Kûy a Spî

18 Şubat 2013

ŞEX FAXRİ BUKARKİ'NİN TORUNU MEDENİ BUKARKİ İLE YAPTIĞIM RÖPORTAJ



MEDENÎ BUKARKÎ



* Şex Faxri Bukarki'nin yaşam öyküsünü geçen yıl Serbestî sitesinde yayınlamıştım. Bu araştırma ve inceleme yazım kürd internet siteleri başta olmak üzere, onlarca dergi ve gazetede yayınlanmış ve epeyce tartışma konusu olmuştu. Yazımın ilk yayınlandığı site olan Serbestî'nin editörü, Şex Faxri Bukarki'nin yaşam öyküsü ile ilgili araştırmamın sitede okuma rekoru kırdığını bana bildirdi.

* Bu araştırma ve incelememin hikayesi çok uzun olduğu için yazmayacağım. Ama kısa da olsa bir açıklama yapmak istiyorum.

* Önce, çalışmasına başlarken yaşadığım zorlu hikayeyi anlatmak istiyorum:

* Şex Faxri'nin yakın akrabalarından Öngören ve Cengiz soyadlarını taşıyan, halen Diyarbekir'de farklı partilerde legal düzeyde siyaset yapan iki şahısla ilişkiye geçtim.
* Bu iki şahıstan Şex Fahri'nin yaşam öyküsü hakkında istediğim bilgileri bana vermeleri konusunda yardım istedim. Maalesef duyarlılık gösterip yardımci olmadılar.
* Duyarlılığı bırakınız, Şex Faxri hakkında bilgi vermek suçmuş gibi bir intibaya yol açtılar.
* Defalarca telefonla ulamaya çalıştım, bu arkadaşlardan ÖNGÖREN soyadını taşıyan şahsın kendisine referans vermeme rağmen bir daha beni rahatsız etme diyerek, telefonuma çıkmaması beni çok üzmüştü.
* CENGİZ soyadını taşıyan Hüseyin arkadaşta konuyu ailenin büyüklerine götüreceği yönünde görüş bildirdi bana.
* Kısaca bu arkadaş konuya vakıf olmadığı gibi, aile bireylerinden destek göremedi.
* Kürdlerin kendi değerlerine sahip çıkmaması, ikinci yada üçüncü dereceden akrabaları da olsa buyüklerinin zorlu ve bir o kadar da tarihimiz için önemli yaşam öykülerini bir araştırmacıdan saklamak istemeleri benim zoruma gitmişti.
* Hani derler ya "zaza inadı", Şex Faxri'yi yazamadığım için adeta kahroluyordum.

* Şex Faxri gibi bir kürd efsanesini mutlaka yazmalıydım.
* Çünkü Şex Faxri'nin yaşamı kahramanlıklarla doluydu ve O en uzun süre gerilla savaşı veren, üzerine onlarca stran bestelenen bir kürd komutanıydı.

* Sonradan Diyarbekir/Farqinli ilk defa tanışacağım gazeteci Cüneyt Alphan'la internet üzerinden iletişime geçtim. Kendisine Şex Fahri Bukarki'nin yaşam öyküsünü yazmak istediğimi anlattım ve yardımlarını istedim.
* Sağolsun, bana; "Şeyh Fahri'nin birinci dereceden torunu sayılan Medeni Bukarki ile senin ilişkini sağlayacağım" dedi. Ertesi gün bana müjdeyi verdi ve görüşebilirsiniz dedi.
* Sayın Medeni Bukarki ile bu şekilde ilişki sağladık. Sağolsun, Sayın Medeni Bukarki ismi gibi medeni ve bir o kadarda cesur bir davranış göstererek ihtiyacım olan bilgileri benimle paylaşacağını ve Şeyh Faxri konusunda bana tereddütsüz yardımcı olacağı sözünü verdi.
* Düşünmedim de değil, iyiki öz torununa ulaşmıştım.  Akrabaları olan diger kişiler zaten yeterli bilgi'ye sahibi olmadıkları gibi, cesaret edemeyip bana bilgi vermekten de imtina etmişlerdi.

* Dedesi kürd şehidi Şex Faxri'ye yaraşır bir yardımseverlik örneği ve tıpkı onun gibi duyarlılık gösteren öz torunu Sayın Medeni Bukarki'ye yardımlarından ve katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.


Orhan Zuexpayıc



- Keke Medeni önce kısaca sizi tanımak istiyorum.

* Ben, Şex Faxri Bukarkı nin oğlu merhum Şex Şirin Efendi'nin oğluyum.
* Diyarbekir ve çevresinde Şex Şirin'in ailesi yakın döneme kadar SEYREK soyadını taşıyordu.
* Qamışlı Şexleri bizim soyadımız dışında örneğin CENGİZ, ÖNGÖREN ve başka soyadları da vardır.
* Ben de ailemize biçilen veya yakıştırılan bu soyadlarından çok rahatsız oluyordum.
* Qamışlı Şexleri malumunuz Kurdistanda BUKARKİ ismiyle anılırlar.
* Geçen yıl Diyarbekir'de yerel mahkeme kararıyla ailemin asıl anıldığı BUKARKİ soyadını kazanarak nüfus kayıtlarına tescil ettirdim.
* Malumunuz Şex Faxri dört evlilik yapar. Babamın annesi Hevidan aşiretinin reisi Hacı Zübeyir Ağa nın kızı Dılşa Hanım'dır. Ben 48 yaşındayım. Evli ve 3 çocuk babasıyım. Halen Diyarbekir'de aile şirketim var olup, inşaat taahhüt işleriyle meşgulüm.
* Ayrıca, uzun süredir siyasetle de ilgileniyorum. Geçmişte Cem Boyner'in Yeni Demokrasi Hareketi içinde yer aldım. Diyarbekir teşkilatının kurucularındandım.
* Daha sonra Diyarbekir ANAP yönetimi başta olmak üzere 1999 yılındaki belediye seçimlerinde Kayapınar beldesinde bağımsız aday olarak belediye başkanlığı seçimine katıldım.
* Kemal Kılıçdaroğlu CHP genel başkanı olunca, sık-sık Kurdistan'a gelmeye başladı. Böyle bir dönemde Diyarbekir teşkilatı da özellikle eski yönetim genel merkez tarafından görevden alındı.
* Bir kısım çevreler geçen yıl benim CHP'de kısa bir dönem de olsa il başkanı olmam yönünde teklifte bulundular.
* Ben de CHP'nin çehresini belki değiştirip, kürd sorununda belki genel merkezde CHP'nin kemalist ve statükocu anlayışını tersyüz ederiz diye kabul ettim.
* Ama Diyarbekir teşkilatında genel merkezle baglantılı bazı kesimler benim başkan olmama tahammül edemediler. Genel merkezde dönen senaryolarla il başkanlığı görevinden azl edildim.
* Kısaca kim olduğumu siyasi kimliğimle azda olsa kendimi anlatabildim.


- Keke Medeni dedeniz Şex Faxri'yi inaniyorumki yazdığım araştırmadan sonra herkes artık çok yakinen tanımaya başladı. Babanız Şex Şirin Efendi'yi de bize kısaca anlatırmısınız?


* Dedem Şex Faxri'nin şehadet edildiği dönemlerde ailemiz de batıya Kütahya'ya sürgün edilir.
* Babam Şex Şirin 1930 doğumlu olup, o dönemde daha 3-4 yaşlarındadır.
* Babamın amcası Şex Nureddin'in oğlu, Şex Misbah babamı ve ailesini Kütahya sürgününden firar ettirerek memleketlerine dönerler.
* Babam Şex Şirin daha çocuk yaştayken ailesi tarafından değil uzun süre dedem Şex Faxri'nin yakın dostları tarafından yaşamı adeta koruma altına alınır.
* Şex Misbah o dönemde yönünü bin-xete Suriye Kurdistanı'na verir.
* Şex Misbah, Şex Abdurrahim ile 1937 yılında Dersim direnişine destek vermek için ülkeye dönüş yapan grubun içindedir.
* Bu grup Bismil sınırları içinde pusuya düşürülerek şehadete ulaşır.
* Şex Misbah üzerine kürd dengbejlerinin stranları da vardır. Kısacası babamın yaşamı uzun bir hikayedir.
* Babam Şex Şirin, yaşamının son 40 yılını halka, gariban insanlara adamıştır. Bölgede sayısız, binlerce diyebileceğimiz barışma gerçekleştirmiştir.
* Aşiretler arası, aileler arası bir çok kan davalarını ve hukuki bir takım sorunları hal etmiş, insanlar arasındaki husumetleri çözmüştür.

*Şeyh Şirin 05.08 2000 yılında Ankara'da hastahanedeyken vefat eder. Babamın mezarı şu anda dedelerinin mekanı olan Qamışlo köyünde meftundur. Babamın resimdeki silahlı kürd giysileriyle bulunan fotoğrafı 1950'li yıların sonunda mahkumken Pasur'un bir köyünde çekilmiştir. Kısaca babam hakkında bu bilgileri verebilirim.




ŞEX ŞİRİN BUKARKİ


- Babanız Şex Şirin nerede ikamet ediyordu? Ayrıca babanızın kürd sorunu ve son silahlı mücadeleye bakış açısı hakkında bilgi verebilirmisiniz?


* Babam Şex Şirin Pasur'un Karaağaç/Benin köyünde 'Kaniye Dere'de kurmuş olduğu çiftlikte 2000 yılına kadar ikamet ediyordu.
* Şex Şirin tıpkı babası gibi cesur ve çevrede sevilen biriydi.
* Bismil'in Dicle nehrinden tutun ta Solaxan/Ginc'deki (Kale Köy) Çeme Murad'a kadar toplumsal sorunlarına derman olmuş bir kanaat onderiydi.
* Daha önce de bahs etiğim gibi bir çok haksız uygulamalarada tabi tutulmuştu. Hatta sizin yöreden, Solaxan'dan bir örnek vermek isterim. 6 Kasım 1982 askeri anayasasına babam karşı propoganda yaptığı için, Solaxan'ın bazı işbirlikçileri hatta Tavz aşiretine mensup olanlar da var bunların içinde, babamı Bingöl sıkıyönetimine şikayet edip, Solaxan'da ceza evine attırdılar.
* Uzun uğraşlar sonucunda 18 günde dışarı çıkara bildik.
* Babam Şex Şirin'in Pasur/Kulp mıntıkasındaki evine sürekli gerillalar ziyaretine giderlerdi. 1996 yılında bir itirafçının ifadeleri sonucunda yardım yataklıktan 66 yaşındayken tutuklanıp, 3 yıl 9 ay ceza verilir. Uzun uğraşılar sonucu verilen hukuk mücadelesinden dolayı cezası yargıtay 9. Ceza Dairesi'nde bozularak, tahliye edilir.
* Babam bu ceza öncesi de defalarca çevredeki karakolar tarafından gözetime alınıp, işkencelerden geçirilir. Pasur ve Lice çevresindeki tüm insanlar babamın yaşadıklarına tanıktırlar. Kısaca babam Türk devletinin kırmızı çizgileri arasındaydı.
* Şex Şirin açıkca söylemek gerekirse heybetli duruşu, cesareti ve Kurdistani sevdasından dolayı babası Şex Faxri'nin misyonuna sahip bir şahsiyetti.

*Babamdan dolayı başta Lice ve Pasur başta olmak üzere, Çolig/Bingöl bölgesindeki bize bağlı olan kesimlerin sorunlarını ben gider çözerim. Örneğin geçen sene Solaxan'da iki aile arasında çıkan kavga sonucunda iki kişi yaralanmıştı. Babamı seven bu ailelerin arasındaki husumeti duyunca hemen arabulucu olup, barıştırdım. Ayrıca bizim bölgedede elimden geldiğince babamın vazifesini yapmaya çalışıyorum.
* Solaxan'da babamın etkili olduğu çevre olarak Kulp/Pasur sınırına yakın olan Tütel, Qameran, Hovit, (Ginc)Qale istasyonu ve çevresindeki köy ve mezraları sayabilirz.


- Keke Medeni, Şex Faxri üzerine geçen yıl yazdığım yazıdan çok olumlu tepkiler aldım. Dedeniz hakkında yazdığım yazıda sizin bilgileriniz dışında kürd kaynaklarından elde ettiğim bilgiler de vardı. Bu konudaki düşüncelerinizi almak istiyorum.

* Doğrudur, keke Orhan gerçekten dedem hakkındaki kapsamlı araştırmanız ve benim dışımda elde etttiğiniz kaynaklardan dolayı size çok teşekkür ederim. O bilgilerden dolayı dedemi daha farklı ve zengin bilgilerle sayenizde tanıdım. Tabi bu bilgilerin dışında beni en çok etkileyen yazınızdaki dedemin o kadar güzel bir motifle işlenmiş olmasıydı, çerçevenin içindeki o fotografı beni çok duygulandırdı.




ŞEX FAXRİ BUKARKİ


- Keke Medeni sizi anlıyorum ve istiyorum ki o fotografın çerçevesiyle ilgili hikayeyi size anlatayım.


* İsveç'te uzun süredir siyasi mülteci olarak yaşayan GORAN arkadaş bu röportajımı okurken çok etkilendiğini söyledi. Çünkü kendiside BADIKAN aşiretine mensup olup, Şeyh Faxri'nin şehadetinin olduğu mıntıkadaki Farqin köylerindendir.

Goran arkadaş bakın devamla şunları bana anlattı:

* Aile büyüklerim sürekli uzun kış gecelerinde tarih konularındaki sohbetlerinde Şex Faxri'nin efsane kişiliğinden bahs ederlerdi. İsmini sıkça duymuştum, dedi.

* Senin bu araştırmanı okuduktan sonra Şex Faxri'nin mutlaka fotoğrafını bulmalıyım dedim, beraber yaptığımız araştırmalarda kovara bir dergisinde Xurşit Mirzengi'nin makalesinde sizinde yardımınızla Şex Faxri Bukari'nin fotosuna ulaştık. Bu fotoğraftaki Şex Faxri'nin o heybetli duruşunu da görünce aile büyklerime hak verdim.

* Keke Goran, İsveçte kitap ve fotoğraflarıyla kürd belgelerini arşivleyen kütüphaneci bir kürd aydını ve siyasetçisidir.

Bakın, Kek Goran'ın bana yazdığı mesajın alıntısını aktarıyorum:

"Selam Kek Orhan,
Böyle bir kahramanımızın resmini bulup hemen çerçevelemek istiyorum. Biliyorsun belki: kürdlerle ilgili bütün resim ve belgeleri toplayıp arşivliyorum.
Selamlar ve hürmetler.
Goran"



*Kek Goran'da sağolsun o fotoğrafı özel motiflerle bezenmiş bir çerçeve içine monte ederek SERBESTÎ sitesine asmıştır. Gerçekten bu fotoğraf tablosu birçok duyarlı kürd insanını büyülemiştir.


- Medeni Bey, dedeniz Şex Faxri üzerine yazdığım araştırma yazısında şehadetine ve elbiseleriyle defin edilmesi olayına bilgi eksikliği nedeniyle fazla değinemedim. Bu konuda sizin düşünceleriniz almak istiyorum.

* Dedem Şex Faxri ve arkadaşlarının mücadelesi 1933 yılının Ekim ayına kadar devam etmiştir. Kulp'un Hevedan bölgesinde Goderne köyünün alt tarafında Şikefta Ganike mağarasında Badika ve Xıyan milislerinin öncülüğünde Diyarbekir, Bingöl, Muş ve Silvan'dan gelen askeri birlikler tarafından kuşatıldılar. Uzun çatışmadan sonra dedem ve 17 arkadaşı şehadete ulaşır, 3 arkadaşı da kurtuldu. Daha sonra cenazeleri Hazro'da bulunan Gire Cirit tepesindeki mezarlığına, üzerindeki kanlı elbiseleriyle toplu bir şekilde gömüldüler.

*Dedem bir alim olduğunu ve asla hurafe olmadığını belirtmek isterim. Bazı çevreler dedemin mezarının üzerine taş tuturulmadığını söylüyorlar. Babam Şex Şirin'in vasiyetidir. Babamın üzerine ne türbe nede bir mezar yapmayın. Ne zaman ki kürd halkı özgürlüğünü elde ettiği zaman laikiyle bir anıt mezar o zaman yapıınız.

* Hazro'dan birkaç değerli dostlar benden izin alarak etrafına duvar örüp çit yapmak istediklerini belirtiler, ben de yapın dedim.


- Keke Medeni, babanızın bu vasiyeti biliyormusunuz bana neyi hatırlattı? Molla Mustafa Barzani'nin de sade ve gösterişsiz bir mezarı vardır. Molla Mustafa'nın da vasiyetini muhakkak biliyorsunuz; “Mezarım peşmerge mezarından yüksekte olmasın, peşmergeler olmasaydı ben de olmazdım, benim varlığımın sebebi peşmergelerdir." Ve "üzerinde kır çicekleri açan mezarın" sadeliğin, fedakarlığın, davaya bağlılığın ve inancın bir sembolü olduğunu hatırlatmak isterim.

*Keke Orhan, Molla Mustafa Barzani'nin vasiyeti ile benim babam Şex Şirin Bukarki'nin babası Şex Faxri'nin mezarı hakkındaki maukayseniz için çok teşekkür ederim. Bu belirlemeniz doğrusu beni çok duygulandırdı. Molla Mustafa'nın bu vasiyeti mütevazilik ve asaletinin bir tezahürüdür.


- BDP ve AKP arasında kürd sorununun barışçıl çözümü için görüşmeler vardır. Siz bu görüşmelerde BDP'ye nasıl bir misyon biçiyorsunuz ve AKP'yi bu konuda samimi görüyormusunuz?


* AKP/PKK Oslo süreciyle bu görüşmelerin temelini daha evvel atmıştı. Tabi o süreci hepimiz takip ettik, kesintiye uğradı. Bu defa sanki iki tarafta açıklamlarıyla biraz daha temkinli ve samimi görünüyorlar. Kürdler tarih boyunca hep kandırıldı. Hükümet samimiyetini bu coğrafyada dilimize, kimliğimize ve kültürümüze dair samimi adımlar atarak gosterebilir. BDP tarafı zaten malum, İmralı'nın görüşleri doğrultusunda adımlar atacağını biliyoruz. Umarım bu defa BDP/İ mralı kurdi taleplerle ortaya çıkar, geçmişte ortaya attığı hiç bir anlam ifade etmeyen kürdlerin kafasını karıştıran o kavramlardan uzak dururlar.

* Gelişme aşamasında olan sürecin daha ileri bir noktaya gitmesi için hep birlikte el ele, omuz omuza vermeliyiz.


* T.C. devleti kurulduğu günden bu yana kürd sorunu ilk kez çok kritik bir dönemeçten geçiyor. PKK'nin kurucusu Abdullah Öcalan'la İmralı'da yapılan görüşmeler ve yapılan müzakereler sonucunda bir yumuşama ve çözüm umudu olduğunu hepimiz görüyoruz. Şex Faxri'nin torunu olarak ailemizin bölgede kürdler arasındaki sosyal problemlerin hepsini barışla sonuçlandıran bir misyonu vardır. Ben de hükümetin İmralı, BDP ve kürd çevreleriyle yaptığı bu barış görüşmelerini içtenlikle destekliyorum.

* Bu süreç çok hasas olduğu için, umarım her iki tarafta usluplarına dikkat eder. Biliyorsunuz, geçmişte barıştan bahs edildiği yumuşak dönemlerde provakatörler her iki taraftan da devreye girip, süreci baltalıyorlardı. O yüzden dikkatli olmak lazım, çünkü barışın savaştan çok daha zor olduğunu bilmemiz gerekır.


- Keke Medeni, bilmiyorum okudunuzmu, Silvan ve Diyarbekir'de yayın yapan gazete ve internet siteleri Şex Faxri ile ilgili olarak kısa bir röportajı torununa dayandırarak yayınladılar. Bu açıklamalar hakkındaki düşüncelerinizi almak istiyorum.

* Ben de duydum, dedem Şex Fahri'yle ilgili röportaj yerel internet ve gazetelerde verilmiştir. Bu açıklamaları okudum da, zaten yazıda farklı bir şey ifade edilmemiştir.
Dedemle ilgili sizin araştırmanızın zaten çok zengin olduğunu vurgulamak istiyorum. Bu röportajda zaten farklı birşey yoktur.


- Keke Medeni bu röportajı ben de internet sitelerinden takip ederek okudum. Dikkatimi çeken bir husus, röportajda benim araştırmalarımdan adeta cümle cümle alıntı yapılarak yapılmıştır. Bu konuda sizin görüşünüzü almak istiyorum.


* Dedem Şex Faxri ile ilgili bu röportajın  akrabamiz olan kişiyle ne amaçla yapıldığını bilmiyorum.
* Bu şahıs Şex Faxri Bukarki'ye akrabadir.
* Zaten siz ilk kendisiyle ilişkilenerek dedemle ilgili röportaj talebinde bulunduğunuzu söylediniz.
* Ama, size söz verip, sonradan vaz geçtiğini bana anlattınız.
* Hatta telefon görüşmelerinizde de size ters cevap verdiği gibi, telefonunu size kapattığını söylediğinizde de çok üzülmüştüm.
* Şimdi de sizin yazdıklarınızın aynısını cümle cümle verdiği röportajlardan ben de görüyorum.
* Bu konuda açıkça söylemek gerkirse dedem Şex Faxri Bukarki'nin mirası sadece ailemizin değil, tüm kürdlerin onurlu yadigarı ve hatırasıdır.
* Onların bu hatıralarına, şanına yaraşır bir şekilde sahip çıkmak gerekir.
* Onların kemiklerini sızlatacak tek şey biliyormusun nedir; onların layık olmadığı bazı ağızlar tarafından politik malzeme olarak kullanılmasıdır.
* Onların mücadelesi ve davaları bizim varlık nedenimiz oldu. Bundan gurur duyuyorum. Bunu her yerde söylemekten, isteyen her kişiye anlatmaktan ve onun kutsal mirasını taşımaktan onur duyduğumu ifade etmek istiyorum.


- Keke Medeni, sosyolog bir hemşeriniz hem de Pasur/Kulp'lu Fransa'da doktora tezi hazırlıyor. Bu arkadaş çok ilginçtir ki Xiyan aşiretine mensuptur. Dedenizle ilgili yazdığım araştırmayı internet üzerinden okumus ve benimle iletişime geçerek yardım talebinde bulundu. Bu arkadaşın bana gönderdiği mesajı olduğu gibi aktarıyorum:


Mesajı yazan; Azad Rénas Çelik,

Orhan bey merhaba, Şêx Fexrî üzerine yazdığınız makaleyi okudum ve çok beğendim araştırma yönteminizi. Ben de doktora tezimi Pasûr, Lice ve Farqîn sosyal tarihi üzerine yazıyorum. Sizin değerli katkılarınıza ihtiyacım var. Teşekkürler.



- Bu Sosyolog arkadaş Fransada üniversitede doktora tezi hazırlıyor. Keke Medeni, Kulp'lu bu sosyologun çalışması hakkındaki düşüncelerinizi kısaca almak istiyorum.

Keke Orhan, dedemle ilgili bu araştırmanızdaki tesaddüflere bakın. Dedem ve 17 arkadaşı Türk askeri ve bölgedeki BADIKAN ve XIYAN aşiretine mensup bazı milislerin desteğiyle şehadete ulaşıyorlar. Kaderin acı cilvesi BADIKAN aşiretine mensup İsveç'teki GORAN kardeşimin dedemin fotoğrafıyla ilgili o çerçevesi ve aile büyüklerinin dedem üzerindeki düşünceleri beni çok duygulandırdı.
* Yine Xıyan aşiretine mensup hemşerim genç Sosyologun da dedem üzerine doktora tezi hazırlaması ayrıca bir duygu bana yaşattı.
* İşte budur, geçmişte türk devletinin bizi nasıl böl yönet politikasıyla karşı karşıya getirdiğini bu örnekte daha iyi görüyoruz.
* Ama biz torunlar, ben Medeni Bukarki, Badıkili Goran arkadaş ve Xıyan'li genç sosyolog Renas arkadaş tarihimizdeki bu kara yaraya adeta bir neşter vurduk.
* Şex Faxri'nin yiğitliği, cesareti ve efsane kişiliği bizi bir araya getirdi. Kürdler artık eski kürdler değildir.


- Keke Medeni, bu röportajda hem sizi, hem babanız Şex Şirin'i yakinen tanıdık. Ayrıca, dedeniz Şex Faxri hakkında eksik yazdığımız bazı bilgileri de bu röportajda genişleterek tarihe bence not düştük. Bunun yanında, hükümet ve PKK çevrelerinin son barış görüşmeleri üzerine de kısaca düşüncelerinizi aktardınız. Bu samimi düşünceleriniz için teşekkür ederim.

Keke Orhan, asıl ben teşekkür ederim. İnaniyorumki başta kürd tarihi ve yakın dönem siyasetine çok önemli mesaj verebildik. Sizin bundan sonraki çalısmalarınızda da başarılar dilerim.




15 Şubat 2013

ZOGPA,ZOXPA KÖYÜM HAKKINDA TANITICI BILGILER





                                                  DEWE MI ZUEXPA


                                                                Lewey sehbe








                                                  HACI ALI KAYA-RAMAZAN GÜLAC





ZOGPA,ZOXPA KÖYÜM HAKKINDA TANITICI BILGILER


Kisa bir aciklamayla köyümü tanitmak istiyorum,


"Eğer bir yeri seviyorsan orası dünyanın en güzel yeridir... eğer dünyanın en güzel yerini sevmiyorsan orası dünyanın en güzel yeri değildir."



* Yukaridaki o anlamli sözü Yilmaz Erdogan'in vizyontelle filiminden esinlenerek kendi köyümü anlatmak istiyorum.

*1980 öncesi diyebilirimki ! hemen hemen her yil bazen birkac defa köyümü ziyarete giderdim.   Yaz aylarinda gittigimde de mutlaka köyün meshur yaylasi'na "WARE MERG" gitmeyide hic ihmal etmezdim.
* Köyde hele sabahleyin erkenden yasli kadinlarimiz "mesk" salamalari, evin dogal firini sayilan "PIXERI" de özellikle pisrilen dari ekmegi taze taze cökelek ve sogan karisimi istahimizi kabartan kahvaltiyi hic unutmam.
* Tabi bunun yaninda kahvaltida tereyagi,bal,ser sit "kaymak" bugday ekmegi biraz lükse kacardi.
* Köyümüz cok daglikti,ulasim sorunu vardi. Ama buna ragmen o soguk suyu,o temiz yaylari ve havasi,insanlarin o samimiyeti insanlara ruh ve heycan veriyordu.

* Hele hele orjinal kirdki/zazaki konusmalarini hic unutmam.Hic bir yasli kadinimiz Türkceyi bilmezdi. Ne kadar güzel bir duyguydu. Zuexpalilarin Kirdki/zazaca ana dilini konusurken cümlelerinde türkce tek bir kelime bulmazasin,zazaca nin hasini orjinalini  zuexpada tanik olabilirdiniz. 
* Kirdki dili üzerinde ugrasan hemserim Ehmed Diri sürekli söylerdi bana, Guewdere mintikasinda en orjinal zazaki Zuexpa köyüne aitir. Ben bircok kelimenin orjinalini orada buldugum gibi, bölgede zuexpanin agzi ve kelimelerini sürekli kendime referansa olarak alirim sözü hala hafizamdadir.




*Zuexpaya ne kapitalizm girmisti, ne asimlasyon politikasi. Kisaca sehirlerden kopuk,dogal bir yasami vardi.
* Zuexpa köyü kapitalizmin gec girdigi bir köydü. Ne yolu vardi,ne araba yüzü görmüstü. Dogal tasima araclari katirlar ve esekti. Katiri olan ailenin sanki mercedes bir arabasi varmis,gibi degeride vardi.
*Cünkü köydekilerin bir kisimi fakir ailelerdi katir alim gücleri olmadigi icin yük tasimaciliginda dogal olarak katiri olan ailelere muhtac oluyorlardi. Bu yönüyle katiri olan aile varlikli sayilirdi.
* Zuexpalilar cevre köylerden alisverislerini parayla degil takas yoluyla yapiyorlardi. Örnegin ben köydeyken Metan köyünden Haci Ehmed Qasun katirla yaban armudu "Querc" getirerek Zuexpa'nin o meshur kuru soganiyla takas ediliyordu. Örnegin Ardürekten getirilen üzümle Zuexpanin cevizleriyle takas ediliyordu.
*Zuexpa deyip gecmeyin tarihinde bölgede hem tekstil merkeziydi, hemde dönemin modern tabiriyle merkez bankasi islevini görüyordu.



*****************


*Cünkü köyde yaklasik 40 civarinda dokuma tezgahi vardi. O günün kosullarinda iyi bir para carki dönüyordu.  Bu yazimda köyün ekonomisine deginirken bu kapital canliligada deginecegim.
* Kisa aciklamalarimi bitirmeden evvel babam'in Almanya'da yasadigi kisa bir anekdotunuda ihatirlatmak istiyorum.

* Babamla birgün kaldigim sehirin merkezini carsisini arsinlarken Dersim'li bir arkadasla karsilastik.  Babama kirdki/zazaca sunu söylemistti ? keko amca Almanya'yi nasil görüyorsun. Bak nekadar güzel,devletin sosyal imkanlarindan,saglik politikasidan hayatin diger alanlarindan basladi Almanya'ya övgü yagdirmaya ?
* Babamin cevabi'da cok enteresandi. Bak yegenim ben birsey demiyom,dediklerin dogru olabilir. Ama, Almanya benim yerim degil, Cünkü bir yer insanlarla iyi olur.Senin Insanlarinin olmadigi yerler hem senin degil hemde iyi degildir.  Almanya'da ne kimseyi taniyorum,ne dilini nede kültürü herseyi bana acayip geliyor. Bütün Almanya benim olsa ne yazar,ben anlamadigim,kokusunu tadini alamadigim birsey bana zevk vermez ki ?
* Babam devamla. bak yegen ;  Bülbülü altın kafese koymuşlar, “ah vatanim,ah vatanim demis" niye bülbül bu kadar icerlenmistir.

*Cünkü,  İnsan, özgürlüğünü,huzurunu ancak vatanında bulur. Bu bakımdan vatan en değerli varlığıdır insanin . Orda doğmuşum, orda büyümüşüm, orda doymuşum, orda tatmışim mutluluğu. Bu sebeple yurdundan uzakta yaşamak, ne denli bolluk içinde olursaniz olun insana zor gelir. Nasıl ki ! bülbül asıl vatanı olan yeşil tabiatı, kanat çırpacağı mavi gökleri özleyip ister ve altın kafesten kurtulmaya çalışırsa, insan da (hele bir de tutsaksa veya sürgünse ) özgür yaşayacağı vatanını ister ve hasretini çeker.


* Köyüm Zuexpa nin tarihi,kültürel ve ekonomik dokusu Guewdere mintikasinda cok renkli oldugunu bu anlatimlardan görmek mümkündür.
* Zuexpa köyü türk devleti nin dikkatini üzerine ceker.
* 1995 yilinda Türk askerleri  Zuexpa köyünü kusatirlar. Köy halkini meydanda toplayarak, size yarina kadar mühlet veriyoruz. Zuexpa köyünü bosaltacaksiniz. Aksi taktirde köyde insan namina birisiyla karsilasirsak öldürürüz tehdidinde bulunurlar.
* Zuexpa köyü büyük bir telas icine girerek ulasim sorunu ve tasima araclari köye gelmesi mümkün degildi. Köy halki hayvanlarini ve tasancak degerli esyalarini ancak yanina alip, köyden öncelikle cevre köylere canlarini zor kurtarirlar.
* Zuexpa köyü o dönem 60,70 haneydi. Köy halkinin büyük cogunlu Xarpet Metrapolü basta olmak üzere
   yarisina yakinida Colig ve cevresinde yerlesik olan yakin akrabalarinin yanina yerlesirler.
* Zuexpa köyü yakalsik 3,4 yil adeta yanlizliga terk edilir. Türk devleti köyde bircok evi ve dogasini tahrip
  ederler.Guewdere mintikasinda bir yil evvelinde ayni akibet Züver köyünde'de yasanmisti.
* Züver köyüne daha cok baski ve iskenceler yapilmisti. Züverlilere hic mühlet tanimadan, türk ordusu köyü ani basar kadin,coluk,cocuk önlerine düsen kim varsa hepsi iskence ve zulümün en agirini yasarlar.
* Guewdere mintikasinda Züver'den sonra Zuexpa köyü kurdistandaki ulusal kurtulus mücadelesinde bosaltilan ikinci köydür.                                                            


      ZOGPA;ZOXPA VEYA ZUEXPA ISMININ ETIMOLOJISI


* Köyüm eski ismi Zogpa,Zoxpa,Zwexpa,Zuexpa seklinde telaffüz edilir.
* Köyün Türkcelestirilmis ismi Beydogan,olup hicbir anlam ifade etmiyor.
*  Isminin degistirilmesi tamamen asimle amaclidir.
* Köyümün eski ismi'nin etimolojisi "kökeni" üzerine epeyce arastirmalarim oldu.
* Bu konuda taraf gazetesinde "Kelimebaz" kösesinde etimoloji uzmani olan Sevan Nisanyan'a
   E-mail yolladim.
* Sagolsun, kisa sürede cevap verdi.
* Köyümle ilgili yapttigi bilimsel arastirma ve incelemelerde Zuex,Zog,Zox,Zwex kelimesinin
   kökü hakkinda herhangi bir bilgiye ulasamadi.
*  Halk ararsinda yaygin kullanilan isim Zogpa'dir. Zog "baslangic" sözcügü oldugu icin kök
   sayilir.Pa kelimesi ise ayak anlaminda veya eylem amaciyla kullanilmaktadir.

 ***********

* Etimoloji bilimi ülkemizde bilimsel,
  yöresel veya halksal,
  Kemalist olmak üzere üce ayirabiliriz.

*Köyümün etimolojisi'nin bilimsel karsiligini cözemedigim icin Osmanlilar döneminde telafuz
   edilen yöresel ve halksal ismi Zogpa'dir.
*  Kemalist ve bilim disi etimolojik ismide uydurma ismi Beydogan'dir.
* Halk etimolojisindeki kelimeler genelde yakistirma seklindedir.
* Halk Etimolojisinde dilde olmayan bir sözcüğün anlamca yakın bir sözcükle karşılanması
  şeklinde de yapılabilir bazen.
* Halk etimolojisinde bazen kelimelere efsaneler yükleyerekde ifade edilir.


  Bu bilgilerden hareketle köyümün ismini halk etimolojisi tanimiyla,bugüne kadar yapilan yorumlarla ifade etmeye calisacagim.

   Beydogan isminin maddi ve bilimsel bir degeri olmadigi icin hic deginmeyecegim. Cünkü Beydogan ismi resmi-ideolojinin "kemalizm" kürd cografyasinda tamamen asimle amacli taktigi bir isimdir.


***********


* Ben agirlikli olarak Zogpa ismi üzerinde durmaya calisacagim.
* Bu kelime'nin anlamini yillar önce 1970'li yillarin basinda Seyh Said'in oglu Seyh Selhaddin köye gitiginde sormuslar.
* Seyh Selhaddin'nin verdigi cevap tabiki ilginc Zogpa kelimesi Zor-pa "ayak-
  zoru"kelimesinden gelebilir anlamini yüklemis.
* Cünkü köy cok daglik cografyasi ucurumlarla dolu oldugu, köy 1970'li yillara kadar yolu
  olmadigi icin araba yüzü görmedi.
* Bu yüzden bu köye ancak ayak zoruyla gelindigi icin o anlami yüklemistir.
* Yine köy hakkinda bilgisi olan bir yakinima Zog,Zuex kelimesinin kökeni hangi dilden
  geldigini sordugumda ! Bana cok mantikli gelen bir cevap vermistti.  Zuex kelimesinin zazaca
  oldugunu köyde yaptiklari bir isten dolayi kullandigini söyledi.
* Zuex kelimesi köyde bicilen otlar önce düzeltilerek,sonra burma ve demet haline getirilir.
* Otun düzeltilmesine Zuex denilip,burma ve demet halinede "patil vas" denilir.

************

* Seýh Said'in kardesi Seyh Tahir'in köyün etimolojisi üzerine bir degelendirmesi vardir. Örnek
  vererek sunu söylemis, Züwer veye züver suyun yaninda anlamina gelmektedir.
* Zogpa icinde zazaca bir deyim kulanmis "pay pay Qeymi" Türkcesi "adim,adim yukari"
  anlamina gelir demistir. tabi hayata olmadigi icin bu argümani hangi kaynaga
  dayandiriyor,bilemem. Ben sadece söylenenleri burada kayit altina aliyorum.

* Yine Zogpa kelimesi hakkinda baska bir yasli köylümüz anlami'nin "pamend" türkcesi geri
   kalan anlamindadir. Tabi bu degerlendirmeler halk (halk etimolojisi) ararsinda söylenenlerdir.

*INDEX-ANATOLICUS denilen Türkiye yerlesim birimleri envanteri adli bir proje vardir. Bu proje TC sinirlari icersinde halen var olan ve gecmiste kullanilmis tüm yer adlarini belgelemktedir. Bu isin yönetmenide dil bilimcisi Sevan Nisyandir.
* Zuexpa köyüm bu projede kopyaladigim bilgilerle ismi hakkinda bilgiler aktarilmaktadir.
   Beydoğan köy - Palu (Gökdere bucağı) - Elazığ
   1928 K: Zoğpa [ Kürd zoxpal "belensırtı" ]
* belen kelimesi cografik bir kavram olarak TDK kayitlarinda
   "Dag üzerindeki yüksek gecit,dik dag yolu anlamina gelmektedir.

* Yukaridaki aciklamar köyüm Zuexpa'nin agirlikli olarak ismini suandaki cografik konumuna uygun bir tanimlamadan aldigi yönündedir. Zuexpa köyüm dag'in yüksek yerinde kurulmus, ulasimida dik ve derin ucurumlardan olusmaktadir. 1980 yilina kadar köyüm makinali araclarla ulasim saglanamdi. 1980 sonrasi o dikim ucurumlar törpülenip,dere yataklari islah edilip, gecisler üzerinde menfezler insaa edilerek ancak  ulasim saglanmistir.

Kisaca bu etimolojik bilgilerle köyümün ismi üzerinde bir kavram karmasasi vardir.
* Bu bilgilerden hareketle köyümün isminin orjini kürdcedir. Bulundugu cografyada farkli
  uygarliklar hüküm sürselerde, köyün adi'nin kürdceden geldigi agirlik kazaniyor.

* Köyün etimolojisi üzerine Seyh Said'in kardesi Seyh Tahir ve oglu Seyh Selhaddin Firat'i vermemdeki maksat, bu iki sahsiyete yillarca zuexpa ve cevresini her yil ziyaret eden halk bilimcileri olarak kabul görülür.
* Bölge insanlari bu insanlara o kadar baglidirlarki her yil davet ederler. Bu sahsiyetler bölge halki üzerinde gerek dini,gerek ulusal konularda irsat faaliyetleri üzerindeki etkinlikleri´yadsinmaz.
* Liceli Fehmi Bilal Seyh Tahir in bilgi ve birikiminden dolayi o "kürdlerin" zeka saskinidir tanimlamasini yapar.



 ZUEXPA KÖYÜNÜN COGRAFIK KONUMU VE ULASIMI HAKKINDA BILGILER

* Zuexpa köyü cografik konumu itibariyla Xarpet/Pali ilcesi ile Colig merkez ilcesine sinir bir köydür.
* Köyümün dogusu Miyalan köyü , Güney-dogu yönünde Pakuni köyü,Kuzey dogusunda Metan köyü,Kuzey-bati yönünde Geydmem  ve Hatek köyleri, Bati yönünde Xeylan-i kebir ,Züver köyleri ile komsudur.

********

* Zuexpa karayolu stablize yollarla Xarpet iline 127 km,Pali ilcesine'de 55 km mesafededir. Zuexpa köyü Coligin darheni ilcesine ......./ Colig sehir merkezinede .....km mesafededir.

* Zuexpa köyüne 1980 öncesi araba yolu köye gitmedigi icin köy halki önce Colig/ dareheni ilcesine giderlerdi. Tren yoluyla bazen Cira xirab'da  (Suveren istasyon) inerlerdi.
*Istasyonun tam karsinda Puesit denilen mintikada Ceme Murad nehrinin kiyisinda bulunan su kayiklariyla karsiya gecerlerdi. Ceme Murad'dan köye yaklasik 1,5 saatlik bir yolla ancak ulasabiliyorlardi.
* Yakin dönemlerde tren yolculugunu Suweran istasyonu degilde, Züwer köyü duraginda Ceme Murad üzerinde asmali bir köprü yapilmisti. Zuexpa,Geydmem,Xeylan,Hatek köyleri hepsi bu duragi kullanmaya basladilar.
* Bazen tren gecikmeli  geldigi günlerde köylülerim bir günde ancak köye ulasiyorlardi.
* Tren'nin calismadigi günlerde köylüler daha kestirme ve alternatif yaya yolunu kullaniyorlardi. Bu yolda genelde Colig'in Az köyü,metan köyü güzergahindan yaklasik 6,7 saatlik bir yaya yoluyla Zuexpa ya ulasiliyordu.
* Bu bilgilerden anlasilacagi üzerine köyümüz cografik olarak dareheni ve Colig'e daha yakindir. Ama idari yapilanma geregi yillarca hem uzak hem sapa olmasina ragmen Xarpet/Pali ilcesine baglidir.
* Pali cok tarihi bir ilcedir. Osmanlilar ve Cumhuriyetin ilk dönemlerinde bölgede nüfus yogunlugu ve topragi en cok olan bir ilcedir. Oxi "Karakocan",Servi "Sivan",Guewdere köyleri Miyalan köyüne kadar, Qaracur nahiyesi,Guleman,Qarebegan,Kovancilar ilcelerinin tümü Pali'ya bagliydilar.

Kisaca bu bilgiler köyün cografik ve ulasim durumu icin yeterlidir.



KÖYÜMÜN MENSUP OLDUGU ASIRET VE ASIRETIN KOLLARI


* Zuexpa köyü Guewdere mintikasi,asiretine bagli bir köydür.
* Bu mintikada asiret kendi arasinda üc kategoriye (sinif) ayrilirlar.
* 1) Dakun asireti denilen kategori icinde yeralan köyler sunlardir. 
" Miyalan,Gözerek,Vinyerin,Pakuni,Mirri,Kiran,Soran,Tunst,Pul,
  Zuexpa,paymerg"  ve mezralaridir.

************

 2) Haciyan denilen kategori icinde yer alan köyler sunlardir.
 Ardürek,Züver,Geydmem,Hatek,Xeylan köyleri ve bagli mezarlari
 sayabiliriz.

* Guewdere havzasında bulunan Ardürek, Züver ,Ğeydmem, Hatek köyleri Hacı Aşiretine mensupturlar.
* Hacı Aşiretinin de 1445-1450 yılları arasında Siverekten gelip Guewdereye yerleştiği, başka bir rivayete göre de Adıyaman Gergerden geldiği şeklindedir. İkinci görüşün Govderede daha geçerli olduğu kabul görüyor. Xeylan-i kebir ve kücük Xeylan  köyleri de Diyarbakır Eğilden gelenler tarafından kurulmuştur. Yörede hâkim yerleşme yerinin uzun süre Hatek olduğu belirtilmektedir. Hatta buranın bir kent olduğuda iddia edilmektedir. Buna karşın Cumhuriyetin ilanından sonra Ardürek daha merkezi bir konum kazanmaya başlamış, nihayet 1927de nahiye yapılmış ve 37 köy Guewdere ye(Gökdere) bağlanmıştır. Bugün hala varlığını sürdüren Gökdere(Ardürek)deki çeşme tarihi bir nitelik taşımaktadır. Bu çeşmenin de Acemlerden kaldığı sıkça dile getirilmektedir.Tarihi ve siyasi gelişmelerden analasilacagi üzerinde bu cografyada farkli uygarliklarin izleri görülmektedir.

*************


* 3. kategori icinde yer alan köylerin mensup oldugu asiret olara SEYH PARSIYAN veya PARSI denilmektedir. Bu köylerin isimleri sunlardir. Kileban,Parsiyan,Tûy ve Hor köyleridir.


* Şeyh parsiyanın 4 çocuğundan 2 si kilebanda kalır. biri Hor Köyüne gider diğeri ise Parsiyan köyüne gider. Köy bu şekilde yerleşim yeri haline dönüşürler bu cografyayi,kilebanlilarda tipki kendi köklerinin Adiyaman/Gerger'den geldigini rivayet ederler.
* Bu köydeki yasayan kabilelerin farkli görüsleride vardir. Örnegin parsiyan köyünden olup, Diyarbekirde ikamet eden degerli bir arkadasim köyünün ve ailesinin tarihi hakkinda cokta detayli ve saglikli bilgiler aktarmaktadir.
* Örnegin Palu/parsiyandan Guewdere asiretinden bircok kabile Dersime yerlesmis oldugunu söyler. Bu kabilerden Surogulari  Palo/Parsiyan köyünden Dersime gitikleri biliniyor.
*Dersimdeki Surogulari Alevi inancina gecerken, parsiyan ve züver  köylerindeki Surogulari sunni inancina sahiptirler. Ayrica eski Adalet bakani Kuresanli Mehmet Mogoltay'da 1991 secimlerinde Colige belediyesini ziyarete gelmisti. Sohbetine bende katilmistim ve sunu demisti ! benim dedemin kökeni de Parsiyandan Dersime gelip yerlesmistir. Ayrica Yusufan asiretinden de Parsiyan köyünden gidenler olmustur.
* Bu konuya zenginlik katmak icin bir alinti aktarmak istiyorum.Bu alinti nasname sitesinde googol arama motorundan buldum. Bir kürd yurtseveri Parsiyan köyünden giden Suroglu nun kiziyla arasinda gecen diyalogu kisaca söyledir.


Suroglu kabilesi hem dersimde hemde Palu/parsiyan ve züver köylerindekide dimili/zazaki konusurlar

Bu iki Dimilî kardeşlerimiz öz be öz akrabadır. Daha iyi anlaşılsın diye bir örnek vereceğim.
Dersim soykırımı sırasında direniş kahramanlarından birisi de Suroğlu'dur. Bu katliamdan sonra en çok tahrip edilen aşiretlerden biridir.
Pek çok köyün sahibi olan Suroğlu soykırımda kurşuna dizilerek idam edilmiştir. Malı mülkü dağıtılmıştır. O sırada 1915 Ermeni soykırımı sırasında kendisine sığınanlar da katledilmiştir.
Ben Suroğlu'nun kızıyla tanışma fırsatı buldum ve konuştum. Bu soylu ağa kızı bana o zamanı anlattı.
"Babam idam edildiği zaman ben yedi yaşındaydım. Dedemi de hatırlıyorum. Bana dedi ki 'Kızım, bizim soyumuz sopumuz Govdere'dir. Parizyan köyünden gelmeyiz' Bizim akrabalarımız oradadır."
Biraz araştırınca gerçekten de Palu'nun Govdere (Türkler Gökdere diyor)köyünde de Suroğlu aşiretinin olduğunu gördüm.
Sadece o değil, Palu'daki her aşiretin yarısı Dersim'dedir. Maalesef Kemalist rejim Alevi olan Dersim'i Palu'dan uzak tutmasını becermiştir.

Yukaridaki alintidaki diyalogda isimler olmadigi icin maddi degeri ................



* Yine Hor köyünden örnegin Aziz Age Ser denilen kabile vardir.Kürd ulusal davasinda cok duyarli ve yurtsever bir ailedir.  Bu kabilede günümüzdeki soyadlari Celiktir. Adana,Antep ve Elazig'da yaygin ikamet ederler. Hor köyünde bunlarin kabilelerine Key MOMEDON diyiyorlar. MOMEDON kabileside Colig/dareheni mintikasindan gelip HOR köyüne yerlesirler.  Tavz mintikasinda bulunan bu köyde dedelerine ait bir ziyarete bulunmaktadir.

* Kisaca Guedere mintikasinda bulunan bu köylerin yerlesik halki nin cogunlugu ayni kabileden veya asireten degildirler. Kird/zazalarda asiretcilik sistemi kurmanclar gibi güclü degildir. Kirdler asi,cesur ve daglik alanda yasami tercih ederler. Kirdlerde güclü olan sosyolojik olusum kabile "Barig" dir.

***************



ZUEXPA KÖYÜNDEKI KABILELER "BARIG" HAKKINDA BAZI NOTLAR

* Dakun mintikasi,  Haciyan ve Parsiyan mintikasi gibi tarihi bilgiler yoktur.
* Bu köylerin hepsi Kird/zaza oldugu icin kabile sistemi hakimdir. Zazalarda asiretcilik sistemi zaten yoktur.
* Hamidiye alaylarini irdeledigimizde bu alaylar zazalarin meskun oldugu yerlerde degil kurmanc asiretlerin oldugu yerlerde kuruldugunu görüyoruz.
* Beydogan köyü hakkindada köyün yaslilari saglikli bilgilere sahi degildirler. Köy halki tarihi cok eskiye dayandigi icin ,köy halki hep kendini o cografya nin otantik halki gibi kabul görür.
* Zuexpa köyünün türkcelestirilmis ismi Beydogandir. Bu köyün yaslilarinin anlatimlarina göre dört kardes gelip köye yerlesirler.
* Bu kardeslerin isimleri Ahmet,Mahmut,Cindi ve Kasim oldugu rivayet edilir. Köydeki kabile yani barig'larda zaten bu isimlerden esinlenerek isimlerini alirlar.
* Bu kabileler halk arasindaki isimleride sunlardir.
  Ahmed (Ehmedun)
  Kasim( Kasmun)
  Mahmud ( Mehmudun)
  Cindi  (Key Cindun ) olarak tanimlanirlar.

* Zuexpa köyüne bu dört kardesten yillarca sonra komsu Xeylan köyünden Key Hesun (Dul'un) kabilesi gelip yerlesirler.
* Ayrica halen köyde enbüyük kabile olan Hesenan larda rivayetlere göre Malazgirt cografyasindan gelip , köye yerlesirler. Malazgirteki Hesenan asireti cok büyük bir kürd asireti olup, kurmanci lehcesini konusurlar. yanliz zuexpadaki Hesenanlar kirki/zazaki konusurlar. Hesenenlarla ilgili bilgileride bu kabileden olan müftü Molla Zeki Bulut halen diyarbekirde ikamet ediyor,ondan duymustum.
* Bazen derdiki ! mutlaka gidecegim Malazgirte dezalarimi görecegim.

********

* Zuexpa köyü 1994,95 yillarina kadar yaklasik 70 haneydi. Son 30 yillik kurdistanda gelisen silahli mücadeleyle Zuexpa köyü devlet tarafindan zorla bosaltilarak köy yakilip,yikilmistir. Asirlik ceviz agaclari yakilip,kesilip tarim ilaclariyla adeta kurutulmustur.
* zuexpa köyü adeta gündüz ortasi askerler tarafindan basilarak bir gün mühlet verilir bosanmasi icin. aksi taktirde köy halki katliamla tehdit edilir. Köylüler birgünde sinirli götürebildikleri esyalarini ancak kuratarabildiler.
* Köy halki agirlikli olarak Xarpet,Meleti sehir merkezleri ile Colig'de Zuexpalilarin kurduklari Wer Pird (peleng), Tarbasan basta olmak üzere Geyd ve xiraba kyölerine yerlesirler.
* Ayrica köy halkinin bir kisimida Awrupa'ya/Almanya ya göc etti. Suanda Almanyada yaklasik, 50,60 hane aile vardir.
* Köy halki koruculuk sistemini hic bir zaman kabul etmedi.
* Guewdere mintikasinda ilk bosalan köy Züver'di ikinci köyde bir yil gecmeden Zuexpa oldu.
* Diger köyler bosanmadi ama cogu göc etti.
* Devlet son dönemlerde köy yakmalarini kabul edip, halka tazminat ödemeye mahkum oldu. Köy halkinin tamami bu haktan yararlandi.
* Son dönemlerde köye yaz aylarinda 10,15 aile kisin bazen 2,3 aile kaliyordur. gecenlerde sordum bu kisin köyde kimse kalmadi.

Kisaca Zuexpa'nin yakin gecmiste yasadgi sosyal ve siyasal degisimleride kisada olsa yazdim.


***********

SEX SAID HAREKETINDE ZUEXPALILAR IN MIRILLI GOREXANI IKI YIL SAKLARLAR BU HIKAYEYI YAZDIGIM ARASTIRMADAN ALINTI OLARAK AKTARIYORUM:




 - Kürdler, tarih boyunca tek dostlarının dağlar olduğunu, çok iyi biliyorlar.
- Geçmişte bazen sınırlı destek almışlarsa da hep yarı yolda bırakılmışlardır ve arkadan hançerlendikleri için kimseye fazla güvenmezler.
- Tarihimize baktığımızda, güvenmemek ve inanmamak için bolca nedenimiz olduğunu görürüz.

- Gorexan aç, susuz ve yardımsız kaldı ama utanç duyacağı hiç bir şey yapmadı.
- İnsanı insan yapan erdemlerden biri de budur. Bugün çocukları ve torunlarına örnek kalan mirasta budur.
- Gorexan'ı ve çocuklarını evine alıp yardım etmenin bedeli türk devletince o dönemde köy yakmadır, ölümdür, zulümdür, sürgündür, zindandır.
- Gorexan beş çocuğunu korumak amacıyla kışın ortasında Guewdere mıntıkasında Pakuni, Soran, Miyalan, Tanzut ve çevredeki diğer yerleşim birimlerini gizliden dolaşır ve buralarda halka sığınmak ister.
- Kardeşin kardeşe, babanın evlada sahip çıkamadığı, her yanı ateş ve barutun sardığı o ortamda Gorexan beş çocuğuyla hiçbir köy tarafından maalesef kabul edilmez.
- Çünkü !  başta Gorexan'ın köyü olmak üzere her yörede türeyen işbirlikçi çeteler (milisê huqumat)  türk askerleriyle beraber halka kin ve nefret saçıyor, adeta kan kusturuyorlardı.
- Guewdere ahalisi Gorexan'a kışın o soğuğunda isteyipte sahip çıkamadağıiçin vicdan azabı çekiyordu. Türk ordusu ve milisê huqumatın zulmü, vicdan azabı ve insanlıktan daha ağır basıyordu. İşte kürdlerin o dönem içinde bulunduğu ortam buydu.

*****

- Gorexan çaresizce hala 10 yaşını doldurmayan büyük oğlu ve daha kundakta altı aylık olan bizlerin zazaca "gerguş" dediğimiz Elmas bebeği ve diğer üç çocuğuyla hiç kimsenin haberi olmadan akşam üstü Pakuni köyünden yönlerini 4,5 km uzaklıktaki Zuexpa'ya (Zoxpa), yani benim köyüme doğru çevirirler.
- Pakuni köyüyle Zoxpa köyü arasında yer alan Gema Qic (Serbun), Dueş , Lewê Querciyer, Gema Pil, Mazmerg ve en son Begler şeklinde Kırdki/zazaki orjinal isimlerle anılan güzergahlardan geçerler.
- Değerli okuyucular bu isimlerin türkçesi yok. Bu mıntıkaların isimleri zazaca olduğundan halk arasında da halen yazdığım gibi anılırlar.
- Begler mıntıkasında Gorexan ve çocukları o gece kar ve tipinin gazabına yakalanırlar.
- Köye tahminen bir kilometrelik bir mesafe kalınca Gorexan ve beş çocuğu çaresiz kalırlar. Çocukların hepsi küçük oldukları için yardıma muhtaçtırlar ve bu nedenle donma tehlikesi yaşarlar.
- Gorexan kucağındaki 6 aylık ve kundakta olan Elmas bebeği donmaması için özenle korumaya almış, 10 yaşındaki oğlu dışında 4, 6 ve 8 yaşındaki diğer üç çocuğu artık adım atamaz hale gelirler.
- Zoxpa köyüne tahminen bir km.lik bir mesafe kalmıştır.
- Gorexan çaresizce önünde iki seçenek olduğunu görür.  Ya Elmas bebekle beraber hepsi donarak öleceklerdir ya da Elmas bebekten vazgeçerek diğer çocuklarını kurtaracaktır. Amansız şartlar karşısında bu denli zorlu bir tercih yapmaya zorlanır.
- Bir anne için verilebilecek kararların en zoru  karar olsa gerek,
- Gorexan, analık içgüdüleri ve şefkatiyle savaş halindedir. Kendi hesabıyla işin içinden en az zararla nasıl sıyrılacağını düşünmektedir. Düşündüğü mal ziyanı değildir, evlatlarının yaşamıdır, telafisi imkansız acılara yol açacak evlat zaiyatıdır.
- Gorexan ikinci tercihi seçer, Zoxpa'ya bir an evvel yetişip felaketten az acıyla da olsa kurtulmak ister.

******

- Gorexan çaresizlik içinde yüreği dağlanırcasına kendisine eşinin yadigârı olan Elmas bebeği kundakta, çok sıkı ve özenle sarılmış bir şekilde o vahşi coğrafyanın karlarla kaplı ikliminin insafına bırakır.
- Gorexan yönünü tam da Çeme Murad'ın  karşı tarafında bulunan kutsal Ko-Spi'ye ve eteğindeki Şeyh Şerif'in babası Şeyh Mustafa'nın türbesine çevirir.
- Gorexan dua ederek; "Ey Şeyh Mustafa Efendi Kelaxsi ve Ko Spi! Şeyh Said'in dedesi Şeyh Ali Septi Palu'ya geldiğinde Osmanlı'nın beyleri onları kabul etmedi, sizler onları o kutsal coğrafyada misafir edip, korumadınızmı? Aynı himmeti bize de gösterin, duanız ve kutsal himayeniz benim ve çocuklarımın üzerine de olsun" diyerek acıyla yakarır.
- Gorexan aynı şekilde Şeyh Said Efendi'nin dedesinin türbesine yönünü çevirerek "Ya Şeyh Ali Pali" diye feryad ederek aynı dilekte bulunur. Ve en son.. başını göğe çevrir, her iki elini kaldırarak; "Ya Rabbim, beni ve çocuklarımı, türk ordusundan ve onların yerel işbirlikçi çetelerinin zulümünden kurtar." Adeta sitem edercesine; "Allahım görmüyormusun? Kendi toprağımızda dahi bize rahatlık yok" der.

******

- Gorexan, yükü az da olsa hafiflemiş bir şekilde, ayakta hala durabilen on yaşındaki çocuğunun diğer çocuklarına yardımıyla hep birlikte zar-zor Zoxpa köyüne ulaşmayı başarırlar.
-  Köyün hemen girişinde Ali Dayı (Eli Eyş)in evine dayanırlar.
- Ali Dayı, Gorexan'ı çocuklarıyla görünce içi daralır ve gözleri yaşarır. Bedeli ölüm de olsa Yib Mehun gibi yiğit bir insanın çocuklarına sahip çıkmak benim için bir namus borcudur, der ?
- Gorexan içerir girer girmez Ali Dayı'ya; Elmas bebeği yolda çaresizce karın üzerine bırakıp, ancak kendilerini kurtarabildiklerini anlatır.
- Ali Dayı hemen harekete geçer, yarım saat sonra yol güzergahının hemen üzerine, vahşi koşulların insafına bırakılan Elmas bebeğe ulaşır.
- Elmas bebeğin suratı kızarmış ve donma tehlikesi geçirmiş olmasına rağmen hala nefes alıp verdiğini Ali Dayı hisseder.
- Elmas bebek köye ulaştırılır ama ilerki günlerde nazik bedeninin verdiği tepkilerden zatürreye yakalandığı anlaşılır.
- Gorexan'ın çocuklarıyla yaşadığı çile zaten onulmazdır, yatacağı bir yatağı, saklanacağı bir evi yoktur.
-  Elmas bebeğe o günkü şartlarda ilaç tedavisi yada ve tıbbi müdahele mümkün degildir. Elmas bebek o gece soğuğuna maruz kaldığı vahşi iklimin gazabından kurtulmaz ve altı ay sonra ölür.

- Elmas, doğan her bebek gibi günahsızdır, bir melek kadar da masumdur.

*****

- Gorexan, Zoxpa köyünde uzun süre kalır. Eli Dayı gibi fedakar ve yürekli insanlar Yib Mehun'dan yadigâr kalan çocuklarına sahip çıkarlar.
- Bu olay memleketimde hala anlatılır, durulur. Eli Eyş'de saygıyla anılır.
- Yib Mehun'un en küçük oğlu Hıdır amca hala hayattadır.
- Çolig'de bir araya geldiğimizde bana ilk sözü hep şuydu; "Sen benim küçük xalomsun, dayım  sayılırsın.."
- Hıdır Amca devamla; "Ben Zoxpalıları her gördüğümde hem duygulanır hem de gururlanırım. Eg este mı eye Yib Mehunse, gueşt miz eye Zoxpayıcuno." (türkçesi; eğer benim kemiğim babam Yib Mehuna aitse, etim de Zoxpalılarındır)
- Ben de ona olan sevgi ve saygımdan dolayı espriyle derdim ki; "Ape Hıdır, biz emanetimize sonuna kadar bağlı olduğumuzu bilenlerdeniz. Sen bize, Yib Mehun'dan kalan bir yadigarsın."
- Hıdır Amca bu yaşananları anlatırken içerlenir, biraz da tarihin derinliklerine dalarak yaşadığı duyguları kendinden geçercesine usulca anlatırdı.





ZUEXPADA DINI INANCLAR VE MENSUP OLDUGU TARIKATLAR

*Köyün tamami sunni mezebine bagli Kirdki/zazaca konusurlar.
*Köy 1994 yilinda bosalmadan evvel yaklasik 60,70 civarinda hane vardi.
* Köy halki dindar olup, cok eskiye dayali bir camisi vardi.
* Zuexpa kökenli din adamlarina kisaca deginmek istiyorum.  Molla Zeki Hani müftüsüyken görevine son verilerek ticaret yapmaya baslamis,saygin ve birikimli bir din adamidir.
* Ayrica,  Köyde medrese egtimi gören Molla Mahmud Qey Ismail, ile köyde uzun süre fahri imamlik yapan Malle Mexsun akla gelenlerin basinda gelenlerdir.
*  Seyh Haydar Baba'nin bir sofisi Mehik Het'e zuexpalidir. Sofi Mehik din egtimi görmemis, fazla donanimli degil ama namazinda,niyazinda ve kendisini ibadete verdigi icin (SOFI) lakabini almistir.
* Yakin dönemde gerek medrese gerek imam hatip ve gerekse Ilahiyat fakültesi kökenli genc din adamlarida cikmistir.

* Zuexpa köyümde agirlikli olarak Seyh Said'in dedesi Seyh Ali Septi'nin Naksibendi tarikatina  mensupturlar. Köyde cok az bir bölümüde Kadiri gelenegi icinde yer alan Palu'lu Haydar Baba tarikatina mensupturlar.
* Zuexpa köyü Palu Seyhleri'nin halifesi olan Kelaxsi Seyhleri yani Seyh Serif'in ailesiyle cok siki sosyal iliskileri vardir. Köyde sosyal bir problem oldugu zaman Kelaxsi Seyhleri bu sorunlari genelde cözerler.
*  Kürd sehidi Seyh Said efendi'nin küyük oglu'da her yil Zuexpa ve Züver köyleri basta olmak üzere mutlaka ziyaret edip, misafir olurdu.
* Bu köylerde camilerde kirdki vaazlar verirdi. Seyh Selhaddin agirlikli olarak toplumsal barisi,birligi ve beraberligi ana tema olarak islerdi.
* Tabiki toplumda yasanan ihanet,iftira,toplumsal dokuyu bozan her türlü zarara verici davranislardan kacinmalari icin dini telkinlerde de bulunuyordu.
*  Ben sahsen bir defasinda sohbetine katilmistim. Sürgün yasami basta olmak üzere cezaevi sürclerini ve kürd tarihinden anekdotlarla cemiyete akatriyordu.
* Merhum Melik Firat 2005 yilliydi Almanya'ya birdefasinda bana misafir olmustu. O gece ev kalabalik sohbetinde ana temasi kuskusuz kürd sorunuydu. Hatirliyorum Melik Firat'a sormustum ? Seyh Selhaddin Efendi neden her yil bizim Guewdere havzasina sefer düzenlerdi.
* Bana verdigi cevap ilgincti, Amcam babasinin hareketine katilan bu mintikanin ve Murad havzasinin insanlarinin direnisci ve fedarkar insanlar oldugunu biliyordu. Ayrica bu havza stratejik acidan bir kavsak noktasidir,dedi.Amcam bu yörenin insanina hem cok güveniyordu, hemde illerde ulusal mücadelenin eger fitili ateslense bu yörenin startejik cografyasi ve insanlarina cok güvendigini söyledi.




*********




ZUEXPANIN  COGRAFIK SINIRLARI ICINDEKI  YERLERIN KIRDKI/ZAZAKI ISIMLERI

Cografik yerin kirdki ismi      /    Cografik bu yerin bulundugu yer


* Lewe qol züver                            * Züver zuexpa arasi olup, siniri züverden basliyor.
* Merge Cafrun                              * Sinir züver
* Tirbe kêy Êys                             * Nawer Tunst, heti cafrun "Züver" ser.
* Care Qil bej                                * Naver Tust
* Lewe rez                                    * Mezel Tunst ser
* Guele Moren                               * Veri tunst heti pul ser
* More Pul                                     * Ser dewe pul
* Leme hew                                   * Heti pul ser
* Queceke Mehmudo                     * Heti Pul ser, 4 Pulic ityad kisey
* Lewe rasti                                   * Binate Zuexpa û Beglerun
* Geme kurdino                             * Binate Pul Zuexpa, Vatisun guere wagt veri itya daristunib.
* Begler                                        * Rahar Pakuni û Pul ser nizdiye zuexpa
* Gema Pil                                    * Begler ra cuar dues sêr binate Pakunu û zuexpa
* Gema xic /serbun                        * Sinir zuexpa û pakuni
* Serbun Pil                                   *      "                "
* Ware Merg                                  * Ware Zuexpawo pilu, binate zuexpa,Matun û Miyalun
* Lewe Querciyer                           *  Binate zuexpa û pakuni
* Mazmerg                                    * Binate Zuexpa û pakuni
* Bin cir                                        * Bin ware merg
* Zavil hesun                                 * Bin dewid
* Lewe Quec                                 * Sinir Miyalun
* La miunin                                   * Sinir Zuexpa û miyalun
* Cajmi/Jajmi-lewe text                  * Binate Metun û Zuexpa
* Yeno xic                                    * Binate Geydmem û Zuexpa
* Xelegene                                    * Binate zuexpa û geydmem
* Weka Pil                                    * Sinir hatek
* Que züver                                   * binate hatek û Zuexpa
* Sehbe                                        *Binate zuexpa û xeylun
* Qese Hesun                               * Bin dewe zuexpa, heti zuexpa ser
* Qese isun                                   * Het Xeylun ser Wever
* Merga pil/Birk merga cuarin       * Ware mergra binena diar
* Vasini                                        * .Binate Tunst,Zuexpa....................
* Sinzyer                                      * veri beglerun /cer guel
* Siya bel                                     * veri beglerun cayi piyor daristun (Cey kasmununo)
* Mer Ware                                 * Cay mehmuduno piyore yi daristun.
* Zime                                         *Bin dewe Zuexpaw,bin bun rehmetli Mudikid.
* Sed ware                                   * Rahar ware merg seru.
* Muryeri                                     * Duese spi/rahar ware merg sero
* Yene Que  /calig                        * Rahar ware merg ser, cay heci Ali Teyr yino
* Yego gor                                   * cay mehmuduno ho rahar ware merg ser.
* Geyd                                        *Kiste dewid zerrey deriyo,arye Haci Tahar ho ityad.
* Sualsin/salsin                             *Wever geydo
* Yene xel                                   * Ver qese Isun heti naver



ZUEXPA KÖYÜNDEKI INSANLARA KIRDKI TAKILAN BAZI ISIMLERDEN  NUMUNELER

* Zuexpada kirdki takilan isimlerden en dikkat cekicilerden bir kacini yazmak istiyorum. 

ERKEK ISIMLERI

* Keko , Pisar,Qubik,Cindi,Faris,Rizgo,Feriz,Meheddin,Ereb,Yibis,Rüstü,Reso,Mehik,Yado,Mujdun,Behri,
  Isimleri encok takilanlardir.

BAYAN ISIMLERI

Gule,Gunce,Seyla,,Yince,Hewe,Qede,Rinde,Firaset,Fide,Xece,Züeyra,Sare,Wecida,Beriwun,Zirav,Zive
Keje,newse,Zarac,Sare,Mizgin,Kewe,Derde ismi encok bulunan isimlerdir.


*Zuexpa köyünde dikkatimi ceken bu isimler'in hepsi kürdce/kirdi diyalektigine aittir.
* Zaten 30 yilik ulusal kurtulus mücadelesinin ivme kazanmasiyle köyün bircok duyarli genci cocuklarina Kürdcenin diger diylektigi olan Kurmanciden de isimler takmaktadirlar.
*Bu isimlerin detaylarina girmeyecegim. Yukarida yazdigim isimler 1980 öncesinde köyde en revacta olan isimlerdir.
*Bu isimler halk arasinda yazildigi gibi bilinmesine ragmen
Türk devletinin nüfus memurlari bu isimleri nufus kütüklerinde türkcelestirerek veya kirdki/zazaki dilinin ahengini bozarak kayit etmislerdir.
* Bir iki numune vermek istiyorum. Babamin halk arasinda,köyde yakin akraba cevresi icinde ismi Keko olarak bilinir. Ama nufus kütügünde ise bilincli olarak KEKI olarak tescil edilmistir.
* Bayan isimlerinden XECE ismide genelde XECE-SIYABEND öyküsünden etkilenerek takilan bir isimdir. Türk nüfus idaresi bu ismi kendince cevirerek HATICE olarak nufus kayitlarina gecirmistir.

Zuexpa daki cografik yerlerinin kirdki isimleriyle bayan ve erkek isimlerinden en cok kullanilan kirdki isimleri hatirlatmaya calistim. Zuexpa köyü kirdki/zazaki kültürünün en dogal ve zengin yasandigi köylerden biri oldugunusöyleyebilirim.



ZUEXPA KÖYÜNÜN EKONOMISI HAKKINDA TARIHE BIR YOLCULUK

* Zuexpa köyüm,  köyün yaslilarinin anlatimlarina göre eskiden cevrede tekstil üretim
  merkeziydi.
* Köyde 30'un üzerinde dokuma tezgahi kirdki/ zazaca dezge "tezgah,isyeri" vardi.
* Bu tezgahlarda Sâl " üretilirdi. Yine bu tezgahlarda pamuktan "Kuras,kirvas" yapilan
  Amerikan bezi'de yapilirdi.
* Dokuma tezgahi "dezge" meydana getiren her parcanin kirdki orjinal isimleri vardir. Ayrica tezgahta is yapilirken kullanilan malzemeler ve yapilan islemlerinde kirdki/zazaki kendilerine özgü isimleri vardi. Örnegin Culaglarin is esnesinda kullandigi "Mastur,Kerkit"ile , yine dara maziyer "mese" agacindan yapilan icine su doldurulan Qurne Sal'un kirdki orjinal isimleridir. Qurne denilen üstü acik dikdörtgen seklindeki bu esyanin icine su doldurularak, tezgahta üretilen sal suyun icine konulur. Bazen yarim saate yakin ayaklarla suyun icindeki bu sal üzerine bastirilarak islem tamalanir. Bu islemin yapilamasindaki amac sal elbise yapildiktan sonra yikandigi zaman sal'in cekilmemesi veya kücülmemesi amaciyla yapilir.
* Zuexpa'nin Culag'lari yani modern isimleriyle tekstil ustalari calistigi is ortaminda asgari 20 civarinda alet ve dezgelerin parcalari vardir. Bu parcalarin orjinal Kirdki/zazaki isimleri vardir. Bu isimleri önümüzdeki günlerde hala sag olan günümüzde 80 yasin üzerine cikmis hala hayata olan eski ustalar "CULAG" vardir. Bu parcalarin orjinal isimlerini ögrenip, Kirdki diline inaniyorumki onlarca kelime kazandiririm. Inaniyorumki bu kelimler günümüzde yazilan kirdki hic bir sözlükte yoktur.
* Kird dili eger konusulmadiysa,yine kird sanatkarlari örnegin Culag meslegi ve digerleri cazibesini kaybedip, bu meslekler icra edilmezse, beraberinde bu mesleklerde kullanilan tüm malzemelerin isimleriyle zamanla kaybolur gider.

* Bu meslek yörede sadece Zuexpa'da yapilmaktaydi. Köyün yaslilarinin anlatimlarina göre köyümüzün bitisiginde "Pul" Karakoc köyünde'de sadece iki dezge vardi.
*  Civarda baska köylerde ne bu meslek nede bu tezgahlar yoktu. Kisaca Zuexpa sanatkar bir
   köydü.
* Dr Sirac Bilgin bir makalesinde Zuexpa köyünün dokuma tezgahlari üzerine daha cocuk yastayken tanik oldugu bilgileri asagiya aktariyorum.


Ben Poşit’teki ilk yıllarımda yüzme "Ceme Murad "bilmediğimden suda serinlemek için Guwelê Binî Pemî’yi tercih ederdim. Kirdone’nin (Kürtlük yerinin) kapalı bir toplum olduğu zamanlar köylüler pamuğu kendileri üreterek, fistandan tutun, iç çamaşıra kadar her şeylerini pamuk ve yünden üretirlerdi. Vadimizin dokuma merkezi Zoxpa Köyü bundan dolayı epey ziyaretçi toplardı. Yine de her köyde pamuk ipliği elde etmek için Duwelav denilen yerli malı bir araç bulunur, bu araç vasıtası ile üretilen pamuk ipliğinden, fistan veya iç çamaşırı üretmek için bazı kumaşlar dokunurdu. Fistanları renklendirmek için bitkilerden elde edilen kök ve yaprak boyaları kullanılarak bir albeni oluşturuluyor kadınların zevkine sunulurdu (surlêy, sipyelêy, siyalêy vs). İşte bu Guwelê Binî Pemî böylesi bir pamuk tarlasının (Yegê Pemî) alt tarafında yer aldığı için adı kendiliğinden böyle oluşmuştu.

*********
* Zuexpa'nin dokuma tezgahlarinda üretilen textil maddesi ile ilgili yaslilarimizdan edindi´gim bilgilerde sunlardir.
* Zuexpa'da ilkbahardan baslarak sonbahara kadar bazen Palu,dareheni ve Colig'den varlikli insanlar "Sal,Kuras,Kirvas" yapiminda kullanilan ham maddeleri yün veya pamuk katirlarina veya atlarina yükleyerek gelip köyde birkac günde misafir kalirlardi.
* Gelen misafirlerin ham maddeleri dokuma tezgahlarinda islenerek elbiselik veya ev kumasi seklinde hazir hale getirilirdi.
* Köye gelen kesimler genelde varlikli bölgenin ileri gelenleriydi. Zuexpa o dönemde yaz aylarinda  adetta köy nüfusu bir katina katlaniyordu. Düsünebiliyorsunuz 40 dokuma tezgahi vardi,hepsi haril haril calisiyordu.
* Zuexpalilarin bu emeklerinin karsiliginda genelde varlikli insanlar oldugu icin para ve altin aliyorlardi. bazen palu mintikasindan gelenler Bugday,burgul ve diger tahil ürünleri karsiliginda bu isi yapanlarda oluyordu.

*************

*Zuexpada o dönemde bu meslegi icra eden ve dezgesi olan meshur birkac ismide burada yazarak anmak istiyorum. Bu isimleri Zuexpa'da ve cevre köylerde telafuz edilen orjinal haliyle yazmak istiyorum.
-Haci Riza Kelesun
-Mehm Far,
- Hüsnü Rec
-Hem Xus
- Ser Far
- Hüsnü Hesenu
-Hüs Hebs
- Haci Tahar Seyla
- Haci Riza key Muse

************


*Zuexpa köyünün cevrede sanat ve ticareten kaynakli ekonomisi o günün kosullarinda cok
canliydi. Zuexpanin ekonomisinin iyi olduguna dair 1940,50 li yillarda yasanan bir anekdotla anlatmaya calisayim. Bu anekdotu Kelaxsi Seyhlerinden Muhiddin Efendi'nin bir sohbetinde dinlemistim.

* Anekdot kisaca suydu,

* Miyalan köyünden "Meh Üb" Mehmet Kilic bir cezasindan dolayi tutuklanip, Ardürek gökdere nahiyesine götürülür. Miyalan 1940'li yillarda Palu ilcesi,Ardürek nahiyesine bagliydi.
* Mehmet Kilic ekonomik durumu iyi olmadigi icin ne yapip,edip karakoldan ve cezaevinden kurtulmanin yollarini düsünür. Birden aklina Zogpa köyünden yakinen tanidigi maddi durumu iyi olan Faris Bulut "Far Ereb"aklina gelir.
* Ben eger Faris'i suc ortagim edersem,parasi var, belki hem kendisini,hem beni kurtarir.

* Karakolda kendisine hakaret edilirken ben bu sucu Zuexpali Faris'le beraber yapmisi,niye onuda getirin,der.
*  Faris Jandarmalar tarafindan Zuexpa'dan alinip Ardürek köyündeki karakola götürülür. Faris karakol'da Mehmet Kiicla yüzlestirilir.
* Tabbi nekadar sucsuz oldugunu ispatlamaya calisada,Mehmet Kilic onun üzerine israrla ifade verir. Tabi beklenen olur.
* Faris maddi durumu iyi oldugundan Karakol komutanina rüsvet vererek hem kendini,hem Miyalanli Mehmet Kilici kurtarir.

* Karakoldan ciktiktan sorar Faris dayanamaz ve Mehmet Kilic'a sitem eder. Ayip degilmi ! bana iftira attin. Mehmet'e iyiniyetli bir sekilde,Faris ne yapayim kurtulusum yoktu. Sen aklima geldin,kendi kendime hesap yapttim,ve dedimki ? Faris'in ismini versem hem beni,hem kendini kurtarir.
* O yüzden mecbur oldum senin ismini söyledim. Faris tabi bu sözlerden sonra artik kizmaz ve
  sakinlesir.

  Bu olay halen bölgemizde anlatilmaktadir.

******
* Bir anekdotumu hatirlatmak istiyorum. Colig'in ileri gelenlerinden Cemal Faris halk arasinda Haci Cemal Elci,ayni zamanda Colig'In ilk belediye baskaniydi. Haci Cemal cok bakimli ve gencliginde sürekli Sal'dan elbise giyerdi. Haci Cemal hafizanda kalan ifadelerini aktariyorum.
* Zuexpa köyüne sal yapmak icin bir kac defa gittim. Zuexpalilar cok misafirperver olduklari icin bazen 2,3 gün misafir kaldigimda oluyordu. O yüzden köyün ileri gelenlerini ve meshur tezgahtar Kirdki "CULAG" lari iyi taniyordu. bana hep onlardan bahs ederdi.
*Haci Cemal Elci ile 18,23 yaslarim arasindayken sohbetlerine katilirdim. Colig tarihinin canli tarihiydi. Seyh Said hareketinde Colig ve cevresinde yasanan tarihi olaylarad tanikti.
* Haci Cemal Efendi her yil benden Zuexpa niin yünden örülmüs kislik (PUC Resin) coraplarini isterdi.
* Bende mutlaka köyden Haci Cemal Efendi'ye 1,2 cift corap getirtirdim. Haci Cemal Efendi biliyordu ben bu coraplari para karsiligi degil hediye olarak getirmisim.
* Haci Cemal Efendi'de bunun karsiliginda bana deste onun hani vardi epey hayvan beslerdi coraplar karsiliginda 5,6 kiloluk yogurt getirirdi. Kisaca benle Haci Cemal Efendi arasinda para islemiyordu, takas sistemi isliyordu.

****************


*Yine anlatimlara göre daha 40,50'li yillarda saat ve radyo tamirciligini amatörce,hicbir egitim almadan kendi kendine ögrenen iki kisi vardir. Biri yakinim Hasan Kaya "Hes Seyla", digeri Hamit Gülac "Cindi kabilesinden" olup, köyde arazi anlasmazligindan dolayi 1970 yillarin baslarinda öldürüldü.Cevre köylere bazen bu iki sanatkar sefere cikip,köyde bozuk olan saat ve radyo tamirini dahi yapiyordular.
* Cok iyi hatirliyorum Hasan Kaya amcam sayilirdi. Diyiyordum saat tamir ederken kücük vidalar veya bir barca olmadigi zaman neyapiyordun,diyiyordum. Söyledigi söz cok enteresan ve dogru bir sözdü. Saateki bazen o kücük parcalari olmadigi zaman agaclarin dikenlerini yontarak yapmaya calisiyordum.
* saat ve radyo tamirciligini nereden


Zogpa köyü tarim icin elverisli arazisi cok az olmasina ragmen,agirlikli olarak hayvancilikla gecimini saglarlar. Hayvancilik'ta cok sinirlidir. Aileler ancak kendi ihtiyaclarini karsilayacak düzeyde üretim yapabiliyorlardi. Ticari amacli hayvan ve ürünleri cok cilizdir. O yüzden zuexpalilar dokuma sektörüne yönelmislerdi.

Halki tarihten gelen bir azimle cevrede bircok köyde aclik,kitlik kisaca ekonomik sikinti yasandiginda para ihtiyaclarini gelip Zogpa'dan temin ederlerdi. Zuexpa bir nevi civarda finans merkezi islevini'de görürdü.

Zogpa köyü Guewdere'de anlatimlara göre bagimsiz bir köymüs. Hicbir bey ve aga'nin mülkiyetinde degilmis. Oysaki yörede basta Ardürek,Kileban,Xeylan i Kebir ve Züwer köyleri Palu beylerinin tasarrufundaymis. Hatta Suweren merkezi,Siwan mintikasida bazi köyler Palu beylerinine ait oldugunu söyleyebiliriz.
* Köy biraz daglik ve arazisi sinirli oldugu icin tarim arazisi az oldugu icin agirlikli hayvancilikla gecinirlerdi. Sinirlida olsada asirlik epey ceviz agaclarida vardi. O yüzden cevre köylerin bir kismi ceviz ihtiyaclarini Zuexpa'dan karsiliyorlardi.



               *********************
 


      ZUEXPA KÖYÜNDE KÜLTÜR VE SANAT


* Zuexpa köyünün cografik isimler basta olmak üzere insanlara takilan isimlerin hepsi kirdkidir.
* Köyde yapilan yemekler ve isimleri, giyim kusam basta olmak üzere,folklor,deyirleride kirdkidir.
* Köyde özellikle dügün ve etkinliklerde oynadiklari folklor,tamamen Colig kültürüyle aynidir.
* Guewdere mintikasinin tüm köylerinde bu kültür hakimdir.
* Zuexpa'da cok iyi folklor yapan usta oyuncular vardir.
* Coligdeki Zuexpalilarda yakin dönemde folklor oyununda cok yetenekli oyunculari vardir.
* Köyün yaslilari folklorda  oyunlari en teknik ve kurallarina göre icra eden kisilerin basinda rahmetli Hüsnü Kelesun,Keko Kaya (Kek Qelesun),rahmetli Hamit Demir (Hem Fate Brun) ilk akla gelenlerin basinda gelirdi.
* Örnegin rahmetli Hem Fate Brun folklordaki ..................................................gelin ,kartal oyununu cok ustaca icra ederdi.
* Köyde cok iyi hatirliyorum cok iyi ve ustaca kaval calan kisiler vardi. Bunlarin basinda Ibnrahim Bulut (Yib Em),............... kisilerin basinda gelirdi.
* Kürd müzigi deyirlerini hem kurmanci hemde kirdki söyleyenlerin basinda kuskusuz Hem Fate Brundur. ................Bunun yaninda ..............isimlerini saymak mümkündür.
* Colig ve Palu cevresinde meshur DEZAWO deyirinin besteciside rahmetli Hem Fate Brun'dur.
*Bu deyirin öyküsü kacakci olan Xeylanli Mahmud'un Xarpete yapilan bir ihbar sonucu askerlerle cikan catismada ölen esinin üzerine yaktigi agittir. Mahmud'un eside ayni zamanda amcazadesinin kizi oldugu icin deyirin ismide "DEZAWO" amcaoglu ismini alir. Bu agiti besteleyerek,Colig/Pali kürd sanatina kazandiranda Hem Fate Brundur.



SONUC ;
* Zuexpa benim köyüm, nereye gidersem gideyim kendimi hep zuexpali olarak ifade ediyorum. * Orhan Zuexpayic ismini kendime bundan dolayi takmisim.
* Zuexpa benim icin dünyanin neresine gidersem gideyim onun yerine hic bir seyin gecemeyecegi bir yerdir.
*  Babamin,halamin,amcacadelerimin kisaca yakin akrabalarimin yasanmisliklarin ve anilari ve yatirlarinin bulundugu sahip olduklari ana topraklardir orasi,
* Bir yerde mutlu mesut olmanin ilk sarti orayi sevmektir sözü bosuna degildir.
* Sairin dedigi gibi ,Orda bir köy var, uzakta,O köy bizim köyümüzdür.
* Sürgünde de olsam, Coligde'de yasasam  köyümde fazla gezmesem de, tozmasam da O
  köy benim köyümüdür.Cünkü ben,babam ailem hep o köyle aniliriz.

Selam ve saygilarimla


                                                                                ORHAN ZUEXPAYIC

11 Şubat 2013

ÇOLÎG'İN BİLİNMEYEN DOĞA HARİKASI GÖLÜ


( GUELE GERINDUAL - GUELE ŞEYH ŞERÎF )


  
* Guele Gerındual Kara Ömer dağlarının doruklarında doğal ve gizemli güzelliği ile çevresinde onlarca mera ve yaylası bulunan halk arasında kutsal olduğuna inanılan,derinliği bilinmeyen kibirli bir o kadarda asi kadim bir göldür.

* Gerındual'de ilkbaharın başlamasıyla rıbes (ışkın), dağ punesi, sung (klawek-mantar), waş deleq (sütleğen), yelıng, elbik, tırşık, kıkor, suwesin’den yayılan koku ve renk cümbüşü yaylacı ve arıcıların cazibesini çeker

* Metan balı da bundan dolayı Gerındual yöresinin doğal bitki zenginliğinden dolayı Çolig ve çevresinde revaçta olan bir üründür.

* Kara Ömer dağlarının doruğundaki Guele Gerındual'ın çevresi gözetlendiğinde onlarca yaylası bir o kadar dere yatağı olduğu görülür, girinti ve çıkıntıları adeta bir labirent oluşturur.

* Guele Gerındual ve çevresi bundan ötürü yüzyıllardır mahkumların, isyancıların ve direnişçilerin barındığı en önemli mevzilere sahip tarihi bir mekandır

* Şeyh Şerif ve dava arkadaşları yıllarca bu dağlarda partizan savaşı vermiş, düşmanlarına ağır kayıplar verdirmiştir.

* Derler ya; dağlar kendi gibi insan yetiştirirler. İnsan da aklı ve yiğitliğiyle dağları dağ yapar.

* Kara Ömer'in tılsımi fazla bilinmez ama karşısında heybetli duruşu ve asiliğiyle duran Ko Spi ile sanki birbirlerinden güç alırlar.

* Ko Spi'nin doruğunda bulunan İskender Tepesi'nin ismini Mekedon kralından aldığı söylenir.

* Kara Ömer dağının doruğunda yer alan Guele Gerındual, Şeyh Şerif'in hatırasına izafeten halk arasında Guele Şeyh Şerif ismiyle de anılır.

* Zirvesinde Şeyh Şerif'in mesken tuttuğu, hergün dürbünüyle düşmanı kolladığı küçük kayalık bir heykel gibi hala duruyor.

* Eskiden gölün güneyinde Şeyh Şerif'in yaptığı tek kişilik mescid vardı, halk arasında buna "Cumiye Şeyh Şerif" deniliyordu.

* Şeyh Şerif'in ibadet için kullandığı bu mescid dışında bir de barınak olarak kullanmak için yine aynı gölün yakınında bir kuem (kom) yaptığı da yöre halkı tarafından bilinir.

* Türkler, Çolig'de yerleşim birimlerinin isimlerine ilavaten tüm coğrafik isimleri türkçeleştirmişler ama Guele Gerındual adeta onlardan saklanarak asimilasyonun gazabından kurtulmasını başarmış, türkçe ismi olmayan tek göldür.

* Guele Gerındual'ı anlatabilmek için çevresindeki Metan, Geydmem, Dewa Miunin, Dewa Jerin/Cerın, Şabon, Xeylon, Parsiyon ve Zuaxpa köylerini iyi bilmek gerekir.

*G uele Gerındual'ı anlatabilmek için Kara Ömer dağlarını, Ko Spi'yi, Çemê Murad'ı iyi bilmek gerekir.

* Guele Gerindual'ı anlatabilmek için Zuexpa'nın Ware Mergi ve Ware Çıme Jajini, Mexelo Siya, Mexelo Suwar, Berxonek, Yenî Remî, Merga Çeqêr, Ware Heyderun, Ware Meydun otlak ve yaylalarını iyi bilmek gerekir.

* Guele Gerindual'ı bilmek için Metan'daki Guele Keyna'yı (kız gölü), Guele Dualpakuni'yi (intihar gölü) bilmek gerekir.

* Guele Gerındual'ı bilmek için Sultan Qıbesi'yi, Kelaxsili Şeyh Mustafa'nın ve Şeyh Ali Septi'nin yatırlarını iyi bilmek gerekir.

* Kısacası Guele Gerındual coğrafik gizeminin yanında mitolojik söylenceleri, Şeyh Şerif ve arkadaşlarının ayak izlerini saklayan bir yöredir, iyi takip etmek ve bilmek gerekir.

* Çocukluğumda Guele Gerındual'ın ismini her duyduğumda vücudum hep depreşir, dururdu. Gerindual'ın hikayesi her anlatıldığında yaşlılarımız Kara Ömeri de dik duruşuyla Ko Spi ve Çiyaye Agıri'ye benzetir, onlar gibi kürd direnişçilerinin kutsal özgürlük mekanlarından biri olarak görürdü.

* Bu kutsanmışlığından dolayı yaşlılarımız halen de Gerındual ve Kara Ömer çevresinden geçerken dualarını esirgemezler.

* Yöre halkı, bu mekanlar kendilerinden küsmesin diye gün batımında yönünü dağlara dönerek bu kutsal saydıkları dağlarla adeta konuşup, dertleşirler.


GERINDUAL'IN ANLAMI HAKKINDA KISA BİR DEĞERLENDİRME

* Guele Gerındual ismi Çolig ve çevresinde yöreye göre farklı şekilde telaffuz edilmektedir.

* Örneğin, göl anlamına gelen kırdki sözcüğün "Guel yada Guwel" şeklinde farklı varyantları vardır ve yöresine göre farklı şekilde kullanılmaktadır.

* İsmin diğer sözcüğü olan Gerındual ise iki sözcükten oluşan bileşik isimdir, yine yöresine göre "gerrınduwel - gerındal - gerındual" şeklinde telaffuz edilebilmektedir.

* Gerrın sözcüğü kırdki lehçesinde uyuz, uyuzlu anlamına geldiği gibi, halk arasında pasaklı, kirli anlamında da kullanılmaktadir. Gölün çevresi sazlık ve bataklıklarla kaplandığı için böyle denmektedir.

* Dual - dol şeklinde telaffuz edilen son sözcük ise coğrafik terimdir, bu sözcük kırdki lehçesinde "vadi" anlamına gelmektedir.

* Dual sözcüğü kırdkide yaygın kullanılan bir sözcüktür. Guewdere mıntıkasında Gerındual Gölü civarında iki göl daha vardır. Bunlardan Pakuni/Yumaklı köyünün mezrası Dualê Pakuni'nin hemen yanında bir göl daha vardır. Bu göle kırdki "Guelê Dual" diyiyorlar. Yörede senelerdir, namusuna dil uzatılan, gururu incitilen birçok kadın gelip bu göle atmışlardı kendilerini. Benim köyümden de yıllarca önce bir kadın bu gölde intihar etmişti. Bu yüzden adı "İntihar Gölü" olarak da bilinir. Bu göl de Kara Ömer dağ silsilesi içindedir.

* Yine Guewdere'de Duala/Cerin "Jerin" mezrası vardır. Bu mezra da Kara Ömer silsilesine yakındır ve Çeme Murad'ın hemen yanıbaşındadır. Vadi anlamına gelen dual-dol sözcüğü göller de olduğu gibi yerleşme birimi isimlerinde de yer almaktadır.

* Dual sözcüğünün etimolojisini kırdki lehçesi üzerine çalışan dil bilimcilere sordum, doyurucu bilgiler alamadım. Bu nedenle sözcüğün etimolojisi hakkında kesin bir değerlendirme yapmanın şimdilik doğru olmadığı kanısındayım.


GERINDUAL GÖLÜ HAKKINDA KISA COĞRAFİK BİLGİLER VE BAZI TARİHİ NOTLAR

* Guele Gerındual'ın türkçelestirilmiş ismi yoktur. Halk arasında Guele Şeyh Şerif olarak da anıldığına yukarda değinilmişti. 1925 direnişinde Şeyh Şerif'in kısa bir dönem de olsa bu gölün çevresinde savunma pozisyonu aldığı yöre halkı tarafından bilinmektedir. Şeyh Şerif'in kardeşinin torunu Dr. Sıraç Bilgin, konuyla ilgili olarak, bir makalesinde Şeyh Şerif'in ayak izlerini takip etmek için o coğrafyaya yaptığı geziyi anlatıyor ve şöyle tasvir ediyordu:

"Sıra Guwelê Gerrinduwel’deydi. Buz gibi suları aslında Layê Xeylonî veya Layê Zuvyêr’i besleyen kaynağın veya yeraltı su deposunun dışa vuran ufak bir bölümüydü. Bu gölün Güney’inde Şêx Şerif’in ibadet ettiği tek kişilik bir mescit vardı, ki halk arasında buna“comiyê Şîyex Şerif” deniliyordu. Gölün kuzeyindeki bir yükseltiyi aştığınızda karşınıza bu kez bütün ihtişamı ile Mexelo Suwar yayla yeri çıkar."

Dr. Siraç Bilgin devamla Guele Gerındual'in doğu tarafında, Metan köyü sınırları içinde Şeyh Şerif'in yakalandığı yeri söyle anlatıyor ;

"Layê Çolîg’in aktığı vadinin tam sağında ihbar edilip yakalandığı mağara vardı. Şêx Şerif geceleri burada yatıyordu. İhanet ve cehaletin gözü kör olsun!"

* Şeyh Şerif Kelaxsi, her nekadar Sivan/Kelaxsi köyünden olsa da yaşamı Guewdere mıntıkasında geçmiştir. Çünkü dayıları Xeylun Jer'li olup, ilk medrese eğtimini de Xeylan'lı Seyda Malle Heci'den almıştır. Hareket öncesinde Guewdere coğrafyasında çok kaldığı için tarih kitaplarında hep "Guewdereli" Şeyh Şerif olarak geçer.

Ayrıca, Şeyh Şerif'in Geydmemli din adamı Seyda Molla Bahri'nin isim babası olarak nasıl taktığının kısa hikayesini aşağıya aktarıyorum:

Molla Bahri'nin babası köyün önde gelen simalarından İsmail Efendi’dir.

Bilhare ünlü bir molla olacak olan Bahri'ni adını babasının dostu Şeyh Şerif koymuyştır. "Adı Bahri olsun" deyince Bingöllü Hacı Süleyman Efendi (Şeyhin müridi) "Efendi, biz buralarda Bahri adını hiç duymadık. Buralarda Bahri adı yok. Neden Bahri adını koyuyorsunuz." diye sorar, Şeyh Şerif'te "O ilim deryası olacak. Bunu göreceksiniz. Onun için adını Bahri koydum" diye cevap verir. Bu isim koyma hikayesini çevre köylerimizde bilmeyen yoktur. Molla "Seyda" Bahri'nin yetiştiği dönemde gerçekten Çolig ve Xarpet çevresinde dini konularda en bilgili ve oldukça kültürlü din adamlarından biri olduğu herkes tarafından kabul görmüş ve taktir edilmiştir.

***

* Gerındual Gölü Çolig-Palu sınırının kesiştiği noktada yer almakta olup, Çolig sınıları içinde kalmaktadır. 2371 metre yükseklikte rakıma sahip olan bir krater gölüdür. Göl, Kara Ömer dağlarının zirvesinde olup, yaz ayları boyunca eriyen karlardan ve gölün hemen yanı başında bulunan su kaynağından beleniir. İlkbahar'ın su debisi yükselince Xeylan-Züver hattına doğru su yatağı oluşur ve fazla suları bu yöne akar. Göl'ün etrafı sazlıktır, dipsiz olduğu söyleniyor. Ayrıca göl ve çevresinde bolca duzrig (sülük) bulunmaktadır.

* Göl'ün batısında Palu'nun Parsiyon ve Tüy köyleri, Güney-Güney batı yönünde Palu'nun Xeylan, Ğeydmem ve Zuaxpa köyleri, Doğusunda Çolig'in Metan köyü, Kuzey-Doğu hattında da Şabon, Dewa Miunin, Dewa Cerin ve Kuêrmon köyleriyle komşudur.

* Gölü çevreleyen tüm yaylalar Xeylan, Ğeydmem ve Metan köylerine aitir.


GUELE GERINDUAL HAKKINDA ÇEVRE KÖYLERDE ANLATILAN "MİTOLOJİK" SÖYLENCELER

* Guele Gerındual'ın dibinde deniz atı olduğu söylenmektedir. Göl'ün Kara Ömer dağının doruğunda olmasına rağmen, gölün yamaçlarından istisnasız her yöne doğru su sızmaktadır. Sızan bu suların bir hattı Xeylan/Züver yönüne doğru akarak Çeme Muradı besler. Bir hattı Parsiyan yönüne doğru akar. Bir hattı ise Metan/Puex mıntıkasından akarak diğer bazı dere sularıyla birleşerek Çolig'den akan Awê Sağyêr'in ana kaynağını oluşturur

Guele Gerındual ile ilgili iki mitolojik söylenceyi aktarmak istiyorum:

* İlk söylence, benim köyümdeki yaşlılardan edindiğim bilgilerdir. Zuaxpa köy sakinlerinin rivayetlerine göre köyden bir çoban hayvanlarını otlatmak için Kara Ömer dağının doruğundaki Guele Gerınduale gider. Hayvanlarını otlatırken kavalını suya düşürür ve çok üzülür. Çünkü kaval onun yaşamının bir parçası ve arkadaşıdır. Çoban ertesi gün köyde matarasına su doldurmak için köy altındaki "Key Hüs Xun" denilen ailenin arazisinde bulunan su kaynağına gider. Kaynağın başına varınca bir de ne görsün; bir gün önce Gerındual'de düşürdüğü kavalı suyun içinde yüzmktedir. Köylüler bu söylenceden dolayı Kara Ömer dağları ve Gerındual gölünün kutsalığına inanırlar. Hem Gerındual gölü hem de Kara Ömer dağlarında birşey kaybolmaz, yöre halkını koruyan binbir türlü ot çeşitleriyle yöre insanına hayat veren, şifa veren, besleyen bir kudretin olduğuna inanıyorlar.

* Zuaxpa köyünd anlatılan bu efsaneyi 1925 hareketinde türk ordusu ve yerli işbirlikçi çetelerden korunmak için Kara Ömer dağlarına sığınan Şeyh Şerif Kelaxsi'nin ailesinin yaşadığı bir anekdotla pekiştirmek istiyorum. Şeyh Burhaneddin Bilgin hala hayatta olup, hareket esnasında henüz 8-10 yaşlarındadır. Aşağıdaki anekdotu kendisine atfen aktarıyorum:

"Ben o zaman çocuk idim tabii ki, ondan dolayı hareketin nasıl başladığı, nasıl çatışmalar olduğu konusunda fazla bir şey hatırlamıyorum. Fakat kendi yaşadıklarımı iyi hatırlıyorum.
Şeyh Said Hareketi kırıldığında, yani Kürt Kuvvetleri yenilip geri çekildiklerinde biz Miyalûn da M. Emin Heyûn`un evinde idik. Anemin annesi bizim oradan gitmemizi, yani orayı terk etmemizi istedi. Ben, Wecîde, Giyasettin ve Têre anam ile birlikte idik. Bunun üzerine dayım Selim bizi Kara Ömer Dağına götürdü, orada bir Kom vardı. O kom da saklanmak üzere oraya gitmiştik. O kadar kar yağmıştı ki, kom karın altında kalmıştı. Araya araya sonra komu bulduk. Dayılarım bizi içeri atıp gittiler. Kom de biraz çalı-çırpı vardı, o çalılar ile ateş yaktık, ısındık. Samanların içinde yattık, samanların içine oğlaklar işemişti, saman kokuyordu. Su yoktu, aynanın kutusunu büküp içinde su ısıtıyor ve bu suyu içiyorduk. 20 gün burada böyle yaşadık, sonra kom’un sahibi geldi. Adam karı temizliyordu, Têre gidip adama, “Xal İbrahim” diye seslendi. Adam, “Têre bana görünme sonra beni yakalayıp yemine verirler sizi gördüğümü söylemek zorunda kalırım” dedi. Adam bize ekmek verdi ve daha sonra yine bize ekmek getirdi. 20 gün sonra buradan çıkıp gitmek zorunda kaldık. Pul, Mirye ve Pakuni köylerine gittik, kimse bizi içeri almadı. Sonra Tuns’da Yib Zen’ın evine gittik. Guncê Hemûn bizi gördü; “eyvah, eyvah dayılarımın ocağı söndü, dayılarımın çocukları sokaklarda kaldılar” dedi ve bizi samanlığına götürdü. Bir süre onun samanlığında kaldık."


* Guele Gerınduala ilişkin ikinci mitolojik söylenceyi de Remzi Budancir'in yıllar önce Taraf gazetesinde yayınladığı bir haberden alıntılayarak aktarıyorum:

Eskiden suda yaşadığına inanılan atın efsanesini, yöre halkı şu şekilde anlatıyor; "Eski zamanda Gerındal’la bir at yaşarmış. Kimse bu atı göremezmiş. Bir gün bir kişi dişi olan atını Gerindal’ın yanında bırakmış ve uykuya dalmış. Kendisine geldiğinde atın Gerindal’ın karşı tarafında olduğunu ve sudan çıkan su atıyla (Astver Avi) çiftleştiğini görür. Su atı tekrar Gerindal’a dalar ve gözden kaybolur. Belirli bir zaman geçtiğinde, at bir yavru doğurur. Su atının özelliklerini taşıyan yavru tay, dikkat çeken özelliğe sahip olması, at sahibinin iştahını kabartır. Çiftleşme döneminde tayla beraber atı tekrar Gerindal’ın yanına götürür. Beklemeye başlar. Yine atın sudan çıktığını görür ve bu defa hiç beklemediği bir sonuçla karşılaşır. Sudan çıkan at, dişi atla çiftleşeceğine, kendi soyundan olan atı boynundan ısırarak Gerindal’ın derinliklerine sürükler. Ve gözden kaybolur. O zamandan bu yana Gerindal da yaşadığına inanılan at, hiç görülmemiş"


Sonuç;

* Guele Gerindual'ın hikayesini ve hakkındaki bilgileri yazmaya çalışırken ağırlıklı olarak Şeyh Şerif'in bu gölle birlikte anılmasının hikayesine yer verdim.

* 1980 öncesi her yıl yaz aylarında köyümü ziyarete giderken mutlaka Guele Gerındual'ın bulunduğu yaylaya da çıkar, bu mekanı ziyaret ederdim. Zuaxpa'nın (köyüm) en geniş meraya sahip ve en revaçta olan yaylası da kuşkusuz Ware Merg Metan, Miyalan ve Ğeydmem köy sınırlarına komşuydu.

* Gerındual Gölü ise hemen aynı yükseltideydi ve yaya olarak 1-1,5 saat yolculukla varılıyordu, artık çocukluk yıllarımdaki gibi hayvanlarımızı otlatmak amaçlı değil, sırf ziyaret etme amaçlı gidiyordum.

* Gerındual Gölü her anlatıldığında Şeyh Şerif Efendi'nin ibadet ettiği mekan ve çok yakınında barındığı kom hep aklıma geldi.

* Bugün Gerındual'ı az da olsa anlatabiliyorsam, bunu çocukluğumda yaşlıların anlatımlarından edindiğim bilgilerin zenginliğine borçluyum.

Selam ve saygılarımla.





7 Şubat 2013

Sancak'tan bir portre Hamit Gündoğdu "alinti"

 



Sancak'tan bir portre
Hamit Gündoğdu

Adi: Hamit
Soy Adı: Gündoğdu
Baba Adi: Ahmet
Ana Adı: Seyran
Dogum yeri: Soğ (Arıcılar)
Doğum tarihi: 1924
Ölüm tarihi: 1975



Lakabı: Hemîd'ê Ehmed'ê Feqî.

Hamit Gündoğdu'nun kısa yaşam hikayesine geçmeden önce, ''Feq'i'' ismine biraz değinmek istiyorum.

Feqî'nin soyundan olanlar günümüzde yirmi hane civarındadirlar. Feqî, sadece lakap ismiyle anılmiştir. Dolaysiyla torunları Feqî'in gerçek ismini bilmemektedirler.

Feqî, Çabakçur yerlilerinden Süweydi beylerinin Genç kolundandir. 1600 lü yıların başlarında çabakçur emiri İsfahan beyin torunları Merkezi Lek olmak üzere sancağın tamamını denetimlerine aldıktan sonra, 1700 lü yılarda Genç kolundaki akrabalarından bir kaç aile'yi getirip Şoğ köyüne yerleştirmişlerdir. Şoğ köyüne yerleştirilen ailelerin Hançuk beyi ikinci Fahreddin'in torunları oldukları rivayet olunur. Genç ilçesinden geldiklerinden dolayi halk bu aileye ''Gencan'' lakabı vermişlerdir. Dolaysiyla günümüzde Malê Gêncan olarak bilinmektedirler. Feqi ailesi de gencanlara yakın olup Lek-ağalarıyla akrabadirlar.


Feqî'in gerçek ismi Mikail'dir. Mikail (Feqî) 1850 li yıllarda Şoğ köyünde dünyaya gelir. Annesinin ismi Elif'dir. Elif aslen Dersim Nazmiye ilçesine bağlı Seter köyündendir. Mikail ''Feqi'' dünyaya geldikten kısa bir süre sonra babası vefat eder. Elif, Şoğ köyündeki akrabaların yanında kalmaktan ise, Seter köyündeki baba evini tercih eder. Oğlu Mikail'i de yanına alarak Seter köyüne yerleşir.

Mikail'in çocukluk yıları seter köyünde geçer. Mihail okul çağına geldiğinde, Annesi mikail'i Medrese eğitimine gönderir. Medresede dini eğitim görenler kürtçede ''Feqi'' deniliyor. Dolaysiyla halk Mikail'e ''Feq'i'' diye hitap etmiş. Annesinin yanında büyüdüğü için ''Feqî'yê Elê'' lakabi almiştir. Günümüzde halen ''Mala Feqî'ê Elê'' olarak tanıniyorlar.

Mikail (Feqî) yetişkin yaşa gelince, Seter köyünde elde etiği mallarını satar, babasından kalan arazilere sahip çıkmak üzere tekrar Şoğ köyüne yerleşir ve evlenir. Evliliğinde Arif ve Ahmet isminde iki erkek çocuğu olur. Feqî, her iki çocuğunu kendisi gibi din'i medreselerde eğitir. Feqî 1900 lü yılların başlarında Şoğ köyünde vefat eder.

Ehmedê Feqî, beşi kız üçü erkek sekiz çocuğundan bir olan Hamit Gündoğdu 1924 yılında Sancak Şoğ köyünde dünyaya gelir. Çocukluğu şoğda geçer. Ticarete meraklı ve yatkınlığından dolayi çok genç yaşta parakende hayvan alış verişi ile ticarete başlar. Atılgan, becerikli, ticarette cesaretli olan Hamit, Çabakçur merkezde ikamet eden akrabaları olan Mıtoli ailesinin teşvikiyle devlet işleri ihalelerine girişir ve Osmanli ordusundan kalma Suvari birlikler için Hayvan yem'i ihaleleri alır. Özelikle Sancak ovasındaki bütün çayırlıkları icar'la veya hazır biçilmiş ot ve saman satın alıp Askeriyeye devr eder. Almiş olduğu askeri ihalalerle kısa süre içinde büyük sermaye elde eder.

1936 yılında Çabakçur, ''Çevlk'' Bingöl ismiyle il olunca, Hoşkar köyü de Sancak ismiyle Nahiye statüsü alıp Kıği'den ayrılıp bingöl merkeze bağlanır. Bu yıllarda Feqi ailesi Şoğ köyündeki topraklarını satarak Sancak merkezde arazı satın alıp yerleşirler.
Hamit Gündoğdu ise elde ettiği sermaye ile 1939-40 yılında Çabakçur merkezde açtığı bakkal dükkani ile ticarete devam eder. Kısa zamanda işlerini geliştirir. Kara lastik, naylon ayakkabıları, ev malzemeleri, idare lambası, gaz lambası ve şişeleri satarak ticaretine devam eder. Işlerini genişletip ilerletmeye çalışırken askerlik dönemi gelir, askere gider.

Askerliğini bitirip döndüğünde ticari yeniliklerini sürdürüp işini geliştirir. 1949 – 50 li yılarda aşağı çarşıda M. Zeki Mütevellizade'ye ait oto yedek parça dükkanı devr alır ve kendi Dükkânını şimdiki marketler haline getirerek çalıştırmaya devam eder. Bu yıllarda Mıtolî ailesinden Mehmet Aydoğdu'nun kızı Lütfiye hanımla evlenir (Tüfekçi Lütfü'nün kız kardeşi). Bu evlilikte iki kız üç erkek beş çocuğu olur.

1954 – 56 yılları arasında yukarı çarşiya, şehir merkezine taşınır. Şimdiki Vakıflar bankasının olduğu yeri arsa halindeyken satın alır. O döneme göre lüks sayılan iki katlı bir bina yapar.
Prelli lastiklerinin Bingöl bayiliğini alır. Yaptığı binanın alt katlarını dükân ve ön kısmını benzin istasyonu olarak düzenler.

Ticarete sürekli yükselir ancak siyaset alanında 1966 yılında bingöl bağımsız belediye başkanı aydaylığı dışında, Hamit Gündoğdu siyaset arenasında bulunmaz. Temiz ve modern giyimiyle çağın yeniliklerini sergileyen bir görünüme sahiptir. Fötr şapkası kravatlı giyimini ölünceye kadar devam etmiştir. Çağdaş ve yeniliğe açık bir kişiliği vardı.
Güllü, Têlî, Makbule, (….), (….) isminde Beşi kız. Aziz, Ali, Hamit. Üç erkek sekiz kardeştirler.

Hamit Gündoğdu siyasi anlamda bölgeye katkısı olmamişsa da, Bingölün şehirleşmesinde ticari anlamda yenilikler yapan, çeşitli bölge bayiliklerini ilimize getiren ve Bingölde benzin istasyonu açan ilk kişilerdendir.

Güçlü bir öngörüye sahip idi. Şehirin düzağaç mevkiine taşınacağını ta 1960li yıllarda tahminde bulunmuştu. Dolaysiyla Düzağaç mevkiinde aldığı arsa üzerinde 1970 li yılında iki katlı bina yaparak önünde açtığı petrol ofisi halen devam etmekte ve oğulları tarafında işletmektedir.

Bingöl'ün gelişmesinde önemli katkıları olan Hamit Gündoğdu, 1975 yılında geçirdiği bir hastalık sonucu genç yaşta (50) hayatta veda eder. Merzarı düzağaç asri mezarlığındadir.

Saygılarımla.