Kûy a Spî

21 Eylül 2013



    ÇOLÎGDEN NOSTALJÎK  BÎR PORTRE (HAMAL ÊLÎ)




     " Hiç bir insanın yaşamı asla önemsiz değildir ; hatta kendi başına bir

       tarihtir."


                                                                                                                  Recep Maraşlı
                                                                                                                      


- Kurdistanda okumamış,etiketsiz esnaf ve işçi kökenli çok önemli şahsiyetler kürd siyasetinde
  yer almıştır. Bu isimlerin başında Terzi Niyazi Usta, Feqi Hüsen ,Şemsi Usta,Mehdi Zana,
  Adil Şerefhanoğlu akla gelen ilk isimlerdir.
- Bu şahsiyetler'in renkli kişilikleri, mizahi ve siyasi yeteneklerinden dolayı iş yerleri kürd
  aydınları'nın hem okulu, hem dernek ve hemde toplanma mekanlarıydı.
- Bende bu yazımda Çolig'de etiketsiz ve okumamış bu kategoriye mensup, hemal Êli'yi
  size anlatmaya çalışacağım.
- Çolig şehir merkezinde Hemal Êli (Sakin)deyip,geçmeyin. 1970-2000 yılları arasında Çolig'in
  siyasetinin nabzını iyi bilen bir figürdü.
- Aslen Dareheni/Siwan nahiyesinin Gaz köyündendi. Şeyh Said hareketinden tutun yakın
  döneme kadar Çolig ve çevresinde yaşanan toplumsal ve siyasal olaylara ilgisi olan bir
  şahsiyetti.
  Kısaca Çoligin ayaklı radyosu,gazetesi demek yerinde bir tesbitir.
- Meslegi hamalık olan Êli'nin hiç değişmeyen iş elbisesi olan şalvarı, kara lastik ve askeri
  ceketinden kimse onu  vazgeçiremedi.
- Yaz ayının sıcaklığı, kış ayının soğukluğu onun için farketmezdi. Hep aynı elbiselerini giyerdi.
- Hamal Êli'le yaklaşık 20 yıl kapı komşuyduk. Hemen ,hemen her akşam evimizin müzmin
  misafiriydi.
- Evinde televizyon olmadığı için akşamleyin haber saatinde gelir,3,4 saat sohbet derken gece
  geç saatlere kadar eve ancak giderdi. Hamal Êli ile gece sohbetlerimiz ağırlıklı olarak kürd
  siyaseti  ve tarihi üzerineydi.
- Çolig merkezde Şeyh Said hareketi ve sonrası kürdlük davasında yer alan ve bedel ödeyen
  ailelere müthiş bir saygısı vardı. Yine 1925 hareketindeki çetelere,hainlerin aile ve
  çocuklarına karşıda müthiş bir anti-patisi vardı.
- Çoligdeki Şeyh,Seyda,Bey,Aydın,Münevver, kesimlerin çoğuyla barışık ve ortak
  dostlukları vardı.
- Hemal Êli MHP gibi Çolig'de ucube Türk milliyetçiligi ve ülkücü fikirlere çok mesafeli ve
  karşıydı.
- Hemal Êli genelde Kürdçü,Kürd solu ve sosyalist fikirlere yakın çevrelerle yakın ilişkideydi.
- Rahmetli Zeki Adsız yıllar önce Çolig'de işçi ve hamallardan oluşan bir kitleyi at arabalarla
  valiliğe kadar yürüyüşe geçirmişti. Yürüyüşün amacı fakirlik ve yoksuluğu protesto
  yürüyüşüydü.
- Bu yürüyüşte baş rolde yer alanlardan biride hemal Êliy'di. Hemal Êli ,rahmetli Zeki Adsız'ın
  bu aktivite ve cesaretinden dolayı sürekli anardı.
-Şehirde günlük yaşanan siyasi,toplumsal olayları çok iyi takip eden, yorum,zeka ve analitik
  düşünme yetisi Çolig'in mahalli ölçeğine göre zengin bir birikime sahiptti.
- Hamal Êli'ye kısaca okumamış,etiketsiz ve çok renkli lokal bir aydın demek,yerindedir.
- Benimle ilişkisi hem komşuluk,hem siyasi, hem tarihi hem dostluk karışımı çok zengin bir
  ilişkiydi.

*************

- Çolig'in gizemli siyasetini çok iyi bildiği için tecrübelerini bizimle paylaşırdı.
- Hemal Eli'nin bir teyzeside şehid öğretmen Sıddık Bilgin'in babası Abdulaziz efendiyle evliydi.
- Çolige gelmeden evvel Siwan mıntıkasında Şeyh Şerif Kelaxsinin ailesiylede yakın
  ilişki,dostluk ve bağlılığı samimiydi.
- 1925 hareketinde bölgede yaşanan toplumsal olayların çoğuna hakimdi.
- Örneğin Siwanlı Kasım Aga (QAS KUESI) nin yakalanış hikayesi ve şehadetini çok mizahi ve
  edebi bir dile anlatırdı.
- Kasım Aga'nın yakalanmasında yer alan Siwanlı çete başlarının ismi geçincede, kendini tut-
  mayarak ahhh...  çekerek galiz küfürlerini sıralardı.

  Tıpkı diger toplumsal olaylarıda aynı dil ve uslupla anlatmasını bilirdi.

- Hamal Êli biz gençlerin 1970'li yılların sonu ve 1980 li yılların başındaki kürd meselesindeki o
  heycanlı ve zaptedilmez hareketlerimizi görünce hem sevinir, hemde bize sakin ve temkinli
  olmamız yönünde telkinlerde bulunurdu.
- Kemalizm'in uygulamalarının kurdistandaki sosyal,siyasal ve psikolojik tahribatlarını  tarihsel
  olayları o mizahi diliyle biz gençlerin beyinlerine nakş etmesini çok iyi bilirdi.
- Biz gençlerin o heycanlı siyasi aktivitelerini gören Hemal Êli'nin bu sözünü hiç unutmam.
- Bana derdiki !  siz gençler böyle yapıyorsunuz.  Bu Türkler Atatürkü unutmuşlar sırf bizi
  susturmak için mezardan tekrar çıkarıp, domleksin kılıcı gibi bizi korku ve baskı altında tekrar
  tutmaya çalışacaklar. Sizden dolayı başımız tekrar belaya girecektir.
- Kemalizm, türk devletinin kürdlere tarih boyunca yaptıklarından dolayı müthiş bir anti-patisi
  vardı.


**********************

      "ATATÜRK'ÜN KAYBOLAN HEYKELI VE HAMAL ÊLÎ"


 - 1980'li yılların başıydı. Çolig'de kültür caddesi üzerinde Imam Hatip Lisesi önünde tunçtan
    yapılmış ,yarım boy bir Atatürk heykeli vardı.
- Sabahleyin okulun yöneticileri mesaiye geldiklerinde, beton kolonu üzerinde monte edilen
   heykelin yerinde olmadığnı görürler.
- Okul yöneticileri büyük bir telaşa kapılıp, durumu o dönem emniyet,sıkıyönetim komutanlığına
   bildirirler.
- Prosedür gereği tahkikat başlatılılıp, o gece nöbetçi olan memurlar başta olmak üzere
  çevredeki binalarda olan esnaf ve ev sahiplerinin ifadesine başvurulup, bir sonuç alınamaz.
- Heykeli söküp götüren kişiler , onu saklamanın ateşten gömlek olduğu için götürüp, Gayt
  çayı'nın kuytu bir yerine atarlar. Heykelin bulunduğu yer geçiş güzergahı olmadığı için 5,6 gün
  yapılan aramalarda bulunamaz.
- Hemal Êli hamalık mesleği yanında demir,metal kısaca aklınıza gelen her türlü hurda
  malzeme işiylede ilgileniyordu. Birgün sabah erkenden evi deşte "Çolig ovası" olduğu için
  düzağac merkezine gelir. Gayt köprüsü güzergahından sabahin o erken ve güneşin yeni
  doğduğu saate gözüne uzaktan bir ışık parıltısi vurur.
- Hemal Êli bu ışık parıltısının mutlak bir sebebinin olduğunu merak eder.
- Işık yönüne doğru yönelince , birde ne baksın bir hazine ? büyük bir metal (Tunç) parçası
  ve altın gibi parlayan ve asgari 15,20 kg ağırlığında, kuytulukta bulur.
- Hemal Êli hurdacı olduğu için o an şok yaşar, belki bir 10,15 günlük yevmiyesi çıkmış bir
  hazine bulmanın, haklı sevincini yaşar.
- Metal yığınını iyi inceler ve Hemal Êli ençok ilgilendiği tarih ve siyaset biliminden öğrendiği
  tecrübeyle Heykel'in Atatürke ait olduğunu kanısına varır.
- Ama, Hemal Êli dahada sevinir. Kisacasi sevinci doruga cikar diyebilirim.
- Cünkü,yevmiyem cikmasada ben şuanda kaybolan bu Atatürk'ün heykelini sırtlayıp, Emniyet
  müdürlüğüne götürsem. Belki yevmiyemin bir kaç katı kadar bana ödül verirler
  düşüncesindedir.
- Çünkü, Hemal Êli'nin tabiriyle  rahmetli Atatürk'ün kaybolan heykelini bulmak,ona sahip
  çıkmak ve onu tekrar devletin yetkililerine teslim etmenin kendince hem maddi ve hemde manevi
  kazanımlarını olduğunu düşüncesindedir.
- Ve düşündüğünü yapar ve Heykeli hemalığın vermiş olduğu teknik ve pratik tecrübesiyle kalın bir
  iple bağlayıp,sırtlayarak direkt Emniyet Müdürlüğünün doğru gider.
- Hemal Êli söylemiyle "Rehmetli Atatürk'ün" heykeli'ni Emniyete götürdüğünde, anında polisler
  kendisini ablukaya alırlar.
- Afferin beklerken ,polisler tarafından sözlü ve fızıkı hakaretlere uğrar. Hemal Êli, türkçesi iyi
  olmadığı için kendini iyi ifade edemez.
- Sanki heykeli kendisi kaçırmış muamelesini görür. Tabi, netice'de Ali'nin suçsuzluk kanısına
   varılır. Ve hiçte hoş olmayan hakaretlerde kendisine kar olarak kalır.
- Hemal Êli yaşadığı bu olayı yıllar geçsede unutmadı. Ve bazen sohbetlerde söylediği bir söz
  vardı. Ve derdiki ! Yalawuz, biz rehmetlinin (Atatürk'ün) heykelini gayt deresinde çamurun
  içinden çıkarıp ,getirdik yinede bu devlete yaranmadık.
- Bu korucular,işbirlikçi hainler acaba benim bu yaşadıklarımdan bir ders çıkarmazlarmı ?
  sorusunu hep söyler ,dururdu.
- O yüzden bırakın canları ceheneme hiç bu devlete doğru yapmayacaksın,nede
  yanaşacaksın. Ve zazaki derdiki "Huqmat Tırkun pırdıb'se hunci serra me viyeren" rk
  hükümeti köprüde olsa üzerinden geçmeyin sözü  beynine nakş edilmişti.


Son söz olarak, o heykeli  kürd Hemal Êli değil de,  hasbel kader  polis,asker veya başka bir devlet yetkilisi bulsaydı , kesinlikle bu devlet onu ödülendirirdi. Ama söz konusu Kürd ve Hemal Eli olunca muamele başka olur.


    Selam ve saygılarımla


                                                  Orhan Zuexpayıc

4 Eylül 2013

ATATÜRK'ÜN POSTERÎ ÎLE ÎLGÎLÎ BÎR ANEKDOT










" Bir ülkeye gittiginizde farklı heykeler'in çokluğu dikkatinizi çekerse o ülkede bilinki; demokrasi
  kültürü çok gelişmiştir.
  Ama bir ülkeye gittiğinizde tek,tip ve bir veya iki kişinin heykeli heryerde dikilmiş'se bilinki o
  ülkede demokrasi kültürü yoktur. "

                                                                              AHMET ALTAN




- Yil 1990 veya 91 Haziran ayı olsa gerek,
- Ankara Kızılay postahanesinden Kemalist atılım veya Atatürkçü düşünce derneği  adına iyi
  hatırlamıyorum, Çolig Postahane Müdürlüğüne Bingöl Belediyesi adına bir koli yollanmıştı.
- O dönemde Çolig belediyesinde muhasebe müdürlüğü görevini yapıyordum.
- Belediyenin odacısını koliyi alması için postahaneye yolladım. Odacımız epeyce hacimi
  geniş ,tahminen 6,7 kg ağırlığında bir torbayla odama yarım saat sonra geldi.
- Odacı arkadaşla beraber torbayı açtık,acaba belediyemize dernek ne yolayabilir,diye
  merak ettik.
- Torbayı açtığımızda Atatürkün dev bir posteri çıkmıştı. Bende işimize yaramayan bir
   malzeme olduğu için posteri tekrar torbaya geri koyup, muhasebe müdürlüğümüzün
  deposuna yolladım.
- Yaklaşık iki hafta sonra Kemalist bu dernek tarafindan belediyemize epyce yüklü bir
   fatura ödemesi gelmıştı. Fatura'nin tutarı o dönemki resmi kur fiyatlarına göre tahminen 4,5
   bin mark bugünkü dolar tutarındaydı.
- Bende böyle bir siparişimiz veya ihtiyacımız olmayan posterin  fatura ödemesini yapmadım.
  Ve faturayı sümen altında beklemeye aldım.
- Yine iki hafta geçmeden santral memuremizden bana bir telefon bağlandı. Karşımdaki
  muhatab, bu derneğin başkanı veya sekreteri Hikmet bey isminde bir şahıstı.
- Hikmet'in soyadı gelen fatura ve yazılardan hafizamda kaldığı kadarıyla ya Çetin, Ya
  Tekin'di.
- Hikmet'li bu iki soyadına'da aşina (tanıdık) oldukları için yıllarcada olsa unutmadım.
- Biri Lice'li Hikmet Çetin bakanlık yapmış CHP'li, diğeri Çolig/Elekraglı MHP lı Hikmet Tekin
  Çolig'de belediye başkanlığı yapmış, nam-ı değer Karayılan,
- Bu iki soyadlı Hikmet'ler benim için çok olumsuz lüzumsuz ve değersiz kişiliklerdi. Çünkü iki
  isimden Çetin Lice'nin kurmanc (kırdas), Tekin ise Çolig'in Kırd (zaza) kürdüydüler.
- Ama ikiside asıl ve nesilerini inkar eden başkalarının değirmenine su taşıyan haramzade-
  diler. Neyse ben, telefon görüşmemize geleyim.

***************

- Benim'le Kemalist derneğin başkanı arasında kısaca şu konuşmalar geçti.
- Hikmet ....., muhasebe müdürüylemi ? görüşüyorum,? dedi.
- Evet ! ben Orhan Zuexpayıc (Kaya) muhasebe müdürüyüm.
- Beyefendi bizim bir fatura ödememiz vardı, Atatürk'ün posterini size yollamıştık. Ne oldu ?
- Bende, Hikmet Bey bizim böyle bir siparişimiz yoktu. Neden ihtiyacımız olmayan
  posteri belediyemize yolladınız.
- Hikmet bey bu sorularıma demek alışık,değildi. O güne kadar Hıkmet Bey kimseden böyle
  ters cevap almamıştı.
- Hikmet Bey o güne kadar aldığı cevaplar, efendim,başgöz üstüne,emrin olur,kısaca bir sözü iki edilmemiş,
- Bu sorum Hikmet Bey.. denilen zatın adrenali'ni birden yükselterek bana sözlü saldırmaya
  başladı.Bende onu sakinleştirmeye çalışmakla beraber karşısındaki insana böyle sözlü
  saldırı hakkının olmadığını anlatmaya çalışıyorum.
- Hikmet Başkan mı, Başbuğmu denilen zat benim bu sakinliğim onu çok daha tedirgin ve
  saldırğanlaştırdığını his ediyordum.Bende sorularımı gayet sakince ona izah ediyordum.
- Netice telefon sataşmalarımızla bu işin çözülmeyeceğini kendisine ifade ettim.
- Hikmet Bey denilen zat Belediye reisile görüşmek istedigini, kendisine reis'in telefonunu
  bağlattım.
- Belediye başkanımız o dönem Selhaddin Kaya'dı. Reis poster ve fatura ile ilgili durumdan
  haberdardı.
- Hikmet efendi reisle konuşmasında beni şikayet edip, muhasebe müdürünüz bana karşı
  saygısızca davrandığıni ifade etmeye çalışırken, çok sert bir reaksiyonla karşılaştı.
- Selhaddin Kaya'da Hikmet denilen insanlıktan nasibini almamış bu ucube'ye benim bu
  olaydan haberim vardır.
-  Bu poster'in fatura bedelinide ödemeyeceğim. Çünkü ihtiyacımız olmayan böyle emrivaki
  ödemleri kusura bakmayın kabul etmiyorum. Hikmet denilen bu zat bu defa bunun hesabını
  vereceksin, seninle görüşecegiz gibi tehditler telefonda savurmaya başladı.
- Hikmet Bey kısaca Kaya lara çarpmış, bu cevaplarımız karşısında çok fena sendelemiş, bir
  sarhoş gibi sağa sola çarpılmıştı
- Tabiki bu telefon konuşmalarını bende dinliyorum. Selhaddin Kaya çok sert bir reaksiyonla
   bu ukalayı susturdu. telefondan şunu anladım ki !  Hikmet ... posteri tekrar Postahneyle iade
   talebinde bulundu.
- Posterli torbayı tekrar iadeli ve bedeli Kemalist dernegin ödemesi koşuluyla geri yolladık.

*************
- Hikmet ....Başbuğ denilen bu kişilik o dönemde Türkiye'de 2.500 toplam belediye olduğunu, sa-
  dece Çolig Belediyesi bize problem yaşattığını, söyledi. Tabiki bu poster ve ödemesi bizim
  için adetta bir inatlaşmaya dönüşmüştü.
- Düşünüyorum yıllarca Kemalizm kisvesi altında bes lenen bu güruhlar farklı dernek ve örgütlenmeler
   adı altında rant peşindeydiler. Bu belediylerin büyük çoğunluğu bu posterleri Hikmet'in konuşmalarından
   aldığına tanık olmuştum. Tektip kişilik, diktatöryel bu poster ve putperestliklerden bu
  coğrafyamız neler çekmiştir. Orta-Dogu halklarının kaderi nezaman değişecek,



Selam ve saygılarımla,

                                                                       Orhan Zuexpayıc