Kûy a Spî

29 Eylül 2015

ŞEYH SAÎD HAREKETÎNDEN BÎR PORTRE (PALU'LU ŞEYH TAHÎR EFENDÎ)

               ( Araştırma ve Înceleme )


     ŞEYH SAÎD HAREKETÎNDEN BÎR PORTRE

                      (PALU'LU ŞEYH TAHÎR EFENDÎ)






                                               KÜRD RU-SPÎ'SI ŞEYH TAHÎR AKAR



         Şeyh Tahir Akar'ın yaşam hikayesinden bazı kesitler ?




- Şeyh Tahir Efendi'nin yaşam hikayesini daha evvel yazdığım için detaylara fazla girmeyecegim.
- Şuanda  yaşadığı birkaç anekdot ve yeni ve ek bilgilerle ikinci defa tanıtmak istiyorum.
- Şeyh Ali Septi ailesinin seceresinde Şeyh Tahir Akar efendi babasının adı Şeyh Mahmut Feyzi Efendi'nin       (1838-1895), dördüncü oğludur.
- Şeyh Tahir Efendi (1879-1970) yılları arasında yaşamıştır.
- Ailesi eşi ve çocuklarından tutun torunlarına kadar secerede çok detaylı bilgiler vardır.
- Bu detaylara girmeyeceğim.
- Şeyh Tahir Akar üç evlilik yapmış olup, bu evliliklerinde 4 erkek sekiz kız çocuğu vardır.
- Şeyh Tahir'in çocuk ve torunları diyebilirim ki çoğu Kürd sorununda ıdeoljık- politik kimlige sahiptir.
- Şeyh Tahir'in ailesinde Kürd (siyasi) kamuoyunca tanındığı için sadece iki ismi size tanıtmak istiyorum.

1-) Şeyh Tahirin torunu ve Şeyh Fahreddinin oğlu Muhammet Tahir Akar şuanda Diyarbakır  AKP Îl Başkanlığı yapmakta olup, meslegi avukatır. 

- Ayrıca TRT 6'te Kırdki (zazaki) proğramlarda geçmişte medatörlük yapmıştır.

2) Rabia Ekinci Şeyh Tahir Efendinin kızı olup, Liceli avukat Tahsin Ekinci'nin eşidir. 

- Tahsin Ekinci Kontrgerilla tarafından 1990 konseptinde (Çiller ,Güreş ve

  Ağar) şehid edilen Liceli avukat Yusuf Ekinci ve  Kürd siyasetçi eski TÎP

  Diyarbakır Milletvekilli Dr.Tarık Ziya Ekinci'nin kardeşidir.



********************

- Şeyh Tahir hakkında kısa bir iki not yazmak gerekirse, 1925 hareketine katılan direnişçi
   komutanlarındandır.
- Yine Osmanlı-Rus savaşına katılmış Solhan/Şeref meydanında milis yüzbaşısi olarak  Darehenili Îsmail
   Göker'in Milis Alay komutanı emrinde görev yapmıştır.
- Ayrıca Îsmail Göker ile Şeyh Tahir aynı zamanda bacanaktırlar.
- Şeyh Tahir'in ikinci eşi Küpar ağalarından Emine hanımdır.


- Şeyh Tahir Efendi: Alim ve fakih bir zattır.
- Genelde bir at üzerine kitaplarını yükler ve köy köy gezerek fıkhî meseleleri halleder, seyyar kadılık
  yapardı.
- Siyasi meseleleri iyi takip ederdi.  Kıyamda Genç, Lice ve Hanî cephe komutanlığını yürütmüştür.
- Şeyh ailesi Trakya ya  sürgün edildiğinde Şeyh Tahir Efendi’nin kahvehanede akşam haberleri dinlendikten
  sonra millete siyasi yorumlar yaparak gündemi değerlendirdiği söylenmektedir.
- Şeyh Efendi’nin tüm bu özelliklerinin yanında beste yapma özelliği de vardı.
- Melayê Cezeri’nin birçok şiirini bestelemiştir.

- Kürd aydını ve Şeyh Said'in katibi Liceli Fehmi Bilal Şeyh Tahir için zeka 

  şaşkını,küçük kardeşi Şeyh

- Mehdi Aygören içinde zeka taşkını tesbitinde bulunmuştur.



- Şeyh Tahir Trakya'da sürgündeyken pozitif bilime çok önem verdiği için , 1940'lı yıllarda alkol kullanan
  Alevi kökenli bir Matematik öğretmenini kendi evine davet ederek Matematik dersi aldığını,
  Şeyh Tahir bu öğretmene bazen ihtiyaci halinde alkol aldığını,neden alkol aldığını söyleyenlere ben ondan
  ilim ögreniyorum,cevabını veriyordu.

 Oğlu Fahrettin Akar'ın Malmısanıj'la yapttığı röportajdan aktarmaktadır.


***********

Şeyh Tahir'in sürgünde yaşadığı bir anekdot, Bu anekdotu kadim aile dostumuz Hüseyin Çelik'e atfen aktarıyorum.


- Şeyh Tahir ve ailesi 1933 yılında Elazığ/Palu-Hoşmat köyünde meskun olduğu dönemlerde Xarpet Valisi
  Cemal Bardakçı döneminde Trakya'ya sürgüne gönderilir.
- Sürgündeyken memleketen bir Kürd yurtseveri onu ziyarete gider.
- Şeyh Tahir ile misafiri birgün çarşıya çıkarlar. Mahallenin çocukları o dönemde yaklaşık 65,70 yaşlarında
   olan Şeyh Tahir'in peşine takılırlar.
- Şeyh Tahir çocukları çok sever ve onların sevinmesi için bazen onlara şeker ve bisküvit vererek sevindirir.
- Tabi çocuklar demekki  ! büyüklerinden ve çevreden  almış oldukları bilgi veya tembihlerle Şeyh Tahir'in
   arkasında koro şeklinde bağırararak Kürd....Tahir , Kürd Tahir diye tempo tutarark arkasına takılırlar.


 - Tabi çocukların bu hareketlerinden Kürd yurtseveri olan misafir çok darılır, çocuklara şiddet uygulamak
    ister.
- Şeyh Tahir misafirine müdahale eder aman... aman... cocuklara sakın birşey söyleme, ben onları çok
  seviyorum.
- Onlar zaten benim hakkımda kötü ve yanlış birşey söylemiyorlar ki ? Doğru söylüyorlar ben Kürd Tahir'im.

- Şeyh Tahir misafirine dönereek ya ... bana Kürd değilde ,  Türk Tahir deselerdi ben ne yapardım ?


**************

- 1957 yılında Abdul-Melik-Fırat Demokrat Partiden Milletvekilli olur.
- Şeyh Tahir'de o dönemlerde ağırlıklı Bingöl,Elazig ve Diyarbakır üçgenleri içinde yer alan bölgeleri adetta
  bir Kadı görevi yaparak toplumsal olayları çözen bir konumdaydı.

- Bunun yanında Toplumun ulusal,dini konularda bilinçlenmesi üzerinde büyük bir etkisi hala
  konuşulur,durulur.
- Kısaca bir iki numune vermek gerekirse, sohbetlerine yakinen tanık olduğum dönemin Bingöl Belediye reisi
  Selhaddin Kaya'ya atfen Şeyh Tahir'le ilgili hafızamda kalan bilgileri sizinle paylaşayım.

- Köyde ilkokulu bitirdikten sonra Lise ve yüksek öğrenim görmek istiyordum.
- Merhum babam o dönemlerde muhafazakar ve çıkar ve menfaatleri peşine düşen bazı şeyh,beylerin
  çevredeki propagandalarından dolayı sistemin okularına halk arasında (Mektep Kemal )Atatürkün okulu'na
   beni göndermek istemiyordu.
- Annem ise ısrarlıydı çünkü onun kız kardeşi o dönemde Diyarbakırdaki çocuklarını okula gönderiyordu. -
- Babamın talebi ise beni medreseye gönderip, melle (seyda) olmamı istiyordu.
- Özellikle'de o dönemde bölgede meşhur olan SÎÎRT/Tillo medresesine gitmemi istiyordu.
- Çok iyi hatırlıyorum, Şeyh Tahir Miyalandaki evimize misafirlige gelmişti.
- Annem benim okul durumumu Şeyh Tahir efendiye aktardı.
- Ve babamın ikna edilmesi için düşünce ve yardımlarını istedi.
- Şeyh Tahir Efendi babama dönerek ? M.Ali şuanda bölgemizde cok sayıda FEQÎ, Melle ve Seydalar
   vardır.
- Halen bölgemizde birçok medresede bu konuda Feqi yetiştiriyolar.
- Bizim Kürdlerin  yanlız Lise,Üniversitede okuyan insanları azdır.
- Bizim bu okulara gönderecek insanlara ihtiyacımız vardır.
- Bizim geleceğimiz,bizim bilinçlenmemiz,dünyayı tanımamız,siyaset  ve diplomasi yapmamız ve dünya
  milletleri  içinde yer almamız için Üniversiteye giden dünya'ya açılan,dünya'yı okuyabilen insanlara ihtiyacimiz
  vardır,der.

- Ve babamı böylece okula gitmem yönüde ikna eder.
- Selhaddin Kaya'nın Üniversiteye gitmesini Şeyh Tahir Efendi sağlar.
- Malumunuz Selhaddin Kaya Çolig'de o dönemlerde Üniversiteye giden sayılı kişlerden biridir.
- Bürokraside çalışmıs,diplomasi konusunda uzman olduğu gibi, Kürd siyasetinde Çolig'in yetiştirdigi
  degerli ve saygın bir şahsiyettir. 


**********

- 1957 yılında Abdulmelik-Fırat Demokrat partiden milletvekilli olur.
- Birgün amcası Şeyh Tahir'e bir teklif götürür ve derki ? amca sen bir kadı gibi köy,köy geziyorsun.
- Kürd toplumunu dini ve ulusal konularda bilinçlendiriyorsun, ağırlıklı olarakta Çolig coğrafyasında
   bulunuyorsun gel seni Çolig Müftülüğünde VAAZ kadrosu var senin tayinini oraya yapayım.
- Hem ekonomik olarak rahat edersin, hemde görevin icabı daha rahat ve çekinmeden işini kolaylıkla yaparsın.
- Şeyh Tahir efendi bu öneriyi kabul eder.

- O dönemde Çolig milletvekilli olan Şadilli asiretine mensup, DEP/Okçiyan köyünden olan  Mustafa Nuri
  Okçuoğlu ile Dersim kökenli olan eski Çolig mebusu Feridun Fikri Düşünsel  ile beraber Çolige ziyarete
  gelirler.
- Bu iki milletvekili hem dost hemde hukukçu kimligi olan şahsiyetlerdir.
-Nuri Okçuoğlu Mustafa sonradan yargıtay üyeliğine kadar çıkmış,Îsmet Înönüye yakın çizgisi olan biriydi.
- Sanırım Kürd siyasetçi Avukat A.Zeki Okçuoğlununda yakın akrabasıdır.

- Bu iki eski mebus Çolig'in o dönem müftüsü olan merhum Abdullah TUTAL'ın misafiri olurlar.
- Merhum müftü efendiyi Çolig  halkı kullandıgı ( Kurre Kerre) kelimesiyle çok iyi tanırlar.
- Malumunuz Abdullah Tutal'da  M.Nuri Okçuoglu gibi  Şadilli aşiretine mensuptur.

- Şeyh Tahir Efendi duyar müftü efendinin Ankara'dan gelen iki bilinen misafiri gelmiştir.
- Müftülükte o dönem görevli olan  Seyda,Melle Said Başbaydar'da o dönem adetta  Şeyh Tahir'in postası
   gibi sürekli beraberdir.
- Melle Said aslen Sancak/mezracik köyünden olup, Bekiran aşiretine mensuptur.

- Mezracık köyünde aynı zamanda Şadilli aşiretine mensup ailelerde vardır.
- Şeyh Tahir  Molla Saide derki ! çantamı al beraber müftünün evine gidelim,der.


Şimdi bu olayı Molla Said Başbaydara atfen aktarmak istiyorum.


- Müftünün aşağı çarşıdaki evine gittik.
- Müftünün kapısını çaldık.
- Müftü davetsiz misafir olarak ikimizi görünce bizi içeriye buyur etti.
- Îçeri girdiğimizde Îsmet Inönü ve Atatürk'ün iki yakın dostu bu zatlar oturuyorlardi.
- Müftü'de bizimle beraber Şeyh Tahir'in yanında düğmesin illikliyerek içeri girdi.
- Şeyh Tahir'in amiri olmasına rağmen, yaşı, ilmi bilgisi  ve direnisci kimligi yanında Şeyh Ali Septi ailesi ve
  Şehid Seyh Said Efendinin kardeşi olmasından dolayı Müftü Abdullah Tutal , Şeyh Tahire karşı çok
  saygılıydı.
- Bu saygıdan dolayı olsa gerek iki Kemalist zat müftünün bu nezaket ve saygısından dolayı Şeyh Tahir
  onların dikkatini çeker.
- Bu iki zat müftüye dönerek bu yaşlı zatı bize tanıştırırsan sevinirz,derler.
- Müftü efendi ! em eder..., küm... eder. Nasıl anlatmaya çalışmak için eveler geveler.
- Şeyh Tahir müftü efendinin zorlandığını görünce, şu çıkışı yapar.
- Derki ! Müftü efendi müsade edersen ben kendimi bu iki zat-ı muhteremlere taktim edeyim.
- Ve Şeyh Tahir efendi başlar ve derki ! gördügünüz bu yaşlı adam siz iki Kürd kökenli mebusun yıllarc
   hizmetini ettiginiz ve onlar tarafından milletvekilli olarak taltif edildiginiz Înönü ve Atatürkün Kurdistandaki
  baskı ve zülümlerine karsi çıkan Şeyh Said Efendi'nin kardeşidir.
- Şeyh Tahir'in bu sözleri adetta oda da şok etkisi yaratır.

- Müftü'nün yemek ziyafetinden sonra Şeyh Tahir ve Molla Said evden ayrılıp,çarşıda kahvehaneye giderler. - Şeyh Tahir , Molla Said'e (Kurdo) olarak hitap ederdi.
- Ve derki ! Kurdo bana bir beyaz kağıt ve kalem getirip, istifamı yaz.
- Bende efendi hayırdır ne oldu. Şeyh Tahir KURDO ben şimdi istifa etmesem bu iki zat beni Ankara'dan
  jurnaliyerek yine görevden alırlar.
- O yüzden ben bu iki zata erkekligi bırakmadan,istifa edeceyim,dedi.
- Şeyh Tahir'in böylece daha bir yılı dolmadan VAAZ'lık hikayesi böylece sonlanır.

****************

Son söz olarak ,


 - Tarihe mal olmuş saygın bir aileden gelmenin ötesinde direnişçi ve ilmi derinligi olan Şeyh Tahir efendinin
  yaşadığı bu anekdotları sizinle paylaştım.
- Bu yaşananlarda tarihi bilgilerin yanında, Kürd RU-SPÎ'si Şeyh Tahir gibi fazla bilinmeyen şahsiyetleri
  azda olsa size anlatmak istedim.
- Bu bilgiler kaybolmadan ve ders çıkarılması gereken bilgilerdir.
- Kendi şahsi çıkarlarına esir olmadan, toplumun bilinçlenmesi için ömrünü harcayan Şeyh Tahir ve onun
  sohbetlerine tanıklık yapan Seyda Melle Said Başbaydarı rahmetle anıyorum.
- Belki bu yazımda tartışma ve yorumlarada Şeyh Tahir Akar'ın tornu Muhammed Tahir Akar konu olabilir.
- Bu konuda da kısa bir açıklama yapayım.
- Malumunuz bundan 4,5 ay evvel 7 Haziran secimlerinde Şeyh Said ailesinin Hınıs,Piran ve Palu kollarını
   kapsayan aile bireylerinin hakkında detaylı bilgiler aktardım.
- Kısaca kendisindende bahs etmiştim.
- Şeyh Tahir'in torunu Diyarbakıra seçim öncesi AKP tarafından getirilip, il başkanı yapılması tesaddüfü
  değildir.
- Bu konu analiz edilmesi ve üzerinde durulması Kürd sosyolojisi için çok önemlidir.
- Muhammed Tahir Akar'ın hem Azadi Însiyatifi çevresinde  görünmesi (yer alması),hem AKP'de ikbal
  araması, düşündürücüdür.
- Sanırım inisiyatifin AKP'ye kanalize edemedigi,başaramadığı için il başkanlığı görevini hala yürütmektedir.
- Zaten Azadi inisiyatifin birazda ulusal/islami bir motifle ortaya çıktı.
- Inisiyatif içinde yer alan kadrolar Kurdistanda geçmişte farklı dini örgüt,çevre başta olmak üzere Kürd
  siyasi hareketlerindende şahsiyetler vardı.
- AKP ve HDP'ye mesafeli duruşu ve çıkıslarıyla Kurdistanda toplantı ve geziler düzenlediler.
- Înisiyatif içindeki çekişmeler AKP ve HDP'ye kanalize etme dışında bağımsız bir çizgide nicel olarak, azda
  olsa oluştu.
- Bu Înisiyatifin çıkışını,yaptıkları toplantı ve organizasyonlarla bazı guruplar basamak olarak kullanıp,
  geçmişte yer almadıkları ve mesafeli durdukları siyasi oluşuma yamanarak milletvekilli olanlarda oldu.
- Bu konuda inisiyatifin içinde karşılıklı yazılan tartışma ve makalelerde bu yaşananları öğrendik.  

   Selam ve sagılarımla ,

Orhan Zuexpayıc

 

 

15 Temmuz 2015

MEHMET HAYRÎ DURMUŞUN MEZARI'NIN HÎKAYESÎ VE BABASI ÎSA DURMUŞ ?








                                   
                                          ÎSMAÎL BEŞÎKÇÎ HOCANIN ZÎYARETÎ



Daha ülkedeyken Çoligi dışardan ziyaret eden siyasi kimlikli dost ve arkadaşlar sık sık misafirliğimize gelirlerdi.

Bu arkadaşlarla ülkedeki silahlı mücadele ve Kürd ulusal meseleleri üzerine yoğun tartışma ve sohbetlerimiz olurdu.

 Bu arkadaşların istisnasız tümü Mehmet Hayri Durmuş'un şahsında Çolig şehitliğinde şehadete ulaşan tüm şehitlerin mutlaka mezarlarını ziyaret ederlerdi.

Tabi,Mehmet Hayri Durmuş'un şehitlikteki ailesine ait ,demir citlerle örülmüş o mütevazi mezarlığı ençok ziyaret edileniydi.

PKK dışında PSK,KDP veya diğer Kürd oluşumlar içinde yer alan herkesin ilk ziyaret ettigi mekandı.

Mehmet Hayri Durmuş'un gerek Partinin kuruluş çalısmaları ,gerekse zindan direnişindeki duruşu,azim ve kararlılığı ile bıraktığı miras tüm Kürd ulusuna mal olmuş bir degerdi.

Belki cümlelerle iyi ifade edemiyebilirim. 

O partiler üstü bir devrimciydi,desek yerinde bir tesbitir.

Mehmet Hayri Durmuş 14 Temmuz 1982 tarihinde ölüm orucunda şehadete ulaşmıştı.

Şuanda fotoğraftaki o mütevazi  mezarlık şehadeten  yaklaşık 9 yıl sonra 1991 tarihinde inşaa edilmişti.

1991 yılının sıcak bir yaz günüydü.

Ankara'dan gelen bir misafiri Çolig'de ağırlıyordum.

Mehmet Hayri Durmuş'un o zaman özensiz sadece taşlarda ismi soyadı yazılı bulunan mezarını yine ziyarete gitmiştik.

O gün Îsa amca çimento ve kumu bir pikap'la getirmiş,  mezarın yanı başında yalınız indiriyordu.

Hummalı bir çalışmayla yeni mezarı o gün tek çalışanıydı.

Misafir arkadaş , Îsa amcanın o hummali çalışmasını uzaktan usulce kısa bir süre süzerek seyr edip,duygulanmıştı.

Îsa amcayla ilişkimiz baba evlat ilişkisi gibiydi.

Küçük kızı Ayten yaklaşık iki yıl Belediye'de aynı serviste beraber çalıştık.

Îsa amca bazen daireye uğrar koyu sohbetlerimiz olurdu.

Îsa amcanın eşi Lütfiye hanım vefat etmiş kızı ile beraber yanlız kalıyordu.

Îsa amca yaşlıydı, bakıma ihtiyacı olduğu için evlenmek istiyordu.

Kızı Ayten babasının evliligine şiddetle karşı çıkıyordu.

Îsa amca bana birgün dediki ! 

Orhan ! bizim bu Ayteni ikna et ben evleneyim.

Îsa amca'nın yaşlı ve hizmete muhtaç olması gibi gerekçeleri öne sürerek,

Ayteni ikna etmeye çalıştım.

Neticede , Îsa amca Adaklı ilçesinden orta yaşlı bir bayanla evlendi.

Bir çocuğu  dünya'ya geldi.

Îsa amca çocuğunada Mehmet Hayri'ye atfen Hayri ismini taktı. 

 

 *******************

 

 

 

                                    Hayri Durmuş'un mezarı

 

 

Ülkeden sürgün olduktan kısa bir süre sonraydı.

Îsa amca ağır hastalıklar geçirip, bir ayağı kesildikten sonra vefat etti.

Îsa amca sabırlı,metanetli ve beş vakit namazını mümkün olduğunca camide kılan mütedeyyín bir insandı.

Kendisiyle çok anılarım vardır.

Bu anıları illerki günlerde hafızamın yettigi kadar kaleme dökmeye çalışacağım,

Bugün Mehmet Hayri Durmuş'un şehadettinin 33 yıl dönümüdür.

Büyük ölüm orucu direnişinde yaşamını adayan büyük devrimci önderler Kemal Pir, Mehmet Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek şahsında tüm devrim mücadele şehitlerini saygıyla anıyorum.

Ruhları şad olsun,

 

                                                                    Orhan Zuexpayıc

16 Haziran 2015

Şêx Fexrî Bukarkî Hakkında Röportaj: Orhan ZUEXPAYIC






     
              MEDENÎ BUKARKÎ

Şêx Fexrî Bukarkî Hakkında

Röportaj: Orhan ZUEXPAYIC
Şêx Fexrî Bukarkî'nin yaşam öyküsünü Serbestî sitesinde yayınlamıştım. Bu araştırma ve incelememin hikayesi çok uzun olduğu için yazmayacağım.
Gazeteci Cüneyt Alphan'la internet üzerinden iletişime geçtim. Kendisine Şêx Fexrî Bukarkî'nin yaşam öyküsünü yazmak istediğimi anlattım ve yardımlarını istedim. Sağ olsun, bana Şêx Fexrî'nin torunu Medeni Bukarki ile ilişkimi sağladı.
Sayın Medeni Bukarki, adı gibi medeni davranış göstererek ihtiyacım olan bilgileri benimle paylaşacağını ve Şêx Fexrî konusunda bana yardımcı olacağı sözünü verdi. Böylece bu röportajı yaptım.
* * *
Kek Medeni, önce kısaca sizi tanımak istiyorum.
Şêx Fexrî Bukarkî'nin oğlu merhum Şêx Şîrîn Efendî'nin oğluyum. Diyarbekir ve çevresinde Şêx Şîrîn'in ailesi yakın döneme kadar "Seyrek" soyadını taşıyordu. Qamişlî Şêxlerinde bizim soyadımız dışında örneğin "Cengiz", "Öngören" ve başka soyadları da vardır.
Ailemize biçilen veya yakıştırılan bu soyadlarından rahatsız oluyordum. Qamişlî Şêxleri, malumunuz Kurdistan'da "Bukarkî" ismiyle anılırlar. Geçen yıl Diyarbekir'de yerel mahkeme kararıyla ailemin asıl anıldığı "Bukarki" soyadını kazanarak nüfus kayıtlarına tescil ettirdim.
Malumunuz, Şêx Fexrî dört evlilik yapar. Babamın annesi Hevêdan aşiretinin reisi Hacı Zübeyir Ağa'nın kızı Dilşa Xanim'dır.


Dedeniz Şêx Fexrî'yi, inanıyorum ki yazdığım yazıdan sonra herkes artık tanımaya başladı. Babanız Şêx Şîrîn Efendî'yi de bize kısaca anlatır mısınız?




Dedem Şêx Fexrî'nin şehit edildiği dönemlerde ailemiz de batıya Kütahya'ya sürgün edilir. Babam Şêx Şîrîn 1930 doğumlu olup, o dönemde daha 3-4 yaşlarındadır. Babamın amcası Şêx Nûredîn'in oğlu, Şêx Mîsbeh babamı ve ailesini Kütahya sürgününden firar ettirerek memleketlerine dönerler. Babam Şêx Şîrîn daha çocuk yaştayken ailesi tarafından değil de uzun süre dedem Şêx Fexrî'nin yakın dostları tarafından yaşamı adeta koruma altına alınır. Şêx Mîsbeh o dönemde yönünü Binxet'e, Suriye Kurdistanı'na verir. Şêx Mîsbeh, Şêx Abdurrahim ile 1937 yılında Dersim direnişine destek vermek için ülkeye dönüş yapan grubun içindedir. Bu grup Bismil sınırları içinde pusuya düşürülerek şehadete ulaşır. Şêx Mîsbeh üzerine Kürd dengbêjlerinin stranları da vardır.
Kısacası, babamın yaşamı uzun bir hikayedir. Şêx Şîrîn, 05.08.2000 tarihinde Ankara'da hastanedeyken vefat etti. Babamın mezarı şu an dedelerinin mekanı olan Qamişlî köyünde meftundur. Babamın resimdeki silahlı Kürd giysileriyle bulunan fotoğrafı 1950'li yıların sonunda dağlardayken Pasûr'un bir köyünde çekilmiştir. Kısaca babam hakkında bu bilgileri verebilirim.                                                                             
   

                                                                                                                      ŞEYH ŞÎRÎN BUKARKÎ (Şeyh Faxri'nin oğlu)





Babanız Şêx Şîrîn nerede ikamet ediyordu? Ayrıca babanızın Kürd sorunu ve son silahlı mücadeleye bakışı hakkında bilgi verebilir misin?



Babam Şêx Şîrîn, Pasûr'un Bênîn (Karaağaç) köyünde Kanîya Dere'de kurmuş olduğu çiftlikte 2000 yılına kadar ikamet ediyordu. Şêx Şîrîn, tıpkı babası gibi cesur ve çevrede sevilen biriydi. Bismil'in Dicle nehrinden tutun ta Solaxan, Gênc'e, Çemê Murad'a kadar toplumsal sorunlarına derman olmuş bir kanaat önderiydi. Daha önce de bahsettiğim gibi bir çok haksız uygulamalara da tabi tutulmuştu. Hatta sizin yöreden, Solaxan'dan bir örnek vermek isterim. 6 Kasım 1982 askeri anayasasına babam karşı propaganda yaptığı için, Solaxan'ın bazı işbirlikçileri babamı Bingöl sıkıyönetimine şikayet edip, Solaxan'da ceza evine attırdılar. Uzun uğraşlar sonucunda 18 günde dışarı çıkarabildik.
Babam Şêx Şîrîn'in Pasûr (Kulp) mıntıkasındaki evine sürekli gerillalar ziyaretine giderlerdi. 1996 yılında bir itirafçının ifadeleri sonucunda yardım yataklıktan 66 yaşındayken tutuklayıp, 3 yıl 9 ay ceza verdiler. Uzun uğraşılar sonucu verilen hukuk mücadelesinden dolayı cezası Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nde bozularak, tahliye edildi.
Babam bu ceza öncesi de defalarca çevredeki karakollar tarafından gözaltına alınıp, işkencelerden geçirilirdi. Pasûr ve Licê çevresindeki tüm insanlar babamın yaşadıklarına tanıktır. Kısaca babam Türk devletinin kırmızı çizgileri arasındaydı.
Şêx Şîrîn, açıkça söylemek gerekirse, heybetli duruşu, cesareti ve Kurdistani sevdasından dolayı babası Şêx Fexrî'nin misyonuna sahip bir şahsiyetti.
Babamdan dolayı Licê ve Pasûr başta olmak üzere, Çewlîg bölgesindeki bize bağlı olan kesimlerin sorunlarını ben gider çözerim. Örneğin geçen sene Solaxan'da iki aile arasında çıkan kavga sonucunda iki kişi yaralanmıştı. Babamı seven bu ailelerin arasındaki husumeti duyunca hemen arabulucu olup barıştırdım. Ayrıca bizim bölgede de elimden geldiğince babamın vazifesini yapmaya çalışıyorum.
Solaxan'da babamın etkili olduğu çevre olarak Pasûr sınırına yakın olan Tutel, Qameran, Hovît, (Gênc) Qale istasyonu ve çevresindeki köy ve mezraları sayabiliriz.


Dedeniz hakkında yazdığım yazıda sizin bilgileriniz dışında Kürd kaynaklarından elde ettiğim bilgiler de vardı. Bu konudaki düşüncelerinizi almak istiyorum.


Doğrudur, gerçekten dedem hakkındaki kapsamlı araştırmanız ve benim dışımda elde ettiğiniz kaynaklardan dolayı size çok teşekkür ederim. O bilgilerden dolayı dedemi daha farklı ve zengin bilgilerle sayenizde tanıdım.


Medeni Bey, dedeniz Şêx Fexrî üzerine yazdığım araştırma yazısında şehadetine ve elbiseleriyle defnedilmesi olayında bilgi eksikliği nedeniyle fazla değinemedim. Bu konuda sizin düşünceleriniz almak istiyorum.


Dedem Şêx Fexrî ve arkadaşlarının mücadelesi 1933 yılının Ekim ayına kadar devam etmiştir. Pasûr'un Hevêdan bölgesinde Godernê köyünün alt tarafında Şikefta Ganikê mağarasında Badikan ve Xiyan milislerinin öncülüğünde Diyarbekir, Çewlîg, Mûş ve Silîvan'dan gelen askeri birlikler tarafından kuşatıldılar. Uzun çatışmadan sonra dedem ve 17 arkadaşı şehadete ulaşmış, 3 arkadaşı da kurtulmuş. Daha sonra cenazeleri Hazro'da bulunan Girê Cirît tepesindeki mezarlığa, üzerindeki kanlı elbiseleriyle toplu bir şekilde gömüldüler.
Dedemin bir alim olduğunu ve asla hurafe olmadığını belirtmek isterim. Bazı çevreler dedemin mezarının üzerine taş tutturulmadığını söylüyor. Babam Şêx Şîrîn'in vasiyetidir. Babamın üzerine ne türbe ne de bir mezar yapmayın. Ne zaman ki Kürd halkı özgürlüğünü elde ettiği zaman laikiyle bir anıt mezarı o zaman yapınız.
Hazro'dan birkaç değerli dost benden izin alarak etrafına duvar örüp çit yapmak istediklerini belirtiler, ben de yapın dedim.



Kek Medeni, babanızın bu vasiyeti biliyor musunuz bana neyi hatırlattı? Mela Mustafa Barzanî'nin de sade ve gösterişsiz bir mezarı vardır. Mela Mustafa'nın da vasiyetini muhakkak biliyorsunuz. “Mezarım pêşmerge mezarından yüksekte olmasın, pêşmergeler olmasaydı ben de olmazdım, benim varlığımın sebebi pêşmergelerdir" demiş ve "üzerinde kır çiçekleri açan mezarı" sadeliğin, fedakarlığın, davaya bağlılığın ve inancın bir sembolü olduğunu hatırlatmak isterim.


                                                                                                                                        
                                                                                                                                           ŞEYH FAXRÎ BUKARKÎ
                                                                                                                                                  

Mela Mustafa Barzanî'nin vasiyeti ile benim babam Şêx Şîrîn Bukarkî'nin babası Şêx Fexrî'nin mezarı hakkındaki mukayeseniz için çok teşekkür ederim. Bu belirlemeniz doğrusu beni çok duygulandırdı. Mela Mustafa'nın bu vasiyeti mütevazilik ve asaletinin bir tezahürüdür.*

__________
*Okuduğunuz röportaj daha uzundu. Kısaltarak verdik. (Zazakî.Net)                                                     





13 Haziran 2015

SÜRGÜN KÜRD AYDINI DR . NUREDDÎN ZAZA ÜZERÎNE HATIRATLAR ?

















Kürd aydını Nureddin Zaza'nın bir Kürd olarak yaşamım adlı kitabını diyebilirimki 2,3 defa tekrar
tekrar okudum.

Nureddin Zaza'nın yaşam hikayesi trajedilerle doludur.

Ben tabi bunları uzun uzadıya anlatmayacağım.

Ben kitapta yazılmayan tanık olduğum sohbet ve eşinin röportajında dikkatimi çeken Nureddin Zaza'yı  aile bireyi (yengesi) Türk devletine yapmış olduğu (ihbar) ispiyonu yazacağım.

Nuredin Zaza'nın amcasının oğlu Nusret Ergene 1950'li yıllarda Maden'de Belediye reisligi yapmış, uzun boylu endamlı ve mütevazi kişiligiyle bilinen şövalye ruhlu  biriydi.

Çok iyi hatırlıyorum 1960'li yılların sonu ve 1970'li yılların başıydı Çolig'de babamın misfiri olmuştu.

Nusret Ergene ve Maden Kızıltepe köyünden Cemal efendi isminde bir şahsiyetle beraberdi.

Cemal Efendi'de şalvar,kuşak ve köstekli saati yanında Xarpete imal edilen sekiz köşeli şapkası ve iri yapılı her konuda bir Kürd fizyonomisine sahipti.

Gecenin sohbet konusunu çok iyi hatırlıyorum ?
Nusret Efendi'nin amcasının çocukları Nureddin Zaza ve Ağabeyi Doktor Ahmet Nafiz Yekbunu ROJAVA Kurdistanına gidip,ziyaret etmesi ve orada yaşanan anılarıydı.

Nusret Efendinin evimizi ziyaretinde , Çolig'de 1925 hareketinde yer almış bazı aile bireyleride bu sohbete iştirak etmişti.

Örnegin hafızamda kalan ve sohbete katilan Kelaxsili Şeyh Burhaneddin Bilgin ilk akla gelendir.
Yine kardesi Seyh Muhyeddin Kelaxsi sohbete olmasada yakinen dostular.

Şeyh Muhyeddin Efendi'de tıpkı Nusret Ergene gibi bin Xete gidip, amcasının oğlu Şeyh Abdulhamid
Efendiyi ziyaret etmişti.

Hatta bir sohbetinde ROJAVA'da Seyda Cigerxunla beraber yaşadıkları anılarını analttığı hala hafızamdadır.

 Dr.Sıraç Bilgin'in internet sayfasinda,  babası ve 1925 isyan (hareket) sürgünü Şeyh Abdulhamid Efendi'le Nureddin Zaza ve Ağabeyi Dr. Ahmet Nafiz Yekbun'la ROJAVA'daki dostluk ve siyasi ilişkilerinden bahs eder.

Merhum babama daha 8,9 yaşlarında bir çocuken  Nusret Efendiyi sormuştum ?

Oğlum bunun ailesi Şeyh Said hareketine katılmış ve yakın amcazadeleri hala sürgünde yaşayan degerli bir şahsiyetir.

Yıllar geçtti Almanya'ya sürgüne geldigimde ve Nureddin Zaza'nın Bir Kürd olarak yaşamım adlı kitabını okuyunca elde ettigim bilgiler ve yaptığım araştırmalardan Nusret Ergene ile amca çocukları olduğunu öğrendim.

Nureddin Zaza kitabında 1960 li yılların sonunda Elazıg-Maden ve Ergani çevresine gizlice gelir.

Yakın aile çevresinin korumasında bölgede kalır. Nureddin Zaza'nın amacı ağabeyi ve yakın çevresinin nüfuzuyla bürokratik işlerini hal edip,sürgün yaşamına son vermektir.

Tabi hikaye çok uzun kitapta detaylarıyla anltılmaktadır. 

Ağabeyi merhum Suphi Ergene Xarpete ikamet etmektedir. Suphi Ergene 1950'li yıllarda demokrat partiden Xarpete milletvekiligide yapmıştır.

Nureddin Zaza'nin ülkede kalmasını o dönemlerde aile çevresinden ağabeyi Suphi`Ergene'nin eşi rahatsız olur.

Nuredin Zaza'yı MIT'e ihbar eder.

Nureddin Zaza Xarpete hapiste yatar.

Nureddin Zaza hapis olayını belki ailesini rencide etmemek veya korumak  adına  kitabinda belirtmemiştir.




Yillar sonra Nureddin Zaza'nin eşi Isviçreli/gazeteci Gilberte Favre (Zaza) , 2013 yılında Hülya Yetişen'le Kurdistan Post sitesinde yayınlanan röportajında bakın bu olayı nasıl ifade ediyor.



Hülya Yetişen:


Nurettin Zaza’nın Türkiye Kürdistan’ındaki akrabaları ile ilişkileriniz var mı?
Varsa ne düzeyde devam ediyor? Kürt aile yaşamını, aile ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Diğer toplumlarla mukayese edildiğinde olumlu-olumsuz yönleriyle nasıl bir ayırım göze çarpıyor?

Gilberte Favre Zaza-


Ne yazıkki hayır. 

Nureddin’in ailesi bölünüp dağılmış. 
Kimi Amerika’da, kimi Türkiye’de, kimi de başka yerlerde. 
Abisi doktor Nafez’in kızlarından biriyle çok iyi ilişkilerim var. 
Onu Lübnan’da görüyordum. 
O da kocasını kaybettikten sonra Amerika’ya yerleşti. 
Şu anda çocukları ve torunlarıyla orada yaşıyor. 
Nureddin’in kızkardeşlerinin ve erkek kardeşlerinin kendi aileleri ve kendi kaygıları var. 
Bize karşı hiçbir sorumluluk duymuyorlar. 
Sadece Nureddin’in Türkiye’deki ailesinin durumuyla ilgili olarak değil, Kürtlerin de aile anlayışını da övemem. 
Ailesi bizi yüzüstü bıraktı, ne yaparsanız yapın dercesine….Sadece benim oğluma değil, Dr.Nafez’in çocuklarına da babaları öldüğünde sahip çıkmadılar. 
Nureddin’in Elazığ’daki erkek kardeşinin karısı,(yani yengesi) Nureddin’i 1967’de MİT’e ispiyonladı. Nureddin bu yüzden hapiste yattı. Bu olay Nureddin’in hayatını alt üst etti.

Nureddin öldükten sonra öğrendim. 
Yengesi ve kızları Nureddin’in yasal hakkı olan mal varlığına da el koydular. 
Cengo, resmi mirasçı kuzenler arasında yer almasına rağmen şimdiye kadar hiç bir hakkını elde edemedi. Cengo kendini tam anlamıyla bu olayda mağdur hissetti. 
Nureddin’in büyük ablasının oğlu 20 yıldan bu yana mektuplarımıza cevap vermiyor. 
Nurettin’in en küçük kız kardeşinin ölümünü bile bize bildirmedi. 
Bu kardeşiyle Nureddin düzenli olarak yazışırdı. 
Cengo’nun yasal haklarını alması için bir avukat tuttum.

Sanıyorum ki zaman aşımına uğradı.

************

Sonuç,


Nureddin Zaza'nın yengesinin ispiyonu Kürdlerin tarihi ve kara bir yarasıdır.

Nureddin Zaza'nın ülkede ikamet eden aile bireyleride Kürd ulusal davasına hep mesafeli durdular.

Hatta bazı aile bireyleri Kürd ulusal davasına karşı ülkücü, türkçü fikirleri savunanlar dahi vardır.

Zaten Nureddin Zaza'nın gelip ülkeye yerleşmesini hazm etmeyen aile bireylerinin ispiyonlaması ailenin durumunu ortaya koyuyor.

Nureddin Zaza'nın ülkeye yerleşmesi aile bireylerinin çıkarlarını ve devlete yamanmasını rahatsız eder.

Kürd ulusal davasına ömrünü veren siyasetçi,aydın ve şair kimlikli Nuredin Zaza'ya  ?

Arap ve Türk devletinin yaşatıkları baskı,zulüm ve işkencelere karşı onurlu ve direngen

duruşu ROJAVA Kurdistanında hala anlatılır durulur,

Onu asıl üzen ve yıpratan ailesinin kendisine yaptığı ihaneti yüreğine gömmesi,

Lozanda sürgünde vefat ettiginde ailesinin bu ihanetini isvicreli eşi/GILBERT'en bile bir sır

olarak saklayarak göçüp,gitti.

Ruhu şad olsun,

                                                 Orhan Zuexpayıc

10 Haziran 2015

Kayıp Bir Kürd Aydını: Mela Ehmedê Palo ( Alinti bir yazi)

09 Hezîrane 2015 Sêşeme 12:40

Kayıp Bir Kürd Aydını: Mela Ehmedê Palo

Roşan Lezgîn
Herhalde uluslaşmasını tamamlayamamış, parçalara bölünmüş devletsiz milletlerin kaderidir aydınlarından habersiz olmak, tanımamak, bilmemek. "Kürtlerin genel durumunun aksine çok ileri düşünceye sahip seçkin aydınları hiç de az değildir ama Kürt toplumu, aydınlarından, düşüncelerinden habersizdir" belirlemesini yıllar önce Avrupalı bir araştırmacının Kürtler üzerine yazdığı bir kitabında okumuştum. Yazarın anlamakta zorluk çektiği bir belirlemeydi bu. Elbette bu durumun anlaşılır sosyolojik açıklaması vardır ama aydınlarını tanımamak, düşüncelerini bilmemek bir millet için çok acı bir durumdur. Bu açıdan biz Kürtlerin durumu gerçekten vahimdir. Örneğin Kürdistan'ın diğer bir parçasında adına şiir yarışması düzenlenen Kürt aydını ve şairi Mela Ehmedê Palo'yu Kuzey Kürdistan'da, memleketi Palu'da, doğduğu köyü Sêraçûr'dan sorduk. Ne tanıyan, ne bilen, ne duyan var.
Hayatı boyunca egemen ulus devletlerinin cenderesinde, yoğun baskı altında yaşamak Kürt aydının belirgin kaderidir. Öbür yandan uğruna bunca acı çektiği kendi milleti tarafından bilinmemek, tanınmamak en acı olanıdır. Kısacası ezilen ulus aydını olmak elbette çok zordur ama Kürt aydını olmak çok daha zordur.
Kürt aydınlarından Musa Anter, egemen ulus aydını ile ezilen ulus aydınını karşılaştırarak anlatır hatıralarını: "Recaizade Ercüment Ekrem Talu, yaşantısını anlatırken doğum yeri ve baba ocağını şöyle anlatır: 'Marmara Bölgesi Türkiye'nin en uygar bölgesidir, İstanbul, Marmara'nın en güzel şehridir; Boğaziçi, İstanbul'un en latif semtidir. Sarıyer, İstanbul'un en şirin kazasıdır; Yeni Mahalle Sarıyer'in en üstün mahallesidir ve Recaizadelerin köşkü Yeni Mahalle'nin en harika köşküdür… İşte ben burada doğdum.' Tabii, O, Recaizade Ekrem'in oğlu idi.
Şimdi bir de bana bakalım: Kürdistan, Türkiye'nin en geri bölgesidir; Mardin, Kürdistan'ın en geri ilidir; Nusaybin, Mardin'in en dertli ilçesidir; Stilîlê (Akarsu), Nusaybin'in en fakir nahiyesidir; Zivingê (Eski Mağara), Stilîlê'nin en geri kalmış köyüdür ve işte ben, bu köyün, nüfus kütüğüne göre, 2 numaralı mağarasında doğmuşum." (M. Anter, Hatıralarım, s. 17)
Ama bu yazıda tanıtmaya çalışacağım Kürt aydınlarından Palulu Ahmed Hoca'nın hayat şartları, Musa Anter ile Recaizade Ercüment Ekrem Talu arasındaki fark kadar Musa Anter'inkiden de zorludur.
1920 yılında Palu'ya bağlı Sêraçûr (Türk devleti, Kürdistan'ı ilhak etme ve Kürtleri Türkleştirme politikası çerçevesinde Palu'nun Sêraçûr köyünün adını "Güllüce" olarak değiştirmiş.) köyünde doğan Palulu Ahmed Hoca yani Mela Ehmedê Palo, 9 Mayıs 1991 tarihinde Suriye devleti siyasi sınırları içerisinde kalan Kürdistan'ın Rojava parçasında, Qmişlo'nun Cirnik köyünde vefat etmiş. Hemen yakındaki Mehmeqîya köyü mezarlığında defnedilmiş. Yazar şiirinde doğum yılını şöyle anlatıyor: 
Di pê hezar û neh sed û bîstan
Min ji diya xwe berdaye bîstan
Yani
Sonrası bin dokuz yüz yirmiden
Kesilmişim annemin göğsünden
Kendisi bir Zaza Kürdüdür ama Kurmancî eğitim gördüğünden yazılı çalışmaları, şiirleri Kurmancî Kürtçesiyledir. Hayat hikayesinden söz eden şiirinde şöyle devam ediyor:
Bavê min çûbû cengê kufara
Serbaz û leşker ji bo neyara

         Min ew nedîbû derdê dilê min

         Jê bêxwedî bûn bax û gulê min
Piştî sê salan diya min diçû
Ez hiştim sêwî li ber dar û tû
Yani:
Gitmişti babam gavur harbına
Erat ve asker, düşman hesabına
                   Görmemiştim onu, yüreğimde derdim
                   Ondan sahipsizdi bağ ve güllerim
Üç yıl sonra annem de gidiyordu
Ağaçların altında yetim koyuyordu

Böylece babasız, annesiz kalınca, şu aşamada tam emin değilim ama büyük ihtimalle Türk devletinin nüfus kayıtlarına da geçmemiştir. Sêraçûr'daki amcazadelerinin soyadı "Güneş"tir. Yayınlanmış "Rêzmanê Kurdî" yani "Kürtçe Grameri" kitabının arka sayfasında babası Mihemedê Mistefa yani Mustafa oğlu Mehmet, annesinin adının da Elif olduğu bilgisi var. Aynı yerde "Babası, birinci dünya savaşına katıldı ve aynı zamanda Şeyh Said devrimi savaşçısıydı, 1925 yılında devrim sürecinde şehit oldu" denilse de, bu bilginin doğru olduğunu sanmıyorum. Çünkü babası 1920-23 yılları arasında, Türk ordusu saflarında savaşa katılmış ve geri gelmemiştir. Yani Şeyh Said önderliğindeki 1925 Kürt-Türk harbine katıldığı ve bu savaşta şehit olduğu ihtimal dahilinde değildir.
Büyük ihtimalle Türklerin "Kurtuluş Savaşı" dediği harbin herhangi bir cephesine katılarak geri dönmez babası. Babası dönmeyince kendisi henüz üç yaşındayken annesi de başkasıyla evlenir. Küçük Ahmed, yetim ve öksüz olarak amcalarının yanında kalır. İşte bu dönemde, yani tahminen 1923-1932 yılları arasında çok zorlu bir süreçten geçer. Şiirinde bunu şöyle anlatır:
Jar û belengaz, pêxwas û tazî
Nîne ji bo min hawar û gazî
                   Xeman didêrim, kulan dihêrim
                   Bê bav û bê dê dor xwe dinêrim
Yani
Yoksun ve zavallı, yalınayak ve çıplak
Feryad ve imdadım duyulmaz, olmuşum helak
                   Gamları derliyorum, dertleri öğütüyorum
                   Babasız ve anasız etrafa bakınıyorum

Bir ara birkaç arkadaşına kanıp onlarla birlikte Sêraçûr'dan kaçarak Siverek tarafına gider. Amcası Xalit (Halit Güneş) peşine düşer, yakalayıp tekrar köye getirir. Fakat hakaretlere, yediği dayağa dayanamayıp bir daha geri dönmemek üzere yine köyden kaçar.
Rojek ez rabûm berê min li jêr
Dilê min bi tirs, destê min li dêr
                   Ketim newal û kortal û çala
                   Zinar û devî, hevraz û newala
Diçim ser darê gava dibe şev
Pelê darê ez li xwe didim hev
Yani
Bir gün kalktım, yönüm aşağı doğru
Yüreğim korkulu, elim havaya doğru
                   Vurdum vadilere, tümsek ve çukurlar
                   Kayalar ve ormanlara, yokuş ve dereler
Ağaca çıkıyorum olunca gece
Ağaç yapraklarına sarınıyorum iyice

Burada, neden "aşağı doğru" yola çıktığı merak edilebilir. 1925 Kürt kalkışmasının kırılması sonrasında, eteklerinde Sêraçûr köyünün de olduğu Akdağ'a çekilen birçok Kürt savaşçı, demir yolu hattının sınır olarak belirlendiği o zaman Fransa egemenliğindeki Kürdistan parçasına geçiyordu. Bir süre kalıp geri geliyor tekrar gidiyorlardı. Annesiz babasız kalmış küçük Ahmed de büyük ihtimalle Türk yönetimi mezaliminden kaçan Kürtlerin çekildiği "Binxet"den haberdardır. Şiirinde anlattığı gibi, tek başına yollara koyulur, insanlardan saklanarak, yabani hayvanlardan korunarak, geceleri ağaçların dalları arasında uyuklayarak aç-perişan ancak Mardin'e ulaşır ama artık halden düşmüş, hastalanmış, perişan olmuştur:
Gihame Mêrdîn ketim nexweşî
Can û dilê min tahlî dinoşî
                   Du meh li ser hev li wir dimame
                   Li raserî min toz û xumam e
Yani
Ulaşınca Mardin'e düştüm hasta
Canım ve yüreğim içti acı tadında
                   İki ay üst üste orada kaldım
                   Toz ile duman içinde kaldım

Kendisi oğlu Rêzan'a anlattığına, oğlunun da bana aktardığına göre, iyileşince Mardin'den Binxet'e, Dirbêsî'ye geçer. Orada tutunamayınca Amudê şehrine gider. Kimsesiz yabancı bir çocuk olarak kimi evlerde yanaşma olarak kalır ama Sêraçûr'dan çok daha beter günler geçirir. Bir lokma kuru ekmek uğruna çok zor işlerde çalışır, dayak yer, aşağılanır. Dayanamayınca tekrar Serxet'e geçer, Nusaybin'in Weysîkê köyünde çobanlığa başlar. Bu köy şu an Nusaybin'in bir mahallesidir, şimdiki adı Fırat Mahallesi'dir. Weysîkê'de iki yıl çobanlık yapar. Bu dönemde de çok zor günler yaşar, çok zahmet çeker.
Weysîkê köyünde çobanlık yaparken, 1937 yılında Şeyh Said'in kardeşi Abdurrahim ile birlikte Dersim'e, Kürt kardeşlerinin yardımına gitmek için yola çıkan ancak Bismil ovasında Türk ordusuyla girilen çatışmada şehit düşen Liceli Cemîlê Seyda'yla karşılaşır. Kim ve nereli olduğunu, neler çektiğini, artık buna dayanamadığını, bu durumdan nasıl kurtulabileceğini anlatır Cemîlê Seyda'ya. Cemîlê Seyda, ancak okuyarak kaderini değiştirebileceğini söyleyerek onu tanıdığı Qamişlo'nun Xizna köyünde kalan Şeyh Ahmedê Xiznewî'nin yanına gönderir. Mela Ehmedê Palo, bunu şiirinde şöyle anlatır:
Ketî dilê min herim bixwînim
Kula dilê xwe de ez hilînim.
Yani
İçime doğmuş gidip okumalıyım
Yüreğimdeki acıyı dindirmeliyim

Cemîlê Seyda'nın selamını söyleyerek Şeyh Ahmedê Xiznewî ile tanıştığında, Şeyh Ahmed'in sorusu üzerine Palolu olduğunu söyler. Şeyh Ahmed, "Benim de adım Ahmed'dir. Karışıklık olmasın diye senin adın bundan sonra Ehmedê Palo olsun" der. O günden sonra Rojava'da "Ehmedê Palo", "Mela Ehmedê Palo", "Mele Palo" ya da sadece "Palo" olarak anılır. Şeyh Ahmedê Xiznewî'nin onu medresesine kabulü sonrasında okumaya çok istekli bir feqî olarak Xizna'daki medresede okumaya başlar. Yedi sekiz yıllık bir eğitim sürecinden sonra icaze alır ve Amudê'nin Eslo köyünde imamlığa başlar önce. Bu köyde bir yıl kadar imamlık yapar.
Kürdistan'daki medreselerde çok sıkı bir dil eğitimi verildiğinden, diğer bütün Kürt imamlar gibi Mela Ehmedê Palo da çok iyi derecede Arapça, Farsça ve Türkçe öğrenir. Kürtçenin Zazakî lehçesi zaten ana dilidir. Kürt medreselerinde eğitim öteden beri Kurmancî lehçesiyle olduğundan çok iyi derecede Kurmancî, yine Soranî Kürtçesini de öğrenir.
Weysîkê köyünde çobanlık yaparken gizli gizli Medine adında bir kızı sevmiştir daha önce. Eğitimini tamamlayıp imamlığa başladıktan sonra bir gün tekrar Serxet'e çıkıp Weysîkê'ye gider. Gizlice sevdiği, aklından çıkarmadığı Medine'yi babasından ister. Zor bela kızı alır, 10 Eylül 1946 günü Medine ile evlenerek tekrar Binxet'e geçer. Medine, Weysîkê köyünden, yani şimdiki Nusaybin'in Fırat Mahallesi'nden Ferhan Doğan'ın kızıdır. Mela Ehmedê Palo evliliğini şiirinde şöyle anlatır:
Çûme Wêsîkê ketî dilê min
Da xuya bin bax û gulê min
                   Nûşokê dênim bibim xwedî mal
                   Bo xwe vejînim newroz û sersal
Yani
Düşmüştür gönlüme, Wêsîk'e gittim
Ki görünsünler bağlarım ve güllerim
                   Kurayım aile, olayım ev sahibi
                   Dirilteyim kendim için Newroz ve yeniyılı  

Mela Ehmedê Palo'nun medrese eğitimini aldığı yani feqî olduğu dönem, Rojava Kürdistan'ı Kürt edebiyatı ve modern Kürtçenin gelişim sürecine beşiklik yapıyordu. Kürt aydınlarının çoğu Rojava Kürdistanı'nda, Şam'da veya Lübnan'da toplanmış, Kürtçe Latin alfabe tespit edilmiş, Celadet Alî Bedirxan Hawar dergisini yayınlamaya başlamıştır. Celadet Bedirxan, Kamuran Bedirxan, Cîgerxwîn, Qedrîcan, Nûredîn Zaza ve Osman Sebrî gibi Kürt yazar ve şairlerin adları yayılmaya, eserleri dilden dile dolaşmaya başlamıştır. İşte tam böyle bir dönemde, Mela Ehmedê Palo Kürtlük bilincinin en yüksek olduğu Rojava bölgesinde, Kürt üniversitesi diyebileceğimiz medresede eğitim görüyor. Bu süreçte politik eğilimleri gelişiyor, şiir yazmaya başlıyor. Ülkesi bölüşülmüş, paylaşılmış ezilen bir ulus ferdi olarak elbette şiirleri milli bir içeriğe sahiptir. O ara Şeyh Ahmedê Xiznewî vefat etmiş yerine Şeyh İzzedin geçmiştir. Aydın görüşleri ve şairliğiyle öne çıkmaya başlayınca Xizna şeyhleri bundan rahatsız olur, kendisini "kavmiyetçilik" yani "Kürt milliyetçiliği" yapmakla suçlar, hatta kendisine ağır baskı uygulanır.
Mela Ehmedê Palo, on iki yıl Amudê'nin Xirbê Hisê köyünde, yedi yıl da yine Amudê'nin Bela Begara köyünde imamlık yapar. Bu arada dördü erkek üçü kız yedi çocuğu olur. Bunlar sırasıyla Mehemed Burhan, Hedîye, Evdilezîz, Hebîbe, Elîf, Heme Seîd ve Rêzan'dır.
Mela Ehmedê Palo da tıpkı Cîgerxwîn ve diğer Kürt şairler gibi ilerici düşüncelerinden dolayı hem despot Suriye rejiminden, hem şeyhlik ve ağalık gibi gerici yerel kurumlardan hem de cahil halk tabakasından oldukça baskı görür. Devlet onu Kürtçülük yapmakla suçlar, şeyh ve ağalarla ters düştüğünden, onlara boyun eğmediğinden baskıya uğrar. Devletin, şeyh ve ağaların, özellikle mürit ruhlu halk tabaksının baskılarına dayanamaz, imamlığı bırakır, çocuklarını alarak Amudê şehir merkezine yerleşir. Bir süre orada yaşarlar ama hayat şartları ailesiyle birlikte onu Qamişlo'ya doğru sürükler. Cirnik köyünde buğday silolarına bekçilik yapar.
Kürtçe üzerine çalışmasından, edebi eserler üretmesinden dolayı faşist ırkçı Suriye devleti tarafından sürekli baskı altında tutulur. Bir daha geri verilmemek üzere elyazması eserlerine el konulur. Oğlu Rêzan'ın anlattığına göre, bir keresinde daktiloda yazarken, baskına uğrar, daktilosuyla birlikte bütün elyazmalarına el konulur, gözaltına alınır ve işkencelerden geçirilir. Özellikle Suriye rejiminin Cizire bölgesi muhaberat sorumlusu Hikmet Nini'nin sürekli takibatı ve baskısı altında olur. 1984 yılında, bir baskın sırasında tansiyonu yükselir, beyninde kan toplanır. Ömrünün son yedi yılını bu hastalıkla acı içinde geçirir. Ölümüne yakın bir döneminde ise, düşerek bir elini ve boyun kemiğini kırar.  Nihayet 9 mayıs 1991'de Qamişlo'nun Cirnik köyünde dayanılmaz acılarla geçen 71 yıllık hayata veda eder. Hemen yakındaki Mehmeqîya köyü mezarlığında defnedilir.
Munzur Çem, Dema Nû gazetesinin bir sayısında yayınladığını söylediği bir yazısını buradan kaç yıl önce Zazakî.Net'de yayınlamak üzere dijital olarak bana göndermişti. "Melle Mehemedê Palo" başlıklı bu yazısında herhangi bir kaynak göstermeden "Mela Ehmed, Türkiye'de serbestçe yaşayamadığından 1956 yılında bir gün gizlice Palu'ya geliyor, çocuklarını alarak Irak Kürdistanı'na kaçıyor, Barzan'da yaşıyor. Dört yıl sonra Doğu Kürdistan'ın Mahabad şehrine göç ediyor. Mahabad'da iki yıl yaşadıktan sonra 1960 yılında Zaxo'ya dönüyor. Bir yıldan fazla orada kaldıktan sonra, bir gün Suriye hükümetinin, vatandaşlık belgesi olmayan vatandaşlarına bu hakkı verip kimlik dağıtacağı haberi yayılır. Bunun üzerine Zaxo'dan göç edip Suriye Kürdistan'ına Xirbê Hesî köyüne gider…" şeklinde devam eden bilgiler veriyor. Ama bunların hiç birisi doğru değildir. Mela Ehmedê Palo, takriben on iki yaşlarında terkettiği köyü Sêraçûr'a bir daha dönmez. Yine 1946 yılında Nusaybin'in Weysîkê köyünden Medine'yle evlenir. Eşini alıp Binxet'e gider ve ölümüne kadar Suriye devletinin sınırları dışına çıkmaz. Çocuklarının bir kısmı imamlık yaptığı Xirbê Hisê'de bir kısmı da Bela Begara köyünde doğar. "Palo" soyadını taşıyan çocukları Zaza Kürdü olduklarını bilir ama hiç birisi Zazakî Kürtçesini bilmez.
Mela Ehmedê Palo'nun şimdiye kadar yayınlanmış şu eserleri vardır:
1.Dewr û Gera Kurdistanê (şiir), Şam, 1994
2.Rêzmanê Kurdî (gramer), Şam, 2000
3.Danîna Jiyana Mela Ehmedê Palo (biyografi), 1998
 
Yayınlanmamış elyazması dosyaları ise:
1. Bîr û Bawerî (şiir))
2. Civîna Nemiran (şiir, on bin beyitten oluşuyor)
3.Baxê Evînê (şiir)
4.Baxê Niştimanî (şiir)
5.Pehlewî û Civîndarî (şiir)
6.Birîna Niştimanî (şiir)
7.Ferhenga Tirkî-Kurdî (sözlük)
8.Ferhenga Erebî-Kurdî (sözlük)

Oğlu Rêzan'ın anlattığına göre, Suriye rejimi tarafından el konulan eserleri ve yukarıda adı geçen eserlerin dışında da birçok elyazması şu an mevcuttur. El konulan en önemli eserlerinden biri, ünlü Fars yazarı Feridüddin Ettar'ın Cewahîrname adlı eserinin Farsçadan "Pendên Ettar" adıyla Kurmancî Kürtçesine çevirisidir. Ebdulhemîd Yûsuf, Mela Ehmedê Palo'nun ölümünün 24. yılı münasebetiyle yazdığı ve Pênûsa Nû dergisinin 37. sayısında yayınladığı yazısında bu eserden sözetmektedir. 
Elyazması dosyaları, taslakları şu an oğlu Rêzan'ın yanında muhafaza ediliyor. Rêzan, dosyalarını kitap olarak yayınlamak için 2013'te kitap fuarı döneminde Diyarbekır'e gelerek kimi yayıncılardan yardım istemiş ancak olumlu bir cevap alamamış.

Mela Ehmedê Palo, şiirlerini geleneksel Kürt şiirine uygun klasik tarzda, yani hece vezniyle yazan güçlü bir şairdir. Dizeleri çok sağlam ve derinliklidir. En önemli yanı, yakın coğrafyalarda konuşulan Arapça, Farsça ve Türkçeyi çok iyi biliyor olmasıdır. Kürtçe'nin Kurmancî, Zazakî ve Soranî lehçelerine de çok hakimdir. Dili edebi olarak kullanma kabiliyeti de çok güçlü olunca şairliği gerçekten çok sağlam bir zeminde gelişmiştir. Bu güçlü edebi yanı Rojava Kürdistanı'nda bilinmektedir. Örneğin, adına şiir yarışmaları düzenlenip genç şairlere ödüller veriliyor. Ama ne yazık ki Kürdistan'ın diğer parçalarında, özellikle de memleketinde, Zaza Kürtleri arasında tanınmamaktadır. Dilerim tüm eserleri yayınlanarak Kürt edebiyatı içinde hak ettiği yeri alırken kendisi de eserleriyle, düşünceleriyle tanınır ve hep yad edilir. Özellikle üniversitelerde yüksek lisans yapan Kürt gençlerinin Mela Ehmedê Palo'nun yaşam öyküsü ve eserleri üzerine tezler yazmalarını yürekten dilerim.

Mela Ehmedê Palo (1920-09.05.1991)
Mela Ehmedê Palo ve en küçük oğlu Rêzan Palo
Mela Ehmedê Palo'nun Qamişlo-Mehmeqîya köyündeki mezarı
(Mela Ehmedê Palo'nun torunu, Rêzan'ın oğlu Yaşar Palo dedesinin mezar taşına öpücük konduruyor)
Mela Ehmedê Palo'nun oğlu Rêzan Palo, Yazar ve Şair Ehmed Heyder, Şair Selah Mehemed
Mela Ehmedê Palo'yu anma toplantısından, Nusaybin, 09.05.2015
(Mela Ehmedê Palo'nun torunu, Rêzan Palo'nun oğlu Rêvan Palo dedesinin şiirlerini okuyor)

Mela Ehmedê Palo'nun oğlu Rêzan Palo'nun Nusaybin'deki berber dükkanı
(Suriye'de gelişen olaylardan dolayı, Serxet'e göçetmek zorunda kalmış.)

Mela Ehmedê Palo'nun oğlu Rêzan Palo, İsmail Beşikçi, Süleyman Çevik(Diyarbekır, 2013, Tüyap Kitap Fuarı döneminde) 

Mela Ehmedê Palo'nun oğlu Rêzan Palo, Mela Ehmedê Palo'nun torunuyla evli olan Konya Zaza Kürtlerinden Mistefa ve araştırmacı yazar M. Malmîsanij(Diyarbekır, 2013, Tüyap Kitap Fuarı döneminde) 

Mela Ehmedê Palo'nun oğlu Rêzan Palo ve Avesta Yayınlarının sahibi Abdullah Keskin(Diyarbekır, 2013, Tüyap Kitap Fuarı döneminde) 

Rojavalı Kürt şaire Keça Kurd ile Mela Ehmedê Palo'nun oğlu Rêzan Palo(Diyarbekır, 2013, Tüyap Kitap Fuarı döneminde)

23 Mayıs 2015

ESKÎ BÎNGÖL SENATÖRÜ VE MÎLLETVEKÎLLÎ MEHMET BÎLGÎN ÎLE YAPILAN MÜLAKATAN KESÎTLER ?


                     


ESKÎ BÎNGÖL SENATÖRÜ VE MÎLLETVEKÎLLÎ MEHMET BÎLGÎN ÎLE YAPILAN  MÜLAKATAN KESÎTLER ?

 







MEHMED BÎLGÎN'ÎN SUBAY VE PARLEMENTERLÎK HÎKAYESÎNÎ KISACA AKTARIYORUM ?


Ailesi ve babasının kimliğini saklayarak, subay ve parlamenter olmuş bir şahsiyettir.

Çolig eski Milletvekilli ve senatörü Mehmet Bilgin iki gün evvel Istanbul'da vefat etti.

Vasiyeti üzerine mezarı doğum yeri olan Dareheni/Kelaxsi köyünde defin edildi.

Merhum Mehmet Bilgin Şeyh Said hareketinde Xarpet cephesi komutanı Şeyh Şerif Kelaxsi'nin kardeşi Şeyh Hüsen efendi'nin oğludur.

Babası Şeyh Said hareketinin önemli komutanlarından olup, hareket bastırıldıktan sonrada Suriye Kurdistanına bin xete giden gurubun komuta düzeyinde yer almıştır.

Sürgün dönüşüde gurup kurarak gerilla mücadelesi vermiştir.

Kısaca bu hikaye çok uzundur. 

Bu konuda Bin-xet uzun yürüyüş hikayemde tüm detayları anlatmışım.

Mehmet Bilgin 10 Haziran 2006 tarihinde eğtimi ve meslegi üzerine Bingöllüler.com sitesine verdiği mülakata , bakın şu ifadeleri kullanmıştır.

"Babamın ismini vermiş olsaydım , askeri okula girmem imkansızdı. Dolayısıyla ne senatör nede vekil olabilirdim."

Bu konuda yaptığı açıklamaları alıntı olarak aktarıyorum.

Şeyh Said isyanında çocuktum.

Îsyan sırasında babam,Annem ve beni Diyarbakır'a gönderdi.

Îsyan sonrasında da babam dahil, ailenin bir bölümü topluca (bin-xet) Suriye Kurdistanına geçti.

Ailemizin kalan bir kısımıda alınıp,Trakya'ya sürgün edildi.

Devlet güçleri bizi Diyarbakır'da çok aradı ancak bulamadılar.

Devlet görevlilerinden çevremizde bizi tanıyanlardan soruşturdu.

Ancak bizi tanıyanlar "Biz bilmiyoruz!"deyip devletin bizi bulmalarına yardımcı olmadılar.

Bu suretle kurtulduk.

Îlkokula Diyarbakır'da başladım.

Ortaokuluda aynı şekilde Diyarbakırda okudum. Liseye geçtim.

O zaman Doğu'da  lise yanlızca Diyarbakırda vardı.

Lise üçüncü sınıfa geçince Askeri liseye müracat ettim.

Bir arkadaşımın ısrarı ile, annemin adresi üzerinden askeri okula girdim.

Îkametgah olarak babam'ın adresini vermiş olsaydım,askeri okula girmem imkansızdı.

Dolayısıyla ne senatör, nede vekil olabilidim. Çünkü okuyamazdım bile,

Annemin adresi Diyarbakırda idi. Onu verdim

Beni Diyarbakırlı olarak bildiler ve askeri liseye kaydettiler.

Nüfus kaydım Diyarbakır üzerineydi.

Mehmet Bilgin ayrıca 1959 yılında Kürd tarihinde 49'lar davasından dolayıda soruşturmaya tabi tutulmuştur. 

Malumunuz bu dava'da merrhum Kürd siyasetçileri Musa Anter ve Said Elçi'de

bulunmaktadir.

Bu davada tutuksuz yargılanmıştır. 

Bu konuda bilgi almak isteyenler Dr.Naci Kutlay'ın kitabında yararlanabilir.

Merhum , Mehmet Bilgin 1975 senatör seçim çalışmalarında ağırlıklı olarak evimizde ağırlanıyordu. 

Sohbetlerine yakinen katıldığımı , bilgi ve birikimli bir şahsiyeti.

Selamlarımla,

Orhan Zuexpayıc.

17 Mayıs 2015

ÇOLÎG BÎNGÖL SEÇÎMLERÎ ÜZERÎNE NOTLAR ?




ÇOLÎG SEÇÎMLERÎ VE CUMHURBAŞKANI TAYYÎP ERDOĞAN ÜZERÎNE NOTLAR ?





Elinde Kuran-ı Kerim,
Dilinde yalan,
Kursağında haram,
Meydanlarda Erdoğan

                  Muharrem ÎNCE/CHP Milletvekilli










Dün telefonla Çoligdeki bir yakınımla seçimler üzerine epeyce sohbet ettim.

Bana Çolig seçimleri üzerine önümüzdeki günlerde olası gelişmeler üzerine

 ilginç bazı tesbitlerde bulundu.

Bu bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum.

AKP'nin Çoligde düzenledigi ve başbakan Ahmet Davutoğlu'nun konuşmacı

 olduğu miting tıpkı diğer Kürd ilerinde olduğu gibi çok sönük geçti.

- Ahmet Davutoğlu Çolig halkina tek bir mesajı dikkat çekmişti.

- Hatice Belgin isminde bir bayan nın bombalı saldırıda gösterdigi fedakarlıktan

  sadece bahs etti. 

- Fabrika,köprü,işyeri istihdamı,dogal gaz, işssizlik,asgari ücret konularınada

  hiç ne söz , nede mesaj verdi. 

- Çolig hizmet ve yatırımlarda sağolsun bakanı Cevdet Yılmaz sayesinde

 yanılmıyorsam sondan 4 veya 5.sırada  şampiyonlar arasında bulunuyor.

- Çolig'de zaten böyle bir hizmetleride yoktu.


- Akabinde BDP'nin düzenledigi ve BDP eş başkanı  Selhaddin Demirtaş'ın

  konuşmacı olduğu miting ve Çolig'in adaylarının profilleri birleşince 

  görülmeye deger çok coşkulu ve renkli geçti.


- Bu farkındalık AKP'nin Çolig teşkilatı başta olmak üzere adaylarını şoke etti.

- AKP'nin yerel teşkilatı acilen genel merkezden bazı talepleri olduğu yönünde

  duyumlar Çolig kamuoyunda şimdiden tartışılmaya başlandı.

- Bu konuda 3.sıradan aday olan Feyzi Berdibek herhalde birazda geçmişten

  gelen tecrübesiyle AKP genel merkezinden acil çözümler adı altında tedbir

  alınması için girişimlerde bulunduğu yönünde söylentiler vardır.

- Çolig'den aldığım son haberlere göre Tayyip Erdoğan 30 Mayıs'ta Kürdçe

  Kuran-ı Kerimiyle beraber gelecegi yönünde söylentiler vardır.


- Malumunuz , Feyzi Berdibek Tayyip Erdoğanın hayatını makam aracından

  kurtaran o meşhur balyozu satın alarak meclisteki odasının köşesine

  astığından dolayı,Türk kamuoyunda tanınan biridir.

- Hatta bu blayozdan dolayı o dönemde kamuoyunda "Balyoz'cu Feyzi"

  diyenlerde oldu.

- Bu davranışıyla yani balyozu satın alarak Tayyip Erdoğan'ın gözüne girmek

  ve yalakalık yaptığı kesindir. 

- Feyzi Berdibek geçmişte tele-kulak sakandalından dolayı Emine Erdoğan'nın

  gazabına uğrayarak aday yapılmadı.


- Ondan önceside DYP ÇOLÎG il başkanıyken Tansu Çilleri ismini

  hatırlaymadığım bir meleke benzeterek yaranmaya çalışan biri olduğunu

  bilmeyen yoktur.

- Hatta DYP il başkanıyken 1995 veya 96 yılı olsa gerek Çoligde yerel yayın

 yapan GÖL televizyonundaki halk meclisi siyaset meydanı toplantısında

 bulunan dönemin Çolig Vali muavini ve Emniyet müdürüne yaptığı övgülerle

 yine yalakalık yaparken,

dönemin DEP veya HDP il başkanı Niyazi Azak'ın yaptığı çıkışlarla Feyzi

 Berdibeke yağcılık ve yalakalık yapma türünden sözleri ile susturuldu. 

- Bu sözleri 20 yıl geçmesine rağmen hala hafızamdadır. 

- Belki hatırlarsınız ! Feyzi Berdibek Osmanlıların atası sayılan Ertuğrul 

  Gazi'nin Bilecikteki kabrine 2005 yılında  50 sözde Çoligli'yi yanına alarak

  ziyarete gitmişti. 

- Bu şovlar hala hafızamızdadır. 

- Wusfan Köyü ile Bilecik,Osmanlı ailesi arasında ne bağlantı var onu anlamış

  degilim. 

- O zaman Çoligliler sana derler ! Feyzi senin ziyaretgahin,senin ataların

  Bilecikte git oradan aday ol.

- Azlılar ve Wusfanların atası, Şeyh Ali Palewi,Şeyh Ahmed Çanewi,Şeyh 

  Abdullah Melekani,Seyh Mustafa Kelaxsi ve Şeyh Mustafa Çanewi'nin

  türbeleridir. 

- Bu türbeler :olige cok yakındır.

- Boşuna kendıni yorup taa.....Bilecike gitmene gerek yoktur.

- Feyziye bir çift sözüm var ? Az aşiretinden iki kişi 1925 hareketinde

  diyarbakırda istiklal mahkemesi  tarafından idam edildi. 

- Yine merhum Said Elçi Kürd ulusal davasında Çolig'de sembol bir isimdir. 

- Rençber Aziz senin dezan Kürd halkına bıraktığı eserlerle , halkın gönlünde

  taht kurmuş bir değerimizdir.



- Bu konuda isteyenler Çoligdeki devşirme portreler üzerine bundan 5,6 yıl evvel

  kaleme aldığım yazıdan Feyzi Berdibeki detaylarıyla öğrenebilirler.

- Şimdi Feyzi Berdibek gerçi 3.sıradan aday kazanma şansı matematiksel

  olarak (0) sıfır olduğunu çok iyi biliyor.

- Tek umudu BDP'nin %10'lu baraja bağlamış ? 

 geçenlerde bir yakınımla görüşürken Feyzi Berdibek Dareheni ilçesine gitmiş

 ve halka su mesaji vermiş ?


BDP eğer %10 barajını aşmazsa Allah'ın iziniyle bende milletvekilli olacağım,demiş. 

- Feyzi iman getirmişki ! Çolig'de AKP kazanacak oyu alamıyor.

- Yani Feyzi umudunu baraja bağlamış, yani haketmedigi milletvekilligini

  çalınan haram ve hırsızlık oylarıyla alma çabasındadır.


- Bu düşünce ve çabaları boşuna olduğunu 7 Haziran'da halkımız gösterecektir.


- Milletvekilli olmasada ticari ve mütahhitlik sektöründe AKP'nin

  imtiyazlarından aday olduğu için çok iyi yaralanacağı kesindir.


- Tayyip Erdogandan da  ,anlaşılan Balyozdan dolayı vefa borcunun ödenmesini

   istiyor. 

 

 

                            BALYOZCU FEYZÎ BERDÎBEK


***************************

 

 

- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Çolige gelirse hangi argümanlarla BDP

  ve Selhaddin Demirtaşa yüklenir.

- Son aldığım bilgilerde görünürde 5 yıldır bitmeyen Devlet hastahanesinin

  açılışı olduğu yönünde bilgiler vardır.

- Aksaray köşkünü 2 yılda tamamlayan Erdoğan , devlet hastahanesini 5 yıldır 

  hala tamamlayamdı. 

- Belki yarım yamalak eksiklikleride olsa, göstermelik olarak buranın açılışını

  yapabilirler. Ve başkaca yatırımları yoktur.

- Eğer Karakol,market,restaurant,kahvehane açılışlarını bulup,bulmadıklarını

  bilmiyorum.

- Bu konuda yakınım olan arkadaş,Erdoğanın iki önemli´ silahından bahs edip

  ve ekledi.

- Tayyip Erdoğan bu seçimlerde gittiği şehirlerde toplu açılışlar ve yatırımları

   bahane ederek miting düzenliyor.

- Çolig halkına karşı Tayyip Erdoğan'ın kullandığı  iki önemli silah olduğu

   kesindir.

 1) Tayyip Erdoğan Çolige Kuran-ı Kerimin Kürtçe baskısı ile gelecek

     meydanlarda kaldıracak, din bezirganlığı veya tüccarlığı yapacaktır. 

-  Bu onun en önemlı ilk silahıdır. 

- Tabi bunun yanında BDP'ye Yezidilik üzerinden de yüklenebilir. 

- Tabi Türklerin eski Şaman , Araplar'ın Putperest inancınıda olduğunu

   herhalde unutuyor. 

- Erdogan daha düne kadar Aksaray'da eski türk devletlerini temsilen

  hazırladıği o figürlerin içinden nasıl böbürlenerek geçiş yaptığı 

  hala hafızamızdadır. 

- Bu eski devletlerin yarısından çogu ŞAMAN inancına sahiptiler.

 2) Îkinci silahı ise, Zaza halkı , zaza milleti edebiyatıyla veya zazalar gerçek

     müslüman olup,

    Kürdlerden ayrı bir halk argümanlarıyla Çolig'de yine o ayrışmacı dilini 

   kullanarak böl-yönet politikasyıla Çoligin oylarını  almaya çalışacaktır.

- Belki zazaca ve zazacılık üzerine Çolig üniversitesinin rektörü Gıyaseddin

  Baydaşıda yanına alabilir.

- Çünkü zazacılık konusunda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bundan 3,4 yıl

  evvel attığı ayrı bir halktır açıklamasına ,

- Çolig'li bakan Cevdet Yılmaz'la beraber diğer milletvekileride destek oldular.

  Ayrıca, Çolig üniversiteside bu konuda bölüm açarak, aldığı sözde

  akademisyenlerlede Mardin Artuklu üniversitesine alternatif bir faaliyet 

  içinde olduğu, devletin resmi-ideoljisini halkımıza enjekte etmeye çalışıyorlar.

  

  - Devlet tandaslı bu anlayış ve sapık teoriler için rektör bulunmaz bir

    kaptandır.

- Her ne kadar Çolig kökenli olsada çocukluğu Xarpete özellikle Üniversite

  çevresinde ülkücü gelenekten palazlanan ve bu kültürle büyüyen biridir.

- Rektör, 1925 hareketinde köyünde ve özellikle ailesinden büyük katılımlar

 olmuş, ve bedel ödeyen bir ailedendir. 

- Sare Erebun ailenin en önemli bir kadın fıgürüdür. 

- Bu kadın direnişçi eşi ve kardeşine karşı rehi n alınmış,yapılan zulümlere

  tepki göstererek kendini Murad suyunun ilkbahardaki o azgın sularına

  bırakmış bir efsaneydi. Rektör tabi tarihi bu olayları unutmuş olabilir,dedimki !

  hatırlatayım.

 

  ************

Son söz ,

Kürd sorunu yok diyen,Kürdçe diline engel koyanlar, yani anadilimizi inkar

edenler, Allah'ın ayetlerine karşı çıkanlar, bize dinimizi öğretemezler.

- Birinci adayımız Hişyar Özsoy Şeyh Said efendi'nin torunudur,dedesini ve dava

  arkadaşlarını davası için ailece bedel ödemiştir.

- Kürd ulusal mücadelesinden süzülerek gelen bir akademisyendir.

- Hakeza diğer aday arkadaşlarıda aynı duyarlılıkta,bilgi,birikim ve kültürlü

  insanlardır.

- AKP ve Tayyip Erdoğan hayranı malum Şeyh ve şürekasınıda Çolig'de 

  çok iyi biliyoruz. Ailesinin efradı'nin çoğuda rahatsız ve karşı olduklarınıda

  biliyorum.

- Ve malüm kişiyle ilgilide iki yazı geçenlerde kaleme aldım.

- Onlar kendini iyi biliyorlar inancı,dedeleri,dinlerni onlar için fazla önemli 

  değildir.

- Onların çıkar ve menfaatlerine dokunursan böbürlenirler,sağa sola çaresizce

  saldırırlar.

- Bu malum kişilere bir sözüm var ! 

-Tayyip Erdogan gelecek Çolig meydanında din istismarcılığıyla Kürdçe 

 Kuran-ı Kerimi kaldıracak ve sizde ağzınızı açıp bakacaksınız.

- Eğer sizde biraz ahlak,biraz ruh,biraz şahsiyet varsa sahip çıkamadığınız

  dedenizin ve yegenlerinın naaşlarına Diyarbakır meydanında bilinen yerden

  çıkarılması için bir ses çıkarırsınız.

- Dedenizin naaşı size teslim edilmesi Kuran-ı Kerimi kaldıran Tayyip Erdoğan

  nın iki dudağı arasındadır.

- Yoksa sahtece kaldırılan o kutsal kitap sizi çarpacaktır.  

- Benden söylemesi,

   

Selamlar

 

 

                                                        Orhan Zuexpayıc