Kûy a Spî

30 Nisan 2015

HÜSAMEDDÎN KORKUTATA'NIN HEZEYANLARINA ÎlÎŞKÎN EK BÎLGÎLER ?



 ŞEYH SAÎD HAREKETÎ ULUSAL'MI DÎNÎ KAREKTERLÎ BÎR HAREKET MÎ ? EK BÎLGÎLER

                                 

Hüsameddin Korkutata'nın Şeyh Said hareketi ve Ermeni soykırımı üzerine Yeni Akit gazetesine verdiği bilgiler üzerine kaleme aldığım araştırma ve inceleme şeklindeki yazıma bazı ek bilgileride sizinle paylaşıyorum. 

Îlk yazımda Şeyh Said hareketinde idam edilen 47 kişilik listede yer alan (5) Çan Şeyhi nin de bulunduğu mahkeme kararındaki hareketin karekteri ulusal (Kürdi) olduğunu alıntı olarak aktarmıştım. 

Kaynak olarakta Karlıova/Kanireşli hemşerimiz tarihçi Mahmut Akyürekli'nin Şark Istiklal mahkemesinin kararlarını referans göstermiştim.

Bu yazımda da aşağıda tablo içinde bulunan cümlelerin ifadeleri de , Istiklal mahkemesinin savcısı  Ahmet Süreyya Örgeevrenın ,Şeyh Sait İsyanı ve Şark İstiklal Mahkemesi Vesikalar, Olaylar, Hatıralar"isimli kitabından alıntıdır. 

 

 

Ayrıca bu cümlelerle ilgili yorumlar ve kaynagı hakkında Çolig'li tarihçi hemşerimiz Ali Haydar Koç ta kısa yorumuyla,

 

 Doksanıncı Yıldönümünde 1925 Kürt Milli Hareketi ve Sömürge Kürdistan, başlıklı yazısında değinmiştir. 



*********************

Hemşerim ve arkadaşım Tarihçi Ali Haydar Koç'un konuyla ilgili savcı'nın sözleri ve kendi yorumuyla ilgili ifadelerinı alıntı olarak aşağıya aktarıyorum. Yazının başlığı,

 

Doksanıncı Yıldönümünde 1925 Kürt Milli Hareketi ve Sömürge Kürdistan

 


Tamamıyla Kürt ulusal haklarını elde etme amacıyla ortaya çıkan 1925 Şeyh Sait Kürt milli hareketi, bağımsız bir Kürdistan devletini kurma niyetiyle başlamıştı. Örneğin İstiklal Mahkemesi’nin karar bölümünde de Kürdistan’ın bağımsızlığına dikkat çekilerek, şunlar dillendirilmişti; ”..hepiniz bir noktaya yani müstakil Kürdistan teşkiline doğru yürüdünüz. Senelerden beri düşündüğünüz ve tertiplediğiniz umumi isyanı ayaklanmayı yaparak bölgeyi ateş içinde bıraktınız…”(Ergün Aybars, İstiklal mahkemeleri). Kürt devletini engellemek için 1925’te Kürdistan’da kurulan İstiklal Mahkemesi baş savcılarından Ahmet Süreyya Örgeevren ise şunları açıklamaktadır: “Şeyh Sait isyanı denilen o köklü dallı budaklı ayaklanma, bir zamanlar sanıldığı ve denildiği gibi, cahil, geriye, kötüye bağlı, sapık dinli ve çarpık şuurlu bir insanın şahsi bir endişe veya maksadıyla meydana gelmiş bir isyan değildi. Fakat asıl hüviyeti, iç bünyesi, ruhu ve tertipçilerinin maksat ve gayesi bakımından ise, tastamam bir Kürt milliyetçiliği, Kürt devleti ve hükümetçiliği olmaktan başka bir şey değildir. (bkz. A. Süreyya Örgeevren, Şeyh Sait İsyanı ve Şark İstiklal Mahkemesi). 

 

 *********************

 

Son söz

 Bu ek bilgileri aktarmamda iki amaç vardır. Biri 01.05.2015 tarihli yani bugünkü Hüsameddin Korkutata'nın o klasik twittiri başta olmak üzere,

ilk yazımda yorumlarıyla bana sataşmaya çalışan, ve özelimde konuyla ilgili görüştüğüm insanların daha iyi analşılması için bu ek bilgileri sizinle paylaşıyorum. 

Dikkat ederseniz referans olarak gösterdiğim iki kaynakta Türk kaynakları, Kürd kaynaklarıda değil. 

Kürd kaynaklarını gösterseydim belki taraflı kaynak bize gösteriyorsun diyenler olur diye , Kürd kaynaklarını özenle yazmadım. 

Kürd kaynaklarından onlarcasını yazabilirim. 

O dönemin Kürd aydınlarından Ekrem ve Kadri Cemilpaşa,Nuri Dersimi,Hasan Hişyar Serdi,Karerli Mehmed Efendi, Nureddin Zaza'nın anılarında  hareketin karekteri hakkinda zaten hadiseye tanık ve yaşayan insanlar olarak tarihi bilgiler aktarıyorlar. Bunun dışında başka Kürd kaynaklarınıda gösterebilirim.

 Türk istiklal mahkemesi cellat savcı ve mahkeme kararlarını inkar etmedikleri  gibi 1925 hareketinin ulusal (Kürdi) karekterli oluşuna vurgu yapıyorlar.


Dedesi ve amcazadeleri dahil mahkemede (5) kişi idam edilen Hüsameddin Korkutata'nın Türk devleti ve Istiklal mahkemelerinin karar ve uygulamlarını saptırma, bir nevi Türk devletini aklamak, Kürd sorununu gözardı etmektir.

O zaman vicdan sahibi Kürdler sana söylerler ?  

Hüsameddin Korkutata sana mı kalmış ? 

Kürdlerin tarihini saptırmak sana mı kalmış ? 

Türk devletini ve Istiklal mahkemelerinin kararları nın ruhu ve içeriği ile oynamak,

Vicdani ve ahlaki bir sorumluluk duygusuyla bu yazıyı kaleme alıyorum. 

Hüsameddin Korkutata Şehaddete ulaşan Çan Şeyhleri ismen deden ve akrabaların olabilir. 

Sen bu değerler üzerinden ancak rant devşirirsin. 

" Bunu bilki ! dava olarak bu değerler Kürd halkının değerleridir, Kürd halkının

  dedeleridir, Kürd halkının RU-SPI'leridir.

 

Sen kendi menfatin ve çıkarın için dedelerini idam eden anlayışa ancak ve ancak hizmet edersin.

Hüsameddin Korkutata daha bu yazıyı yazdığım esnada, her Cuma günü attığı o klasik twittinı gördügümde de hiç şaşırmadım. 

Sanki ,Yeni Akit gazetesine verdiği o demeçleri ben çarpıtmışım, sanki Şeyh Eyüb'ün vesikasını duyumlara dayanarak içeriğini bilmeden ben çarpıtmışım,sözlerine vurdum duymazlığa ancak gülünür.

Hüsameddin Korkutata'nın 01.05.2015 tarihli twitteri

"Hayırlı cumalar dilerim.Rabim bizi hava olsun diye söz söyleyenleden ,lafı çarpıtanlardan ve hayası kayb olanladan etme. Bizi Sen koru. Amin"

 

Haya ve edebin ne olduğunu çok iyi biliyorum. Senin twittirden sarf ettigin o kelimelerden dolayı Şeyh Ehmed Çanewi ve oğlu Şeyh Mustafa'nın o KUBBALARı'nın,oğlu Şeyh Eyüp Çanevi'nin adaletine,Şeyh Ibrahim Çanewi'nin ilmine hatıralarına havale ediyorum. 

Bu değerlerin miraslarına eğer biraz saygın varsa ne dediğimi anlamışsındır.

Değerli bir ağabey ve dostun geçenlerde Kırdki/Zazaki Hüsameddin Korkutata gibi insanlar için bir söz yazmıştı. 

Çok doğru ve hoşuma gittigi için tekrarlıyorum.

 " Nomera pirik şimay la dawad pirik may, pirik mıletê kırdun."

  "Şımaz xızmetkar tırkon u piyzi xuê "

    Selam ve saygılarımla,

 

                                                                                       Orhan Zuexpayıc





28 Nisan 2015

HÜSAMEDDÎN KORKUTATA NIN ŞEYH SAÎD HAREKETÎ VE ERMENÎ SOYKIRIMI ÜZERÎNE HEZEYANLARI ?


 

HÜSAMEDDÎN KORKUTATA NIN ŞEYH SAÎD HAREKETÎ VE ERMENÎ SOYKIRIMI ÜZERÎNE HEZEYANLARI ?

 

 

 

 

 

- Hüsameddin Korkutata'yı kısaca tanıtmak istiyorum. 

 

1925 Şeyh Said hareketinde ailece hareket içinde aktif yer almış Çan Şeyhlerindendir. 

Babası Şeyh Maruf efendi 1925/ 28 Haziranda Diyarbakır Îstiklal mahkemesinde idam edilen Şeyh Hasan Efendi'nin oğludur. 

Hüsameddin Korkutata üç dönemde Çolig'de milletvekilligi yapmıştır. 

Malumunuz 1925 Îstiklal mahkemesinde Çan Şeyhlerinden 5 kişi idam edilmiştir. 

Îdam edilenler Şeyh Ahmed Çanevinin oğlu Şeyh Hasan Efendi ve ağabeyi Şeyh Halid'in dört oğlu ( Şeyh Îbrahim,Şeyh Abdullah,Şeyh Celaleddin ve Şeyh Ali) toplam aileden 5 kişi idam edilerek şehadete ulaşmıştır. 

Ayrıca ailede 1925 hareketinde gerilla savaşı verip Tekman (Şuşar) da şehadete ulaşan Şeyh Mustafa'nın oğlu Şeyh Nusreddin, yine türk askerlerince daha çocuk yaşta şehadete ulaşan Şeyh Atikin isimlerinide sayabiliriz. 

Bunun yanında Şeyh Ahmedin çocuklarından Şeyh Mustafa efendi bugün Hacı çayır köyünde meftun ve kubbesi bulunan zat ise bir isyan sürgünü olarak yıllarca ROJAVA kurdistanında sürgün hayatı yaşamıştır. 

Ayrıca Anadoluya Kütahya ya Şeyh Halid efendinin aile efradıda sürgün hayatı yaşamıştır. 

 **************

Hüsameddin Korkutata son  dönemlerde özellikle Yeni Akit gazetesine hem Şeyh Said hareketi hemde Ermeni soykırımı'nın 100. yıl dönümü nedeniyle iki açıklaması vardır.

Îlk yazısını 2013 yılında çok detaylı bilgilerle Çan Şeyhlerinin 1925 hareketindeki  konumuyla ilgili vermiş , aşağıya aktarmışım, okuyabilirsiniz.

Îkinci açıklamasınıda Ermeni soykırımının 100.yildönümü nedeniyle yeni  yaptığı açıklamalardır.

Bu yazıyıda aşağıya aktarmışım okuyabilirsiniz. 

Hüsameddin Korkutata Kürd düşmanı düşünce ve tutumu çizgisile bilinen Yeni Akit gazetesine açıklamlarını yapması tesaddüfü değildir. 

Bu gazete tabiri caizse komplo,iftira ve yayınları hepinizin malumudur.  


HÜSAMEDDÎN KORKUTATA'NIN ÎLK YAZISINA KISA BÎR CEVABIMDIR ?



Hüsameddin Korkutata 1925 hareketinin ulusal " Kürdi " bir hareket olmadığı yönünde açıklama yapmıştır. Şeyh Said'in Çan toplantısı başlıklı bölümünde de bu konuda şu ifadeleri kullanmıştır. Aşağıya aktarıyorum.




Harf İnkılabı Şeyh Said kıyamından sonra yapıldı. Fakat İnönü’nün itirafları, tek parti zihniyetinin birçok inkılapla-yasayla aslında neyi hedeflediğini açığa vuruyor. Zaten kaygı verici gelişmeler peş peşe gelmişti. Kılık-kıyafete bile müdahale edileceğinin sinyalleri alınmıştı. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dini olarak anayasaya Hıristiyanlığın yazılmasını talep edenler çıkmıştı. Hükümetin kontrolündeki gazetelerde İslam inancı alenen hedef alınıyordu. İşte Nakşibendi tarikatı mürşitleri, hükümeti yanlış politikalardan vazgeçirmeye çalışıyordu. 

Hüsameddin Korkutatanın bu basit ve tamamaen çarpıtıcı cümleleri çok düşündürücüdür. 

1925 hareketinin Kürdi değil tamamen basit bir kılık kıyafet,şerri ve dini yönü olduğunu kendince ortaya koyuyor. 

Hüsameddin Korkutata'nın bu açıklamlarına çok iyi biliyorum yakın akrabalarından Şeyh Eyüp,Şeyh Mustafa ve Şeyh Halit Efendinin torunlarıda çok rahatsız oldular. 

Hatta Şeyh Hasan Efendinin torunlarıda  hakeza aynı rahatsız olduklarını biliyorum.

Bu konuda kendisine referans olarak dedesi ve yeğenlerininde içinde bulunduğu Diyarbakır istiklal mahkemesi kararının özetini hatırlatayım. Ummarım yaptığı açıklamaların saçma ve içi boş olduğunu ögrenip,tekrarını yapmaz.

Mahmut Akyürekli'nin şark istiklal mahkemesi kitabından alıntı, kararın özeti  sayfa 131,

HÜLASA -I KARAR (kararın özeti)

Güya dini ve şer'i ve fakat herhalde müstakil bir Kürdistan Hükümeti teşkil ve tessis eylemek emel ve maksadı ile Hükümet-i Cumhuriyye aleyhine fiilen müsellehan kıyam eyledikleri iddiasıyla

başlayan uzun bir açıklama olduğu için detaylarını yazmayacağım. 

Hüsameddin korkutata'nın dedesi sayılan Şeyh Abdullah Efendi aynı zamanda eşininde dedesidir. Onunla ilgili istiklal mahkemesi kararı yine aynı kitabın 120 sayfasında karar özetinde bakın kısa bir cümleyi hatırlatayım,

Şeyh Abdullah ve Süleyman ve Ali nin ol suretle Kürdistan istiklalini istihdafen Türkiye cumhuriyetinin bir cüz'ünü tefrik için vuku bulan teşebbüsatı cinayetkariye fiilen ve müsellehan iştirak eylemek fiilinin mürtekibleri olmak üzere idamlarına karar verildi. 

Şimdi bu kararların özetini okuduğumuzda Türk devleti ve onun ceberrut istiklal mahkemeleri Hüsameddin Korkutata'nın ailesinden de 5 kişi toplam 47 Kürd Şeyh ve kanaat önderlerini idam ederken mahkemedeki gerekçelerinin özetinde suçları ulusal yani Kürdistan davası olduğu belgelidir. Hemde Kürd kaynağı değil, türk-resmi kaynakları  "Îstiklal mahkemeleri kararı " bunları yazıyor.

Hüsameddin Korkutata ise bunu çarpıtıyor adetta Türk devletinin ve türk tarih tezlerini aklamak için 1925 hareketinin dini karekterli ve basit şerri , kılık kıyafet muhalefetine indirgedigini görüyoruz. 

Çok tehlikeli ve bir o kadarda düşündürücü bir yaklaşımdır. 

 

****************

 

HÜSAMEDDÎN KORKUTATA'NIN HDP KÜRD TARÎHÎNÎ BÎLMÎYOR BAŞLIKLI YAZISINA DA KISA BÎR CEVABIMDIR ?

 

 

                             VATE DERGÎSÎNDE YAYINLANAN

                              ORJÎNAL BELGENÎN TERCÜMESÎ

 

 

Hüsameddin Korkutata Ermeni soykırımının 100. yıl dönümü nedeniyle HDP'ye tıpkı Erdoğan ve Davutoğlu gibi yükleniyor ve dedelerinden Şeyh Eyüp'le ilgili bir vesikadan bahs ediyor. 

Ve bu vesika sanki yeni keşf edilmiş gibi örnek gösteriyor. 

Bunuda bırakın vesikanın nereden telgrafı çekildigi ve içeriği hakkında da doğru bilgiye sahip değildir. Sadece böyle bir vesikanın olduğunu duymuş. zaten açıklamalarında da bu yanlışlığı ve bilgisinin olmadığını yansıtıyor.

Hüsameddin Korkutata aşagıdaki yazısını okuyun,

Yeni Akit’e konuşan Hüsamettin Korkutata ise “HDP’liler Kürt halkının tarihi iyi anlamıyorlar. Bu çok yanlış bir şeydir. HDP’ye ben Bingöl’deki tarihi bir belge ile cevap vereceğim. 1895 yılında bir Ermeni yurt dışından Osmanlı’ya telgraf çekiyor. Telgrafın içerisinde, Bingöl Cebabsur’daki köyümüzün etrafını oradaki halk sardı, insanlar öldü. Biz Şıh Eyüp Efendi’ye iltica ettik o bizi kurtardı ve hiç kimse bize karışmadı. Biz oradan kurtulduktan sonra buraya geldik. Mallarımızı iade ederseniz biz geri döneriz. Bizi Şıh Eyüp Efendi korumuştur ve bizi kimse dokunamamıştır.’ demişler. Böyle bir anlayıştan nasıl soykırım çıkartılabilir anlamak mümkün değildir. 


 Bu belge Vate dergisinin 2014/ilkbaharında121,123 sayfalarında Nureddin Beltekin ve Abdulnasır Korkutata tarafından yayınlanmıştır. Abdulnasır aynı zamanda baba tarafından Şeyh Eyüp efendinin öz torunudur. Hüsameddin Korkutata diyiyorki ! bu belge bir Ermeni tarafından yurtdışından Osmanlıya telgraf olarak çekiliyor. Halbuki Hüsameddinin haberi yoktur bu belge nereden çekilmistir sadece duymuş olabilir. Bu belge Osmanlılar döneminde nahiye olan Oğnut köyünden,Trabzon üzeri Istanbula çekilmistir. belge numarası 72, belgenin kelime sayısıda 207'dir.Yukarıda belgenin tercümesi asılıdır.

Ayrıca Hüsameddin diyiyorki ! telgrafı çeken ermeniler şöyle diyiyor ? Bingöl Cebabsur da köyümüzün etrafını oradaki halk sarmışlar insanlar öldü. Bu bilgiler hem eksik hem yanlıştır.

 Olay Cebaxcur merkez hükümeti bulunan Çewlik kariyesi ahaliy-i mutiasında olmuştur. Bu olayda 2000 kişi, Ermenilerin etrafını çeviriyor, Bu olayda 18 Ermeni katl ediliyor. Işyeri mal ve mülkleri tarumar ediliyor. Ve bunlar Şeyh Eyübe sığınıyorlar. Şeyh Eyüp bunları kurtarıyor. 


Hüsamedin Korkutata son bir yıldır facebookta'da bende kayıtlı olduğu için yakinen takip ediyorum.

Son bu çıkışları çok tehlikelidir. Türk tarih tezini artık o saçmalıklarını türk tarihçileri bile savunmuyor,Hüsameddin Korkutata hala savunuyor. Son bir yıl içinde özellikle Hüsameddin Korkutata Twitter üzerinden  belki yüzlerce mesaj attı. Takip edin Mesajları ağırlıklı cuma günleri için başta olmak üzere Filistin ve diğer islam ülkeleri üzerinedir. Kaldıki o dönemlerde Kobani direnişide vardı. Hüsameddin Kobanideki soydaşları için hiç bir açıklamasını bulamazsın. Hatta ben facebook özelimden ona defalarca yazdım ve dedimki şeyhim Kobani içinde mesaj yaz,kendisinden gık çıkmadı. Bir hatırlatmada yapttım kendisine 1925 hareketinde senin babanın amcası Şeyh Mustafa efendi yaklaşık 20 yıl ROJAVA'da Kürdlerin içinde kaldı,hiç mi bir vefa borcunuz Kobani'ye yok  cevap vermedi. 


Son söz olarak dedesinin mirasına helak getirerek,çarpıtarak ağalarının gözüne girmek için yani mebus olmak için cok kötü bir rol oynuyor. Ben bu konuda onun bir yakın akrabasına sormuştum  ?  demiştimki ! Hüsameddin çok kötü bir rol oynuyor, bana verdigi cevap oldukça düşündürücüydü, Orhan anlasana ekmek parasıdır cevabını vermiştı.

 

 

 


 


 

 HÜSAMEDDÎN KORKUTATA VE BÎR ANEKDOT ?

 

Yıl 1992 veya 93'de olabilir. Çoligde Şeyh Eyüb'ün torunu afatlar semtinde bir gece kontrgerilla tarafından şehid edildi. Hüsamedin Korkutatanın amcazadeside sayılır. O dönemde merhum Abdulmelik Fırat dayıları sayılan Çan Şeyhlerinin bu taziyesine gelmişti. Hüsameddin ertesi gün Melik-Fıratı'da alıp dönemin Bingöl valisi Feyzi Yılmaz'ın yanına ziyarete giderler. Hüsameddin korkutata'ta valiye derki ! sayin valim misafirim DYP milletvekilli Şeyh Said efendinin torunu Abndulmelik Fırat diye taktim eder. Feyzi Yılmaz Niğde kökenli ırkçı faşist bir vali olarak sözünü esirgemez ve derki ! o meşhur Îngiliz ajanı Şeyh Saidi mi kast ediyorsun. Abdulmelik Fırat valiyi azarlar edepsiz terbiyesiz ve cahil gibi hakaretlerde bulunur. Hüsameddin bu olayın tanığıdır. Ve bu olay sonrası Melik -Fırat Belediye'ye reisimiz Selhaddin Kaya yı öğle yemeği için davetine geldi. Bende o dönemde bu sohbete refakat etmiştim. Vali ile yapılan sataşmaları bu sohbete dinlemiştim.

Şimdi Hüsameddin korkutata tüm bu yaşananlara tanık biri olarak Türk tarih tezini savunmasi çok düşündürücüdür. Kaldıki biliyor Türk devleti,Valisi bürokratının onun dedelerine bakış açısı haince,yalan ve iftiralarla doludur. Onuda Şeyh Said hareketini saptırması ve rant devşirmesi ni Çoligli hemşerilerimin taktirine bırakıyorum , Sealmalarımla

 

 

                                                                         Orhan Zuexpayıc







***********************************************************************







-Bingöl eski Milletvekili ve Doğu ve Güneydoğu Kalkınma Vakfı Başkanı Korkutata, Yeni Akit gazetesine

  verdiği demeçte HDP’nin Kürt Halkının Tarihini iyi bilmediğini söyledi.













HDP KÜRT HALKININ TARİHİNİ BİLMİYOR


Yeni Akit’e konuşan Hüsamettin Korkutata ise “HDP’liler Kürt halkının tarihi iyi anlamıyorlar. Bu çok yanlış bir şeydir. HDP’ye ben Bingöl’deki tarihi bir belge ile cevap vereceğim. 1895 yılında bir Ermeni yurt dışından Osmanlı’ya telgraf çekiyor. Telgrafın içerisinde, Bingöl Cebabsur’daki köyümüzün etrafını oradaki halk sardı, insanlar öldü. Biz Şıh Eyüp Efendi’ye iltica ettik o bizi kurtardı ve hiç kimse bize karışmadı. Biz oradan kurtulduktan sonra buraya geldik. Mallarımızı iade ederseniz biz geri döneriz. Bizi Şıh Eyüp Efendi korumuştur ve bizi kimse dokunamamıştır.’ demişler. Böyle bir anlayıştan nasıl soykırım çıkartılabilir anlamak mümkün değildir. 

O ZAMAN “SOYKIRIMI KÜRTLER YAPTI” DERLER ADAMA

“Soykırım yapıldığı kabul edilirse o zaman bunun faturasının Kürtlere çıkartılması lazım. Çünkü o dönem Ermeniler’in yoğun olarak yaşadıkları yer Doğu ve Güneydoğu. Böyle bir şey söz konusu olursa Kürtler soykırım yapmış olur. Ama böyle bir şeyi de kabul edemeyiz. 
Bazı olaylar olmuştur ama ‘Soykırım’ denen şey bir insanın kökünü kazımak anlamındadır. Ne Ermeniler yok olmuştur ne de onları yok edecek kavim asla bu topraklarda yetişmiştir. Bir kimsenin hakkını savunmak için o kişinin gönlüne girmek lazımdır. HDP Kürtlerin tek temsilcisi değildir. Bu sürecin muhatabı bütün Türkiye’dir. Bu barışın önünde kimse duramaz. Engel çıkarmaya kalkanlar altında kalır.” açıklamasında bulundu.






**************************************************



2013 YILINDA HÜSAMEDDIN KORKUTATA CAN SEYHLERI ICIN YENI AKITE VERMIS OLDUGU ACIKLAMALAR



 Taşa karşı kurşun   ve yakılan Şeyh



Şeyh Said hareketinde yaşanan mezalimler, hukuksuzluklar yazmakla bitmez. Bingöl’deki Çan Şeyhleri’nin 7 mensubu da sorgusuz sualsiz şehit ediliyor. Piran’da (Dicle) jandarmanın provokasyonuyla patlak veren hadise sonrası Çapakçur (Bingöl) cephesinin sorumlusu olan Şeyh Hasan Efendi ile yeğenleri Şeyh İbrahim Efendi, Şeyh Ali Efendi ve Şeyh Celalettin Efendi, çıkarıldıkları darağacında şehadet şerbetini içtiler. Şeyh Hasan’ın 15 yaşındaki kardeşi Şeyh Atik askerlerce kurşunlandı. Şeyh Hasan’ın en küçük kardeşi olan Şeyh Atik, askerler Çan köyüne gelip şeyhlerin yaşlı hanımlarını götürürken peşlerine takılıyor ve taş atıyor. Asker de silahla vurup şehit ediyor. Şeyh Nurettin Efendi, Karlıova civarında dağda askerler tarafından pusuya düşürülerek şehit edildi. Şeyh Abdullah Efendi, Tillo civarında irşad vazifesi yaparken yakalanıp Elazığ’a getirildi ve burada idam edildi. Mahkemeye çıkarma gereği bile duymadılar.
VERDİKLERİ SÖZÜ
TUTMADILAR
Ruslara karşı kahramanca mücadele eden Şeyh Eyüp’ün kardeşi Şeyh Hasan, 7 oğlu ve bir kızıyla beraber köyü terk edip dağa çıkıyor. Şeyh Hasan, kendisine yanlış bilgi aktaran ve verdikleri sözü tutmayan yetkililer tarafından oyuna getiriliyor. Askerler Çan’a haber gönderiyor. Şeyh Hasan’ın üç yeğeninin (Şeyh İbrahim, Şeyh Ali, Şeyh Celalettin) Bingöl merkezde yakalandığını söyleyip “Şeyh Hasan gelsin, üç yeğenini de bırakacağız” diye söz veriyorlar. Üç gencin annesi gidip dağda Şeyh Hasan’ı buluyor. Aniden başındaki örtüyü Şeyh Hasan’ın ayaklarının altına atarak, “Sen git Bingöl’de teslim ol, benim çocuklarımı bırakacaklar” diyor. Şeyh Hasan Efendi de cevaben “Gidersem beni de idam edecekler, onları da idam edecekler. Bunu biliyorum. Ama gitmezsem herkes diyecek ki, Şeyh Hasan Efendi ölmekten korktuğu için yeğenlerini kurtarmaya gitmedi. Onun için gidiyorum” diyor. Çocuklarını yanına çağıran Şeyh Hasan, onlara hitaben “Ben teslim olmaya gidiyorum. Fakat siz asla teslim olmayacaksınız. Ne haber gelirse gelsin. Gerekirse bu dipçiklerin arkasında öleceksiniz. Adalet ve doğruluk şiarınız olsun. Allah yardımcınız olsun” diyerek helalleşip Bingöl’e hareket ediyor. Çocukları yalvarmalarına rağmen Şeyh Hasan’ı durduramıyorlar. Şeyh Hasan’ın üç yeğeni aslında yakalanmamış, Bingöl’de halk arasında dolaşıyor. Fakat gözetim altındalar. Şehirden çıkmaları yasaklanmış.  Şeyh Hasan Bingöl’de teslim olur olmaz hemen 3 yeğeni de tutuklanıyor. Topluca Diyarbakır’a gönderilip burada idam ediliyorlar.


ŞEYH SAİD’İN

ÇAN’DAKİ TOPLANTISI

 

Harf İnkılabı Şeyh Said kıyamından sonra yapıldı. Fakat İnönü’nün itirafları, tek parti zihniyetinin birçok inkılapla-yasayla aslında neyi hedeflediğini açığa vuruyor. Zaten kaygı verici gelişmeler peş peşe gelmişti. Kılık-kıyafete bile müdahale edileceğinin sinyalleri alınmıştı. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dini olarak anayasaya Hıristiyanlığın yazılmasını talep edenler çıkmıştı. Hükümetin kontrolündeki gazetelerde İslam inancı alenen hedef alınıyordu. İşte Nakşibendi tarikatı mürşitleri, hükümeti yanlış politikalardan vazgeçirmeye çalışıyordu.  Akla ilk gelen silahlı bir mücadele değil, sorunun uzlaşma yoluyla halledilmesiydi. Öncelikle kamuoyu baskısı oluşturularak hükümetin geri adım atması amacı güdülüyordu. Bu konuda Hüsamettin Korkutata’ya kulak verelim: “Şeyh Said Bingöl’e gelmiş. Çan köyünde oturarak saatlerce bu meseleyi müzakere etmişler. Bu müzakereler Bingöl Müftüsü Şeyh İbrahim’in başkanlığında yapılmış. O büyük alimler oturmuş, konuşmuş. Demişler ki, Meclis’e ve bütün büyük illerdeki alimlere yazı yazalım, mektup yazalım. Yani ne yapacağımıza karar verelim. Bu kadar dinden uzaklaşan bir yönetime karşı bizim tedbir almamız lazım denilmiş. Fakat Piran’da, kopma bir hareket olmuş. Askerle Şeyh Said’in kardeşinin bir çatışması olmuş ve hareket kopma olarak meydana gelmiş. Buna aslında niyet yoktu başta. Fakat kopma olunca, millet birden bire galeyana gelmiş ve Genç alınmış, Bingöl alınmış, sonra hareket başlamış. Aslında ciddi planlanmış bir şey değil.”


İNÖNÜ HEDEFİN İSLAM

OLDUĞUNU SÖYLÜYOR


Çan Şeyhleri’nin torunu olan eski Bingöl Milletvekili Hüsamettin Korkutata, Şeyh Said’in damatları ve yeğenleri olduğunu söylüyor. Daha önceki olumlu mesajlara rağmen cumhuriyetin kuruluşunun ardından İslam karşıtı düzenlemelerin ağırlık kazandığına işaret eden Korkutata, Şeyh Said ile arkadaşlarının dini saiklerle hareket ettiğini, İslam medeniyetinin dinamiklerine karşı çıkılmasını kabullenemediklerini belirterek, “Dini alanda birçok yasak var. Zaten İsmet İnönü’nün kendi itirafları var. Mesela ‘Biz Latin harflere daha okuma yazma olsun, insanlar fazlaca bilgi sahibi olsun diye geçmedik. Gençlerin ve insanların üzerinde dinî etkileri azaltmak için geçtik. Çünkü yeni eserler Latin harflerle yazılacak. Eski harflerle yazılmış bütün eserler yasak. Yeni eserler de bizim denetimimizde olduğu için, gençler üzerindeki dinin etkileri tamamen ortadan kalkacak’ mealinde ifadeler kullanıyor. Şeyh Said ve diğer şeyhler dine yönelik bu baskılara isyan ediyor” değerlendirmesini yapıyor.

PLANLI OLSAYDI HÜKÜMET

BAŞ EDEBİLİR MİYDİ?

Hareketin planlı olması halinde hükümetin başa çıkamayacağını dile getiren Korkutata, şöyle devam ediyor: “Şeyh Eyüp Efendi’nin nasıl Ruslara karşı kahramanca savaştığı ortada. Bu kardeşlerinin hepsi de onunla beraberdi. Mesela babam Şeyh Mahmut Efendi yüzbaşı rütbesiyle milis kuvvetlerine katılmıştı. Büyük kahramanlıklar gösterdiler. Planlı çalışmaları vardı. Biliyorlardı bu işleri. Hareket kopma olmasaydı; bölükleri olurdu, alayları olurdu. Her şeyi yaparlardı. Bunları yapabilecek kapasitede insanlardı. Ama hadise hiç de planlanmış bir hadise değildir. Planlanan başka şeylerdi. Aslında işi Meclis’e kadar götürmek, anlatmak. Ülkedeki alimlerle işbirliği yapmak. Ne yapalım, nasıl yapalım, ne edelim diye.”

 Şeyh Abdurrahim (YAKILAN ŞEYH)
Şeyh Said’in kardeşleri de katliamdan nasibini aldı. Hınıs’taki evinde sabah namazını kılan Şeyh Bahaaddin, kızına Kur’an okuturken evini kuşatan askerler tarafından kurşun yağmuruna tutularak şehit düştü. Şeyh Said’in bir diğer kardeşi Şeyh Abdurrahim ise hazin bir şekilde şehit edildi. Başından sonuna kadar Şeyh Said hareketinin içinde yer alan ve silahlı güçlerin başında bulunan Şeyh Abdurrahim, ağabeyine en büyük desteği sundu. Şeyh Said’in yakalanmasından sonra da mücadelesini sürdüren Şeyh Abdurrahim, Suriye’ye çekildi. Mücadeleyi yeniden başlatmak üzere Türkiye’ye giriş yapan Şeyh Abdurrahim, Diyarbakır’ın Bismil ilçesinin kırsal kesimlerinde bir muhbirin ihbarı neticesinde operasyona maruz kaldı. Şeyh Abdurrahim ve beraberindekiler sığındıkları buğday tarlasında etraflarını saran hükümet güçleriyle çatışmaya girdi. Şeyh Abdurrahim, jandarma komutanının “Tarlaları ateşe verin. Daha kalan varsa cayır cayır yansın!” talimatı nedeniyle “Yakılan Şeyh” olarak anılıyor. Şeyh Abdurrahim ve 17 arkadaşı can verdiklerinde takvim yaprakları 20 Temmuz 1937’yi gösteriyordu.

“ASKERLERE KIYMADILAR”

 

Şeyhlerin ele geçirdikleri yerlerde kimseye zarar vermediklerini ifade eden Hüsamettin Korkutata, şunları kaydediyor:  Elazığ ele geçirildiğinde ‘herkesin namusu, malı, şerefi bizim teminatımız altındadır’ deniliyor. İşin özünde inanç var.  Askerden fazla öldürmemişler. Mesela bizim Çan Şeyhleri grubundakiler, kaç defa askeri teslim aldıkları halde bir tanesini vurmamışlar. Kıymamışlar böyle bir şeye. Yani kendi adamları vurulduğu halde… Mesela askerler kardeşlerini vuruyor. Bizimkiler haber alıyor. Gidiyor köyün etrafını sarıyor. Askerlerin hepsi o köyde. Hepsini vurabilirler, hiçbir tanesi dahi canlı kalmayabilir. Ama orada Şeyh Mustafa Efendi, büyük amcalar diyorlar ki, ‘kesinlikle bizim bunları öldürmemiz caiz değil. Hiçbir tanesini öldüremeyiz.’ Şeyh Celalettin Efendi onlar Elazığ’dan geri çekildiklerinde askerler peşlerine takılıyor. Askeri teslim alıyorlar. Bütün silahlarının sürmelerini çıkarıyorlar, torbalara koyuyorlar. Silahlarını geri veriyorlar. Onlar da dönüp gidiyorlar. Bir tanesini öldürmüyorlar. Bu ne kadar inançtan yana insanlıktan yana İslam’dan yana olduklarının ifadesidir.













24 Nisan 2015

ZOGPA;ZOXPA VEYA ZUEXPA KÖYÜM'ÜN TANITIMI HAKKINDA DERLEDÎĞÎM BÎLGÎLER




ZOGPA;ZOXPA VEYA ZUEXPA KÖYÜMÜN ETÎMOLOJÎSÎ (ÎSMÎ) ÜZERINE DERLEDÎGÎM BÎLGÎLER ?




Bu ağaçlar ne hoş,

bu çiçekler ne güzel:

Fakat bunlar benim ülkemin ağaçları ve çiçekleri değil,

bana hiçbir şey söylemiyorlar.

 

 

 

                            DEWE ZUEXPA ( ZUEXPA KÖYÜ)

 


Kürd aydını Dr. Nureddin Zaza'nın şiirinden bu alıntıyı yaparak köyüm Zuexpa,Zoxpa hakkında bu yazıyı kaleme alıyorum.

         

* Yıllar önceydi merhum babam Hacı Keko Almanya'ya ziyaretimize gelmişti.

 * Babamla kaldığım şehirin çarşısını turlarken. 

* Dersim'li aydın ve saanatçı kimligi olan bir arkadaşla karşılaşmıştık. 

* Babamın hal hatırını sorduktan sonra ? Babama sorduğu bir soruda hala

   hafızamda ? 

* Amca, Almanya'yı nasıl buldun diyerek , gel artık sende burda kal , nasıl olsa

   çocukların da burda, Almanya'da sağlık,adalet hukuk ve ekonomik olarakta

   bir sorunun yok dedi.


* Merhum babam Dersim'li arkadaşa dönerek doğrudur oğlum çok iyi

   biliyorum.

 * Almanya halkının dini beni alakadar etmiyor,  biliyorum buranın sistemi

  adaleti hak,hukuk ve vicdani Türkiyenin sözde islam olan sistem,hak ve

   adaletinden çok çok üstündür. 

* Babam devamla Dersimli arkadaşa dediki  ! 

* Almanya çok iyi ve güzel olabilir ama benim memleketim değilki ! çünkü ben

   onların ne dilini,ne dini ni nede kültürünü biliyorum. 

* Ve devamla bir yer dilini,kültürünü dinini bildiğin insanlarla ancak iyidir. 

* Ve ancak orası senin memleketin olur.



***********

* Köyüm eski ismi Zoğpa,Zoxpa,Zwexpa,Zuexpa şeklinde telaffüz edilir.

* Köyüm Türkçeleştirilmiş ismi Beydoğan,olup hiçbir anlam ifade etmiyor.

*  Îsminin değiştirilmesi tamamen asimle amaçlıdır.

* Köyümün eski ismi'nin etimolojisi "kökeni" üzerine epeyce araştırmalarım

   oldu.

* Bu konuda taraf gazetesinde "Kelimebaz" köşesinde etimoloji uzmanı olan

   Sevan Nişanyan'a  yıllar önce E-mail yolladım.

* Sağolsun, kısa sürede cevap verdi.

* Köyümle ilgili yaptığı bilimsel araştırma ve incelemelerde Zuex,Zog,Zox,Zwex

   kelimesinin kökü hakkında herhangi bir bilgiye ulaşamadı.

*  Halk ararsında yaygın kullanılan isim Zoxpa'dır. Zog "başlangıç" sözcügü

   oldugu için kök sayılır.

* Pa kelimesi ise ayak anlamında veya eylem amacıyla kullanılmaktadır.


 ***********

* Etimoloji bilimi ülkemizde bilimsel,

  yöresel veya halksal, Kemalist olmak üzere üçe ayırabiliriz.

*Köyümün etimolojisi'nin bilimsel karşılığını çözemedigim için Osmanlılar

  döneminde telaffuz edilen yöresel ve halksal ismi Zoğpa'dır.

*  Kemalist ve bilim dışı etimolojik ismide uydurma ismi Beydoğan'dır.

* Halk etimolojisindeki kelimeler genelde yakıştırma şeklindedir.

* Halk Etimolojisinde dilde olmayan bir sözcüğün anlamca yakın bir sözcükle

   karşılanması şeklinde de yapılabilir bazen.

* Halk etimolojisinde bazen kelimelere efsaneler yükleyerekde ifade edilir.

Bu bilgilerden hareketle köyümün ismini halk etimolojisi tanımıyla,bugüne kadar yapılan yorumlarla ifade etmeye çalışacağım.

   Beydoğan isminin maddi ve bilimsel bir değeri olmadığı için hiç değinmeyecegim. Çünkü Beydoğan ismi resmi-ideolojinin "kemalizm" kürd coğrafyasında tamamen asimle amaçlı taktığı bir isimdir.



***********

* Ben ağırlıklı olarak Zoğpa,Zox ve Zuexpa  isimleri üzerinde durmaya

   çalışacağım.

* Bu kelime'nin anlamını yıllar önce 1970'li yılların başında Şeyh Said'in 

  oğlu Şeyh Selhaddin köyüme gitiginde sormuşlar.

* Şeyh Selhaddin'nin verdiği cevap tabiki ilginç Zoğpa kelimesi Zor-pa "ayak-

  zoru"kelimesinden gelebilir anlamını yüklemiş.

* Çünkü köy çok dağlık coğrafyası uçurumlarla dolu olduğu, köy 1970'li yıllara

   kadar yolu olmadığı için araba yüzü görmedi.

* Bu yüzden bu köye ancak ayak zoruyla gelindigi için o anlamı yüklemiştir.

* Yine köy hakkında bilgisi olan bir yakınıma Zog,Zuex kelimesinin kökeni

  hangi dilden veya bilgisi olup,olamdığını sorduğumda ! Bana çok mantıklı 

  gelen bir cevap vermişti. 

* Zuex kelimesi tarla veya meralarda biçilen otlar önce düzeltilerek,sonra

   burma ve demet haline getirilir.

* Otun düzeltilmesine Guewdere mıntıkasında Zuex denilip,burma ve demet

   halinede "patil vaş" denilir.


************

* Şeýh Said'in kardeşi Şeyh Tahir'in köyün etimolojisi üzerine bir

   değelendirmesi vardır.

  Örnek vererek sunu söylemiş, Züwer veye züver suyun yanında anlamına

   gelmektedir.

* Zoğpa içinde zazaca bir deyim kulanmış "pay pay Qeymı" Türkçesi

  "adım,adım yukarı"anlamına gelir demiştir. 

* Tabi hayata olmadıği için bu argümanı hangi maddi kaynaga

   dayandırıyor,bilmiyorum. 

* Ben sadece söylenenleri burada kayıt altına alıyorum.

* Yine Zoğpa kelimesi hakkında başka bir yaşli köylümüz anlamının "pamend"

  türkçesi geri kalan anlamındadır. Tabi bu değerlendirmeler halk (halk 

   etimolojisi) ararsında söylenenlerdir.

* INDEX-ANATOLICUS denilen Türkiye yerleşim birimleri envanteri adlı bir proje vardır. 

* Bu proje TC sınırları içersinde halen var olan ve geçmişte kullanılmış tüm yer

   adlarını belgelemktedir. 

* Bu işin yönetmenide dil bilimcisi Sevan Nişyandır.

* Zuexpa köyüm bu projede kopyaladığım bilgilerle ismi hakkında bilgiler

   aktarılmaktadır.

   Beydoğan köy - Palu (Gökdere/Guewdere bucağı) - Elazığ/Xarpet

   1928 K: Zoğpa [ Kürd zoxpal "belensırtı" ]

* Belen kelimesi coğrafik bir kavram olarak TDK kayıtlarında

   "Dağ üzerindeki yüksek geçit,dik dağ yolu anlamına gelmektedir.

 

Tüm bu söylenen ve yazılanlardan  kısaca şu yargıya vardım. Köyümün etimolojisi ağırlıklı olarak coğrafik zorluk ve kavramlardan isminini aldıği yönüdedir.  Tabi tüm bu bilgiler araştırma ve incelemeler sonucunda derlediğim bilgileri sizinle paylaşıyorum.



                                    LEWEY SEHBE







ZUEXPANIN  COĞRAFÎK SINIRLARI ÎÇINDEKΠ YERLERÎN KIRDKÎ/ZAZAKÎ ÎSIMLERÎ



Coğrafik yerin kırdki ismi   /  Coğrafik bu yerin bulunduğu yer



* Lewe qol züver                         * Züver zuexpa arası olup, sınırı züwerden başlıyor.

* Merge Cafrun                          * Sınır züwer

* Tırbe kêy Êyş                             * Nawer Tunst, heti cafrun "Züğer" ser.

* Care Qil bej                                * Naver Tust

* Lewe rêz                                    * Mezel Tunst ser

* Guele Moren                               * Veri tunst heti pul ser

* More Pul                                     * Ser dewe pul

* Leme hew                                   * Heti pul ser

* Queceke Mehmudo                     * Heti Pul ser,  (4 Pulic ityad kişey)

* Lewe rasti                                   * Binate Zuexpa û Beglerun

* Geme kurdıno                             * Binate Pul Zuexpa, Vatışun guere wagt veri itya daristunıb.

* Begler                                        * Rahar Pakuni û Pul ser nızdiye Zuexpa

* Gema Pil                                    * Begler ra cuar dueş sêr binate Pakunı û Zuexpa

* Gema xic /serbun                        * Sınır Zuexpa û Pakuni

* Serbun Pil                                     *      "                "

* Ware Merg                                * Ware Zuexpawo pilu, binate Zuexpa,Matun û Miyalun

* Lewe Querçiyer                           *  Binate Zuexpa û Pakuni

* Mazmerg                                    * Binate Zuexpa û Pakuni

* Bin cir                                        * Bin ware merg

* Zavil Hesun                                 * Bin dewıd

* Lewe Quec                                 * Sınır Miyalun

* La Miunin                                   * Sınır Zuexpa û Miyalun

* Cajmi/Jajmi-lewe text                  * Binate Metun û Zuexpa

* Yeno Xic                                    * Binate Geydmem û Zuexpa

* Xelegene                                    * Binate Zuexpa û Ğeydmem

* Weka Pil                                    * Sınır Hatek

* Que Züwer                                   * Binate Hatek û Zuexpa

* Sehbe                                        *Binate Zuexpa û Xeylun

* Qese Hesun                               * Bin dewe zuexpa, heti zuexpa ser

* Qeşe isun                                   * Het Xeylun ser Wever

* Merga pil/Bırk merga cuarin    * Ware mergra binena diar

* Vasini                                        * Binate Tunst,Zuexpa....................

* Sinzyer                                      * Veri beglerun /cer guel

* Siya bel                                     * Veri beglerun cayi piyor daristun (Cey kasmununo)

* Mer Ware                                 * Cay Mehmuduno piyore yi daristun.

* Zıme                                         *Bin dewe Zuexpaw,bin bun rehmetli Mudikid.

* Sed Ware                                   * Rahar ware merg seru.

* Muryeri                                     * Dueşe spi/rahar ware merg sero

* Yene Que  /Çalig                        * Rahar ware merg ser, cay Heci Ali Teyr yıno

* Yego gor                                   * Cay Mehmuduno ho rahar ware merg ser.

* Geyd                                        * Kiste dewid zerrey deriyo,arye Haci Tahar ho ityad.

* Sualsin/salsin                           * Wever geydo

* Yene xel                                   * Ver qese Isun heti naver

Yukarıdaki coğrafik isimlerin Kırdki/Zazaki orjinal isimlerini yazdım. Bu isimleri daha çoğaltabiliriz. Bu isimlerden anlaşılacağı gibi coğrafyada tek Türkçe isim yeri bulamazsınız. Ayrıca Zuexpa köyü Dakun mıntıkasında coğrafiyasıyla  (arazi,yayla,tepe,vadi v.s) ile sınırı en geniş olan bir köy olduğunuda hatırlatabilirim.



ZUEXPA KÖYÜNDEKI ÎNSANLARA KIRDKÎ TAKILAN BAZI ÎSÎMLERDEN  NUMUNELER

 


* Zuexpada kırdki takılan isimlerden en dikkat çekicilerden

   bir kaçını yazmak istiyorum.

 

ERKEK ÎSÎMLER

* Keko,Pışar,Qubık,Cındi,Farıs,Rızgo,Feriz,Meheddin,Ereb,Yıbış,Rüstü,Reso,Mehik,Yado,Mujdun,Behri,

  Îsimleri en çok takılanlardır.

 

BAYAN ÎSÎMLERÎ

 

* Gule,Gunce,Şeyla,,Yınce,Hewe,Qede,Rınde,Firaset,Fide,Xece,Züeyra,Sare,

  Wecidaa,Beriwun,Zırav,Zive

  Keje,Newşe,Zarac,Sare,Mızgin,Kewe,Derde ismi ençok bulunan isimlerden

  birkaçı,

* Zuexpa köyünde dikkatimi çeken bu isimler'in hepsi kürdçe/kırdki

   diyalektiğine aittir.

* Zaten 30 yıllık ulusal kurtuluş mücadelesinin ivme kazanmasıyla köyün 

  birçok duyarlı genci çocuklarına Kürdçenin diğer diylektiği olan Kurmanciden

  de isimler takmaktadırlar.

* Bu isimlerin detaylarina girmeyeceğim. 

* Yukarıda yazdığım isimler 1980 öncesinde köyde en revaçta olan isimlerdir.

* Bu isimler halk arasında yazıldığı gibi bilinmesine rağmen

* Türk devletinin nüfus memurları bu isimleri nufus kütüklerinde 

   türkçeleştirerek veya kırdki/zazaki dilinin ahengini bozarak kayıt etmişlerdir.

* Bir iki numune vermek istiyorum. Babamın halk arasında,köyde yakın akraba

  çevresi içinde ismi Keko olarak bilinir. 

* Ama nufus kütüğünde ise bilinçli olarak KEKÎ olarak tescil edilmiştir.

* Bayan isimlerinden XECE ismide genelde XECE-SIYABEND öyküsünden

   etkilenerek takılan bir isimdir. 

* Türk nüfus idaresi bu ismi kendince çevirerek HATICE olarak nufus

   kayıtlarına geçirmiştir.

* Zuexpa daki coğrafik yerlerinin kırdki isimleriyle bayan ve erkek isimlerinden

   en çok kullanılan kırdki isimleri hatırlatmaya çalıştım. 

* Zuexpa köyü kırdki/zazaki kültürünün en doğal ve zengin yaşandığı köylerden

   biri olduğunu söyleyebilirim.

Köyüm Zoxpa'la ilgili şimdilik bu bilgileri sizinle paylaştım.Îlleriki dönemde ekonomisi, tarihi yaşamından kesitler ve coğrafyasıyla ilgili bilinmiyenleride paylaacağım,

  Selam ve saygılarımla,

                                                                             Orhan Zuexpayıc.


17 Nisan 2015

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM GUEWDERE AŞIRETÎ ÜZERÎNE BÎLGÎLER

                       ÜÇÜNCÜ BÖLÜM



      GUEWDERE AŞIRETÎ ÜZERÎNE BÎLGÎLER

1- GUEWDERE AŞÎRETÎNDE DÎL, ÎNANÇ;TARÎKATLAR

    BAŞTA OLMAK ÜZERE ÇIKAN ÖNEMLÎ DÎNΠ

    ŞAHSÎYETLER ?





                           GUEWDERE GEYDMEM KÖYÜ



 

- Guewdere aşireti üzerine ikinci bölümdeki yazımda da bazı dostların yorum ve eleştirileri oldu. 

- Çok yapıcı ve çok mantıklı değerlendirmeler olduğunu şimdiden söyliyeyim.

- Guewdere aşiretmi,mıntıkamı ? aşiretler birliğimi desek birçok tanımlamalar yapıldı.

- Bunun yanında Guewdere'de HACI ve PARSÎ kan bağından dolayı iki aşiret olarak

  görebiliriz diyenler oldu. 

- Tabi burada DAKUN kan bağı olmadığı için aşiret degil mıntıka olarak görenler oldu.

- HACI ve Kısman aşireti Siverekteki Bucak aşiretyile kan bağı ile ilişkı olduğu  

  yorumları yazıldı.

- Ayrıca aşiret tanımını bölgede birkaç köy bir araya gelerek dış baskılara karşı kendini

  korumaya alan birliktelikten bahs edenler oldu.

- Guewdere aşireti veya mıntıkası sayılan bu coğrafyadaki köyler arasında büyük

  düsmanlıklar yaşandığınıda örnekleri verildi.

- Örnegin Hor köyü ile Xeylan köyü arasında 193 kişinin yaşanan düşmanlıklardan

  dolayı bedel ödendigi bilinmektedir.

- Bu iki köy ileri gelenlerinde Xeylan'dan Erebun ailesi ile Hor köyünden

  MOMEDUN'lar Key Ağa Şer arasında yaşanan olayda esir değiş tokuşları

  bölgede halen konuşulmaktadır.

- Yine Parsiyan Xeylan arasında, Miyalan köyünde son dönemlerde KAYA ve KILIC

  barığları arasında yaşanan olaylar

- Xeylan Geydmem arasındaki yayla anlaşmazlıkları,

- Zuexpa ve Xeylan arasında 1900'lu yılların başında  yaşanan olaylarda ölümler

  yaşandığı bilinmektedir.

- Kısaca aynı aşiret ve mıntıkada olmalarına rağmen bırakın çevre köy ve aşiretlerle 

  savaşmayı kendi ararlarında bile çok talihsiz olaylar yaşanmıştır. 

- Bu yazdıklarım hepsi realitedir.

- Tüm bu bilgileri iyi analiz etmeden ve bilim süzgecinden geçirmeden  doğru sonuçlara

  ulaşamayız. 

 

****************

- Guewdere aşireti yazdığım yazılar ve yapılan yorumlardan anlaşılacağı üzere homojen

  bir yapıya sahip değildir. 

- Sadece Guewdere aşiretinde bu karmaşalık yoktur. Bölgede Kırdki/zaza aşiretlerin

  çoğunda bu durum vardır.

- SIWON;VARARAD,NEQŞAN,ŞIRNAN,PUEG mıntıkasında da bu

  karmaşalıkların olduğunu söyleyebilirim. 

- Örneğin Çolig'de ŞÎRNAN aşireti olan bölgede BEKÎRÎ olarak tanimlanan büyük

  bir topluluk vardır. 

- Hernekadar çevrede ŞÎRNAN'lı olarak bilinselerde bölgedeki diğer çevreler 

  tararfından BEKÎRÎ olarak anılırlar. 

- Yine PUEX mıntıkasında ŞABAN köyünde ELAN  ve RAMAN barığlarını 

  örnek verebiliriz. 

- REMUNLAR kendilerini Batmandaki RAMANLARLA aynı kabileden

  olduklarını söylüyorlar.Bu akrabalık ilişkileri aileler arasında yakın döneme kadar

  devam ediyordu.

- Malumunuz Bekiri aşireti BÎTLÎS  başta olmak üzere Kürd coğrafyasında 

  çok geniş bir nüfuza sahiptir.


***********

- Guewdere aşireti,mıntıkası adına ne derseniz deyin bir bütün

  olarak Kürdçe'nin lehçesi Kırdki/zazaki dilini konuşuyorlar.

- Çevresindeki komşu köyler,aşiretlerde istisnasiz hepsi aynı dili konuşurlar.

- Guewdere mıntıkası inanç olarakta suni/şafi inacına sahiptirler.

- Bu coğrafyadaki yaşayan insanlar ulusal ve dini değerlerine  bağlı bir

  topluluktur.  

- Bunu gerek bölgede faliyet gösteren tarikatlar başta olmak üzere, Şeyh Said 

  hareketine yaptıkları katılım ve devletin burada uyguladığı katliam ve

  baskılardan da anlayabiliriz. 

- Bunun yanında bu inanç ve gelenek son 40 yıldır Kürd coğrafyasında yaşanan 

  savaşta'da Guewdere mıntıkası yine baskı,zulüm ve köy yakmalarda nasibini 

  hemde en ağır şekilde almıştır. 

- Guewdere ençok bu savaşta gerillaya katılan ve şehid veren bölgedir.

- Devletin köy yakma,yıkma ve göçertme politikları sonucunda Guewdere

  mıntıkası adetta tarumar edildi. 

- Doğa harkası Züwer köyü 1990'li yılların başında 1993-94 yılında bir gecede

  ani devletin baskınıyla insanları bir araya toplayarak ağır işkencelereden

  geçirilmiştir. 

- Züverlilere eşya ve temel ihtiyaçlarına fırsat verilmeden köy boşaltılmıştır. 

- Ve anında köy yakılıp,yıkılmıştır. 

- Yine çok kısa bir süre geçmeden benim köyüm Zuexpa aynı akıbete 

  uğrayarak köye budefa bir gece fırsat verildi. 

- Alacaklarınızı alın ,yarın sabah köyü yakıp yıkacağız. 

- Eğer köyde kalan insanlarda varsa infaz ederiz. 

- Zuexpa köyüde yakılıp,yıkıldı asırlık ceviz ağaçları atılan zararlı ilaçlarla

  kurutuldu. 

- Adetta doğa katliamı köyüme yaşatılar.

- Bu zülüm çevre köylerde de yaşandı Örnegin Xeylan gibi kadim bir köy

  geçmişte 200,300 haneli köyde iki ev , Geydmem köyü hakeza 50,60 haneden

  2,3 hane ev kaldı. kalanlarda genelde yaşlı insanlardı. 

- Hatek köyü hakeza boşaltıldı. Bunun yanında diğer çevre köylerde de nüfuslar

  yarı yarıya düştü. 

- Tabiri caizse köylerde genç kalmadı.


GUWDERE MINTIKASINDA TARÎKAT VE ETKÎN OLAN ŞEYHLER?

 

- Guewdere mıntıkasında etkin olan tarikat Nakşibendi tarikatıdr. 

- Bu tarikatın Kurdistanadaki Barzani ailesi ,Şeyh Ubeydullah ve Şeyh Ali 

  Septi üç ayağını oluşturan en önemli kolarıdır. 

- Guewdere mıntıkasında'da Şeyh Ali Palewi'nin nakşi  tarikatına ağırlıklı 

  bağlı bir aşiretir. 

- Şeyh Ali Palewi bu bölgede özellikle  Kelaxsi,Melekon,Çan Şeyhlerine kendi

  tarikatlarının halifelik ünvanını vermiştir. 

- Guewdere'de ağırlıklı olarak Kelaxsi şeyhleri başta olmak üzere,Çan Şeyhleri

  ve Şeyh Ali Palewi'nin Palu kanadından özellikle Şeyh Hasan efendinin aile

  çevresinin büyük bir etkinliği vardır. 

- Bu konuyu biraz açmak istiyorum. 

 

KELAXSÎ ŞEYHLERÎ :

 

 - Bu ailenin "KEY KEKUN" köyü isminden de anlaşılacağı gibi Siwon

   mıntıkasında KO SPI'nin eteğinde bulunan Kelaxsi köyündendirler. 

- Bu köydeki türbe Şeyh Mustafa Efendi'ye ait olup, Şeyh Mustafa döneminde

  halifelik ünvanını alırlar. 

- Şeyh Mustafa 1925 hareketinin Xarpet cephe komutanı Şeyh Şerif'in

  babasıdır.

- Kelaxsi Şeyhleri'nin köyleri coğrafik olarak Siwon mıntıkasinda olsada

  ağırlılkı sosyal ve tarihi ilişkileri Guewdere aşiretiyle daha çoktur. 

- Çünkü Şeyh Mustafa'nin eşi örneğin Guewdere Xeylan köyündendir. 

- Yine üç erkek çocuğundan malumunuz Şeyh Şerif Efendi hiç evlenmedi. 

- Ama diğer iki çocukları örneğin Şeyh Hüsen'in eşlerinden enbüyüğü Miyalan 

  köyünden, yine Şeyh Tahirin eşi Guewdere/Pul köyünden olduğunu görebiliriz.

- Yine kızlarından VINYER'ın köyünde evli olanlar hakeza vardır. 

- Yine Şeyh Hüsen'in çocuklarına baktığımızda bunlardan Şeyh Burhaneddin

  Efendi,Şeyh Muhyeddin efendi,Şeyh Abdulhamid efendi'nin ikinci eşi başta

  olmak üzere ablası Guewdere  mıntıkasında evlilik yapmışlardır. 

- Şeyh Şerif Efendi 1925 hareketi başladığı dönemlerde de Xarpet cephesine

  ilerlerken büyük gücünü Guewdere mıntıkasında toparlayarak Xarpet

  cephesine doğru yürümüştür. 

 - Kürd tarih kaynaklarında belki dikkatinizi çekiyordur, Gökdereli Şeyh Serif

   diyiyorlar. 

- Bazı kaynaklarda da DÎKVAN'lı Şeyh Şerif diyiyorlar. 

- Şeyh Şerif efendiye Gökdereli nitelemesini araştırdım. 

-Büyük ihtimale geçmişte yanlış bir bilgi yazılım sonucu araştırmacı ve

 tarihçilerin bu yanlış ve hatayı hep tekrar tekrar referans olarak

 gösterip,günümüze kadar gelmişlerdir.

- DÎKVAN kelimesi üzerinede Şeyh Şerif'in torunlarından Müjdat Bilgin hocayla

  geçenlerde fikir teatisinde bulunmuştum. 

- Bu konuda kesin olmamakla beraber DIK kökü DAK-UN mıntıkasindan 

 (DAK) , VAN köküde VAR-ARAD mıntıkasından (VAN) alındığı yönünde kesin

  olmamakla beraber bir yorum yapmıştık.

- Bu isimlerin argümanlarını fazla bilmiyorum. 

- Ama Gökdere isimi Şeyh Şerif'in akrabalık ilişkileri ve genelde oluşuturduğu

  savaşçı güçlerini bu bölgeden ağırlıklı olmasından kaynaklı

  olabilir,düşüncesindeyim. 

- Yine bu ailenin gerek Dakun gerekse Haciyan mıntıkasında genelde bir 

  ağırlığı olduğunu görebiliyoruz.


ÇAN ŞEYHLERI : 

 

- Ağırlıklı bu ailenin etkin olduğu bölge Çolig çevresi,merkez başta olmak

  üzere kısmende Guewdere mıntıkasinda da etkinlikleri vardır.

- Çan şeyhlerinden özellikle 1925/te idam edilen Şeyh Îbrahim'in oğlu Şeyh

  Nizameddin uzun süre Miyalan köyünde ÎRŞAD faaliyetlerinde bulundu. 

- Şeyh Îbrahim'de Şeyh Said 'in kız kardeşi Zekiye hanımla evliydi. 

- Aynı zamanda Şeyh Nizameddin Dakun mıntıkasındaki köylerde de etkinliği

  vardı. 

- Bunun yanında Şeyh Hasan Efendinin oğlu Şeyh Arif efendi'de fazla ilim

  derinliği olmamamkla beraber abdal,sufi kişiliği yanında halk arasında

  kerametleriyle Guewdere mıntıkasında bir etkinligi olduğu hala konuşulur. 

- Şeyh Arif efendi Şeyh Said efendinin küçük kız kardeşi Sıddıka hanımla

  evliydi. 

- Sanırım Guewdere aşireti için bu iki örnek yeterlidir.

- Çan Şeyhleri,  Şeyh Ali Palewi ailesiyle evlilik kurumu ile en çok ilişkisi 

  olan kanadıdır. 

- Palu merkez şeyhleri başta olmak üzere  Xınıs kanadında da  ençok evlilik 

  kurumu Çan Şeyhleriyle olmuştur. 

- Örneğin Şeyh Ahmed Çaneweinin üç kızı vardır. 

- Üç kızıda Palu ve Xınıs Şeyhleriyle evlidir. 

- Hakeza Çan Seyhleride aynı şekilde Palu şeyhleriyle evlidir. 

- Îdam edilen Şeyh Îbrahim Şeyh Said'in kızkardeşiyle,Şeyh Celaleddin hakeza

- Şeyh Said efendinin kızıyla, Şeyh Arif ,Şeyh Fahri,Şeyh Nizameddin hepsi bu

  aileden evlidirler.

- Şeyh Ali Palewi'nin seceresi ile ilgili elimde yazılı kaynaklar vardır.

- Eğer bu evlilik kurumlarını tek tek yazarsam inanın iki ek bir yazı kaleme 

  almam gerekir. 


GUEWDEREDEKÎ PALU ŞEYHLERÎ

 

- Guewdere'de Palu şeyhlerinden yerleşik aileler de vardı. 

- Örneğin Şeyh Hasan/Şeyh Feyzullah-Mehmet Zeki efendi Tanzut köyünde

  ikamet ediyordu. 

- Mehmet Zeki Efendi Şeyh Hasan Efendinin torunuydu. Annesi Fakide 

  hanımda Şeyh Said efendinin kızıydı.

- Mehmet Zeki Efendi'nin büyük oğlu Şeyh Feyzullah Züver köyünde ikamet 

 ediyordu. şeyh Mehdi ve Kutbeddin efendi'de ÇILKANI (Yeniköy) de yine

  Guewdere aşiretine mensup köyde ikamet ediyorlardı.

- Kısaca detaylara girmeyecegim Mehmet Zeki efendi ve çocukları ağırlıklı

 olmak üzere  Guewdere nin Dakun,Haciyun,ve Parsi bölgelerinde etkinlikleri 

 vardır. 

- Bunun yanında Palu'da Şeyh Hasan efendi'nin diğer çocuk ve torunlarıda 

  Guewdere ile sıkı ilişkileri vardır.

- Şeyh Said efendi'nin oğlu Şeyh Selhaddin Efendi'de her yıl tıpkı babası gibi

  Xınıs'ta çıkıp Palu çevresine ÎRŞAD faaliyetleri yürütüyordu.   

- Şeyh Selhaddin Efendi icin Qarebegan başta olmak üzere,Guewdere 

  mıntıkası onun için bir üs bölgesi desek yerindedir.


*****************

- Guewdere mıntıkasında sınırlıda olsa özellikle Geydmem, başta olmak üzere

  sınırlıda olsa Zuexpa,Xeylan başta olmak üzere Şeyh Haydar Baba'nin etkinligi

  vardır. 

- Şeyh Haydar baba hem Kadiri hemde Nakşi geleneğinden gelir. 

- En son icazetnamesinide Nakşibendi kurallarına göre Şeyh Hasan Palewi'nin

  halifesi Hacı Cuma efendiden almıştır.

- Sarıcan kökenli olup,Gözerekte kalan meşhur Molla Muhamed ,Seraçurlu 

 Molla Ahmed ve Geydmemli Molla Bahri efendinin bölgedeki kurdukları 

 medresede ÎRŞAD faaliyetleri Hacı Haydar Baba'nin öncülüğünde büyük

 ilgi gördügünüde belirtmek isterim.

- Haydar baba , 1925 yılında Şeyh Said hareketine  karşı olmasına ve asla

 karışmamasına rağmen, sürekli takibe ve tacize uğramıştır. 

- Bu devletin politikasıdır zaten. Hareket bastırıldıktan sonra devlete destek

  sunan önemli şahsiyetler hemen hemen çoğu sürgün edilip,susturulur. 

- Bir önceki yazımda da belirtmiştim. 

- Ardürekli Feyzullah Koç'un verdigi röportajda babası harekete destek

  sunmadığı ve kaçındığı halde, türk devleti için ilerde tehlike arz edeceği için

  Hor köyünde kardeşi ve kalabalık bir gurupla, ateşe verilip yakılmıştır. 

- Ayrıca ailesi Niğdeye sürgüne gitmektende kurtulamadı.


***********************

Guewdere mıntıkasında önemli dini şahsiyetlerde çıkmıştır. 

- Tabi bu konuda fazla detaylara girmeyeceğim. 

- Önemli bazı şahsiyetleri hatırlatmak istiyorum.

- Molla Mustafa "Malley Heci" Xeylun"

- Molla Bahri Tunç "Geydmemi",

- Molla Mustafa Koç "Ardürekıc"

- Mola Zülküf (Xeylun cer")

- Molla Ehmed Çılkuni,Gezik "Xeylunıc

- Molla Ehmed Akkaya (Züverıc)

- Molla Abdurrahman Turgut (Züverıc)

- Malley Key Saf (Züverıc)

- Malla Said Ertürk (Xeylunıc)

- Malla Hesen (Hatekıc)

- Müftü Molla Zeki Bulut (Zuexpayıc)

- Molla Mahmud Bulut (Zuexpayıc)

- Molla Zülküf Demirtaş Werıc (Îlahiyatçı)

 

 - Guewdere mıntıkasında bu listeyi uzatmak mümkündür.Îsimlerini 

   yazmadiklarım ummarım anlayışla karşılanır.



*************

 

- Guewdere aşiretinin 1925 Şeyh Said hareketindeki konumu,   haretkete

  önplana çıkan önemli şahsiyetlerin isimleri ve şehidleri, ile yakın dönemde bazı

  siyasi ve aydın kimlikli şahsiyetlerden bazı örnekler,

 

- 1925 Şeyh Said hareketinde Guewdere mıntıkası tabiri caizse büyük katılım

  sağlamıştır. 

- Şeyh Şerif Kelaxsi'nin bu bölge üzerindeki etkisi yadsınamaz. 

- Miyalan,Xeylan,Züver ençok katılım sağlayan köylerin başında gelir.  

- Tabi diger köylerde de katılım vardır. 

- Bunun yanında hareketin karşısına bu bölgeden çıkan çetelerde, modern

  tabirle köy korucuları işbirlikçi hainlerde azda olsa çıkmıştır.

- 1925 hareketinde Guewdere mıntıkasında ön plana çıkan önemli Kürd

  direnişçilerden  birkaç örnek vermek gerekirse, Mırrı'li Yib Mehun, Züverli

 Şahin El Cındun, Miyalan'dan Far Şem Heyun,Vınyerinli Hacı Enwer

 Baynun,Xeylanlı Sel Erebun ön plana çıkan ve hatırımda olan şahsiyetlerdir. 

- Bu örnekleri Guewdere'de çoğaltmak mümkündür.

 - Xeylanlı SEL Erebun 1925 hareketinde Şeyh Şerif Efendi Xarpet istikametine 

   doğru ilerlerken, Palu kaymakamlığına Çolig/Musyanlı DERVIŞ Bürçünü ,

  yardımcılığınada Xeylanlı Sel Erebunu atadığı halk arasında biliniyordu.

- Merhum babam çok iyi hatırlıyorum derdiki ! Dervis Bürçün  sohbetlerinde

  kırdki/zazaki (m vist hot ruec Palıd kaymukame kerd) ben Palu'da 27 gün

  kaymakamlık yaptım sözü hala hafızamdadır.

- Yine Guewdere mıntıkasinda ön plana çıkan isminden en fazla söz ettiren Kürd

  kadınlarindanda bir kaç örnek vereyim. 

- Mırrili Gorexan,Xeylanlı Sare Erebun ve Zuexpali Niaja Şeyla aklıma gelen

  önemli üç isimdir. Bu kadınların hayat hikayelerinide yazdım. 

- Bu üç Kürd kadınınında eşleri 1925 hareketinde şehid edildiler. 

- Bu üç kadının eşlerinin şehadetinden sonra omuzladıkları sorumluluklarından

  dolayı bölgede halen isimleri saygıyla anılmaktadır.


************

- Guewdere mıntıkasında son 35 yılda Kürd siyasetinde önemli siyasi kimlikli

  insanlar da  çıkmıştır. 

- Bunun yanında son 35 yıldır silahlı mücadelenin başlamasıyla'da bölgede

  gerillaya yoğun katılımda olur. 

- Çevre mıntıka ve aşiretlerde en çok katılım bu coğrafyadan çıkmıştır. 

- Örneğin Züver,Xeylan,Ardürek,Tanzut,köylerinde gerillaya ençok katılım 

 sağlayan köylerin başında gelir. 

- Tabi diğer  köylerde de katılımlar olmuştur.

- Guewdere'nin 1984 yılında başlayan kirli savaşta şehadete ulaşan gerilaları

  yazmaya kalkarsam belki 100'ün üzerinde olduğu için detaylar girmeyecegim.

- Guewdere mıntıkasında siyasi ve aydın birkaç önemli isim daha vermek

  gerekirse Kırdki/zazaki dili üzerine kitapları bulunan Züverli Harun Turgut, 

 Vate dergisinin editörü Ardürekli Mehmet Uzun,PKK hareketinden ayrılan

 Tanzut'lu Selim Çürükkaya'nın çıkardığı kitaplarıyla en tanınan kişilerin

 başında gelirler. 

-Guewdere mıntıkasında T-KDP hareketinin özellikle1980 öncesi çok önemli

 bir calismasi vardi. 

- Ve cok önemli kadrolar bu mıntıkadan çıkmıştır. Vinyerınden

  Ferhat Aydın,Pul'den Ahmet Kasımoğlu,Züvyerden şehid Hüseyin Akkaya 

  Wuerden Zülküf Demirtaş, Şeyh Said Özsoy gibi akla gelen ilk isimlerdir.

- Yine PKK davasında ilk idam kararı alan Diyarbakir zindan direnişçisi 

  MIRRI'li Orhan Aydın, 

- Elazığ'da katledilen Kawa hareketine yakın Kilebanlı Direh amcanın oğlu

  Alirıza Koşar,

- Malatya'da faşistler tarafından katledilen Ardürekli Enver Koç,

- Diyarbakır zindan dırenışçısı olup, felç geçiren Geydmemli  Cemal MÎRAN,

- Özgür Politika gazetesi genel yayın yönetmeni şehid Züverli Gurbetelli 

 Ersöz,Awrupa'da tanıdığım aydın ve siyasi kimlikli Geydmemli Murad

 Dağdelen gibi şahsiyetler dikkat çekmektedir. Bu liste dahada uzatılıabilinir.

Guewdere mıntıkasında yakın dönem Kürd ve Türk legal siyasetinde önemli 

şahsiyetler vardır.

- Örneğin Selhaddin Demirtaş BDP eş genel başkanı Guewdere/Hatek

  köyündendir.

- Ailesinin yakın akrabalarıya köyde yaşanan düşmanlıktan dolayı Diyarbakıra 

  göç etmişler.

- Yine Elazığ'da Molla Bahri Guewdere/ Geydmemi'nin oğlu Ahmet Cemil Tunç

  Xarpete birkaç dönem milletvekiliği yanında devlet bakanlığıda yapmıştır.

- Bunun yanında Çolig'de bir dönem Belediye Başkanlığı yapmış aydın ve politik

  düşünceleriyle tanınan Miyalanlı Selhaddin Kaya'da önpalana çıkan önemli

  şahsiyetlerdir. 

- Yine Çolig'de bir dönem reislik yapan MIRRI'li Feyzullah Karaslan,

-Guewdere aşireti mi ,mıntıkasımı desek coğrafyasında tarih,siyaset inançsal 

 ve sosyal dokusuyla ilgili bir profil çizmeye çalıştım. 

- Doğrusu çok detaylara mümkün olduğunca girmedim. 

- Belki yazı yayınlanırsa yapılacak yorum ve tartışmalarda detaylarada girilir. 

- Tabi bu bilgilerden bilmediklerimiz ve yeni duyacaklarımız zenginligimizdir. 

- Bu çalışmamda eksik ve yanlışım olabilir. 

- Bu konuda dogru bilgi sunanlara şimdiden teşekkür ederim. 

- Ummarım bu bilgileri herkes anlayışla karşılar. 

- Siyasi,köylücülük, akrabacılık gibi dar düşünceli polemiklere girmeden

  herkesin birbirini anlayışla karşılaması en büyük dileğimdir.

- Bir realiteye deginmedende geçmiyeceğim. 

- Elbetteki her insan bir yakını, çevresinden bır insanı,kardeşi hatta aşiretinden

  iyi insanlar anıldığında haklı olarak iftahar eder. 

- Bu durum o insana birşey kazandırmaz. 

- Ancak o kişi kazanılan ve değer verilen şeylere layık ve bağlı olursa itibar

  kazanır.

- Yine bir ge.miöte ailesi,yakını ve sosyal çevresi olumsuzluklarla anılabilinir.

- Bu olumsuzlukları görmek, öz eleştiri ile medeni bir cesaretle bu yanlış

  ve haksızlıklara karşı bir tavır alırsa itibar kazanır.

- Kısacası kimse geçmiöteki  dedelerinden kalan iyi bir mirası kendi çıkar 

 ve maenfaatleri için kullanırsa , yani mirasına ihanet ederse ,bilsinki tarihe

  itibarsız biri olarak anılır.

- Herkes kendi yaptıklarıyla sorumlu olduğunu bilmesi gerekir.

- Guewdere aşireti ve mıntıkası üzerine son bölümdeki bilgileri sizinle 

  paylaşıyorum. 

- Ummarım, Guewdere mıntıkasındaki insanları sınırlıda olsa bilgilendirdigimi 

  düşünüyorum. 

 

Selam ve saygılarımla,         

 

 

                                             Orhan Zuexpayıc