anlattığını kaydeden Cengiz, Vali’nin “Cenazeyi alın ne kimse sizi görsün, ne siz kimseye anlatın” dediğini aktardı.

Türk devlet yetkilileri 47 kişiden oluşan Şeyh Said ve arkadaşlarının mezar yerlerinin yıllarca nerede olduğunu inkar etseler de Şeyh Şemseddin Bukarki'nin cenazesiyle mezar yeri artık tescillidir. Bakın bu konuda Şeyh Şemseddin Bukarki'nin torunu Adnan Cengiz'in (Bukarki) mülakata aktardıklarını okuyalım.

Bakanlık, arşivlerinde Şêx Said ve arkadaşları ile ilgili bilgi bulunmadığını iddia etse de, tarihi gerçekler bu iddianın tersini gösteriyor. 1925’te İstiklal Mahkemesi tarafından Şêx Said ile birlikte idam edilen 46 kişiden biri olan Silvanlı Şêx Şemsettin’in cenazesinin 1930 yılında ailesi tarafından valilik izni ile Dağkapı mevkisinde alındığı ortaya çıktı. Şêx Şemsettin’in kardeşi Rukiye Hanım’ın girişimleri sonucu büyük miktarda para verilerek cenazenin alındığı ve Silvan’ın Kamışlı köyünde defnedildiği belirtildi. Ayrıca 1925’te Şêx Said olayından dolayı Şêx Şemseddin’in kardeşi Şêx Nuredin’in de Elazığ’da istiklal Mahkemesi’nde yargılandığı ve onun da cenazesinin aile tarafından 1930’da alındığı belirtildi.

Cenaze'nin alınmasıyla ilgi Adnan Cengiz (Bukarki) bakın devamla neler aktarıyor.

Cenaze defninde hazır bulunan devlet görevlileri gözetiminde Şêx Şemseddin’in oğlu Şêx Heybetullah ile aileden birkaç kişinin ellerinde çıralarla Dağkapı mevkinde cenazeyi almaya gittiklerini dile getiren Cengiz, Şêx Heybetullah’ın görevlilere itiraz ettiğini, cenazeyi rastgele verdikleri yönünde kaygısını dile getirdiğini, ancak görevlilerin ellerindeki listelerle cenazenin o olduğunu teyit ettiğini söyledi. Bunun üzerine açılan mezarda çıkarılan cenazenin yüzünü teşhis etmek için Şêx Heybetullah’ın cenazeyi açtığını kaydeden Cengiz, şunları kaydetti: “Şêx Şemsettin’in yüzünün çürümediği söyleniyordu. Bunu duyan Diyarbakırlılar tekbirlerle Dağkapı Meydanı’na birikiyor. On binlerce kişi tekbirler eşliğinde cenazeyi omuzlayıp yaya olarak Silvan’ın Qamışlo köyüne getiriyor. Bu olayı bütün Diyarbakır biliyor. Özellikle yaşlı insanlar, Şêx Şemseddin’in cenazesinin alımında yaşananları hep anlatır. Bizim babamız, dedemiz ve aile büyüklerimizden duyduklarımız bunlar. Aynı gün içinde 1925’te Elazığ’da İstiklal Mahkemesi tarafından idam edilen Şex Şemseddin’in kardeşi Şex Nuredin’in de cenazesi Elazığ’dan Qamışlo’ya getirildi.”


Şêx Şemseddin ve kardeşi Şêx Nuredin’in cenazeleri köyde aileye ait türbede defnediliyor. Türbe o günden bu yana ziyaret ediliyor. Bu olaydan sonra Şêx Şemseddin’in ailesi uzun süre Denizli, Kütahya ve Uşak gibi şehirlere sürgüne gönderiliyor.


- Şeyh Şemseddin Bukarkinin torunlarından siyasetçi Medeni Bukarki'nin bana göndermiş olduğu yazılı bilgiler arasında Şeyh Şemseddin Efendi'ye cenazesinin Diyarbekir'den teslim alındığı sırada, Qamışlı köyünün medresesinde Bukarki ailesinin çocuklarına medrese eğitimi veren Molla Abdulmecit Garzi'ye ilişkin bilgiler de yer almaktadır. Molla Abdulmecid, aslen Kurtalan'lı olup, bir dönem Diyarbekir belediye reisliği yapan Ahmet Bilgin'in babasının amcasıdır.

Medeni Bukarki cenazeyle ilgili şu bilgileride aktardı;

Şehit Şeyh Şemseddin'in naaşı binlerce müridin omuzlarında o zaman araç gereç olmadığı içın Diyarbekir'den Qamışlıya yaz sıcağında ve kestirme yolla tam 60 kilometre uzağa nakledileredek, daha önce abisi şeyh Hadi için yapılan ve babasının da içinde yatığı mekan olan (Quba Qamuşluya) defn edilir.


ŞEYH ŞEMSEDDÎN BUKARKÎ'NİN OĞLU HEYBETULLAH'IN MEBUS OLMA VE ENGELLENME ÖYKÜSÜ

Şeyh Heybetullah'ın 1950'li yıllarda Demokrat Parti'den mebus olma girişimi vardır. Bukarki ailesinden Mücahit Can, 22.04.2012 tarihinde Diyarın Sesi internet sitesinde bu konuda bakın neler aktarmaktadır;

Şeyh Şemseddin'den sonra oğlu Şeyh Heybetullah babasının yerine halife olur, fakat devlet tarafından İzmir'e sürgün edilir ve Diyarbakır'a gelmesi yasaklanır. O günkü imkânsızlıklara rağmen halk, onu ziyaret etmek için İzmir'e kadar gider. Bir ara bağımsız aday olur ve tüm partilerin aldığı oy oranından daha fazla oy alarak milletvekili seçilir. Ancak kendisine mazbatası verilmez ve milletvekili hakkı elinden alınır…

Şeyh Heybet'in vefatından sonra oğlu Şeyh Eşref Cengiz, Bukarki Ailesinin büyüğüydü. O da babası gibi halktan büyük itibar gördü. 1977 yılında bağımsız olarak girdiği seçimleri yine büyük bir oy farkıyla kazanıp milletvekili oldu. 12 Eylül Darbesi ona da yasak getirdiği için dönemini tamamlayamadan siyasete son verdi. Yaşamını Diyarbakır'da sürdürmekte iken, 15 Nisan 2012'de 77 yaşında Hakkın rahmetine kavuştu...


***

- DP'nin iktidara geliş süreciyle ilgili doktora tezi hazırlayan Ensar Yılmaz akademik çalışmasının 252 sayfasında Şeyh Heybetullah Bukarki'nin adaylığıyla ilgili bakın neler aktarıyor;
- 1950 nisanında Menderes Şeyh Heybetullah Bukarki'yi Diyarbekirden aday yapar. O dönem başbakan olan Türk ırkçısı Şemseddin Günaltay çok rahatsız olur. Celal Bayar aracılığıyla Şeyh Heybetullah'ı DP listesinden çıkarır. Celal Bayar malumunuz Atatürkün yakın arkadaşı olmakla beraber Teşkilat-ı Mahsusa'da yıllarca görev yapmış Atatürk, İnönü'den sonra üçüncü adam demek bence doğru bir yaklaşımdır.

Ensar Yılmaz'ın bu konuda şu bilgileri de aktarıyor;

25 Şubat 1950 Şemseddin Günaltay ve Bayar görüşme yaparlar. Diyarbekir DP adayı Şeyh Heybetullah'tan dolayı şikayaete bulunurlar. Bu ikili irtica,kürdçülük ve kominizm konusunda ortak hareket kararı alırlar. Nihat Erim'in o dönemin siyasi gelişmeleriyle ilgili 2005 yılında yayınlanan kitabının 438-439 sayfasında bu konuyu detaylı aktarmaktadır.

- Kısacası kemalist türk ırkçıları Şeyh Heybetullah Bukarki'nin babası ve amcasını idam eder. Tüm mal ve mülklerine el koyup, aileyi sürgüne yollar. Yıllar geçer, 1950 yılında dahi TC başbakanlığı ve cumhurbaşkanlığı yapmış ırkçı-şoven bu ikili Bukarki ailesine olan kin, nefret ve düşmanlıklarını unutmaz ve devam ettirirler.
- Bu örnekle devletin kadim bir kürd ailesi olan Bukarkilere bakış açısını ve yaklaşımını önemli olması nedeniyle için hatırlatmak istedim.


SONUÇ

Şeyh Şemseddin Bukarki ve ailesi hakkında bu araştırma ve inceleme çalışmam esnasında derlediğim tüm bilgileri sizinle paylaştım.
- Amacım kürd tarihinin bir dönemini eksi ve artılarıyla açığçıkarmaktır. Abartı bilgilerde derleyebilirim. Tüm halklarda bu durum mevcut.
- Kürdlerde de olur. Ama, “türklerin durumuna düşmemek” gerekir. Türklerin bu konuda yaklaşımı oldukça ırkçı-şoven bir yaklaşımdır.

-Zaten bu konuda hiç kimsenin türkler kadar becerikli olduğunu düşünmüyorum. Herkesi, her dili, her ırkı türklere bağlama hastalıkları hala devam ediyor.

-Kürdlerin tarihi konusunda herkes ne biliyor ve ne duyuyor yazmalıdır. Yarın yeni bilgilerin ışığında doğru ve yanlışların ayrılması daha kolay olacaktır.

Son sözlerimi Seyda Cigerxun'un şu sözleriyle bitirmek istiyorum.

Sedan sal, hezaran zimanê me ye
Wekî me di bin deste dijmin de ye
Çi gernas û mer e di meydane ceng
Ne şur û mertal û ne top û tifeng…


Türkçesi;

(Yüzlerce, binlerce yıl dilimiz,
Bizim gibi tutsak kaldı;
Ancak ne kadar yiğit ve kahraman ki,
Bugüne kadar kılıca, kalkana, topa ve tüfeğe yenilmedi…
)

-Kürdlük vadisinde büyük bedeller ödeyen Bukarki ailesinin meşalesini taşıyan önder kürd ru-spisi ve şehidi Şeyh Şemseddin'in ruhu şad olsun