Kûy a Spî

30 Aralık 2014

Hacı İsmail Ağa (Göker) ve Şeyh Sait (Alıntıdır)

Hacı İsmail Ağa ve Şeyh Sait



1920-1925 yılları Kürtlerin aşiretler arası ilişki kurma ve örgütlenme dönemidir. Aşiretler arasında kopuk olan ilişkileri düzeltme ve onlarda milli duyguyu uyandırma çabaları bu dönemin Kürtler arasında önemli bir özelliğidir. Şeyh Saidin önderliğinde kurulan bu ilişkiler çoğu aşiretler üzerinde etki yaratmış ve bir ordulaşma sürecine ulaşmıştır. Bu çabalara katılan önemli bir aşirette Genç ilçesine bağlı Yeğkik aşiretidir.
Osmanlı Rus savaşında alay komutanlığı yapan İsmail Ağa , askeri yönden güçlü , adaletli ve hümanist bir insandır. İnsalcıllığı ermeni mezalimi döneminde bile ermeni çocukları korumaya almış onlara kol kanat germiştir.
İsmail Ağa , Şeyh Said'in kardeşinin bacanağıdır. İlk evliliği Valer'li Zikte aşiret reisi Hacı Sadık Bey'in kızkardeşi Rabia hanımla yapar. Bu evlilikten üç çocuğu olur.Yusuf Ağa (Gökel) , Sariye Hanım , Ali Ağa (Gökel) dir. İkinci evliliği Şeyh Said'in kardeşi Şeyh Tahir'in baldızıyla yapar. Bu evlilikten iki oğlu olur. Bunlar Sait Ağa (Gökel) ve Halil Gökel'dir.
Bugün Licenin köyü olan Peçar Osmanlı döneminde yönetimde ağırlığı olan bir yerdi. Hacı İsmail Ağa bu idareyi Gence kaydırır. Böylece Genç bir vilayet olur. Halkın bir kısmı Gencin vilayet olmasını istemez. Vilayet olursa devlet baskısı fazlalaşır düşüncesindedirler. İsmail Ağa Gencin daha güzel olacağını söyleyerek onları ikna eder. Osmanlının mührü İsmail Ağadadır. Devletin vergi dahil çoğu işlerini idare eder. Vergi veremeyen halkın bile vergisini kendi cebinden verdiği söylenir. Şeyh Said ve adamları 300e yakın direnişçiyle İsmail Ağa'nın evinde misafir olur. Beraber gelişmeleri değerlendirirler. İsmail Ağa Şeyh Said'in hem yakın dostu hem akrabasıdır. Vareli Hacı Sadık Beyin kızı Fatma Hanım İsmail Ağanın oğlu Yusuf Ağanın hanımıdır. Fatma Hanım İsmail Ağanın hükümet tarafından çağırıldığında daha sonra cenazesinin gönderildiğini anlatır. İsmail Ağanın davet edildiği hükümet dairesinde kahvesinin içine zehir katılarak öldürüldüğü söylenir. Ölüm yılı 1924'tür.
Daha sonra aşiretin başına oğlu Yusuf Gökel geçer. Yusuf Ağada Şeyh Said ile ilişkilerini sürdürür. Yusuf Ağa direnişlerin öncülerinden biridir. Yağkik , Zikte , Mıstan , Botyan aşiretlerinin topyekün katılımıyla hükümet daireleri ele geçirilir. Hükümet güçlerinin daha sonraki süreçte takviye gelmesiyle dağlara çekilirler. Mücadele dağlardada sürer. 1927'de kanireş davalarında şehit düşer.
Yusuf Ağada çok dürüst bir insandır. Direniş sırasında direnişçilerden biri köylünün koyununu çalar. kızartıp yerken Yusuf Ağa onları görür ve olayı öğrenir. Bunu yapan şerefsizdir yapılan haramdır der ve yemez. Köşesine çekilir kuru ekmek yer. Bunu gören direnişçilerde Yusuf ağayla beraber kuru ekmek yer. Yusuf ağa köylüye giderek koyunun parasını verir. İşte o güzel insan Yusuf Ağa'nın hatırası dilden dile anlatılır.Mekberi Yusuf Efendi. SAYGILARIMLA.


 

 TORNU

 

 MEHMET ZEKİ GÖKEL.

 *********************

 


 

 

 

 

 

 

 

12 Ekim 2014

SEYH AHMET CANEVININ TÜRBESI

20.06.2013 16:19
Şeyh Ahmet Türbesi koruma altına alındı

Tamamı taş yapı türbe, kültür varlığı olarak tescil edilerek koruma altına alındı.
Bingöl'de kubbesi dahil tamamı taş yapı olan Şeyh Ahmet Türbesi, Kültür Bakanlığı tarafından "Kültür Varlığı" olarak tescil edildi.
İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, merkez Göltepesi köyünde bulunan ve hangi dönemde yapıldığı tam olarak bilinmeyen Şeyh Ahmet Türbesi'nin, yapılan yazışmalar sonunda, Erzurum Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu tarafından 2863 sayılı kanun kapsamında kültür varlığı özelliği göstermesi nedeniyle tescil edilmesine ve koruma grubunun 2 olarak belirlenmesine karar verildi.
Şeyh Ahmet Türbesi merkeze 17 kilometre mesafede, köy mezarlığı içinde köye hakim tepede yer alıyor. Dört köşeli, tek kubbeli olarak inşa edilen türbenin yapımında kubbe dahil tamamı taş kullanılmış. 1815-1885 yılları arasında yaşadığı tahmin edilen Şeyh Ahmet'in türbesi, yörede yoğun bir şekilde ziyaret ediliyor.
ŞEYH AHMET KİMDİR?
Şeyh Ahmed Efendi, Şeyh Eyyüb efendinin oğludur. Şeyh Eyyüb Efendi 1825’lerde vefat etmiştir. Şeyh Ahmed efendinin oğludur,1756 da vefat etmiştir, Şeyh İbrahim efendinin oğludur. Bunların kabirleri Çan köyündedir, halen ziyaret edilmektedirler. Şeyh İbrahim Efendi Hamamlar yolu üzerinde Tuverek köyünde medfun bulunan kadiri tarikatının piri seyyid Tahir Kadirinin oğludur. Soy kütüğü ve ailesi hakkındaki bilgiler Şeyh Said hadisesinde bütün bilgi ve belgeler imha edilmiştir. Şeyh Ahmet ailesinden tam dokuz kişi şehit edilmiştir.
Palu Şeyhlerinden de üç tane damadı şehit olmuştur.

Şeyh Ahmed Efendi ailesi yaklaşık üç yüz yıldır Çabakçura yerleşmiştir. Şeyh Ahmed 1815 yılında Çan’da doğmuştur, dini temel bilgileri babasından almıştır. On bir yaşlarında iken babası Şeyh Eyyüb Efendi 1825 yılında vefat edince hocası Molla Muhammed Kazi’nin yanında okumuş, sonra 1827 de Şeyh Ali Sebti Palu’ya gelince onu yanına almış onun medresesinde okumuş ve Sebti hazretleri ona Nakşibendî tarikatında icazet vermiştir. Şeyh Ahmed, Çabakçur, Göynük, Kiğı ve Lice bölgelerinde irşada başlamıştır. Birçok halife yetiştirmiştir. Bunlardan meşhur olanların sekiz tanesi şu kişilerdir: Oğlu Şeyh Eyyüb efendi, damadı Sefkarlı Molla Arif efendi, Karbaşanlı şeyh İsmail efendi, Fahranlı Molla Abdulcelil ve oğlu müderris Molla Muhammed, Halifanlı Şeyh Beyazıd ve Lice’nin Kale köyünde Şeyh Taceddin efendi gibi birçok kişiyi yetiştirmiştir.
Şeyh Ahmed efendi, 1876 da Rumi 1293 yılında Melekanlı Şeyh Mahmud Efendi, Hanili Salih beyin babası Said beyle beraber Karsta Rus harbine katılmış. Oğlu Şeyh Mahmud Efendi bu savaşta yaralanmıştır, Şeyh Ahmet Elçani hazretleri üç defa evlenmiş sekiz oğlu ve 4 kızı olmuş. Bir kızı Sefkarlı Mulla Arif, diğer üç kızı da Şeyh Ali Sebti hazretlerinin evlatlarıyla; Palu müftüsü Şeyh Hasan efendi, Hınıs müftüsü Şeyh Bahaddin efendi ve ağabeyi meşhur Şeyh Sait efendi ile evliydiler. Elçani hazretlerinin oğullarından Muhammed Efendi küçük yaşta vefat etmiş. Diğerleri ise babalarının vefatından sonra vefat etmişlerdir.1914’te Birinci Dünya Savaşında oğlu Şeyh Eyyüb Efendi milis alayında Albay olarak, diğer oğlu Şeyh Hasan yarbay ve birkaç torunu subay olarak savaşmışlar, oğlu Şeyh Hasan efendi yedi yıla yakın Nahiye müdürlüğünü yapmıştır.
Elçani hz.lerinin oğullarından en çok alim olan Şeyh Mustafa Efendi 24 yıl Suriye’de kalmış Kadiri, Rufai ve Nakşibendi tarikatlarında icazetliydi. Torunu Şeyh İbrahim Efendi 10 yıl (1915-1925) Çabakçur müftülüğünü yapmıştır. Çan medresesinde çok alim yetişmiştir ve Molla Muhammed Kadi Zikte aşiretinden Molla M.Emin Karakoçan’ın Kulundere köyünden, Şeyh İbrahim efendi ve oğlu Şeyh Mücahit efendi, Şeyh Muhyeddin efendi, Sevkarlı Molla Muhammed ve Molla Hakim ve Şeyh Nizameddin efendiler de o medresede müderrislik yapmışlar. Elçani hazretleri 70 yaşlarında iken 1884’ün ilkbaharında ahret diyarına göçmüştür. Vasiyeti üzerine Karbaşanlı Şeyh Selim Efendi onu yıkamış ve teçhizatında bulunmuş. Meşhur mersiyesini de o zaman yazmıştır. Elçani Hz.lerinin türbesi ilk olarak Kiğılı Ermeni ustalar tarafından yapılmıştır.(1885) 2003 depreminde türbe yapıldıktan sonra Hüsamettin Korkutata tarafından Bayburtlu ustalara türbeyi aynı mimariyle yaptırmıştır.
Cenabı Allah bizleri onların feyz ve bereketine kavuştursun.
Kaynak: Muhammed Bihişti ELÇANİ
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

19 Nisan 2014



            ÇOLÎGDEN NOSTALJÎK BÎR ANEKDOT

- Çolig'de tanık olduğum bu anekdot çok önemsediğim için sizinle paylaşmak istiyorum.


- Bu anekdotlar bir dönem Çolig siyaseti  ve sosyal ilişkilerinde yaşanan hoşgörü,tahammül


  alçakgönülülük ortamı açısından ders çıkarılması gerekir,diye düşünüyorum.

***********

- Yıl 1993 veya 1994 olsa gerek,


-  Yaz ayının sıcak bir kurban bayramı günüydü.


-  Memlektin örf adet ve geleneklerine göre bayramlarda yaşlılarımız,değerlerimiz,büyklerimizi


  hastalarımızı,mezarları ziyaret ediyorduk.


- Benimde bir huyum var,özellikle toplumsal olayların ve tarihin sohbet konusu edildiği


  ortamları hiç kaçırmam.


- O gün öğlene doğru Şeyh Burhaneddin Bilginin evine bayram ziyaretine bir yakınımla gittik.


- Bizim dışımızda başka kalabalık guruplar halinde gelip,gidenler oldu.


- Biz oradayken Çoligin renkli simalarindan üç dönem belediye reisligi


  yapan merhum Faik Beg "ERTUĞRUL" ve beraberinde birkaç kişiyle beraber Şeyh Bur-


  haneddini ziyaretine geldiler.


- Ben böyle ortamlarda konuşulacak ve sohbet edilecek konuları bildiğim için


  beklemeye koyuldum. Bu sohbete tanık olmak için en genç misafir olarak ziya-


 retçilere çay,baklava ve içecek hizmetini yaparken diğer taraftan sohbetide dinle-

 

 meyide ihmal etmedim.

 


- Konu yine siyaset başta olmak üzere tarih ağırlıklıydı.


- Bu sohbete Faik Beg'in belediye reisliğine 1960 lı yılların ortalarında ikinci defa aday-

 

  lığında yaşadığı bir anekdotu aktardı.


- Bende bu anekdotu hafızamda kaldığı kadarıyla sizinle paylaşayım.

***********


- Faik Beg ikinci defa reis adaylığını koyunca Belediye meclis üyeliği için aday arayışına girer.


- Düşüncesi odur ki ! Çolig'in eğtimli,aydın ve toplum içinde sevilen ve birikimli insanla-


  rını meclise kazandırmaktır.


- O dönemde Çolig'in saygın olan iki avukatı olan Said Buzgan ve Zeynel Abidin

 

  Yurtseveri'de ziyaret eder.


- Meclis üyeliği teklifini bu iki güzide insanlara yapar. Çolig'li bu iki hukukçu'da Faik Beg'i


  yakinen tanıyorlar. Şimdi bu olayı Faik Beg'in ifadeleriyle sizinle paylaşmak istiyorum.

*******************


- Evet,


- Bu iki hukukçumuzda yaşça benden büyük ve saygı duyduğum insanlardı.


- Meclis üyesi olamaları için bürolarına gidip, çok koyu bir sohbete dalmış, birbirimizi götürüp,


  getiriyoruz. Bir türlü bu görevi kabul etmiyorlardı.


- Kabul etmeme gerekçeleri bendim. Ve devamla Faik Beg ! biz


 seni tanıyoruz. Sen biraz huysuzsun, sıkıntıya

 

 gelmezsin,kural dışılığı seven bir insansın, bizde hukukçuyuz,yasaları ve kuralları


  sana uygulamaya çalışırız.


- Sende bu sıkıntılara gelmezsin ve aramız bozulup dostluğumuz bitmesin,dediler ! bana


- Bende ısrarla yok bu memleket sadece benim değil,sizin gibi abilerim,memleketin


  saygın hukukçuları bana yön vermelerini,bana yardım etmelerini,doğruları göstermeleri


  yönünde kendimce görüşlerimi sıralıyorum.


- Ve devamla sizin gibi bilgili,kültürlü insanları nasıl dinlemem,


- Velhasıl uzatmıyayım ikna etmeyi başardım. Ama bir nevi  taviz vererek başardım.


- Bu iki avukat ağabeylerim sağ olsunlar meclis ve encümenlerde aldığım kararlarda bana çok


  yardımcı oldular. Belediye yasası başta olmak üzere,imar yasası,ihale yasası velhasıl


  bana bir belediye nasıl yönetilir,başarı nasıl elde edilir,bu iki avukatımızdan öğrendim.

*************


- Gel zaman, git zaman belediyeciliği ve halkla ilişkilerin nasıl


başarılacağını bu tecrübelerden


  edindim. Malumunuz memleketimiz o dönem çok küçük köyden kente azda olsa göçler

 

  oluyordu.


- Bende memleketin örf adet,gelenek görenek ve ailemizin büyüklerimizin toplum


  içindeki misyonlarını bildiğim için hizmetlerimi yasa ve hukuka endekslesem birçok


  dost ve hemşerime hizmeten mahrum bırakmak zorunda kalıyordum.


- Çünkü yapacağım hizmeteler için belediye yasaları hem yetersiz hemde engeldi. Bende


  bir yolunu bulup, hukuk dışı veya hukukun boşluklarını kullanarak söz verdiğim vaatlerimi


 gerçekleştirmek istiyordum.


- Tabi bu uygulamalarımın çoğu meclis ve encümen kararlarıyla alınması gerekiyordu.


  Bu konuda iki saygın avukatımız hep muhalefet ediyorlardı. Faik Beg sen kanunu ciddiye


   almıyorsun gibi beni hep ikaz ettiler.


 - Bende bu hukuk dışılığıma devam edince bu iki avukat abilerim benden küsüp artık


  toplantıya 1-2 hafta gelmememeye başladılar.


- Birgün baktım ki ! iki avukat ağabeyim çıkıp,belediye de makamıma geldiler. Tabi benim çok


  saygı duyduğum ve sevdigim iki şahsiyetti. Îki avukatımızda saygın ailelerin çocukları


  olup,aile dostumuzdular.


- Bana dedilerki !


- Faik Beg ! Biz sana demedik mi ? sen huysuzsun sıkıntılara

 

 gelmezsin.


- Sende bize söz verdin.


- Tabi bu sözleriyle epey beni mahçup ettiler. Tabi bende bu iki


 güzide insana saygıda kusur etmedim.


- Ve ! bu iki ağabeyime beraber çalıştığım dönemler için çokta


 teşekkür ettim.


- Sizden çok sey öğrendim,sizin deneyim,bilgi ve birikiminiz bana


 belediyeciliği öğretti.


- Ve biliyorum sizi epeyde  üzdüm. Ama siz benim abilerim bende


 sizin kardeşiniz olarak tekrar beni öyle görün,dedim !


- Kısaca bu iki ağabeyimin gönülerini alamaya çalıştım.


- Ve devamla, bundan sonra sizin gözünüz arkada olmasın. Bunu


 bilinizki bu Faik kardeşiniz sizden edindigi tecrübe ve bilgilerle bu


 şehiri artık idare edebilir.


- Bu sözlerden sonra sohbetimiz bir abi ve kardeş ilişkisi şeklinde


 dostça oldu.


- Bu iki güzide insanlara ölünceye kadar saygım hep sonsuz oldu.

*********


- Faik Beg'in bu ifadeleri o dönemin sosyal ve siyasal ilişkileri açısından çok önemlidir.


- Acaba bu anekdota yaşanan hoşgörü,tahammül ortamı  bugün


 varmıdır ?


- Tabi sorulacak o kadar sorular ,ve alınması gereken çok dersler


  bu anekdotlardan çıkarılır.


- Çolig ve cografyasının bu üç güzide insanı farklı düşünceler,farklı


  bölgeler, sonradan farklı partilerde siyaset yaptılar.


-  Farklı sınıf, inanç ve dünya görüşleri de olsa üçüde hizmete


   memleketlerine Colige olan sevdaları ortak paydalarıdır.  


    Selam ve saygılarımla 


                                             Orhan Zuexpayıc

16 Nisan 2014

MEHMET ZEKÎ YILDIZ'IN GERÎLLA ANISI


         

                        " Bîngol şewitî mıj dûmane stranı'nin kahramanı "

 

 

- 2009 yılında Zeki Yıldız'ın anısına  " Bingol Şewiti müj dumane " başlıklı bir

 yazı kaleme almıştım.

- Bu makalemde Zeki Yıldız'la beraber dağ kadrosunda yoldaşlık yapan 

  Çolig'li hemşerim merhum Hüseyin Aydoğmuş Hoca (Hüs Pirun) bana

  aktarmış olduğu ve hafızamda kalan

  anekdotu kısaca alıntı olarak aşağıya şu cümlelerle aktarmıştım. 

 

*********************

 

- Zeki Yıldız 12 Eylül darbesinde dağa çıkan ilk kadrolardandı.

- Zeki Yıldız'ın gerillacılık yaptığı dönemlerde yakın mücadele arkadaşı 

  Hüseyin Aydoğmuş hoca gerilla anılarını bazen bize anlatırdı.

- Hafızamda kalan bu anıları mutlaka yazmaya çalışacağım.

- Zeki Yıldız , Bingöl ve çevresinde özellikle Akdağ "Ko Spi" eteğinde

  bulunan Kelaxsi köyü'ile olan ilişkileri halende anlatılır.

- Özellikle yaşlı olan kesimlerle diyalogları ve tarihi duyarlılığı olan

  yurtsever insanlar üzerinde iz bırakmıştı.

- Zeki Yıldız'la sanaat okulunda beraber okuyan ve sonradan şehid olan

  M.Sıddık Bilgin'nin babası Abdülaziz efendi' ile Kelaxsi köyünde 

  yakın-dostluk ilişkisi kurar.

- Zeki Yıldız Abdülaziz efendiyi o kadar etkilemişti-ki,sohbete bize anlata, anlata

  bitirmezdi.

- Zeki Yıldız Bingöl ve çevresinde 2 yıla yakın gerillacılık yaparken 

  23 ağustos 1981 de kendi köyü Qumık civarında şehadette ulaşır.

- Çok iyi hatırlıyorum bu çatışma'da bir askerde ölür.

- Zeki'de böbrek hastalığı vardı.

- Böbreği sürekli taş ürettiği için ,sürekli sancı ve ızdırapla yaşıyordu.

- Şehit edilmeden evvel hastalığı bakım ve tedavi gerektirdiği için de 

  köyüne yakın alanda gerillacılık yapıyordu.

 - Evli ve çocuklu olan Zeki Yıldız'in eşi halen Almanya'da yaşamaktadırlar.

 

********************************

 

- Îlhami Sertkaya hemşerimi bundan iki yıl evvel Hollanda da ziyaret

  ettiğimde Zeki Yıldız'ın anısına

  yazdığım makaleyi okuduğunu ve çok duygulandığını bana aktarmıştı.

- Îlhami hemŞerimle sohbetimiz esnasında gerilla anıları üzerine epeyce

  sohbet ettik.

- Zeki Yıldız başta olmak üzere çağdas Yado (MIÇE) Mustafa Ayçicekle'de 

  gerillada yolları kesişir.

- Îlhami arkadaşa anılarını anlatırken o güçlü hafızası ve anadili 

 KIRDKI/zazaki sürükleyici anlatımı  doğrusu beni cezb etti.

- Îlhami arkadaş gerilla yaşamını anlatırken KO SPÎ,Sülbüs,Şeytan dağı,

  Sılo deresi,Merg Mir......

- Velhasıl gezdiği o görkemli doğanın ayak izlerini hayıflanarak anlatırdı.

- Anlatımında , kendisinde hep oranın hasretini görebiliyordum.

- Bu duygularını bazen Orhan bıra , Rençber Êziz'in "Ez Niweşo miun cılundo"

  deyiri/stranının

  bazen defalarca müzğini tekrar,tekrar dinleyerek hasretimi gideriyorum.

- O bir Çolig sevdalısı ve aşığıydı

- Çünkü Îlhami Hoca'nın yüregi sürgüne dayanamıyordu. 

- Îlhami Hoca'yı dinlerken Kürd aydını ve siyasetçisi Nureddin Zaza'nın

  sürgün tarifi şu sözleri hatırıma geldi.  

" Ülkesini terk etti ve dünyaya açıldı. Tanrı sürgünlere rehberlik etsin ! 

   Însanların arasından geçtim, bana baktılar, ben de onlara; ama birbirimizi

   tanımıyorduk. Sürgün her yerde yanlızdır ! "

 

- Bu anılarını şiir,roman ve  kısaca edebi çalışmalarının eserlerinede 

  yansıtmıştır.

- Îlhami hemşerimde 12 Eylül darbesiyle öğretmenligi bırakır. 

- Kurdistan'ın özgürlüğü ve bağımsızlığı için mensup oldugu anti-sömürgeci

  Kürd "KAWA" hareketinin dağ kadrosu gerillaya katılır.

- Gerillada kaldığı iki yıl  ağırlıklı olarak Çolig ve çevresinde mücadelesini

  sürdürür.

- Îlhami Hoca nın gerilladayken Zeki Yıldızla defalarca karşılaşırlar.  Yaşadığı 

  anıları kaleme alıp, bana göndermesini istemiştim.

- Sağolsun, hiç tereddüt etmeden aydın,siyasi ve edebi kişiligi gereği geçte olsa

  bana anılarını çok ustaca yazarak gönderdi.

- Anılar eğer yazıya dökülmese kaybolup,gider.

- Anılar yazılırsa hem tarihimize,hem coğrafyamıza ,hem kültürümüze sosyal

  ve siyasal

  yaşamımıza büyük katkı sunduğu gibi,aynı zamanda yazılı bir kaynakta

  oluşturur.

- Îlhami Hoca ile Zeki Yıldız gerilla anılarındaki ilişkilerinde kendilerine özgü

  bir dağ "gerilla" dili vardır.

- Dağda doğanın melodisine,insanlarımızın ezgileri karışıyor. 

- Îlhami Hoca'nın kaleme aldığı gerilla anılarında da bunu göreceksiniz. 

 

**************************

 

ÎLHAMÎ SERTKAYA ÎLE ZEKÎ YILDIZ ARASINDAKÎ GERÎLLA ANISINI; ÎÇERÎK VE ÎMLA KURALLARINA DOKUNMADAN OLDUĞU GÎBÎ YAYINLIYORUM. 

 

Merhaba bıra Orhan ;

Xêyli waxto ke mı waşt derheqê Zekî Yıldız ser o tayê eleqedarê xo seba to bınusnî, la mı fırsend

nêdî. Nıka kılmek bünusnî;

"Türkçesi, Merhaba Orhan kardeşim, uzun zamandır istiyordum ki ! Zeki Yıldız la ilgili anılarımı sana yazayım. Ama fırsat bulamadım. Şimdi sana kısaca yazayım." 

 

                                             xxxxxxxxxxxxxxxx

 

 

-Yıl, 1981, şubat sonuydu galiba.

- Durmuş Çoşkun Kıvrak komutasındaki askeri operasyon başlamıştı.

- Karer ve çevre köyler, dinlediğim Rus işgalinden çok daha fazla bir zalimliğin

  pençesindeydi.

- Kar, kat be kat yağmış, köyler, insanlar adeta kara gömülmüştüler.

- Zaten yazın ve sonbahar başaramadığı 'yakalanmaları', kışın avantajlarını 

 kulanarak becermek isteniliyordu.

- Bir grup devrimci yakalanmış, Veli Geçit ismimdeki devrimci katledilmişti.

- O silah sesini duyabileceğim kadar bir mesafedeyim.

- Adını artık anacağım bir sessiz kahraman olan Emin dayı(Emin kışın) bir gece

  karanlığında, buz olmuş bedenimle, (zaten yakalanmazsam bile, donarak 

  öleceğim kesin olan bir durumda) bana kahramanca kapıyı açmış, o askeri 

  kuşatmadan, ölümü göze alarak, beni kurtarmıştı.

- (Geçen aylarda vefat eden bu kahraman dayımı, tekrar saygıyla anayım)

- Ertesi akşam 'kendime gelmiş, devam eden operasyonda, yola koyulmuştum.

- Kaldıgım kömde, yaklaşık yirmi gün kalmıştım.

- Artık ortalığın sakin olduğunu, askerlerin geri çekildiğini öğrenmiş, ertesi 

  sabahın şafağında, dağa doğru yıla koyuldum.

- Axbinek kırsalindan, Hop yaylası çevresindeki tümsekte olan iki köme doğru, 

  vadide ilerliyorum. 

- Amacım o kömlere ulaşmak.

- Kömün alındaki derecikten, karşıya, kömün yamacında ilerliyorum.

- Şafağın alacakaranlığını adeta az aydınlatan karın beyazlığıydı.

- Köme yaklaşık iki yüz metre yaklaşmıştım.

- Kömden çıkmış bir karanlık noktadan gelen ses ile dikkatlerim ona yöneldi.

- Nokta bana yaklaştıkca büyüyor, insan bedenine dönüşüyordu.

- Ses de netleşiyordu.

- Kimsin? Ellerini kaldır!

- Garip bir durum ! O kadar operasyonlar atlatmış, maalesef 'askerlerin 

 tuzağına ' düştüğumü sandım.

- 'On dörtlü' denilen silahım, kat be kat elbiselerimin altında, kemerimdedir.

- Ne yapsam! Hiç olmazsa, (bu tuzakta, başlayacak çatışmada kurtulacağım

  çok zorsa da,) karşı tarfa da bir tek olsa bile kayıp vererek, ölmeliyim' 

  diyorum kendimce.

 - Mutlaka vereceğim cevaplarlar 'askerleri oyalayarak, silahımı alayım

   diyorum.

- Ama karşı ses, acele ediyor;

- Sana diyorum! Kimsin sen! Ellerini kaldır!

- Ya ne oluyor! Kimsiniz siz? Ben kömüme gidiyorum. Sizin benim kömümde 

  ne işiniz var?

- Kimsiniz siz?

- Son kez diyorum! Ellerini kaldır! Teslim ol!

- Ya el nedir? Teslim nedir? Benden  ne isyiorsunuz?

- Bu 'teslim' kelimesi bana öyle soğuk ve tuhaf geliyorki, tepeden tırnağa

  sızlıyorum.

- Sinirden mi, tuhaflıktan mı bilemem.

- Ses sahibinin yanında, bir karanlık beden daha belirlendi. silahları bana

  doğru uzanmış, sesleri ve kendileri de yaklaşıyorlar.

- Elim gövdemde, pardesümün altına uzanmış.

- O lanet caket, iki kat famile, sanki 'ondörtlüyü' tutmuş vermiyorlar.

- Bu duruma kızıyorum.

- Ama zaman 'an' olmuş. Daha da yaklaştılar bana.

- Aniden başlarındakilerini puşu sandım, elbiselerini de 'yabancısı olmadığım

  o kıvrımlı, kalın' elbiseler sandım.

- En önemlisi de seslerini alışık sesler sandım.

- Hemen de aklıma, sıkça karşılaştığım grup geldi. 'Onlar olmasınlar mı'?.

- Bunu düşünerek, beni de az buz tanımaları için bir 'söylemde' buylunuyorum;

- Ya ne bileyim! Hani benim yani...!

- Diğer elini de kaldır!

- İşte bu ses, tam yakınımda ve aynen de Zeki'nin sesiydi.

- Xwezil disa zar buma! Zeki!

- Türkçesi, " keşke yine çocuk olaydım."

" Ben bu kürdçe türkünün ismini bilerek söyledim. Çünkü Zeki ile ne zaman bu dağlarda karşılaştımsa, bu türküyü hep söylerdi."

   Ve hemen benim adımla çağırdı;

- Xalo! İlhami! Sen misin?

- Zeki !

- Daha da yaklaştılar. Ben olduğuna inandılar, Zeki başındaki puşuyu açtı, 

  ben de artık büyük bir sevinçle onu tanıdım.

- Hepimizi, bir sevinç sardı.

- Sevincin sebebi, onların bana yanlışlıkla ateş etmemiş olmaları, benim de

  " ondörtlüye " ulaşmamış olmamdandır.

- Bu ölümcül yanlışlıktan kurtulmuş olmamızın sevinciyle, Zeki ;

- Hay Allah belanı versin! Ya sen en biçim insansın? İnat etmiş gibi ellerini 

  kaldırmıyorsun,

  neredeyse ateş edecektik sana!

- Gülüştük.

- Köme, Zeki ve Eşref ile girdik.

- "Yaklaşan tehlikeden dolayı" kömün çevresine dağilmiş diğer üç kişi de 

  içeri geldiler.

- Sabaha doğru olan bu durum, adeta yanan ateşin etrafında, şenliğe döndü.

- O gün onlarla çıktığımız kırsalda kaldım.

- Çok sey konuştuk. Ama Zeki'ye gün boyu üç sefer o türküyü söylettim.

'Xwzil disa zar buma'  

Türkçesi

- "Keşke yine çocuk olsaydım."

- Akşam üzeri onlardan ayrıldım.

- Bu ayrılıktan sanırım, yaklaşık dört ay sonra, Zeki şehid oldu.

- İşte o anlar ve o türkü bana Zeki'den kaldı.

- Bir de, eğer Zeki o grupta olmasaydı, büyük ihtimalle, ateş edecekelrdi 

  haklı olarak.

- Çünkü, Zeki de sesimi tanımış, insiyatifi eline almış, "benim olma ihtimaliyle"

  davranmıştı.

- Bunu, bana söyledi zaten.

- Ruhu şad olsun

  İlhami Sertkaya

   (kaleminden)

********************

- Değerli hemşerim Ilhami Sertkaya'nın bu anısını bizimle paylaştığı için teşekkür ederim.

- Ilhami Sertkaya hemşerimle iftihar ediyorum. Sürgünde "diasporada"

  Kürd dili/Kirdki sanat ve edebiyat alaninda yapttigi calismalar ve cikardigi 

  eserlerle kendisinin

  deyimiyle şu sözlerde saklıdır.

" Her sevdanın bir şairi, her şairin bir sevdası vardır.Uğruna hapisler yatan, sürgünler, hasretler çeken.Otuz iki yıldır ülkemde uzak, demlenmiş hasretlerin yükünü taşıyabilmemin tılsımı, böyle bir sevdadır işte."

- Evet ?

- Keke Ilhami, sürgünlük ruhsal bir hal aynı zamanda. Kendi doğasında

  yaşamaya izin verilmemiş herkes sürgündür.

-  KO SPÎ,ÇOTALA,SÜLBÜS Û TARÎ gibi aziz olasın. Çolig'in asi, yigit ve 

  değerli insanı,

  Selam ve saygılarımla

                                                                                              Orhan Zuexpayıc

4 Nisan 2014

ÇOLÎG'ÎN (BÎNGÖL) SEÇÎM SONUÇLARI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERÎ ?






ÇOLÎG'ÎN (BÎNGÖL) SEÇÎM SONUÇLARI  VE  DÜŞÜNDÜRDÜKLERÎ ?



- Seçimden birkaç gün evvel akademisyen ve entellektüel bir
 hemşerimle Çolig seçimleri üzerine fikir teatisinde bulunuyordum.

- Hemşerim seçim sürecinde Çolig'de yaşadığı izlenimleri kısaca
 yorumlamaya çalışıyordu.

-  Îzlenimlerini  kısaca aşağıdaki cümleyle ifade etti.

"Çolig "Bingöl" bilimum kürt patolojileri için zengin bir laboratuvar...."


- Evet ?

- Bu tesbit çok kapsamlı değerlendirildiğinde BDP'nin Çolig seçimlerindeki
 başarısızlığının ana nedenlerini görebiliriz.

- Bu arkadaş, Çolig gibi nufusu az olan bir şehirde kaldığı günlerde toplumsal ilişkilerdeki tuhaflığıda dikkat çekerek,

-Çoligdeki insanların siyasi ilişkilerini ciltler dolusu kitaplara sığdıracak çözümlemelere ihtiyaç olduğu kesindir.

- Örneğin, Çolig'de anti-kapitalist islami düşünceleri savunan ve ütopyası  olan insanların çıkmayışına sitem
   ediyordu.

- Ve Amed şehirindeki en muhafazakar kimliklisi bile Çolig'ın solundan daha solda olduğuna vurgu yapıyordu.

- Ütopyasına ihanet edenlerin hiç bir yerde iflah olmayacaklarınıda ifade
  ediyordu.


*******************


- Çolig'li aydın ve entellektüel bu arkadaşın kısaca'da olsa bu değerli
  düşüncelerini sizinle paylaştım.

- Bende seçimin sonuçları üzerine düşüncelerimi sizinle paylaşmak
  istiyorum.

- Çolig seçimleri ve adayların profilleri üzerine iki bölümlük bir yazı
  kaleme almıştım.
- Bu çalışmalarım ağırlıklı olarak adayların profilleri,haklarında sosyal ve
  yazılı medya ya yansıyan bilgiler başta olmak üzere,  ailesi,çevresi ve
  siyasi kimlikleriyle Kürd kamuoyu la paylaşmaya çalıştım.

- Îki bölümlük bu yazılarımda olumlu olduğu kadar olumsuz eleştirilerde
  aldım.
- Ağırlıklı olarak eleştiriler HAK-PAR ve  BDP üzerine yaptığım tesbit ve değerlendirmelerden aldım.

- HAK-PAR'a yakın Awrupadaki kurumlarda  önemli görevlerde
  bulunmuş bir arkadaş yazımı dikkatle okuduğunu bana aktardı.

-HAK-PAR üzerine yaptığım değerlendirmelerde partileri nin seçime girme gerekçeleri ve genel başkanları Kemal Burkay üzerine olan eleştirilerime sitem ediyorlardı.

- HAK-PAR üzerine yaptığım eleştiriler kısaca  ideolojoik ve politik olarak
  federasyon tezini yıllarca savunduklarını biliyoruz,demiştim.

- Bunun yanında BDP'nin Kürdlerin bağımsızlık fikrinden vazgeçip,içi boş demokratik özeriklik, ekolojik demokratik toplum ile barış ve kardeşlik gıbı farklı kavramları savunan talepleri oldugunu yazmıştım.

-Bu tezleri mimarı Abdullah Öcalan olduğunu bilmeyen de yoktur.

- Bu düşüncelerin Kürd sosyal ve siyasal dünyasında da alt-yapısının
 olduğunada inanmıyorum.

- Bu konuda Îsmail Beşikçi Hoca'nın  BDP li kadın milletvekillerinden
 Gülten Kışanak ,Ayla Akat,Emine Ayna ve Sabahat Tuncel in  bulunduğu  bir toplantıda yaptığı değerlendirmede ;


“Eğer siz bayrak ve devlet istemiyorsanız sizde bir sakatlık vardır!”


- Sözleri üzerine BDP li bu kadın milletvekilleri adetta şok bir terapi yaşatarak birbirilerine tebessümle
  bakarlar.

- Bunlardan Sabahat Tuncel Ismail Hoca'nın bu çıkışına sonradan yaptığı bir açıklamayla karşı olduğunu
  dile getiriyor.

- Diğer bayan milletvekileri ise bu konuda yorum yapmaktan kaçınıyorlar.

 - Ismail Hoca bir başka tesbitinde de 

 - Ulus devlet bitti deniyor. Bu doğru değil.Onlarca yeni devlet kuruldu.Bu sadece Kürdlere
   dayatılıyor.Kürdlerin kurtuluşu Bağımsız Kurdistan'dır.



- Ismail Hoca'nın düşünceleri kojüktürel olarak Kurdistanda gerçeklesmesi bugün mümkün olmayabilir.

 - Ama Kürdlerin kendi kaderlerini tayin hakkı başta olmak üzere bağımsızlık ve özgürlük fikirleri şahsen

   ütopyamdır. Bu hakkımızın saklı olduğu inancınıda taşıyorum.

- Îsmail Hoca'nın bu tesbitlerine katılamamak elde değildir.


- Kürdlerin hala bir statüleri yok biz  "Ulus-devleti aştık"  tezi , Kemalizmi 

  Kürdlere empoze etmek veya Kürdleri kandırmaktan başka birşey değildir.

-Bir Türkün,Fars'ın veya Arabın bu tezi savunmasını anlıyorum.

- Ama Kürdlerin bu tezi savunması çok acayibime gidiyor.

- Sanki Kürd kimliği,ulusal ve demokratik haklarını almış,statüleri var ve

 başka halklardan fazla hak elde etmiş veya başka halkları eziyor veya

 inkar ediyor buna üzülüyor bilinen çevreler,

- Ve o yüzden "Ulus-devlet" tezine karşı çıkıyor.



- Ayrıca Kemal Burkay'ın partisi içindeki geçmişteki
 uygulamalarını,birçok kadroyu nasıl derdest ettiğini gerek anılarında gerekse sosyal medyadaki
 tartışmalardan görebiliyoruz.

- Bu konuyuda dile getirmiştim.

- Bu bilgiler benim yorumlarım veya düşüncelerim değildir.

- Kürd kamuoyunun önünde tartışılan ve Burkay'ın kitabında da kayıt
  altına alınan nesnel bilgilerdir.

- Bu bilgileride tesbit olsun diye sizinle paylaşmıştım.

- HAK PAR'ın cılız kalması ve politikada başarısızlığınıın sebelerinin iyi
  irdelenmesi gereğini yazmıştım.

*****************

- Çolig seçimlerindeki yenilginin iz düşümleri üzerinede sosyal medyada çokca tartışmalar ve yorumlar
   yapılıyor.

- Bu konuda farklı görüşler vardır.

- Tüm yazılanları herkes kendi penceresinden bakıyor.

- Velhasıl yanlışlıklar dün olduğu gibi,bugünde olduğu ve bunun 
  tartışmaları da şimdiden başlamıştır.

- Gerek yönetim düzeyinde,gerek aday belirleme,gerek seçim çalışmalarindaki stratejilerden tutun,
  propagandalarda kullanılan figür ve argümanlar olmak üzere çok nedenler dile getirildi.

- Bunun yanında Ahbap-çavus ilişkisi, çevrecilik,aşiretcilik bölgecilikten tutun Kürd islami çevre ve gurpların
  BDP ve Öcalana bakış açısına kadar geniş bir yelpazenin bu seçimdeki yenilgide payı vardır.

-Bunun yanında geçmişte Kürd siyasetinde yer almış,bedel ödeyen birçok ailenin bireyleride bu seçimde
 BDP'ye karşı tavır aldıklarını biliyorum.

Bu konuda tanıdığım arkdaşlar yaptıkları açıklamalar ve yazdıkları yorumlardan takip ettim.

- BDP nin propagandalarında ailesinden ve yakın akrabalarından  şehid düşen PKK hareketinin değerlerini ağızlarına almasını istemediklerini,ifade ettiler.

-Ve bu konuda rahatsızlıklarını  aleni açıkladılar.

- Şehidlerinin harekete katılma gerekçeleri ,örgüt içindeyken yaşadıkları  olumsuzluklar başta olmak üzere
  ve şuanda PKK veya Abdullah Öcalan'ın
  savunduğu tezlerin birbirine zıt olduklarını açıkça ifade ettiler.

- Bu zıt çeliskilerinde şehitlerimizin ruhuna ,kanına dokunduğunu defalarca dile getirdiler


**************
- Çoligdeki son seçimlerde sadece yanılsamlar olmadı.

-Geçmiş seçimlerde de aynı yanılsamalar oldu.

-Örneğin ,2004 yılındaki belediye seçimlerinde de aynı olumsuzluklar  Çolig'de yaşandı.

- Hatırlarsınız o dönemde Selhattin Kaya aday olmuştu.

- O dönemin yönetimi başta il başkanı Abdullah Aymaz olmak üzere tepki göstererek istifa etmişti.

-Gerkeçesi belliydi hem amcası Sait Aymaz aday edilmediği için hemde Selhaddin Kaya'ya olan
  reaksiyonlarını her ortamda aleni dile getirerek istifa ettiler.

- Îstifa edenlerin politik ve ideolojik bir gerekçeleri yoktu.

- Bu çevreler Selhaddin Kaya bu partinin fikirlerine,Öcalana karşı oduğu
  ve partiyle uzaktan yakından ilgileri olmadığı gerekçelerini hep öne
  sürdüler.

- Oysaki, Said Aymaz'da BDP çevresiyle geçmişte uzaktan yakından alakası yoktu. Bu durumu Çolig
   kamuoyu çok iyi biliyor.

-Selhaddin Kaya Kürd sorununa duyarlı olduğu gibi donanımlı ve entellektüel birikimi olan bir kürd
  siyasetçi profilini taşıdığını Kürd kamuoyu çok iyi biliyor.

- Selhaddin Kaya dışında örneğin Feyzullah Karaaslan olsun, aday adayı olan tanıdığım bir çok
   aday adayı'da geçmişte BDP ve çevresi dışında farklı Kürd siyasi geleneğinden siyaset yapan  Kürd
   yurtseverleridir.

- Örneğin daha yakın dönemde Şerafeddin Elçi CHP'de aday Şırnak'tan olurken, Altan Tan'da Refah
   partisinde hemde HEP,DEP in olduğu süreçlerde yıllarca siyaset yaptılar.Bu konuda çok örnekler
   verilebilinir.
  

- Selhaddin Kaya o dönemlerde basına verdiği açıklamalarda ,seçimi kaybetme gerekçelerinden
  bazlarını medya'ya verdiği röportajda şöyle ifade ediyordu.

 - Bağımsız aday olduğumu çevreme ve dostlarıma açıkladım.

- O dönemde bana BDP çevresinden teklif geldi.

- Bende bu teklifi değerlendirirken, genel merkezlerine
  bakın ben düşüncelerim ve politik çizgimle partinize yakın biri
  olmadığımı sizde biliyorsunuz.

- Bu konuda kendi düşüncelerimide onlara aktardım.

- BDP genel merkezinde adaylığım kesinleşince başta dönemin genel başkanı Murat Bozlak olmak üzere,Ahmet Türk CNN Türkte yaptığı açıklamalar başta olmak üzere Kandil.DEP,HEP geleneğinden gelen tüm kesimler benim adaylığımdan rahatsız oldular.

- Bu kesimin Çolig'deki geleneğini sürdürenler seçimlerde aleyhimde propoğandalar yaparak bırakın bana oy vermeyi , AKP'ye yüklenerek benim seçimi kaybetmemi adetta bir zafer olarak kutladılar.

- O dönemde BDP çevresi oylarını yakıp ve sandık başına gitmeseydiler ,Selhaddin Kaya yine kazanrdı.

- AKP ile Selhaddin Kaya arasındaki oy farkı yaklaşık 2,5-3 bin civarındaydı.

- BDP ler o dönemlerde şunu söylüyorlardı biz 3 bin oyumuzu Selhaddin Kaya'ya vermedik,itirafında
  bulundular.

- Düşünebiliyormusunuz ?  3 bin oyu AKP'den alıp, Selhaddin Kaya'nın oyuna eklediğinizde 3 bin fark AKP'ye attığını matamatiksel olarak görürüsünüz.

- BDP çevresinde Selhattin Kaya'ya karşı olan bu çevreler  o dönemde AKP çevresi başta Feyzi Berdibek
  tarafından yakın takibe alındığını bilmeyen yoktur.

- Feyzi Beridbek ve AKP sarmalına  takılan bu ilkesiz ve menfaat
  çevreleri oyları AKP'ye kanlize etmektede beis görmediler.

- Hangi aileler ve çevreler´le ilişkiye geçttiğini, ummarım Çolig'den yazan
  biri çıkar.

- Çolig'den uzak olduğum için duyumlarla yorum yapmak sağlıklı olmaz.

- Çolig'de dün olduğu gibi bugünde yapılan hile ve entrikaları kim
   yaparsa yapsın teşir etmek gerekir.

-Aksi taktirde , hala çok seçimler kaybedileceği gibi bazı rantçı ,popilist siyaset yapan insanlar Kürd siyasetinde at oynatmaya da devam ederler.

****************

- Sonuç olarak,


- Kürd siyasetinde tanıdığım bazı hemşerilerim yazdığı yazılar ve yaptığı  yorumlarda ülkede olsaydık,

- HAK PAR veya Şerafettin Elçi'nin DKP olsaydı oy verecektik gibi
  açıklamalar yapıyorlar.

- Gerekçeleri savunduğu tezler şuandaki BDP ve çevresinin savunduğu
  tezlerden daha ileri ve Kurdistani olduğu yönündedir.

- Bu arkadaşların düşüncelerinede saygı duyarım.

- Olaylara nesnel yaklaştığımızda bu düşünceleri savunan hareketlerin
  liderleri hem Burkay hem Şerafeddin Elçi'nin Kürd siyasetindeki zik
  zakları,tuarsızlıkları,yıllarca beraber siyaset yaptıkları yakın kadroları ve
  yoldaşlarını nasıl hoyratça kullandığını bilmek gerekir.

- Doğru söylemler,doğru adımlar atılırsa değer bulur.


- Bende bu arkadaşların aksine Çolig'de olsaydım bu seçimde olaya
  ideolojik-politik bir tercihten ziyade kişisel tercihle yaklaşırdım.

- Çünkü,

- Dr Ilhan Çakabay ;

- Mesleğine başladığı günden beri Çoligdeki hizmetleriyle anılan bir
  şahsiyetir.

- Şaibesiz, dürüst ,cesur ve fedakarlığıyla tanıdığım ve tanık olduğum
  yürekli bir o kadarda gururlu bir insandır.


- Benim Dr Ilhana oy vermemin gerkçesi tamamaen kişisel olduğu kadar
  insani,vicdani olduğunu hatırlatmak isterim.

- Eğer bir insan bildiği doğruları, söylemiyor veya yazmıyorsa, en büyük

  vicdansızlığı yapmış olur. 


- Sözüyle yazımı bitirmek istiyorum


  Selam ve saygılarımla,



 Orhan Zuexpayıc

18 Mart 2014


    ÇOLÎG (BÎNGÖL) VE ŞEX SAÎD MEYDANI ÜZERÎNE

                                   NOSTALJÎ



"Her waş rıstım xu ser  û ben zergun... "

                                        Vate verinun

( Her ot kendi kökü üzerinde yeşerir... )

                                          Atasözü


Çoligin meddar-ı iftihar-ı Rençber Ezizin dediği gibi,


 benim sevdam


Dünyanın güneşten koptuğu gibi

Benim sevdam

Şeyh Said-i Kurdi'nin sevdasından kopmadır...

Vatan aşkıdır bu,

Özgür bir toplum olabilmenin sevdasıdır.

Benim sevdam kurdistandır."



-Çolig'de BDP meclis üyeleri önerge vererek şehirdeki mahalle ve caddelerdeki lüzumsuz,hiç bir anlam ifade etmeyen isimlerin değistirilmesini talep ettiler.
- Bu isimlere alternatif Çolig'in orjinal ve kırdki yer isimleri,Çolig'in ve Kürdlerin şehid din adamı,şehid şeyhi ve yiğit kahramanları'nın isimlerinin takılmasını bir listeyle önerdiler.

- Önerge görüşme sırasında AKP meclis üyeleri boykot ederken,  yeni Saadet partili eski AKP'li reis Serdar Atala'da yeni gelecek reis ve meclis üyleri baksın,diyerek ,

Kısaca önerge işleme konulmadan red edildi.

- BDP'li meclis üyeleri çok önemli bir adım atmışlardır.
- Ummarım bu adımın devamını, seçimi kazanarak taçlandırırlar.
- Çolig de her semtin,her meydanın,her mevki'nin,derenin,tepenin halk
  arasında kırdki/zazaki mutlaka orjınal bir  ismi vardır.
-Türk devleti veya rejimi bu isimleri asimle ederek türkçeleştirmiştir.
-  Bunun yanında geçmiş belediye reisleride şehirdeki bazı cadde ve
   semtlere bilerek veya bilmeyerek ırkçı-şoven Kürd düşmanlarının
   isimlerini takmışlardır.

- Örneğin Înönü'nün ismini bir mahalleye takılması, büyüklerimizin bir sözü var ya  hiç unutulur mu "Ismet paşa hem kerr hem bebext " türkçesi "Ismet paşa hem sağır, hem de bedbahtır." sözü hala hafızamızdadır.
ismet paşa aslı Kürd, en azıllı Kürd düşmanı ve kendi soyunun baş katliamcılarından biridir.

- Yine şehirin önemli bir caddesine Yavuz Selim caddesi, bu zata büyük bir alevi katlaimcısıdır. Saltanatı tahtı için Yavuz Sultan Selim Ağabeyinin iki oğlunu (Mehmet ve Osman) boğdurttu. Ağabeyi Korkut’u ve onun oğlunu, diğer ağabeyi Ahmet’i de boğdurttu.sekiz yıl tahta kalan Yavuz, toplamda iki ağabey,alti yeğeni ile üç vezir öldürttü.

Hatırlarsınız yapılacak bir köprüye ismi takılacaktı. Kamuoyunun tepkisiyle Erdoğan,Gül geri adım attıp, birde mahçup oldular.

- Çolıg de Kemalettin Kamu sokakı vardır.  Bayburtlu bir türk ırkçısı Bingöl Çobanlarına bir şiir yazmış. Însanlarımızda bu şiiri övünerek okuyorlar.
- Bu şiiri zazaca'ya çeviren arkadaşımız da oldu.
- Şiirin içi boş olduğu gibi Çolig insanına,coğrafyasına bir hakaret olarak
   görmek gerekir.
- Bu zat Çolig'i hiç görmediği halde bir hayranlık var sanki kendisine,îyi irdelenmelidir.
-  Böyle ırkçı şoven insanlar neden insanlarımıza sevdiriliyor.
-Kemalettin Kamu'nun Îstiklal marşı'na aday bir şiiri yarışmada değerlendirmeye alınır. Ama kabul görmez.
- Şiirdeki bir mısrası "Kabe arabın olsun Çankaya bize yeter." kişiliğini
  eleveriyor.


- Çolig halkıyla  doku uyuşmazlığı olan onlarca isim vardır. Bunların hepsini tesbit edip, hayatımızdan çıkarmak gerekir.

- Bu isimlere karşı çıkan AKP ve Saadet partili meclis üyeleri varsada bunların karşı çıkma nedenlerini, ailelerinin kim olduğunu,neden bu isimlere hayran olduklarını envanterini çıkarıp,teşir etmek gerekir.

************************

-BDP üyelerinin luzumsuz isimlere alternatif , Şeyh Şerif,Şeyh Ali Pali, Şeyh Abdullah Melekani, Said-i Kurdi, Kurdistan kartali Yado isimleri beni çok duygulandırdı.
- Şeyh Ahmed-Çanevi ve ailesinden idam ve sürgün edilen çocuk ve torunlarının isimleride unutulmamalıdır. Bunun yanında Sadi-ye Telha, Feqi Hesen Modani,Valerli Hacı Sadık Beg,Kolos Ağa'nın isimlerinide önemli meydan,park ve mahallere takılarak anıları yaşatılmalıdır.

- Inönü,Yavuz Selim, Kemalettin Kamu,Saray mahallesi ,Atatürk çesmesi (Yado çesmesi)gibi Çolig'le alakası olmayan yüzlerce  luzumsuz bu isimleri halkımız artık görmek istemiyor.


- Bende bu yazımda Kurdistan kartalı " Zaza Yado"  isimi takılarak değiştirilmek istenilen şehit Mustafa Gündoğdu'nun isminin mahalle ve okula takılma hikayesini sizinle paylaşmak istiyorum.


- Ummarım biraz yakın dönem geçmişimizede bir yolculuk yapmış oluruz.

************************



- Hafızam beni yanıltmıyorsa 1992-1993 olsa gerek Çoligli iki asker Ağıri de/Tendürek dağında gerillalarla çıktığı çatışmada öldürülür. Bu gençlerden biri Çolig/Şaban-Uzunsavat köyünden Mustafa Gündoğdudur. Diger asker ise Çolig/Miyalan (Gökdere) köyünden soyadı Kaya olan bir askerdi.

- Bu iki asker hemşerimiz iradeleri dışında zorla kirli savaşa kurban edildiler.
- Bu iki gencimizin inanıyorumki hem kendileri,hemde aileleri çok iyi biliyorlarki inançları ve bir dava uğruna bu dünyadan göçüp gitmediler.

- Guewdereli soyadı Kaya asker gencimiz ile Şaban/Raman'lı Mustafa Gündoğdu'nun cenazeleri askeriye tararfından Çolige bir kış günüydü yanılmıyorsam getirildi.

- O dönemlerde Çolig belediyesinde muhasebeciydim. Belediye başakanı'da Selhaddin Kaya'dı. Ölen Miyalanlı asker'de yakın akrabasıydı.
-Tugay komutanı ve beraberinde birkaç subay'la Çolig belediyesine hem telefon açıp,hemde bizathi belediye'ye gelip, Selhaddin Kaya'ya taziye dileklerinde bulundular.
- Tabi komutan Selhaddin Kaya'dan bir talepte de bulunarak, iki cenazenin Bingöl'ün en büyük camisinde kılınacak öğle "Cuma" namazı sonrası bir yürüyüş düzenleme talebinde bulunurlar.
- Selhaddin Kaya komutana ben akrabamın böyle bir propagandaya alet etmem ,diyerek karşı çıkar.

- Miyalanlı genç askerin ailesi devlet törenine karşı çıkarak, akraba ve yakın çevresinin kalabalık bir katılımıyla köyü Miyalana götürülüp, orada dini vecibelerini yerine getirilerek defin edildi.

- Şaban/Raman aşiretinden Mustafa Gündoğdu'nun babası Selhaddin Gündoğdu ise komutan'ın talebine adetta ,

emret komutanım,

vatan millet sağolsun ,

sen ne  dersin hem doğrusun,

hemde haklısın deyip,kabul etti.


- Tabiri caizse oğlunun cenazesini pazarlayarak,camiye bir cuma günü götürüldü. .

- Dışardan getirilen asker,polis,korucu ve parmakla sayılacak kadar bazı yerli işbirlikçilerin tahrikiyle cami sonrası genç caddesi üzerinde yürüyüş yapıldı.

- Tabi bilinen o sloganlarla Mustafa Gündoğdu'nun babası ve onun gibi düşünen bazı yakınları bu pravakasyona ortak oldular.
- Gündoğdu ailesinden karşı çıkanları tenzih ediyorum.

- Selhaddin Gündoğdu nerede bir asker,polis,korucu öldürüldüğünde bakıyorsun eşiyle hep onur konuğu olarak yer alırdı.

- Tabi devletin,askeri ve mülki erkan-ı Selhaddin Gündoğdu'nun bu kadar sadakatli ve vefasını taltif etmeleri gerekirdi.

- Bundan dolayı Gündoğdu ailesinin köyü olan Uzunsavat için düzağaçta tahsis edilen alan mahalle edilip, büyük bir okul yaptılar.
-Il Meclis'inin aldığı kararla hem mahalleye hem okula şehit Mustafa Gündoğdu ismiyle ödüllendirdiler.

- Işte Mahalle isminini hikayesi budur.

- Şimdi soruyorum !  Guewdere/Miyalanlı Kaya soyadındaki genç askerin ailesi vali ve komutanın oyunlarına ortak olmadılar.


- Bundan dolayı Miyalan köyü gerek seçimlerde tercih ettikleri parti,gerekse bölgede devletin kırmızı çizgileri ararsında oldukları için sürekli sakıncalı göründüler.

- Selhaddin Gündoğdu ve oğlu,  asker ve mülki erkanın muteber ,güvenilir biri olarak ödüllendirildiler.

- Işte benim bu anekdotlarım tarihe not düşsün diye yazıyorum ki insanlarımız, hem bu tip insanları tanısın,hemde o gencecik hiçbir şeyden haberi olmayan öbür dünya ya göçen hiç bir şeyden bi haber çocuklarını nasıl pazarladıklarını ve nasıl düşürüldüklerini  bilip ibret alsınlar.

*************


SELHADDÎN GÜNDOĞDUYLA YAŞADIĞIM BÎR ANEKDOT


-Yil 1994-95 olsa gerek, Selhaddin Gündoğdu Refah'tan belediye meclis üyesi/encümeni olmuştu.
- Belediye baskanı'da Selhaddin Aydar'dı.
- Belediye'de rutin olarak haftada iki gün encümen toplantısı yapılırdı.
- Bende muhasebe müdürü olduğum için daimi encümen üyesiydim.
- Kısaca Selhaddin Gündoğduy'la beraber encümendik.
- Encümen toplantısında bir gün sohbet ediyoruz.
- Beni yakinen çok iyi tanıyor,mesafeli durduğu gibi fikrimi ve zikrimide çok
  iyi biliyordu.
- Selhaddin birgün toplantıda aniden bana dönerek, Orhan bey ! dün seni
  bir sohbet esnasında konuştuk,dedi.

- Bende çok merak ettim.
- Selhaddin kiminle beni konuştunuz.
- Birden dediki ! dün Tugay komutanı seni benden sordu.
- Orhan Zuexpayıcı nasıl bilirsin,dedi.
- Bende Paşa'ya dedimki ? Orhan çok dürüst dairede sevilen biridir.
- Sizin bildiğiniz gibi siyasi olaylarla bir alakası yoktur.
- Bana nasıl güveniyorsanız istiyorumki onada öyle güvenin,dedim.
- Bende yakinen tanıdığım , güvensiz biri olduğu için kendisine şunu
  sordum ?
- Selhaddin bey sen beni öyle övdün.
- Sence paşa buna inandımı ?
- Bana dönerek, Orhan bey inanki seni seviyorum.
- Seni öyle bir analtım ki inandırdım ve ben kefılım,dedim.
- Bende tebessümle, Selhaddin Gündoğduya dedim ki ! benim başkasının
  referansına ihtiyacım,yoktur.
- Bunu öyle bilki ! Paşa olsun,Emniyet müdürü,Vali beni senden çok daha
  iyi tanırlar. Bunu bilmeni isterim. 
- Başkasının gidip beni anlatmasınıda istemem.
- Bu cevabımdan sonra iltifat beklerken, mahcup bir ruh haliyle bozuntuya
  vermeden sustu.

*************
-Selhaddin Gündoğdu'la aramızadaki bu anekdot hafızamda kaldığı kadarıyla sizinle paylaştım. Selhaddin gerçekten Paşa'la konuşmuşmu ? veya kendi cebinden o laflar sarf etti bilmem,



SONUÇ,


-Selhaddin Gündoğdu inanıyorum ki hala asker ve güvenlik güçlerinin Çoligdeki gedikli bir elemanıdır.
- Hangi parti iktidardaysa Selhaddin Gündoğdu oradadır.

-Çolig'de para,menfaat,iktidar neredeyse hep orada at koşturanlara halk arasında "QUTÇÎ",türkçesi kümes hayvanlarına verilen yem anlamına gelir.

- Kırd/zaza'larin bir sözü var " Qut ho çad , wu ho ocad " türkçesi  "yem nerdeyse o orada"

- Bir dönem ANAP,DYP,REFAH etrafında dolanırken , şimdi tahmin edebiliiyorum AKP çevresindedir.
-  Zaten bakan Cevdet Yılmaz köylüsü olduğu için kuvvetle ihtimal tahminim yerindedir.
-  Eğer Selhattin Gündoğdu konusunda yanılıyorsam, mutlaka düşüncelerimi düzeltirseniz ,sevinirim.

Selam ve saygılarımla




                                                  Orhan Zuexpayıc

13 Mart 2014

                                 2. BÖLÜM

                 (ARAŞTIRMA VE ÎNCELEME)

ÇOLÎG SEÇÎMLERÎ VE ADAYLARIN PROFÎLÎ ÜZERINE

                              DEĞERLENDÎRME




Çolig seçimleri üzerine ilk bölümde AKP adayı Yücel Burakgazi ile BDP adayı Dr.Ilhan Çakabay 'ın profili üzerine söylenen ve yazılan bilgileri derleyerek sizinle paylaştım.
Bu bölümde'de Saadet partisi adayı Serdar Atala,Hüda-Par adayı Mehmet Şenlik, Mhp adayı Hasan Karahan,Hak-par adayı Atilla Adigüzel'in profili üzerine derlediğim bilgileri okuyucularımla paylaşacağım.

SERDAR ATALA KÎMDÎR. POLÎTÎK KÎŞÎLÎGÎ VE SEÇÎM SÜRECÎNDE HAKKINDA DERLEDÎGÎM BÎLGÎLER.



- SERDAR ATALAY KİMDİR? BİRAZ AÇMAK İSTİYORUM



Serdar Atala 1970 Bingöl doğumludur. Istanbul'da Mimarlık eğtimi görmüş,çesitli kamu kurumlarında teknik eleman olarak çalışırken istifa edip, 2009 Çolıg de belediye seçimlerini kazanarak 5 yıldır   reislik yapıyor.
- Serdar' ın ailesı , aslen Zıktê aşiretine bağlı Şin köyünden Çolig şehir merkezine gelip yerleşen Hacı Ahmed Alan'ın oğludur.
- Babası Çolig'deki anlatımlara göre Kürd aydını ve T-KDP sekreteri merhum Said Elçi'yle samimi olan ve
  KDP'ye sempati duyan biriydi. Aynı zamanda komşumuz sayılırlardı.
- Said Elçi'nin şehadetinden sonra Hacı Ahmed Alan gibi Çolig'de duyarlı başka insanlar da "U" dönüşü yaparak kürdlük davasından uzaklaşmışlar.
- Serdar, babasının işte bu dönüşten sonra ağabeylerinin ve yakın çevresinden dayıları ve yeğenlerinin
  etkisinde kalarak MHP'li ülkücü fikirleri benimser.
- Şin köyü kürd tarihinde Zıkte bölgesinde merkezi bir köy olup, ilim ve tedrisat yapılan bir beldedir. Bu
  köyde önemli alimler yetişmiştir. 
- Bidlis ayaklanmasının lideri Melle Selim Dımıli (Qelencık) te aslen Zıkte /Şin köyünden göc edip ,Qalencike
  yerleşirler

- 1925 hareketinde kemalist rejim yani şu anda Serdar'ın peşi sıra yürüdüğü kesimler Zıkte çevresinde toplu
  katliamlar yapar, tüm köyleri yakıp ve boşaltırlar.Tarihte Bicar tenkil hareketi bu coğrafyada gerçekleşir.
- Zıkte katliamıyla ilgili Zıkteli kahramanlar olan Valerli Hacı Sadik Beg, Feqi Hesen ,Cansorlu Abdullah hecı
  Kolos Ağa'nın yaşam öykülerinde önemli bilgiler aktarmışım.

- Serdar Efendi, işte kendi soyuna, köyüne felaket getiren, aşiretinin ırzına geçen, coğrafyasını yıkan yakan
   anlayışa aşık olan korkak bir bedbahtır.

Bu bilgileri alıntı olarak ilk yazımdan hiç değiştirmeden buraya aktardım.

- Yukaridaki cümleleri biraz sert kullanmışım.
- Çünkü Serdar Atala Çoligdeki bir avuç korucu  işbırlıkçi  ve polisler'in eşliğinde BDP binasına yapttığı
  saldırıda aktör olarak yer aldığı için biraz sert yazmıştım.
- O günkü duygularımı törpüleyip, başka cümleler kurmak istemedim. Ummarım beni anlayışla karşılarsınız. 


 **************************

- Serdar Atala ilk bölümde de belirtiğim gibi Pensilvanyadan paraşütle Çolig belediye reisi olmuştu.
  Fetullah Hoca ile Erdoğan bilek güreşinde uzlaşmayınca yani ortaklıkları bitince olan Serdar Atala ve Çolig
  il teşkilatına oldu.
- Fetullahın ekibinin il yönetiminde tasfiye edileceğini,Serdar Atala'da aday edilmeyecegi önceden belliydi.
   Cevdet Yılmaz ve yeni aday Yüksel Barakgazi hakkında zehir zemberek açıklamalar yaparak partisinden
   istifa eder.
- Ve asıl gerçek fikirlerini savunan BBP ve MHP'nin Çoligde tabanı ve kazanma şansı olmadığı için, geçmişte
   Fetullah'in gücünden şimdide geçmişe dayalı tabanı Çolıg de olan Saadet partisinden aday olur.
- Kısacası aldanmayın , Serdar bazen Rencber Aziz'den ,bazende kurmanci deyir ve stranları hobi olarak
  söyler. Ama Kurdi/Kırdki hiç ruh yoktur.

- Serdar'ın kalbi MHP ve BBP türk ırkçı şoven partilerinde ,kendisi türkçü olmakla
   beraber islami motif ağırlıklı Saadet partisinin adayıdır.
- Fetullah Gülen cemati  ve Saadet partisini ustalıkla köprü olarak kullanmasını başardığını görüyoruz.

* Kısaca kalbi düşünce ve inançlarla ilgili Amed'e anlatılan bir olayı siznle paylaşayım.

- Ermeni den dönme ailece vaftiz edilip,müslüman olan adam hergün evine giderken dört ayaklı 
  minare'nin o dar Amed küçelerinden geçerken gelip, Ermeni Gregoryan kilisenin önünde durur.
- Ve kendi içinde şunu söyler. Bakma, ey kilise ! ben her nekadar gidip, ulu camide namaz 
  kılıyorsam inanki benim kalbim ve yüreğim hala burdadır.

**********************************************
- Çolig halkı hatırlar Gılbeli korucu olayında çektiği SMS başta olmak üzere , korucu ve şehid aileleri
  derneğinin Çoligdeki yürüyüş ve tahrikar olaylarında Serdar bir reis değil, bir özel harekat timi,korucu ve
   komando  misoynuyla yürüyüşün elebaşlarından oldu.
- Çok uzun sürmedi aday edilmeyince Serdar efendi Twitter üzerinden yaptığı aciklamalarla  Bukalemun gibi
  geçici olarak renk değiştirdi.
- Bu geçici  U dönüşüne demokrat mı,liberal mı ,mazlumdan yanamı adına ne derseniz deyin güzel demeçler
  vermeye başladı.
- Ahmet Arif'ten,Mehmet Altan nın sürekli gündeminde olan Roboski açıklamarı paralelinde güzel sözler
  twıttırden izleyicileriyle paylaşmaya devam ediyor.


Bu açıklamalardan iki numune alıntı olarak açıklıyorum.

*SERDAR ATALAY ‏@SERDARATALAY12 24. 12.2013
 Uludere(roboski)katliamının,mazlumlarına Allah(c.c.)'tan rahmet diliyor,faillerini de Kahhar ismine havale ediyorum.

*SERDAR ATALAY ‏@SERDARATALAY12 23. 12.2013

Seni,anlatabilmek seni.İyi çocuklara,kahramanlara,seni,anlatabilmek seni,namussuza,haldan bilmez,kahpe yalana.(Ahmed Arif)

-Twittir üzerinden bu iki mesajı geçici U dönüşümü mü ?dönekliğini mi? yani gerçek kişiliğini eleveriyor.
Serdar Atala'nın bu yorumuna'da Çolig'li iki takipçiside bakın ne güzel ironi yaparak onu teşhir ediyorlar.

*yusufbazencir ‏@yusufbazencir 24. 12.2013

    @SERDARATALAY12 eski başkan roboski şimdimi aklına geldi ,her katliamı kınayan halkına sahip çıkan bdp lilere terorist muamelesi yapan sen,


  * sarin-b ‏@sarinbsgz 24. 12.2013

    @SERDARATALAY12 Uludere yıl dönümüne daha var başkan zaman gazetesinin gazına gelme erkenden :) beraber yürüdünüz siz o yollarda :))



*******************

- Bunun yanında Büyük Doğu hareketinin fikir babası gibi Necip Fazıl Kısakürek'in radikal islamcı ,Nihat Genç gibi eski ülkücü yeni ulusalcı , Bediuzzaman Said-i Nursi'nin sözlerini'de harmanlamayı da eksik etmiyor.

- Birinci bölümde epey kendisi hakkında bahs etmiştim. Fazla yazının uzamasını istemediğimi,

- Serdar Atala istikrarsız,yarın ne yapacağı belli olmayan yaşamı zik zaklarla dolu bir çizgisi vardır.
- Sanırım Serdar hakkında derlediğim bilgiler onun tanıtımi için yeterli bilgilerdir.



HÜDA- PAR ADAYI MEHMET ŞENLÎK KÎMDÎR ?POLÎTÎK KÎŞÎLÎĞÎ VE SEÇÎM SÜRECÎNDE HAKKINDA DERLEDÎĞÎM BÎLGÎLER.




- Mehmet Şenlik aslen Sivan/Wişkur ,türkçelestirilmiş ismiyle Direkli köyündendir. kendisini Çolig'de gıyaben
  tanıyordum. Çolig'de konfeksiyon üzerine işyeri açmışttı.
- Wişkur köyü Sivan/Servi merkeze çok yakın bir korucu köyüdür.
- Wişkur köyünün(Puware,Rı bun, Etmun ) isminde mezralarıda vardır.


- Mehmet Şenlik, hakkında özellikle Sivan çevresinden tanıdık dost ve arkadaşlarım yanında geçmişte
 Şenlik'le beraber Hizbullah çevresini bilen, ama şuanda ilişkileri olmayan şahsiyetlerlede görüşerek, titiz
 araştırmalarımın kısa özetini yazmak istiyorum.

Mehmet Şenlik Hizbullaha yakın internet sitelerine verdiği bilgilerde kim olduğunu bakın şu bilgilerle ifade ediyor.



1956 yılında Genç ilçesi Direkli köyünde doğdu. Genç bölgesi ve Sivan Aşireti arasında iyi tanınan Hacı Rıza Şenlik’in oğludur. Ali Amik olarak tanınan dedesi, Şeyh Said’in olayına bil fiil katılmış olup, Şeyh Said’in yakın korumalığını yapmıştır.

Gençlik yıllarında medrese tahsiline başlayan Şenlik, medrese eğitimini farklı il ve ilçelerde, bölgenin tanınmış seyda ve Alimlerin’den ders alarak tamamladı. İlk, orta ve lise eğitimini ise dışarıdan tamamladı.

1976-1977 yıllarında askerlik vazifesini yürüttüğü İstanbul’da farklı İslami camialarla tanışıp, Molla Sadrettin Yüksel’in oğlu Şehit Metin Yüksel ile yakın münasebette bulundu. 1980 yılında Genç, Merkez Kültür camisinde başladığı imamlıktan, 7 yıl sonra kendi isteğiyle istifa etmek suretiyle ticaret ve iş hayatına atıldı.

Şenlik, aktivitelerinden dolayı, 1993 ile 2000 yılları arasında farklı zamanlarda dört kez gözaltına alındı. Farklı zamanlarda üç kez tutuklanarak cezaevine konulan Şenlik, altı yıl cezaevinde yattı.


* Mehmet Şenlik basına verdiği bilgileri bende irdeledim bu konuda derlediğim bilgileri sizinle paylaşmak
  istiyorum.

- Hizbullah davasından kendisinin ifadesiyle toplam 6 yıl cezaevinde kalmıştır.
- Dedesi'nin Şeyh Said efendi'ye yakın korumalık yaptığı bilgisi tamamen yalan ve yanlış olduğunu belirtmek
   isterim.
-Yanlız anne tarafından Dareheni/Gaz köyünden olup, dayılari harekete Amed'e kadar  gitmişlerdir. Şeyh
  Said hareketi bastırıldıktan sonra onlarda köylerine doğru geri çekilmişlerdir. 
- Kaldıki ! Şeyh Said'in yakın ve güvenilir koruması olacaksın, hareket bastırıldıktan sonra hiçbirşey olmamış
  gibi gelip köyüne yaşamını sürdüreceksin. Türk devleti seni rahat bırakır mı ?
- Mehmet Şenlik'in bölgedeki meşhur din adamlarindan medrese eğtimi aldığını söylüyor.
- Ama bu konuda detay vermiyor.
- Bu konuda kendisini yakinen tanıyan çevresinden insanlar bu bilgilerin abartılı ve yanlış olduğunu
   söylüyorlar.

********************

- Mehmet Şenlik, kendisini yakinen tanıyan çevresi ve Hizbullah'ı bilen ve mesafe koyan kişlerden edindiğim
 bilgilerde, Beykoz olayında liderleri Hüseyin Velioğlu öldürüldükten sonra Çolig'de ön plana çıkan
 Hizbullahın muteber ve sorumlu kişilerindendir.
-Hareketin Çoligdeki fanatik ve askeri kanadını  Mehmet Senlik ve Eyüp Kişi tarafından temsıl edildigi
 yönündedir.
- Malumunuz Hizbullah halk arasında Hizbu-kontra,Hizbu Şeytan,Satırcılar (Kırdki/zazaca Kalmeciler)
  olarak bilinen, MIT ve JITEM'in kontrolünde  Kurdistandaki yurtseverleri nasıl katl ettikleri hala
   hafızamızdadır.
-Okuyucularıma bu konuda Çoligde Hizbullahın bu uygulamalarından bazı detaylar ve anekdotlarımıda
  anlaşılsın diye sizinle paylaşacağım.
- Mustazaf derneği,Hüda-Par Hizbu kontra'nın legal siyasal kanadını temsil ediyor.
- Bu paramiliter hareket Erzurum,Antep,Malatya,Sıvas Kürd illeri ile Anadoludaki türk nufusunun yaşadığı
 yerlerde ne örgütleniyorlar,nede siyasal çalışma yapıyorlar.
- Hizbullah Kürdlük bilincinin gelişmiş olduğu Diyarbakır,Mardin,Batman,Bingöl gibi illerde bilinçli olarak
  finanse edilerek Kürd yurtseverlerine karşı panzehir olarak kullanılmıştır.
- Zehra vakfı başkanı Izzeddin Yıldırım ve arkadaşı Said Avcı başta olmak üzere Fidan Güngör gibi onlarca
 dindar Kürd aydınları,ve kürd yurtseverlerinide şehid etmişlerdir.
- Çoligde'de Hacı Mustafa Akçan gibi mütevazi ve saygın bir şahsiyetin yanında Ahmet Bayram gibi temiz
  yürekli ve Çolig sevdalısı birini katletmedilermi ?
- Çoligdeki satır, diger ilerdeki domuz bağlari cinayetleri,insanların elini kolunu bağlayıp çuval içine koyma
  yöntemleri ve bunları kasetlere çekmesi vahşetin boyutunu ortaya koymaktadır.




Devletin Hizbullah örgütü'nün muhafaza edişinin resmi ağızlardan bir iki örnek vermek istiyorum.

- Dönemin Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Tümgeneral Teoman Koman kendisine Hizbullah’ı soran gazetecilere şu cevabı vermişti:

 "Hangi Hizbullah? Bir İran’daki Hizbullah vardır bir de PKK’nın baskılarına karşı kendini koruyan, dini inançları kuvvetli vatandaşlar."

İsmet Sezgin de bir gazetecinin

"Hüseyin Velioğlu aranıyor mu?" sorusuna

 "Ne sen sormuş ol, ne de ben duymuş olayım" şeklinde cevap vermişti.

Bu cevaplardan çıkan sonuç, Hizbullah'ın kimler tarafindan beslendigi ve amaçlarının ne olduğunu rahat görebiliyoruz.

*****************************

- Mehmet Şenlik basına verdigi demeçlerde, Seyh Said Efendi,Şeyh Abdullah Melekan,Şeyh Serif gibi kürd şehidlerini sürekli kendine referans olarak gösteriyor.
- Mehmet Şenlik bu konuda yayın organları Doğru habere verdiği demeci alıntı olarak aktarıyorum.


Bizim partimiz HÜDA PAR, din ve maneviyat temelinde bölgenin gerçekleriyle yoğrulmuş büyük önderlerin, alimlerin ve şehitlerin partisidir. Şehid Seyyid Kutub`un, Şehid Hasan El Benna’nın ve Şehid Abdulkadir Molla`nın izinden gidenlerin partisidir. Özellikle bu coğrafyanın kutlu şehitleri Şeyh Said`in, Şeyh Şerif`in, Şeyh Abdullah`ı Melekan`ın, Çanlı Şeyh İbrahim ve Şeyh Hasan Efendinin yolundan gidenlerin, yollarına baş koyanların partisidir.

- Bu sözleriyle Şenlik ve örgütü içine düştükleri tezatı Çoligde yaşanan olayla izah etmeye çalışayım.
- Şeyh Ahmet Çanevi'nin ilk yerleştiği köy Töyrek köyü develet'in derin güçleri tararfından Hizbullahçılar içın
  zorla boşlatılır.
-Yol kenarında olan bu köy Ilıcalar karakoluna yakın JITEM kontrolünde olduğunu herkes bilir.
-Köyün camisinde siyasi eğtim,köyün dışında da askeri eğtim gündüz ortası görürüler.
-Töyrek Hizbullahın adetta kışlası ve askeri karargahı olur.

- PKK 1993 Kasım ayında aldığı istihbaratla Töyreki basar.
- O gün köyde sadece iki Hizbu kontra vardır.
- Zıkte kökenli Ziya kaylı ve Az/Wusfan kökenli Süleyman Berdibek infaz edilir.
- Hizbullah örgütü olay günü yağan kar izlerini takip ederek, gerillanin Çan köyü istikametinden geldigi için
- Çan Şeyhlerinden ön yargılı bir şekilde intikam alma düşüncesindedir.
- Aradan kısa bir süre geçmeden Hizbullah Çan Şeyhlerinden Mehmet Korkutata'yı afatlar mahallesinde
  şehid ederler.
-Şeyh'in cenazesini organize eden ve aynı zamanda samimi arkadaşı olan Nesih Anşin Çolig'de hedef seçilir.
 - Bir defasında Hizbullahın suikastına uğrar.
- Ilk suikast köyüne giderken sağ olarak ele geçirilerek Töyrek köyündeki kampa götürülür.
- El ve ayakları bağlanarak çuvalın içine konularak yargılanarak infaz edilmeyi bekler.
- Mehmet Korkutata'nın taziyesine o dönem  Çan Şeyhlerinin yeğenleri sayılan  aynı zamanda  TBMM de
  mebus olan  Şeyh Said efendi'nin yegenleri , torunu sayılan Ali Rıza Septioğlu ve Abdulmelik Fırat Çolige
  taziyeye geldiler.
- Nesih Anşin'in ailesi çocukları'nın Töyrekte tutuklu olduğunu milletvekilerine anlatıllar.
- Iktidarda olan partilerinin baskısıyla Emniyet Müdürlüğü Nesih Ansin için Töyrek köyüne operasyon
  yaparak çuval'in içinden onu sağ kuratardı.
- Bu olayda JITEM yani jandarma istıhbaratı ile Emniyet arasında kargaşada çıkar.
- JITEM benim sınırlarımı nasıl ihlal edersin diyerek,devletin kurumları biribiriyle çatışırlar.


- Hizbullah'ın Töyrekte öldürülen bu iki Hizbu-kontra elemanları için DUA yayınevinde roman bile yazdılar. Bu iki tetikçiyi utanmadan filozof,fikir adamı diye yere göke sığdıramıyorlar.


NESÎH ANŞÎN'LE ARAMIZDA YAŞANAN ANEKDOT ?


- Nesih Anşin bu olaydan sonra hastahanede memurluk görevine tekrar devam etti.

- Ama Hizbullah onu rahat bırakmadı. 1994 Mayıs ayının sonunda Nesih  hastahane caddesinde tekrar Hizbullahın arkadan sıktıkları kaleş kurşunların hedefi oldu. 
- Kafasına sıkılan kurşunlar sonucu ağzındaki dişler paramparça olmuş, dili tahrip edilen Nesih acilen Elazığ 
 araştırma hastahanesine acilen sevk edildi.
- Çok iyi hatırlıyorum sınıf arkadaşım,dostum Nesih'i 2 Haziran 1994 tarihinde Elazığ'da hastahanede köylüm
  sayılan Molla Zeki (müftü) Bulut'la beraber ziyaretine gittim. 
- Nesih bizi görünce yatağından doğruldu. Ağzı ve dili tahrip olduğu için konuşamıyordu. 
- Benimle mimikleri ve el hareketleriyle (Pandomim) birşeyler anlatmaya çalışttı. 
- Aramızda ki bu iletişim çok duygusal ve trajikti. 
- Nesih'in kısaca hareketlerinden şunu anladım. 
- Beni sorguladıklarında Hizbullahın elinde Çolig'de yaklaşık 30 kişilik bir listenin olduğunu ifade etti.
- Bu listenin ilklerinden biride Orhan sendin dedi ! Iyiki buaraya geldin.
- Dikkat edip,tedbir almanı istiyorum,dedi. 
-Veya memleketi terk etmemi tembihledi. 
- Nesih arkadaş bu olayı anlatırken duygularına hakim olmayarak içini daralttı. 
- Bu hatıra bir filim şeridi gibi gözlerimin önünden geçttigi için, Nesihi rahmetle anıyor,ruhu şad
  olsun diyiyorum.

***************

- Mehmet Şenlik verdiği demeçlerde Kürd/islam din adamlarını,filozoflarini,şehidlerini hep kendisine referans
  gösterir.
- Ama Şeyh Ahmede Çanevi'nin torununun katl edilme emrini vermektende kaçınmaz. Töyrek köyündeki
  Hizbullah'ın tez elden dağılması daha büyük felaketlerin Çolig'in yaşamaması için Seyh Ahmede Canevi'nin
  belki bir lütfuydu.....

- Kısaca Mehmet Şenlik'in hizmet ettiği fikir, kesinlikle kürdi ve insani değildir.
- Kürdi fikirleri savunan insanların  BDP, HAK-PAR, KADEP içınde siyaset yaptıkları aklıma gelir.
- Bu üç partinin aralarındaki rekabet doğru, ancak fiili ve şiddet içeren tutumları eleştirilir ama  kabul
  edilemezdir.

 -HÜDA PAR bu üç partiye alternatif Kürd partisi olmadığı, Kürdlere saldıran,katleden EL Nusra - IŞID
  (Irak-Şam tandaslı örgüt) paralelinde Kürd düşmanı olduğunu pratikleriyle ortadadır.
. HÜDA PAR bu örgütlerin ROJ AVADAKI mücadelesinide destekliyor.

*************************


HAK PAR ADAYI ATÎLLA ADIGÜZEL KÎMDÎR ,POLÎTÎK KÎŞÎLÎĞÎ VE PARTÎSÎ HAKKINDA DERLEDÎĞÎM BÎLGÎLER ?

- Atilla Adıgüzel 1969 doğumlu olup,aslen Sarıcan/DEP köyündendir.
-  Halen Xarpete esnaflık yapmaktadır.
- Kürd şehidi merhum Ramazan Adıgüzel (Ali hoca) kardeşidir.
- Bu yazıyı kaleme aldığım günlerde kendisiyle iletişime geçttim telefonla epeyce sohbet ettim.
- Kendisini hem tanımak,hemde bazı sorularım olacağını söyledim.
- Sag olsun beni kırmadı ve güvenerek sorularıma cevap verdi.
- Ilk sorum'da neden aday oldunuz.

- Bundan önceki seçim sonuçlarından edindiğim tecrübelerden partiniz Colig'de 100 cıvarında oy almıştır.

- Partinizin Çolig'de tabanı yok kazanma şansın yok , belki 50-100 arasında alacağın sembolik oy tekrar
 alabilirsin.
- Bu oylar eğer aday olmasan çogunluğu BDP'ye giden oylar olduğunu samimi bir şekilde anlatmaya çalıştım.
- Zaten kendisininde seçimlerde Çolig'e bir defa gittiğini fiili olarak partisinin Çolig'de bir çalışmasının
  olmadığını itiraf etti.
- HAK PAR'a yakın olan bazı siyasi kimlikli Çoligli siyasetçilerde bu konuda benim adaylığıma yani partinin
 seçime girmesine sıcak bakmadıklarınıda  bana ifade etti.
- Eğer Çolige gelsende ancak kendi oyumu sana veriririm, ama HAK PAR'a çalışmam babında ifadeler
  kullandılar.

- Malumunuz Kemal Burkay'ın genel başkanı olduğu parti ideolojik-politik geçmişi yaklaşık 35,36 yıla
 tekabül ediyor.
- Parti'nin alt yapısında geçmiste cok önemli politik şahsiyetler çıkmıştır.
- Bu şahsiyetlerin hiçbiri şuanda Kemal Burkay´'la beraber hareket etmiyor.
-Kemal Burkay hatıratlarını kitaplaştırdığında bu arkadaşlarının çoğuna vefasızlık göstererek ağır eleştirilerde bulunmuştur.
- Hiç bir arkadaşına bir taş bırakmadığı gibi,kendisinden ayrılan arkadaşlar onu bencil,karyerist sekter
 olduğunu verdikleri cevaplarla kürd kamuoyuna deklere ettiler.
- Zeki Adsız'ın ailesinden tutun,Ihsan Aksoy,Faruk Aras,Bedirxan Epözdemir,Bayram Ayaz,Munzur Çem,
  Sıddık Bozarslan,Rıfat Sefalı'dan tutun sayamadığım onlarca kürd aydın ve siyasetçisini hatırlıyorum.

- Kemal Burkay'ın ideolojik-politik düşünceleri hepimizin malumu Kurdistanda federasyon tezini savunuyor. - - Ama olaylara objektif baktığımızda Türkiye'ye gelişi,hava alanında hükümetin bakanı tararfindan karşılanışı,
  her gün televizyonlara çıkıp Kürd sorunu başta olmak üzere çözüm süreçleriyle ilgili görüşleri çok tartışıldı ve
  kuşkuyla karşılandı.
- Hükümet yetkilileri özellikle Siirtli Arap kökenli Eğemen Bağıs kürdçe Kuran i Kerim'i Kemal Buraka'ya
  hediye etti.
- Hükümet bir umutla alternatif olarak getirdiği Kemal Burkay'ı şuanda nerede yaylada olduğunu bile bilmiyor.
-Kısaca, hükümet umduğunu veya yapmak istediğine ne kendileri inamadiklari gibi,  Kemal Burkayi'da  hayal
 kırıklığına uğradığını görüyoruz.
- Düşüne biliyormusunuz ? hükümet kürdlerin bagımsızlık fikrinden vazgeçip, içi boş demokratik
 özeriklik,barış kardeşlik isteklerini savunan BDP'ye karşı , federasyonu yıllarca savunan HAK PAR ve
 Kemal Burkay'a daha itibar gösteriyordu.
-Tabiki hükümetin bu uygulamaları Kürdlerin hayrına değildi.
- Kürdleri aldatmak,kullanmak,karşı karşıya getirerek geleneksel böl-yönet politikasının bir tezahhürüydü.

 - Kurdistan'da HAK PAR'ın ideolojik-politik duruşu,  taban bulmadığı gibi samimi  ve  güven vermediği
   görüşü hakimdir.
- Tabi bu olumsuzlukların nedeni bilimsel olarak irdelenmelidir.

- HAK PAR in Çolig adayı kısaca partimizin kararıdır. Türkiye'nin birçok ilinde seçime girme kararı´aldığını
  söyledi.
- Ve oy almasakta,kazanmasakta bu karara saygı göstererek adaylığı kabul ettiğini söyledi.


MHP NÎN ADAYI HASAN KARAHAN KÎMDÎR, POLÎTÎK KÎŞILÎĞI VE PARTÎSÎ HAKKINDA KISA BIR DEĞERLENDÎRMEM


- Hasan Karahan aslen Siwerek kökenli olup, yıllar önce öğretmen Çolıge olarak atanmıştır.
- PUEX/Çiris köyünde ögretmenken köy halkından bir Kürd (kırd-zaza) kızıyla evlenmiştir.
- Bu evliliğiyle artık Çolig'de yaşamını günümüze kadar devam ettirmiştir.
- Hasan Karahan Siwerekten hangi aşiretten,kürdmü ? türkmü olduğunu bilmiyorum.
- Ama Kırdkı/zaza konuştugunu iyi biliyorum.
- Hasan Karahan'ı yaklaşık 25 yıldır'da tanıyorum.
- Kendisiyle ilk görüşmemizde de yaklaşık 25,26 yıl evvel Kürd/Türk ve MHP  ekseninde tartışmamızda
  oldu.
- Bu tartısmadan sonrada kendisine hep mesafeli durdum.
- Çolig'de karşılaşmamız veya bir araya gelmemiz olmadı.
- Ama ikimizde birbirimizi gıyaben tanıyoruz.
- Hasan Karahan ile en son internet üzerinden bundan iki yıl evvel kısada olsa karşılıklı bir yazışmamız oldu. - - Okuyucularım biliyorlar, BBP Çolig eski il başkanı Tahsin Bayram'la Zikte aşireti üzerine polemiğimiz oldu. - Bu polemik le ilgili bir yazıda kaleme aldım.
- Hasan Karahan'da benim ve ailemle ilgili kısa bir not Tahsin Bayram a destek amaçlı sosyal
  medya'dan"facebook" göndermiştti.
- Bende ,Hasan Karahan olsa olsa şu andaki MHP adayı olduğunu tahmin etmiştim.
- Dünya küçük olduğu için kendisiyle iletişime geçttim.
- Kendisinin notu yazdığını doğruladığını, ifade etti.
- Bende kendisine benim hakkındaki bilgilerin yanlış ve eksik olduğunu söyledim.
-Tabii medeni bir şekilde yazışmalarımız oldu. Benim MHP'ye BBP bakış açımı bildiği için kullandığı bir
  cümle hala hafızamdadır.
- Bu cümlede kısaca ben artık eskisi gibi düşünmüyorum.
- Ben yönümü PENSILVANYA'ya çevirmişim,dedi.
- Tabi şuanda da MHP'nin adayıdır.
-O gün söyledikleriyle bugünkü adaylığı ciddi bir tezatır.
- Düşünsel olarak Fetullah Hoca ile MHP ikiside Türk ırkçısı,anti-kürd fikirleri vardır
-.Belki siyasi olarak birbirilerine destek vermiyorlar.
- Ama aynı değirmene su taşıdıklarını söyleyebilirim.

- MHP'nin Çolig'de bir tabanı yoktur.
- Çolig'de ucube bir parti olduğunu söyleyebilirim.
- Zaten 1980 sonrası seçim sonuçları bunun göstergesidir.
- Artık eski MHP'li aileler ve birçok insan geçmisleriyle artık hesaplaşıyorlar.
- Bu aileler ve çocukları geçmişte garabet içinde olduklarını geçte olsa fark ettiklerinin söyleyenlere şahidim.
- Kısaca MHP Çolig'de bir iddiasının olmadığını görebiliyoruz.

SONUÇ,

- BBP ,CHP adaylarına değinmek gereğinde bulunmuyorum. 

- BBP adayı soyadi ARIKIZ olduğu için Dareheni/MODANLI kürd şehidi ve 1925 yılının kürdlerin ilk valisi FEQÎ HESEN MODANÎ'NÎN köylüsü olduğunu soyadından tahmin ediyorum.

- Akrabalık ilişkisi hakkında bilgim yoktur. 

- Zaten bir başka köylüsüde halen Dareheni reisi Abdurrahhim ARÎC'le aynı kulvarda siyaset yapıyorlar. 

- Malumunuz köylüsü Abdurrahim Ariç kadim Dareheni ilçemizin en işlek parkına Muhsin Yazıcıoğlu parkı

  adını meclis kararıyla vermiştir. 

- Abdurrahim Ariç malumunuz AKP'den reis oldu ama AKP genel merkezi ve partiside Muhsin Yaziciogluna

  hayran olduğunu biliyoruz.

- Modan gibi kadim bu beldemizin insanları'nın Muhsin Yazıcıoğlu hayranlığını ,FEQI HÜSEN'in
  mücadelesine,inacına ve ruhuna "zul" hakarettir.

- CHP'nin adayı'nı tanimadığım için bilgi edinemedim. Ummarım beni anlayışla karşılarsınız.Selam ve
  saygılarımla




                                                                   Orhan Zuexpayıc

4 Mart 2014

1.BÖLÜM (ARAŞTIRMA VE INCELEME) ÇOLÎG SEÇÎMLERÎ VE ADAYLARIN PROFÎLÎ ÜZERÎNE DEĞERLENDÎRME

                                 1. BÖLÜM

                 (ARAŞTIRMA VE INCELEME)


ÇOLÎG SEÇÎMLERÎ VE ADAYLARIN PROFÎLÎ ÜZERÎNE

                  DEĞERLENDÎRME






-30 Mart 2014 tarihinde yapılacak olan mahalli seçimler öncesi Çolig seçimleri ve Belediye başkan adayları üzerine bu yazıyı kaleme alıyorum. Bu çalısmamda yaralandığım kaynaklar ağırlıklı olarak şifahi görüşmeler olmakla beraber, yazılı basın başta olmak üzere sosyal medaya da konuyla ilgili yazılan ve söyleneleride derleyerek rafine etmeye çalıştım. Ummarım bu çalısmamdaki bilgi kaynaklarından zengin ve doyurucu bilgilere ulaşırsınız. Şifahi kaynaklarımda özellikle Çolig'de siyasetle ilgilenen ve bürokraside de halen çalışan arkadaşların gözlem ve değerlendirmeleri ağırlıktadır. Yanlız bu arkadaşların isimlerini yaşanan süreç ve konjüktürel durumdan dolayı yazmayacağım. Bu konuda ummarım beni anlayışla karşılarsınız.

- Çolig her seçimde olduğu gibi bu seçimde de çok renkli ve hareketli geçiyor. Adayların çoğunu yakinen tanıyorum. Sınırlı tanıdığım adaylarla ilgilide siyasi yaşamları,eğtimleri,aileleri, yaşadığı ortam başta olmak üzere haklarında söylenleride derleyerek anlatmaya çalışacağım. Bu konuda mümkün olduğunca nesnel davranmaya özen göstereceğim. Belki eksik ve taraflı bilgiler edinmiş olabilirim. Bu konuda bilgi sahibi olan hemşerilerim başta olmak üzere taraf olan başta adaylar konu hakkında gerekli düzeltmeleri yapıp, doğru bilgileri bizimle paylaşmalarını anlayışla karşıladığım gibi hemde zenginlik olarak görürürüm. Ve bu konuda edenidigim önyargılı ve yanlış bilgilerı düzeltirler.

-Çolig seçimlerinde her aday mutlaka kendisine ideolojik-politik olarak yakın gördüğü partiden  seçime giriyor. Bu partilerin Ideolojık ve politik görüşleri, bölgede hangi tabandan,hangi çevreden oy aldığını çok iyi biliyorlar. Bu nedenle adayların şahısları başta olmak üzere ideolojik -politik görüşlerine yapılan elştirileri savundukları fikirleri açık yüreklilikle gögüslemleri gerekir. 

************************************
- Çolig seçimlerinde aday belirleme tartışmaları ençok AKP ve DTP partileri ekseninde yaşandı. Aday belirleme sürecinde AKP'de farklı isimler ön plana çıkttı. Bu isimlerden Avukat Yusuf Coşkun ,Ercan Arslan dışında AKP nin mevcut Belediye başkanı  Serdar Atala ve Ankara'da Başbakanlık bünyesinde kurulan Kamu diplomasisinde uzman olarak çalısan hemşerimiz Yücel Burakgazi'nin isimleri ön plana çıkttı. Devlet bakanı Cevdet Yilmaz'ın öneri ve inisiyatifiyle Yücel Burakgazi'nin adaylığı üzerinde karar alınınca, mevcut başkan Serdar Atala zehir zemberek açıklamalar yaparak partisinden istifa edip, Saadet partisinden aday oldu. AKP Çolig teşkilatında istifalar yaşandı.

-Yine DTP'de de farklı aday adaylarının ismi önplana çıkttı. Osman Baydemir,Fırat Anlı, eski DDKO kurucularından Said Buzgan ve Dr. Ilhan Çakabay ilk akla gelen isimlerdir. DTP aday belirlemede tercihini genç bir hekim olan ve memleketinde hizmet veren DR.Ilhan Çakabay'dan yana karar verdi. DTP'de aday belirleme sürecinde fazla tartışma ve istifalar yaşanmadı. Parti'nin tabanı başta olmak üzere genel merkezde de Çolig adayı üzerine bir tartışma ve spekülasyonda yaşanmadı. Dr.Ilhan Çakabay'ın dürüst ,uzlaşmacı ve şaibesiz kişiligi  üzerine adetta bir konsensüs sağlandı.


- Çolig'de HÜDA-PAR,MHP,HAK-PAR adaylarınada kısaca değineyim. Bu partilerin bir realite olarak düşünürsek Çolig'de oy tabanları sınırlıdır. Bu nedenle kazanma şansları olmasada hitap ettikleri ideolojik-politik bir tabanı vardır. HÜDA-PAR'in tabanı geçmişte JITEM ve MIT'in Kürd yurtseverlerine ve siyasetçilerine karşı kullandığı Hizbullah eksenli olduğunu biliyoruz. Ideolojik -politik olarakta Anadolu/Türkiye tabanı olmayan sadece Kurdistanda taban bulabilen , Kürd-Islam sentezini argüman olarak yayınlarında kullanan bir çizgileri vardır. Adayı Mehmet Şenlik Sivan aşiretine mensup olup, Wışkur köyündendir.

HAK-PAR Kemal Burkay'ın partisi olmakla beraber Kurdistan'da yıllarca federasyon tezini savunan bir çizgisi vardır. HAK-PAR kurulduğu günden bugüne kadar farklı çızgilerde genel başkanlarla siyaset yapttılar. Genel başkan olsun parti yönetimindeki ayrışmalar yüzünden HAK-PAR geşmişteki siyasi bir hareketin ağırlıklı tabanı üzerinde siyasetini devam ettiriryor. Parti bu süreçte Kürd illerinde bir türlü taban bulamadı. HAK-PAR'ın adayı Atilla Adigüzel aslen Sarıcan/DEP köyünden merhum Kürd şehidi Ramazan Adigüzel'in akrabasıdır.
-MHP'nin adayıda Hasan Karahan Ruha/Sivereklidir.  Hasan Karahan yıllar evvel Çolige yerleşmiş ve Çiris/Puex köyünden evlenmiş emekli bir eğtimcidir.Malum MHP'nin ideolojik-politik çizgisi bellidir.

Kısaca bu açıklamaları yaptıktan sonra Çoligdeki adaylar ve mensup oldukları partiler üzerinde araştırma ve inceleme çalışmalarımı tek tek okuyucularımla paylaşmaya çalışacağım.


**************************************

YÜCEL BURAKGAZÎ KÎMDÎR. POLÎTÎK KÎSÎLÎGI VE SEÇÎM SÜRECÎNDE HAKKINDA DERLEDÎGÎM BÎLGÎLER.


- Yücel Burakgazi 1966 yılında Çoligde doğmuş,Siyasal Bilgiler fakültesini bitirmisştir. Çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında çalışıp, en son Başbakanlık bünyesinde yeni oluşturulan Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğünde uzman olarak çalıstığı görevinden istifa ederek AKP'den aday olmuştur.
Yücel Burakgazi ailesi Azıj/Mirzan köyü aşiretine mensuptur. Ailesi ve amcalarını yakinen tanıyorum. Burakgazi ailesi Çolig'de çok geniş ve tanınan bir ailedir. Ailede farklı siyasal görüşlere mensup,siyaset yapan şahsiyetler vardır.
Yücel Burakgazi Çolig'de fazla kalmadığı ve yaşca benden küçük olduğu için şahsen iyi tanımıyorum. Derlediğim bilgilerde islami ideolojik fikirleri benimseyen bir kimligi olduğu,bilgilerini edindim. Çolig'de Imam-Hatip lisesinde okurken NUR cemati (Med-Zehra) çevresiyle ilişkileri olduğunu, Üniversite ögrenimi döneminde de NUR cematinden kopuk, farklı islami çevreler içinde kaldığı yönündedir.
Yücel Burakgazi çok iyi anadili Kırdki'yi kullandığını, Çolig halkıyla iletişimini anadiliyle ağırlıklı yapttığı duyumunu alıyorum.
- Yine Yücel Burakgazi'nin mensup olduğu aşiret Şeyh Said hareketinde yer almış, istiklal mahkemesinde Az aşiretine mensup iki Kürd değeri idam edilerek şehadet mertebesine ulaşmıslardır. Yücel'in yakın akrabası Mirzan köyünden merhum Hacı Ibrahim Burakgazi'nin babasınıda 1925 hareketinden sonra bugünkü Musyan mahallesinde Türk askerleri tarafindan süngülenerek şehadete ulaşır.
- Yine,hafızam beni yanıltmıyorsaYücel'in bir halası 1940'lı yılların sonunda Atatürk'ün manevi kızı sayılan Sıddıka Avar'ın Xarpete asimlasyon amaçlı kurulan Sıddıka Avar Kız öğretmen lisesine Çolig'den götürülüp,okula kaydı yapılan birkaç ögrenciden biridir. Misyoner Sıddıka Avar'a sunulan proje Dersim ve Çolig'deki Kürd/Kırd (Zaza) kızlarını eğiterek asimle etmektir. Bu konuda Sıddıka Avar'ın "Dağ Çiceklerim" kitabını merak edenler okuyabilir. Bende bu konuda yıllar önce bir makale yazdım. Çolig'in bu saf ve temiz kızlarının ´Xarpete okulda okurken yaşadıkları trajediye dikkat çekmiştim.

Bu konuda hatırımda kalan bir anekdotu'da sizinle paylaşayım. Bu anekdotu yıllar önce yine Mirzanlı olan M.Emin Bazencir'in eşi merhum Hacı Derdiye'den dinlemiştim.

Zeki Hülakü (Zeki Malla Memiş) aynı zamanda dayısının kızı sayılan Türkan Burakgazi'yi asker dönüşü Xarpete ziyaret eder. 
Nöbetçi, Türkan'ı çağırararak ! dayın oğlu seni ziyarete gelmiş,der. 
Türkan bilmediği o kıt türkçesiyle nöbetçi odasına gelir.
 Zeki Hulakü yu görunce ben onu tanımıyorum,der. 
Çünkü saf ve temiz Türkana anlatılan ve empoze edilen kendini,dilini,kimliğini red ve inkar edeceksin. 
Zaten bunu yapmadığı taktirde orada barınmasıda mümkün değildir. 
Zeki Hülakü her nekadar dayımın kızı olduğunu, beraber büyüdüğünü söylesede çabaları beyhude olur. 
Zeki Hülakü kırdki dayısının  kızına sitem ederek,

( Tırke tı laçe dest mın, tı Çolig'ıd qûena mı dest, o waxt tı vinena )  
Îste Atatürk'ün ve devamı olan sistemın yıllarca Kürdler üzerinde oynadığı bu trajediyi sizinle paylaşmak istedim.
Bu trajedilerden Yücel Burakgazi'nin ailesi ve yakın çevreside nasibini almıştır. Ummarım bunları biliyor ve tarihte yaşananlardan ders çıkarır.

+++++++++++
- Yücel Burakgazi'nin adaylığı aylar önce Bakan Cevdet Yılmaz tarafından kamuoyuna lanse edilmişti. Mevcut aday Serdar Atala'nın aylar önce ipinin çekildiği ni Çolig'de bilmeyen yoktu. Serdar Atala'da hem Çolig kamuoyunda ,hem belediyedeki uygulamalar ve taraflı tutumuyla yıpranmıştı.Kırdki bir söz var ya
 ( Dik merd çim yı ho serri sılud )

Türkçesi Horoz ölmüş ama gözü hala çöplük'te misali tekrar aday olma beklentisi içindeydi.

- Çünkü Serdar toy ,acemi biriydi ve akil hocaları tarafından yanlış yönlendiriliyordu. Malumunuz búndan 1,2 yıl evvel öldürülen bir korucunun cenazesinde parmakla sayılmayacak kadar bazı işbirlikçi zavallı gençler ve polislerle beraber DTP binasını tahrip ettiği hala hafızamızdadıı.Serdar Atala'nın bu olayda çektigi SMS'ler ve tavrını bilmeyen Çoligliler yoktur.
Buda yetmiyor Fetullahçı kimliği,kayınbabasıda cematin gedikli neferi olması onun adaylığı hükümet veya Tayyip Erdoğan tarafinda  bir dezavantajdı. Çolig'de Fetullah Gülen cematine binasını yurt olarak (YAYLA ögrenci yurdu) 1985,86 yilinda sunan'da Serdar Atalay'ın kayınbabasıydı.
Yine, Serdar Atala Belediye Baskanlığına adaylık onayını bundan 4 yıl evvel Pensilvanyadan verilmişti. Çolig'de kim aday adayı olsaydı Serdara karşı o dönemde kesinlikle şansı yoktu.
Kısacası Serdar Atala nasıl diyiyorki !

Yücel Burakgazi ve Cevdet Yılmaz Ankara dan paraşütle aday oldularsa, kendiside Pensilvanyadan (Okyanus) ötesinden paraşütle gelmişti.

 Zaten Erdoğan da demedimi ? Fetullah Hoca ne istediki yapmadık.

Erdoğan ile Fetullahın arasında yaşanan bilek güreşi AKP Çolig il başkanı Cevdet Calbay,ekibi ve Serdar Atalayi diskalifiye etti. Serdar Atala'da AKP'den istifa ederek Saadet partisinden aday oldu. Saadet partisinin yıllara dayalı Çolig'de bir tabanı vardır. Bakalım bu seçim'de Serdar Atala ne kadar etkili olur.

 AKP Bingöl İl Başkanı ve Fetullah;ın ekibınden olan Cevdet Çalbay istifa gerekçesını şu gerekçelerle ifade ettı, Barakazi'yle ilgili  

"Halkın ve yönetimin adaya karşı tepkisi var. Halkımızın dershane konusunda da tepkisi vardı, aday tepkisi dershanelerle birleşince böyle bir sonuç çıktı" demişti.

*****************

Ayrıca ,Yücel Barakazi aday başvuru formunda referans olarak MIT müsteşari ile eski AKP parti meclisi üyesi Semra Özdemir'in ismini vermiştir. Bu bilgiyi'de kamuoyuna sızdıran Fetullahçı Çolig AKP yönetimi ve Serdar Atala olduğu yönündedir.
 Yücel Burakgazi'de bu bilgileri yalanlamadı. Bu bilgiler ilkin Yeniçağ gazetesine servis edildi.
 Bu gazete MHP,BBP ,emekli general ırkçı soven yazarların çıkardığı bir gazetedir.
Yazarları Altemur Kılıçtan tutun,Agah Oktay Güner,Ümit Özdağ ilk akla gelen isimlerdir.
Bu haber ilkin zaman gazetesine servis edilseydi Fetullahçılar o zaman mecburen bu sızmayı kabul edeceklerdi.
Ama, Fetullahçılar kendilerine yakın olan türkçü,ırkçı ve şoven tandaslı bu gazeteyi kendilerine yakın gördükleri için,birde kendilerini kamufle etmek için haberi Yeniçağa servis etikleri yönünde ağırlıklı görüş hakimdir.
Gerçi Fetullah Gülen'de bir türk ırkçısısıdır.

Bu bilgileri iddalara göre BBP Avukat Muammer Çolak aracılığıyla yaptıkları yönündedir.
Gelelim, Yücel Burakgazi'ye MIT müsteşarı nı referans göstermesi kamuoyunda büyük yankı yapttı.
Ama ,referans ilişkilerinin detayına girmediği gibi suskun kaldı.
Rakipleri başta AKP çevresinden ayrılanlar bu ilişkiyi sık,sık gündeme getirdiler.
Bu kesimlerde malumunuz düşünsel olarak cemmat çevresinde palazlanan türkçü,ırkçı ve şoven duyguları savunan kesimlerdir.
Kısaca aynı dereye su taşıyorlar.

- Yücel Burakgazi'de MIT müsteşarıyla olan yakınlığını cesaret edip, açıklamaması ve bu sırrı saklaması kendisini sürekli şaibeli bir konuma getirdi
Halk onu bundan sonra sürekli MIT elemanı olarak görür.
Çoligden edindiğim bilgilerden bu konuda kendisine yöneltilen sorularda niye böyle bir hatta yapttın sorusuna da ?  Hakan Fidan samimi bir arkadaşım olup, ilişkisinide yalanlamıyor.
Bire bir konuşmlarda MIT müsteşarı'nın referansı benim için gurur vericidir.
Ayrıca bu bilgileri sızdıran kesimlerin benim reklamımı yaptıklarınıda bire bir sohbetlerinde dile getiriyor. Kısacası bu suçlamalardan hiçte rahatsız olduğunu söylemiyor.
Seçim çalısmalarında korucu ve şehid derneklerini ziyaret etmesi, devletin kamu kurum ve güvenlik birimlerini sık,sık ziyaret etmesi oy potansiyelini birazda bu çevrelere dayandırıyor.

- Yücel Burakgazi'nin kürd sorununa yaklaşımı ve zazaca/Kırdki dili üzerine edindiğim yorumlar kısaca şöyle
   özetleyebilirim.

-Yücel seçim bildirisinde barış,kardeşlik ve özgürlük kavramlarını önplana çıkarmıştır.
Sohbetlerinde toplumla devletin bozulan ilişkilerini onarmak düşüncesinde olduğunu dile getiriyor.
Bu söylemleriyle Kürd sorununa pozitiv bakış açısını yansıtmaya çalışıyor.
 Kısaca Yücel Kürd siyasetinden gelmedigi için yarın ne yapacağı belli olmayan muğlak biri olarak tahlil etmek epey zordur.
 Halk'la iletişimi,  Kırdki/zazaki konuşması düşüncelerinde samimi mi yoksa politik davranıyor zaman       gösterecek.
Görüştüğüm bazı Çolig li aydın ve siyasetcçlerde, Yücel'in bu davranış ve tutumuyla Kürd hareketlerinin rolünü çalma peşinde olduğu, gerçek düşüncesi ve siyasi geleneği buna müsait olmadığını ifade ediyorlar.
Bu yaklaşım pragmatik ve çok tehlikelidir.
Bir başka değerlendirmede , Yücelin bu tutum ve davranışlarıyla Kürd hareketi zayıflatılmaya çalışılıyor. Zaten MIT müsteşarını referans göstermesi OSLO görüşmelerinin mimarı Hakan Fidan'dan Fetullahçıların rahatsızlığı bunun bir göstergesidir.
Kürd hareketide zaten bu oltaya takıldığını, MIT'le olan ilişkilerin ve görüşmelerini inkar etmiyorlar.
Kısaca, Yücel Burakgazi anadilini iyi kullanarak siyaset yapıp, kürdlerin rolünümü çalıyor. Veya bakan Cevdet Yilmaz gibi zazaclıkmı yapacağı konusunda doğru tahmin yürütmek mümkün değildir.

*******************************

DR. ÎLHAN ÇAKABAY KÎMDÎR. POLÎTÎK KÎŞÎLÎĞI VE SEÇIM SÜRECÎNDE HAKKINDA DERLEDÎĞÎM BÎLGÎLER.



- Dr.Ilhan Cakabay 1969 yılında Çolıg/Karweliyan köyünde doğmuştur.
Karweliyan köyü Çolig merkeze bağlıdır. Köy'ün bulunduğu mıntıka'ya Şirnan denilir.
Dr. Ilhan Çakabay Bekiran aşiretine mensupturlar.
Bekiranlılar Kürd coğrafyasına dağılmış büyük bir aşirettir.
Bu aşirete mensup Çolig ve çevresinde birkaç köy'de bulunmaktadır.
Bekiranlılar Çolig'de örnegin Karweliyanda Kırdki/zazaca konuşurken hemen yakınlarında bir başka köy Sancak/Mezracıkta bu aşirete mensup ailelerde Kurmanci konuşurlar.
Mezracık köyünde değerli aile dostumuz merhum Seyda Molla Said Başbaydar sürekli Bekiranlı olduğunu ifade ederdi.
Yine Bidlis/Hizanli olup Tatvan'da ikamet eden aile dostumuz arkadaşım,yoldaşım Azad Sağnıc'ın babası  Kürd dil bilimcisi merhum FEQI Hüsen Sagnıç'ın aılesıde bu aşirete mensup,olduğunu hatırlatmak istedim.
Dr Ilhan Çakabay Gazi Tıp fakültesinde mezun olmuş,dahiliye branşında uzmanlaşmış genç bir hekim hemşerimizdir.
 Dr.Ilhan Çakabay orta-lise ögrenimini Çolig merkezde okudu.
 Dedesi Hacı Ali Çakabay bitişik komşumuz,
 Ilhan'da okula giderken evlerinde kalıyordu.
Ilhan Çakabay'ın ailesini amca ve dayı tarafını yakinen tanıyorum.
 Çolig ve çevresinde nüfuzlu olmakla beraber hatırı sayılır bir ailedir.
 Dedesi Hacı Ali çok kalender bir insandı.
Dr Ilhan Çakabay'ın adaylığına parti içinde ortak karar sonucu alınmıs, adaylığına muhalefet eden kesimde ciktığını duymadım.
O yüzden parti içi tartışma ve spekülasyon olmadığı için bu konuda yazılacak birşey yoktur.
Ilhan Çakabay'ın köyü,ailesi ve çevresi Kürd sorununda Çolig'de çok duyarlıdır.
Dr Ilhan Çakabay geçenlerde Sterk TV'de Kırdki/zazaki Kamer Söylemez'in proğramında takip ettigim kadarıyla çok hoşgörülü ve espirituel bir kişiliğe sahiptir.
Televizyondaki konuşmasınıda dikkatle takip ettim.
Anadili Kırdkı/zazaki diline çok hakim rahat konuşabilen kelimelerinide özenle seçerek proğrama espirileriyle renk kattı.
Proğramda belirttiği gibi asıl amacı'nın doktor olup,gelip memleketine Kurdistana hizmet etmektir.
Bunuda çok rahat başarıp, amacına ulaştığını , bundan sonrada ummarım Çolig halkı Belediyeye Başaknlığınıda kendisine  teslim edip, ödüllendirecektir.
Televizyonda verdiği mesajlarda Çolig'in geri kalmışlığı, devletin Çolig gençlerini ulusal meseleden koparmak için uyuşturucu ve kirli işlere bulaştırma politikası, kürd kültürü sanatı ve tarihinın gelışımı üzerine vermiş olduğu mesajlar önümüzdeki süreçte üzerinde durduğu öncelikli projeler olarak gözüküyor.

Dr Ilhan Çakabay'ın hoşgörü ve töleranslı olduğunu hakkında rakipleri ve diğer partiler tarafından dille getirilen “uzun saçlı erkek aday” sözlerine bakın çok espiri bir dil kullanarak Twitter üzerinden şu cevabı verir. DTP nın seçımlerde ana teması olan özgürlük ve demokrasiye temasını işleyerek
“Özgürlük herkese olacaksa uzun saçlı Başkanada olacak." Selamlar

 Bu espiriye diyecek birşey yoktur.

 Çolig'de malesef seçimlerde rakipler birbirilerine karşı çok çirkin ,bazen yakışıksız ithamlarda bulunurlar.
 Bu ithamlar bazen şekilsel ve içi boş beyhude çabalardır.
Bu konuda Çolig'de yaşadığım bir anekdotu size aktarayım.
Yıl 1994 yine Mart ayi belediye seçimleridir.
Bir akrabamla SHP'nin adayı Selhaddin Kaya için  köylümüz Melle/Seyda olan din adamından oy istemiştik. Seyda, Erbakan'ın fazilet partisi adayı Selhaddin Aydara oy verdiğini biliyorduk.
Iki adayı mukayese ediyoruz, amaç Selhaddin Aydara oy vermesin.
Tabi !  Seyda Selhaddin Aydar'ın dürüst biri olmadığı, gençliği , mazisi ve halende ülkücü,türkçü olduğunu anlatıyoruz.
Seyda diyiyorki ! biliyorum Aydar'ın geçmişi karanlık ve iyi değildir.
 Seyda Selhaddin Kaya'ya oy vermemek için de  Nuh diyiyor,peygamber demiyor.
Seyda'nın tüm bahanelerini çürütmemize rağmen sonunda söyledigi söz biliyorsunuz ne oldu.
Ya Selhaddin Kaya iyidir,hoştur,ailesini ve çevresi çok iyi ve makul insanlardır.
Ama kendisinin kusuru vardır. Nedir ! seyda kusuru vallahi bıyıkları olmadığı için ona oy vermiyecegim.
Bu söz hatırıma geldi  "Kıl'da keramet olsaydı tabakhaneye nur yağardı" sözü seyda'nın bu bahanelerine en iyi cevaptır.

DR ÎLHAN ÇAKABAY'LA YAŞADIĞIM BÎR ANEKDOT


- YIl 1994 veya 95 olabilir. Kurdistanda kirli savaşın en yoğun olduğu dönemdir.
Polis,yerli işbirlikçi mit,ajan ve itirafçıların kıskacında hergün şikayet,ihbar ediliyorum.
Çok iyi hatırlıyorum bir ay içinde üc defa Çolig Emniyetinde gözetime alındım.
Gerisini siz düşünün bir yıl içinde kaç defa götürüldüğümü tahmin etmek çok zordur.
Aylardan Haziran veya Temmuz ayıydı Emniyeten polisler beni alıp,mahkemeye çıkaracaklar.
Prosedür geregi önce doktor kontrolü için şehir merkezindeki sağlık ocağına götürdüler.
Iki polis dışarda bekleyip, beni doktorun odasına aldılar.
Ilhan Çakabay daha genç bir pratisyen doktor olarak memleketinde yeni göreve başlamıştır.
Beni görünce hem komşum,hemde dayı ve amcalarının arkadaşı olarak heycanlandı.
Aramızda şu konuşmalar geçmiştti.
Orhan abi !  sana işkence edilmiş veya vucudunda darp izleri varsa bana lütfen söyleyin.
Bunu iyi bilki Hipokrat yeminini meslegime son verilsede yerine getirecegini bilmeni isterim.
Tabi ! bende Dr Ilhan Çakaba'ya bana işkence yapılamdığı,vucudumda darp izleri olmadığını bu konuda rahat olmasını istedim.
Ve devamla doktora böyle bir durum olsada seni zor durumda bırakmak istemem,dedim.
Doktor Ilhan bu sözüme çok üzülerek, o zaman ben boşuna mı  hekim oldum.
Ve devamla hipokrat yemininede ihanet etmiş olurum,dedi.
Tabi ! Dr.Ilhan'ın bu sözleri beni çok duygulandırdı.
Bu anekdot bir hatırat olarak bende tazeliğini hala koruyor.

- Kısaca Dr Ilhan Çakabay halkın doktoru,cesur yürekli biri olduğu için bu anekdotu sizinle paylaşmak istedim.

Araştırma ve inceleme'ye dayalı bu çalışmam uzun olmasın diye iki bölüme ayırdım. Ikinci bölümde buluşmak üzere selam ve saygılarımla,




                                                                       Orhan Zuexpayıc

 



-Ikinci Bölümde Serdar Atalay'ın kimliği , politik kisiligi ve neden Saadet partisini tercih etti.
-HÜDA PAR adayı Mehmet Şenlik kimdir, politik kimligi, kişiliği ve Hizbullah içindeki konumu,
-MHP'nin adayı Hasan Karahan'in politik kimligi,kişiligi ve konumu,
- Kısada olsa HAK-PAR'ın ideolojik ve politik konumu,kısada olsa aday ve cevresi üzerine bir değerlendirme yapacağım.


DEVAM EDECEK