Kûy a Spî

27 Mart 2015

GUEWDERE AŞÎRETÎ ÜZERÎNE BÎLGÎLER



           GUEWDERE AŞÎRETÎ ÜZERÎNE BÎLGÎLER






                                     GUEWDERE ZUEXPA "ZOXPA" KÖYÜ





Guewdere'li gençlerin sosyal paylaşım sitesinde oluşturdukları bir sayfa vardır. 

Bu sayfa'yı oluşturan gençlerin istekleri üzerine bu yazıyı kaleme alıyorum. 

Bu çalışmama inanıyorum katkı sunacak zenginleştirecek bölgeden çok duyarlı insanlarımızı olduğunu biliyorum. 

Şimdiden yapacakları katkılardan dolayı teşekkür ederim.

Guewdere  ismi halk arasında kullanılan isim olup, Gökdere ise türkçeleştirilmiş isimdir. Guewdere mıntıkasında türkçelestirilmis ismiyle iki tane Gökdere köyü vardır. 

Bu köylerden biri Miyalan "Miyalun" (Gökdere) köyü olup, günümüzdeki idari yapılanmada Çolig (Bingöl) sınırları içindedir.

  Ikinci Gökdere köyü ise Kırdki ismiyle (ARDÜREK) köyüdür. Bu köy uzun süre bölgede nahiye statüsündeydi. 

Kısa bir dönemde olsada Ardürek'ten bu statü PAKUNI köyüne verildisede, sonradan tekrar Ardürek nahiye edildi. 

Ayrıca bir dönem köyüm Zoxpa'da muhtarlık olarak PAKUNI'ye bağliydı. 

Ardürek köyüde idari yapılanma'da günümüzde Xarpet/Palu ilçesine bağlıdır.

Guewdere aşireti coğrafik olarak kaba taslak izah etmeye çalışırsam. 

Palu-Dareheni arasında Çeme Murad nehirinin geçtiği vadinin kuzey/batısında bulumaktadır. Güney/doğu kesiminde'deki coğrafyada da Siwun aşiretine mensup köyler başta olmak üzere, Palu'nun Ekrag köyü ve Beyhan nahiyesi (HUN) bulunmaktadır. 

Bu iki coğrafya yı Çeme Murad ayırmaktadır.

Guewdere mıntıkası Kara Ömer dağları eteklerinde bulunan Miyalan,Pakuni,Zoxpa,Geydmem,Hatek başta olmak üzere dağın bitiminde bulunan Xeylan,Parsiyan,Kileban ve Hor köyüne kadar uzanan bir cografya silsilesinden bahs ediyorum.

Siwun mıntıkasında bulunan köylerin 1948 yılına kadar Palu'ya bağlıydı. 

Devlet idari yapılanma gereği bu nahiye'yi Palu'dan ayırarak Çolig/dareheniye bağlamıştır.

Guewdere mıntıkasındaki aynı dönemde bazı köyleri Palu'dan alınarak Çolig şehir merkezine bağlanmıştır. 

Bu köyler Miyalan,Pakuni,Mırri,Tanzut,Pul,Kırran,Guaziyerek,Suarun ve bağlı mezraları sayabiliriz. 

Saydığım bu köylerin Guewdere mıntıkasında kategorik olarak DAKUN sınırları içindedir. 

Bugün Dareheniye bağlı olan Siwun köylerinde doğum tarihi 1948 öncesi olan insanlar ile Guewdere mıntıkasında Çolige bağlı olan ve saydığım köylerdeki insanların tümünün doğum yeri kütükte Palu yazılıdır.

Guewdere aşiretine komşu aşiretlerede kısaca değinmek istiyorum.

Dakun mintikasindaki köylerin doğusunda VARARAD =Yamaç aşireti,

Kuzey doğusunda Az aşiretine bağlı köyün sınırları,

Kuzey batı bölgesinde'de PUEX aşiretine bağlı köyler bulunmakta,

Batısında ise deşte/Pali yani Palu ovasındaki özellikle KASIMAN aşiretine bağlı köyler,

Kuzeyinde Murad nehirinin sınırları belirledigi ve ikiye ayırdıği nehırın karşı tarafındakı cografya'da ağırlıklı Siwun aşiretine bağlı köyler

ve Palu'nun Ekrag ve Beyhan (HUN) nahiyeleri ilede Guewdere mıntıkası komşu sınırları bulunmaktadır.

Guewdere mıntıkasının sınırlarını büyüklerimizin sürekli vurğuladığı Kırdki olarak tarif etmek istiyorum.

Bu sınırları defalarca babamın ağzından hafızam beni yanıltmıyorsa şöyle tarif ediyordu.

 

" Mazra Feqi'ra tepış , heyun tırba Xec tıra vuni dewi VARARAD, Tırba Xec'ra tepış heyun
  Qılicware Ardürek'razik vuni Guewdere "

Tırba XEC , denilen mevkinin nerede olduğunu bilmiyorum. 

Bu mıntıkayı bilen biri tarif ederse çok sevinirim. 

Tırb kelime anlamı malumunuz Kırdki dilinde türbe,mezar kalıntısı anlaminda kullanılmaktadır.

Guewdere cografyasında gitmediğim üç köy vardır. 

Parsiyan,Hor ve Tüy köyleridir. Geriye kalan tüm köyleri ve coğrafya'nın ayak izlerini takip ettiğim için, sınırları şöyle tarif edebilirim.

Guewdere mıntıkası Çolig sınırinda MUSYAN ile VINYERIN köyleri arasında ve bir dere ağzında kurulu bulunan ama VINYERIN köyüne bağlı bir mezra olan GUECINEK'ten başlar, Köy olarak KILEBAN, mezra olarak'ta Ardürek köyüne bağlı KILICWARE mezrasına kadar uzanan bir hat üzerindedir.





                   GUEWDERE XEYLAN-I KEBÎR KÖYÜ (BÜYÜK XEYLAN)

             




*****************




Guewdere aşireti kendi arasında da yıllar önce yazdığım yazılarımda 3 kategoriye ayrılır. 

 

1) "Dakun Aşireti" denilen kategori içinde yer alan köyler şunlardır:

Miyalan, Gözerek, Vinyerin, Pakuni, Mırri, Kırrun, Suarun, Tunst, Pul, Zuexpa, Paymerg ve mezraları bulunmaktadır.

2) "Haciyan" denilen kategori içinde yer alan köyler şunlardır:

Ardürek, Züver, Ğeydmem, Hatek Köyleri ve bağlı mezraları.

sayabiliriz.

3) Parsi olarak adlandırılan köyler ise Kilebun,Parsiyun,Tuy ve Hor köyleridir.

Büyüklerimizin başta olmak üzere deyirlerimizde(STRAN)  9 dakun köyünü olduğu aşağıdaki cümlelerle ifade ediliyor.

" Deyîrûn ma de Dakûn pê now (9) dewûna wesefîyeno.
 Cayeke deyîre de vûnî, tu now dewûn Dakûn, ma pey hesinayî."


***********************
 

Guewdere aşiretinin nahiye merkezi ARDÜREK 1948 öncesi 39 köyden olusmaktaydı. Yine Siwun aşiretide aynı dönemde 33 köyden oluşmaktaydı.

Guewdere aşirteinin merkezine o dönemde bağlı olan köyleri, Palu Mırdasi beyleri kitabının yazarı Feyzullah Demirtaş'ın kitabından aktarmak istiyorum. 

Feyzullah Bey, Palu/karacimşit ailesinden olup, aynı zamanda 49'lar olarak bilinen Kürd aydınları içinde yer alan bir şahsiyettir. 

Bu şahsiyet aynı zamanda anne tarafından Palu/Şeyhlerinden Şeyh Hasan Efendi'nin torunlarından sayılır. 

Sağolsun Şeyh Hasan efendı hikayesini yazarken bana hem şifahi,hemde yolladııi kitaplardan yararlandım.

Guewdere (Gökdere) nahiyesi 1948 öncesi köy listesi.



1- Erdürek (Ardürek) nahiye merkezi

2- Atik (Hatek)

3- Bahraman

4-Dervişan

5-Dolu keperek ( pakuninin mezrası- Dol kepenek)

6- Gaydimem (Geydmem)

7- Geylayi Süfla (aşağı)

8-Geylayi Ülya (tekye) (yukarı)

9-Gözerek (Gueziyerek)

10 Haylani Kebir (Xeylani kebir "büyük")

11- Heylani Sagir (Küçük Xeylan)

12-Hor

13-Isa ağa mezrası

14-Kayalik (Qeylik)

15-Kıran (Kırrun)

16-Kiliban (Kilebun)

17-Maman (Memun)

18- Mergihesman (Merge wasmun)

19-Miyalan (Miyalun)

20- Mirel (Mırri)

21-Nasrani Ülya

22-Nasrani Süfla

23-Okçiyan

24-Pakadun (pakuni)

25-Parsigani kebir (parsiyan)

26-paymerk (paymerg)

27-Pul

28-Püşkülan

29-Safvere (safware)

30-Sersot (Sersuet)

31-Sıpeni

32-Suveran (Suarun)

33- Tanzut (Tunst)

34-Tuluk

35-Tuy (Tüy)

36-Venerin (Vinyerin)

37-Ziveri Kebir (Züwyera Pil)

38- Ziveri sagir ( Züvyera kıc)

39-Zugapa ( Zuexpa,Zoxpa)

NOT : (Ülya-Süfla = aşağı yukarı, Kebir -Sagir = büyük küçük anlamındadır)









                        

                       GUEWDERE NAHIYE MERKEZI ARDÜREK (GÖKDERE)





Yukarıdaki köylerden yaklaşık 15'i günümüzde Guwdere aşireti içınde bulunan Dakun,Haciyun,Parsi köyleri içinde olmadığını görüyoruz. 

Bu köyler günümüzde Palu sınırları içinde bulunan ve halk arasında "DEWI DEŞTE PALI" Palu ovasındaki köylerdir. 

Bu köylerin çoğu KASIMAN aşiretine mensuptur. 

Bu aşiret günümüzde Palu'da müstakil ve geniş nüfuzu olan bir aşirettir. GUEWDERE sınırlarına komşu sayılır.

Feyzullah Demirtaş Kasıman aşireti'nin Gökdere aşireti içinde geçmişte gösterilmesi, ve ARDÜREKE başlı olmasinin espirisini Palu Mırdasi beyleri kitabının 94 sayfasında bakın nasıl ilışkilendiriyor.

HACI aşireti yani Guewdere aşireti içindeki kategoride olan Hacıyanlılar 1495-1500 li yıllarda Siverekten gelip,Palu-Gökdere nahiyesine yerleştikleri,bir rivayete göre de Adıyaman/Gerger ilçesinden geldikleri ve KASIMAN aşiretinin bir kolu oldukları ve Palu hakimi Kara Çimşit Bey'in himayesine girerek birlikte Palu'nun fethine katıldıkları ve bu aşiretin halen Gökdere Züwyer-Geydmem ve Zoxpa köylerinde meskun olduklarını yazıyor.

Hacı aşiretinin Zoxpa köyüm olduğu için biliyorum bir bağlantıısı yoktur. 

Sanırım Züwyerde'de böyle bir bağ yoktur. 

Ama Geydmem ve Ardürek köylerinde bu aşirete mensuptur. 

Halen bu akrabalıkları olduğunu gerek köylerine ait olan sitelerdeki yazılardan, gerekse aileler arasında akrabalık,diyalog ve yapılan evliliklerden görebiliyoruz.

Numune vermek gerekirse, ARDÜREK köyünün ileri gelenlerinden merhum FEÝZULLAH KOÇ Kasıman aşiretinin yegeni olmakla beraber yakın akraba olduklaıi ve bu yakınlıktan dolayı kız alıp,vermede sıkı ilişkilerinin olduğunu görebiliyoruz.

Örnegin, Ardürek köyünden Çolig'de ikamet eden lokantacı Feyzi Koç annesinin Geydmem köyünden olduğu bu ilişkilerin tarihi ve akrabalık ilişkilerine dayandığını tahmin edebiliyoruz.Bu örnekleri çogaltabiliriz.



***************

Guewdere aşireti üzerine bu başlangıç bilgilerini şimdilik bu kadarını aktarayım.

Önümüzdeki günlerde Guewdere aşireti'nin köyleri,inançları,dil ve kültür,coğrafyasından,din adamlarından,önemli tarihi şahsiyetler,sosyal yaşam kısaca derleyeceğim tüm bilgileri sizinle paylaşacağım.

Guwdere aşiretinin Şeyh Said hareketindeki konumundan tutun yakın dönem Kürd siyaseti,aydın,yazar ve siyasetçi kesiminiden çıkan şahsiyetleri bildigim kadarıyla,

Ayrıca Guewdere aşiretinin nüfus hareketleri Örnegin ,

Guewdere aşiretinin köyler bazında ençok hangi şehir veya bölgeye göş ettikleri başta olmak üzere, derleyecegim bilgileri siznle paylaşacağım.

Selam ve saygılarımla  

 

                                                                                    Orhan Zuexpayıc

21 Mart 2015

ÇOLÎG'ÎN YILMAZ DÎRENÎŞÇÎSÎ VAHDETTÎN KITAY'IN ANISINA


  



- Yıl 1989  /Ekim ayının 8'i  sıcak adetta bir yaz günüydü.

- O gece stres ve sıkıntıdan  hiç uyuyamamıştım.  

- Çolig semalarında uçuşan bir kaç Helikopter'in  gürültüsünden dolayı,

- Çolig'in üzerine o gün kara bulutlar çökmüştü adetta

- Kürd cografyasında bir kaç helikopterin uçuşu,hayra alamet değildi,

- Çünkü annemden biliyorum !

- Bu zararlı melaneten oldum olası hep nefret ederim.

- Her ses çıkardığında annem'den hatırlıyorum, hemen balkona kendini 

  attı verirdi.

- Usulce bu melanetin havadan hangi yöne uçtuğunu usülce süzer ,

- Ve tevekkül içinde de saatlerce dua ederdi.

- Aslında onun duası kardeşi ve oğluyla aynı kaderi paylaşan tüm Kürd

  gerillasınaydı. 

 

 

 

                                           VAHDETTÎN KITAY

 

 



*************

- Şehire sabah erkenden Düzağaçtaki evimden sabırsızlıkla çıkmıştım.

- Çarşıda bir sesizlik Çolig halkı adetta yastaydı.

- Hastane morgun filinta gibi iki gencin cesetleri panzerlere bağlanıp, ve teşir

  edilerek getirildiği haberini aldım.

- Çolig bu gençlerin cesetleriyle çalkalanıyordu.

- Hastahane'nin önünde mahşeri bir gündü.

- Devlet erkanı zafer çığlıklarıyla hastahaneyi  adetta kuşatmıştı.

- Diyarbekirden gelen Olağanüstü Hal valisi Hayri Kozakçıoğlu şehid edilen

  o dönemdeki adıyla, Bingöl-Diyarbekir eyaleti  komutanı Vahdettin KITAY'ı 

  (VELÎ) teşhis etmek için morga gelmişti.

- Vahdettin'in şehadetine inanmak ve görmek istediği herhalinden belliydi.


***************

- Evet.... anlatılanlar gelen haberler ,bilinçli olarak cesetlerin teşir edilmesi

  Vahdettin'in şehadettine delalet ediyordu.

- Devletin bilinçli bu seranomisi Çolig halkına gözdağı ve korku vermekti, 

- Çolig halkı'da devlet erkanına inat hastahane etrafında yigit ve

   kahramanlarına sahip çıkmak için, bakın bizde burdayız,mesajını veriyordu.

- Çolig o gün evlatları ,Vahdettin Kıtay ve Abdullah Bucuka için görkemli bir

  cenaze töreni düzenledi. 

- Vahdettin cenaze konvoyu belki 10 km'lik bir kuyruk oluşturmuştu.

- Düzağaçtan tutun,  ta.... köyü Derenazik yol güzergahı tarfiğe kapatılmıştı.

- Kim yoktu ki  o gün Vahdettin'in cenaze töreninde, her aşireten,her sınıftan, 

  her inançtan insanalar o gün bir araya getirmişti.


****************

- Vahdettin le beraber şehid düşen Abdullah Bucuka "NECMÎ", hem 

  arkadaşım,hemde komşumdu.

- 1980 yılının sıcak bir yaz günü, Çolig'de Atatürk Îlkokulunun hemen yanında, 

  o dönem ülkücü/faşist düşüncelere sahip Çoligli , halkına düşman  zavallı bir

  piyona,silahlı saldırıdan dolayı yakalanmış , uzun süre hüküm giymişti.

- PKK nin zindan çıkışlı bir direnişçisiydi. Cezaevinde çıktıktan sonra'da

  gerillaya katılıp, komutan Vahdettinle beraber şehid düşmüştü.

- Abdullah atletik olduğu kadar yürekli biriydi.

- Dedeleri Şeyh Şerif Efendi'yi hareket bastırıldıktan sonra köyleri METAN'da

  korumaya alan, bir ailenin torunuydu.

- Abdullah nereden bilsinki ! ihanetçi ve muhbirler nasılki ! Şeyh Şerif'i tuzağa

   düşürdükleri gibi,kendisinide aynı tuzağa düşürürler.


******************



VAHDETTÎN ÜZERÎNE SÖYLENEN " Vahdet bıra"  DEYÎR VE STRAN'IN HÎKAYESÎ

 

- Vahdettin üzerine söylenen o deyiri'in bestecisi yine onun yakın arkadaşı ve

  yakın köyünden olan Yeniköy (Çılkani) li OZAN ALÎ (Kaya,KASIMOĞLU)

  dur.

- Ozan Ali ile görüşmemde Vahdettin şehadetinden bir yıl sonraydı, 1990 yılında

  Almanya/Hamburga gitmiştim.

- Vahdettinin ağabeyi merhum Hakkı abide Hamburg'da kalıyordu.

- O dönemde Almanya'da hareket içinde aktif kültür sanat faaliyetleri yürüten

  OZAN SEYÎTXAN birgün yanıma geldi.

- Benim Kırdki/zazaki  kültür,sanat ve müzike olan ilgimi biliyordu.

- Ozan Seyitxan bana dediki ! Heval Ali , Vahdettin arkadaşın (VELÎ) anısına

  Kırdki bir beste yazacaksın.

- Ben kırdki bilmediğim için ,bunu sen yazacaksın dedi !

- Seyitxan sadece bir cümle yazmış, o sözde "Vahdet vicyo seri kuno"  türkçesi

  Vahdet dağın doruklarına çıkmış,

- Seyitxan elimede kağıdı tutuşturdu. 

- Onun yazdığı ilk cümleyi  baş cümle yaparak bestemi tamamladım.

- Vahdettin üzerine söylenen o besteyi aşağıya aktarıyorum.



HEYWAH BIRA , WAHDET BIRA

 

Wahdet vicyo seri kuno,

Kot verniye gerilluno,

Semedi xelase Kurdistuno,

Heywah bıra Wahdet bıra,

***************

Va şehid kot ma va qey zura

Gazi koto miun dowuno,

Çolig verdiya timyura

cenaze tud koti sıra,

*****************

Xeber şiya  dışmenuno

Şow diyawa kot siperuno

Bebexti kerde Cumiyerduno (Egiduno)

Heywax bıra Wehdet bıra

*************

Şefeq diya, vicyawa tici

Way eşnawut vun biya gecı,

Xayinu xap kerd tu eya röci,

Heywax bıra Vahdet bıra,

 

- Ozan Ali devamla, Almanyada bu bestem çok yankı yapmıştı. 

- 1990 yılıydı, Hamburg'da yılbaşında düzenlenen bir kutlamaydı. 

- Vahdet üzerine bu bestemi istek üzerine o gece üç defa hem çaldım,hemde

   yorumladım. 

- Vahdettin ağabeyi Hakkı abi o akşam bu bestemi hem dinledi,hem ağladı.



  

VAHDETTÎN AÎLESI VE ÇOCUKLUĞU ÜZERÎNE DERLEDÎĞÎM BÎLGÎLER ?

 

- Vahdettin ailesi köken olarak Az aşiretinin "Valerek" köyündendir.

- Dedesi Mahmut Osmanlı-Rus savaşına katılıp,bir daha geri dönmemiş, şehid

  edilmiştir.

- Eşi , GULE DERUN dul kalmış,  Said,Arif (Vahdetin babası) ve Maruf 

  isminde üç cocuğu vardır.

- Valerek köyü o dönem arazisi ve coğrafyası ile çok yetersiz olduğu

 için, GULE DERUN geçim sıkıntısı çekmemek için babasından kalan arazi olan

 Derenazik köyüne çocuklarıyla ilk yerleşen aile olur.

- Derenazik o dönemde köy degil,çok verimli bir meradır.

- GULE DERUN'u biraz anlatmak istiyorum.

- GULE aslen ÇOMERIK "Canmerik" aşiretine mensuptur.

- Babası bu aşiretin ileri gelenlerinden olduğu için vefatından sonra evin tek

  çocuğu olduğu için tüm arazi ve mal varlığı kendisine kalır.

- GULE o dönemin varlıklı bir ailesidir.

- ÇOMERIK aşireti hakkında  GULE DERUN'un torunlarından edindiğim

  bilgilerde Osmanlılar döneminde çok asi bir toplulukmuş.

- Kendi aralarında çıkan kavgalardan dolayı ,birbirinden epey insanlar 

  öldürmüş , bu düşmanlıklar sonucu aşiret tesbih taneleri gibi dört bir tarafa

  dağılmışlar.

- Günümüzde ÇOMERIK kökenli aileler  ağırlıklı olarak Gökçeli

 (TAL-WARE= Acılı- yayla) başta olmak üzere Ağaçeli köyü,Solxan ilçesinin 

Şimsirpınar (Gêlebe), Dilektepe (Serbon) köylerinde yerleşiktirler.

- GULE DERUN Çoligdeki hemşerilerim yakinen tanıdığı merhum Zeki Hülakü

 ,halk arasında Zeki Malla Memiş ile yakın akrabadır.

- GULE DERUN ile Malla Memiş amcazade cocuklarıdır.

- GULE DERUN'un çocukları köyü oluşturuken dışardan gelen göçebe ve 

 mecburi gelen ailelere yer tahsisi yaparak yardımcı olurlar.

- Örneğin 1925 hareketinde Guewdere mıntıkasında Xeylan köyünü devlet 

  yakınca birkaç aile kendi ülkesinde muhacir olur.

- Bu ailelerden bir kaçıda DERON köyüne geliyor.

- Vahdetin babası Arif ağa ve kardeşleri bu ailelere  yardımcı oluyorlar.

- Yine göçebe Beritan aşiretinden bazı aileler yerleşik düzene geçmek için köye

  gelirler.

- Aynı yardımı bu ailelere'de yapıyorlar.

- GULE DERUN'un,günümüzdeki Îbrahim,Xarabe köyleri başta olmak

  üzere,Çılkani ovası,Dik köyü hemen hemen tüm arazileri GULE'nin babasının

  tasarrufundaymış.

- Ailenin ziliyetinde olan bu arazi yıllar sonra devlet kadastro götürerek dogal

  afetlerden dolayı göç etmek zorunda olan köylere burada bu arazileri tahsis 

  etmistir.

- Günümüzde Yeniköy diğer adıyla "Çılkani" Guewdere mıntıkasından birkaç

  köyün doğal afetlerden dolayı 1965'li yıllarda göç eden ailelerden 

  oluşmaktadır.

- Dik köyüde yine Zıkte bölgesinde göç aden ailelerden oluşmaktadır. 

- Kısaca verimli Çılkani ovası tarih boyunca ÇOMERIK aşiretine ait bir 

  araziymiş.


****************

-Vahdettin 1959 yılında DERUN ,Derenazik türkçeleştirilmiş ismiyle ÎNCESU

 köyünde dünya'ya gelmiştir.

- Babası Arif Ağa , Vahdettin daha çocuk yaştayken vefat eder.

- Ağabeyi Hakkı babasından kısa süre sonra evlenir.

- Vahdettin anneside o dönemde köyde Hacı Yusuf'la evlenir.

- Babasız ve annesiz yetim kalan Vahdettin büyümesinde Hakkı abisi ve eşi bir

  anne ve baba şefkatile Vahdeti büyütürler.

- Vahdetin köyünde okul olmadığı için komşu YENIKÖY'de açılan ilkokula

  10 yaşındayken kaydı yaptırılır.

- Vahdettin çok zeki olduğu, ilkokulun 1,2 ve 3 sınıflarını ilk yılda birleştirerek

  bitirir.

- 4,5 sınıflarıda normal devam ederek anlaşılan 3 yılda okulu bitirir.

- Ortaokuluda Yeniköyde yeni açıldığı ilk yılında başlar.

- Ortaokulu zamanında bitirerek devlet yatılı okul sınavlarına girerek başarılı

  bir puanla sıralamaya girer.

- O dönemde YENIKÖY'de Dersim Öğretmen okulunu kazananlar içinde  

  Vahdettin KITAY,Selhattin Karakuş,Selim Çürükkaya,Ekrem Yıldırım ve

  Mustafa  Karakaya'da vardır.


VAHDETTÎN KITAY'IN DERSÎM ÖGRETMEN OKULU, ALMANYA'YA ÇIKIŞI VE PKK HAREKETÎNE KATILIŞI, 

 

- Vahdettin 1976 yılında Dersim Öğretmen okuluna kaydını yaptırır.

- Okul arkadaşları içinde Cuma Tak,Seyfeddin Zuğurlu,Mehmet Sevgat,Selim

  Çürükkaya,Ferhan Güllü başta olmak üzere onlarca isim sayabiliriz.

- Vahdettin işte PKK'nin bu çekirdek kadrosunun ,dağlarda zindanda direniş

  gösteren ekibi içinde yerini alır.

- PKK 1978 Kasım'da partileşme kararı aldığında, Vahdettin o dönemlerde bu

 arkadaşlarıyla tartıştığı en önemli konu, " Partiye en doğru nasıl bir katılım 

 yapacagız? Daha ileri bir çalısmayı nasıl geliştireceğiz ? soruları üzerine

 yoğunlaşır.

- Köy ve şehir komiteleri kurma zorunluluğunu somutlaştırırlar.

- Vahdettin kurulan bu komitelerin hem köy ve hem şehir görevlerinde aktif 

  yer alır.

- Ailesini varlıklı olmasından kaynaklı yakın çevresinden kendisine şu eleştiri

  yöneltilir.

- Vahdet, Ailesine ve akrabasına değer vermiyor herşeyini Kurdistana feda

  etmekle suçlanıyordu.

- Köyde topraksız ailelere kendi arazisindeki otları karşılıksız biçmesine imkan 

  sunmuştu.

- Tabi ailenin o dönemde iki traktör başta olmak üzere yolcu taşıma dolmuşuda

  fakir köylülerin emrindeydi.


**************


- 1979 yılının sonlarına doğru bir sorunu çözmek için mecburen Almanya'ya

  gider.

- Asıl amacı sorunu çözüp,tekrar ülkeye dönüş yapmaktır.

- Almanya'ya gittiğinde Hamburg,Bremen ve Oldenburg'da geniş bir Kürd 

  kitlesyile karşılaşır.

- Vahdet, o dönemde Almanya'da kitle faaliyetlerini yürütmeye başlar.

- Kitle faaliyetleri içinde önemli arkadaşlarından biride Züvyerli şehid Zaza

  Hasan "Ömer Akkaya"dır.

- Almanya'da 1984/Nisan ayında düzenlenen Hannover-Bonn uzun yürüyüşünün

  tertip komitesi içinde yer alır.

- 1984-85 yıllarında da Frankfurt Bölge sorumluluğunuda yapar.

- Vahdet Almanya/Oldenburg kentinde ağabeyinin işlettiği restoranta alkolü 

 yasaklar.

- Îşyerinin üstünde bulunan 17 adet odayı parası olmayan Kürd gençlerinin

  yerleşmesine bedava olarak tahsis eder.

- Ağabeyi Hakkı kardeşinin bu davranışından çok rahatsız olur.

- Ve derki ! kardeşim köydeki arazimizi,motorlarımızı ve dolmuşu bedava

  olarak partinin emrinde kullandın.

- Artık masraflarını karşılayamaz olduğum için senin yüzünden sattım.

- Şimdi de gelip Almanya'da yine yakamı bırakmıyorsun.

- Gelip işyerimde para kazandığım alkolü yasakladın.

- Îşyerimin üstündeki beni tasarrufumda olan küçük odaları kendime kira'ya

  veriyordum.

- Onuda bırakmadın beni iflasa götürdün,der.

- Vahdetin,  Hakkı abisine dönerek şunu söyler herşeyi biliyorum. 

- Tüm bu yardımları yaptığım insanlar bunu bilki ! senden aldıklarımı

   onlara verdim. Senin durumun onlardan iyi olduğunu da biliyorum.

- Senin bu zararlarını benim köyde payıma düşen geniş bir arazi vardır.

- Bende feragat edip,payıma düşeni sana veriyorum,der.

- Vahdettin bu tavır ve davranışlarından dolayı Oldenburgdaki özellikle Ezidi 

  Kürdlerin çok dikkatini çeker.

- Yıllar geçsede ,Vahdettin bu yaptıkları Ezidi Kürdler üzerine derin izler

  bırakır.

- Bugün bile onu tanıyan Ezidi Kürdler evlerinde Vahdettin fotoğrafını hala

  asıyorlar.


*****************

- Vahdet,1985 yılında PKK parti sahasına gider.

-Mahsun Korkmaz akademisinde yönetimde yer alır.

- Ve 3.kongreye'de katılır. 

-Vahdet , 1987 yılında Diyarbakır-Bingöl eyalet sorumluluğuna atanır.

- Lübnan'dan Diyarbakıra özgürlük yürüyüşüne öncü olarak katılır. 

- Yaklaşık 2 yıl eyalete çok yoğun çatısmaların içinde yer alır.

- Vahdettin 1989/8 Ekim tarihinde Çolig/Az köyünde şehadete ulaşır.





               VAHDETTÎN KITAY'IN ŞEHADETTÎ



- Vahdet 1989 Ekim ayında Az köyüne gider.

- Malumunuz Vahdet köken olarak aynı bölgeden ve aynı aşiretendir.

- Köyde Yaşar Baraç isminde bir milisi şehire ağırlıklı olarak Tıbbi malzeme

  getirmek için tanıdık bir arkadaşına gönderir.

- Yaşar Baraç'ın bir kardeşide Emniyete bekçi olarak o dönemde görev 

  yapıyordu.

- Milis Yaşar , doğal olarak kardeşi bekçi Melek'in evine gider.

- Melek kardeşinin durumundan şüpheleniyor.

- Çünkü tıbbi malzeme başta olmak üzere diğer malzemelerin evinin ihtiyacı

  olamaycağını düşünüyor.

- Kardeşi'de demekki ! biraz saf ve olayın boyutunu ve sonuçlarını kendince

  kestiremiyor.

- Melek kardeşini biraz üsteler ve kardeşi  çözülür. 

- Gerilla'la olan ilişkisini Meleke anlatır. 

- Melek olayı anında Asker/Polise bildirir.

-Yaşar artık kontrole alınmış,gerillayla ilgili tüm istihbarati bilgileri verir.

- Asker ve timler önceden gidip, köyde pusu kuararlar.

- Vahdet ve arkadaşlarının gelecegi saati pusuda beklerler.

- Gece'nin belirlenen saatinde Vahdet ve arkadaşları  Yaşar'ın evinin önüne

  gelirler.

- Asker ve timler önceden saklandıkları mevzilerden aydınlatma fişegi ve

   lambaları devreye koyup, çevreyi aydınlatıyorlar.

 - Vahdetti ve Abdullahı şehid ederler.

- Bu çatışmada bir askerin yüksek bir ağacın üzerine çıkarak mevzi aldığı, 

  anlatımlara göre çatışmada sağ kurtulan bir bayan gerillanin ağaçtaki bu

  askeri öldürüyor.


- Vahdettin eyalet komutanı olduğu dönemde, bölgede çok büyük gerilla

  gurupları yoktu.

- Ama ailesinden edindigim bilgilerde Vahdet'in yanında PKK içinde yaklaşık 25

  yıl gerillacılık yapan SARI ÎBRAHIM "Ramazan Toptaş" da o dönemde vardı.

- Ama bu çatışmada yoktu.

- Sarı Îbrahim 1984 yılında PKK'nin ilk kurşunu ERUH'ta sıkan Mahsun 

  Korkmaz'ın gurubunda yer almış, Batman'dan arkadaşlarmış,

- 1978 yılında harekete katılan Sarı Îbrahim yaklaşık 25 yıl gerilla'da önemli

  görevler yapmış biriydi. 

- Parti kaynaklarının açıklamalarında 3 Ağustos 2006 tarihinde parti içinde

  kontra güçlerı tararfından şehadete ulaştığı haberi yapılır.



KISA BÎR ANEKDOT ?


- Vahdettin şehadettinden 1 veya 2 gün sonraydı.

- Çolig Belediyesinde o dönem çalışıyordum.

- Arkadaşlarımdan biri odama gelerek Kek Orhan dedi !

- Vahdettini ihbar eden bekçi Melek bak Fen Işleri Müdürlüğüne gelmiş.

- Bende ,merakımdan dolayı  odamın kapısında Melek'in çıkmasını 

  beklemeye başladım.

- Bazı arkadaşlar dayanamayıp, Fen Işleri Müdürlüğü'nün o geniş ve büyük 

  salonuna girıp ,

- Meleki görmek ve tanımak için adeta yarıştılar.

- Melek tabi bu kalabalığı ve insanların ona lanetli ve kötü bakışından çok 

  rahatsız olduğu herhalinden beliydi.

- Bu görüntüden çok rahatsız olan ve iş takibinide utancından dolayı mı ? o

 görsel psikolojik ortamdan dolayı mı bilmiyorum, işini yarıda bırakarak 

 Belediyeden çıktı.

- Belediye personeli hepsi pencerelere çıkarak , onun dışarda da gözlemlemeye

  başladı.

- Melek arkasına ve çevresine cesaret edip bakmadan uzaklaşıp,kayboldu.

- O günden sonra Melek adeta Çolig'de lanetli biri olarak çarşıda halkın 

  içine çıkamadı.

- Anlatımlara göre yıllarca gizli mekanlarda adetta kelaynak kuşu gibi devlet

 tarafından ailesiyle korunmaya alınmştı,


- Melek denilen kişilik yaptıği bu ihanetle hergün bir ölü gibi yaşamı tercih

 etmişti,kendisine



SONUÇ,


- Kürdlerin kanayan yarası olan ihanet,bırakuji gibi trajedilerle doludur.

- Bende günümüzde halen devam eden bu serencamlarla dolu dramatik tarihe

  Vahdettin Kıtay'ın şahsında neşter vurmaya çalıştım.

- Kürd filozofu, Liceli Fehmi Bilal'in Ağaçların söyleşisi şiirinden şu anlamlı

  ifadelerle yazımı noktalıyorum.

- Kimilerimiz haramzadedir,

- Kimilerinin nankör evlatları var

- Kürtler düşmanlarıyla el ele tutuşup onlara destek oldukça,

- Boyunduruk altında, çaresiz ve zavallı kalacaklardır.

 

- Ruhun şad olsun Çoligin asil ve yigit evladı ,Vahdettîn,

- Ruhun şad olsun gerilla komutanı Vahdettin,


Selam ve saygılarımla,




                                                   Orhan Zuexpayıc

17 Mart 2015

ŞEYH SAÎD HAREKETÎNÎN EN GENÇ ( 14 YAŞINDA) DÎRENÎŞÇÎSÎ KELAXSÎLÎ ABDULHAMÎD BÎLGÎNÎN YAŞAM HÎKAYESÎ ?







" Ben severim okuyanı yazanı
 
  Ben kutsarım yurt için çarpışanı.."

                   Kelaxsili Seyh Abdulhamid Bilgin










                    ABDULHAMÎD EFENDÎ'NÎN ŞAL U ŞAPIK KÜRD ULUSAL GÎYSÎLERÎYLE






Şeyh Abdulhamid Kelaxsi'nin kısa bir yaşam hikayesini bundan 10 yıl evvel Kırdki/zazaki anadilimle kaleme almıştım. Bu çalışmam o dönemde Almanyada 15 günde bir çıkarılan PEYAMA KURD gazetesinde yayınlamıştı. Peyama Kurd gazetesi KDP'nin çıkarmış olduğu ve iki sayfasını'da Kırdki/zazaki diliyle yayın yapıyordu.

Bu makalemi aynı zamanda o dönemde Welatparez.com sitesinde de yayınlanmıştı.

Bu sitenin sahibi DR.Mehmet Siraç Bilgin'di yanlız site Türkiyede yasaklı olduğu için kimse takip edemiyordu.

Merhum,Dr.Sıraç Bilgin Kırdki/zazaki bu makaleme çok sevinmişti. Ve devamla Orhan Zuexpayıc babamı cok güzel ifade etmişsin. Bu yazını okuyunca çok duygulandım. Dışarıdaki insanların bakış açısıyla babamın bilinmeyen yönlerini  sizinle daha iyi anladıgımı , bana ifade etmişti.



Şeyh Abdulhamid Efendi'yi bu defa daha detaylı ama Türkçe kaleme almayı düşündüm. Amacım büyük bir okuyucu kitlesine tarihe mal olmuş, daha 14 yaşındayken 1925 hareketine katılan bu yılmaz direnişçiyi tanıtmaktır.



 

                       ŞEYH MUSTAFA KELAXSÎNÎN TÜRBESI

 

 

 

ABDULHAMÎD EFENDÎ'NÎN KÖYÜ VE COĞRAFYASIYLA ÎLGÎLÎ BÎLGÎLER ?

 

 

Abdulhamid Efendi tanımak veya anlamak için önce nereli olduğunu biraz anlatmak istiyorum. 

Merhum, Abdulhamid efendi görkemli KO SPÎ'nin "Akdağ" ın etegindeki Kelaxsi köyündendir.

Kelaxsi Dareheni/Sivon mıntıkasına bağlı bir köydür.

KO SPÎ coğrafik olarak Çolig , Amed,Xarpet  coğrafyasının sınırlarını ayıran kutsal bir dağdır.

KO SPÎ dağ silsilesi Dareheni,Palu,Karebegan,Hani,Piran sinirlarinida ayni zamanda belirler.

KO SPÎ'nin hemen etegindeki kelaxsi köyünde bir  türbe vardır.

Bu türbe halk arasındaki ismi  "KUBBE" Şeyh Mustafa Efendiye aittir.

Bu muhterem şahsiyet, Kürd Ru-Spi si, komutanı,  1925 hareketinin Xarpet cephe komutanı  Kealxsili Şeyh Şerif'in babasıdır.


***************


Ko SPÎ Şarık u Şivon efsanesinin geçtigi mekandır. 

Rivayetlere göre Mekedon kralı Iskenderin gelip KO SPÎ'nin doruklarını mesken tutmuştur.

Bundan dolayıda dağın zirvesinde bulunan tepeyede Iskender tepesi denilmektedir.

İskender tepesi tüm asiliği ve heybetli görüntüsü ile zirvededir.

Bu tepe Akdağ (Ko Spi)’in en yüksek yeridir.

Yüksek, asi ve bir o kadarda kibirli ve gururlu.

KO SPÎ'nin sadece kutsalığı bumu ?

Şeyh Said efendi'nin dedesi Şeyh Ali Septi'de Palu coğrafyasına geldiginde, Osmanlılar tarafından bölgede otorite olan Karacimşit beyleri tarafından yerleşmesine müsade edilmez.

Şeyh Ali Septi yönünü KO SPÎ'nin etegindeki EKRAG ve KELAXSI köylerine verir.

O dönem'de türbesi bulunan zat olan Şeyh Mustafa'nin bölgedeki nüfuzundan dolayı Palu beyleri üzerinde baskı kurararak zorla Palu'ya yerleşmesini sağlar.


Şeyh Ali Nakşibendiligi yaymak için bölgeye geldiğinde daha bekar, ve ilk evliliginide Ekrag köyünde yapar.


Nasıl'ki Fırat ve Aras nehirlerinin ilk kaynağı Bingöl dağları, Dicle nehiri'nin kaynağı da KO SPî'nin eteklerinden başlamışsa,


Yine, Şeyh Said'in dedesi Ali Septi'nin Nakşibendi tarikatını yaymak için çıkış yaptığı,himaye gördüğü mekanda yine KO SPÎ ise kutsalığını sanırım daha iyi anlamış oluyoruz.


Kelaxsi 1925 başta olmak üzere 1980 yılındaki askeri darbede ilk boşaltılan ve yakılan köy ünvanına sahiptir.

Kelaxsi kutsal mekanlığından dolayı sürekli Türk devletinin kırmızı çizgileri arasında olduğunu hatırlatmak isterim.

KO SPΠ Kürd direnişçilerinden Şeyh Hüsen,Hüs Wasmunu,Yib Mehun,Şeyh Abdurrahim başta olmak üzere çok önemli direnişçileri himaye etmiştir.

Yakın dönemde de Zeki Yıldız,Vahdettin Kıtay,Hasan Çürükkaya,Mustafa Ayçiçek gibi önemli gerilla komutanlarınıda himaye etmiştir.


Dağlar kendi gibi insan yetiştirir derler ya,

Bu yiğit insanlarda akıları ve yiğitlikleriyle nam salarak bu dağların önemini yani kutsallığını bir kez daha pekiştirdiler.


KO SPÎ'nin kutsalığı saymakla bitmez.




                  XARPET CEPHE KOMUTANI ŞEYH ŞERÎF KELAXSÎ




ABDULHAMÎD EFENDÎ KÎMDÎR ? KISACA AÇIKLAMAK ÎSTÎYORUM.



Abdulhamid Efendi yakın dönemde vefat eden Kürd siyasetçi,aydın ve yazar kimliğilye tanınan Dr.Mehmet Siraç Bilgin'in babasıdır.

Abdulhamid Efendi defalarca misafirimiz olmuş, aynı bölgenin insanı olmamız münasebetiyle defalarca sohbetlerine daha çocuk yaştayken tanıklık yaptığımı belirtmek isterim.


 Dr Sıraç Bilgin'in sitesisinden edidiğim bilgilerle babasını kısaca size tanıtayım.

Şeyh Said hareketi başladığında daha 14 yaşındaymış.

1911 yılında Kelaxsi'de dünya'ya geliyor.

Babası Şeyh Tahir efendi 1925 hareketinden evvel vefat ediyor.

Annesi Guewdere mıntıkasından Pul köyünden olup, ismi Pape'dir.

Şeyh Tahir'in en büyük çocuğu'da Zeynep hanımdır.

Zeynep Guewdere mıntıkasında Züwyer köyünde Mehmud Mılun (Ersöz) ile evliydi.


Abdulhamid Efendi'nin dul kalan annesi Pappe , eşinin küçük kardeşi Şeyh Hüsenle evlendirilir.

Bu evliliğinden'de Abdulaziz efendi doğar.

Abdulaziz efendi 1985 yılında Dareheni/Kelaxside Türk subayı barbar Ali Sahin tarafından katl edilen şehid Sıddık Bilgin'in babasıdır.



Abdulhamid Efendi babasının vefatından sonra onunla yakından ilgilenen Kürd şehidi Xarpet cephe komutanı Şeyh Şerif Efendidir.

Şeyh Şerif küçük yegeni Abdulhamidi  1922 yılında Çolig şehir merkezinde Osmanlı döneminde açılan ilkokula kayıt etirir.

Daha 3.sınıftayken Şeyh Said hareketi patlak verir.







                     ŞEYH HÜSEN KELAXSΠ ÎLK TÜRK SAVAŞ UÇAĞINI DÜŞÜREN  

                     KÜRD KOMUTANI ?






ABDULHAMÎD EFENDÎ , ŞEYH SAÎD HAREKETÎ ÎÇÎNDEKÎ KONUMU ?


Abdulhamid efendi ne olup, bittiğini daha anlamadan kendisini hareketin içinde bulur.

Çünkü hareketin bölgedeki motor gücü,önder kadrosu içinde kuşkusuz Kelaxsili Şeyh Mustafa Efendi'nin çocukları Şeyh Şerif ve Şeyh Hüsen efendiler vardır.

Hem Şeyh Said ailesiyle olan yakınlığı,hem Şeyh Ali Septi'nin bölgedeki ilk halifeleri olma münasebetiyle  ve sorumluluk bilinciyle kendini işin içinde bulurlar.


Şeyh Şerif Efendi'nin 1916,17 deki Rus isgaline karşı bölgede hem kanaat önderi ve hemde milis alay komutanı olarak halk tarafından seçilerek görevlendirilir.

Yine kardeşi Şeyh Hüsen Efendi'nin savaşçı kimliği,hareket ve sonrası gerilla savaşı en önemliside 1926'yılında Bin-Xete yapılan uzun yürüyüyşte düşürülen ilk Türk savaş uçağı'nın kahramanı ünvanına sahiptir.


 Kürd tarihinde Şeyh Hüsen bu ünvanıyla çoktan yerini almıştır.


Abdulhamid Efendi daha 14 yaşındayken Şeyh Said hareketi patlak verince okulunu yarıda bırakarak,eline silahı alır.


1925 hareketinde Xarpet cephe komutanlığında içinde savaşcı olarak yer alır.

Tarihi Gazik,Mendo ve Kıran çatışmalarının içinde en aktif ve en genç direnişçileri ararsında yine vardır.


Hatta o kadar korkusuz ve cesurdu ki onunla beraber savaşan Züvyerli meşhur savaşçılardan Şahin El Cındun'un bir sözü hala memlekete anlatılır.

Kıran çatışmasında Abdulhamid Efendi o kadar korkusuz savaşır ki  ! adetta mevzisi üzerinde uçuşan mermilere aldırmadan asker ve işbirlikçi çetelerin üzerine saldırır.


Şahin El Cındun'da Abdulhamid başını mevzide sakın çıkarma ve devamla Kırdki/zazaki şu sözlerle ifade ediyordu.

 

"Bo gule ame nie Abdulhamid şınasnen, nie Şahin şınasnen. Raşt kum ame,Gına Kumır o şınu." 

 

Türkçesi, Sahin diyiyorki !  "bak kurşun adres sormaz." geldiğinde ne Abdulhamidi tanır, ne Şahini tanır ? kime denk gelirse o gider. 

O  yüzden ucuza gitmiyelim.


Abdulhamid Efendi hareket bastırıldıktan sonrada gerilla savaşı verir.

1926 Kasım ayında bin-xete yapılan ve Kurdistandaki en uzun ve tarihi bu  yürüyüşteki kafilede kendisi amcası Şeyh Hüsen Efendi'nin birliginde yer alır.

Bin xete yapılan o görkemli yürüyüşteki yol güzergahında düşürülen uçak'ın tanıklarındandır.

Ayrıca uzun yürüyüyşte kurulan pusular ve Türk askerleriyle yapılan çatışmalarda Abdulhamid Efendi ve Vınyerinli Hacı Enwer Baynun isimlerinden söz ettiren daha çocuk yaştaki iki Kürd direnişçisidir.


Abdulhamid efendi Türk devletinin göstermelik afindan yararlanarak 1, 5 yıl sonra 1928 yılında ülkeye dönüş yaparlar.

Ama silahını ve gerilla mücadelesini elinden bırakmaz ,devam ettirir.

O dönemde Palu/Ekrag köyünden olup, dönemin vurulan bir korucunun eşi olan Ayşe hanımı kendisine eş olarak kaçırır.

Ayşe hanım'da iki ağabeyi harekete destek vermiş, sonradan sürgüne gönderilen bir ailenin kızıdır.

Abdulhamid efendi 1930 lu yıllarda amcası Şeyh Hüsen'in kurulan bir pusuda yaralanmış, ve amcasını pusudan kurtarmasını başaran bir savaşçıydı.

Abdulhamid Efendi sürgün dönüşü yaklaşık 2 yıl eşiyle beraber gerillacılık yapar.

O dönemde yerli işbirlikçi çetelerin kurduğu pusu , ve ihbarları sonucu ülkede kalma imkanları olmadığı için eşi Ayşe Hanım'la yönlerini Suriye Kurdistanına (Rojava) verirler.



Abdulhamid Efendi Suriye Kurdistanına 1932'lu yılında gider. Qamışlo/Pişeriyan mahallesine yerleşirler.

O dönmemde Fransa'nın yönetiminde olan bölgede Kürdler üzerinde büyük baskılar vardır.

Abdulhamid sürgünde kaldığı 18 yıl boyunca ülkesinde de olsa hep kaçak yaşamıştır. Aynı zamanda Türk devletine askerlikte hiç yapmamıştır. Sürgün dönüşünde de askerlik şubesi,nüfus müdürlüklerinde kaydı olmasına rağmen akıl edilip, askerlik yapmadıği yönünde de hiç muhatap olmamıştır.

Kısacası asker kaçağı olması hep unutulmuştur.


Sürgünde Kürd aydınlarından Cigerxundan tutun, Nureddin Zaza ve ağabeyi Dr.Nafiz Yekbun, Bedirxanilerden tutun Cemilpaşa ailesiyle dostluk ve kader birliği yapar.

O dönem Kürd aydınlarının merkezi olan ROJAVA'da Abdulhamid efendi siyasi çalışmalarin içinde Xoybun dahil olmak üzere aktif yer alır.

1950 yılında Demokrat parti'nin çıkardığı af yasasıyla ülkeye dönüş yapar.

Abdulhamid Efendi ATA topraklarına gelir,  ama kendi köyü KELAXSI'ye yerleşmez.

Dayıları olan Guewdere/Pul köyünden Emer Qasmun , yeğenlerine sahip çıkarlar.

Ve kendi köylerine ait  en değerli,sulak ve Murad nehirinin kıyısindaki araziyi  tahsis ederler.

Abdulhamid Efendi bu arazide ROJAVA'da edindigi tecrübeyle çok güzel bir bahçe yetiştirir.

Şahsen bu bahçeden çok meyva yediğim oldu.

Kendi köyüme giderken bu bahçe uğrak yerimizdi.

Abdulhamid Efendinin bu vadideki evi özellikle Guewdere mıntıkasında benim köyümünde dahil olduğu toplumsal olayları kesinlikle devlete götürmezlerdi.

Abdulhamid Efendi nin evi adeta mahkeme işlevini görüyordu.

Bütün toplumsal olayları sulhla çözerdi.

Bölge halkı saygın ve direnişçi kimliğine müthiş bir saygısı vardı.

Tabi onun bu kimliğinden bölgede rahatsız olan işbirlikçi muhbir çevrelerde vardı.

Abdulhamid Efendi'nin bu mütevazi evine birçok Kürd aydın ve direnişçisinden tutun alimine kadar konuk olmuştur.

Şeyh Said Efendi'nin iki oğlu Şeyh Alirıza ve Şeyh Selhaddin, Saide Kurd i, Şeyh Said'in kardeşleri Şeyh Tahir ve Şeyh Mehdin bu konukların başında gelenlerdi.

1991 yılında TBMM merhum Alirıza Septioğlunu ziyaret etmiştim. 

Bana Çolıg'de ilk sorduğu ve anlatığı kişi Abdulhamid Efendidir.

Bana sohbetinde şunları aktarmıştı.

Çolig coğrafyasında benim en saygı duyduğum ve defalarca misafir oldugum,beraberce av arkadasligi yapttigim şahsiyet Abdulhamid efendidir.

Septioğlu ulusal meselede uzakta olsa,cekincelide davransa Abdulhamid Efendi'nin Kürdi yaşamı ve cesaretine müthiş bir hayranlığı olduğunu bana aktarmıştı.


Yine, bölgede özellikle insanlara kendi dil ve  kültürüne ve yaşamına çok önem veren biriydi.

Kırdki/zazaki konuşmasını bilip konuşmayan insanlara hiç tahammül etmezdi.

 Ana dili Kırdki/zazaki'yi bilip konuşmayana cematlerde anında reaksiyon gösterip , rezil u rüsva ederdi.

Özellikle davasından,kimliğinden uzak olanlara  " GÎÎÎ KUTÎK " yani köpeğin dışkısı sözü memlekete hala hafızalardadır. 

Örnegin bölgede biri Kırdki/zazaki "Rahar Tirun" yani Tren yolu deseydi. Abdulhamid efendi hemen müdahale edip düzeltirdi. Ve derdiki "Rahar Asin" Demir yolu niye demiyorsunuz ? insanlara doğru kelime ve cümlelerin ögrenmesini sağlardı.


Yine, 1970 li yılların ortalarında gençler Newruz'da  "Çıra Xırab" SUWERAN istasyonunda ateş yakıp silah patlatlatarak bayramı kutlarlar.

Abdulhamid Efendi ertesi gün merak edip ,istasyona gidip yakılan ateş ve silah seslerinin nedenini sorar. Tabi, gençler efendi biz Kürdlerin Newruz bayramını  kutladık,derler.

Abdulhamid Efendi gençlere çok sitem eder. Ve derki niye banada haber vermediniz. Bende gelip bir iki silah patlatırdım.


Tabi,Abdulhamid Efendi özellikle ulusal meseledeki duyarlılığı, Newruz, toplantı ve faaliyetlere verdiği önemden dolayı bölgedeki bazı devlet tandaslı din hocaları, işbirlikçi Şeyh,Ağa ve Beylerin korkulu rüyasıydı.


****************


Abdulhamid Efendi , ülkeye dönüş yaparken 1954 yılında ikinci evliliğini Züwyer köyünden demirci Ibrahim'in kızı Fatma hanımla yapar.

Demirci Îbrahimde " YIB OLUN" da bir isyan sürgünü, 1926 ROJAVA yapılan uzun yürüyüşüne giden kafilede oda vardır.

Abdulhamid Efendi 1978 yılında Diyarbakırda vefat eder.

Vasiyeti üzerine kendi köyü Kelaxside dedesine ait KUBE'nin yanında

defin edilir.



Abdulhamid efendinin ikinci  evliliginden olan çocuklarından LEZGÎN ve RODÎ 1984 yılında  başlayan silahli  Kürd ulusal mücadelesi içinde aktif yer alırlar.

Lezgin (Zagros) 1992 yılında takım komutanı olarak Şemdinlide şehadete ulaştı.

Küçük kardeşi RODI ise zindan direnişçisi olarak TOKAT/Zile'de esir oldugu halde şehadete ulaştı.

Yine bu savaşta Abdulhamid efendi'nin evi  Türk devleti ve yerli işbirlikçiler tarafından yakılıp,yıkiıdı.

Aile tesbih taneleri gibi dört bir yana dağıldı.

Abdulhamid Efendinin eşi Fatma hanım'da hala Elazığ'da yasıyor.



ABDULHAMÎD EFENDÎ VE BÎR ANEKDOT ?



Bu anekdotu yıllar önce bir dönem Çolig belediye başkanlığı yapan Said Aymaz'dan dinlemiştim.

Bu anekdotu Said Aymaza atfen aktarmak istiyorum.


Yıl 1971 veya 72 olsa gerek, 12 mart muhtırası verilmişti.

Molla Mustafa Barzani'nin hareketi ve direnişi Kuzey Kurdistana ruh ve  heycan yaratmıştı.

Yine , Kuzey Kurdistanda Kürd gençleri yeni siyasi oluşumlar kurmuştu.

Devlet o dönemlerde hemen Kurdistana komanda ve jandarma baskıları yanında birde  Dinayet işlerini devreye sokmuştu.

Gönderdiği bazı ajitatör ve besleme Vaazcıları  sözde ÎRŞAD  "aydınlanma" amaçlı , ama özde kandırma, korkutma ve sindirme amaçlı Kurdistana konferanslar verdiriyordu.

Çok iyi hatırlıyorum bir gurup,Vaaz'da dareheni ilçesine gelmişti.

Bende o dönemde darehenide ortaokul müdürüydüm.

Bu konferansa devlet memurları zorunlu olarak katıldıkları için bende katılmıstım.


Konferansta konuşan Vaaz özellikle dinden imandan Kuran'dan hiç bahs etmedi.

Ağırlıklı olarak bölge halkına korku,tehdit ve yıldırma amaçlı vaaz verdi. Çok iyi hatırlıyorum,  konferansta hatip cebindeki Nufüs cüzdanı , eskiden defter şeklindeydi onu çıkarmıştı.

Defterdeki din sütununu bölümünü işaret ederek, eğer bugün ordumuz, devletimiz ve dinimiz olmasaydı ? yabancı güçler bizleri birbirine düşman edip, belki bugün cüzdandaki din sütununuzda ZERDÜŞT yazılacaktı.

Yine "NASYONAL" uyruğu bölümünede belki ERMENÎ yazılacaktı.

Tabii ben anlatılmak istenilen bu saçma sapan propagandaların ne amaçla yapıldığını çok iyi biliyordum.


Konferans sonrası dareheni çarşısına çıktım.

Merhum Abdulhamid Efendiy'le karşılaştım.

Benim konferansa katıldığımı bildiği için ?  yanına çağırarak müdür gel bir çay içelim, dedi.

Bende yanına giderek sohbetine katıldım.

Konferansta konuşanları kendisine aktardım.

Abdulhamid efendi çok iyi hatırlıyorum bana şunu demişti ? Hoca hoca bizim nüfus cüzdanında TÜRK değil eşek oğlu eşek yazılsaydı daha iyi olurdu.

Yeterki bize bu Türk adını takmasınlar.

Ve sitem ederek memleketen bir memur çıkıp, bu sözü onlara söylemedi.

Said Aymaz devamla Abdulhamid efendi'nin öngörüsü,cesareti ve Kürdi duruşunuda öve öve bitiremedi.


Sonuç,


Abdulhamid efendi Kürd ulusal davasında bölgede mektepsiz bir halk aydınıydı.

Ama onun mücadeleci ve direnişçi kimliği, sürgündeki ideolojok ve politik edindiği bilgiler, 

 

Rojava'da Kürd aydınlarıyla dostluk,siyasi ilişkilenmeler ve yaşadığı ortamlar kısaca tecrübleriyle onu yetkinleştirmişti.

En degme politikacılar başta olmak üzere din adamları onun hoş ve nüktedan sohbetlerinden feyiz alırlardı.

Abdulhamid Efendi'nin yaşamı ve mücadeleci kimliğini yazmamdaki amaç, yeni nesil onu  iyi tanısın.

Abdulhamid Efendinin cesareti ,yaşadığı zorluklar ve ailece verdikleri bedelleri bilsinler.

Kürd tarihinde bu değerler iyi tanıtılıp, halk bu değerlerine sahip çıkarsa Kürd ulusunun kurtuluşu ve özgürlügü o kadar yakındır.




Ruhu şad olsun, Kürd direnişçisi ,

Ruhu şad olsun KO SPÎ kartalı Abdulhamid Efendi,




                                                                        Orhan Zuexpayıc

12 Mart 2015

ESKÎ BÎNGÖL "ÇOLÎG" DEN BÎR FOTOĞRAF'IN ANATOMÎSÎ

                          


Bu fotoğraftaki görüntü, mevki olarak şuandaki Musyan mahallesi "Mehle Musyon" ile aşağı çarşi " çarşiye cer" ,düzağaç mahallesinin bulunduğu alanı kapsıyor.

 


                 ÇOLÎGDEN NOSTALJÎK BÎR FOTOĞRAF









- Musayan Mahallesi Çolig'de eskiden sık,sık halk tarafından kullanılan bir isimdir.
- Musyan mahallesi günümüzde Bahçelievler mahallesinin batısındaki yerleşim yerinin bittiği lokal
   bir bölgenin ismidir.
-Musyan mahallesi ismini 1940'lı yılların başında merhum dedem Faris ve kardeşi Haci Levent ilk gelip
  yerleştikleri mekan oldukları için ismini bu aileden esinlenerek almıştır.
- Musyan mahallesinin bitiminde bulunan çesmeye'de halk arasında "Çırre Musyun" diyiyorlar.
- Bu çesme çok iyi hatırlıyorum. 
- Dik ve derin bir uçurumda borularla getirilmiştir. 
- Bu borular çok paslı ve metaldi. 
- Suyun kaynağının nereden geldiği ve borularala nasıl ve ne zaman döşendigi hakkında bilgi sahibi değilim. 
- Tarihe olan ilgimde dolayı o dönemlerde çok merak etmiştim. 
- Suyun kaynağı çesmenin en tepesinde taşlarla çevrili bir alandan dönemın ermeni aileleri tarafından
   getirildiği  yönünde halk arasında yaygın bir görüşte vardı.
- Çırre Musyan'nın aktığı dik uçurumda çok farklı renkte toprak çeşitleri vardı.
- Halk bu toprağı genelde ,evler çatılı olmadığı için evin üzerine kullanılıyordu.
- Toprak demmek ki ! suya karşı geçirimsiz olduğu ,adetta beton işlevini görüyordu. 
- Musyan çeşmesi "Çırre Musyan" da 1983-84 yılında çevresi valilik tarafından restore edilerek, dönemin
  valisi Kurtuluş Şişmantürk adı verilmiştir. 
- Tıpkı Yado çeşmesi nasılki  ! Atatürk çeşmesi ismi takıldığı gibi, her iki çeşmede kısaca isimleri asimle   
   edilmek,yani halk tarafından bilinçli olarak unuturulmak istenmiştir. 
- Ama halk halen Kırdki/zazaki bu isimleri inadına inadına kullanıyor.
- Eski nesil yaşlılarımız bu çeşmelerin yeni isimlerini kesinlikle bilmiyorlar. 
- Yeni nesilin çoğuda buna direniyor.
- Ama türkçeleştirilmiş bu isimleri bölgedeki memurlar ve dışardan gelen insanlar tabeladaki yazılı olan
   isimlerden dolayı kullanıyorlar.


FOTOĞRAFTAKÎ EVLERÎN KÎME AÎT OLDUGU HAKKINDA BÎLDÎĞIM KADARIYLA AKTARMAK ÎSTÎYORUM ?

 

- Fotoğrafın başlangıcındaki iki katlı ev merhum dedem Musyanlı Faris'in evidir.
- Karşısındaki duvarla örülmüş bahçe ve görünmeyen ev " Dewa Minun"  Ortaköy'den Salih Bukebudraç'ın
  "kirvemiz" evidir.
- Dedemin evi ile üç adet ev silsilesi arasında yaya bir geçit " KUÇE"  vardır. 
- Bu evlerin ilki halk arasında " REM AŞIQUN" nun eviydi. Merhum Ramazan  amca çok sevilen ve 
   saygı duyulan bir şahsiyetti. 
- Çok iyi hem zurna,hemde "Zel" kaval çalardı.
- Hanımı Berxe, çocukları Şefik,Fehmi;Orhan cocuklugumuzun beraber geçttiği değerlerdi. 
- Mahallemizin bu insanlardan dolayı zengin bir dokusu vardı.
- REMO nun evinin hemen bitişiğindeki evde , akrabası sayılan SELIM "AŞIQUN" nun eviydi. 
- Selim'in de 3,4 çocuğu vardı. 
- En büyük oğlu CEVAT yaşça bize yakın arkadaşımızdı. 
- Son dönemlere kadar Çolig'de PTT'de çalışıyordu.
- Selim'in evinin bitişiğı ise SARICANLI Şerif  Kaya adlı yaşlı bir amcanın  eviydi. 
- Oğlu Nureddin çocukluk arkadaşımızdı. 
- Hafızam beni yanıltmiyorsa lakabı "PELE" Nuroydu.
- Bu üç ev silsilesine karşı yanı yolun diğer tarafında hafızamda kalan Abdulkadir Bucuka "Tırkayic" denilen
  yaşlı ve kısa boylu bir amcanın eviydi.
- Hanımı Türkan teyze eşine nazaran boylu poslu, halk arasında'da "TIRKE El ARIF" diyiyorduk. 
- Îsmini babasına atfen söylüyorduk.
- Bu üç ev silsilesinden sonraki evler, yolun biraz iç tarafında Hacı AGA marangoz ve manifaturacılık
 yapıyordu onun eviydi. 
- Hemen bitişiginde de , yaşlı bir amcamız vardı ÇÎRÎS'li uzun boylu bir çınar ağacı gibi
  sohbeti hoş nuktedan bir şahsiyet olan halk arasındakı ismi "XEL MEH XUN" oturuyorlardır.
- Anne cadde üzerinde üç ev silsilesi ile Çatılı ev arasında küçük bir meydan vardı. Çatılı ev'de Hacı 
  Ağa'nın eviydi. 
- Bitişiğindeki ev ise Metan'lı "KERÎM HEYDUN " un eviydi. Kerim amca'da beraber Belediye'de
  çalıştık. 
- Oğlu bizden birkaç yaş küçük, ismi EKREM'di.
- Hacı Ağa'nın çatılı evinin karşısında'da mahalle adına belediye tarafından o dönemlerde alt yapı olmadığı için
  umuma açık bir çeşme vardı. 
- Bu ceşme'de merhum Hacı Mehmed Bukebudraç'ın evinin önünde olduğu için, halk arasında bu
  ceşme'yede "ÇIRRE MEH REŞ" diyiyorlardı. 
- Sırtını dağın eteğine dayamış iki ev'de biri merhum EMÎN Bukebudraç, diğeride Ali Bukebudraç'ın eviydi.
- Ayrıca mahallede üç çeşme vardı.
- Bu çeşmelerden ortada olanına "ÇIRRE Hes El Şar" merhum Kelaxsili Hasan Bilek'in evinin önünde
   olduğu için ondan adını alıyordu. 
- En sondaki Çeşmede "ÇIRRE HACI CEMAL" bu çeşmede merhum Hacı Cemal'in evinin yanında olduğu 
   için bu isimle anılıyordu.


FOTOĞRAFTAKÎ AŞAĞICARŞI "ÇARŞÎYE CER" ÎLE ÎLGÎLÎ AKTARIMLARIM ?

 

- Çarşiye Cer  malumunuz Awe SAĞYER ortasından geçer.
- Fotoğraftaki manzara aşağı yukarı çarşının orta ,yani merkez çevresidir.
- Yamaçtaki bahçe kime ait olduğunu çıkaramadım. Bilen olursa yazarsa sevinirim.
- Bahce'nin sol tarafinda, patika yol izlerinin bulundugu nokta'da asma'dan bir köprü vardi.
- Bu köprüde 1950 li yılların ortalarında çocuk yaşta Cemal isminde dayım,ilkbaharın o azgın sularına
   kapılarak boğuldugu halen anlatılır.
- Bahçenin üst tarafındaki düz alanda biraz büyük görünen ağaçların yanında "MEZEL SEYDA" nın
   taşlardan örülmüş avlu gorünümünde mezarı vardı. 
- Seyda malumunuz Mehmet ve Sıddık Aydar'ların dedesidir.
- Fotoğrafta göründügü gibi düzağaç bölgesinde bir tek yapı bulamazsınız.
- Bölge tamamen meşe ağaçlarından oluşmaktadır.
- Fotoğraftaki manzara'da meşe açaçlarının kesilmiş halidir.
- Yamaçlardaki izler'de yayan patika yollardır.
- Bu yollar genelde çevre köylerden şehire alışveriş veya bürokratik işleri için AT,EŞEK,KATIR veya
  yayan olarak gelen insanların kullandıkları güzergahlardır.
- Bingöl deprem öncesi aşağı çarşı'da bildiğim kadarıyla 5,6 mahalleden oluşuyordu.

-    Bu mahallerin isimleri,

  1) Mehle Cuar "Yukarı mahalle" eski şehirin düzlüğünde bulunan bugünkü Bahçelievler mahallesi için
      kullanılan isimdir.
  2)  Mehle Êlun
  3)  Mehle Yehkıjun, Bu isim Dareheni bölgesinde hem bir aşiret,hemde bir bölge ismidir.
  4)  Mehle Mumedun, Bu isimde yine Dareheni'de Tawz mıntıkasında bir köyün ismidir.
  5) Mehle Wuever, Halk arasında karşı mahalle denilir.
  6) Mehle Ciyer, vadinin içinde  'Aşağı mahalle'
   
******************
-Çolig'in Çarşiye Cer mevkindeki ağırlıklı olarak gelip yerleşenlerin, çoğunluğu Dareheni/Genç kökenli 
  aillerden oluşmaktadır. 
- Dikkatinizi çektiyse mahallelerin isminden bazılarıda dareheniden gelen insanların kendi bölge ,aile veya
  köylerinin taktıkları isimleridir.
- Çoligdeki bildigim kadarıyla Dareheni mıntıkasından gelen bazı ailelerin soyadlarınıda hatırlatmak isterim.
- Örneğin,

 

Ayçicek,Ekinci,Aymaz, Yado nun ailesi Baysal,Kulxan ailesi ELBOGA,Molla Yakup ailesi Aytekin,Aydar'lar ailesi , Haci Züfer Atala "Yehkij", Musaoglu "ATAN" ailesi,


      
    Bu soyadlari çoğaltabiliriz. 

 

- Evet sonuç olarak yukarıdaki fotoğraftan esinlenerek biraz beyin jimnastiğide yaparak 1960'lı yılların sonu
  1970 lı yılların başına gittim. 
- O dönemle ilgili kısada olsa fotodaki Çoligi anlatmaya çalıştım, 
- Eksik,yanlış ve hafızamın beni yanıltığı bilgileri düzelten değerli arkadaşların,hemşerilerimin şimdiden
  vereceği zengin bilgiler için teşekkür ederim. 


                                                                 Orhan Zuexpayıc









-


6 Mart 2015

ŞEYH SAÎD AÎLESÎNÎN ADAY ADAYLIK YARIŞI ÜZERÎNE ARAŞTIRMA VE ÎNCELEME


ŞEYH SAÎD'IN TORUNLARI YAKIN DÖNEM LEGAL SÎYASETEKÎ TUTUMLARI ÎLE ÎLGÎLÎ ARAŞTIRMA VE ÎNCELEME ?

 

 

"Şu anda fani hayata veda etmek üzereyim. Halkım için feda
 olduğuma pişman değilim. Yeter ki torunlarım düşmanlarıma
 karşı beni mahcup etmesinler."


                                                              Şeyh Said Palewi

 

 

 

 

                                      ŞEYH SAÎD PALEWÎ

 


   Şeyh Said efendi idama giderken ,yukarıdaki sözler ilmik boynuna geçirildikten sonra
   söyledigi son sözlerdir. 

 



Bu yazıyı kaleme almamdaki espiride, geçenlerde Hanili Salih Bey'in yaşam hikayesi başlıklı yazıma yorum yapan çok değerli ağabeyim ve aile dostumuz Hüseyin Çelikin o güzel sözlerinden dolayı kaleme alıyorum. 

Hanili Salih Bey'in torunlarından birinin haklı olarak dedelerinin Istiklal Mahkemesindeki o vakkar ve cesur çıkışlarından dolayı övünürken. Hüseyin Çelik birazda reaksiyon gösterekek Kırdki/zazaki yorumunda şunları söylemiştir.


" Nomera pirik şimay la dawad pirik may, pirik mıletê kirdun."

   Şımaz xizmetkar tırkon u piyzi xuê "

Türkçeleştirilmiş tercümesi ,


" Salih Bey veya arkadaşları ismen dedeniz olabilir. Ama davada bizim dedemizdir. Kürdlerin dedesidir. Siz torunları Türklerin ve midenizin hizmetçisisiniz."


Hüseyin Çelik bu tesbitini elbette,dedelerinin mirasını kötü kullanan ve red eden kişiler için kullanmıştır.


Son dönemlerde, Şeyh Said aile bireyleri'nin son seçimlerle beraber , önceside çok yoğun bir aday adayı yarışına girmişlerdir. Aileden kardeşlerden tutun,amcazadeler,amca yeğen arasında farklı demeçler,birbirilerini karşılıklı polemiklerden tutun birçok suçlamalara tanık oluyoruz. Bu konuda aileyi yakinen tanıdığım için araştırma ve inceleme yazımı sizinle paylaşamak istiyorum. 

 

ŞEYH SAÎD AÎLESÎNÎN PALU KANADI ÜZERÎNE DEĞERLENDÎRMEM ?

 

Şeyh Said ailesinin Palu kanadını ağırlıklı olarak amcası Şeyh Hasan Efendi'nin torunları siyasete önplana çıkmaktadır. Şeyh Hasan/Sadi nin torunlarından Aliriza Septioğlu Palu kanadının sembol isimlerinden biri olarak Türk siyasetinde isminden söz ettiren biridir.


Son dönemlerde Elazığ siyasetinde Alirıza Septioğlu'nun çocukları arasında siyasi çekişmelere sahne oluyoruz. Septioğlu'nun büyük oğlu Feyzi Septioğlu uzun süreden beri CHP ile kontak içindedir. Bir önceki genel seçimlerde adaylık için müracatta bulunmuştu. CHP yaptığı aday belirlemesinde aday göstermedi. Bu seçimde yine müracata bulunmuş, basına yansıyan bilgilerde Elazığ CHP'de liste başı olarak gösterilecektir.


Septioğlu'nun bir diğer oğlu Muhammed Septioğlu Has partiden geçen dönem Palu belediye reisi oldu. Sonradan Numan Kurtulmuşla beraber AKP'ye katıldı. Son belediye seçimlerinde AKP kendisini aday göstermeyince hızını alamayarak MHP'den aday oldu. Ve seçimlerde Palu halkı kendisini cezalandırarak ,seçimleri kaybetmiştir.


Septioğlu'nun küçük oğlu Faruk Septioğlu ise halen AKP'den milletvekillidir. Bu seçimlerde için tekrar müracat etmiştir.


Bu seçimde'de şansı yüksektir. Çünkü ağabeyi CHP'den kendisine rakiptir.

Ailesinden edindiğim bilgilerde AKP böl-parçala yönet politikasında ustadır. Bu yüzden CHP'ye karşı kendisini gösterip, bunun propagandasınıda,CHP'ye karşı yapacaktır. 

 

Alirıza Septioğlu'nun  dedesi Şeyh Hasan Efendi'nin yaşam hikayesini 2 yıl evvel kaleme aldığımda o dönem Belediye reisi oğlundan bilgi almak için temasa geçtim. Malesef bana dedesi hakkında fazla bilgi sahibi olmadığını, bu nedenle amcası oğlu Şeyh Zülküfe yönlendirdi. Alirıza Septioğlu'nun çocuklarına memleketlerinde yaşamalarına rağmen anadil ve Kürdi bir yaşamdan uzak olduklarını yakın çevresi çok iyi biliyorlar.Bırakın Kürd sorunu,dil sorunu'nu dedeleri hakkında bile bilgi sahibi degiler.


*****************

Şeyh Said Efendinin Palu kanadından yine son seçimlerde Seyh Hüseyin Zeki/ Giyaseddin torunlarından Selhaddin Özsoy aday adaylığını Elazığ'dan açıklamıştır. Bunun yanında bir önceki seçimlerde aileden eski baro başkanı olan Rüstem Septioğlu ise Alirıza Septioğlunun amcasi Şeyh Abdulkadir /Hüsameddin efendinin  torunu AKP den 2011 seçimlerinde aday adayı olmuşttu.


Palu kanadının Çolig "Bingöl" de ikamet eden  Şeyh Said'in amcası olan Şeyh Şerif efendinin çocukları vardır. Şeyh Şerif efendi 1925 hareketinde Palu'da devlet güçlerince şehid edilmiştir. Aile bireyleri Karlıova/Sagniste ikamet edip, soyadları DENÎZ'dir.  Şeyh Şerif'in Sağniste Şeyh Mahmud,Mustafa,Nizameddin,Hasan ve Rauf isminde çocukları vardır.


Bunlardan Şeyh Hasan efendi'nin oğlu Feyzullah DENIZ milli duyguları güçlü olan sohbetleri ve birçok panellerde konuşmacı olarak yakinen tanıdığım biriydi. Kürd ulusal mücadelesinde birikimli olarak bilinen bu şahsiyet, ağırlıklı olarak son dönemlerde HDP çevresine manevi destek  ve siyasi tercrübeleriyle önpalana çıkan biriydi.  Feyzullah Deniz'in oğlu Sait Deniz'de bir önceki seçimlerde babasının aksine AKP'den Çolig'de aday adayı olmuştu. Yine aileden Mücahit Deniz geçen secimlerde Çolig'den AKP'den belediye başkanlığı için aday adayı olmuştu. Kısaca ailenin Sağnis ekibide darmadağan herkes farklı kulvarlarda siyaset yapıyorlar.

Şeyh Said hareketinin Palu kanadını oluşturan Şeyh Hasan/Feyzullah-M.Zeki efendinin torunlarından Hişyar Özsoy ABD akademisyenlik görevini bırakarak bu seçimlerde Çolig'den HDP aday adayı olmuştur. Şeyh M.Zeki Efendi'nin çocukları başta olmak üzere torun Hişyar Özsoy ve kardeşleri yıllarca Kürd sorunu konusunda duyarlı oldukları  ve büyük bedeller ödemişler. Aile ağırlıklı olarak  HDP çevresinde siyaset yapıyorlar.

*************************

 

ŞEYH SAÎD AÎLESÎNÎN HINIS/TEKMAN KANADI ÜZERÎNE DEĞERLENDÎRMEM ?

 

Şeyh Said hareketinin bu kanadı Şeyh Ali Septi'nin oğlu  Şeyh Mahmut yani Şeyh Said'inn babasının çocuk ve torunlarından oluşmaktadır.

Şeyh Ali Septioğlu'nun bu kanadı Kürd tarihinde özellikle Palu kanadından daha fazla bilinip,tanınıyor.  Bu kanadın aile bireyleri'de Palu kanadından farksız siyasete çok çekişmeli ve bölünmüş bir görüntüsü vardır.  Bu konuya biraz açarsam,

Şeyh Said Efendi'nin büyük oğlu ve filozof  Şeyh Alirıza Efendi'nin oğlu Kasım Fırat Erzurum/HDP den aday adaylığını açıklamıştır. Yine Kasım Fırat'ın büyük abisi Şeyh M.Emin efendi'nin oğlu Abdulilah Fırat ise amcasına karşı Erzurum'da AKP aday adayı olmuştur.


Şeyh Said efendi'nin önplana çıkan ikinci oğlu Şeyh Selhaddin efendi'nin çocuk ve torunları arasında da yoğun bir çekişme ve bölünmeye şahid olabiliyoruz. Örneğin son belediye seçimlerinde Tekman belediye başkanı olan Ali Sait Fırat HDP den seçilmiştir. Amcası oğlu Abdurrahim Fırat ise AKP Erzurumdan aday adayı olartak müracat etmiştir. Abdurrahim Fırat zaten uzun süreden beri AKP'de Erzurum teşkilatında önemli görevlerde bulunuyor.


Hınıs belediye başkanlğına BDP den seçilen Hasan Basri Fırat ise Şeyh Said efendi'nin yakın dönemde vefat eden Şeyh Ahmed efendinin oğludur.


********************


Ailenin Hınıs kanadı adetta birbirileriyle zıt bir siyaset izlediklerini vermiş olduğu beyanlarda görebiliyoruz.  Örneğin AKP kanadınının temsilen Abdulilah Fıratı görüyoruz. 

BDP'ye yakın olan ailenin ileri gelenide Abdulilah'ın amcası Kasım Fıratı önplanda görüyoruz.


Kısaca birbirilerine rakip olduklarını verdikleri açıklamalarda net görüyoruz.

 Bir örnek vermek gerekirse, geçen (2013) seçimlerinde aileden iki belediye reisi BDP'den seçildi. 

Ailenin bireyleri bir kısımi ekibin başında Şeyh Kasım Diyarbakırda bir toplantı yaparak seçimlerde BDP'yi destekleyeceklerini açıkladılar.

Aynı dönemde ailenin birbaşka kanadın başını çeken Abdulilah Fırat alternatif açıklamasını basından alıntı olarak aşağıya aktarıyorum.


Şeyh Said’in torunlarından BDP tepkisi

Şeyh Sait ailesinin yakınları olduğunu belirten bir grubun, yerel seçimlerde BDP'yi desteklediklerine dair yaptıkları açıklamaya Şeyh Sait'in yakınları tarafından tepki gösterildi.
Diyarbakır'da Büyükşehir Belediyesi Konukevinde toplanan ve Şeyh Sait'in yakınları olduğunu belirten bir grubun 1 Aralık'ta, "yerel seçimlerde BDP'yi destekleyeceklerine dair yaptıkları basın açıklamasına, Şeyh Said'in yakınları olduğunu bildiren Abdulilah Fırat, Abdulmuhsin Fırat ve Mehmet Sıddık Fırat tarafından tepki gösterildi.

Abdulilah Fırat, Abdulmuhsin Fırat ve Mehmet Sıddık Fırat tarafından yapılan yazılı açıklamada, Şeyh Sait'in yakınları adına yapılan açıklamada ortaya konulan görüşlerin, DTK, KCK ve BDP'nin öteden beri savunduğu argümanlar olduğu kaydedildi.

 ŞEYH SAİD EFENDİ’NİN AHFADLARI ADINA

Şeyh Ali Rıza Efendi’yi Temsilen torunu Abdulilah FIRAT
Şeyh Gıyaseddin Efendi’yi Temsilen torun Abdulmuhsin FIRAT
Şeyh Selahaddin Efendi’yi Temsilen oglu Mehmet Sıddık FIRAT,


**********************

Abdulilah Fırat malumunuz yanına aldığı amcazadeleriyle BDP'ye alternatif AKP'yi desteklemektedir. Abdulilah Fırat geçenlerde Şeyh Said anmasıla ilgili Kürd tarihçisi Mehmet Bayrak'la bir sohbetimizde Abdulilah'in ismi adaylıkta geçince bana aktardığı bir hatıratını aktarmak istiyorum.


CHP'de Deniz Baykal genel başkanken bir Kürd raporu hazırlamak ister. Bende o dönem merak ettim. Bu raporu hazırlayan ekipte acaba kim vardır. Bana aktarılan bilgilerde CHP Abdulilah Fırat'la ilişkiye geçtiklerini söylediler. Hatta benim Şeyh Said hareketiyle ilgili belge ve araştırmalara dayalı kitabım için Abdulilah'la Ankara'da görüşmelerimizde o dönemde olmuştu. Kısaca Mehmet Bayrak , Abdulilah dedesinin hareketinin ulusal değil, dini olduğu tezini öne sürüyordu. Benim kitabım ve içindeki belgeleri bilmesine rağmen, sohbetimizde kendi tezlerinde ısrar ediyordu.


Abdulilah Fırat kısaca CHP,AKP  içinde siyaset yapmak hiç fark etmez. Yeterki BDP veya Kürdi bir oluşum olmasın. Kısacası Kürdistanı oluşumlara mesafeli ve karşı olan biridir.

 

****************

 

ŞEYH SAÎD AÎLESÎ, DÎYARBAKIR KANADI ÜZERÎNE DEĞERLENDÎRMEM ?

 

Şeyh Said ailesinin Diyarbakır/Piran kanadını biraz açmak istiyorum. Aile son dönemlerde Şeyh Said'in kardeşi Şeyh Abdurrahim Efendi'nin torunu Abdulsamet Bilgin Piran'dan belediye başkanı olarak BDP'den seçilmiştir. 

Yine , AKP'de son günlerde Şeyh Said'in kardeşi Şeyh Tahir'in torunu Muhammed Akar il başkanı olarak atandı/seçildi. 

Hemde tek aday olarak seçime girdi. 

Muhammed Akar aynı zamanda Kurdistan'da bir inisiyatif oluşturan "AZADI" çevresiyle de ortak hareket ediyor. 

Piran'da Şeyh Mehdi efendi'nin torunlarının çoğu'da BDP çevresinde tavır almışlardır. Yine ailenin Palu kanadından Şeyh Hasan Efendi'nin torunu Felat Özsoy BDP Diyarbakır belediye meclis üyesidir. 

 

******************


Sonuç olarak,

Şeyh Said efendi'nin ailesinin son seçimlerdeki görüntüsü malesef çok kötü ve trajiktir. Aynı partiden birden fazla aday adayı çıkıyor. Şeyh Said Efendinin mirası çok kötü bir şekilde örgüt,parti ve şahsi çıkarlara peşkeş çekilmektedir.

Ailenin bir kanadı Şeyh Said hareketini dini karekterli bir kısımıda hem dini hemde ulusal karekterli olduğu tezini savunuyor.

Bu bölünmüşlük ve parçalanmışlık sadece bu ailede değil, tarihi irdelerseniz Çan Şeyhleri, Bedirhani,Cemilpaşa gibi köklü ailelerde de bu durumu görebilirsiniz. Kürdlerin tarihi bir yarasıdır.

Sistem aynı aileden Kürdçüsünüde, Kemalistinide,dincisinide, Osmanlı Saray kapıkulu elemanlarınıda ustaca yetiştirmesini çok iyi biliyor.

 1960'lı yılların başında Şeyh Said'in kardeşi Seyh Mehdi o dönemde revaçta olan "TÎP" işçi partisinin teşkilatını Palu'da kurmak ister. Karşısında aleni olarak devleti değil amcası Şeyh Hasan efendi'nin çocuk ve torunlarını görürür. 

Çünkü partisı kurulursa devletten edindiği imtiyazları zarar görürdü. 

Kısacası dedeleri Şeyh Hasan efendi başta olmak üzere 1925'te şehid edilen çocukları Şeyh Şerif ve Gülüşkür köprüsünde kurşuna dizilen kardeşi Şeyh Alirıza (küçük efendi) şehadetlerinden ibret alırlardı. 


Tarih tekerrürden ibarettir." sözü boşuna değildir. 

Şeyh Said'in torunları Arap,Filistin,Suud islamcı anlayışı ile iç içe olan ve KOBANI olayında iç yüzünü açıkca ,Kürdleri boğmaya çalışan AKP ile, 

dedelerini idam sehpalarına taşıyan Kemalist CHP olsun, Türk ırkçi-faşist MHP anlayışı içinde olan partilerde yer alması garabettir. 

Kürd halkının sorunlarını,coğrafyadaki fasizan politikalara karşı politika yapan büyük bedeller ödeyen onbinlerce şehidi olan Kürd partisi HDP vardir. 

Yine, HAK-PAR ve PAK (Kurdistan Özgülük partisi) saflarinda yer alsalar kimsenin bir diyecegi olmaz. 


Son sözüm, geçenlerde Kürd tarihçi  Şahidin Şimsek'in Şeyh Said ailesiyle ilgili ironi (alay) şu tesbitiyle bitirmek istiyorum.


Benim naçizane Şex Seid ailesine bir önerim var:

" Bir şirket kurup Şex Seid'in manevi mirasını bu şirketin tüzel kişiliğine aldıktan sonra sağdan soldan siyasi partilere açık artırma yöntemi ile milletvekiliği satmaları daha kârlı olup milletimizin geleceği açısından da daha hayırlıdır !" 

 

Selam ve saygılarımla

                                                                      

 

                                                                   Orhan Zuexpayıc